173 Yorum

Anne olmak bu mu demek?

Aşağıdaki konuk yazı, Burcuname blogunun yazarı tarafından kaleme alındı.

***

Yazmak istedim, hem de buraya yazmak istedim. Neden buraya yazmak istedim? Çünkü ben de bu toplumun bir ferdiyim ve kendi bloguma yazdıklarımın kimler tarafından okunduğunu kafama takıyorum. Kendi ailem okuyor, eşimin ailesi okuyor, arkadaşlarım, Ayşe, Fatma, vs. Okuyan bol, eleştiren daha da bol. Kıymet bilmez diyenini mi ararsın, kadere isyan ediyor günah diyenini mi ararsın. Her telden çalıyorlar. Anlamaya çalışan da var mı aralarında? Vardır elbet. Pek çok kadın yaşıyor bu yaşadıklarımı. Bazıları önemsemiyor, bazıları depresyonlara giriyor, bazıları da ben gibi şaşakalıyor bu yaşadıklarına, yetişemiyor hayatın hızına, savrulup gidiyor sağdan sola.

Baştan almam gerekirse ben ”anne” oldum. Her şey öyle başladı. Şikâyetlerimin ardı arkası kesilmiyor artık, farkındayım. Kendi blogum da her daim isyankâr cümlelerle dolu. Ne yapayım, elimde değil. Durduramıyorum içimdeki isyanı, git diyemiyorum. Beynimi, ruhumu kemirip duran garip saplantılı düşüncelere engel olamıyorum. Ya-pa-mı-yo-rum! Nokta.

Hani ben hep sınıf birincisiydim, genelde okul birincisiydim, her gösterinin, her organizasyonun yıldızıydım ya. Hani geldim bir çırpıda Türkiye’nin en iyi üniversitesini kazandım, fakültenin şımarık ve asi kızı oldum, Burcu dendiği zaman herkesin söyleyecek bir lafı vardı, bölüm başkanından dekana kadar benden yaka silktiler, ama adım hep ortalarda dolandı durdu ya. (Reklamın iyisi kötüsü olmaz.) Hani rüyalarımdaki gibi bir düğünle evlendim, dünyalar güzeli bir gelin oldum, herkes bana imreniyordu, evliliğim de diğer yaptığım her şey gibi ortalığı birbirine kattı ya. Hani öyleydi ya Burcu. N’oldu şimdi güzelim? Sen ki konuştuğun zaman herkesi sustururdun, cevap veremezdi kimse hani. Tek bir işaretinle dağları taşları dize getirirdin hani. Kafana eseni yapardın, söz dinlemezdin, deliydin, enginlere sığmaz taşardın hani. Şu aynada gözlerinin altı mosmor, kaşları alınmayalı aylar olmuş, bakışları donuk, üstünde kendisine bile ait olmayan ( koca kişisinin) çuval gibi eşofmanlarla bir zavallı gibi görünen, kamburu çıkmış suret kim o zaman Burcu? Bu kadın bile demeye bin şahit isteyen kadın müsveddesi kim?

Evet, benim dünyalar güzeli bir bebeğim var ve şükürler olsun ki sağlıklı. Ne şükretmeyi bilmeyen biriyim, ne de doyumsuzum. Sadece normal bir insanım ben. Kadınım ben, ya da kadın olmaya çalışıyorum tekrar. Ayların ayları kovaladığı inanılmaz hızla giden bir trendeyim sanki. Cama odaklı baktığımdan ne dışarıdaki manzaranın tadına varabiliyorum, ne de dengemi bulabiliyorum bu hızla. Akıp gidiyoruz rayların üzerinden, bense hala nerede durduğumun, neyin içinde olduğumun, daha da güzeli artık ”kim” olduğumun farkında bile değilim.

Altı ay oldu ben doğum yapalı. Koskoca altı ay. Nasıl bir hızla geçtiğinin farkına varamadım bile. Uykusuz geceler, gaz problemleri atlattık, emdi/emmedi, derken güldü, başını kaldırdı, döndü, süründü, ses çıkardı, emeklemeye hazırlanıyor filan hatta artık. Altı ayda neler değişir dünyada hiç düşündünüz mü? Savaşlar çıkar, ülkeler yok olur, borsa çöker, birileri multimilyoner olur, biri mezun olur doktor olur, biri evlenir hamile kalır, biri iflas eder, birileri grev yapar, birileri isyan eder. Liste böyle uzar gider. 6 ay. 180 uzun gün. 4320 koca saat. Neler neler olur bu dünyada bu sürede. Ben ne oldum peki? Hiç. Koca bir hiç oldum ben bu 4320 saat sonunda. Altı ay önce anne oldum, sonra da bir hiç oldum.

Günlerim oğlum etrafında geçiyor. Evime bile zaman ayıramıyorum. Her daim pis ve dağınık. Etrafıma baktığımda nefret ediyorum bu durumdan. Kendimden utanıyorum. Ama oturtamıyorum işte şu kahrolası düzeni. Beceriksizim ben. Her şey birden olamıyorum. Hepsini yapamıyorum. Hiçbirini yapamıyorum belki.

Kendime zaman ayırmaya çalışayım oğlumdan arta kalan zamanlarda diyorum, onu hiç yapamıyorum. Asıl mevzu benim ya, yok, olmuyor. Ağdaya gitmiyorum. Makyaj yapmıyorum. Çoğu zaman üstümü değiştirmiyorum. Düzenli beslenmiyorum. Düzenli zaten uyuyamıyorum. İnanılmaz bir hevesle beklediğim kitapları okuyamıyorum, okusam okuduğumdan zevk alamıyorum. Sinemaya kırk yılda bir gitsem aklım evde kalıyor. Uzun uzun banyo yapamıyorum, hatta çoğu zaman kısa bir duş bile alamıyorum. Genelde babaannem donlarıyla geziyorum, dantel ya da saten bir şeye dokunmayalı uzun zaman oldu. İçki içemiyorum. İçtiğim sigaradan zevk almıyorum. Kocama sarılıp uyuyamıyorum. Kocama sarılıp bir aksiyon da başlatamıyorum, o da önceden randevulu olmak zorunda. Arkadaşlarımla buluşamıyorum. Alışverişe gidemiyorum, gittiğimde deneme kabinine girip deneyemiyorum. Uzun zaman alan yemekler pişiremiyorum, zaten genelde yemek bile pişiremiyorum. Oje süremiyorum. Parfüm sıkamıyorum. Çalışamıyorum. Yeni çizim programlarını takip edemiyorum. İş arayamıyorum. Dergi karıştıramıyorum. Tuvalette gazete sefası yapamıyorum. Wii oynayamıyorum. King oynamak istersem yarısında oğlumla ilgilendiğim için kâğıtları takip edemiyorum. Boş boş oturamıyorum. Evet, evet. Hiçbir şey yapmadan, düşünmeden, kafama takmadan bomboş bir insan bile olamıyorum. Bütün bunları yapamayan bir Burcu, artık Burcu mudur acaba? Sanmıyorum.

Bir gün doktora “Bu çocuk uyumuyor, tükendim artık” dedim. “Şu kapının dışına oturup bir gün boyunca geleni gideni seyret, ne hastalıklar, ne sakatlıklar var. Onları görünce bu haline şükretmeyi öğrenirsin” dedi bana. Bu şikayet etmeme engel mi ki? Ben haksız mıyım? Bencil miyim ben? Sadece kendimi mi düşünüyorum? Böyle (fiziksel) sorunsuz bir çocuğum var ve ben hala memnun değil miyim? Ayıplanmalı mıyım bu yüzden? Artık kendim gibi davranamadığım/olamadığım halde her şey harika gibi mi yapmalıyım? Ağzımı açıp bir şey söylemeye, bir adım atmaya çabalamaya hakkım yok mu? Anne olmak bu mu demek? Anneysen aynı zamanda kadın da olamaz mısın? Herkes beceriyor da bir ben mi beceremiyorum? Ben yetersiz miyim? Belki de hak etmiyorumdur tüm bu sahip olduklarımı. Öyle midir acaba? Yine kadın olabilecek miyim? Her şey yoluna girecek mi? Eskisi gibi olabilecek mi hayatım? Bunları kafamda daha ne kadar kurabilirim? Düşünmekten bir insanın beyni yorulur mu? Acaba çok düşünürsem kafam patlar mı? Anne bu ne?

Yeniden kadın olmak istiyorum. Yeniden Burcu olmak istiyorum. Annelik part-time değil ama 24 saatlik de olmamalı bence. Nerede yanlış yapıyorum, neden beceremiyorum, neden olmuyor? Çok yorgunum. Belki de sadece uyumak istiyorumdur… Bilmiyorum!

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

azmak istedim, hem de buraya yazmak istedim. Neden buraya yazmak istedim? Çünkü ben de bu toplumun bir ferdiyim ve kendi bloguma yazdıklarımın kimler tarafından okunduğunu kafama takıyorum. Kendi ailem okuyor, eşimin ailesi okuyor, arkadaşlarım, Ayşe, Fatma, vs. Okuyan bol, eleştiren daha da bol. Kıymet bilmez diyenini mi ararsın, kadere isyan ediyor günah diyenini mi ararsın. Her telden çalıyorlar. Anlamaya çalışan da var mı aralarında? Vardır elbet. Pek çok kadın yaşıyor bu yaşadıklarımı. Bazıları önemsemiyor, bazıları depresyonlara giriyor, bazıları da ben gibi şaşakalıyor bu yaşadıklarına, yetişemiyor hayatın hızına, savrulup gidiyor sağdan sola.

Baştan almam gerekirse ben ”anne” oldum. Her şey öyle başladı. Şikâyetlerimin ardı arkası kesilmiyor artık, farkındayım. Kendi blogum da her daim isyankâr cümlelerle dolu. Ne yapayım, elimde değil. Durduramıyorum içimdeki isyanı, git diyemiyorum. Beynimi, ruhumu kemirip duran garip saplantılı düşüncelere engel olamıyorum. Ya-pa-mı-yo-rum! Nokta.

Hani ben hep sınıf birincisiydim, genelde okul birincisiydim, her gösterinin, her organizasyonun yıldızıydım ya. Hani geldim bir çırpıda Türkiye’nin en iyi üniversitesini kazandım, fakültenin şımarık ve asi kızı oldum, Burcu dendiği zaman herkesin söyleyecek bir lafı vardı, bölüm başkanından dekana kadar benden yaka silktiler, ama adım hep ortalarda dolandı durdu ya. (Reklamın iyisi kötüsü olmaz.) Hani rüyalarımdaki gibi bir düğünle evlendim, dünyalar güzeli bir gelin oldum, herkes bana imreniyordu, evliliğim de diğer yaptığım her şey gibi ortalığı birbirine kattı ya. Hani öyleydi ya Burcu. N’oldu şimdi güzelim? Sen ki konuştuğun zaman herkesi sustururdun, cevap veremezdi kimse hani. Tek bir işaretinle dağları taşları dize getirirdin hani. Kafana eseni yapardın, söz dinlemezdin, deliydin, enginlere sığmaz taşardın hani. Şu aynada gözlerinin altı mosmor, kaşları alınmayalı aylar olmuş, bakışları donuk, üstünde kendisine bile ait olmayan ( koca kişisinin) çuval gibi eşofmanlarla bir zavallı gibi görünen, kamburu çıkmış suret kim o zaman Burcu? Bu kadın bile demeye bin şahit isteyen kadın müsveddesi kim?

Evet, benim dünyalar güzeli bir bebeğim var ve şükürler olsun ki sağlıklı. Ne şükretmeyi bilmeyen biriyim, ne de doyumsuzum. Sadece normal bir insanım ben. Kadınım ben, ya da kadın olmaya çalışıyorum tekrar. Ayların ayları kovaladığı inanılmaz hızla giden bir trendeyim sanki. Cama odaklı baktığımdan ne dışarıdaki manzaranın tadına varabiliyorum, ne de dengemi bulabiliyorum bu hızla. Akıp gidiyoruz rayların üzerinden, bense hala nerede durduğumun, neyin içinde olduğumun, daha da güzeli artık ”kim” olduğumun farkında bile değilim.

Altı ay oldu ben doğum yapalı. Koskoca altı ay. Nasıl bir hızla geçtiğinin farkına varamadım bile. Uykusuz geceler, gaz problemleri atlattık, emdi/emmedi, derken güldü, başını kaldırdı, döndü, süründü, ses çıkardı, emeklemeye hazırlanıyor filan hatta artık. Altı ayda neler değişir dünyada hiç düşündünüz mü? Savaşlar çıkar, ülkeler yok olur, borsa çöker, birileri multimilyoner olur, biri mezun olur doktor olur, biri evlenir hamile kalır, biri iflas eder, birileri grev yapar, birileri isyan eder. Liste böyle uzar gider. 6 ay. 180 uzun gün. 4320 koca saat. Neler neler olur bu dünyada bu sürede. Ben ne oldum peki? Hiç. Koca bir hiç oldum ben bu 4320 saat sonunda. Altı ay önce anne oldum, sonra da bir hiç oldum.

Günlerim oğlum etrafında geçiyor. Evime bile zaman ayıramıyorum. Her daim pis ve dağınık. Etrafıma baktığımda nefret ediyorum bu durumdan. Kendimden utanıyorum. Ama oturtamıyorum işte şu kahrolası düzeni. Beceriksizim ben. Her şey birden olamıyorum. Hepsini yapamıyorum. Hiçbirini yapamıyorum belki.

Kendime zaman ayırmaya çalışayım oğlumdan arta kalan zamanlarda diyorum, onu hiç yapamıyorum. Asıl mevzu benim ya, yok, olmuyor. Ağdaya gitmiyorum. Makyaj yapmıyorum. Çoğu zaman üstümü değiştirmiyorum. Düzenli beslenmiyorum. Düzenli zaten uyuyamıyorum. İnanılmaz bir hevesle beklediğim kitapları okuyamıyorum, okusam okuduğumdan zevk alamıyorum. Sinemaya kırk yılda bir gitsem aklım evde kalıyor. Uzun uzun banyo yapamıyorum, hatta çoğu zaman kısa bir duş bile alamıyorum. Genelde babaannem donlarıyla geziyorum, dantel ya da saten bir şeye dokunmayalı uzun zaman oldu. İçki içemiyorum. İçtiğim sigaradan zevk almıyorum. Kocama sarılıp uyuyamıyorum. Kocama sarılıp bir aksiyon da başlatamıyorum, o da önceden randevulu olmak zorunda. Arkadaşlarımla buluşamıyorum. Alışverişe gidemiyorum, gittiğimde deneme kabinine girip deneyemiyorum. Uzun zaman alan yemekler pişiremiyorum, zaten genelde yemek bile pişiremiyorum. Oje süremiyorum. Parfüm sıkamıyorum. Çalışamıyorum. Yeni çizim programlarını takip edemiyorum. İş arayamıyorum. Dergi karıştıramıyorum. Tuvalette gazete sefası yapamıyorum. Wii oynayamıyorum. King oynamak istersem yarısında oğlumla ilgilendiğim için kâğıtları takip edemiyorum. Boş boş oturamıyorum. Evet, evet. Hiçbir şey yapmadan, düşünmeden, kafama takmadan bomboş bir insan bile olamıyorum. Bütün bunları yapamayan bir Burcu, artık Burcu mudur acaba? Sanmıyorum.

