82 Yorum

Kadının nasıl doğuracağını seçme hakkı vardır

Aşağıdaki konuk yazı, Blogcu Anne okurlarından Tijen tarafından kaleme alındı. Tijen, planlı sezaryenle ilgili dünkü paylaşımlardan sonra “Bir de bize kulak verir misin Elif” diyerek aşağıdaki e-maili gönderdi. Okunurluğu kolaylaştırmak adına yaptığım birkaç yazım düzeltmesinin dışında olduğu gibi yayımlıyorum.

***

Sevgili Elif,

Bildiğin gibi çok uzun süredir seni takip ediyorum ve son aylarda aktif olarak yorumlarımla katılmaya çalışıyorum. Blogunda doğum konusunda hemen hemen her görüşe yer verdin, normal doğum taraftarlarına, planlı sezaryen olmak zorunda kalanlara ve bir şekilde hep sezaryen olduğu için vicdan azabı çeken annelere kulak verildi. Ben tüm bunları okurken hep düşündüm ama çokça üzüldüm, hırslandım. Çünkü yazılardan ve yorumlardan çıkan sonuç, normal doğum yapmamış anneler, anneliği yaşayamamış ve normal doğum yapan annelere göre daha az annelik statüsüne sahipmiş gibi gösterildi.

Ben iki çocuk annesiyim. İki doğumumu da isteyerek (ki ilkinde bebeğim dönmemişti ama dönse de ben yine sezaryeni tercih ederdim) planlı sezaryenle yaptım. Ben istedim çünkü o acılara dayanamamaktan korktum. Hiç pişman olmadım. Bugüne kadar söylenenlerin aksine ameliyatımdan iki gün sonra dışarı gezmeğe çıktım. Ben iki doğumumu da farklı ülkelerde, ilkini İngiltere’de, ikincisini ise Malta’da gerçekleştirdim. İkisi de anne ve bebeğe saygılı sezaryen denilen koşullarda gerçekleşti. Özellikle ikinci doğumum (2008’de) tam olarak bu şartlarda sezaryen yapan bir hastanede oldu. Eşim doğum anımda hiç yanımdan ayrılmadı. Bebeğimin dışarı çıkma anında ameliyathanenin ışıkları iyice kısıldı ve bebeğim çıkar çıkmaz göğsüme kondu. Kordonu kesilirken benim kucağımdaydı. O anlarda kimse konuşmadı, yalnızca benim ve onun sesi vardı her yerde.

Şimdi ben bir daha doğursam gene sezaryeni tercih ederim. İnanıyorum ki BiR KADININ DOĞUMUNU NASIL YAPACAĞINI SEÇME HAKKI VARDIR. Hiç kimse istemediği ve kendini rahat hissetmeyeceği bir şeye zorlanamaz. Şimdi sormak istiyorum bu şekilde doğum yaptığım için, normal doğum yapan annelerden, anneliğim eksik mi? Acılar içinde kıvranmayı göze alamadığım için iyi bir anne sayılmıyor muyum? Bebeğimi kendi seçtiği bir tarihte değil de benim seçtiğim zamanda doğurduğum için evladıma kötülük mü yaptım? Evet, soruyorum herkese!

Hayır, asla! Benim normal doğum yapmış annelerden hiç farkım yok. Tek farkım, doğumumu istediğim şekilde yaşama özgürlümün olduğuna inanmam. Eminim ve biliyorum benim gibi düşünen çok anne var. Ve hepsi çok ama çok iyi birer anne.

Bence toplum olarak kafayı bu kadar normal doğum ŞARTLAMASINA takacağımıza, doğan bebeklerin yaşaması için gereken ünitelerin kurulmasını ve güvenliklerinin sağlanmasını, aile içi çocuk şiddetini, iyi bir gelecek için yapılması gerekenleri tartışmalıyız.

Eğer doğum şeklimizle anne olunsaydı, yeryüzüne inmiş binlerce melek tarafından EVLAT edinilen yavrular anne şefkatini hiç tadamazlardı.

Sevgili Elif, umarım bu konuya yer verirsin. Benim gibi hisseden çok anne var biliyorum.

İlgin için teşekkürler.

Tijen

82 yorum

  1. Sevgili Tijen,

    Birkaç haftadır taslakta beklettiğim, henüz bitirmediğim bir yazı vardı. Başlığı da Doğal Doğum Madalyası olacaktı. Doğal doğum yapan kadınlara madalya verilmediğini, onların anneliğinin doğal doğum yapmayan kadınlardan daha geçerli olmadığını, senin de yukarıda belirttiğin gibi planlı sezaryeni tercih eden kadınların “daha kötü” bir anne olmadığını düşündüğümü anlatacaktım.

    Yazımın bir yerlerinde şöyle diyecektim: “Doğal doğum, kadının anneliğinden ziyade, kadınlığına daha çok güvenmesini sağlıyor.” Evet, benim için öyle oldu. Ben her iki doğum tecrübemden sonra da bedenime daha çok saygı duydum. Kendimi daha güçlü bir kadın hissettim. Kendime, bedenime olan güvenim arttı. Doğal doğum beni daha farklı bir anneden ziyade, daha farklı bir kadın yaptı. Bu benim şahsi tecrübem.

    Doğal doğumun bir kadını daha “iyi bir anne” yaptığı gibi bir iddiam yok; hiç olmadı. Çünkü kendi tecrübelerimden yola çıkarak da anladığım gibi annelik, asıl doğumdan sonra başlıyor. Ve senin de dediğin gibi, doğurmakla anne olunsaydı iş çok kolay olur ve kendi doğurmadığı halde yetiştirdiği çocuğa, birçok biyolojik annenin veremediği sevgiyi verebilen kadınlar olmazdı dünyada.

    Seninle ayrıldığımız tek konu, doğal doğumun ön plana çıkarılmasının gerekliliği/gereksizliği konusu. Evet, elbette bahsettiğin gibi doğum sonrası bakım, cinsel istismar, ve benzeri konular da kafa patlatmak gerekiyor. Ama neden hem onlara, hem buna kafa yoramayalım ki? Türkiye’nin sezaryen doğumlarda yüzde 80 gibi bir oranla dünya şampiyonu olması yeterince vahim bir tablo değil mi?

    Sen bilinçli ve şanslı bir kadın olarak kendi şartlarını göz önünde bulundurmuş, kendi sınırların hakkında bir değerlendirme yapmış ve nihayetinde ona göre karar vermişsin. Herkes senin gibi yapsa, yapabilse, zaten bu durumda olmazdık. Ancak doktorların “Ben normal doğum yaptırmıyorum, başka doktora git” dediği, kulaktan dolma bilgilerle sezaryeni tercih eden kadınların “Kocam benimle birlikte olmaz” korkularıyla ameliyat masasına yattığı, ameliyat olurken kollarının masaya bağlandığı, bebeklerini doğumdan sonra saatlerce göremedikleri bir ülkede yaşıyoruz. Ben şahsen “bebek 37 haftalık olduktan sonra nasıl doğduğu önemli değildir” sözlerini, üstelik çok da popüler bir doktorun ağzından duydum. O kadar da değil. Kadın o kadar da bilinçsiz değil. Kendi vücudu ve şartları hakkında azıcık bilinçli olan, azıcık araştıran kadın kendisi için doğru olanı bilecek ve ona göre tercih yapacaktır. Senin yaptığın gibi. Benim yaptığım gibi.

    Sağlık sistemine düşen, anne ve bebeğin sağlığını güvenceye aldıktan sonra, onlara saygı duyarak istedikleri ve hak ettikleri gibi bir ortam yaratmak. Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça onların adına karar vermek, kadına "sen bunu bilmezsin" demek değil. Kadın, binlerce senedir doğuruyor. Doğumun evden hastanelere taşınması bile son 50-60 yıllık bir konu.

    Türkiye’de bu konuda kat edilmesi gereken çok yol var. Doktorlar “Sezaryenle doğur, yoksa ileride çişini tutamazsın” dedikçe, kadınlar da “Benim bebeğim falanca burçtan olsun, ailemizle uyumlu olsun” diye kaşını aldırırmış gibi ameliyat masasına yattıkça da olmaya devam edecek. Benim naçizane savaşım işte bu bakış açısıyla.

  2. Tijen'in yazdığı yazının bir benzerini yazmayı defalarca düşündüm.Ama henüz hiç doğum yapmamış biri olarak sürekli geri vites yaptırdım kendime…Elifcim senin anlatmak istediklerini çok iyi anlıyorum.Söylediklerinde de haklısın ama bazen acaba normal doğum yapmayan,yapamayan ya da yapmak istemeyen kadınları üzüyor olabileceğini düşündün mü? Henüz 17 haftalık hamileyim ve 29 yaşındayım.Bırakın hamileliği kendimi bildim bileli normal doğuramayacağımı biliyorum.Sebepleri benim için psikolojik ve fiziksel…Ama hiç bir haklı gerekçemde olmayabilirdi.Bir kadın olarak üzerimizde o kadar çok yük var ki bari bıraksınlar bazı tıbbi gelişmeler el veriyorsa bundan faydalanalım.Son zamanlarda normal doğum muhabbetleri inanılmaz canımı sıkmaya başladı.Evde eşim,misafirlikte kayınvalidem,işte patronum,otobüste konuşan kadınlar,televizyonda bakanlar,internette sen 🙂 Huzurlu hamilelik diye birşey kalmadı sürekli nasıl doğurucaz,doğurmalıyız? Tijen'e katıldığım diğer noktada doğumu değil doğum sonrasına ve öncesinede odaklanılması gerektiği…Biraz da bunlardan bahsetsek?

    • Evde eşiniz, misafirlikte kayınvalideniz, işte patronunuz, otobüste konuşan kadınlar, televizyonda bakanlar ve internette Blogcu Anne'ye rağmen %80.

      iyiymiş valla 🙂

    • Sevgili Duygu,

      Bak, aşağıdaki yorum, pozitif doğum hikayelerine bırakılmış:

      "31 haftalık gebeyim ve siz ve sizin gibi doğal doğumu destekleyenlere rastlamasaydım kesin sezeryan düşünürdüm fakat paylaştıklarınız bana cesaret verdi. Bu işi yapabilirim diyorum şimdi."

      İşte bunun için yazıyorum ben. Ve yazmaya da devam edeceğim. Kimseyi üzmek değil amacım. Üzülenler oldukça ben de üzülüyorum. Ancak bu ve bunun gibi yorumlar (ki hemen her hafta böyle şeyler duyuyorum) bu konu hakkında çokça yazılması, çizilmesi gerektiğini düşündürtüyor bana.

    • Sevgili Duygu,

      Normal doğum zor bir olay ve herkes bundan bahsediyor. Doğum sancıları vs. Ama sezeryanla doğum yapan kadınlar hep doğum anından bahsediyorlar, dikkatini çekti mi? Çünkü doğum anı çok kolay ama ya sonrası? Hiç kimse anlatmıyor, anlatan da "ben 2 gün sonra ayağa kalktım" diyor. Sanki ayağa kalkmakla sorun halloluyormuş gibi.

      Ben de sezeryan oldum. Bildiğin ameliyat, hiçbir farkı yok. Daha önce ameliyat olmamıştım, ameliyat olmanın ne demek olduğunu bilmiyordum. Ama kısaca şöyle söyleyeyim: Normal doğuran anneler 14 tane doğurabiliyorlar ama ben 3 tane sezeryan doğum yapan görmedim. Varsa bile bir elin parmağını geçmez. Neden acaba? MAdem o kadar kolay sezeryan ameliyatı, 3 tane daha doğursunlar o zaman? Sezeryan haricinde hiçkimse kendi ayağıyla gidip de "Ben keyfimden ameliyat olmak istiyorum" demez, demesi için deli olması lazım.

