18 Yorum

Mankenlere değil, kendi vücudumuza bakalım

Diyetisyenim kuzenim Yaseminim’den gaza getirici, motive edici bir yazı.

***

Merhaba,

Elif’in sadece 700 gram verdiğinden bahsettiği yazısı üstüne konuk yazar olmaya karar verdim. İsmim Yasemin Serintürk. Beslenme ve Diyet Uzmanıyım. Sekiz senedir klinik diyetisyen olarak çalışmaktayım. Bunun yanı sıra dört yaşında sporla tanışmış, hem iyi bir sporcu hem de bir spor aşığıyım. Mesleğim bana, ben mesleğime tutunarak, pek çok insanı doğru beslenmeye, spor yapmaya ve sağlıklı yaşamaya motive etmeyi kendime iş edinmiş bir gönüllüyüm.

Havaların ısınmaya başladığı, kıyafetlerin inceldiği ve bununla beraber kışın sakladığımız  göbek, popo, kol ve bacaklarımızın saklanmasının iyice zorlaştığı bu bahar günlerinde gelin hep beraber bir adım atalım. Aceleci ve hayalperest olmayalım. Mankenlere değil, kendi vücudumuza bakalım. Kendi vücudumuzu, kendi sağlığımızı ve kendi tercihlerimizi dikkate alalım. Bu bahara gerçekçi ve kalıcı beslenme çözümleri geliştirerek girelim.

Kilo vermeye ve tartıya değil, sağlıklı beslenmeye,
Kalori yakmaya değil mümkün olduğunca hareket etmeye,
Diyet yapmaya değil, sağlıklı yiyecekler almaya, evde sağlıklı yemekler pişirmeye ve restoranlarda sağlıklı tabaklar seçmeye karar verelim.

Sağlıklı kiloda olmak bu kadar kolay!

Yeter ki sağlıklı olmaya karar verin. Sağlıklı olmanın bir tesadüf değil, bir seçim olduğunu unutmayın. “Her seçiş, bir vazgeçiş.” Bu cümleyi aklınıza kazıyın. Yemek yapmadan, ne yiyeceğinizi seçmeden, ne yiyebileceğinizi düşünmeden sizi sadece o an için doyuran, hızlıca ağzınıza attığınız tüm yiyeceklerin, hoşlanmadığınız göbeğiniz, kalçanız, bacağınız ve fakat en önemlisi elden giden sağlığınız olduğunu sakın unutmayın!

Sağlıklı yaşamın gerekleri birbirlerine kenetlenmiştir. Kişi hareket etmeden doğru yiyeceği, doğru porsiyonda yemeği hayatına aktaramaz. Varsayalım ki bunu başardı, bir zaman sonra iştahına yenik düşecektir. Hareketsizlik, stres hormonlarının artmasına, stres hormonları ise iştah hormonlarının artmasına sebep olur. Yani hareketsiz kaldıkça, bireyin hem iştahı artar, hem de yemek yemeye yüklediği anlam artar. Önlenemez şekilde daha fazla yemek yemeye başlar. Diyete başlamaya karar verip, kilo veremediği gibi kilo alan insanların bir çoğunun acı hikâyesi budur.

Hadi gelin, bizi boğmayan ama yol alabileceğimiz bir plan yapalım önce kendimize:

1.Şekeri terk etmekle başlayalım işe.

Çaya şeker atmamak yetmez. Şekerli tüm yiyecek ve içecekleri bırakmak gerekir. Unutmayalım; şeker sigara gibidir. Tükettikçe bağımlı olursunuz. Bağımlı oldukça daha da fazla tüketmeye başlarsınız. Önce şekerle olan aşkımızı sonlandıracağız daha sonra ne kadar yiyebileceğimize karar vereceğiz. Adım adım…

2.Spor yapalım.
Spor yapmak vücudun en büyük ihtiyaçlarından birisidir. Spor yapmayı bir tarz olarak benimseyebilmek, hem kendi sağlığınıza hem de çocuklarınızın sağlığına yapabileceğiniz en büyük yatırımdır. İnsan vücudu kas ve iskelet sistemi üzerine kurulu bir makinedir. Ve bu makineyi sağlam tutabilmeniz için hareket etmek zorundasınız. Sevin ya da sevmeyin haftada 3 saat spor sağlığınız için şart.

Tempolu yürüyüş yapmak kolay, maliyetsiz ve sağlıklı bir seçenektir. Düz bir parkurda adımlarınızı açabildiğiniz kadar büyük adımlarla yürümek tempolu yürüyüş tanımıyla örtüşür. Spor yapmayı kalori yakmak, iştah dengelenmekten ziyade vücudunuzu topraklamak olarak düşünün. Hareketsiz bir beden, sürekli içindeki yüklü enerjinin saldırısına maruz kalır. Tıpkı prize takılı kalan bir şarj aleti gibi. Nasıl cihazlar şarj olunca fişten çekiyoruz, bedeninizi de fişten çekin. Spor yapın, deşarj olun!