Bir gün doktora “Bu çocuk uyumuyor, tükendim artık”’ dedim. “Şu kapının dışına oturup bir gün boyunca geleni gideni seyret, ne hastalıklar, ne sakatlıklar var. Onları görünce bu haline şükretmeyi öğrenirsin.” dedi bana. Bu şikayet etmeme engel mi ki. Ben haksız mıyım? Bencil miyim ben? Sadece kendimi mi düşünüyorum? Böyle (fiziksel) sorunsuz bir çocuğum var ve ben hala memnun değil miyim? Ayıplanmalı mıyım bu yüzden? Artık kendim gibi davranamadığım/olamadığım halde her şey harika gibi mi yapmalıyım? Ağzımı açıp bir şey söylemeye, bir adım atmaya çabalamaya hakkım yok mu? Anne olmak bu mu demek? Anneysen aynı zamanda kadın da olamaz mısın? Herkes beceriyor da bir ben mi beceremiyorum? Ben yetersiz miyim? Belki de hak etmiyorumdur tüm bu sahip olduklarımı. Öyle midir acaba? Yine kadın olabilecek miyim? Her şey yoluna girecek mi? Eskisi gibi olabilecek mi hayatım? Bunları kafamda daha ne kadar kurabilirim? Düşünmekten bir insanın beyni yorulur mu? Acaba çok düşünürsem kafam patlar mı? Anne bu ne?

Yeniden kadın olmak istiyorum. Yeniden Burcu olmak istiyorum. Annelik part-time değil ama 24 saatlik de olmamalı bence. Nerede yanlış yapıyorum, neden beceremiyorum, neden olmuyor? Çok yorgunum. Belki de sadece uyumak istiyorumdur… Bilmiyorum!

173 yorum

  1. Zamanla oluyor Burcu, kendini yıpratmamaya bak. Bir süre sonra eskisinden bile iyi hissedeceksin. Biliyorum, çünkü bu hep böyle oluyor, hepimiz aynı yollardan geçiyoruz.

  2. nesliice, benim kötü duygularımı paylaştığım bir yazıda herkes yaşadığı benzer duygulardan bahsetmiş haklı olarak. kimse sadece bu annelik demiyor ki, güzel anların anlatıldığı yazıların altında da yine mutlu paylaşımlar var, olması gerektiği üzre.

    • cogunlukla Anneligin sanki dünyanin sonu gibi gösterilmis ama. yazdigin yazida hic annelikle ilgili güzel bir söz bulamadim ama burcu…. Annelik 24 saat degil burcu yasadigin sürece her saniye Anneliktir burcu…

      • iyi de bu sitemlerimi hüzünlerimi dile getirdiğim bir yazı nesli, durup arada ama demir şöyle harika gülüyor, bana dokunmasına bayılıyorum, annelik dünyanın en vazgeçilmez ve tadılası duygusu diyemem ki :( ki bu söylediklerimin de hepsi doğru, yukarda yazıklarımın da. olumlu duygularımı okumak istiyorsan, onlar da yok değil, onları da yazmıştım zamanında. okumak istersen :http://www.burcuname.com/2011/02/19/annelik-nedir/
        yani tek taraflı bakmıyorum, hayatım bitti demiyorum. iyisiyle kötüsüyle yaşamaya çalışıyorum işte anneliği, beni suçlama bu yüzden

        • Hayir asla seni suclamiyorum dedigim gibi biraz elestirdim canim. Lütfen eger yazdikalrim seni üzdüysede özür dilerim. Ya ben anlatamadim yazdiklarimla sana söylemek istediklerimi yada sen beni anlamadin… Tabi okurum zevkle….
          Ama lütfen bu kadar kendini dagitmamaya bak, belki seneye bir tane daha gelir :))))

        • Sevgili Burcu,

          Öncelikle yazına bayıldım gerçekten harika ifade etmişsin duygularını. İkinci olarak, bu tarz bir tepkiden dolayı anneliğini kanıtlama gereği duymana hiç gerek yok. Hepimiz anneyiz, hepimiz evlatlarımızı çok seviyoruz ve sanmıyorum ki anneliğin tarif edilmez güzelliklerini tatmış hiçkimse de keşke olmasaydı bu çocuk, ölsün gitsin, yok olsun tarzında bir yaklaşım asla sergilemez. Hepimiz için öncelik evlatlarımız ve hiçbirimizin bunu ispat etmesine gerek yok çünkü en başta biz anneyiz. Ama İNSANız da dimi, duygularımız var, bir gün çok mutluyken bir gün depresif olabiliriz ya da elbette ki hiç kimse anne olmak kolay diyemez ve hepimiz dönem dönem bu şekilde isyan edip yeter noktasına gelebiliyoruz. Bu gayet doğal. Ben yazdığın yazıdan şikayetçi bir anne algılamadım, zaten yazının içinde de şükrediyorsun evladının sağlığına ve varlığına. Ama bunlarda anneliğin bir başka boyutu, gerçekleri. Annelik demek bir insan evladının yoluna süpürge ettiğin saçlarınla kendini feda edip, kendini hiçe saymak, kendinden ödün vermek demek değildir. Annelik çok sevmektir, bir insanı herşeyden ve herkesten çok sevmek ve onun için her türlü fedakarlığı yapmak ama aynı zamanda kadın olmak, insan olmaktır. Ancak gerçekten mutlu olan, kendini iyi hisseden anne mutlu ve sağlıklıı bir evlat yetiştirebilir. Kimi süpürge ettiği saçlarıyla mutludur, kimi de kendine hayatın içinde sosyal bir varlık olarak, birey olarak, kadın ve insan olarak ama hep anne olarak ayırdığı vakitle mutludur. İyi anne 24 saat bebeğiyle olup, onu çok sevip, büyük bir sabırla büyütüp, sadece o deyip kendinden sayısız ödün veren, bakımsızlığıyla barışık, hiç şikayet etmeyen, hep gülen, mutlu, huzurlu kişi demek değildir!! Çocuğumu çok seviyorum, iyi ki var demenin ön koşulu bunlar değildir yani. Kimse kimsenin anneliğini sorgulayamaz!

  3. Aynı şeyleri hissediyorum… Üstelik 1 yıldır…

  4. sanırım hepimiz benzer şeyleri yaşıyoruz… anne olmanın zevki bu diyorum ben artık :)

  5. Yazı bitince Ohh dedim. Sen yazmışsın, ben rahatladım. Print alıp eşe dosta dağıtasım geldi. Ne zaman nasıl geçer bu his bilmiyorum ben de… Ben çalışıyorum ayrıca. Ama işimden de memnun değilim. Aslında çalışmak değil bu, işe gidip geliyorum. Asgari düzeyde yapacaklarımı yapıyorum. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Haftasonu full time annelik yapıyorum. Pazar akşamına kadar çıldırıyorum. Pazartesi olsun diye. Pazartesi olunca da işe gelmek istemiyorum. Mottom oldu, İSTEMİYORUM… :)

    • aynı durumdayım Gözde. hatta ben iyice çıldırdım, bu ayın sonunda işten ayrılıyorum. ayrılmak istediğimi söyledikten sonra kuş gibi hafifledim. şu anda önümü göremiyorum, daha 2 sene ödememiz gereken bir ev kredimiz var, başka bir işe girmek istemiyorum, bir süre çalışmak istemiyorum. hamileyken almadığım kiloları işe başladıktan sonra stresten aldım. işi bırakacağım için hem korkuyorum hem seviniyorum…

      • Çalışan anne olmak gerçekten zor, kendi annemden biliyorum. Zaten bu memlekette çalışan kadın olmak, çalışan hamile olmak, çalışan anne olmak hepsi zor. Kısaca burda ''kadın'' olmak zor. Ben de tersine çalışsam keşke diyorum. Biraz özlesem Demir'i, biraz bıkkınlığım geçse, daha bir hevesle heyecanla gelsem eve. Diyorum da, öyle olmuyor sanırım :S

      • anne olmak harika bir duygu! çalışan anne olmaksa çok çok zor . Hele ki işteki stres evede yansıyorsa felaket.Benim de 2 yaşında bir oğlum var. 8 aylıkken işe geri döndüm (hala emzirmeye devam ediyordum osırada ) emziren ve çalışan anne olmak için hem duygusal hem fiziksel açıdan çok zorlandım. peki şimdi ne oldu? oğlum büyüdü , artık konuşuyor bile :)ben bu 1,5 yıllık çalışan anne sürecini yaşarken artık tükendiğimi farkettim ve mayıs ayısonunda işi bırakıyorum. aynı durumdayız ÖZGÜR kuş gibi hafiflemişsin ya inan bende öyle hissettim . bakalım göreceğim 'oğlunu büyüten anne' olmak nasıl olacak ?.

        • Annelerin full time çalışmadığı ama bütün gün evde bebek de bakmadığı, yardım edenlerinin çok olduğu, anne-bebek-kadın-yardım temalı işlerde istediği saatlerde çalışıp hem maddi hem manevi tatmini yaşadığı, birbirlerini desteklediği, tecrübelerini cömertçe paylaştığı bir dünya hayal ediyorum.

  6. "Anneysen aynı zamanda kadın da olamaz mısın? Herkes beceriyor da bir ben mi beceremiyorum?" Kim becerebilmiş merak ettim doğrusu. 1,5 yıl oldu gözümü yeni yeni açıyorum ben.

    • Bence de lohusalık 18 ay sürüyor. Ben de 6 aylık lohusayken (?) :) "Ben de haberleri dinlemek istiyorum, ben de Türkiye politikası tartışmak istiyorum" diye ağlayıp eşimi şoke etmiştim :) Geçti gitti, nihayet.
      Üstelikkkkk 18 ay sonra belim geri geldi. Evet, evet; belim geri geldi. Öyle odun gibi değilim artık. Hiç zayıflamadığım halde, herkes zayıflamışsın diyor. Makyaj yapıyorum, spor yapıyorum, yemek yapıyorum, ekmek bile yapıyorum. İyiyim yani…
      Hatta iyi haber: 18. ayı beklemek zorunda değilsiniz. Bütün bu iyileşmeler yavaşşş yavaşşş oluyor ve 18. ayda kendinize gelmeye başlıyorsunuz.
      Ha, gayret!

    • burcu çok guzel yazmışsın. herkes senin gibi, ben de dahil. kimse beceremiyor :) ama bunu boyle açık yureklilikle itiraf etmek zor oldugundan ve "canım yavrum" edebiyatı daha kolay oldugundan boyle cesur yazılara pek rastlamıyoruz.

      her iş yarım yamalak kalıyor. ama 1 yaşından sonra biraz daha rahatlayuacaksın. bebeğin bakımı kolaylaşacağından değil, senin artık relax moda geçeceğinden dolayı olacak bu rahatlama. hala hormonların etkisinde yaşayan bi kadınsın. biraz daha bekle anneliğin de oturacak, bebişin daha iyi uyuyacak, rahatlayacaksın..

  7. Rahat ol Burcu geçecek bunlar,hepimizin böyle dönemleri oldu.Hayat böyle bir şey zaten:İnişli ,çıkışlı…Düşe kalka geçiyoruz bu yollardan.Düşün yoğun bakımda yatan hastaların bağlı olduğu makinada çizgiler sürekli ya iner,ya çıkar.Hayat ta böyle işte.Anladığım kadarıyla tek başına büyütüyorsun oğlunu,yardım edecek kimsen yok,ama emin ol çalışınca da durum çok farklı olmuyor.Önceden her gün fönlü gelirdim o ,şimdi arada bir.Manikür,pedikür hak getire.Sürdüğüm ojeleri silmeye vaktim olmuyor bazen.Alışverişte ışık hızıyla 7 kıyafet denedim bu hafta sonu.Annelik böyle bir şey işte,hızlı,dağınık ve yorgun bir şekilde yaşıyorsun.Eminim tek başına çocuğuna bakıp,gayet bakımlı,evi gayet düzgün olan annelerimizde vardır,onları ayakta alkışlıyorum.Geçecek Burcu inan geçecek…

    • ama annelerimizde sevdiğimiz bu değilmidir.Bi ane kokusu vardır ya böyle yemekimsi kokarlar:):) elleri manikürlü olmasada saçımızı okşaıklarında pamuk gibi gelmez mi bizlere?? Yada onların böle pirpirikli bi halde evde bi oyana bi buyana koşturmalarını düşündükçe hangimiz tebessüm etmezkii..:):)

      yani demem o ki annelik böyle birşey galiba…Bu arada 10 hafta sonra doğum yapıcam inşallah,eğer çıldırma noktasına gelirsem bana bu söylediklerimi hatırlatın olur mu:)))))))))

      • Valla Serapcım ben inanılmaz mutluyum.Evet dediğin gibi annelik böyle bir şey,iki gün önce Deniz'in doktor kontrolü vardı,giderken araba tuttu,başımdan aşağıya kustu,tiksindim mi hayır,üstüne üstelik 4 saat öyle gezdim-çok fazla koku yaymadım etrafa ama hemen sildim çünkü-Öğlenleri eve geliyorum 1 saatliğine,son anda Deniz'in kustuğu oluyordu,her zaman duş alamıyordum,sadece üstümü değiştirebiliyordum,ama düşünsene iş yerindesin ara ara burnuna koku geliyor ya sebze çorbası,ya muhallebi,ya yoğurt kokusu,artık oğlun ne yediyse,ki ben başak burcuyum,aşırı titiz bir insanım…

        Serap artık hayatında yeni bir devir başlıyor,uykusuz,yorgun,yoğun ama mutlu…Bakma sen Burcu çok bunalmış haklı olarak,ama dünyanın en güzel şeyi bence anne olmak,umarım sağlıkla gelir kuzucuğun…

      • Evet Serap yanlış düşünme, hayattaki herşey gibi anneliğin de iniş ve çıkışları var işte. Tek problem, sonsuza kadar anne olacak olmak ve sonsuza kadar iniiip çıkmak 😉

        • :):) burnuma kusmuk kokuları gelsin istiyorum ve sürekli inip çıkmak istiyorum sanırım ben anneliğin şuan sadece karnımdan sağlıklı sıhatli çıksın da gerisini hallederiz aşamasındayım:):) gerisini sonra görücezz bildiririmm zaten iniyormuyum çıkıyormuyum yere mi çakılıyorum o zaman görcess:)

  8. hep iyi ki doğurmuşum, iyi ki anne olmuşum diceksin.
    ama haklısın 24 saat olmamalı. imkanın varsa yardımcı alabilirsin. en azından ev işlerinden azat edersin. bebeğin uyurken de kendine vakit ayırabilirsin.
    şikayet etmeye hakkımız yokmuş, böyle olacağını bilmiyormuymuşuz?
    ben kendimden iğreniyorum desem. kilom almış başını gidiyor. tırnaklarıma oje dudaklarıma ruj sürmeyelei 2,5 yıl oldu. neymiş her daim kızımı öpmeye hazır olayım. kadınlığım yerlerde sürünüyor.

  9. Sevgili Burcu bir yerde lohusalık 18 ay sürer diye bir yazı okumuştum. Oğlım şu anda 23 aylık ve ben tam 18 ay sonrasında kendimi eski Asude gibi hissedebildim. İnan yalnız değilsin ve seni çok çok iyi anlıyorum. Şu andaki duygularım geçen senenin tam tersi. Birazcık sabır Biliyorum çok zor ama inan bu duygular yerini tarifi imkansız başka bir şeye bırakıyor. İlk 1 sene yanımda kimsecikler yoktu. Heryere beraber gidiyorduk tuvalette dahil :) Yavaş yavaş kendime vakit ayırdıkça ikisini dengelemeyi öğrendim.

    • Sevgili burcu resmen benim bir sene önceki halim eksiksiz.Şuan kızım 23 aylık herşey o kadar yolundaki biraz inan bir sene sonra sende oh diyeceksin..