      Sezeryan kolay değil. Ameliyat sonrası, o gece, ayağa ilk kalkışın, daha sonra aylarca yürümen, gaz sancıları vs vs vs her şey ama her şey çok çok zor. Kolay doğum diye bir şey yok, var diyenlere kanma.

      • ÇokBilmiş benim normal doğum yapan arkadaşlarımdan da haftalarca oturamayanlar oldu.(şişme simit kullandılar) Buna ne diyorsun? Amacım sezeryanı övmek yada normal doğumu yermek değil…Bence her kadın kendi seçimini yapmalı ve sonuçlarına kolay yada zor katlanmalıdır…ama çevresindekilerden etkilenip istemediği bir doğum yapmakta zorlanan kadın hem her zaman pişman olur hem de doğum sonrasında mutsuz olur. Bu bence çocuklarımıza daha büyük bir haksızlık!

        Sevgiler…

        • Herkes istediği şekilde doğrumakta serbest elbette ama kimse kimseyi "ameliyatla doğum, kolay doğum şeklidir" diye kandırmasın lütfen; benim tek isteğim bu.

          Her iki doğum şekli de zor ve kendince riskleri var. Ama biri diğerinden daha "kolay" doğum değil…

  3. Tijen, teşekkürler, çok güzel yazmışsın. Buraya bir onceki yorumumu kopyalamak istiyorum.

    ….. benimki zorunlu degil istekle sez. idi. En ufak pismanligim yok, ÖLECEĞİMİ BİLSEM normal dogum yapamam.
    Normal dogumu izledim, canli olarak. Bana gore değil.
    Kardesim de ben de normal dogumla dunyaya gelmis ve bir çok sıkıntı çekmiş bebekleriz. İkimizin de köprücük kemikleri kırık, ben forsepsten ciddi zarar gördüm. Bugün olsa beni doğurtan elleri kopasica doktoru meslekten attırırım.

    Genel anestezi aldim, cok guzel bir dogum oldu, az dikis, kolay ayilma, hemen süt vermek. iki saat sonra ayakta, ertesi gün hoplaya ziplaya evde. ne sanci ne aci. ne 40 gün lohusalık, yatak döşek yatma… harikaydi, fistik gibi gecti her iki sezeryanım da..

    İstediğiniz gibi doğurun hanımlar. Hepiniz haklisiniz. Hepiniz yaniliyorsunuz…
    Bu kadar sansasyon yaratilacak bir mevzu değil aslinda ama yaratiyor işte.

    • Sevgili İpek,

      Bir insanın derisi, sonra yağ dokusu, sonra kas dokusu, daha sonra da bir iç organı kesiliyor ve akabinde de bu organlar tek tek dikiliyor. Sonrasında da bu insan hiçbir acı ve ağrı hissi olmadan zıp zıp zıplıyor. Herhalde bu insan değil, insan üstü bir varlık.

      Zira soğan doğrarken elimiz kesildiğinde bile ciddi acı yaşıyoruz, hele vücudumuzda dikiş varsa günlerce o dikiş yeri zonkluyor. Mesela 20 yaş dişini çektirenler bilir, ameliyatla alınan yere dikiş atıyorlar. Dikişi aldırana kadar kafanı öne doğru bile eğemiyorsun zonklamadan. Bu kadar basit işlemlerde bu kadar acı hisseden insan, kat kat kesilip dikiliyor ve akabinde hiççççç acı hissetmiyorsa, ben o insanı alnının ortasından öperim.

  4. Yanlış anlaşılmamak için baştan şunu söylüyorum ki annem diyabet hastası olduğu için 6,800 kg luk ikinci bebegini şuursuz bir doktor tarafından normal dogurmaya calisirken bebegini kaybetti ve kendisi de neredeyse ölüyordu. Bu çok uç ve sezeryanin şart olduğu bir durum…. Bu gibi vakaları ayiriyorum… Ben kendim 3 kiloluk bebegimi normal dogurdum ve cok memnunum….. Normal doguma cesaretimi toplarken kendi acimdan degil de bebegin acisindan düşündüm hep… Normal doğumun ona ne kadar faydali olacağını düşündüm…. YANİ annenin seçme özgürlüğü var diye bebeğin doğaya uygun doğum hakkını anne savunmazsa kim savunacak? Bunu da sormak istiyorum… İş sadece annenin haklari yada özgürlüğü olmamalı, çocuğun da normal doğma hakkı ve özgürlüğü yok mu yada olmamalı mı?… "Keyfi" sezeryanı kişisel görüş olarak doğru bulmuyorum…

    • kendi seçim özgürlüğümüzü kullanırken bebeğin normal doğma özgürlüğünü hiçe saymama konusunda size kesinlikle katılıyorum…

    • bu sefer de cocugun "dogmamayi secme ozgurlugu var mi" seklinde bir tartisma ve oradan da kurtaj muhabbeti acilir…
      abartiyor olabilirim….

      doğaya uygun dogum dogada yasayanlara gore. yuzlerce yildir dogal seleksiyon geciriyoruz. bebeklerin dogum agirligi artti, kadinlarin vucutlari da ayni kalmadi.. detaya girmeyeyim simdi…
      kisaca: dort yuzyil once yaşayan hemcinsimle aramizda daglar kadar fark var..
      binlerce yilda, 20'lik disler gereksiz hale geldi, apandis kimbilir neyin nesiydi, koreldi….
      her seyin ilaci, ameliyati cikti. bir zamanlarin oldurucu hastaliklari simdi gecistirilebiliyor. cicek salginlari bitti. kimse seker hastaligindan olmek zorunda degil, insulin bulundu. şişe dibi gözlük takmıyoruz artik, lazer ameliyati var. dişlere dolgu, hatta cene kemigine yeni dis monte etme, eklemlere yama mumkun. taa en grift yerlerimizi goren cihazlar var. sezaryan da bir tercih, mecburiyet degil.
      yapmayin yani…

      • Teknolojik gelişmeler konusunda anlatmak istediğinizi anladim. Gerci ben 400 yıl önceki şartlarla kiyas yapmamistim ama neyse…. asıl anlamadığım doğmamayı seçme özgürlüğü ve kürtaj meselesine benim yazımdan nasıl geldiğiniz konusu…. bu şey gibi…. "benim başka biri tarafından öldürülme HAKKIM var mı ?…. garip ve anlaşılmaz bir mantık (sızlık). Buna hak denmez….bence de biraz abartmışsınız…

  5. ben de planlı sezaryenle doğum yaptım,korktum o acıları yaşamaktan.O kadar çok bağıran çağıran hamile annelerin doğumuna yer verildi ki tv lerde,sohbetler de,ürktüm bende.
    Pişmanmıyım hiç bilmiyorum daha doğrusu hiç sorgulamadım.Bebeğimi kucağıma aldım onu kokladım gerisi de umurumda değil.Şuan o da sağlıklı ben de.
    Normal doğumuda merak ediyorum ayrıca. 2.ci bebeğimi normal doğumla yapmak istiyorum,gerçekleşir mi bilmiyorum 🙂

  6. Tijencim , her kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı olduğuna kesinlikle katılıyorum ama malesef her anne senin kadar şanslı değil..Hele ki Türkiye'de yaşıyorsa ..Dediğin gibi doğum şekli asla nasıl bir anne olacağını belirleyemez , sırf bu düşünceyle normal doğum yapan varsa bu da çok yanlış..Ben oğlumu kendim öyle istediğim için normal doğumla dünyaya getirdim ama yine ben kendi kızkardeşime sezaryenle doğum yapmasını öneriyorum , çünkü biliyorum ki onun acı eşiği çok düşük ve normal doğuma dayanabileceğini sanmıyorum..Yukarıda Elif'in yazdıklarına da sonuna kadar katılıyorum , malesef ülkemizde birçok doktor anneye hiç sormadan , sırf kolay ve planlı olsun diye , hatta bazen sevgili doktorun tatil planlarını etkilemesin diye !!! sezaryene alınıyor..Anne adayları da en çok doktorlarına güvendikleri için mecburen teslim oluyorlar..Elif yukarıda bahsetmiş , sezaryen sırasında kadınların kolarını masaya bağlıyorlar , benim bir arkadaşım epidural sezaryen istemişti ama masaya kolları bağlandığında çok paniklemiş ve ya kendisini genel anestezi ile bayıltmalarını ya da eşini içeri almalarını istemiş..Özel bir hastanede doğum yapmasına rağmen , doktor " bunu sen istedin , şimdi kes sesini " diyerek azarlamış ve arkadaşım " korkuyorum , nolur eşimi içeri alın " diye yalvarırken onu dinlemeden sezaryene başlamış..Sırf bu yüzden doğumdan sonra günlerce kendine gelemedi , sütü gelmedi kadının ..Bu çok uç bir örnek belki ama yaşandı işte , yazık değil mi şimdi o anneye , yazık değil mi o bebeğe..Lafı çok uzattım farkındayım ama bu konu gerçekten Türkiye'de suistimale çok açık..İnan bana bebek büyüdükçe karnı çatlamasın diye 7 aylık hamileyken doktoruyla anlaşıp sezaryen olanları bile duydum..Vallahi geçek bunlar..Dediğim gibi hem sana , hem Elif'e katılıyorum , ne Elif ve benim gibi doğal doğum yapanlar madalya almalı , ne de senin gibi sezaryeni tercih edenler " ben kötü anne miyim " hissine kapılmalı ..Ben sadece yukarıda yazdığım gibi olayların yaşanmasına karşıyım ..Bilmem anlatabildim mi ?

    • Ceren arkadaşın doktoru şikayet etti mi? Aman tanrım gerçekten korkunç bir şey bu !!!

      • Önce "şikayetçi olacağım "dedi , sonra ise " bir daha o kadının ( bunu yapan doktor da bir kadındı bu arada ) yüzünü bir daha görmek istemiyorum , Allah'ından bulsun " diyerek vazgeçti..Çok söyledik vazgeçme diye ama dinlemedi malesef 🙁

        • Türkiye'de kadınların normal zannettiği doğum da aslında normal değil ki!

          Suni sancı verilmesi, epizyotomi yapılması, NST'ye bağlanıp sırtüstü yatma zorunluluğu… Daha fazla acı çekiyorsun bu prosedürlerden dolayı. Her iki doğumumda da çok acı çekmeme rağmen aklımdaki tek şey "bebeğim için en doğru yol bu" düşüncesiydi. gelmek istedikleri zamanda, ilk nefesi düzgün alarak, ciğerleri gelişmiş bir şekilde doğdular. bu beni daha iyi bir anne ya da daha iyi bir kadın yapmamıştır elbette. ama içim rahat etti. çocuklarım için elimden gelenin en doğrusunu yaptım ben, şartlar elverdiğince. normalden korkan kadınlar gibi ben de sezaryenden deli gibi korkuyorum. 7 kat kesilmek, dikilmek, anestezi almak falan bana korkunç geliyor.

          • Evet, ben de sana katılıyorum Mehtap. İnsanlar en basit ameliyattan bile korkarken sezaryenden korkmuyorlar, ben de bunu anlamıyorum.

            Ben de normal doğum yaptım, belki de normal doğumların en kötüsünü en vahşisini yaşadım (suni sancı, epizyo, ve forseps), ardından lohusalık depresyonu geçirdim. Ama şimdi yine doğuracak olsam yine normal doğumu tercih ederim ancak, farklı bir doktorla 🙂 Ve tıbben gerekmedikçe beni 7 kat kesmelerini istemem.

  7. Tijen Hanim, duygularima tercuman oldunuz. Cok tesekkur ediyorum. Sevgiler.

  8. Ben de sonuna kadar normal doğum olsun diye bekledim ama suyum iyice azalmaya başlayınca 39+4 te sezeryan olmak durumunda kaldım…Çok şükür sağlıklı bir oğlum var.Hayat bu bize ne süprizler hazırlayacağını bilemiyoruz..