3. Su içelim.
Her gün en az 10 su bardağı yani 2 litre su içeceğiz. Vücudumuzun en küçük yapıtaşı su molekülüdür. Su zerrelerinden oluşmuş bedenimizi susuz bırakmak tüm düzenin aksamasının ilk davetiyesidir. Beyindeki susama merkezi, su içtikçe uyarılır. Yani su içtikçe, düzenli susamaya ve su içmeye başlarsınız. Su deyince hemen herkesin ilk aklına gelen; çay ve kahvenin, su yerine geçip geçmediği sorusudur. Şekersiz olarak ve abartmadığınız takdirde çay ve kahve tüketmenizde sakınca yoktur. Ancak ne kahve ne de çay su yerine geçmez. Dolayısıyla sıvı alma kapasitenizi çay – kahve ile doldurarak su içmekten mahrum kalmayın. Bunun yanı sıra tüm bitki çaylarının yarısı kadar suya denk olduğu bilgisini de vermek gerekir. Örneğin; 2 kupa ıhlamur içtiğiniz zaman 1 kupa su içmiş sayılırsınız.

Unutmayın ki; sağlıklı bireyler olmak ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için; sağlıklı olmaya karar vermek zorundasınız.

Çocuklarımızın doğru beslenmesi, spor yapması, yani sağlıklı tercihler yapıp, sağlıklı bireyler olmaları da ancak bizlerin onlara örnek olması ile mümkündür.

İyi bir eğitim, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve spor yapma disiplini, ebeveynlerin çocuklarına bırakabilecekleri en büyük üç mirastır.

Ne kendinizi, ne de çevrenizi sağlıklı olmak konforundan yoksun bırakmayın.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

18 yorum

  1. bunlar ne güzel motive edici sözler 🙂

    iyi ki klavyenin tuşlarına eliniz değmiş 🙂

  2. Derinin annesi

    Süper yazı sabah sabah tartı sonrası iyi geldi :((

  3. Ellerinize sağlık, hakikaten de gaza getirici bir makale olmuş

  4. Merhaba Yasemin Hanım, belki beni hatırlarsınız Ece'nin arkadaşı olan Belde:) Kendi adıma sizde biliyorsunuz 3-4 kere bu anlattığınız süreci yaşayan bir insanım. Benim gibilere siz ne dersiniz bilmem ama ben akıllanmaz, uslanmaz diyorum.

    Dediğiniz hayat tarzını bir kaç defa oturttum hem de kısa süreli değil en az 2 yıl kiloda verdim. Ama ben ip nerde kopuyor anlamıyorum. Çok sinsi böyle yavaş yavaş bir bakmışım sil baştan yapmam lazım bu sefer bir öncekinden de daha çok çaba harcamam gerekiyor.

    Bebeğimden önce işsiz bir dönemimdi yine kendimi spora, sağlıklı yaşama vermiştim. Şimdi hayatımın en şiman dönemindeyim ve bu sefer hala içimde tekrar başlamaya güç bulamıyorum. Bekle bekle nereye kadar? Yazdığınız adım adım kısmı çok iyi en azından şu 3 maddeyi yapabilirim diyorum şimdi ne kaybederim ki?? Dediğiniz gibi KARAR VERMEK çok önemli.

  5. Güzeldi… Ve ilk adımdı umarım:)

  6. Çaya atılan şekeri hayatımdan çıkaralı çok oluyor. O zamanlar deseler ki şekerisz içeceksin hiç içmem daha iyi derdim ama şimdi şeker koysalar içmem 🙂

  7. ben spor yapsam bile iştahımı önleyemiyorum ki. sanki midemin kapasitesi 10 kilo gibi, sürekli iştahlıyım, sürekli. bunu nasıl halledeceğiz?

  8. ve gaza geldim gerçekten, yer arıyordum zaten. fakat şeker zor iş. tatlandırıcılara ne diyorsunuz?

    ya sizi foruma alsak, sorular sorup sıksak? :))))))

  9. Sindi Yasemin hanim, size birsey danisacagim. Simdi yanimizda bir iki lokma baklava varsa ve biz bu baklavayi hic bakmadan, hizli bir el hareketiyle, vucudumuza caktirmadan super hizli bir lokmada yersek sayilir mi? Kaloriler gecer mi?

    Saka bir yana ben az once bu yaziyi spor salonunda bir aletin uzerinde terlerken okudum, gulumsedim. Her sabah aksatmadan yaparim, hayat tarzimi sizin dediginiz sekilde degistirdim ve cok daha mutluyum. Bir daha geriye donus yok. Saglikli beslenme ve surekli spor, bu kadar basit. Son zamanlarda kilo almaya baslamisim, once uzuldum, sonra farkettim ki kas kilosuymus, yag degil. Tum kiyafetler aynen oluyor cunku.

    Herkesin saglikli yasamasi dilegiyle. Ben bi su iceyim. 🙂

  10. bilimsel bir konferansta bir konusma dinlemistim, gunde 1 saat yapilan sporun nasil da vucuttaki bagisiklik sistemini 24 saat boyunca aktif tuttugu ve hastaliklara karsi direncini artirdigi uzerine.

    benzer sekilde seker de alindiktan sonra 1-2 saat kadar (miktara gore) bagisiklik sisteminin verimini dusuruyor.

    yani gercekten saglik icin spor gerekli. grip olmamak icin bile gerekli. sadece yazin degil kisin daha da cok gerekli.