  10. zaman herşeyin ilacı daha çok yenisiniz, alıştığınız bile fark etmeden düzeniniz oturur. Bende ilk zamanlarda evim pis diye oturup ağladığımı biliyorum.Ama zamanla bazı şeylerden vazgeçiyorsunuz bazıları da kendiliğinden düzene giriyor. yeterki umutsuz olmayın. Umutsuzluk mutsuzluğu getiriyor.

  11. henüz doğum yapmadım ama gözüm korktu :) hepsi gerçek ve yaşanacak olan şeyler çünkü… geçenlerde blogcuannede yapılan yorumlardan biri bana destek oldu ama; herşey geçici.. kötü dönemler de güzel ve değerli zamanlar da… bunların bir gün geçeceğini ve hayatın tekrar rayına oturacağını düşünmek zor da olsa sabretmek gerek sanırım…

  12. Merhaba Burcu,

    Oncelikle yalniz degilsin. Pek cok kadin bu duygulari yasiyor ; kimi bahsediyor yasadiklarindan kimi ise bahsetmiyor. Bence ozellikle aktif is hayatinda verimli bir sekilde calismis ve « kriz yonetiminde » basarili kadinlar bu duyguyu fazlasiyla hissediyor cunku bebekli hayat yonetebilinecek bir kriz degil, kontrol anne babada degil tamamiyle bebekte. Sanirim annenin kendisini caresiz, basarisiz, suclu hissetmesinin sebebi de bu. Isin psikolojik aciklama kismini bir kenara birakip pratik onerilere geciyorum. 4 yasinda bir oglum ve 1 yasinda bir kizim var. yazdiklarim tecrube ile sabittir :)

    Biliyorum vaktin yok, belki hevesin de yok ama yine de sabah kalktiginda uzerine guzel bir seyler giy. Makyaj yapiyorsan gozune bir kalem cek, saclarini sekle sok. Bazi haftasonlari dislerini bile fircalamaya firsat bulamayan bir anne olarak yaziyorum bunu, inan kendini iyi hissetmede ise yariyor.

    Kendine vakit ayirmak istemen bencilce bir duygu degil, boyle hissettigin icin cocugunu az seviyorsun durumu kesinlikle soz konusu degil. Eger annenler yakinsa ya da guvendigin bir cocuklu arkadasin varsa cevrende, haftada bir kac saat bebegini onlara birakip disari cikmayi dene. Iki ogun arasi birakirsin bebegini. Bu da en az 3 saat demektir. Bakacak kisi size gelsin ya da sen ona git. Cik disari dolas, sevdigin seylerden birini yap, tek basina da olsan guzel bir oglen yemegi ye ; al yanina bir kitap yemek yerken onu okursun. Ilk zamanlarda kosa kosa eve doneceksin ben ne yaptim cocugumu yalniz biraktim diye ama sonra alisacaksin.

    Henuz erken ama bir kac ay sonra yavas yavas sosyal hayata geri donmeye baslayin. Siz bebegi birakip cikmak istemiyorsaniz, arkadaslarinizi h.sonu yemege cagirabilirsiniz. Sakin el oyalayacak seyler hazirlama. Mumkunse bir gece onceden yemegi hazirla. Yemek vakti geldiginde bir salata yapmak kalsin. Aksi halde hem yemek hem bebek derken sofraya oturdugunuzda gozlerin kapanmaya baslar.

    Mukemmel ev, super temiz bakimli ev olayini bir sureligine unut. Ev dagilacak sonra tekrar toplanacak sonra tekrar dagilacak…

    Toptan alisveris yapmak cok pratik. Mutfakta yerin varsa stoklama yap. Aman su bitmis diye panik olma.

    Pratik yemek yapmayi malesef ogrenmek zorundayiz. Ben 4 yildir kendi keyfim icin mutfaga girmedim. Pratik ama lezzetli ve hos sunumlu seyler yapmak mumkun.

    Haftalik yemek menusu cok faydali oluyor.

    Kari koca birbirinize vakit ayirmaya calisin. Biz sinemaya gitmeyi cok severdik, tabii ki cocuklu olduktan sonra bu keyfimiz bitti. Onun yerine her hafta film kiralamaya basladik, hatta bazen yemeklerimizi tepsiye koyup film seyrederken yiyiyoruz; en buyuk keyfimiz.

    Ev duzeninizi elbette bilmiyorum ama bebeginizi erken yatirmaya calisin. Hem onun buyumesi icin cok faydali hem de siz kari koca kendinize ve birbirinize daha cok vakit ayirabilirsiniz. Biz esimle konusmak icin cocuklarin yatmasini bekleriz, cocuklar bicir bicir konusurken mumkun degil iki cift laf etmek.

    Aklima bunlar geldi ilk etapta. Umarim yardimci olur. Cocuklu hayata alisacaksiniz yakinda. Hatta herkesin bana soyledigi gibi daha sonra cocuksuz hayat nasildi onu bile hatirlamayacaksiniz.

    • yazdıklarınız bana da umut verdi gerçekten uygulanabilir şeyler denemeye değer teşekkürler

    • çok güzel kotarmışsınız iki çocuklu anne olmayı, gerçekten gelecek günler için insana umut veriyor :)

      • bütün önerileri dikkate alacağım, ne de olsa hepsi denenmiş onaylanmış reçeteler. teşekkür ederim

        • kuzen iyi döktürmüşsün.. umut verici bir tavsiye, bana da iyi geldi ama işte bazen olmuyor :)

          • Kuzencim bizim de hergunumuz tikir tikir islemiyor ki. kriz anlari bizde de oluyor ama onemli olan bir duzen oturtabilmis olmamiz, sonra inis cikisli gunler elbette oluyor.

  13. Geçecek mi? Şaka…Geçmicek. Her gün umutla ertesi günü yaşamadığın için heyecanla uyanacaksın. Ama boşa çünkü onlar büyüdükçe herşey daha çok büyüyecek. Çünkü artık annesin. Çıkmaz sokak gibi birşey. Şikayet etme tadını çıkar :)

  14. Çok beğendim yazdıklarını, yaşadıklarını dile getirme şeklini. Bence bu yazı bile gösteriyor Burcu'nun hala oralarda bir yerlerde olduğunu. Ben de her şeyi yapıp yine de hiçbir şeye yetemediğim şu dönemde senin yazdıklarını çok iyi anlıyorum. İsyan etmek de hepimizin hakkı. İsyanın sebebi de anne olmak değil aslında, kadın olmak. Ama anne olunca sorumluluklar daha da artıyor, çıldırma noktasına geliyoruz cümleten… Ame elbet bugünler de geçecek ve yeniden bakımlı tırnaklarımız, saçlarımızla bacak bacak üstüne atıp arkadaşlarla keyif yaparken oyun parkından sana doğru koşacak o dünyanın en güzeli, anneeee diye. Sevgiyle..

  15. Benim yaşadığım şeylerin bire bir aynısını yaşıyorsunuz sizde. Benim oğlum 3 yaşına geldi, yeni yeni kendime geliyorum, tekrar kadın olduğumu hatırlamaya başladım. Anne, eş, iş kadını, ev kadını rollerini sürekli değiştirerek hayatımı düzene sokmaya, hepsine yetişmeye çalışıyorum. Ama mutlaka eksik bir şeyler kalıyor. Sizi çok iyi anlıyorum, kendinizi yıpratmamaya çalışın, yeni durumunuza göre hayatınızı şekillendirmeye çalışın.

  16. ağlıyorum yine hüngür hüngür

  17. Dunya degisiyor, hizla gelisiyor.. Kadinlar okullarini birincilikle bitiriyor, iyi universitelere gidiyor, 3-5 dil ogreniyor, buyuk sirketlere yonetici oluyor.. Evimizi, tek tusla yonetebildigimiz teknolojik aletler basiyor.. 21. yuzyildan 22. yuzyila dogru ilerliyor ve caglar atliyoruz..

    Ama bebekler degismiyor :)) Onbin yil once nasillarsa, 21. yuzyilda da aynilar :) Agliyorlar, laftan anlamiyorlar, gaaayyeet primitifler 😛

    Ama ne yazik ki, dunya ile basetmeyi ogrenmis 21. yuzyil kadini, primitif varliklar olan bebeklerle nasil basedecegini bilmiyor. Cunku o bebekleri dogurup, buyutmek uzere programlanmiyorlar artik. Zamanin getirisi sonucu egitim almak, kariyer yapmak, guzel ve sosyal bir hayat yasamak uzere programlaniyorlar. Cocuklardan, bebeklerden uzak yetisiyorlar.. Isin daha kotusu, ozellikle Turkiye gibi ulkeler icin, erkekler hala pa$a olarak buyutuluyor, onlar tamamen uzaklar bebek ve cocuk kavramindan..

    Hic cocugu olmayan ama ayni apartmanda 4 yegen buyutmus arkadasim, benden hala daha bin kat daha tecrubeli. Cunku bebek nedir biliyor :) Onlarin dilini 4 yegenle az da olsa cozmus.. Cocuk nasil bakilir biliyor.. Onlar hakkinda benden bin kat daha cok sey biliyor.

    Kiz cocuklarina da, erkek cocuklarina da.. bir gun buyuduklerinde okula gidecekleri, buyuk insan olacaklari, kariyer yapacaklari, para kazanacaklari, onemli, ayaklari ustunde duran bireyler olacaklari kadar; anne ve baba olacaklari, laftan anlamaz, hic bir seye benzemez bir bebekleri de olacagini anlatmak ve daha cocukluktan onlari hazirlamak gerekiyor bence :))

    • Aynen öyle. Bebeklerde bir sorun olmayacağına göre, problem bizde.

    • erkeklerin paşa gibi büyütüldüğü fikrine katılıyorum eğer onlara da kız çocuklarıyla aynı eşit muameleyi yaparsak,bizden sonraki nesilde kızlarımız daha rahat eder.karı koca ikiside çalışırken erkek eve gelince yatıp uzanmaz mutfakta eşine yardım eder ,yardımlaşırlar.

  18. Gerçekten 7/24 olmamalı bu iş.Sanırım zor bir bebeğiniz var,ama geçecektir mutlaka bu günler, ilk 1-2 ay ben de böyle hissetmiştim….

  19. Ha bu arada, gecmeyecegine, hayatinizin bir daha eskisi gibi olmayacagina, durumu boyle kabullenmeniz ve kaderinize razi olmaniz gerektigine falan da inanmiyorum.

    Turk kadininin fazla anacligi onu yipratiyor bence. Gereksiz kahramanlik olarak goruyorum. Cocuga da zarar veriyor. Iyilik yapayim derken anneler, hem kendilerine hem cocuklarina zarar veriyorlar bana gore.

    Dengeyi kurmak lazim. Hayat cocugun etrafinda donmemeli. Cocukla birlikte donmeliyiz.. Onun da kendi hayati olmali, olacak. Senin de kendine ait bir alanin olmali.. Herkes kendi cemberi icinde, digerini sIkmadan, bogmadan.. birlikte olmali.. Oglun henuz cok kucuk.. Buyudukce birakacaksin onu givendigin insanlara, vicdan azabi cekmeden disari cikacaksin.. Egleneceksin. Kendine ve esine vakit ayiracaksin. Bazen her yere canta gibi tasiyacaksin oglunu, bazen gozun arkada kalmadan onu birakip hayuata karisacaksin..

  20. benim de 1 yaşında bir bebeğim var. Senin yaşadıklarının aynısını ben yaşadım. kaşlar alınmamış, eşinin kıyafetlerini giyen bir insandım. banyoya girip çıkmam 5 dakikadan kısa sürüyordu. Elif ek gıdalara geçtikten sonra rahatladım. yani yolun yarısını geçtin. bir iki sonra daha rahat edeceksin. birisine bırakabileceksin artık ki bırakmalısın. kendime yıllar sonra ilk alışverişi kızımın doğum günü için yaptım. sen bunları kafana takma ve kızının her anını hafızana kazımaya çalış. hepimiz bu günleri geçirdik. az kaldı bitmek üzere :)

    • Rana,ben de yıllar sonra ilk alışverişime (hamileleik + doğum sonrası dönem = 2 yıl) ,evdeki yardımcımın beni tenkit etmesi sonucu,(Deniz hnm.bugün bari !!! yeni bişey giyin,herşeyiniz bedeninize büyük)oğlumun ilk yaş doğumgununu kutlayacagımızın sabahı gittim.1 saat içerisinde 5 parça kıyafet aldım,5 aydır çeviriyorum:))

  21. Ellerine sağlık ellerin dert görmesin. Tüm annelerin geçirdiği bir dönemdesin, benim kızım 3,5 yaşında ve okula başlaması ile bu dönemleri aştık. Biraz kendile alakalı, yetsende yetmesen de sana yetemiyormuşsun gibi geliyor.
    Yorgunluk insanı olumsuz düşünmeye itiyor.

  22. Ahh ahh o kadar sık hissettim ki şu yazdıklarının hepsini. Azıcık normal hissetmeye başlamam 9 ayımı aldı, ilk zamanları hiç anlatmayayım ben, sen anlatmışsın zaten. Çözüm önerilerine geçeyim: Öncelikle bir uyku düzeni oturttum ve çocuğuma uyku eğitimi verdim; çok uğraştım çok didindim ama şu anda akşam sekiz sabah 8 uyuyan bir oğlum var maşallah (14 aylık) Sana da bir an önce bebeğinin uykusu konusunda birşeyler yapmanı öneriyorum çünkü uykusuzluk tüm kötülüklerin anası:) Uyumaya başlayınca daha iyimser bir pencereden bakabileceğini garanti ediyorum. Bunun için blogcuanneninde sıkça bahsettiği yöntemlerden birini seçebilirsin ama yap lütfen. Çevremde çocuğu 3 yaşına gelmiş ama hala geceleri uyanan ve düzeni olmayan anneler var ve perişanlar. Böyle bir düzen kurarsan akşam sekizden sonrası senin ve eşinin. Bebeğin yan odada uyurken sen film seyredebilirsin, kitap okuyabilirsin, misafir ağırlayabilirsin vs..Kendin olabilirsin vicdan yapmadan. Ev işlerine gelince; maddi durumun uygunsa acilen haftada bir yardımcı. Gerisini de görmezden gelmeye alışman en sağlıklısı senin için..Dağınıklığa gözünü alıştır çünkü büyüyünce sen ne kadar toparlarsan toparla yine dağıtıyor ben dağıtmasına karışmıyorum, o yattıktan sonra toparlıyorum, aynı şeyi bi kaç kez yapmak zorunda kalmıyorum. Bebeğine uyku alışkanlığı kazandırırsan; bak dikkat ettiysen tekrar Burcu olabilmen için tüm yollar uykuya varıyor; haftada bir gün bir arkadaş, kardeş, bakıcıyı çağırıp akşam eşinle ya da kendin dışarı çıkabilirsin ve yine vicdan yapmadan çünkü bebişin misler gibi uyuyor. Biz öyle yapıyoruz ve ben çarşı izni diyorum bu akşamlara..Bir de seni temin ederim zaman işe yarayacak, alışacaksın ve daha az acıtacak eski hayatını hatırlamak..Sevgilerimi gönderiyorum sana..

