8 Yorum

Yorganlara sarılıp ağladım

Konuk Yazar LoLo, yazılarına devam ediyor. LoLo’nun tüm yazılarını LoLo’nun İlişki Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz.

***

LoLo’yu tanıtan yazıyı yazarken “… yeri gelince yorganlara sarılıp ağlatan… her şeyi paylaşmalıyım!” derken şöyle bir durup düşündüm… “O kadar mutluyum ki, inşallah bir gün böyle bir konu başlığı atmam.” dedim. Ve “Secret” çalıştı, bu cümleyi aynen kendime çekmiş bulundum.

Sıradan güzel bir gündü. Akşam sevgilimi yakın bir arkadaşımla tanıştıracaktım. Gün içinde çok stresli olduğunu biliyordum. Akşam beni evimden aldı ve gideceğimiz restorana doğru yola koyulduk.

Sevgilimin sevmediğim bir huyu var. Benimle üst üste dalga geçmesinden hoşlanmıyorum. Evet, ciddi değil, dediği her şeyi sadece dalga geçmiş olmak için söylüyor, ama rahatsız oluyorum. Ağaçkakanın ağacı delmek için aynı noktaya sürekli vurmasına benzetiyorum bunu. Birincisi erkek arkadaşım olduğu, ikincisi yaşça benden büyük olduğu (40) için beni küçümsediği hissine kapılıyorum. Küçükken babam şakayla beni her kızdırdığında nasıl hissediyorsam, aynı şekilde hissediyorum.

Daha önce defalarca uyarmama, hatta bununla ilgili tartışmış olmamıza rağmen, benzer bir sahne yaşandı:

“Pazarlamacısın işte ne olacak…”

“Ne? Arkadaşının arabası yok mu? Yaşınızda ne varmış? Küçülün de cebine girin.”

“Ne? Arkadaşının geçen sene ne iş yaptığını bilmiyor musun?”

EVET BİLMİYORUM.

Yaklaşık 10 dakika içinde yaşanan bu konuşma, yerini 30 dakikalık bir suskunluk sürecine bıraktı. Restorana gittik ve sevgilim sessizliğini bozdu. Bağıra çağıra. “Bıktım artık! Her Allahın günü dediğim her şey seni rahatsız ediyor. Her gün bunu yaşamaktan yoruldum! Neden sadece şaka olarak algılamayı denemeyip bana surat yapıyorsun!”

Her gün mü? Bıktım mı? Dört ayda mı? Ben başka bir adamla birlikte oluyor olabilir miyim? Bizim her günümüz çok ama çok mutlu geçer?

Yukarıdaki cümleleri sarf etmeye devam ederken yüzünün, elinin, kolunun aldığı haller, beni çok korkuttu. Dört aydır nerdeyse her günümü beraber geçirdiğim adamı tanıyamadım. Bana zarar verebileceğini bile düşündüm. Sanki karşısında aynı anda patronu, sinir olduğu iş arkadaşları, hayatında ona zorluk çıkaran tüm insanlar, hep birlikte ona saldırıyordu. O da tüm hıncını benden, çok sevdiğini iddia ettiği kadından çıkarıyordu.

Hiçbir şey söyleyemedim. Zaten bu tür kavga zamanları dilim tutulur, hiçbir şey söyleyemem. Söyleyemediğim ve çok korktuğum için ağlamaya başladım; bunu yapmaktan hiç hoşlanmamama rağmen.

Dalgalar durulunca konuştuk. Defalarca konuştuk. Birbirimizi yapmamamız gereken şeyler konusunda uyardık.

O kavganın çıkış sebebine odaklanıyordu, bense tamamen kavga ediş biçimimize. Ben ona bir daha aynı sebeple benzer bir kavganın çıkmayacağına garanti verebilirdim. Ama o, bir daha kendini kaybedercesine kavga etmeyeceğine garanti verebilir miydi? Dünya üzerinde tartışmayan, kavga etmeyen çift olmadığına göre, bunu çözmek zorundayız.

Şimdi biraz daha iyiyiz, ama ne yalan söyleyeyim, bir kez daha kavga edeceğimiz günü dört gözle bekliyorum. Bu teste tekrar girmek ve geçtiğimizi görmek istiyorum.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

8 yorum

  1. tedirgin oldum bu yazıyı okuyunca ben.

  2. en ufak bir sorunda klişeleşmiş cevap: ben bıktım hergün / her zaman / her seferinde…… diye zaman ekleri hiç çekinmeden kullanılır. kör sağır dilsiz olmak gerekir çünkü espiri yapıyorlardır, el kol da savrulur, çirkinleşilir… nefret ediyorum tartışmaktan

  3. çağlayla &cc

    çok mutlusundur, ama 1 yanlış anlama veya alınganlık herşeyi alır götürür… bu kadar basit mi yani… ohoo 4 ay ne ki yeri geliyor insan kaç senedir tanıdığı kocasını/karısını tanıyamıyor. İyi karar ver derim. Çünkü bu sinirlilik hali davranış biçimiyse eğer, çok zorlanırsın, pişman da olursun… Umarım da öyle olmaz.

