10 Yorum

Acele etmeden

Diyetisyenim kuzenim Yasemin’im, Mankenlere değil, kendi vücudumuza bakalım dediği geçen haftaki gaza getirici yazısından sonra konuk yazarlığa devam ediyor.

Gerisini de getirecek gibi geliyor bana.

***

Bazı altın cümleler yazarak başlamak istiyorum:

  • Bilgi edinmek
  • Azla yetinmek
  • Sabretmek
  • Pes etmemek
  • İnanmak

Bu 5 madde kendinizi değiştirmek için ihtiyacınız olan 5 adımdır. Beslenme konusunda tatmin edici bir yanıt alabilmeniz ve bir değişim yakalayabilmeniz için kesinlikle zamana ihtiyacınız var. Bu zaman zarfında bilgi edinmelisiniz. Ama yardım alarak, ama doğru kaynakları tarayarak. Sizi mucize bir şeklide hiçbir şey zayıflatmayacak! Kafanızdan, önünüze taş koyan, size çelme takan bu yalanı silin atın!

Mucize sizin kendinizde! Sabırlı olup, yılmadan, yıllardır görmezden geldiğiniz bedeninizi dinleyerek, anlayarak, azla yetinerek ve en önemlisi değişeceğinize inanarak değişimi başlatabilirsiniz!

Bundan önceki yazıya gelen yorumlardan birinde okurlardan bir tanesi, mide hacminin çok büyük olduğunu ve spor yaptığı halde iştahıyla baş edemediğini söylemiş. Mide çeperi, tayt gibi esnek bir zarla kaplıdır. Hacmini aşacak miktarda doldurursanız tabii ki genişler. Genişlemiş bir mide çeperi, ancak doğru beslenme ve doğru yiyecek seçimleriyle zaman içinde tekrar daralır. Zaten bu mümkün olmasaydı şişman insanların zayıflamaları ve kilo koruyabilmeleri söz konusu olmazdı.

Spor, iştahın dengelenmesinde ne kadar önemli bir faktör ise, doymak için ne yediğiniz ve yaptığınız spora uygun kalori tüketip tüketmediğiniz de, bu hususta en az o kadar önemli bir faktördür. Spor yaptıkça daha fazla yemek yeme eğilimi içine giren insanlarda saptadığımız esas problem, yanlış yiyecek tercihidir. Bir saat yüksek tempolu yürüyüş yapan bir bireyin ortalama yaktığı kalori miktarı 300kcal civarındadır. Nasıl olsa spor yaptım duygusuyla yediğiniz bir dilim kek veya 2 küçük boy poğaça veya bir büyük boy kurabiye 1 saatte yaktığınız tüm enerjiyi gerisin geriye vücudunuza bağışlamakla kalmaz, daha da fazla acıkmanıza yol açar. Böyle bir kısır döngünün içinde kaldığınız sürece ne kilo kaybedebilirsiniz, ne verdiğiniz kiloyu koruyabilirsiniz, ne de iştahınızı yönetebilirsiniz.

Spordan sonra en çok önerdiğimiz menü, mevsim sebzelerinden oluşan istediğiniz büyüklükte bir salata, 1 porsiyon yağsız pişirilmiş et grubu (yaklaşık 100-120gr), 1-2 dilim çok tahıllı, çavdarlı veya tam buğdaylı ekmek ve bir su bardağı kadar az yağlı ayrandır. Salatanızı, 1–2 tatlı kaşığı zeytinyağı, sınırsız limon, sirke, baharat ve nar ekşisi ile tatlandırabilirsiniz. Ve tabii ki de su içmeyi ihmal etmeden. Doygunluk hissini kalori almadan başlatıp, muhafaza edebilmeniz için, öğünlerden önce ve sonra bir su bardağı kadar su içmeyi ihmal etmeyelim.