    • Uyku düzenimiz var Deryacım. Yatır- kaldır yöntemiyle uğraştım didindim, şimdi Demir gündüzleri her 3 saatte bir 45dk-1 saat kendı kendıne uyuyo, gece de 8-9 gıbı uyuyo sabah 7ye kdr. Ama sorun başka:
      1. Gık desem uyanıyo, sese cok duyarlı bı cocuk, bana çekmiş. O uyurken özellikle mutfakta çıt çıkartamıyorum.
      2. Gece sadece bir kere besleniyor, ona rağmen 50 defa uyanıyor. Tamamen nedensiz, uyanıyo, bağırıyo, gidip ağzına emzik veriyorum, ya da pozisyon değiştiriyorum geri uyuyo. Yarım saat sonra aynı terane :)

      • Benim oglumun huylarina cok benziyor. Ayagimda uyutur ve asla yere bile birakamazdim ayagimdan. Oturur pozisyonda coook uyudum. Gunduzleri o uyurken (ayagimda tabi:)) kitap okumaya calisirdim, sayfayi nefesimi tutarak cevirdigim halde uyanirdi :) Bir kere uyandi mi da kizilca kiyamet kopardi tabi.. Bazi cocuklar boyle. Uyku egitimi var ama uyurken hassas cocugu egitme ihtimali yok :) Hala hassas ama cok sukur eskisi gibi degil.

        Ben bu konuda yapilabilecek bir sey bulamadim, sabretmekten baska care yok. Gececegini hatirlar kendine. Simdi bir de dis cikarma donemi.. Agzinla kus tutsan sakin uyumasini saglayamazsin. Eger bir yardimci edinebilirsin, aileden ya da parali.. sana yardim etsin gunduzleri. O bebege baksin, sen gece uyuyamadigin uykunu tamamla :) Benim bulabildigim tek care buydu. Ve mutlaka cocugunla birlikte uyu. O uyuyunca sen de uyu…

        • gündüz uyuyamıyorummmmm :( ama bakıcıyı halletcez, taşınalım da. 1 ay sonra taşınıyoruz, sonra bekle bizi bakıcılı hayat. şu an ev kutu kadar ve ben popomda sürekli birisi varmış gibi hissetmek istemiyorum…

      • Süperr. Şimdi ilk sorununun aynısı da ben de var. Çözümünü buldum ama: white noise. Ben Amerikadan bi alet buldum getirttim burda satılmıyor ama şöyle çözebilirsin mp3 playera white noise indir internetten hoparlöre bağla ve gece gündüz uyurken devamlı çalsın. bu ses dışarıdaki gürültüyü perdeliyor ve ani seslere karşı uyanmamasını garanti ediyor. Biz parmak ucunda yürürdük öyle hassas benim velet, bu aletten sonra rahatladık. Dene pişman olmayacaksın. İkinci sorununda bir prop sorunu diye düşünüyorum. Emzik prop olumş. Nereden mi biliyorum? Bunun da aynısını yaşadık. Azmet sabret zaten uyumuyorsun bir de böyle uyuma yatır kaldırla emziği defet. Başlamadan önceki gün ben evdeki tüm emzikleri çöpe atmıştım. İlk iki gece çok zorlandık ama 1 hafta-1o gün sonra emzik tarih olmuştu ve 20 dakikada bir uyanan çocuk gitti tüm gece uyuyan melek geldi..Bir öneri daha odasını olabildiğince karanlık tut bu da işe yarıyor canım..Ben uyumaya başladıktan sonra düzelmeye başladım, lütfen ukalalık olarak nitelendirme yazdıklarımı sadece yardım etmeye çalışıyorum cause I was there once..

        • asla ukalalık olarak nitelendirmiyorum, yazıyı paylaşmak amacıyla yazdım, herkes de bir şekilde fikir veriyor yardımcı olmaya çalışıyor. emzik konusunda kesinlikle haklısın ve bu velet daha da ağırlaşmadan bir an önce halletmem lazım, ertele ertele nereye kadar, of offfff.

          • Burcu bloguna baktım ve yatır kaldırla ilgili bazı soruların olmuş. babywhispererforums.com sorularına bütün cevapları verecektir. Props diye ayrı bir bölümü bile var. Tek başına kitap yetmiyor..

          • Benim oğlum da 6 ay civarında (1 ay kadar) gece uykusunda yarım saatte bir uyanarak gecelerimi zindan etti, diş çıkarıyor sandım ama diş de çıkarmadı… Ben o dönemde uyku eğitimi veriyordum, gündüz uykuları düzene girerken gece uykusunda böyle sapıtmıştı, sonra bıraktım eğitimi falan. Bir süre sonra kendiliğinden düzene girdi. Şimdi gecede 1 defa emmek için uyanıyor, bazen 9 saat aralıksız uyuduğu oluyor, bazen de istisna olarak 2 – 3 defa uyanıyor ama genel olarak düzenini kendi oturttu (9 aylık oldu)… Benim oğlum da gerçekten zor bir bebek ama geriye dönüp bakınca her zorluk bir süre sonra kendiliğinden çözülüyor, tabi bu arada bir yenisi ekleniyor :) Annelik böyle bişey sanırım; CHALLENGING!

          • Burcu, bizde de sese acaip duyarlilik var, hatta (Almanya'dayiz) Türkiye'ye gittigimizde, babaanne ve anneanne evlerinde cok sorun yasiyoruz, herkes inanilmaz dikkat ettigi halde, kapilar sesi iyi izole etmedigi icin ve sokak gürültüsü orda cok daha fazla oldugu icin hep zamanindan erken uyaniyordu yavrum. Biz simdi uyandiginda bir süre bekliyoruz, hemen dalmiyoruz odasina, kendi kendine uyumasi icin bir sans veriyoruz ve ise yaradigi cok oluyor, zaten acikma aglamasi cok farkli (bu arada bizim kuzu 11 aylik oldu, ve en az bir kere gece uykusunda süt iciyor hala, Tracy'e göre cok ayip bir durum). Uyku egitimi biz de vermeye calistik, yatir kaldiri kendimize uygun bir sekilde, rutin vs. oturtarak yaptik, ama arkadaslarin dedigi gibi gece erkenden kendi yataginda, kendi kendine huzurla uykuya dalmasi,uyanmayacagi anlamina gelmiyor. Dahasi bizimki emzik hic emmedi, yani prop olayida yok gibi. Ama bu sagliksiz uyku duzeninin biraz genetik olduguna kanaat getirdim, ben de cok zor uyurum, gündüz uyuyamam ve gece cok hortlarim. Isin kötüsü, o uyusa bile ben pavlonun köpegi seklinde mutlaka uyanip hortluyorum ve uyuyamiyorum, birseyler okusam da uyayamiyorum, okudukca okuyasim geliyor cünkü:). Simdi böyle bir genetik mirasla bu cocuk naapsin di mi:)… Neyse, uyku bakimindan bu yavrular birbirine benziyorsa, ayrica bir 8 ay civari icinde bir "heads up" demek isterim. Dis sebebiyle ve ya ayaga kalkip tutunarak yürüme isine girmesi sebebiyle, ve ya Allah bilir niye, bu ayimiz da cok uykusuz gecmisti, sonra nurturia'da forumlarda filan cok gördüm, 8 ay civari oluyormus böyle bir durum.

    • lutfen nasıl bı uyku egıtımı uyguladınız yazarsanız cok sevınırım bırde kac aylıkken basladınız.cok acıl yardım

      • biz 6 aylik civari, Tracy Hogg'un yatir-kaldir yöntemini, onun anlattigi sekilde harfiyen uygulamaya calistik önce, inanilmaz agladi, bir gün toplamda 5 saat aglamakli gecti, ve ben Tracy allah seni davul etsin diye merhuma cok saydim icimden. Sonra ana fikir ayni kalacak sekilde, hic aglatmadan yaptim yatir-kaldiri. Mesela Tracy derki, aglayinca hemen al kucagina, avut, sustur, sonra yatir hemen, cok oyalanma, yataga koyarken kendini yay gibi kasip aglamaya baslasa bile, yine de yataga koy, sirti yataga degsin, sonra hemen al. Böyle bir seyi üstüste 10 kere yaparsan o bebek helak oluyor, yataktan nefret ediyor iyice. Bize öyle olmustu. Ben emzirip, tam uyumadan önce, ama süper huzurlu ve uykuya hazirken koymaya basladim, yaninda bekledim tam dalana kadar. Cogunlukla emzirirken ninni söyledim, yataga yavasca ama mutlaka uyanik olarak birakirken ninniye devam ettim. Hatta tam dalana kadar yaninda kalip ninniye devam ettim. Alnini oksadim. Sonra ayaga kalkmaya filan baslayinca, oynamasina izin verdim istedigi kadar besiginde. Önce sarkilarimizi söylüyordum, sonra uyuyormus taklidi yapiyordum, ben düzenli nefes alip verince, o da bir sure sonra uyumaya basliyordu. Hic Ferber kullanmadik. Aksamlari hep ayni saatte, ayni seyleri yaparak rutin yapmak önemli. Bizde rutin: alt degisimi/pijma giymek, beraber gece lambasini yakmak, panjuru kapamak, sonra emiyor, sonra ek devam sütü iciyor, sonra yataga koyuyorum, sarki söyluyorum, uyuyormus gibi yapiyorum. Arada yatakta cok protesto ederse, kucagima alip, otururken sallayorum ve ya biraz daha emziriyorum, tekrar uyanik ve baygin sekilde yataga birakiyorum. Sarkilar hep ayni sarkilar.
        Dip not: Bir aliskanlik edinmek icin ayni seyleri üstüste en az 21 gün yapmak gerekiyormus (bir piskoloji seminerinde duymustum). Bir bilimsel calismada cocuklarinin dislerini 21 gün üstüste iple temizleyen anne-babalarin cocuklari bu aliskanligi ediniyorlarmis.
        Biraz uzun oldu, kusura bakmayin.

  23. oohhhhhhhhhhhh be kalemi güçlü arkadaşım benide dile getirdiğin için teşekkür ederim . Benim dışa vuramadığım isyanımı okumak bile beni rahatlattı. Tren çok hızlı hiçbirşeyi görememek cabası tek mutluluk yumuşacık sıcacık bir elin yüzünde gezerken verdiği haz………

  24. Cevap yazmaya iki saat kadar önce başlamıştım ama Demir durmadığı için ancak şimdi fırsat bulabiliyorum :) Yorumların hepsini hatırlayamıyorum ama önce hepinize teşekkür ederim destekleriniz ve köstekleriniz için :)

    Bu yazıyı yazdığımda gerçekten depresif bir akşamdı sanırım, şimdi tekrar okuduğumda '' Yok beee, o kadar da kötü değil.'' diyesim geliyor. Demek ki hepiniz doğru söylüyorsunuz, bir gün geçecek bu hisler. Tabi bunda bu haftanın da etkisi var. Pazar günü oğlumu babasına bıraktım, alışverişe gittim. Elimde kahvem, mağaza gezdim. Kaş, bıyık, epilasyon işlerini hallettim. Kendime afrodizyak etkili bir duş jeli ve güzel bir masaj kesesi aldım 😀 Eve geldiğimde kocacığımla birbirimize girdik söz verdiğim saatten 20 dakika geç kaldım diye ve ben alışverişteyken de 50 defa mesaj attı ve aradı çabuk gel diye. Ben bakamıyorum bu çocuğa işte, yapamıyorum, neden anlamıyorsun, beceremiyorum tarzında serzenişte bulundu, Tartışsak da kendimi daha iyi hissetmemi sağladı. Çünkü evet ben kadınım, ben bakabiliyorum çocuğuma hem de sıfır destekle. Hem de gayet iyi bakıyorum. Diğer herşeyi bir tarafa bıraksam da ben iyi bir anneyim diyebiliyorum. Mutlu oldum bu tartışmanın üstüne. Kendimi böyle bakımlı ve yeniden güzel hissedince tabi etrafıma da pozitif enerji yaydım bütün hafta boyunca. Eşimle akşamları güzel filmler seyrettik, tv karşısında yayıldık, birlikte olduk, zaman geçirdik, vs. Sonuç olarak şu an gerçekten daha iyiyim.

    Hepiniz doğru söylüyorsunuz. Dengeyi kurabilmem, bir şekilde kendi alanımı yaratmam lazım, bütün mesele bu sanırım. Ha derseniz, ee iyi güzel, kendine baktın, kocanla da vakit geçirdin, başka başka? Başka yok. Ev hala darmaduman, hala ocakta anca bir kap yemek pişiyor, hala uykusuzum, hala gözlerrimin altı mor. Ütüler birikti, çamaşır var yıkancak, yazılcak yazılar, yapılması gereken alışverişler, hepsi bana bakıyor. Herşey olmaya çalışmakla ilgili de değil, atom karınca kadın olmak istemek de değil mesele. Batıyor, elimde değil. Aslan burcuyum, mükemmeliyetçiyim, en güzeli olsun istiyorum. Be kadın, sen yap da mükemmelliği eksik kalsın diyemiyorum. Desem ya, yapamıyorum işte. Of siz anladınız zaten mevzuyu :)

    • Erkeklerin "bakamiyorum, yapamiyorum"u tamamen isi ustlerinden atmak icin uydurduklari bir sey :) Annemin deyisiyle, agzina ekmek goturmesini bilen her seyi yapabilir :) Sadece yapmak istemiyorlar. Alisacak, yapacak, mecbur. O, onun da cocugu. Sana tavsiyem, simdiden alistir. Haftada yarim gun de olsa, tek basina baksin cocuga. Senin kendine zaman ayirmaya ihtiyacin oldugu gibi, onun da oglunu tanimaya, onun dilini ogrenmeye ihtiyaci var.

      Tartisarak degil ama gaz vererek konus esinle :) Bak sen sunlari sunlari basaran adamsim, ogluna da bakabilirsin, yapabilirsin, aslansin, kocsun gibi 😛

    • Aynen katılıyorum. Bebek bakmak biraz da alışkanlık meselesi. Çalışan anneler mesela, bir süre sonra, "haftasonları zorlanıyorum" demeye başlıyorlar. bebek bakma alışkanlıkları azalıyor çünkü. Aynısı erkekler için de geçerli. Eğer baba, bebeğinin bakımını üstlenmiyorsa bir süre sonra eline yabancı gelmeye başlıyor kendi çocuğu.
      Her erkek gazla çalışan bir bünyeye sahiptir. Ver gazı, "bak başkası yapamıyor, sen nasıl yapıyorsuni aslan kocam, kaplan kocam" de. Bak bakalım,senden güzel bakmıyor mu? Yemek yapmak, dikiş dikmek de kadın işi denir ama bak en iyi aşçılar, terziler erkeklerden çıkıyor. Kadın iş diye bir şey yok.
      Ayrıca bence çocuğun da hakkı babasıyla özel anlar paylaşmak. Bebekken babasıyla özel anlar paylaşmayan çocuk, büyüdüğünde de babasına uzak kalıyor; baba da kendi bebeğini yabancılıyor. Aralarındaki bağı kurmanın en uygun yolu ten teması kurmak ve bunun için de en uygun zaman henüz bebeklik zamanı. Bebeğinizin poposunu ısırmaya kaç yaşına kadar devam edebilirsiniz ki? Babasının bu zamanı kaçırmasını ister misiniz?

    • valla bende aslan burcuyum hatta esim de aslan burcu ama bu aslanligi bazen abartiyoruz. teatral yasamaya, alkislar almaya pek bayiliyoruz ama sahneden inip asil emek isteyen sahne arkasina gecince, yandim ayse oluyoruz (yanlis anlama ben kendime bizzat boyle diyorum bazen). ben sunu anladim dunya da kusursuz rahat kusursuz guzellik yok, o yuzden aramaya kalkip da bosuna yorulmaya, amerikayi yeniden kesfetmeye gerek yok. benim 2 kizim var; biri 2,5 yasinda digeri 5 aylik, tahmin edersiniz ki hep kosturuyorum tabi ki de herseye yetisemiyorum. ama mutlu cocuk mutlu anne ve temiz ev denklemini tutturmak (ozellikle veletler kucukken) zor; gerek yok sinirleri yipratmaya. benim ilk fedakarligim ev oluyor; kendimi soyle teselli ediyorum: bak burasi yasanan simsicak bir ev.

