29 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 2

Konuk Yazar Belde’nin Güz’ün hikâyesini anlattığı yazılarına ikinci bölümüyle devam ediyoruz.

Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

Siz hiç prematüre bebek gördünüz mü? Oğlumu ancak doğduktan üç gün sonra görebildim. Kuvözün tam ortasında küçücük bir candı. Rengi mora dönük bir kahverengi, vücudu minik tüylerle kaplı, derisi incecik sanki içi görünüyor. Başı yumruğumdan daha küçük, gözünde bir gece gözlüğü vardı gelen mor ışınlardan etkilenmemesi işin. Ağzından boğazına kadar uzanan bir boru ona nefes vermek için. Yüz hatlarını çok göremiyorum ama çenesi hafif sivri. Ellerini tutuyorum; avuç içine serçe parmağım sığmıyor, bacakları işaret parmağımın kalınlığında. Kullandıkları prematüre bebek bezi neredeyse koltuk altlarına kadar geliyor. Seslerden, dokunmalardan irkilerek tepki veriyor, ağzındaki borudan kurtulmak için, karnını yukarı kaldırarak ayaklarıyla yukarı doğru tekmeler savurarak kurtulmaya çalışıyor. Daha bilmiyor ki yaklaşık yetmiş küsur gün o boruyla yaşayacak; boru çıkacak çıkacak tekrar gelecek.

Sanki bizden başka kimsenin umudu yok yaşaması için. Doktorlar ellerinden geleni yapıyorlar ama ağızlarından çıkan sözler insanı düşürüyor. Fakat düştükçe kalkıyoruz. Onlar da üzülüyor. Arada “Üzmeyin kendinizi. Sizin moraliniz çok önemli, sütünüzü sağmaya devam edin” diyorlar. Ne kadar zor işleri… Bir tarafta gerçekler, istatistikler; diğer tarafta bir bebeği yaşatma azmi, işlerine olan bağlılıkları. Oğlumuz ve oradaki tüm bebekler için gece sabahlara kadar verdikleri savaş inanılmaz. Evet, anne olarak çok üzgünüm ama başkalarının benim çocuğum için verdiği savaşı görmek beni de ayakta tutuyor. Ailemiz, arkadaşlarımız herkes yanımızda. Bu o kadar önemli ki.

Güz hayata gözlerini on sekiz günlükken açtı. Önce sol, sonra sağ gözüyle bizi görmeye başladı. Bebeğinizin gözlerinin içine bakmak ve onun gözleriyle konuştuğunu kalbinizde duymak, umutlanmak… Bir anne için bundan daha özel bir an olabilir mi? Fakat yoğun bakımdayız ve her şey aniden değişiyor.

Bir gün doktorumuz bizi yanına çağırıp, bebeğimizde “PDA” denilen bir kalp damarı açıklığı olduğunu, bu damarın her bebekte anne karnında açık olup doğduktan sonra kapandığını ama Güz’de kapanmadığını ve akciğere kan akışı olduğunu bize açıkladı. İki türlü tedavisi varmış: biri ilaçla, diğeri ameliyatla. İlaca cevap alamadıkları için ameliyat yapılması düşünülüyormuş.

Hemen akabinde bu sefer bir de prematürelerin korkulu rüyalarından biri olan NEC’le tanıştık: bağırsaklarında delinme oluştu. Bu delinmenin sonucu olarak bir gece Güz’ün kalbi bir süreliğine duruyor, hayati fonksiyonları yavaşlıyor. Hastanede amcası nöbette hemen bizim gelmemizi söylüyorlar. Ondan gelen telefon… Bizim arabaya atlayıp hastaneye gidişimiz… “Bitti mi? Bu kadar mı ?” diye sorgulayışımız… Bunu anlatamam, çünkü sağlıklı düşünebilecek durumda değildik. Ama çok şükür o geceyi atlattık. Oğlumuzu hayata döndürmeye başardı doktorlarımız. İkinci bir ameliyat gerekliliği daha ortaya çıkmıştı; bağırsakların dışarı alınması ve bir süre bebeğin bu şekilde yaşaması gerekliydi. Bütün bu operasyonlar için en kısa süre ve en doğru zaman bekleniyordu.

Sonunda ameliyat haberi şöyle geldi: “Bebeğiniz çok küçük olduğu için anesteziye ve diğer risklere dayanamayacağından PDA kalp damarı ameliyatını yapamıyoruz, ama yarın bağırsaklardan ameliyata alınacak.” Nasıl yani, ama…? Cevap: “Öyle de ölecek, böyle de.”

Çok şükür Güz iki ameliyatı da bir hafta arayla atlattı. Cerrahlarımızın ve yenidoğan doktorlarımızın tartışılamayacak başarısı, hemşirelerimizin mükemmel bakımı onun canına can kattı. Yoğun bakımın önündeki duvarda Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü yazıyordu. Doğru söze ne denir, değil mi?