  9. Tijen eline sağlık ,çok güzel yazmışsın.sezeryanla doğum yapanlar,yani ben normal doğum ile çocuk sahibi olanlarıda alkışlamıyor değiliz yani…Yürekliymiş diyorum.Bravo diyorum alkışlıyorum.ama Sezeryanla doğum yaptım çok üzüldüm ,ah ,vah da demek çok yanlış…Benim tercihim gayetde memnunum.

  10. Kesinlikle katılıyorum cok güzel dile getirmişsin :"BiR KADININ DOĞUMUNU NASIL YAPACAĞINI SEÇME HAKKI VARDIR. Hiç kimse istemediği ve kendini rahat hissetmeyeceği bir şeye zorlanamaz "

    • Bir hukukçu olarak bu konudan emin değilim. Zira hukuken kendi vücudunuza zarar vermeniz yasaktır. Hiçkimse durup dururken "Benim karnımı kesin, iç organlarımla oynayın" diyemez. Sezeryan bir ameliyattır ve vücut bütünlüğüne müdahaledir. Ancak bir zorunluluk halinde ameliyata izin verir hukuk kuralları. Ha, psikolojik olarak doğum eylemine hazır olmamak da bir sezeryan nedeni sayılabilir belki ama çatlağım olmasın diye ya da belirli bir tarihte doğsun diye sezeryan istemek hukuken kabul edilemez. Tahmin ediyorum (araştırmadım bu konuyu) doktorlar sezeryan ameliyatlarını bir nedene dayandırıyorlardır. "Tatile çıkmak için ameliyat yaptım" diye rapor veremiyorlardır üstlerine.

      • Ben bu konuda doktor olarak halamın görüşünü sormuştum. "Ben safra kesemi aldırmak istesem aldırabilir miyim?" demiştim. "Tıbbi bir sebebin yoksa etik olarak hayır" demişti, ama "Türkiye'de bulabilirsin!" diye de eklemişti.

        • Ben "etik"i de geçtim, "hukuken" nedensiz ameliyatın yapılamayacağını söylüyorum. O nedenle doktorlar her seferinde "çatın dar, bebek kilolu" vs diye bir sebep uyduruyorlar. Yoksa "anne istedi, ben de yaptım" diyemiyorlar. Doktor için ayrıca "etik" (meslek ahlakı) açısından da yanlış gereksiz olarak bir insanın vücuduna zarar vermek, tabii.

          Türkiye'de bulunur nedensiz ameliyat yapacak bir doktor ama hukuk karşısında yine de bir "neden" ileri sürmek zorundadır.

          • tüm bu yorumlara da katiliyorum ama tam anlayamadim ; bir annenin istemedigi ve kendini rahat istemedigi bir yola zorlanmasını mı savunuyorsunuz ??

            • (rahat hissetmedigi yazmak istemistim)

            • (HİSSETMEDİĞİ YAZMAK İSTEMİŞTİM )

            • Hayır, elbette değil. Aklı selim bir insanın da böyle bir şey savunacağını düşünmüyorum. Sadece kadınlarda "sezaryen olabilme alternatifi var" gibi bir bilinç olmamalı. Medeni ülkelerde olduğu gibi. Bunun içinse çok savaşmak, zihniyeti hepten değiştirmek lazım.

            • Evet, ben hukuken durumun bu olduğunu söylüyorum.

              Normal doğumu epiduralle ya da tamamen müdahalesiz yapmayı seçme hakkı var annenin.

              Ya da sezeryaı genel anestezi ya da spinal anestezi ile olma tercihlerini de yapabilir.

              Ama hukuken; normal doğum yapmak zorundadır anne.

              Sezeryan ameliyatı olmak istiyorsa tıbbi açıdan bir gerekçe göstermek zorundadır. Doktorlar da aynı şekilde yaptıkları ameliyatlar için tıbbi nedenlerini raporlamak zorundadırlar.

              Hukuken günümüzde tüm dünyadaki uygulama bu şekildedir.

  11. Tijen Hanım özellikle şu noktada size katılıyorum, normal doğum yapmamanın bir eksiklik olarak düşünülüp bunu takıntı haline getirmek gerçektende banada çok mantıklı gözükmüyor.

    Süreç içinde herşey normal doğuma uygun gidiyorsa yaparsın yok değil riskleri varsa yapmazsın. Ne kadar seçme hakkı bizde gibi düşünsekte aslında biz sadece yönlendirebiliyoruz ama süreci tam yönetmek zaten mümkün değil. Bir insanın korkuları olmasıda çok doğal sonuçta bu yargılanabilecek bir durum değil. Benim tavsiyem hayatı geldiği gibi yaşayabilmek.

    Sezeryana yönlendiriliyorsanız ve istemiyorsanız bunun sebeplerinin gerçekliğini ve gerekliliğini 2.3. bir görüş daha alarak kendi içinizde onaylamak önemli. Hiç unutlumaması ve atlanmaması gereken konu bebeğin ve annenin sağlığı. Doğum yada sezeryan hiç bir kadın kolay bir şey atlatmıyor, sonuçta bir can geliyor dünyaya bunun sorumluluğu gerçekten çok büyük.

  12. Doğum konusunda soru soran hamile arkadaşlarıma hep aynı şeyi diyorum: "bebeğinle kavuşma anı eşi benzeri olmayan bir deneyim. nasıl doğurduğundan ziyade o anı nasıl hatırladığın çok önemli."
    Bence önemli olan güzel bir doğum hikayesine sahip olmak.

    Her ne kadar normal doğum taraftarı bir insan olsam da, normal doğuracağım diye inat edip kabuslar yaşayan tanıdıklarım var ve insanın ne kendini ne de bebeğini bu kadar zorlamaması ve yormaması gerektiğini düşünüyorum.

    Ben harika bir normal doğum yaptım ama kendini bilip, yok ben normal doğuramam diyen insanlarını da anlıyorum.(Doğurduktan sonra daha çok anlamaya başladım çünkü evet,normal doğum harikulade ama kolay iş değil) Ancak planlı sezaryenden ziyade, tıbbi gereklilik yoksa doğumun başlamasını beklemeleri gerektiğine inanıyorum.

    Elif'in yazdıklarının normal doğum yapmayan/yapamayan anneleri üzüyor olabileceğinden ziyade, normal doğumu isteyenlere de ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. En azından bana oldu!

    • Gökçen Hanım öyle duru öyle yalın öyle içten yazmışınız ki keşke sanal değil de bir gün bu sözleri (“bebeğinle kavuşma anı eşi benzeri olmayan bir deneyim. nasıl doğurduğundan ziyade o anı nasıl hatırladığın çok önemli.”) yüz yüze de söyleseniz? Buna çok ihtiyacım var. Doğumumun üzerinden 28 ay geçmesine rağmen hala psikolojik destek alıyorum.

  13. Annelik elbette ki cocugunu hangi sekilde dunyaya getirdigin ile sekillenmiyor. Onemli olan, cocugunu ne sekilde yetistirdigin, ona hangi degerleri kazandirabildigin, saglikli, huzurlu ve mutlu bir yuva saglayip saglayamadigin…Ve fakat annenin ya da bebegin cok onemli, hayati bir saglik sorunu olmadikca bir bebegin sezeryan ile dunyaya getirilmesinin cok da dogru oldugunu dusunmuyorum. Bilincsiz bazi doktorlarin, abartili dogum hikayelerinin bos yere kadinlari korkuttugunu dusunuyorum. Korku bedeni ve akli geriyor…Belki sizler cok alakasiz bulabilirsiniz ama ben bu dogum korkusunu icimize salinan ''ilk gece'' korkusuna benzetiyorum biraz. Hakkinda o kadar cok anlamsiz, abartili ve gereksiz safsatalar, hikayeler uretiliyor ki kendimizi gereginden fazla geriyoruz, devamli bir endise hali icinde oluyoruz. Insan vucudu muhtesem bir mucize. Pek cok seyin ustesinden gelebilir aslinda ama biz kendimiz buna izin vermiyoruz.

  14. ben de bu konuda normal doğum yapamayadığından üzülmek için bir nden göremiyorum. çok istememe rağmen ben de yapamadım. ama doktoruma güvenim tam olduğu için şüphem yok. ya güvenim tam olmasaydı, işte o zaman üzülür ve kandırılmış hissederdim diye düşünüyorum..

    burada altı çizilen şey bence; normal doğum isteyen kadınlarında bile bile sezeyana yönlendirildiği, kandırıldığı, bilinçsiz kadınların ise zaten sezeryana yönlendirildiği gerçeği. bir kez normalinin bu olduğunu kabul etmek gerek. sonra anne ya da bebeğin sağlığı nedeniyle tabii ki sezeryan olabilir. bu sağlığa psikoloji de dahil.

  15. Ah bu yazıya bayıldım. Hamileyim evet tek dileğim normal doğum yapmak ama ya yapamazsam ve sezaryan olmak zorunda kalırsam diye düşünüp kabuslar görmeye başladım neden mi çünk sezaryan o kadar kötüleniyor o kadar aşağılanıyor ki sanki sezaryan yapan hatta bunu isteyerek yapan kadınlar sanki çocuğunu yeteri kadar düşünmüyor sevmiyor kendi korkuları çocuğunun sağlığından daha önemliymiş gibi. Resmen utanırım gibi geliyordu sezaryan yapsam ve hep vicdan azabı çekerim gibi.

    Bence hamilelik bile yeterince bir kadının güçlü kadın yapan bir durum. Hamilelilği çok kolay geçen kadınlar bile her ay yapılan testlere kararlara vb sayesinde önemli kararlar veriyor birşeylere katlanıyor ve güçleniyor. Güçlü kadın olmak için illa doğal doğum da gerekmiyor sanırım.

    Tijen hanım kaleminize ağzınıza sağlık hamile bir kadın olarak içim rahatladı.

    Elif yazıya yer verdiğin için sana da çok teşekkürler

    • Normal doğum yapmak istiyorsanız kendinizi bu eyleme psikolojik olarak hazırlamanız gerekiyor. Eğer kabu görecek kadar ciddi korkularınız varsa doğal doğum kurslarına katılmanızı tavsiye ederim. Hamileliğim sırasında "nasıl olsa doğacak, içimde kalmayacak ya?" diye düşünerek doğum konusunda hiç araştırma yapmamıştım, çok pişmanım. İkinci hamileliğimde normal doğum için kendimi ve çevre koşullarını (güvenilir bir doktor, normal doğum ayardımcı bir hastahane ayarlamak ve çevremdeki insanların, en yakınlarımın bile doğumum ile ilgili konuşmalarını yasaklamak gibi) önceden hazırlamaya çalışacağım.

      Normal doğum yapamazsam önemli değil, sezeryan oldum diye vicdan azabı çekmem. İlkinde de çekmedim zaten. Sadece pişmanlık hissettim. Çünkü ameliyat beni ve vücudumu o kadar çok zorladı ki keşke normal doğum için şansımı biraz daha zorlasaydım diye pişmanlık hissettim.

      Ama elbette iyi anne olmakla, doğum şekli arasında uzaktan yakından bir bağlantı yok.