  25. 1. Eve yardımcı alman şart.

    2. Üzgünüm çocuğun 4-5 yaşına gelinceye kadar bu böyle devam edecek.

    3. Eve yardımcı alman şaaaarrrttttt.

  26. Geçmeyecek Burcu, boşuna heveslenme, sen eski Burcu olamazsın artık, değiştin, anne oldun, istesen de olamazsın. Tecrübeyle sabittir. Ben de sana benzerdim eskiden. Kızım neredeyse 25 aylık oldu, şimdiki senden çok da bir farkım yok.

    Başkaları nasıl oluyor diyorsan, aslında anne olanlar olamıyor zaten, annecik olanlar öyle oluyor. Olmuş dediğin kadınların hayatında da hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi dört dörtlük gitmiyor.

    • Iste ben bu bakis acisina katilmiyorum. Ne kadar fedakarsin, ne kadar perisansin, ne kadar sacini supurge ediyorsun, ne kadar vicdan azabi cekiyorsun; o kadar annesin..

      O zaman ben annecigim :)) Benim arkadaslarim da.. Cevremdeki herkes annecik :))

      Degismek demek, per perisan olmak demek degil ki? Evet her sey artik farkli olacak ama boyle olmak zorunda degil. Alternatifi de var bu durumun.. Ustelik daha "kotu" degil..

      • bence de çok da güzel çekip çeviren kadınlar var, annecik olduklarını da düşünmüyorum ben de. biz beceremiyoruz diye çamur atmayalım :) saygım sonsuz onlara :)) ben yapamıyorum, o ayrı mesele :(

        • yaparsin :) yapamam diye bir sey yok :) simdi yapamiyorsan da, yolunu yordamini ogrenip yapacaksin :)

          ben herhangi bir seyi yapamam dedigimde annem bana hep; yapanlarin senden nesi fazla? derdi :))

          • Yapanların parası fazla parası :) Evinde ev işini yapan hizmetçiler, bebeklerin her türlü ihtiyacını karşılayan bebek bakıcıları, evine gelen manikür pedikürcüleri.

        • Valla ben hiç görmedim o çekip çeviren kadınlardan. Çekip çeviriyormuş gibi görünenler de daha önce bahsettiğim gibi asla dört dörtlük gözümüzde büyüttüğümüz gibi değiller. Tamam, salmayalım tabi ki kendimizi ama eksik de hissetmeyelim. Sorgulayıp da bunaltmayalım kendimizi, ruhumuzu.

      • Vallahi tanımak istiyorum seni ve arkadaşlarını. Nasıl yaşıyorsunuz, neler yapıyorsunuz merak ettim :)

        • Ben çoğunlukla evden çalışıyorum ve kazandığım parayı da evdeki yardımcıma veriyorum :) Yardımcımla işleri bölüştük. Ütüyü ve yer temizliğini o yapıyor (ciddi bir fıtık ameliyatı geçirdim, istesem de yapamıyorum zaten); yemek, toz alma, banyo mutfak temizliği gibi işleri ben yapıyorum. Kızımın temel ihtiyaçlarını (altını değiştirmek, üstünü değiştirmek, banyo yaptırmak, tırnaklarını kesmek vs) ben karşılıyorum, kızımın oyun ihtiyacını ise yardımcımla bölüşüyoruz. Ben kitap okuyorum, o boya yaptırıyor mesela. Bazen o parka çıkartıyor, ben çalışıyorum. Bazen ben parka çıkartıyorum, o ev işi yapıyor.
          Ama adama benziyorum nihayetinde. Eşim de halinden memnun, kızım da halinden memnun. Çocuk bakmak için bir köy gerekir deniyor ya? Bence çocuk bakarken bir de ev kadını olmak gerekiyorsa her eve en az iki kaıdn lazım ::)

          • Evvettt,ilk 1 sene 3 kadın hatta !!! :) 1) anne : bebeği ile ilgilenecek 2)anneanne,teyze,eş-dost : anne ve bebekle ilgilenecek 3) yardımcı : ev işleri yemek vs ile ilgilenecek

  27. Destek almalısın. Kocandan, varsa aile büyüklerinden, imkan dahilinde bir doktordan…

  28. ne güzel anlatmışsınız… okurken en az 10 defa bölündü dikkatimi tekrar tekrar toplamaya çalışarak bitirdim… benim 2 oğlum var, büyük 4.5 küçük 3 yaşında. çalışan temposundan çokta memnun bir anneydim, büyük oğlum doğduğunda annem 3 hafta kaldı evine döndü, ne yazıkki farklı şehirlerde yaşıyorduk o zamanlar. annemin evine döndüğü ilk günü hala hatılayınca içim daralıyor gözlerim doluyor. ve sonraki günler derin bir yalnızlık duygusu elini kolunu bağlayan bir canlı ile başbaşa kalmanın hüznü aklıma geliyor. doğum iznindeydim ve yaşadığımız şehirde hiçbir akraba yakın dost yoktu, bu en kötü şey. arada biri uğrasa azcık bebeği kucaklasa diye çok isterdim. eşim akşam gelince evde herşeyi üstlenir ve beni bahaneler bulup dışarı gönderirdi… birazcık iyi olayım diye… sonra oğlum 5 aylık oldu ben işe döndüm, çok ağladım her anne gibi işin ilk günlerinde… alışılıyormuş hatta böyle olması gerekliymiş şimdi anlıyorum. çok ama çok güzel bir şekilde herşey yoluna giriyor eninde sonunda, herşey eskisinden daha güzel oluyor, sabredin birazcık daha…
    üstelik ikinci bebeğimizi çok ama çok istedik eşimle, bebeklerimin ikisine de bakıcı bakıyordu düzen oturtmuştuk , yoruluyorduk hemde çok yoruluyorduk ama oluyordu işte mutluyduk tek eksik aileydi bizim için… ananne ve babanne dedeler amcalar teyzeler :) sakın akraba düşkünü sanmayın , deli gibi çekirdek aile meraklısı tipleriz :) ama çocuklar olunca isteklerin şekli değişiyormuş, etrafında seni seven aile büyüklerin olunca daha kolay oluyormuş herşey… izmir e geri döndük bu sebeple, çokta iyi yapmışız diyoruz şimdilerde :)
    mesleğime ara verdim 1.5 yıldır kendim bakıyorum ikisine de, çok mutlular ben de çok mutluyum. zaman zaman anneme bırakıyorum, eşime bırakıyorum kendime vakit ayırıyorum. henüz küçükler ama biliyorum ki zaman geçtikçe bebeklerim büyüdükçe herşey daha da güzelleşiyor güzelleşecek…
    çok uzattım kusuruma bakmayın, bir de yazarken yaklaşık 50 tane soru cevapladım 😀
    sevgiyle kalın …

  29. Tek tek cevap yazamıyorum topluca yazayım:
    Kimsemiz yok burda, amca dayı teyze hala bile yok. Biz ankaralıyız, evlendik koptuk geldik ne yazık ki. İnsan herkesten uzakta olmak çok güzel, anne kaynana dırdırı yok diyor, ama çocuk olunca anlıyor ki çok zor çoooook.
    Eşim çok yoğun, gerçekten yoğun. Ayrıca beceremiyor da, çok tedirgin. Tedirgin olması da işleri zorlaştırıyor.
    Demir Tracy teyzenin huysuz çocuk kategorisine giriyor. Herşey alıştığı gibi olsun istiyor, sabah uyandığında yatağından ben değil de babası alırsa bile vay halimize. Zaptedilmesi zor bir çocuk. Uyanık olduğusüre boyunca saniye yerinde durmuyor. Dalge geçmeyin ama doktora götürdük hiperaktif mi diye. Daha şimdiden ( emeklemeye başlamak üzere) emeklemeden kafayı gözü yarıyor. Bir yere bırakıyorum, bi bakıyorum gitmiş başka yerlerde birşeyler kemiriyor filan. Zor bir çocuk.
    Bakıcı düşündük, evimiz çok küçüktü rahat edemem dedim. Taşınma arifesindeyiz, taşınınca en azından oyun ablası alıcam mutlaka, araştırmaya bile başladık. Tek başıma mümkünatı yok başa çıkamıyorum artık. Her dakika hareket, enerjim yetmiyor :)
    İki haftada bir temizlikçi alıyorum. En fazla her hafta alabilirim. Onu da ben istemiyorum, evimle kendim ilgilenmek istiyorum en azından haftada bir gün. Yani temizlik yapmayı bile özledim anlayacağınız.
    Doktora gelince; doktor ne yapabilir ki? Siz varsınız, sizin söylediklerinizden farklı birşey söyleyemez zaten. Depresyonda filan olsam, konuşup rahatlatsın. Ne diyecek, temizlikçi al, bakıcı tut, kendine zaman ayır. E siz de diyorsunuz bunları, ben de zaten farkındayım.

    • sevgili Burcu hepsi geçecek, inan… küçük yardımlarla hepsi bir bakmışsın değişecek güzelleşecek. tabiki eskisi gibi olmayacak çünkü daha da güzel olacak herşey…bu bir süreç herşey çok yeni çok taze,

    • gönlüme tercüman olmuşsun burcu eline ve yüreğine sağlık bazen kendime bile itiraf edemiyorum bu duyguları sonrasında ben kötü bi anneyim psikolojisine giriyorum:( kızım 11 aylık benimde kimsem yok burda ne annane ne babaanne amca dayı vs. hiçkimse yok 2 hafta sonra iznim bitiyor çalışmaya başlayacğm bakıcı ayrı bir dert birde gurbette çocuk bakmanın zorluğundan bahsedince yanında ailesinin tüm bireyleri olan arkadaşlar olsun uzak olsunlarda sağlıklı olsunlar demezler mi boğazlamak istiyorum sanki şükr eden bir insan değilmişim gibi onun orası madalyonun öteki yüzü anlamıyorlar tabi normal olarak ..fönsüz makyajsız 2 dirhem 1 çekirdek gezen ben şimdi aynada kendimi tanıyamıyorum zaten ayda 1 olan beraberliklerimiz nerdeyse yılda 2ye döndü geçen gün hüngür hüngür ağladım artık karşısında ben artık kadın olduğumu hissetmek istiyorum diye…:( benimde eşim de yoğun çalışıyor geç geliyor bana hiçbir yardımı yok bebek bakımı konusunda yardımını geçtim kendime vakit ayırınca rahatlayacağımı bile düşünemiyor zooooor işteee çok zorr helede ailenden ayrıysan çokk çok zor :( neyse uzun yazınca saçmalıyorum galiba:)

  30. Merhaba Burcu
    Umarim bu yaziyi yazarken elestrilerede acik olarak yazmissindir… Ben herzaman dogru bildiklerimi pat diye söylemesini sevmis bir insanim insanlarin yüzüne karsi asla sevmem insanlarin arkasindan konusup dedi kodu yapmasini.

    Aslinda doktorun sana en güzel cevabi vermis. Keske imkanin olsaydida aksamdan sabaha kadar oturup baksaydin neler görecektin kim bilir.

    Gecen gün televizyonlarda bir bebegin acliktan öldügüne dair bir haber vardi. Ya sen Annenin yerinde olsaydin.????????????????????????????

    Acaba hala düsünebilecekmiydin ???????

    icki icmeyi, sigara icip keyif yapmayi, oje sürmeyi, arkadaslarinla bulusup yiyip icmeyi, oyun oynamayi ve bunun gibi daha bir cok sey.

    Gercekten sen o annenin yada o gibi annelerin yerinde olsaydin hala böyle seyleri düsünebilecekmiydin… Hayir sanmiyorum düsünemezdin… Cünkü o Annenin duygularini hic kimse bilemez. Kendisi ac, bebegi ac bir sey yok yapacak cünkü…

    Evet bence sen bira kendini düsünüyorsun.

    Bende 6 aylik bir Anneyim ALLAHA SÜKÜRLER olsun.
    Ama ben senin gibi düsünmüyorum. Eger Allah bana dünyanin en güzel hediyesini verdiyse ben ona günün 24 saati sükretmeliyim. Yok efendim sigara icemiyormusun, icki icemiyormusum oje süremiyormusun yok oyun oynayamiyormusum… Ya ne bunlar ne ???? Dünyanin en güzel seyi sendeyken düsündügün seylere bak yaaa…

    Annelik fedakarlik ister bosuna dememisler. Sen fedakar olamiyorsun sadece, sen fedakar olmak icin kendini zorluyorsun yazdiklarindan anlasilirsa. Yada bebek bakmak yasadigin simarik hayattan dolayi sana agir geldi.

    Cocugunun ve senin sagligin icin ne icki nede sigara icmeni tavsiye ederim.

    Amaaa seni kendine bakmaktan, saclarini taramaktan, kaslarini almaktan, dantelli satenli seyler giymekten, arkadaslarinla bulusmaktan alikoyan sey nedir…
    Bebeginmi ? lütfen…… Mesela bu yaziyi yazacak kadar zamani nerden buldun ? Bu zaman icerisinde saclarini tarayabilirdin mesela evinin kücük bir bölümünüde olsa temizleyebilirdin… Bunlar sadece kücük bir örnek. Bu kadar zaman buldugun her gün bir seyler yapabilirsin kendin icin öyle degilmi ???

    • eleştiriye sonuna kadar açığım elbette yazın dilediğiniz gibi.
      vereceğim cevap şudur ki: evet, haklısınız, dünyada binbir türlü dert var, ama çok şükür oğlumun sağlığı da gelişimi de güzel gidiyor. ben şimdi sorunsuz giderken ya şöyle olsaydı ya böyle olsaydı diye neden düşünüp moralimi bozayım ki. olabilirdi, ama değil; o zaman konu bu da değil.
      elbette kendimi düşünmek zorundayım, ben iyi olmalıyım ki yetiştirdiğim çocuk da iyi olsun, sağlıklı olsun, erdemli olsun, akıllı olsun, vs.
      bence biraz çocuğuma-taparım-o-benim-herşeyim-başka-herşey-önemsiz-ben-önemsizim-allah-verdi-şükredeyim tarzı bir yaklaşım olmuş sizinki. hayır. ben de önemliyim. ben en önemliyim, öyle olmalıyım. ben çocuğuma kendimden çok önem veriyorum ama yanlış yapıyorum bence, keşke kendime daha fazla dikkat edebilsem. bu yazı benim kendime ayırdığım kısacık bir zaman diliminde yazıldı, toplam 20 dakika sürmemiştir zaten. yazı da yazmayım, toptan sıyırayım o vakit :)

      • Hissettiklerini duygularını yazmış. Hissetme diyemezsiniz. Hiçbirimiz böyle hissetmek istemeyiz. Herkes daha mutlu, daha huzurlu olmak ister tabi. Hepimiz bebeklerimizi çok seviyoruz. Şikayet bebekten değil zaten. Siz yanlış taraftan bakmışsınız Nesli hanım…

      • Ben sükür etmek derken sadece sükür et ve yetin demedim. Sükür ederken kendinide dagit demedim. Sadece cok yanlis yapiyorsun ve zaten farkindasin.

