2 Yorum

Astroloji haritasının cilvesi

Konuk Yazar LoLo, çıtır yazılarına devam ediyor. LoLo’nun tüm yazılarını LoLo’nun İlişki Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz.

Bu arada bugün LoLo’nun da doğum günüymüş, Facebook söyledi sağ olsun. Bu vesileyle doğum günü de kutlu olsun 🙂

***

Aslında aynı iş ortamında yaklaşık 1 sene kadar çalışmış olmamıza rağmen birbirimizi sadece ismen ve sima olarak tanıyorduk. Aynı arkadaş ortamında olsak bile, nedense hiç tanışmamış, tanıştırılmamış, ve konuşmamıştık. O zamanlar ben kendisine karşı hmm hoş çocukmuş… diye düşünmüş, fakat mevcut ilişkimden ötürü uzak kalmaya devam etmiştim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla o da bana karşı aynı hisler içerisinde imiş; fakat benim hiçbir şekilde hiçbir kimseye pas vermememden ötürü uzak kalmaya devam etmişti.

Hatta bir keresinde hatırlıyorum, çalışma arkadaşlarımdan biriyle kahve içmek için kafeteryaya inmiş, fakat yanımıza para almadığımız için kahvemizi alamamıştık… O sırada yardımsever sevgilim yanımızda olduğu için bize kahvelerimizi ısmarladı. Ve ben, gerçekten neden böyle yaptığımı bilmiyorum, bir teşekkür bile etmedim, kahvemi aldım, hiçbir şey olmamış gibi usulca yanından ayrıldım.

Sonra onu gittikçe hiç görmemeye başladım. Ve açıkçası görmediğimin farkına bile varmadım.

Çok fazla kulak asmamakla birlikte, birkaç ay önce astroloji haritama baktırmış, ve 15 Kasım itibariyle yeni bir birlikteliğe başlayacağımın “haberini” almıştım. Vakit Kasım olunca, hala bir vukuat olmayınca, palavraymış deyip unutup gitmiştim.

Daha sonra Kasım ayında, yani bayram tatilinde ablamı görmek için Amerika’ya gittim. Çok tesadüfî bir şekilde THY’nin yeni aktarmasız uçuşlar düzenlediğini gördüm ve bilet çok ucuz olduğu için hemen aldım, hatta apar topar yola çıktım.

Normalde Amerika’ya her gittiğimde gidişte hiçbir problem yaşamam, fakat dönüşte saat farkından Türkiye’ye alışmam 1 haftayı bulur. Fakat bu sefer uçuşların saatlerinin de farklı olmasından kaynaklı sanırım, 1 haftalık tatilimin hiçbir gününü normal saatte yatıp normal saatte uyanacak şekilde ayarlayamadım. Amerika’da olduğum bir hafta boyunca en iyi geldiğim noktada, akşam 08:00’de yattım, sabaha karşı 03:00 civarı uyandım, ve de sonrasında zaten Türkiye’ye döndüm.

Bu şekilde uykusuz geceler geçirmiş olmam, benim geceleri sürekli internete girmeme sebep oldu. Facebook’un altını üstüne getirdim… Girmediğim tarafı, dokunmadığım yeri kalmadı. Bu vesileyle, bana yapılan arkadaş tekliflerini de temizlemeye karar verdim… Yaklaşık 90 teklif birikmişti, bazısı tanıdığım, bazısı tanımadığım insanlarla dolu.

Ve o sırada sevgilimin gönderdiği teklifi gördüm. Şaşırdım, hiç beklemiyordum. Hemen kabul ettim, profilini incelemeye başladım. Ve bir baktım ki, işten ayrılmış, başka bir yere geçmiş… Hemen bir mesaj, tarih 16 Kasım: “Sen ayrıldın mı?” Ve bu şekilde başlayan uzuuun uzuuuun facebook görüşmeleri… İstanbul’da dip dibeyken bir kez bile görüşmemişken, Amerika’da garip saat aralıklarıyla sabah akşam konuşur olmuştuk…

İkimiz de birbirimizin dışarıdan çok farklı olduğunu düşünmüşüz. Ben Amerika’dan döner dönmez görüştük, ve birkaç görüşme sonrası ilişkimize başlamıştık bile. Tarih: 28 Kasım!

Olması gerekiyorsa oluyor işte. İster dünyanın bir diğer ucunda ol, tesadüfler insanı yaşaması gerektiği gerçekle buluşturuyor.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

2 yorum

  1. Ben de eşimle ICQ sayesinde tanışmıştım. Yeni nesil "ICQ da ne?" diye sorar şimdi. Dinazorlar uçuyordu sanki o dönemde…

  2. Siberalem sağolsun hayatımın erkeğini çıkarttı karşıma eğer internet olmasaydı onunla nerde ne zaman karşılaşırdım Allah bilir?