  11. Mesleğim sesebi ile orta ölçekli bir anadolu şehrinde yaşıyorum. hamileliğimden önce 54 kiloydum, şuan 58-59'da gidip geliyorum. 52 kiloya inip göbeğimden kurtulmak istiyorum. Mayıs sonunda Ankara'ya gitmem gerekince diyetisyene de gitmeye karar verdim. Ancak öncesinde sizin tavsiyelerinizi uygulamanın faydalı olacağını düşündüm. Yanlız, bebeğim 8 aylık ve bi tanemi uzun süre emzirmek istiyorum. Şekeri tamamen bırakmakmanın emziren bir kadın için uygun olup olmadığını merak ettim. Ayrıca profesyonel bilgilerinizi tüm bayanlarla paylaştığınız için sizi tebrik ediyorum.

    • yasemin serinturk

      Anne sütü için lazım olan tek şey annenin yeteri kadar SU içmesi ve bebeğini sık sık emzirmesidir.

      Bilimsel olarak şeker tüketiminin süt miktarını arttırdığına dair bir etkisi olmadığı sayısız araştırmalarla kanıtlanmıştır. Ancak şeker tüketiminin stres hormonlarını baskılaması ve kısa süreli de olsa mutluluk hormonu seratonini arttırması süt yapımı için indrekt ama pozitif bir etkidir. Fkat buna karşışık; brokoli tüketimi mutluluk hormonunu şekerin 5 katı daha fazla, düzenli egzersiz yapmak ise yine şekerle kıyaslandığında mutluluk hormonunu 12 kat daha fazla ve çok daha uzun süreli arttırmaktadır. Yani aynı sağlıklı beslenmede söylediğmiz gibi stres atmak için ve mutlu hissetmek için ŞEKER YEMEYİN. Tam tersine şekerden uzak durun, sağlıklı beslenin, egzersiz yapın…

  12. Merhabalar Yasemin Hanım, sizinle tanıştığımız randevumuzdan bu yana söylediklerinizi uygulamakta ve kendimi çok iyi hissetmekteyim ancak ikinci randevumuza( kusura bakmayın nolur haber bile veremedim) babam kronik böbrek yetmezliği çıkıp bi de yetmezmiş gibi enfarktüs geçirdiği için gelemedim. En kısa zamanda görüşmek dileği ile…

  13. gaz ve toz bulutu oldum ama keske yemekten önce okusaydim:)…

  14. Cola ve Sprite bağımlılarının doktorlara sordukları, deneyimlerini yazdıkları yabancı websiteleri var. Bu aslında şeker bağımlılığı bir yerde. İnsanlar tıpkı eroin gibi bu içeceklerden mustaripler. Hastaneye yatanlar, ciddi krizlere girenler, hayatı mahvolanlar var. ‘Abartmış’ diyesiniz kalmıyor çünkü onlar da sadece 1-2 bardakla başlamıştı bence. Bu endüstri insanların sağlığıyla nasıl oynadığını keşke farketse!!
    Lütfen çocuğunuza içirmeden önce bir daha düşünün! Nefis Türk yemeklerinin yanına bu şekerli abuk içecekleri yakıştırmayın, o reklamları çevirin gerekirse. Şeker ilavesiz meyve suları çıktı onları isteyin ısrarla.
    Hele Ramazanda, Türk geleneklerinden dem vuran Cola reklamlarında patlama yaşanıyor. Mis gibi sarmanın dolmanın yanına ayran varken Cola koyuyor. Çocuklar bunlardan çok etkileniyor. Çevremdeki tanıdıklar ağlayan çocuğa sussun, sofrada rahat dursun diye daha ufacıktan itibaren içiriyorlar inanamıyorum. Sonra daha 10 yaşında göbekli çocuklar. Of of…

  15. ourbodiesourselves.org/bodyim.htm

    burada kısaca kadınların beden imgeleriyle kendilerine ait güvenin bir arada olduğu tezinden hareketle bir kaç başlıkla bu simbiyotik ilişikiden nasıl uzak durabileceğimiz söylenmiş: ör: aynı vücuda aynada bir gün bakar beğenir, bir gün bakar eleştirirsin, bu o gün yaşamdan ne kadar tatmin olduğunla ya da o günkü genel mutluluk algınla ilgili bir şey diyor. İlk madde genç kızların önünde kilonla ilgili konuşma diyor mesela…
    Ne vücudumuz, ne kıyafetlerimiz, ne duygularımız, ne de zihinsel başarılarımız, hepsinin ötesinde bir Tanrı varlığıyız ve bence (kendimize ve yaşamımıza bakacak olursak) bir kadının gıpta edilecek pek çok özelliği vardır, kilosundan başka. Kiloyu belli başlı endüstriler araç olarak kullanır. Kozmetik, plastik cerrahi, moda, her tür basın, kadının beden imgesini para kazanmak için kullanırlar.