        • Gözde hanim eger sizin icin Anne olmak mutlu huzurlu olmaktan cikmak anlamina geliyorsa ozaman bebek yapmayacaksiniz ben burcu hanim hissetme mutlu olma huzurlu olma demedim sen galiba yanlis taraftan okumusum benim yazdiklarimi

          • Hiç öyle bir şey yazmadım. Mutluluktan çıkmak falan. Ayrıca ne hakla bebek yapmayacaksınız diyebiliyorsunuz hayret. Bu ne hırs anlamadım.

    • Iste bu tur bir yaklasim, hic bir sorunu cozmuyor. Bugun belki sen bir sorun yasamiyorsun bebeginle, bunalimda degilsin, hayatindan memnunsun, ama acaba yarin da ayni sekilde dusunecek, hissedecek misin? Bunun garantisi var mi? Bence yok :)) Peki sen yardima ihtiyacim var, bu isin icinden cikamiyorum dediginde, o sorunu yasamayan, seni anlamayan, anlamak da istemeyen insanlar cikip; ne demek canim, otur da haline sukret gibi bir cevap verseler, ne hissedeceksin? Insan, sukretmeyi bile zamanla, sabirla, cabalayarak, ine cika, duse kalka ogreniyor.. Allah herkese sabri, sukru hop diye verseydi, cile cekilerek kazanilan sabir ve sukurle bir olur muydu?

      • Gözde hanim ben sorunlu bir insan degilim lütfen kavga ortami yaratmayin. Tesekkürler…

        Annevebebisi unutmaki SÜKRETMEK sizi cennete bile götürebilir tek basina…. Ayrica bence sözlerim cok baska yerlere gitti, neyse yanlis anladiysaniz kusura bakmayin lütfen…

        • Kavga ortamı? Neyse daha fazla bir şey yazamayacağım. Kimin ne yazdığı ortada zaten…

        • Bazen hizla yazarken derdimizi tam anlatamiyoruz, sonra ipin ucu cikiyor :) Ben seni de anliyorum, Nasreddin Hoca misali :) Herkes kendince hakli :)

          Anadolu'da "gelin solduran" derler cocuga :)) Aslinda sadece bu zamana ozgu degil bu annenin perisan olmasi :)) Sadece gunumuz sartlarinda kadinlar evde, dort duvar arasina hapis olmus, tv'deki dogumdan 2 ay sonra 0 bedene dusmus, gece davetlerinde boy gosteren anne profili altinda eziliyor, o kadar :)) Aslinda yasadigimiz ve hissettigimiz her sey NORMAL. Normal.. O kadar.. Kimisi belki sadece bugune ozgu, yarin artik olmayacak ama yine de NORMAL duygular..

          • Kadının kadını anlayamadığı bir durumda boşa kürek mi çekiyoruz sanki bazen ne? Bir çocuklu kadını-anneyi yine bir çocuklu kadın-anneden daha iyi kim anlayabilir diye düşünmekten artık vazgeçmeliyim. Empati yapmak bu kadar zor mu??

  31. anneni çağır hemen burcu. sen de bir süre kendine gelirsin. ayrıca bir yardımcıya ihtiyacın var görünüyor, gerçi madem yardımcın olacak çalış ve bir iş bul derim. çalışmak iyi gelir. hem evde oturup, hem de yardımcın olması mali açıdan zor gelebilir ve eşin de belki istemeyebilir. 6 ay olmuş, bebeğin artık büyümüş, çalışırsan hem bebeğin için hem de ailen için iyi olabilir. tabi iş de kolay bulunmuyor… kafanı dağıtacak bir hobi edinebilirsin. en azından 1-2 saatliğine evden uzak olmak da iyi gelşebilir. bebeğini bırakabilecek bir yer bulursan iyi olur.

  32. Burada okudugum bir cok anne adeta dert yaniyor… Yapmayin yaa lütfen. Bende bir anneyim ama sizin gibi düsünmüyorum.. Pskolojik tedaviler alinmis, amerikadan aletler getirilmis ve bírsürü sey daha….
    Anneligi bilmesem korkudan daha cocuk dogramam heralde suan okuduklarimdan dehsete kapilirdim… Hic kimse anneligin güzelliklerinden bahsetmemis… Bebeciklerden masum yavrulardan dert yanilmis hep…. Bir Anne olarak üzücü buldum…

    • Nesliice sen tamamen yanlış bir konudasın şekerim. Kadın error vermiş, biraz anlayışlı olamaz mısın? Herkes senin gibi süt liman olamaz, olamayabilir. Tamam sen çok iyi bir kadınsın, süpersin, çok şükrediyorsun maşallah tamam mı? Oldu mu canım? Ama burada desteğe ihtiyacı var bir hemcinsimizin. Köstek için 3 durak sonraya ilerliyoruz, bekleme yapmıyoruz.

      • Mehtap
        Ben evet cok iyi bir kadinim, süperim, cok sükrediyorum ALLAH SÜKÜR. Tamam canim oldu canim….Ben köstek olmuyorum.. Dedigim gibi ben sorunlu bir insan degilim, sizin gibi sorunlu insanlara ugrasmayacagim güzelim oldumu canim tamammi sekerim…..
        Prophetic benim ne demek istedigimi gayet iyi anladi, senin prophetic´e aciklama yapman gerekmez. Ogayet akilli bir kadin. Bilmem anlatabildimmi bilmem anlayabildinmi… Üstelik ben burcunun yazisina yorum yaptin senin yazina degil…

  33. kesinlikle geçici bir süreç .. herşey geçiyor normale dönülüyor üzülme sakın…

    iyi bir yardımcı çözüm olabilir

  34. Beni anlatmış dedim okurken… Bende tam 10 ay yaşadım bu anlattığın tepe noktadaki süreci üzgünüm ama Postpartum depresyon dedikleri şey işte bu bende direndim gitmedim doktora ama bitipte uzaktan bakınca duruma gitseymişim iyi olacakmış dedim… Şunu söyleyebilirim bu zor günler geçiyor 10 ay belki 12 ay çocuğunuz yaşına girdiğinde inanın başkalasıyor herşey, bir de kesinlikle yanlız değilsiniz, yaşadıklarınızdan fazlası var eksiği yok günler yaşadım bende, bende mükemmeliyetçiyim sizin gibi, bende özlediğim temizlik yapmayı vs. siz aklınız kalsada sinemaya gitmişsiniz en azından ben şu kadarını söyleyeyim ilk defa kızım 11 aylıkken TEK başıma markete gittim ekmek almaya o anki duygularımı inanın anlatamam… ben ASLA ASLA bırakamıyordum ne gece ne gündüz… Ama sonra işe de döndüm herşey yoluna da girdi şimdi ben önde o arkada temizlik bile yapıyoruz beraber :) Kızım 14 aylık olacak bu arada… Ama şunuda gördüm ki biz mükemmeliyetçi olmaya çalıştıkça huysuzlanıyor çocuklar boşveeeer koyver gitsin anneliğin iyi mi gerisini boşver… Öptüm çok ve tekrar söylüyorum GEÇECEK…

    • 11 aylıkken markete gidebilmek, aman allahım beterin beteri varmış :( Çok şükür atlatmışsınız ama, eee 14 ay geçmiş dile kolay. Darısı başımıza

  35. Hatice ÖKTEM KI

    Hiç boşuna yıpratma kendini. Bu durum geçici.En kısa surede eski sen olman dileği ile…

    • Hatice ÖKTEM KI

      Biri 3.5 biri 1.5 yaşında iki çocuklu ben bunu diyorsam dogruluguna emin olabilirsin. Kendine vakit ayırdıgın ve bu sırada çocuguma haksızlık mı ediyorum duygusundan sıyrıldıgında geçiyor.

      • Size bol sabır, hoşgörü, metanet diliyorum :) Ben biriyle başedemiyorum daha el kadarken, iki olsa Bakırköyden bildiriyorum şeklinde yazılar yazarım artık :)

  36. moralini bozmak istemem ama 5,5 ve 2,5 yaşında dünya talısı 2 iki kızım var ama o senin de yapmayı özlediğin ve benim de özlediğim seyleri 5,5 senedir yapamıyorum.Bırak sinamaya gitmeyi evde bile yarım saat kesintisiz tv seyrettiğim nadirdir.Anneanne ve babanne gibi bir destekçin yoksa büyüyene kadar sabredeceğiz.Başka çaremiz yok.

    • Yukarda yazdığım gibi, beterin beteri varmış :( Bol sabır, en bolundan…

    • Çocuklarınız gece uyumuyorlar mı? Yani ilginç geldi de bana… Benim kızım 8, en geç 9'da uyuyor. Sonra da gece bana kalıyor. İkinci olunca farklı mı olacak acaba? Şüphelendim bak şimdi :)

      • korkma korkma. bende 2 tane var ve full time internetteyim her gün. gece meme yüzünden 2 kez kesintiye uğruyoruz ama kızım gayet sakin, onunla güzel vakit geçiriyorum, birçok şeyi de yapıyorum yani. kaşlarım alınmış, saçlarımı da düzleştiriyorum her banyodan sonra, arada bi saten bile giyiyorum :) çocuklar engel değiller ki buna. saçını kuruturken bebeğin izler seni, benimki izliyor. her yere de gidiyoruz çocuklarla, abartmayınız. oğluş zaten gündün okulda. o gelince biraz derbeder oluyorum ama o kadar oluversin artık.

  37. Burcu hanım merhaba yazdıklarınız dile gelemeyip kalemden çıkanlar sizin, benim ve daha bir çok annenin hislerine tercüman olmuş. Düşüncem şu an bir parça molaya ihtiyacınız var. Belki biraz çevrenizden yardımla bu sürecide atlatabilirsiniz.

    Sizi eleştirmek haddim değil çünkü herkes herşeyin üstesinden çok iyi gelecek hem süper anne hem süper kadın olacak diye bir şey de yok. Çevrenizdekileri bırakın, şimdi benim yaptığım gibi herkes herşeyi söyler. Fakat en ağır eleştiriyi siz kendi kendinize yapıyorsunuz şu anda. Biraz kendizi bırakın kendinize iyi bakın bu kadar içsel eleştiri sizi yıpratır. Hayatta herşey olacağına varıyor.

    Ben bebeğim 11 ay yoğun bakımda kalmış tam bir senesini hergün hastanede geçirmiş doktorunuzun neler var dediğini gören ve yaşayan biriyim. Şunu çok iyi biliyorum ki empati kurabilirsiniz belki ama anlamanız ve bundan ders çıkarmanız mümkün değil. Çünkü bu tip durumları, bir insanın kanıyla canıyla yaşaması gerekir. Umarım kimse de yaşamaz…

    Sizin için hayat devam ediyor, bebeğiniz içinde en önemlisi bu aldığınız her nefesin arkasından bir OHHHH derseniz eğer içinizdeki yaşama gücüde geri gelecektir.

    Sevgilerimle

  38. çok haklısın. başaranlara ben de gıpta ediyorum. ben hem bebeği hem evi hem kendime vakit ayırmayı asla başaramazdım. bunu da bildiğim için en başından tedbirimi aldım. yardımcıyı şiddetle tavsiye ederim. kızım doğduğundan beri haftanın 5 günü gelen yardımcımız var. o ev işlerini yemeği vs hallediyor, ben sadece bebeğime bakıyorum. bi durum oldu mu kuzumu ona bırakıp çıkabiliyorum. benim de bırakacağım destek olacak kimsem yok. böyle olmasaydı eğer tıpatıp senin gibi olurdum ben de. 1 ay sonra taşınacakmışsınız, bakıcı da gelecekmiş, mis gibi işte, baya rahatlayacağını umarım :)

  39. dün gece bu yazıdakilerin abartısız yarısını bende kocama saydım…yapamıyorum olmuyorum.bu sabah güne daha iyi başlıyıp daha iyi bitiricem yatağa girdiğimde kendimi tükenmiş değil mutlu hissedicem diyip duruyorum her gün ama her gün..ne oluyor, gece 2.5-3e kadar süren uyutmaya çalışmaları sonrası bırakın yatakta huzurlu bi uykuyu,yerde kanepede orda burda sızıyorum.evet bende 6 aylık oğlu olan bir anneyim ve aynı burcu hanım gibi kendimi bitik ve yetersiz hissediyorum.mutlu muyum şükür ki çok mutluyum ama ben eski ben değilim olamıyorum.diyet yapamıyorum,kendime özen gösteremiyorum,eşime karşı eski ilgiyi gösteremiyorum.herşeye yetişemiyorum..görüyorumki yalnız da değilim.bu günlerde geçecek mi merak ediyorum…

  40. Doruk'un annesi

    Benim de 10 aylık bir oğlum var.Ben de senin gibi oğlumu tek başıma büyütüyorum.Ve şikayet ettiğimde herkes böyle olacağını söylemiştik diyor.Evet söylemişlerdi ama bilmekle yaşamak farklı şeyler. Ben bazen sokağın evimden daha temiz olduğunu düşünüyorum. Ben de hala bi düzen kuramadım,saçlarımı,dişlerimi fırçalamaya bile vakit bulamıyorum.Tuvalete gitmek için oğlumun uyumasını bekliyorum vs. vs. vs. Durumu özetleyecek olursak,Freni patlamış kamyon gibiyim,nereye gittiğimi,nasıl duracağımı bilmiyorum.Ama yine de iyi ki anneyim diyorum çoğunlukla :)) Elif'in de dediği gibi "Annelik herzaman tozpembe değil" :)

  41. Sevgili Burcu, öncelikli bu yazıyı yazıp bir de üstüne paylaştığın için teşekkürler. İnanıyorum ki herkes bu şekilde birbirinin yaralarını sarıyor. Kelimesi kelimesine aynı evreden geçiyoruz, insan kendini yalnız hissetmediğinde bir nebze rahatlıyor.
    Yorumlarının birinde diyorsun ya "Bu yazıyı yazdığımda gerçekten depresif bir akşamdı sanırım, şimdi tekrar okuduğumda ” Yok beee, o kadar da kötü değil.” diyesim geliyor."… Bütüüüün o kendimize vakit ayıramayışlarımızdan bunalıp, bir bir aynı şeyleri hissediyor, daha sonra başka bir anımızda aynen böyle hiç bir şey olmamış gibi amaaaannn o kadar da değil durumuna geçiyoruz.
    Yazıyı okurken o kadar emindim ki bunun bir "gece" yazıldığından. İnsan ruhunun en KIRILGAN olduğu zamanlarmış geceleri…
    Geçiyormuş öyle diyorlar, beklemekten başka çare yok..
    En çok kendini düşünmen gerektiğine de sonsuz katılıyorum. Bunun ters anlaşılmasındaki ısrarı da anlamıyorum açıkçası. Tabii ki en çok kendini düşüneceksin! Çünkü bu demektir ki bebeğini düşünüyorsundur. Sen sağlıklıysan zihnen ve bedenen, ona o zaman yararın dokunabilir. Sütün bile herşeyden daha çok moralle alakalı olduğunu söylememe gerek yok sanırım… Sağlıklı anne=sağlıklı bebek, mutlu anne=mutlu bebek… Tabii ki bunu extrem durumlar için, kendinde veya bebeğinde başka rahatsızlıklar olabilen durumlar için söylemiyorum,tamamen olağan şeyler için… Konunun başka taraflara çekilmesini istemem!
    Yoksa tabii ki şükrediyoruz, bebeğimizle birlikte gülüyoruz, hatta sevinçten ağlamanın gerçek anlamda ne demek olduğunu bebeklerimizle öğrendik. Sürekli bu iyi hikayelerden, sonsuz fedakarlıklardan bahsedince mi iyi anne olunuyor? Hiç sanmıyorum. Bunları hepimiz yaşıyoruz zaten, önemli olan diğerlerini paylaşabilmekte. O yüzden Burcu, senin bunları yüksek sesle söyleyebilmen bir erdemdir. Bu kadar basit.
    Bunların konuşulmasına bile tahammülü olmayan zihniyet yüzünden, toplum baskısı yüzünden, kadınlar ne lohusalık depresyonlarından bahsedebiliyorlar ne de gayet basit kendine vakit ayırma telaşından yakınabiliyorlar! Ha bir de şu var di mi, onlar depresyona girmezler, ne varmış canım 40ı çıktı mı biter giderdir çünkü di mi? Yok işte öyle değil hiç bir şey, kimse ne kendine ne de başkasına yalan söylemesin, hepimiz birbirimizi iyi biliyoruz çünkü.
    Sevgiler..