  4. mrb

    çok içten çok samimi buldum bu yazı dizisini

    ben eşimle beraber olgunlaştım sevdik ve evliliğe doğru gitti ilişkimiz hiçbir zaman bakmadım harketlerine acaba iyi bir eş olur mu ilerde diye nedense hiç böyle kaygılarım olmadı belki de eşimin çok düzgün olmasından küçük olmamızdan birbirimize olan sevgimizin büyüklüğünden belki de ilk ilişkim olmasından ve ilk çıktığım insanla evleneceğim düşüncesinin küçüklüğümden beri kafama empoze edilmesinden bilemiyorum belkihepsi Allahtan şanslıyım ki süper bir eşim(maşallah) var tabiiki bizim evliliğimizde de var tartışmalar daha doğrusu ben tartışıyorum sonra küsüyorum eşim gönlümü alıncaya kadar konuşmuyorum istiyorum ki beni şımartsın özür dilerim hatalıydım hadi barışalım desin ama eşim bunun yerine küstükten 5 dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıyor canım doruğun şuyu nerde ya da ben geliyorum bi şeyl azım mı bu da beni daha çok kızdırıyor ve küskünlüğüm uzadıkça uzuyor bazen 10 günü bile bulabiliyor evde buzgibi hava esiyor gerekli konuşmalardan ve kısa cvplardan başka hiçbir ses olmuyor kızıyorm bazen ne biçim erkek benimle beraber de olmak istemiyor demekki ki hiç gönlümü almaya çalışmıyor diyorum sebebini bile unutuyorum bazen ama içimdeki soğukluk uzadıkça uzuyor bnun babamın bizi yetiştirmesinden anneme ve ablama her zaman bir prensesmişiz gibi davranmasından kaynaklanıdığını biliyorum aynı sıkıntıyı ablamla eniştem de yaşıyor eşimle her barışmamızdan sonra uzun uzun konuşuyoruz bak bu evliliğimize zarar veriyor diyoruz bana sana yaklaşamıyorumduvar oluyor itiyorsun sanki yabancıymışşım gibi davranıyorsun diyor aşamıyorum aşamıyoruz bu sene 11 yıl olacak beraberliğimiz aşamadığımız tek sıkıntımız bu hiç değişemedik annebaba oldukdahaçok bağlandık amahiç değişmedik evt eşim çook iyi bir kere bile beni kırmadı hiçsesini yükseltmedi benimse tamtersi ama beni de bu üzüyor yani diyeceğim oki iyi düşün bazı şeyler ne sen de ne onda değişiyor hatta gelişiyor:)

    semanın ilişki günlüğü gibi oldu ama paylaşmak sitedim

    sevgiler

  5. kesinlikle evlenme

  6. yaş farkı konusundaki düşüncem, anormal olmayan farklar olmadıkça isteyen istediği yaşta biriyle olabilir şeklindeyDİ. çocuk sahibi olmadan önce..
    şimdi ise 10 yaş için bile çok fazla diye düşünüyorum. ki sizin 13 yaş varmış aranızda… artı şu an flu olarak gördüğünüz diğer problemler…
    çocuktan sonra yaş farkının ciddi olduğunu düşünmeye başladım çünkü, aynı evreden bakılamazmış gibi geliyor yaşanılan tecrübeye..
    bir de geleceği düşünüyor insan ister istemez. çocuğunuzu siz 30 yaşında dünyaya getirseniz(iyi ihtimalle)(ki 1-2 yıl içinde evlenmiş çocuğa karar vermiş olma durumunda en erken 30 olur), çocuğunuz 17 yaşına geldiğinde siz 47 olacaksınız… hala genç denebilecek bir kadın… babası da 60… bir ergenle kıyaslanınca uçurum bana göre…

  7. bir iki kavga daha geçirin derim ben..insan toz pembe değil daha farklı olan huylarını görüyor.

  8. bu yazı paylaşılalı çok oldu ama bir şey yazmak istiyorum. içime oturdu eşimle de paylaştım ama o herzamanki gibi pek bir şey sölemedi. bir çocuk gibi davrandı. (şuan karşımda masa başında çalışıyor). iş yoğunluğundan dolayı diğer şubedeyiz orda kalıyoruz tabi 5 aylık bebeğim yerini yadırgıyor hep huzursuz . dün gece 12.10 da uyutmaya çalışıyoruz bebek arabasında ileri geri sallıyoruz.babası aldı 5 dakika salladı ve çok bıkkın bir şekilde sanki bütün gün o bakmış gibiarabayı bir itti benşok.. ben ne mi yaptım hayır bağırmadım küsmedim aldıım salladım 10 dakia sonra uyudu sonra ona yaptı şeyinne kadar yanlış ve kırıcı bir şey olduğnu anlattım ama ne çare