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

29 yorum

  1. Gözlerim nemli okudum yazını. Yogunbakim kapısında çaresiz, doktorların her ağzını açtığında kalbime bıçakların saplandığı günlerimize göturdu beni. Uzaktan bakan anlayamiyor ama yaşayan bilir. Kocaman renkli dünyada hoplaya ziplaya yaşarken bı anda Kucuk bı fanus icinde bulduk kendimizi derdim. Ne kaçıp gidilebiliyor ne de dışarıdan birsey giriyor içeri. Tek gercek bebeğimiz.. Tek istek onun iyi olması. Ne açlık duyuluyor o fanusun icinde ne yorgunluk. El kadar yer dünyaya dönüşüyor, merkezinde onun minicik kalbinin sesi…. Dilerim Guz iyidir, dilerim onu saglikla kucağınıza alıp, mis gibi kokusunu koklayip gercek dünyada hoplaya-ziplaya yasiyorsunuzdur şimdi.

    • Teşekkür ederim Songül hanım karanlık günler geride kaldı; Güz gün geçtikçe daha iyi oluyor. Sanırım sizde erken doğum yaptınız. Umarım iyidir bebeğiniz.

      • Hayır erken dogum degildi. Ama doğuştan gelen bir hastalığı vardı bebeğimin. Elhamdulillah geride kaldı o günlerimiz. Oğlum şimdi 2,5 yasında çok şükür sağlıklı..

        • Tekrar çok geçmiş olsun. Sevindim şu anda iyi olduğuna inşallah Güz'de büyüdükçe sorunlarını birer birer aşacak.

          • Rabbim onun da sizin de, şifa bekleyen tüm bebeklerin de yardımcısı olsun ins.

          • Rabbim onun da sizin de, şifa bekleyen tüm bebeklerin de yardımcısı olsun ins.

  2. Aslanım Güz,dayan,pes etme,bu yaşadıkların daha güçlü kılacak seni,sana inancım sonsuz,hadi oğlum,hadi kuzucuk her geçen gün daha iyi olacaksın,güzel haberlerini bekliyoruz Belde…

  3. nasıl bir sınamadır insanı bu…vazgeçmek mümkünmü ne olursa olsun…evlat hiç bir şeye benzemiyor,o ilk gördüğümüz nokta şeklindeli halide bir,kucağımıza geldiğindeki savunmasız halide…Büyüklere sorarsan yaşadığı sürece…allahım kimseyi evlata acısıyla sınamasın…

  4. Yoğun bakım kapısında çaresizce beklemenin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Benim oğlum da yenidoğan yoğun bakımda 21 gün kaldı, 2 kez akciğeri patladı, 2 kez kalbi durdu..Tüplerle, hortumlarla hayatta tutmaya çalıştı doktorlarımız…Önce yaşamaz dediler, sonra yaşasa da beyin hasarı olur dediler, yüreğimi dağladılar ama oğlum başardı çok şükür…Adını Yiğit koyduk…Hikayemi uzun uzun Elif Hanım'a yazmıştım aslında…Çok zordur, bilirim…Ama oğlum şimdi 5 yaşına girecek..sağlıklı, akıllı, küçük bir tatlı canavar…Siz yüreğinizi ferah tutun…sizin Güz'ünüz de tıpkı kızkardeşim gibi, oğlum gibi muhteşem bir insan olacak, o hayatta kalmayı başarmış, güçlü bir insan olarak başlayacak hayatına…inanıyorum ki hayatı boyunca bu yaşadıkları ona ekstra bir dayanma ve mücadele gücü verecek…Hayatı boyunca karşılaştığı zorlukları " ben neleri atlattım bunu mu atlatamayacağım" diyerek olağanüstü bir kuvvetle halledecek….ailece yüzünüz bundan sonra gülsün, göğsünüz gururla kabarsın…Sevgilerimle…

  5. insanın içi acıyor, gözyaşları boğazında düğümleniyor. minicik savunmasız bir yavrunun mücadelesi..Rabbim onun yardımcısı olsun, onu acılardan zorluklardan esirgesin..Çok büyük bir imtihan, başarıyla bitirmenizi diliyorum Allahımdan. dualarımız sizlerle..

  6. Belde , bu satırları yazmak bile ne kadar üzüyordur seni kimbilir..Ama yine de yazdığın ve sizin hikayenize benzer şeyleri yaşayanlara umut olduğun için seni yürekten tebrik ediyorum .İnanıyorum ki Güz bu yaşadıklarından sonra çok güçlü , savaşçı bir erkek olacaktır..Allah başka acı yaşatmasın , yüzünüz hep gülsün inşallah ..