  42. blueberry nin dedigi gibi bu konu resmen tabu. geçenlerde konuştugum bir arkadaşada soyledim. en yakınımda 4ablam var biri tek digerleri ikişer dogum yapan birde annem biri ikiz olmak uzere 8 dogum yapan. hiç bu ruh hallerinden bahsetmedikleri gibi benim isyanımı gorunce cok şaşırmışlardı. ya başlarına gelmedi yada iyi rol yapıyrlardı 😀

    • Unutuluyor mu acaba? 😛

    • İsteklerle alakalı sanırım. Mesela, normal doğumdan çok korkan ve ısrarla sezeryan olmak isteyenler, ısrarla sezeryanın çok kolay bir ameliyat olduğunu, en ufak bir ağrı sızı hissetmediklerini söylüyorlar. Bence aynı şekilde hayatta kendini sadece anne olarak tanımlayanlar ya da başka şansı olmayanlar da şikayetlerden bahsetmiyorlar hiç.
      8 taen çocuğu olan bir ev kadını neden şikaey edebilir ki? Kadıncağızın zaten kendini anne olmadan hatırladığı zaman sınırlıdır. Ayrıca kadının güçsüz, annenin ise güçlü olması beklenir. Öyle şikayet eden, sızlanan anne sevilmez. Doğum sancısı çekerken bağıran kadınların yine kadın ebeler tarafından "yaparken düşünecektin" diye azarlandıklarını çok duymuşuzdur.
      Bence sosyolojik ve psikolojik incelemesi yapılması lazım bu durumun.

  43. Sevgili burcu,
    Duygularını ne güzel ifade etmişsin. Eminim herkes bu yazıyı okuyup kendinden birşeyler bulmuştur. Bu ülkede annelerimizin her şeyi sineye çekmesine, saçını süpürge etmesine, hiç gıkları çıkmadan hem eş hem anne olmasına öyle alışmışızki bir annenin bu şekilde bulunduğu durumu ifade etmesi belkide bir çok kişiye yanlış gelir. Burada bebeğinden şikayet eden bir anne yok zaten, çocuktan sonra hayatı tamamen değişen sorumluluk üstüne sorumluluk yüklenen, çocukları için en iyisi olsun diye uğraşan bir kadının bazen yorulup bir çığlık atması var. Bunu bende sık sık yaşıyorum kendi içimde. Ama galiba bu geçici bir durum değil.

  44. :) hehehe yalnız değilim yaşasın. Kuaföre ramazan bayramından önce gitmiştim, sonra geçen ay vergi dairesinden aradılar onu bahane edip gittim. Birdaha nezaman giderim bilmiyorum. Yazdıklarının büyük bir kısmını yaşıyorum, etrafımdakilere söylediğimde şükret haline deyip beni kaale almamaları dahil. Yorumların çoğu bu dönem bitmeyecek diyor ama ben Ezgi'cim biraz daha büyüdüğünde, yürüdüğünde veya havalar ısındığında en azından dışarı çıkabileceğimi, kuafördeki kızlara kızımı biraz oyalarmısınız deyip bakım yaptırabileceğimi, evde rahat rahat kitap okuyabileceğimi en önemlisi rahatça banyoya girebileceğimi düşünüp sabrediyorum. Lütfen hayallerimi yıkmayın arkadaşlar :)

  45. ben kısmen geçeceğini düşünüyorum. yani ne ben eski ben ne sen eski sen olacaksın ama başka bir ben olup ondan da memnun olacağız eninde sonunda. bende de şu vardı biraz farklı olarak, bakıcım vardı, annem vardı, kayınvaldem vardı ama yapışmıştım çocuğuma gözüm başka birşey görmüyordu. o olsun da ne olursa olsun.. kaşım da çıksın, bakımım da olmasın. sonra anladım ki aslında öyle değil, yavaş yavaş kendimi depresyona itiyorum, işte o zaman tam benlikten çıkıyorum. bunda annemin, teyzemin dürtüklemeleri ile kocamın çıkardığı arızalar çok etkili olmuştur. çünkü adam mutsuz oldu tabii.. ben ona bitki gibi davranıyormuşum şimdi bakıyorum da.. yemeği olsun, yediği önünde yemediği arkasında olsun yeter, başka ne istiyor ne nankör diyordum şimdi ne kadar haksızlık etmişim diyorum. annelik yorgunluk filan koymadı da bana-diyorum ya şanslıydım-, bir dışardan baktım ki kendime sağlıksızım. böyle yaşanır mı? böyle yaşanırsa ilerde o çocuğa da hayat zindan olmaz mı? öyle kendime geldim. zorla baktım kendime, istemeye istemeye yaptım makyajımı, kocama cilvemi.. gerçekten.. ama işte normalleştim zamanla.. he eskisi gibi mi? asla.. ama güzel, hem hayatımda o büyük aşk yerini aldı hem de diğer taşlar az çok yerine geldi. işe dönmek zorunda kalmamın da etkisi oldu çok. hala içimde bir ses dön evine, sal kendini diyor.. ama gittikçe daha az duyuluyor. şimdi oğlumun benden bağımsızlaşmasını izlemek hoşuma gidiyor.. sevgiler..

  46. Benim de en merak ettiğim konuların başında bu var, bu kadar çocuk doğurmuş bu kadar büyüğümüz var, evde ne yardımcı ne bakıcı var, kocalarda zaten iş yok o dönemde; yahu diyorum bu kadınlar nasıl hala akıl sağlıklarını koruyabilmekte. O yüzden kendimi uzaylı gibi hissediyorum hatta bazen. Ama farkettim ki çokmuşuz :)

    • Ben anneme dört cocugu nasil dogurdun hepimizle nasil bas ettin diye soruyorum. Doyurur atardim besiginize aglayincada emzigi verirdim sonrada gider isimi gücümü yapardim demisti :)

    • annem hatırlamıyor bile yok canımmm bu kadar uğraşmamaşımdır uğraşsam niye 3 tane doğurayım diyor ya eskiden çocuklar farklıydı yada ilahi bir güç yaşadıklarını unutturdu bilmiyorum :) umarım nasıl büyüttüğümü bende unuturum

  47. iki kızı olan kapı komşum oğlunu BÜYÜT dedi

    bak biz hala eşlerimizi büyütmeye çalışıyoruz diye ekledi

    bayıldım, süper tesbit….

  48. derin bir off çekerek tam 3 defa okudum Burcu duygulara ne güzel tercüman oluyorsun zaten yazı tarzına hayranım bu bambaşka olmuş bende suçluluk duygusu ağır basıyor o bebek olması gerektiği gibidir ben neden yetişemiyorum neden olmuyor o uyuduktan sonra uyanmadan önce işlerimi halledemezmiyim hadi işi boşver bir fön çekemezmiyim olmuyor işte düzene girmiş uykularımız gece 2 sabah 9;30 hadi 10 gece 2 den sonra ne yapabilirim yada o kadarcık uykuyla uyanıp sersemlemekten başka ne işe yararım beynimdeki hiçbir sorunun cevabı yok bende büyük bir boşluk sonra suçluluk sonra yine boşluk

    eskilerden söz etmişsin ya o kadınlar nasıl doğurmuş karşıma kim geçse ben böyle bir çocuk görmedimde büyütmedimde diyor ben mi uzaydan geldim kızım mı anlayamıyorum

  49. bence kadınların bu tarz yazılar yazmasına en büyük sebep eşleri. kocalar azıcık yardım etse böyle olmaz bana kalırsa. yardım ediyor da böyle oluyorsa iş zor.

    ilk çocuğum doğduğunda gece ağlamalarına ve kocamın uyanmamasına dayanamayıp lohusa halimle buz gibi havada balkona kaçıp yarım saat oturmuştum o soğukta.

    kocam kalkıp mama yapıp oğlumuzu uyutmuştu MECBURİYETTEN. ve bu mecburiyet onun babalık görevlerini erken "kapmasını" sağladı. ben de rahat ettim.

    biz kadınlar içgüdüsel olarak annelik duygularıyla varoluyoruz. oysa erkekler bebekleri doğduktan sonra baba oluyorlar. bazı erkekler geç algılıyor. kadınlar otomatikman çocuğun tüm işini görev edinip sorgusuz sualsiz yapmaya başlıyor. dolayısıyla hemen iş bölümünden en kazık payı kendi kendimize almış oluyoruz, erkek görevini, babalık işini algılayamıyor, buna izin veren bizleriz.

    bence biraz rahat olmalısınız. bırakın babalar işin içine girsin. bırakın azıcık kaka bıraksa da o değiştirsin altını, sümüğünü o silsin, mamasını içirsin, gazını çıkarsın. gece ağlayınca kalksın mama yapsın.

    kendinizde olmayan bir kapasiteyi zorlarsanız sistem hata verir. zorlamayın. bunun adı fedakar annelik olmuyor çünkü.

    • kocanın çocukla ilgilenmesi birazda çocukla ilgili bir mesele eşim ilgileniyor onları en fazla 15 dakika aynı odada yalnız bırakabiliyorum olmuyorrrr çocuk susmuyor adam ne yaparsa yapsın olmuyor ne zaman markete gitsem dairenin kapısına geldiğimde kızımın çığlıkları ve eşimin tamam kızım pış pış yavrum:) sesleriyle öylece kalakalıyorum zor bir bebekse yapılacak çok fazla şey olmuyor ne yazık ki

      ne zaman anneme bırakıp dışarı çıksam döndüğümde annem yoooo çok iyiydik dese hissettirmemeye çalışsada gözlerinden anlıyorum ne kadar yorulduğunu kızımla başedebilmek için kırk takla attığını herhalde 1 saatten fazla kalsam annemi baygın bulurum bunları göre göre bırakıp gidilmiyor tek çare çocuğun biraz uslanması :( oda bana imkansız geliyor niyeyse

  50. kocasına iş yaptıran çocuk baktıran kadın olunca kadınlığımız da anneliğimiz de eksilmiyor yani onu demek istedim :)

  51. "Annelik yüzünün ortasına dövme yaptırmaya benzer , tüm hayatını ona adamalısın " Son izlediğim bir filmden..
    Geçen hafta arkadaşlarımla aramızdaki , anneler mail grubuna "çalışan anne " olmakla ilgili hislerimi yazarken böyle başlamıştım yazıma. Çok etkilendiğim bir sözdü. "Adamak " kelimesinden hayatın hangi alanına ait olursa olsun hoşlanmasam da bazı gerçekleri kabullenmek lazım. Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor ama eskisinden kötü de olmuyor. Mesele bir kadın olarak , bir anne olarak seni neyin mutlu ettiğini tam ve net olarak bulmak ve ona adım adım yaklaşmak. Seni makyaj yapmak mutlu ediyorsa onu yapmak , diğerini haline şükretmek iyi hissettiriyorsa şükretmek. Herkese kendini iyi hissettirecek olan şey farklı çünkü. (Haline şükrederek makyaj yapmak en güzeli sanırım :)
    Ben öyle deli dolu bir kadındım ki önce evlendiğime inanmayan ahali , hamile kalıp karnım şişmeye başlayınca gaz şişliğidir o demekte ısrar etti :) Kocan bile doğurur sen yine de doğurmazsın diyorlardı. Tek bir kere midem bulanmadan , tek bir gün oflamadan 9 ay geçirdim. Ancak doğum öncesi hareketli bir hayatı olan kadınların doğum sonrasına alışması biraz daha zor oluyor. Bende öyle olmuştu örneğin. Dünyaya baba olmak üzere ışınlanmış mükemmel baba kocam karısının şahane , son derece rahat , hareketli , neşeli , son güne kadar çalışan halinden sonra depresyonun kralını yaşamasından dolayı şoka girmişti. Sabah akşam ağlayan , yağlı saçlarla ortalıkta dolaşan , "çemkirmek " kelimesinin hakkını sonuna kadar veren bir kadın vardı karşısında. Birgün bana dedi ki ; " Bak sen en güzel günlerini kaçırıyorsun , bebeğinin tadını çıkarmıyorsun " Dedim ki " Ulan ben bebeğimin gazını çıkaramıyorum , tadını nasıl çıkarayım ! "
    Hastalık hastası olmuştum. Kızım gak dese doktor , guk dese tahlil yaptırıyordum. Şehirde gezmediğim çocuk doktoru kalmadı. ( Kızımın sağlık sigortasını limitsiz yapan sigorta şirketine verdiğimiz kalıcı hasarlardan dolayı kendilerinden özür dilemeyi bir borç bilirim :)
    Elif Şafak'ın Siyah Süt'ünü lohusa halimle tekrar okumaya kalkınca eşim bir yandan "2. bebeği yapanı öpsünler " diye yeminler edip acil önlem paketleri icat etmeye koyuldu. Bebeğim 25 günlükken evdekilere bırakıp bir öğlen yemeğe çıktık. Açık havada yediğim o güzel Çağ Kebabı sanki mideme değil beynime iyi geldi. Sonra dedim ki kendi kendime " Ey kadın seni şu hayatta en çok ne mutlu ediyor ? " Gezmek ! O zaman bunu bu bebekle birlikte yapmayı öğren. Kızım 45 günlükken aldım kayınvalidemin yazlığına gittim. Ohhhh açık hava , bol gıda. O gün bugündür gezer dururuz kızımla.
    Elbet çok da şükrederim halime. Otistik bir çocukla uğraşmanın ne demek olduğunu yakinen bilerek..Sağsağlim bir bebeğim olduğu için ne kadar şanslı olduğumu hep hatırda tutarak. Güne sağlıklı başlayıp yarın için rahatça plan yapmanın ne büyük bir şans olduğunu düşünerek. Markette raflarda rahatça gezinmenin , bebeğine istediğin kadar yiyecek alabilmenin , bezini değiştirirken sayı hesabı yapmamanın ne büyük nimet olduğunu bilerek hep şükrederim. Şükretmek hayattan keyif almaya , keyif alınacak şeyleri talep etmeye engel değil.
    Kadının kadın olarak kendini iyi hissetmesi çok önemli.
    Uçaklarda kalkıştan hemen önce gaz maskeleriyle ilgili uyarıda ne denir ? " Acil durumda önce kendi maskenizi , sona bebeğinizin maskesini takın ! "
    Bu ne demektir ? Sen iyi olmazsan , bebeğin de iyi olmaz. Demem o ki Burcucuğum , hissettiklerine hak veriyorum. Sen kendini iyi hissetmek istiyorsun ama bunun için gerekli olan şeyleri vakit bulup yapamıyorsun.
    Tavsiyem küçük küçük molalarla başla, hiçbir şey bir anda rayına oturmaz. Bırak da oturmasın zaten. ( "Herşeyi aynı anda mükemmel bir şekilde organize eden kadın" madalya törenine davet edileniniz var mı ? ) Mesela bir arkadaşıma daha az maliyetli olacağından haftada birgün belirle (bence hafta ortası olduğundan çarşamba ) sadece yarım gün gelecek birini bul , o yarım günün sadece sana ait geçir demiştim. Yaptı ve nefes aldı. Ufak ufak az maliyetlerle çözmeye çalış.
    Birde birçok şeyi aslında bebeğinle birlikte yapabileceğini bil sadece dene ! Mesela onunla birlikte kuaföre gitmeyi dene. Denemekten zarar çıkmaz. Bir kere denedin olmadı mı bir daha dene .Belki de hiç huysuzlanmayacak. Böylece diğer sana kalacak yarım günü kuaförde geçirmeyip , parkta rahatça kitabını okuyabileceksin. Soyunma kabinine beraber gir belki sana izin verecek. Dene , dene , dene ! Hiç yılmadan daha önce bebeğinle birlikte yapamayacağını düşündüğün herşeyi onunla yapmayı dene. Ben tüm bunları tek başıma yapmayı seviyorum diyorsan elbet ısrar edemem. (Ama ben o pimpirik halimden sonra -10 derece soğukta tüm şehri kızımla gezdiğimi söylesem işe yarar mı bilmem. ) Evet bebeğin daha çok küçük , evet sen henüz o parkta kumla oynarken dergilerini okuyabileceğini düşünmüyorsun ama emin ol bunlar olacak. Sen tüm bu istediklerini yapacaksın. Sadece zamanla ve birazcık sabırla. Yaşadığın bu sıkıntılı halin geçecek. Nerden mi biliyorum ? Bende geçtiyse herkeste geçer de ondan :))