  16. Neyin soylendigi kadar nasil soylendigi de o kadar onemli ki bence hele konu boylesine hassassa. Yazanlar cok guzel yazmis hamilelik ve dogum cok kisiye ozel deneyimler ve bu konuda verilen tercihler de kisiye ozel. Insanlarin kendi hayatlarina dair paylasimlari cok degerli ve bu paylasimlar icin onlara tesekkur etmek lazim ama yine bunlar da kisiye ozel. Kisiye ozel seyler ancak kisinin kendisinin dogrulari olabilir. Oyledir de onlarin hayatlarii icin dogrudur. Iste bu noktada bu genel gecer dogrudur demekle bu benim dogrumdur demek arasinda cok buyuk bir fark oldugunu dusunuyorum. Ozellikle yorumlarda kendi gibi dusunmeyini yanlis dusunen olarak gormeye meyilli oyle cok sey okuyoruz ki.
    Bence herkesin yazdigi sey kendi deneyimi ve cok degerli. Baskalarinin kararlarina isik tutabilecek onemli paylasimlar bunlar. Paylasan herkese tesekkurler. Ama paylasirken kendi dogrusundan farkli kararlari yanlis, kesinlikle yanlis gibi kesin yargilarla etiketlemek yazilan seylere karsi tepki olusturabiliyor.

    Benim gonlum normal dogumdan yana ben kendi hayatimda bunun dogru oldugunu dusunuyorum. Ama evet cok guzel yazmis Tijen anneligi nasil dogurdugumuz belirlemiyor elbet. Normal doguramayan kadinlar az anne olmuyor elbette, aynen hic dogurmayan hemcinslerimizin az kadin olmadigi gibi.

    Anneler ve bebeklerine ait o cok ozel ani herkes diledigi gibi yasar umarim.

  17. Bende hamileliğimin başından beri hep normal doğurmak istedim.Çok okudum çok istedim ama olmadı.35 haftalıkken erken doğum tehlikesi ile 1 hafta yattım hastanede.Eşim sağlıkçı ve onun çalıştığı hastanede kalmam hem bebeğim hem benim için her yönüyle iyi olacaktı ama devlet hastanelerinin durumu malum.Geceler boyu çığlıklar eşliğinde uyudum ilk gecemde sabaha kadar oturdum korkudan.Ve sonuç olarak vazgeçtim.Kendim istedim sezaryeni çook kolay geçti genel aneztesi ile oldu hemen sütüm geldi bebeğim yanıma gelmeden uyandım ağrı sancı bilmedim maşallah Eve geldim hiç yatmadım bebeğimin banyosu dahil ben yaptım herşeyini kimseden yardım almadım .Ama çoook pişmanım. Benimki birazda eşim yüzünden ameliyat olmamış gibi hayatıma devam ederken yemekleri dahi yaparken bir kere bile takdir etmedi beni. Ama kuzeninin eşi hiç sancısı yokken 8 cm açılmayla gitiiği hastanede yarım saatte doğurunca afferin kıza demek tüm gece sessizce ağrı çekti sabahta kaldırdı kocasını gitti doğurdu deyince anladım ki onun gözünde normal doğuran daha iyi daha güçlü anne.Annem bile hala sakayla korkak normal doğuramadın diyor.Kızım 22 aylık bir evladım daha olsun çok istiyorum ama birkaç yıl daha bekleyip bu kez bende normal doğurmak en yakınlarıma yaranmak istiyorum yanlış belki ama bende çevrem yüzünden pişmanlık duyuyorum.

    • Aklıma takıldı sormak istiyorum.

      "Kendim istedim sezaryeni çook kolay geçti genel aneztesi ile oldu hemen sütüm geldi bebeğim yanıma gelmeden uyandım ağrı sancı bilmedim maşallah Eve geldim hiç yatmadım bebeğimin banyosu dahil ben yaptım herşeyini kimseden yardım almadım ." demişsin.

      Sonrasında da:

      "ameliyat olmamış gibi hayatıma devam ederken yemekleri dahi yaparken bir kere bile takdir etmedi beni" demişsin.

      Arada bir uyumsuzluk yok mu?

      Madem hiç ağrınız sızınız olmadı, niye hayatına "ameliyat olmamış gibi" devam ettiğiniz için takdir beklediniz ki? Zaten hiç ameliyat olmamış gibiymişsiniz maaşallah?

  18. bende 17 haftalık hamileyim. şuanki aklıma göre normal doğumla bebeğimi dünyaya getirmeyi planlıyorum. ancak kendimi asla normal doğuma şartlandırmıyorum. başıma neler geleceğini bilemem henüz.. bazı bayanların normal doğumlarda yaşadığı şansızlıkları bazı bayanlar sezeryanda da yaşayabiliyorlar. doğum çeşitlerini doğru doğum-yanlış doğum olarak sınıflandırmak doğru olmaz bence. kişinin fizyolojik ve psikolojik yapısı nasıl gerekirtiryorsa öyle doğurmalı kadın. şunu da unutmamak gerekiyor. burada bazılarının yazmış oldukları kötü tecrübeler doğumuna az kalmış doğum heyecanı yaşayan anneleri kötü yönde etkileyebilir. herşeyi apaçık yazmak yerine ya da tavsiye etmek yerine tecrübelerini çok dallandırmadan (heleki acı tecrübeleri) aktarmaları daha doğru olacaktır bence.. herkesin kolay doğumlar yapabilmesi ve sağlıklı bebekler dünyaya getirmesi dileğimle…

  19. bende zorunlu sezaryen olmus biriyim,hemde 22-23 saat süren mücadelenin ardindan,hemde kendimi hersey dogal olacak diye hazirlamisken…diyabetten dolayi bebegimin iri oldugunu hic anlamadilar, hersey tek bir hamleye bakarken kendimi ameliyathanede buldum.cok agladim…konduramadim cünkü benim yasadigim ülkede sezaryenle dogum yaptim dediginde sana aciyorlar,vah tüh diyorlar,alkisss ohh secme hakkini kullanmissin demiyorlar,öyle bir hak yok cünkü,sezaryeni bir acil müdahele hali olarak benimsemisler…bende buna inandigim icin konduramadim,agladim..

    türkiyede ise normal dogurdum dediginde kahraman oluyorsun,o kadar az ki normal dogumu "secen"!cogu hamilenin bebeginin basi dönmemis,kanala girmemis yada catisi dar,ne hikmetse!artik olay kimin nasil isine gelirse duruma döndü kimsenin haberi yok,arastirmadan,mücadele etmeden ne denirse yapan insanlar var,yazik ki!

    herseyin bir biyolojik saati olduguna inaniyorum ben,nasil ki hamile kalmakta bu saate bagliysa,bebegin gelmek istemeside onun biyolojik saatine bagli,bu hakki bilerek,isteyerek onlarin elinden alinmasina karsiyim!birakin denesin,yardim edin ona,mücadele edin beraber…olmuyorsa olmaz…

    benim tek tesellim bu,bebegim denedi,direndi,olmadi..o acilardan,kasilmalardan ölünmüyor merak etmeyin,bisey yapmasanizda tikir tikir ilerliyor hersey zaten…

    ha,iki ikinmaylada ,15 dikislede anne olunmuyor ayrica…annelik kalpte basliyor…ben o acilarida yasadim,sezaryen dikisinide..daha mi iyi anneyim?yok öyle bisey,konu buna gelene kadar cok sey var…

  20. bence normal doguma bu kadar endişe verici bakılmamalı. Ben ilk doğumunu tam da yukarıda bahsedildiği sebeplerle neyseki bebeğimin karar verdiği tarihte sezaryen ile gerçekleştirmiş ve şu anda ikinci bebegine 10 haftalık hamile bir anneyim. Şimdiki aklım olsa ilk doğumumu da kesinlikle normal isterdim. Ama malesef ki o dönem çok iyi anlaştığım jinekoloğumun askerliği sebebi ile aynı hastanenin daha tecrubeli ancak daha mesafeli bir doktoru ile devam ettim. Kendisi çok bilgili ve iyi bir doktordu ancak tüm kararı bana bırakmıştı "ben her ikisinide yaptırabiliyorum" diyerek. Bende o dönem çevremde nerdeyse hiç normal doğum yapmamış bir dolu anne tarafından anlatılan dehşet verici hikayelerle yeterince korkutulmuş ve bebeğine sağlıkla kavuşabilmeyi tek hedef seçmiş bilinçsiz bir hamileydim. Tıp elbetteki bizlere ir sürü modern imkanlar sağlıyor. Eskilerdeki gibi değil hiçbirşey ama herşeyi tıptan beklemek niye. Doğum en fazla 1-2 gün süren bir eylem. Buna hazırlanmak için sahip olduğumuz zaman ise 9 ay. Biz doğumdan daha güç koşullarda bebeğine bakabilme yeteneği geliştirmesi gereken bir anne olarak doğumda bütün yardımı tıptan beklersek doğum sonrası sudan çıkmış balık misali dalmaz mıyız o doğum sonrası depresyonu denilen okyanusa. Elbetteki elinden geleni yapıp da tıbbi gereklilikler nedeni ile sezaryen olmak zorunda olanlar değil sözlerim. bu arada zor bir sezaryen doğumu geçirmiş de değilim. Tam aksine son derece konforlu ve mutlu bir doğumdu benimkisi. Spinal anestezi ile ve sonrasında nerdeyse sıfır olumsuzlukla bebeğimi kucağıma aldım. Doğumdan hemen sonra sütüm geldi ve bebeğime bir damla bile mama verilmesi gerekmedi. Evimize döndüğümüzde ne baş ağrısı çektim ne hareket kısıtlaması. Bebeğime ilk banyosunu yaptırabilecek kadar, her gün duşumu yardımsız alabilecek kadar, hatta bir haftalık bebeğimle evde kendi kendime idare edebilecek kadar rahat bir doğum ve sonrası geçirdim. Ama şimdi duşunuyorum da şuan kızımla yaşadığımız bazı sıkıntıların kaynağı belkide sezaryen ile dunyaya gelmesinden kaynaklanıyor. Bağışıklık sistemi daha güçlü, allerji problemi olmayan, daha huzurlu bir bebek olabilirdi. Ben bedenime güvenebilseydim o he ne kadar uyanık olduğumu düşündükleri doğum anında bebeğimle hayal meyal buluşmazdım. En azından ona sarılabilirdim, o kör edici ışıktan onun narin gözlerini koruyabilirdim, tenini zımpara kağıdı gibi bezlerle silmeleri yerine tenimle sarabilirdim, ona ilk dokunan olabilirdim, 9 ay olduğu gibi doğum anında da yanında olabilirdim. Bütün bunları yapamadım diye yavrumu daha mı az seviyorum kesinlikle hayır. ama keske o kutsal anı oylesine soğuk bir mekanda, onca yabancıyla karşılamamış olsaydık. Bütün bu hissettiklerim beni daha hamile kalmadan önce nasıl doğal doğururum sorusuna kapı kapı yanıt aramaya itti. Doktorumla gerek hamile kalmadan önce gerek kontrollerimde ince ince hayalimdeki doğal doğumu konuşuyor ve tabiri caizse pazarlık ediyorum. Bence korkmadan önce neyden korktuğumuzu bize bir anlatmalarını istemeliyiz.

  21. Her kadının doğumunu istediği şekilde yaşama özgürlüğü olmalı. Herkes de buna saygı göstermeli. Normal doğum kimisine göre "anneliğin sınandığı en üst mertebe" olabileceği gibi kimine göre "hayvanlara özgü bir süreç" olarak da algılanabilir. Mesela sezeryanla doğum yapan bir maymun var mı doğada? O nedenle "doğal" denebilir ama konuya orman kanunu olarak da bakılabilir. Keza sezeryan da "medeniyet göstergesi" olabileceği gibi "dünyaya gelişin en anormal yolu" olarak tanımlanabilir. Nereden baktığınıza bağlı. Tijen'e ben de teşekkür ediyorum ama Blogcuanne'nin de bilinçsizce yapılan uygulamalara, yanlış yönlendirmelere karşı verdiği savaşı takdir ediyorum. Ben de sezeryanla doğum yapan, bunu tek tercih olarak gören son derece mutlu bir anneyim. Doğumun nasıl gerçekleşeceği, baskı ve eşin dostun yönlendirmesiyle verilecek bir karar değil. Anne durup düşünmeli ve kararı bir tek, kendi iç sesine kulak verip, kendi vermeli. Bu onun "en doğal hakkı"dır.

