14 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 3

Güz’ün hikayesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

“Güz’e durmak yaraşmaz; Güz önde; Güz ileri…”

Bu şarkıyı Güz’e hamileyken de söylerdim, hemen hareketlenirdi. Sanki anlıyor gibi gelirdi ama şimdi anladım ki gerçekten anlıyormuş. “Ama yanlış anladın be oğlum. İnşallah yaşamda da böyle bizim bir adım önümüzde olur, hep ileriye gider, sağlıklı mutlu bir insan olursun.”

Geçirdiği operasyonlar sonrası artık ağlamaya başladı. Oksijen borusu yüzünden sesi çıkmıyor, ama olsun ağlıyor ya. Nerede ağlayan bir çocuk görsem seviniyorum ben; hayata bağlı ve gücü yerinde diye. Acısını ve yalnızlığını hafifletebilmek için kuvözünün içine küçük bir i-pod koyduk; onu rahatlatacak klasik müzikler, ninniler dinlemeye başladı. Müziğin bebekler üzerinde mucizevî etkileri olduğunu düşünüyorum; özellikle Güz’ün günde bir iki defa on dakika süreliğine anne babasını görmek dışında dış dünyayla bağlantı kurduğu tek nokta bu müziklerdi.

Ameliyatlar sonrasında bir ara toparlar gibi oldu. Bağırsakları çalışmaya başladı ve hatta o dönem bir hafta içinde bir kaç kere kısa kısa da olsa extube denemeleri yapıldı. Artık hayatımıza yeni kelimeler girmişti nefes alması için boğazında boru olursa entube, bu boru çıkarıldığı zaman extube, burnundan oksijen aldığı zamanda Cpap. Bütün bu denemeler, bizim yüreğimizi hoplatan anlardı. Nefesi yetmediği zaman cihazların sesleri, içerideki panik hali; biz dışarıdayız hayal kırıklığı yaşıyoruz; oğlumuzun iyi olup olmadığı ile ilgili endişe ve bekleyiş içindeyiz. Doktorun dışarı çıkıp “Entübe ettik, şu an stabil” demesi o zamanlar dört gözle beklediğimiz haberdi. Ne ironik, değil mi?

Bu dönemin en iyi tarafı bağırsakların 3 saatte 1cc de olsa anne sütünü kabul edip, beslenmeye başlayabilmesi olmuştu. Günden güne bu miktar arttırılıp zaman içinde damardan beslenmenin durdurulması planlanıyordu. Düzenli olarak sağdığım sütleri oğlumun içebiliyor olması beni çok mutlu etmişti. 1cc süt için bir sürü süt heba oluyordu. Keşke daha az miktarlarda biriktirseymişim diye hayıflandım o zamanlar. Keşke hayıflanmasaymışım.

Her şey iyiye gidiyor derken bir anda akciğerlerde kapanma olmuş ve oksijen ihtiyacı artmış. Sebebi, akciğerlerde gelişen Maya adlı bir enfeksiyon. Hemen antibiyotik tedavisiyle birlikte daha basınçlı oksijen verilmeye başlandı. Allah’tan beslenmesi kesilmedi, hatta 16 cc ye kadar çıktı derken kendimizi bu şekilde avuturken birden bire Candida’yla da tanıştık. Kanda birden bire hortlayan Candida bir mantarmış. Bağırsaklara yapışıp tıkarmış. Karında şişlik yapar, antibiyotiklere de cevap vermezse tıkanıklıkları açmak için bağırsaklarından tekrar ameliyat olması gerekirmiş. Tahmin edebileceğiniz gibi gerekti de.

“Biz oğlumuza güveniyoruz. O bunu da aşacak. O bizim bonzai’miz; içinde kocaman bir ağacın potansiyelini barındıran küçücük bir ağaç gibi büyüdükçe içindeki potansiyeli de ortaya çıkaracak buna yürekten inanıyorum.” İnanıyordum; inanç böyle bir şey işte. Neye istersen ona inanıyorsun. O da inanıyordu. Yaşayacağı ve yaşadığı her şeyi ona anlatıyordum. Hazırlıklı olsun ve neyi, niye yaşadığını bilsin diye. Sizce anlar mı? Çoğu kişiye göre hayır ama bence o en başından beri anlıyordu, bakışlarında görüyordum bunu. Şükürler olsun dualarımız kabul oldu, benim güçlü oğlum bu ameliyatı da atlattı.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

14 yorum

  1. Hikayenin sonunun mutlu bitmesi dileklerimle…takipteyim

  2. Bebekler anlamaz derler ama bencede anlar, hamileyken klasik müzik dinletmiştim bende. şimdi yine dinliyor, sallanıyor, mutlu oluyor. Güz'de seviyor bence müziği. Çok gayretli, azimli bir bebek, dünyaya sıkı sıkı tutunuyor maşallah :)Tekrar geçmişolsun…

  3. Belde,Güz'ü o kadar merak ediyorum ki,ara ara geliyor aklıma…Onun çok güçlü olduğuna inancım tam…Ki annesi çok güçlü bir kadın…Hayata tutunmaya,inanmaya,birbirimizden güç almaya devam…

  4. Ne zaman Güz'ün hikayesini okusam belki biraz da hamileliğimin etkisiyle gözyaşlarıma engel olmam mümkün değil. Bir yandan da düşünüyorum ben aynı durumda olsam Belde kadar güçlü olabilir miyim diye. Belde, sen eşin ve en önemlisi Güz çok güçlüsünüz.

    dilerim ileride Güz'ün koşup oynarken ki hikayelerini okuruz. Artık oğlum için ne kadar dua ediyorsam Güz ve sizin için de o kadar edeceğim.

    Allah tüm bebekleri ve ailelerini korusun

    • Merhaba tuten sizin için umarım herşey çok yolunda gider. Aslında böyle biraz üzülüyorum hamilelerin etkilenmesi en son isteyeceğim şey. Yaşadığımız süreç zor bir süreçti bizim gibi bu savaşları veren de çok aileler var. Bütün bu hikayeye iyileşme süreci olarak bakarsanız kendinizi biraz daha iyi hissedersiniz. Bütün bunlar onun iyileşmesinde birer basamaktı. Bir süre sonra hastane sürecimiz bittikten sonra Güz'le geçirdiğimiz güzel günleri de paylaşacağım.

  5. Anlar… anlarlar …

    Allah şifa versin nerde bebiş varsa…

  6. şimdi güz ne kadar oldu.yani bu olaylar yeni mi?kaç yaşında çok merak ettim.inşallah hep iyi olur güz bebek

  7. Yaşadıklarınız gerçekten çok zor, allah evlatlarımıza sağlık versin.

  8. Herkese iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim ..

  9. ben de her okuduğumda gözlerim doluyor. minicik bi bebeğin hayata tutunuşunu acziyetimizi görüyorum. birçok konuda elimizden tek gelen şeyin dua ve inanç olduğunu görüyorum..çok çok geçmiş olsun, mutlu sonla bittiğinden emin olduğum için gözlerim dolsa da içim çok sızlamıyor 🙂

  10. Sevgili Belde anneliğin bir insanı ne kadar güçlü kılabildiğini sende bir kez daha gördüm.Güz bebeğin azmini ve kendisini çok sevdim, o minik ellerini tutup sevdim. Benden ve Bensu kardeşinden selam söyle annesi Güz bebişe..

  11. Bu başlığı her gördüğümde daha okumadan yüreğim hopluyor….