Tatlandırıcılar konusuna gelince; bilimsel literatürü taradığımız zaman görüyoruz ki şişmanlık şekerin icadı ile başlıyor. Yani daha öncesinde şişmanlık diye bir hastalık yok. Şişmanlık, kanserin en başta gelen sebeplerinden birisidir. Diğer taraftan şeker tüketiminin kansere yol açtığı, kanserli hücre sayısını arttırdığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Yine fareler üstünde yapılmış bilimsel araştırmalara göre tatlandırıcılar, önerilen dozların üstünde kullanıldığı takdirde kanserojen etkiye sahiptirler. Belirtmekte fayda var. Bu araştırma, insanlar üstünde yapılmış bir araştırma değildir. Aşırı dozda tatlandırıcının, farelerin kanına direkt enjekte edilmesiyle tespit edilmiş bir etkidir. Uzman olarak anormal boyutta tüketilmediği takdirde tatlandırıcı kullanılmasına karşı değilim. Aspartam, asasülfam potasyum içerikli olanların yerine vücutta birikmeyen formda olanlarını kullanabilirsiniz. Buna örnek verecek olursak; Splenda veya Stevya’yı önerebilirim.

“Şeker mi? Tatlandırıcı mı?” Tatlandırıcı diyorum. Şeker kriziniz tuttuğunda, bir kalıp çikolata yemek yerine, sütünüze ekleyeceğiniz tatlandırıcı ve kakao ile sakinleşecekseniz, kesinlikle daha doğru bir seçim yapmış olursunuz. Fakat eğer yapabiliyorsanız hem şeker, hem tatlandırıcıları, günlük beslenmenizden çıkarın.  Şüphesiz en sağlıklı olan budur!

Sevgiyle, sağlıkla, fit kalın…

Uzm. Dyt. Yasemin SERİNTÜRK
YS Beslenme ve Danışmanlık

10 yorum

  1. Umarım doğumdan sonra fazla olan yağlardan kurtulurum. Kilo insanın yaşam kalitesini düşürdüğü gibi, beraberinde getirdiği ruhsal buhranlarda cabası. Bu hayat bize sadece bir kere veriliyor onu da en güzel,en şık ve keşke şunuda giyseydim,buda bana yakışır mı biraz kilom var demeden yaşamak bizim elimizde.

  2. çok güzel çok doğru şeyler yazmışsınız .önce kafada bitirmek lazım sonra vücut harekete geçecek.elifin verdiği gazla ve bir de blogcu bir arkadaşın tavsiyesiyle ben de diyetisyen randevusu aldım.başarırım inşallah.

  3. Elıf gebeler tatlandırıcı kullanabılıyor mu ?

  4. ayrıntılı ve açıklayıcı cevaplardı, teşekkür ederim. tatlandırıcı önerisini dikkate alacağım fakat içinde şeker olmayan şey neredeyse yok gibi. kek, muhallebi, çörek gibi şeyler yapıyorum çocuklara, mecburen. bunları yaparken şeker yerine pekmez kullanmayı deneyeceğim ama muhallebi şekersiz yapılamaz. acaba o esmer şekerlerden mi kullansak?

    • Bildiğim kadarıyla ülkemizdeki esmer şekerler, şekere beyazlatma işlemi yapılmadan önce, yani daha ham haliyle bırakılarak değil, bir sürü işlem görmüş beyaz şekerin rengi yakarak ya da başka bir şekilde koyulaştırılarak üretiliyor.

      • Bu konuda benimki gibi kulaktan dolma olmayan bir bilgi veren olursa ben de çok sevinirim.

  5. gebeler, emziren anneler ve çocuklar tatlandırıcı kullanmamalı.

  6. Son zamanlarda, kendi diyetisyenime ek olarak, beslenme ile ilgili duyduğum en akılcı sözler, özellikle altın cümlelere bayıldım, lütfen konuk yazarlık devam etsin 🙂

  7. yasemin hanım gebelik döneminde doğru beslenme ile ilgili yazılarınızı da bekliyoruz,lütfen..:)

  8. genelde diyetisyen yazilarini hic begenmem. hep bir bilgi eksik/hatali/kulaktan dolma gelir. yasemin'in yazilarini cok begendim, devamini diliyorum. cok guzel bir ek oldu bu bloga.