  22. Bende normal doğum yapmak istedim ama planlı sezeryan yapmak zorunda kaldım. Bence de seçme özgürlüğü olmalı ama sürekli sezeryana yönlendirildiğim için seçemedim maalesef. Hamileyken okuduğum bir araştırma, sezeryanla doğan bebeklerde ileri ki yaşlarda pekçok hastalık belirlendiği yönündeydi. Sanırım araştırma İsviçre'de yapılmıştı. O yüzden çok istedim. Ama doktor önce tüp bebek olduğundan riske atmak istemiyorum dedi. Ben gene de isteyince bebek dönmedi dedi. O an güvenmekten başka çarem olmadığından kabul etmek zorunda kaldım. Ama açıkçası doktorun yüzünü de bir daha görmek istemedim. Belki gerçekten gerekliydi bilemiyorum ama kendi işini kolaylaştırmak için yaptıysa da benim seçme özgürlüğümü elimden almış olmadı mı?

    • olmus kesinlikle. Soylediklerinizin hepsine katiliyorum bu doktorun degil annenin bebegini de dusunerek yaptigi bir secim olmali. Ama bu tercihi yapti diye de kotu bir sey yapiyormus gibi hissettirilmemeli. Bu noktada tercih yaparken onu yureklendiren yazilar cok degerli ama yureklendirme diger tercihleri kotuleyerek yapilmak zorunda degil bence. Onun dengesi sanirim en onemlisi.

  23. Seçme özgürlüğü konusunda haklı olabilirsiniz, ben kararsızım. Ama bence burada başka bir problem var. Ben normal doğum yaptım. Ama bunu yapabilmek için çok uğraştım. Doktorumu değiştirmem gerekti. Yeni doktorumla da resmen oturup pazarlık yaptım, kaç hafta bekleyeceğimiz, epizyotomi, suni sanci vs konularında. Türkiye'de şu anki durum, planlı sezeryan yaptıracaksan hiç sorun yok ama normal doğum istiyorsan ona uygun doktor ve hastane bulman lazım. Ki karga tulumba sezaryene alınmayasın. Bu duruma çözüm bulmak lazım önce diye düşünüyorum. Daha sonra kim nasıl isterse öyle doğursun. Sevgiler,

    • evet normal doğurabilmek için uygun doktor ve hastane aramak, bulunca da pazarlık yapmak zorunda kalmak… ne kadar anormal aslında

  24. Uzun süredir Blogcu Anne okuyucusu olduğunu söyleyip de, "anca doğal doğum yapan tam anneliği yaşamıştır" diyen, okduklarından bunu anlayan kişileri de ben anlayamıyorum!?!!?? Ne olur kusuruma bakmayın!… Bu konu hk yazmıyorum çünkü zaten Blogcu Anne yazmış.

    Kadının nasıl doğuracağına da, kiminle evleneceğine de, ne yemeyi yiyeceğine de, çocuğuna nasıl davranacağına da yine kadın karar verir elbette. Kimsenin bir müdehalesi olamaz. Ama ay çok kabız oldum ben, gideyim de şu bağısaklarımı bir deldirip doktordan yardım alayım demiyorsak, işin doğalı bu değilse, doğumun da "normali" ve doğalı vajinal doğumdur arkadaşlar!! Oturup da bunu tartışmak bile yersizdir.

    Ha sen çok korkmuşsundur anlatılanlardan – çünkü kendini bildiln bileli korku hikayeleri duyarsın annenden, teyzelerinden, herkesten – o zaman gider kestirir aldırtırsın çocuğunu. Zaten bu nedenlerden dolayı korkmuş bir kadın profili doktorlarımızın çok daha hoşuna gitmektedir. Zira böylelikle programlarını çok rahat ayarlayabilmektedirler.

    Sezaryen hayat kurtaran bir operasyondur (!). Günümüzde şeker hastlarını, yüksek tansiyon hastalarını bebeklerine, fetal stres yaşayan bebekleri de annelerine kavuşturan bir OPERASYONdur! Modern hayat mayat diyorsanız eğer daha doğrudüzgün sancılarınız bile başlamadan epidural olur, rahatça vajinal doğum yaparsınız.

    Toplum olarak da kimsenin normal doğuma takmışlığı falan yok bence. KEŞKE taksak!!… Herkes değişik konular hk yazıyor. Bu, "Ne o annelik mannelik hk yazıyorsun? Dışarıda aç ve işsiz insanlar dolaşıyor. Onları da anlat biraz!?" demeye benziyor biraz.

  25. 1- İki çocuk doğurdum. İkisini de doğal doğumla gerçekleştirdim. Bu da benim seçimim di sanırım. Hamileliklerimin başından beri normal doğum yapacağımı ve çocuklarımı en azından 1 yaşına kadar emzireceğimi biliyordum. İkisini de en çok çocuklarım için istedim.

    2- Açıkçası Tijen'in yazısını fazla ağır buldum. Bence bir kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yoktur. Kadın vücudu doğurmak için hazırdır. Kadının nasıl doğum yapacağında doktorun söz hakkı vardır. Sezaryen riskli doğumlarda olan bir müdahaledir sadece.

    3- Blogcuanneyi 2010 Ocak'tan beridir takip ediyorum. Ki bazen gazete haberlerine bakmadan blogcuanneye bakıyorum. Kendisini sonuna kadar destekliyorum. Türkiye'de kadınlar o kadar bencil olmaya başladılar ki, emzirmek (ki bu doğum şeklinden de önemli) ve doğal doğum konusunda çok duyarsızlar. Birilerinin bunu söylemesi lazım. Bence sağlık bakanının söylemesinden bile daha etkili Elif'in söyledikleri.

    4- Sezaryeni tercih edip pişman olanları da anlamıyorum. Olmuşla ölmüşe çare yok. Hayat sürüyor, geçmişe dönük üzüntülerin kimseye faydası yok.

    5- Doğum yapan kadına anne denir. Kimsenin anneliğini sorgulamaya hakkımız yok.

    • Sevgili Sevgi , Hamileliğimin başından beri normal doğum yapacağımı ve çocuklarımı en az 1 yıl emzireceğimi biliyordum ne demek ? Bu nasıl bir bakış açısıdır ? . Sütün olmaması , bebeğin ağırlığı sebebiyle normal doğuramamak vs. ihtimalleri hiç mi yoktur ?

      Bence yazınız Tijenin yazısından çok daha ağır bir yazı. Bir kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yoktur cümlesi bizzat kadına yapılan büyük bir haksızlıktır.. Kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yokken nasıl doğum yapacağında doktorun söz hakkı vardır ne demek ? Bu ne yaman çelişkidir ? Bir kadının kendi bedeni üzerinde , kendi karakterini bilerek elbette seçme hakkı vardır , olmalıdır. Bir arkadaşım sırf bu "mahalle baskısı " yüzünden 16 saat sancı çekip , sağ kaburgasını kırdırmak pahasına normal doğum yaptı. Başta kayınvalidesi olmak üzere herkes onu çok takdir etti ama O yaşadığı travmatik doğum süreci yüzünden tam 2 ay bebeğini kucağına bile alamadı. 2 yıldır psikolojik tedavi görüyor ve 2. çocuğu yapmayı çok istemesine rağmen asla cesaret edemiyor.

      Doğal doğumun " madalya vesilesi " olarak algılanmaması gerekir. Hele ki kadına bedeni üzerinde söz hakkı vermeyecek derecede savunulması konunun özünden sapmaktan başka bir işe yaramaz.

      • Sevgili Elif, ilk cümle için diliyordum veya istiyordum daha doğru bir tabir olacak. Tabiki bebeğim ters olabilirdi, tansiyonum yükselebilirdi, çeşitli sebeplerle gebelik zehirlenmesi yaşayabilirdim, bebeğim çok kilolu olabilirdi, bir sürü şey ters gidebilirdi, veya emzirmek için sütüm olmayabilirdi (iki doğumumda erken oldu ve benim 24 saat sütüm olmadı, ama azmettim baştan pes etmedim) Gebelik için saydığım tersliklerde doktor mutlaka beni sezeryana almak isteyecekti. Kadının doğumunu seçme hakkı yoktur sözümün yine de arkasındayım. Biz internetin de sayesinde herşeye erişebildiğimizi, herşeyi öğrendiğimizi sanıyoruz. Bence doktorların işini onlara bırakalım. Arkadaşına çok üzüldüm. Ben Türkiye'de normal doğum konusunda mahalle baskısı olduğunu düşünmüyorum. %80 gibi bir oran var çünkü ortada. Ama arkadaşına inan çok üzüldüm.

        Aslında hepimizin istediği bebeklerin sağlıkla, sağlıklı anneler tarafından dünyaya gelmesi.

      • "Kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yokken nasıl doğum yapacağında doktorun söz hakkı vardır ne demek ?" demişsiniz. Bir hukukçu olarak tekrarlamak istiyorum:

        Tüm dünyada anne, normal doğum yapmak zorundadır. Sezeryan olup olmayacağına ise ancak doktor karar verebilir.

        Hukuken durum böyleyken böyle 🙂

      • Bir de eklemek istedim: Bir arkadaşım doğum yapmak için Amerika'ya gitti. Türkiye'de olsa kesin sezeryan olacak olan zengin bir aile kızıydı. Çocuğu Amerika vatandaşı olsun istedi.

        PAzartesi sancıları başladığı halde ancak Perşembe günü doğurabildi.

        16 saat sancı, bence ilk doğum için kısa bir süre.

        AYrıca normal doğum esnasında kaburga kırılmsını gerektiecek bir süreç yaşanmaz. O kaburgayı belli ki lüzumsuz bir sağlık çalışanının müdahalesi kırmış. Arkadaşın da kendisine yapılan bu fiziksel müdahaleden dolayı stres sonrası tramva yaşamış. Yoksa olayın doğumla bir ilgisi yok. Aynı olay szeryanda da başına gelebilirdi.

        Benim bir arkadaşım epiduralle sezeryan doğum yaparken (hem de İstanbu'da ünlü ve çok pahalı bir özel hastahanede) hemşirenin masaya çıkıp iki eliyle karnına (ve kaburgalarına) bastırdığını ve canının çok yandığını anlattı. Dediğim gibi, bu tür hareketlerin doğumun türüyle hatta doğumun kendisiyle alakası yok.

  26. sevgili elif yazimi yayinladigin icin cok tesekkur ederim,goruyorum ki benim gibi dusunen cok anne ve anne adayi var.sunu belirtmek isterim,hedefim tartisma ortami yaratmak degil,sadece bugune kadar dogum hakkinda konusulanlara baska bir acidan ses vermek istedim,Duygu,Tuten ve diger bebek bekleyen arkadaslarlar,icinizi rahat tutun ve olagan ustu bir donem olan bu devreyi gerilmeden,korkmadan ,tadini cikarip yasayin,bebeklerinizi saglikla elinize alin.bugune kadar normal dogum yapmis anneler cok yazdi ve cogunluklada cok agir yazdilar . acaba normal dogum yapmamis anneler uzulurmu ,etkilenirmi yada bunu okuyan bir anne adayi gerilir stres olurmu diye diye dusundulermi,sahsen ben onlarin yorumlarina yanit veren ve bizi kiriyorsunuz ,cok agir yazmissiniz diyen anne cok gormedim.cunku toplum olarak iste bu fikir hakim ve sizler farkinda olmadan baski ortami yaratmis oluyorsunuz.niye bir anne adayi sadece cevresi istiyor diye kendini kapana sikismis hissetsinki.herkes ayni dusuncede olmak zorunda degil,dogum ve o anlar cok ozel,kisisel,herkes nasil yasamak isterse oyle yasasin.normal dogum yapmis annelerden tek ricam,biraz daha hosgoruyle yaklasmalari bu konuya.yoksa Elif`in de dedigi gibi kimse normal dogum yapanlara madalya vermiyor.dogum seklinin ,kisiye ozel bir hak oldugunu lutfen unutmayalim.yuzyilar oncesinden kadinlar bu sekilde dogum yapiyor diye,bu yuzyilda kimse kimseyi buna zorlamamali.ayrica sadece dogum yapan kadina anne denmez Sevgi.kimse dogumla anne olmaz,anne olunur.ve Zeynep A. konumuz bu oldugu icin bunu tartisiyoruz,istersen bir gun Multeci bebekleriyle gonullu olarak calisan ve acliktan olen onlarca bebegi goren biri olarak ac insanlarida konusuruz.