    • Teşekkür ederim.Gerçektende o günlere geri dönmek kolay olmuyor ama bu bizim gerçeğimiz. Geçmişten dersimizi alıp ileriye bakmaya çalışıyoruz. Son yıllarda artan erken doğumlar ve bu süreci yaşayan aileler birbibirinden destek alıyor aramızdaki birlik destek inanmılmaz. Hem bu desteği sürdürmeyi hemde bu konuda neler yaşanabileceğini duyurmak istiyorum. Ben bunları yaşarken çok hazırlıksızdım bu konuda hiç bir hikaye duymamıştım.

  7. İyi dilekleriniz, dualarınız için teşekkür ederim. Güz eski günlere göre çok daha iyi çok yol kat etti zaman içinde sizde göreceksiniz. Hastane sürecimiz bittikten sonra evdeki bakımıyla ilgili de yazmayı sürdürmeyi özellikle prematürelerin ne kadar hassas bir bakıma ihtiyacı olduğunu da anlatmak istiyorum.

  8. belde hayatın yokuşundasınız, arada nefesiniz tükeniyor yorgun düşüyorsunuz ama biliyorsunuz ki bu yokuş da bitecek. ben inanıyorum. Güz adı gibi sonbaharı değil ilk baharları getirecek size.

    • Nihan hanım hakılısınız, Güz alışılageldik bir isim değil ama onun ismi doğmadan çok önce belliydi. İnanın bu isim nereden aklımıza geldi hatırlamıyorum ama ben genelde güz mevsimini çok severim şiirsel bulurum. Herkes biraz garipsedi şimdi yaşadıklarımızı düşünüyorumda ismi ona güç katmış o hakikaten bir güz bebeğiymiş. Önünde bir de Murat var yani Murat Güz o bizim gerçekten Muradımızdı…. Güz bebeğimiz.

  9. Tüm dualarım, en içten dileklerimle, sizinle…

  10. zor… sağlıkla dolu bir ömür geçirmenizi dilerim.. Allah tekrarını yaşatmasın size.

  11. Gerçekten yazınızı gözlerim dolarak okudum ve sonra hayatta en ufacık şeyleri kendime ne kadar çok dert ettiğim için kızdım.İş yerinde, ilişkilerimizde, hayatın içinde yaşadığımız en küçük aksaklıkları, sıkıntıları dahi önümüzde aşılamayacak bir dağ haline getiriyoruz. Halbuki kafamızı kaldırıp, etrafımıza bir bakabilsek ne zor hayatlar yaşandığını görebiliriz. Hikayenizi kaleme alarak, aslında her alış verişimizde şükretmemiz gereken fakat kıymetini bilemediğimiz ''Bir Nefesin'' yani ''Hayat''ımızın önemini hatırlattığınız için size teşekkür etmek istiyorum. Umarım bundan sonra herşey gönlünüzce olur. Sevgilerimle..

  12. çok zor okudum,içim burkuldu okurken. siz nasıl dayandınız bunca acıya ? neyseki atlatmışsınız. çok geçmişolsun, minik güzünüze gözünün gibi bakmaya devam edin. allah yardımcınız olsun…

  13. Kelimeler düğümleniyor…Güz'ün gücü karşısında ne söylenebilir ki…Güz hayatın boyunca hep böyle güçlü ve azimli ol…Seni yüreğimin içinde hissettim, çok sevdim seni…Hep ama hep iyi ol…annene hep böyle güç ver…Seni seviyorum Güz…

  14. Fatoş Şahinalp

    Belde^ciğim yazmaya devam etmen gerek ,o kadar içten ve akıcı Güz'ü anlatıyorsun .Güz'ün fotoğrafını gördüğüm an işte hayat dolu iki göz demiştim,siz,aileniz,dostlarınız,doktorlar ve hemşireler verilen ve kazanılan ve halen devam eden mücadeleler için hepinizi kucaklarım,sen Belde'ciğim mükemmel bir annesin haydi hayatın keyfini güz ile çıkartmaya devam edin.

    • Teşekkürler Fatoş teyze gerçekten dediğinizi yapmaya çalışıyoruz ne mutlu bize ki bugünleri gördük.

  15. Canım Beldeciğim,yazılarını tekrar geride bıraktığımız günleri anımsayarak okuyorum.Belki yanınızda olamadım ama yüreğim hep yanınızdaydı Güzüme herzaman inandım,güvendim.Benim arslan oğlum sımsıkı tutundu hayata,zorluklara sıkı bir savaş verdi ve başardı'da..Allahım onu bundan sonrada hep korusun inşallah.Sizleri seviyorum.

  16. merhabalar

    yazıyı okumaya başladım ama sonu çok zor geldi. ne büyük mücadele vermiş evladınız, siz de dışarda tabii. Allah yardımcınız olsun. şu anki durumunu merak ettim. nasıl?

  17. Allaha sükürler olsun iyi haberini alinca sevindim inanin cok kötü oldum ALLAH kimseye evlat acisi yasatmasin Rabiim Amin.

  18. gözlerim doldu kendimi tutamıyorum……….