    • Sevgili Tijen,

      Başka platformlarda ne yazıldı bilmiyorum, ancak benim blogumda normal doğum konusunda ağır bir yazı olmadı şimdiye kadar. Yorumları -hakarete varmadığı sürece- denetlemiyorum, sansürlemiyorum. Yorumlarla ilgili bir değerlendirme yapamam, ancak kendi yazdıklarımı çok iyi biliyorum.

      Normal doğum konusunda baskı olduğuna ise katılmıyorum Tijen. Öyle olsaydı Türkiye'deki normal doğum oranı %80 olurdu, sezaryen değil.

    • Sevgili Tijen,

      Madem bir konu hk yorum yapma ve yargılama zahmetinde bulunmuşsun, buna vakit ayırıp yazmışsın. Keşke yapılan yorumları da okuyup anlamaya çalışsan. Zira yoruma yazdıkların yukarıda en başta yazdıklarından bir kelime farklı değil. Bizim yazdıklarımızı da anlamaya bile çalışmamış, yine aynı şeyleri yazmışsın. Üzüldüm. Üzülüyorum çünkü burada kimse sezaryene tu kaka demiyor. Tu kaka diyorsa da nedenlerini ortaya koyuyor. Yukarıda da yazdım, toplumun normal doğum istediği falan yok. Ancak blogcuanne gibi doğal doğuma dikkat çekmeye çalışanlar sayesinde toplumun bilinç düzeyini biraz artırmaya çalışınıyor.

      "Bence toplum olarak kafayı bu kadar normal doğum ŞARTLAMASINA takacağımıza, doğan bebeklerin yaşaması için gereken ünitelerin kurulmasını ve güvenliklerinin sağlanmasını, aile içi çocuk şiddetini, iyi bir gelecek için yapılması gerekenleri tartışmalıyız."

      Evet, tırnak içerisindeki sözler sana ait. Dolayısıyla benim son cümlelerim senin bu cümlelerine cevaben yazılmıştır. Yani bambaşka bir konu hk kanuşalım, diyen yine sensin.(??!!!)

      Senin gibi kendine güvenen, neyi neden yaptığını bilen birisinin kendini hiçbir şekilde eksik hissetmemesi lazım bence. Ama vajinal doğumun (kusura bakma, tekrar söylemek istiyorum – anlaşılmak istenmiyor nedense) kadın vücudu ve doğacak bebek için TEK faydalı doğum yöntemi olduğunu da kendini geliştirmek isteyen ve öğrenmeye açık insanlara göstermek, boynumuzun borcudur. Ha iyi ki sezaryen var da şeker ve yüksek tansiyon hastaları bebeklerine kavuşabiliyor ve fetal stres yaşayan veya başka türlü zorluklar çeken bebekler annelerine kavuşuyor.

      (Bu yeni site tasarımında yazılan yorumların haberleri bana düşmüyor ne yazıkki. Umarım yazacak olanları bekleterek kırmam)

      • Zeynep'in yorumunda altını çizmek istediğim bir nokta var: Vajinal doğumun "kadın vücudu ve doğacak bebek için TEK faydalı doğum yöntemi olduğunu" söylerken, elbette gerek anne, gerekse bebeğin sağlığını tehdit eden, acil müdahale gerektirmeyen durumlardan bahsediliyor. Sezaryenin gerçekten gerekli olduğu durumlarda hayat kurtarıcılığını doğal doğumun gerekliliğine bilinçli bir şekilde inanan kimse inkar etmiyor zaten.

        Bunları yazan Zeynep'in bir sezaryen, bir de doğal doğum tecrübesi olan bir kadın olduğunu da belirtmek lazım.

  27. yorumların hepsini okuyamadım en baştan söyleyeyim.

    tijenin yazısını okurken ona hak verdim,ama geçici bi süre.sonra bebekleri düşündüm.bırakın bebekler istediği vakit gelsin.biz sadece aracıyız onlar dünyaya gelirken.hazır oldugu anda gelsin dünyaya.doğanın kanunu bebeğin doğum kanalından çıkması ise bırakın öyle kalsın,kestirip de karnımızı tümör aldırır gibi bebek aldırmayalım.doğum şekli konusunda karar verme bana aittir demek filan da saçma,bebek seçer doğum şeklini.

    BEN DE SEZERYAN OLDUM,HEM DE TARİHİNİ SAATİNİ AYARLAYARAK.doktora yalvardım,1 hafta daha bekleyelim,büyüsün bebegim diye ancak plesanta yaşlanması denilen bi durum oldugu için daha fazla bekleyemeyeceğimizi söyledi.hep içimde yaradır,bebgim mışıl mıışıl uyurken çıkardık aldık diye.

  28. tıbbın imkanlarından faydalanmak mı deniyor bunun adına şimdi? Yani sancısız acısız doğurarak bebek sahibi olmak varken ne diye acı çekeyim demek? Ben şahsen sezeryan doğum yaptığım halde, desteklemiyorum tercihe bağlı sezeryanı. Çünkü bebeğin doğal yollardan gelerek edindiği bağışıklık sistemi güçlenmesi vs. gibi olması gereken şeylerini onun elinden almak anlamına geliyor benim için. Hasta olduğumuzda hepimiz tedavi olmak isteriz ama kim keyfi için antibiyotik alır? Bu da buna benziyor, mecbur kalındığında sezeryan olabilir ama böyle bir tercih hakkı olmamalı bence. Ama annelik olayına gelince tabi ki de bunun doğumla bir alakası yok. Ben oğlumu doğurana kadar 7,5 saat sancı çektiğim için mi onu daha çok seviyorum? Hiç çekmesem daha mı az sevecektim? Annelikle bağdaştırmak ya da sezeryan doğum yapanların kendilerini yarım hissetmeleri saçma bana göre tabi ki, ama planlı sezeryan olayını da bi o kadar saçma buluyorum.

    • Çok güzel yazmışsınız…

      Sezeryanla doğurmak "ağrısız, sancısız" doğurmak anlamına geliyor ya, ben de buna sinir oluyorum. Doğum esnasında ağrı sancı olmasa bile doğum sonrasında oluyor. Hem de aylarca sürüyor. Benim ameliyat yerim 19 ay oldu hala şiş duruyor, ve elleyince sızlıyor. Annem normal doğurmuş ama yumurtalık ameliyatı olmuştu, ameliyat yerinin 20 sene sonra bile kötü havalarda sızladığını söylüyor.

      Çocuğun doğum hakkı zırt pırt zerre kadar umrumda değil; ben kadının bedenini koruma hakkının elinden alınmasına sinirleniyorum. Kadını normal doğumdan korkutup korkutup, kendi rızasıyla ameliyata alıyorlar. Günah değil mi bu vücutlarımıza? Modern tıbbın imkanlarını kullanmak bu mudur yani?

  29. herkesin kendi düşüncesi saygı duymak lazım bence. kimi normal doğum yapmak ister, kimi sezeryan. nevarki bende planlı sezerayana karşıyım.tamam vücut müsait olmayabilir, bebek kiloludur, ters gelmiştir, doğum sırasında sorun olur, mecburi sez. olur vs. bence annenin veya doktorun hazır olduğu anda değil, bebeğin hazır olduğu anda olmalıdır doğum. en doğrusu bencede normal doğum. sonrası, bebeğin bakımı büyütülmesi tamamen ayrı konular.annelik doğum yapma tarzıyla olmuyor tabi. hepsi önemli. bebeğim doğum kanalına sıkıştığı için mecburi sez. oldum bende. ama normal doğum yapmış olmayı çok isterdim…

  30. Icim bir garip oldu okuyunca, bende hala kendi istegiyle gule gule oynaya planli sezeryana gidenleri, sonrasinda hic agrim olmadi iki saat sonra kalktim, bebegime baktim diye yazilari okuyunca bir tuhaf oluyorum, bende mi bir anormallik vardi ki bir hafta agri cektim iki gun ayaga kalkamadim, mutlu olmayi birakin herseyden herkesten nefret ettim, geceleri bile bebek aglamalarina zor uyandim, anne oldugumu

  31. aylar sonra anladim, cunku niye benim ulkemde sezeryan bir Dogum Sekli degil sadece can kurtaran bir operasyondur. Sezeryan ki acik kalp ameliyatinan sonra ikinci sirada olan zor ve komplikasyonlari olan bir ameliyat. Kendi bedeninizi dusunmuyorsaniz, bari bebeklerinize yapmayin.

  32. Kadinin nasil doguracagini secme hakki vardir. Kadinin orasini burasini istedigi gibi kestirme bictirme hakki, vucuduna istedigini yapma hakki da vardir. Isteyen istedigi yerini gidip kestirebilir. Isterse gereksiz apandisit ameliyati da olabilir. Eminim arasa bunu yapacak doktor da bulur. Arz talep meselesi. (Ilkonce: zarar verme!- bu da unutulan doktor yemini- neyse..) Buna birsey diyen yok.
    Ama once ogrensin, neye giriyor bilsin. Yanlis bilgilendirilmesin. Sezaryenin dogum sekli degil, dokuz kat kendini kestirmek oldugunu bilsin, anlasin.
    Ama asil daha da onemli olan dogal dogumun aslinda o kadar zor olmadigini, herkesin yapabildigini kendinin bile yapabilecegini gorsun, sonra gidip ne yaparsa yapsin!
    Aslinda planli sezaryenleri tu kaka diyerek azaltmaya calismaktan ziyade, normal dogumlari anne ve bebege saygili hale getirmek, dogum masasinda yatirilarak dogurtulma, rutin epiziyotomi uygulamasi vb. gibi sacmaliklari kaldirmak, normal dogum isteyen annelere istediklerini verebilmek lazim. O olduktan sonra zaten bu gereksiz korku ortami da kalmaz, normal dogumun normal oldugunu, ister 40 ister 20 yasinda olsun herkesin yapabildigini goren kadin dogru karari verecektir. Sonra hala psikolojik sorunlari – bastirilmis korkulari yuzunden sezaryen isteyen birakin olsun. Orani %10-20 olur en fazla bunlarin.
    O yuzden http://www.pozitifdogumhikayeleri.com sitesi cok onemli. Lutfen hikayelerinizi gondermeye devam edin. – Blogcu Anne bak ihmal ettin bu da sana ara not. Yeni sayfanda anasayfada linki bile yok cok ayip! – Sezaryeni kotuleyerek bir yere gelemeyiz, cunku alternatifi gostermek lazim.

    • Bahar, ihmal konusunda haklısın. Söyleyebileceğim tek şey ancak yetişebildiğim.

      Link ise yakında olacak.

  33. Sevgili Sevgi , Hamileliğimin başından beri normal doğum yapacağımı ve çocuklarımı en az 1 yıl emzireceğimi biliyordum ne demek ? Bu nasıl bir bakış açısıdır ? . Sütün olmaması , bebeğin ağırlığı sebebiyle normal doğuramamak vs. ihtimalleri hiç mi yoktur ?

    Bence yazınız Tijenin yazısından çok daha ağır bir yazı. Bir kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yoktur cümlesi bizzat kadına yapılan büyük bir haksızlıktır.. Kadının nasıl doğum yapacağını seçme hakkı yokken nasıl doğum yapacağında doktorun söz hakkı vardır ne demek ? Bu ne yaman çelişkidir ? Bir kadının kendi bedeni üzerinde , kendi karakterini bilerek elbette seçme hakkı vardır , olmalıdır. Bir arkadaşım sırf bu “mahalle baskısı ” yüzünden 16 saat sancı çekip , sağ kaburgasını kırdırmak pahasına normal doğum yaptı. Başta kayınvalidesi olmak üzere herkes onu çok takdir etti ama O yaşadığı travmatik doğum süreci yüzünden tam 2 ay bebeğini kucağına bile alamadı. 2 yıldır psikolojik tedavi görüyor ve 2. çocuğu yapmayı çok istemesine rağmen asla cesaret edemiyor.

    Doğal doğumun ” madalya vesilesi ” olarak algılanmaması gerekir. Hele ki kadına bedeni üzerinde söz hakkı vermeyecek derecede savunulması konunun özünden sapmaktan başka bir işe yaramaz.

  34. Yorumlari tam okumayi bitirdim derken, baktim baskalari eklenmis, yetisemedim. "Hamilenin dogumu vajinal veya sezeryan yapma secimi vardir" fikrine siddetle karsi cikiyorum. Vajinal dogum ve sezeryan ayni turun iki ornegi degil, ikisi esit degiller. Iki elma degil, bir elma, bir portakallar. (Bakin vajinal doguran kadinla sezeryan doguran kadin esit degildir demiyorum – dogurma sekli ne olursa olsun – veya dogurmasin – anne annedir.) Vajinal dogum kadin vucudunun yapmayi bildigi, hamile kalmak gibi, bebegi rahminde buyutmek gibi dogal bir surec. Sezeryan ise bir cerrahi mudahele. Adi uzerinde, durum beklenenin disinda gelistiginde yapilmasi gereken bir operasyon.

    Turkiye'deki durumun icler acisi oldugunu sezeryan olmayi secmis kadinlarin gormesi biraz zor olabilir, cunku neticede onlarin istediklerini cok rahat elde edebildikleri bir sistem bu. Dogal dogum yanlisi kadinlar ise cocuklarini olmasi gerektigi gibi kucaklarina alabilmek icin 40 hafta beklemek yetmezmis gibi bir de onlari abuk sabuk sebeplerle kesmeye calismayacak doktor bulmak, dogal dogurma hakkini savunmak zorunda kaliyorlar.

    %80 sezeryan orani ne trajikomik bir durumdur, bunu anlatmadan konusmadan olmaz. Sezeryan olmayi secmis annelerin secimlerinin onlar icin dogru olmasi mumkun. Ama eger secimler o kadar dogru, pismanliklar da yoksa o zaman dogal dogum yanlisi kadinlarin secimlerini akintiya ters yuzerek savunmalari sezeryan olanlari kotu hissettirmemeli.

  35. 25. haftalık hamileyim.İnşallah bir aksilik çıkmazsa normal "doğurmak" istiyorum.Sezaryenle "doğurtulmak" istemiyorum.Yani tamamen kendi isteğimle kendi gücümle yapmak istiyorum.Bebeğim ne zaman istiyorsa o zaman gelir inşallah.Ablam sezaryenle doğum yaptı ve maalesef pişman.Bebişimiz 3 yaşına girdi ama ablam biryere uzanırken bir şey kaldırırken hala dikiş yerlerinin acıdığını söylüyor.Ağrı eşiğide çok yüksektir.Herkes için geçerli olmayabilir tabii.Ama doktor zorunlu görmediği sürece "ben istiyorum,kim karışır" demek bencilce geliyor bana.Bebeğe soramıyoruz"ne zaman istiyorsun" diye ama o zaten gelmek istediği zamanı kendisi belirliyor.Neden onun istediği değil de doktorla annenin istediği saatte gelsin.Benim doğumum Ağustosun ilk haftasına denk geliyor.doktorumun söylediği ise şu "Temmuz'da doğarsa ben tatilde olurum.Sezaryen istersen giderken "alırız" ama Ağustos'ta burada olurum.O zaman normal olur" Bende ne olursa olsun normal istiyorum dedim.Özel doktorum olabilir ama hiç bir sorunum olmazsa herşey normal ilerlerse doktorum tatilde de olsa giderim bir devlet hastanesine paşa paşa doğururum.Herkese de hayırlı "tercihler " diliyorum.

    • boyle diyen bir doktora neden gitmeye devam ediyorsunuz? tatil doktorun hakki tabii ki, ama ben tatildeyken olursa su meslektasima gidebilirsin, su hastane soyle falan demesi gerekirdi. gitmeden alalim da ne demek. bu doktorun gercekten tam tatile gitmeden once sana bir bahaneyle sezaryen onermeyecegi ne malum? ornegin kordon dolanmis, su az, su cok, kilosu bilmemne, birsuru bahane var, normalde sezaryen gerektirmeyen, ama son ayinda bir hamileye soylendiginde de kimsenin risk almayi dusunmeden tamam deyiverdigi.. nasil guveneceksin bakis acisi boyle olan bir doktora gercekten sezaryen gerekip gerekmedigi konusunda? ayni doktor ornegin suyun geldiginde de seni bir punduna getirir sezaryene alabilir bence, ve o vakit geldiginde bu karari sorgulamak icin cok gec olur.

      • Bahara katılıyorum, bu doktordan kacmalı. Dedigi gibi sezeryanın bir yolunu bulabilir. Fikir danismak icin gittigim 2. bir doktor kesinlikle normal doguramazsın, bu gece sezeryanla almamız lazım demisti, ertesi gun kendi doktorum normal dogurtmustu…Suyum azdı da…

        • Gayet haklısınız.İşimi şansa bırakmadım.her ihtimale karşı bir doktor daha var. "Giderim bir devlet hastahanesinde doğururum" cümlesinin uzunu "oranın başhekimi dayımın arkadaşı.istediğim an ona gidip beni "doğurt" diyebilirim di.Dün uzun uzadıya yazmak istemediğim için fazla açmadım.Gittiğim hastahane hem evime yakın hem güzel bir hastahane.Doktorumu da yerin dibine sokmak istemem.Gayet ilgili ama tatil mevzu bahis olunca öncelikleri değişti sanırım.Zaten "tatile gitmeden alırız" lafından önce de eşimle her an ikinci bir alternatifimiz vardı.

  36. Kadının nasıl bir doğum yapacağını seçme hakkı tamamen keyfi bir durum. Bu keyfiyet çoğaldıkça, bu zihniyetteki doktorlar asla azalmayacak diye düşünüyorum. Uğraşmak istemiyorlar bu kadar basit.
    Ameliyatta her şey kendi kontrollerinde, uzun süren destek moralleri vermeyecekler, gebe kadınla beraber strese girmeyecekler, gecenin bir vakti doğuma gidip gerekirse uykusuz kalmayacaklar, her şey 1 saatte olup bitecek, saatlerce vakit kaybetmeyecekler doğal doğum gibi, bu sırada diğer hastalarını bekletip hasta kaybetmeyecekler…
    Bunlar 90'larda ilaç şirketlerinin bu pahalı anestezi ilaçların satışını nasıl arttırabiliriz komplosuyla başlamış bir furyanın sonucu. Furyayı başlatan ülke dahil, çoğu ülke bu yanlıştan erken uyandı. Ama yok biz 20 yılda hala algılayamadık.(Bu furyaya hiçbir zaman dahil olmamış ülkenin de Almanya olduğunu okumuştum.)
    Gerekli sezaryene kimsenin bir şey dediği yok, ama keyfi korkuyorumlar yüzünden doktorların zaten dünden razı olduğu bir düzen oluştu gitti…
    İşin acı tarafı "sezaryen doğurma hakkı"nı savunan kadınlar ve bunu zaten gerçekleştiren doktorlar yüzünden, diğer kadınların "doğal doğum yapma hakkı" ellerinden alınıyor.Peki bunun farkında mısınız?
    Bu bir kısır döngü, zamanında sezaryeni öven doktorlar, sezaryeni tercih haline getirdi, tercihlerini kullanan bu kadınlar, doktorları sürprizlerden ziyade "programlı" çalışmaya itti. Bu "programlı" çalışmanın cazibesi doğal doğum isteyen kadınları mücadele etmek durumunda bırakıyor. Üstelik hep son ayda, gebeliğin yorgunluğu hat safhadayken ayyuka çıkan "sebepçik"ler ile sezaryene ikna ediliyor. Ürküyor, korkuyor, vs. Geçirilen onca ayın ardından doktor doktor dolaşıp acaba gerçekten operasyonun gerekli mi diye sorgulamak zorunda kalmak kolay mı sanıyorsunuz?
    O yüzden çok özür dilerim ama ,sırf bu kısır döngüye sebebiyet verdiği için, böyle bir hak olmadığı görüşündeyim.

    • bende 20 haftalık hamileyim ve size çok çok katılıyorum.normal doğum istiyorum ama sadece istemek yetmiyor.Gereksiz sezeryancı doktorların arasından doktor ayıklamak tecrübesiz bir insan için ne demektir biliyorum.yolun yarısında olmama rağmen en başından beri internette çok fazla araştırma yapıyorum.çeşitli bahanelerle programlı çocuk aldırma olaylarını çok okudum.o yüzden güvensizlik oluştu takıntılar başladı.beni son zamanlara kadar normal diye idare edip sezeryana iknaya uğraşırsa,yada yalanlarla kandırırsa ne yaparım bilmiyorum.herhalde 2-3 tane doktora daha gider muayene olurum.ölüm-kalım riski olmadıkçada sezeryana 'tamam' demem.birde benim doktorum inanılmaz yoğun çalışan birisi.hani öyle normal doğummuş uğraşmaz gibi geliyor.ama sonuçta bilmiyorumki, gidenler memnun ama güvenemiyorum işte.neden benimle vakit,müşteri,dolayısıyla PARA kaybetsin? inanın normali değil sezeryanı korkutuyor.adı üstünde normal.diğeri ise ameliyat.doktorun kararını sorgulamadan hemen ameliyat masasına yatıvermek ters geliyor bana.sonuçta burası türkiye ve sezeryan oranı çok yüksek(özel ve yarı özel hastanelerden sözediyorum).eh bir çoğuda en az zahmetle alacağı paraya bakıyor.senin doğum sonrası çektiğin sıkıntıdan ona ne yani,gebenin biri gider yerine 10'u gelir.koyunuz ya biz, kes gitsin ver eline çocuğunu isterse bir daha gelmesin… Olması gerekeni neredeyse yalvararak dileneceğiz…Keyfi uygulamalara boyunlarını hemen eğiveriyorlar ya, zaten böyle yapa yapa normal doğurtmak isteyen doktor kalmadı hepsi rahatını,programlısını tercih ediyor.bari biz normal isteyenlerin seçiminede saygı duysunlar.sezeryanı ise yaptıranda razı yapanda razı.kime ne değilmi,yazık çok yazık…

  37. sevgili zeynep ,kendimi hic bir sekilde eksik hissetmiyorum,sadece sizler gibi normal dogum taraftarlarinla ayni fikirde olmadigimi yazdim.kimse kimseyi yargilamiyor.sadece dusuncelerini yaziyor.inandigin fikri tabii ki savunacaksin ama kullandigin kelime yanlis,sezeryan yapmis hic bir anne bence kendini eksik hissetmez iste sorun bu siz bunu oyle yorumluyorsunuz.

    sevgilerimle

  38. Tijen'ciğim, sanırım internette bazen kelimeler eksik kalıyor. Aceleden veya dikkatsizlikten tam da istediğimiz gibi yazamıyor veya ifade ettiğimizi zannedip aslında içerik olarak çok da istediğimiz şeyi yazamıyoruz ne yazıkki. Keşke karşılıklı sohbet edebilsek!

    Mesela arkadaşlarım veya tanıdıklarım arasında doğum konusu açıldığında ben bu yazdığım bilgilerin bir kısmını bile söylemiyorum. Çünkü eğer ortam gereği sadece 2-3 cümle ile kısıtlanacak bir konuşmaysa bu, benim demek istediklerimin anlaşılaması zaten mümkün değil o kadar kısa zamanda. Ben senin ne kastettiğini anladığımı düşünüyorum. Keşke seninle okuduğum kitapların paragraflarını, katıldığım eğitimlerin içeriğini paylaşma şansım olsa. 3.yü normal doğurmasan bile o zaman ne demek istediğimi anlayacağından eminim 😉 Çünkü mesela eksik hissetme veya hissetmeme değil inan.

    Sevgiler

  39. 🙂 Sevgili Cokbilmis..Sana garip hatta insanustu gelebilir, ama yalan söylemek için hiç bir nedenim yok. Gerçekten olanları yazdım. İki sezeryanda da çok rahattim, 20 yaş dişlerim çekildiğinde çok daha fazla acı çekmiştim. Olay yüzde yüz gerçek, bunun da onlarca şahidi var.

    İnsanlar kendi istekleri ile kulak deldiriyor, dövme yaptırıyor, zenciden beyaza, erkekten kadına dönüyorlar biliyorsun. Bence hukukta bunlari bir arastirmak lazim. Vücuduma ne yaptirip ne yaptiramayacagim hakkı hukuku bana aittir.

    Bu da bir secim.

    Ayrıca Zeynep, lutfen yanlis anlama, ben olsam orda burda :

    Ama ay çok kabız oldum ben, gideyim de şu bağısaklarımı bir deldirip doktordan yardım alayım demiyorsak, işin doğalı bu değilse, doğumun da “normali” ve doğalı vajinal doğumdur arkadaşlar!! Oturup da bunu tartışmak bile yersizdir.

    ornegini vermem. Oral yoldan alinir yiyecekler, anal yoldan atilir. Senin savundugun "normal" dogum seklinde giris-cikis ayni yerden oluyor hani… Ornek tutmamis yani. Vallahi kötü bir niyetle yazmadim, direkt aklima geldi. Fesadım bu gece…

    NST'ye bağlanmam gerekti ve Zeynep Kamil'de sancı bekleme odasında 2 saat gecirdim. Onlarca kadin dogum yapti gitti, otomasyon mübarek. Benim cevremdeki yataklarda da yatanlarin tumu normal doguma gelmislerdi. Ülkemizdeki en yogun dogum orani olan hastanede o iki saat içersinde bulunan diyelim 50 kadın içersinde sez. olacak tek kadindim. Gecen sene dogum yapan 10 tanidigimin 3 tanesi sez. oldu.

    Kendi ailemde de son nesilde normal dogum orani sezeryandan 4 kat fazla. yani 3 sez 12 normal gibi.

    Bu %80 oraninin kerameti nereden menkul? İmkanı yok inanmiyorum yani..

  40. cikolatali cilek

    Artik insanlar doguma bir kavusma partisi gibi yaklasiyorlar. Evde ebelerle dogumlar giderek yayginlasiyor amerikada. Doktorlar destekliyorlar. Okadar cok yazi okuyorumki bu gunlerde evde doguran dogumunda bir saat sonra dusunu alip bebegini emziren anne hikayelerini.Sezeryana karsi degilim bence asil karsi olunmasi gereken sey dogumun kendisinin insanoglunun gozunde buyutulmesi, kadinlarin giderek dogumdan korkar hale gelmesi. Simdi yorumlari birakanlarin yarisi vajinal dogumdan diger yarisida 7 kat kesilmekten korkuyor. Halbuki bu en kiymetli anne ve bebegin kavusma ani. Dolayisiyla bu surecte acilariyla basedebilmeyi ogreniyorlar ki dogum aninin tadini cikarabilsinler. Bu yuzden esler dogumlarda kadilarin yaninda. O ani kutlamak paylasabilmek icin. Ben cocuklugumda kalca cikigi gecirdim. Uzun yillar senede bir kontrole gittim. O yillarda doktorum (ortopedist) kesinlikle vaginal dogum yapamayacagimi soyledi. Ki bunu soylediginde dogumdan oldukca uzak bir yastaydim. Uzun yillar hep kendi kendime dusundum. Evet ben normal dogum yapamazdim.Gecen sene bir dusuk yasadim. Yasadigim kisa hamileligimde doktorumla konusurken ona kalca cikigi yasadigimi soyledikten sonra herhalde kesin sezeryan olmam gerekiyor diye ekledim. Adam saskin sakin bakti ve gordugum kadariyla yuruyebiliyorsun dolayisiyla vajinal dogum yapmanda bir engel yok dedi. Yani herhalde Turkiyede olsaydim alacagim cevap tamamiyle farkli olurdu diye dusunuyorum. Burdaki doktorlarin daha akilli zeki olduklarinida asla savunmuyorum ama bizde nedense anne adayinin endiselerinin dindirilmek yerine anneye peki ozaman sezeryan yapalim denmesinin yanlis oldugunu dusunuyorum.

  41. Arkadaslar, Sevgili Elif,

    Toplumun sağlığı açısından doğum yöntemlerinin tercihe bırakılması konusunu tartışmak önemli. Tercihler yeterli bilgi olduktan sonra yapılır, çünkü tercih bir planlamadır. Yeterli veri olmadan yapılmamalıdır. Ben yaptım oldu gibi yaklaşılacak bir şey değildir sağlık. İçgüdüler dinlenir ancak sağlık için yeterli araştırma yapılır.

    Ağrı çekme korkusu ya da ben şu kadar anneyim tartışmasını bir yana bırakmayı ve doğum konularında yapılan çalışmalara göz atmamızı öneriyorum.

    1- Sezeryan ameliyatı anneler için risklidir. Mükerrer sez. da anne olum oranları vajinal doğuma gore daha fazladır. (bkz. Henci Goer: Thinking Woman's Guide to a Better Birth)

    2-Sez. sırasında kullanılan tüm anestezi bebeğe de geçer. Tüm ilaçlar BEBEĞE GEÇER!!!! Bunun başka yolu yok, plasentadan geçer tüm ilaçlar.

    3- Epid. sezeryan öncesinde ve diğer normal doğumlarda sürekli verilen serumlar bebeğin sarılık(jaundice) riskini onemli derecede arttırır.

    4-Sezeryan sonrası bebekte solunum sıkıntıları yasanması ve cesitli kompl. icin kuvoze alınması olasılıgı cok yuksek.

    5-Ayrıca annede idrar yolu enfeksyonları, genel anestezi sonrası pnemoni,kanamalar, bağırsak problemleri de gorulmektedir.

    6-Bebeklerde emme problemleri, huzursuzluk, vs.

    Burada yazdıgım riskler az buz seyler değil, %oranlarını yazmak istemedim. (H.Goer'den ya da internetten gorebilirsiniz).

    Bizler memeli canlılarız. Bazı şeyleri, doğal işleyişimiz gibi, teknolojiye guvenerek uzman dusundugumuz kisilere tamamen teslim etmek yerine saglıgımız hakkında daha cok bilgilenebilir, saglıgımız icin dogru olan seyleri yaptıktan sonra korkularımız uzerine calısabiliriz(or: hipnozla, meditasyonlarla, reiki, nlp, eft, zilyon tane teknik var). En basitinden gunluk tutarız, dinleyebilen bir arkadasla haftada bir kahve iceriz, vs. Yani bunların cozumu var ama bebege dogumda anestezi vermek,i vaktinden once rahimden cekip almak bunlar tercih meselesi oldugunda ortaya daha karısık bir tablo cıkar.

    Ustelik annelik kontrolu bırakmayı ogrenmek, ve kontrolu bıraktıkca uzmanlasılan, zenginlesen bir meslek, tecrube ettigim kadarıyla.

    Arkadaslar bebeklerimizi koruyalım, kendimize, bedenimize sahip cıkalım!

    Bu yazıyı okuduktan sonra;

    https://www.nurturia.com.tr/bugulog/dd8ca685-9956
    su linke konuyla ilgili bir bolum koydum. Kendi cevirim.

    Kısaca ne kendimiz saglık sektorunun, baskalarının kurbanı olmayalım, ne de doktorlar bizim ofkemizin kurbanı olmasın.

    Su an Turkiye deki kadın dogumcu hamile iliskisini degistirmek biz kadınların cok elinde birsey. Bilgilenelim ve arzularımızı, ozlemlerimizi ifade edelim, saglık sorumlulugumuzu paylastıgımız kisiyi de bilgece – bilgiyle, icgoruyle, bilincli secelim.

    Konuya da saglık sorumlulugu acısından tekrar tekrar bakalım.

    Saygılarımla,

    İrem Arıkan

  42. Tümünü merak ve heyecanla okudum…… Ben de bir gün doğum yaparsam normal çok istiyorum..ama korkuyorum…Bilinçlenmeye çalışıyorum okuyarak, araştırarak… Hamilelik hassas bir süreç..doğum ise büyük bir sınav.. Allah tüm hamilelere yardımcı olsun..

  43. Ceyhan Witzel

    Merhaba Elif,

    Normal dogum ile ilgili yazini kopyalarak, baska bloglara yapistirasim geldi.
    Ben uzun süre yurt disinda yasadim ve iki cocugum var, her ikisinin hamiligi cok güzel gecti, her ikisini de NORMALdogum ile dünyaya getirdim. Benim Türkiye`deki Sezaryan dogumun NORMAL olmasi ile normal, dogal dogumun bu kadar savunulmaya ihtiyac duyulmasina cok sasiriyorum. Her konuda dogal olana dogaya dönüs yasanirken, bu organik beslenmeden tutun, alternatif egitimi desteklemege kadar vs.vs. her türlü dogal yöntemi savunurkenbu ne perhiz bu ne lahana diyesim geliyor. Türkiyede tanisdigim annelerin % 99 ù. sezeryan dogum yapmislar. Hepsinin gerekceleri asagi yukari ayni, ayrica tercih sebepleri de. Hamile kalmak ne kadar dogal ve güzelse, o süreci yasamak, cocuk HAZIR oldugunda dünyaya gelmsi de bi o kadar güzel. Benim anlamadigim, kadinlarin kendilerine öz güvenlerinin bu kadar az olmasi. Ben dogum sancilarini yasamadan ne oldugunu nerden bilecegim, bir baskasinin dogum acilarina dayanamamis olmasi benim de dayanmayacagim anlamina mi geliyor, ben kendime olan güvenimi, bu sekilde mi ölcüyorum? Almanyada bir kadin, saglik gerekcesi ve cocugun sagligini tehdit eden bir durum yoksa, dogal yöntemin disinda sezeryan yöntemini tercih etmez, hatta ilk dogumu sezeryan olan iki arkadasim, ikinci cocuklarini iki yil arayla normal dogum ile dünyaya getirdiler
    ve arada “duygusal olarak” farkli hissettiklerini anlatmislardi. Uzun lafin kisasi, bende dogum sancisi cektim, her normal dogumdan sonra yasanan sikintilari ve agrilari cektim, bütün kadinlar gibi, ama hicbir zaman da yorum yapan bazi arkadaslar gibi, eh normal dogum yapanlarda cisini tutamadi gibi yorumlarda bulunmayacagim, bu dogum sonrasi herkesin yasadigi agrilar, o yüzden lohusa dönemi diye bisey var zaten, Dogumdan sonra bedeninizin kendini toplamasi ve iyilesmesi zaman aliyor, evet, ama hepsi geciyor.
    Sevgiler…
    Ceyhan