    • çok iyi gelen bir yazı oldu, teşekkürler :)

    • Uçak örneğine bayıldım, iç rahatlatan bir yazı olmuş . Kendi adıma teşekkürler ediyorum:)

    • mükemmel bir öğütname, çok teşekkür ederim kendi adıma…

      • İşe yaradıysa ne mutlu bana. Şimdi geriye dönüp baktığımda bir çok ayrıntıyı hatırlamıyorum ama o depresyonu yaşarken hiç bitmeyecekiş gibi geliyor insana …Ben bu bebeği tekrar içime soksam ilkokula kadar çıkarmasam diye geçiriyordum içimden :)) Oysa şimdi 2. bebeği yapmayı planlıyorum :))

  52. Yukarida yazilan hic bir yorumu okumadim, ama bugun bilgisayar karsisinda oturuken, oglum uyandi uyanacak diye yuregim pirpirlarken, bir 15 dakika bosluga baktim, ben duygularimi nasil ifade edebilirim diye, insanlari hayrete dusurmeden, yada, hatta hayal kirikligina ugratmadan, yazamadim, elim yuregimin gerceklerini yazmaya cesaret edemedi…Ama sen yaptin, az once okudugum yazinda kendi yansimami gordum, hah edim Burcu agzina saglik, yuregine saglik….Ben o gecer, gececek laflarinada inanmiyorum, o minik yurek bizimkilere dustuya artik ne ben ne sen variz, artik bebelerimiz var, ha bumuydu istedigim(iz) iste orasi mechul…..kal saglicakla…

  53. Baştan özür dileyerek başlıyayım ama ben gerçekten bu tip yazıları bu ruh halini anlayamıyorum ve sanırım hiçbir zamanda anlayamayacağım. şuan hamileyim etrafıma ne zaman baksam bu yakarışlardan bolca okuyorum görüyorum. İçtenliğinizi samimiyetinizi dobralığınız takdir ediyorum. Niyetim asla hunharca eleştirmek değil. Ama gerçekten anlayamıyorum. Hele bir doğur görürsün o zaman denilebilir bana. Bir kaç blog var yeni anne olmuş ve bunların tam aksini yazan tam aksini bahseden ve sanmayın ki bu annlerin evlerinde dadılar hizmetçiler ve çok çok anlayışlı kocalar var hayır böyle de değil sadece bakış açıları algıları farklı.

    şükretmek öyle şükürler olsun ki lafıyla olmuyor. Gerçek şükür onu yaşayarak o enerjiyi yayarak oluyor. Zaten gerçekten şükredebilidğinde insan o zaman gerçekten algısı da değişiyor.

    Çocuk bakmak kesinlikle çok zor denmiyor mu bir köy gerekiyor çocuk bakmak için. Katılıyorum ama bunca serzenişe anlam vermek çok zor şahsen ben bunca serzenişten sonra yine de şükürler olsun lafını boş buluyorum blogunda hergün anneliğin zorluğunu yazıp sonra 1 yazıda ay çok da tatlı denmesini anlamı göremiyorum.

    Evet tıpkı Elif'in blogunun teması gibi annelik her zaman toz pembe değil ama bu kadar da kara bir tablo olduğunu hiç sanmıyorum.

    Elbette zorlukları dile getirilmeli ama bunca dile getirilirse bu enerji hergün yayılırsa o işin içinden çıkılmaz.

    Burcu, kişisel olarak size bıraktığım bir yorum değil bu. Eğer bu yazı sizi kızarsa üzülürüm de diyeceğim o ki temelinde bunca güçlü bir kişiliğe ve hatta anlaşılan o ki iddalı kişiliğe sahip bir kadın mutlaka ki daha iyi bir ruh haline enerjiye geçmeyi başarır

    • İşte bir köy gerekirken, anne yalnız kalınca böyle oluyor. He bir de, genelde şikayetlerimizi yazıyoruz. İyi bir şey olunca yazmıyoruz, bahsetmiyoruz pek. Zaten Burcu da yazıdan sonra artık böyle hissetmiyorum diye eklemiş yorumlarda. Depresif anlarımızda böyle yazıp/söylenip rahatlıyoruz herhalde. Tablo ne pembe ne de kara. Bu bir süreç. En önemlisi farkındalık. Burcu (ve bir çoğumuz) zaten farkında ve değişeceğini/değişmesini gerektiğini biliyor. Ve değişecektir de… Siz de az çok bunları yaşayacaksınız. Ama ne mutlu bu paylaşımlara ki, yalnız olmadığınızı ve geçici olduğunu bileceksiniz. Bu hissettiklerimi hissetmek istemiyorum ama normal geçecek diyebileceksiniz.

    • Hiç özür dileyerek başlamana gerek yok, şu an bulunduğun noktadan yaşadıkların, düşündüklerin ve hissettiklerin bunlar. Doğurduktan sonra sen de bu yollardan geçeceksin bundan emin olabilirsin, ben eminim çünkü. Anladığım kadarıyla böyle hissetmeyen yok, bazıları itirafı kendine bile yapamıyor orası ayrı. Bazıları da hissetse bile hep olumlu yönlerinden bakmayı tercih ediyor hayata, o da bir tercih. Ben sadece realist yaklaşıyorum, şunu da yaşıyorum bunu da yaşıyorum diyorum. Bir de zaten olumlu şeyleri, mutlu anları paylaşmak kolaydır. Daha çok olumlu yazı yazsam, bir yabancı gelip oh ben de mutluyum demez okuduktan sonra, ama bir yabancı gelip ben de bunları yaşadım yanındayım der. Böyle destek görmek hoşuma gidiyor. Çok güzel bir hamşlelik ve güzel bir annelik diliyorum. Sevgiler

      • Çok teşekkür ederim. Yok eminim ben bu kadar ağır bir şekilde geçmeyeceğim çünkü şimdiden kafamı ve ruhumu farklı ayarlıyorum. Bir de şuna katılamıyorum böyle hissetmeyenler gerçekten var ve bu bir polyanacılık değil. Zor olduğunu söylüyorlar ama bambaşka anlatıyorlar anneliği ve bu benim çok hoşuma gidiyor şahsen.

        Realist yaklaşım olduğuna inanmıyorum. Bu sizin bakış açınız sizin gerçekliğiniz ve büyük bir çoğunluğun.

        Ama inanın ki birşey değişir çok şey değişir. biliyorum işin içindeyken insanın başka bir pencereden bakması çok zor. Şuan hamile bir kadının bunları söylemesi de pek bir kolaydır belki.

        Daha çok olumlu yazı yazsanız inanın ki okuyanlar ohh ya demek ki böyleleri de var ben de böyle olabilirim der ki bu harika birşey. Elbette zorlukları paylaşılmalı insana yanlız olmadığın gösteriyor ve birlikten kesinlikle güç doğuyor. Ben sadece zorlukların sürekli dile getirilmesinden ve anneliği zorluktan ibaret görülmesinden hoşlanmıyorum.

        Gözde, yanlız kalınılması işe dönmeme tercihi ve 7/24 çocukla olmak kesinlikle tetikliyordur katılıyorum. Dediğin gibi farkındalık çok çok önemli.

        Ben zaten çoktan dediğim biri bir çok blogu okumayı bıraktım hiçbir yazıya da yazan kişi kırılmasın üzülmesin diye yorum bırakmadım. Empati tersten değil ama gerçek bir empati kurmaya çalıştım kaldı ki başıma da gelebilir diye düşündüm ve sustum. Burası Elif'in platformu olunca kimsetyi ne Burcu'yu ne de başkasını hedef almadan yazmak istedim.

        Kişisel Gelişim, pozitif düşünce üzerine fazlaca çalışmış okumuş biri olarak hangi enerjiyi çok yayarsan onun gelip seni bulacağına da %100 inanıyorum. Dediğim gibi içindeyken çok çok çok zor biliyorum ama imkansız değil.

        Bu vesileyle hepinizin de anneler gününü kutlarım. şikayetçi anneler de olsanız :) eminim hepiniz harika annelersiniz 😉

        • Senin de anneler günün kutlu olsun şimdiden Tuten. Nasıl kavga edilen programlar daha fazla seyrediliyorsa, annenin-şikayet-ettiği-blog-yazıları da daha fazla yorum alıyor göründüğü üzere :). Yoksa bütün gün şikayet etmiyoruz tabi ki… Merak etme sen… Kişisel gelişimin en önemli aşamasına gelmişsin, bebekli hayat… Esas şimdi gelişeceksin… Bende öyle oldu, oluyor…

          • Teşekkürler Gözde. Sanırım dediğin çok doğru en önemli aşamaya geldim. İşallah gelişeceğim daha fazla ! Senin de anneler günün kutlu olsun.

            • sevgili tuten,
              "Yok eminim ben bu kadar ağır bir şekilde geçmeyeceğim çünkü şimdiden kafamı ve ruhumu farklı ayarlıyorum.Yok eminim ben bu kadar ağır bir şekilde geçmeyeceğim çünkü şimdiden kafamı ve ruhumu farklı ayarlıyorum."
              demişsiniz ya, kendinizi hiçbir şeye programlamamanızı öneririm. aynı programlamayı yapıp, lohusalık depresyonuna girmeyeceğini sanan biri olarak söylüyorum. sadece yüzde 10luk dilime girmenize bakar herşey, ya da vücudunuzda haberiniz olmadığı bir mineralin eksikliğine bakar.. bazılarımızın vücudu uykusuzluktan farklı çalışıyor, zihni ona oyunlar oynuyor işte. ve bunu inanın yürekten söylüyorum, önceden yönetilebilen bir şey değil.
              umarım-dilerim yaşamazsınız.. ama yaşamazsanız da, bak bende olmadı gördünüz mü demeden, yaşayan ya da yaşama ihtimali olacak hamilelere destek olmanızı dilerim.
              mutlu bir doğum geçirmenizi dilerim şimdiden.

    • Sevgili tuten, sen yine de beynini olumlu şeyler yaşamaya programlandır, çoğunlukla işe yarıyor. Arkadaşlar zaten cevaplarında düşüncelerime paralel şeyler söylemişler ancak ben de hayatımdan örnek vermek istedim. Doğumdan önce, ki normal doğumda ısrar eden bir anne adayı idim, kendimi normal doğum yapabileceğime inandırdım ve bu işin bebeğimle uyumlu bir ekip çalışması şeklinde olacağını kabullendim. Oğlumun beni üzmeyeceğine sorunsuz bir şekilde dünyaya geleceğine inandım hep. Çok şükür öyle de oldu. "Ya sorun olursa, ya çatıya takılırsa" diye aklında endişe uyanan arkadaşlarım, endişe duydukları konuyla yüzyüze kaldılar. Ben endişe etmedim ve oğlum, ben, ebelerim ve doktorum iyi bir ekip çalışması ile doğumu atlattık. Asıl mesele sonrasında başladı. Bakın gün 24 saat, gün içinde bir yatışta maksimum 2 saat uyuma lüksünüz var. çünkü bebeğinizin size ihtiyacı var, uyanmak zorundasınız! doğumdan sonra bebeğinize doktor demir, d vitamini gibi damlalar verecek, bunları doğru dozda doğru vakitte çocuğunuza vermek zorundasınız. Ben 2 saatlik uykudan uyandığımda uyumadan önce ne yaptığımı hiç hatırlamıyordum, sersemliyordum, çocuğun ilacını verip vermediğimi dahi hatırlamıyordum. Uyandığımda ilacı versem, ya önceden verdiysem fazla doz almış olacak, vermediysem vaktinde ilacını almamış olacak! Karmakarışık oluyor zihniniz uykusuzluktan! Kendime notlar yazmaya başlamıştım. Örneğin ilacı verdiğim tarihi ve saati yazıyordum, her uyanışımda vermiş miyim diye o notlara bakıyordum, bu defa da tarihi hatırlamıyordum! Emzirirken göğüslerim yara olmuştu, öyle canım acıyordu ki, ama bir an bile o öğünü es geçmeyi düşünmedim bile! Göğsüm kopacak olsa da nefesimi tutup, dişlerimi sıkıp yine de emzirdim oğlumu, hem de aile ve çevre baskısına rağmen 2 yaşına kadar (tabi yaralar çoktan geçti). Şimdi oğlum 3 yaşını doldurmak üzere.Size bahsettiğim o günleri geçeli çok zaman oldu. Geceleri deliksiz uyumaya başlayalı ise çok olmadı. Söylemek istediğim, bu duyguları, bu olayları, bu durumları (ısrarla sıkıntı demiyorum,algınıza göre değişir) tüm anneler yaşıyor, yaşayacak da! Ben yaralarımın hiç iyileşmeyeceğini düşünüyordum, ama geçti! Süreci geçici olarak algılamak, yaşananları, zorluğuna rağmen, katlanılabilir yapıyor. Bu süreçte uyku sorunu yaşarken ben uyumayı değil çoğu zaman onu izlemeyi, onun uykusunda gülümserkenki hallerini fotoğraf karelerine sığdırmayı, uyandığında giyeceği kıyafetleri ütülemeyi, kirlenmiş çamaşırlarını özel deterjanı ile yıkamayı, kısacası onun yararına olacak şeyler yapmayı tercih ediyordum. Kendi rahatsızlıklarım, bakımsızlığım, ihtiyaçlarım, açlığım, saçım, başım hiçbir şey umurumda değildi, bir an saçımın tek teliyle vakit geçirsem bunun oğluma yararı olmayacağını düşünerek o uğraşı terk ediyordum ve o an bencilce geçirdiğim için kendime kızıyordum. Sanırım Burcu hanımın yazısını algılamayan Özlem hanımla bu noktada ayrılıyoruz. Çünkü anne 24 saatin her anını,enerjisinin tamamını bebeğine faydalı olmak için çabalayarak geçiriyor ve bunu tercih ediyor. Yaşadıklarınızı eziyet ya da keyif olarak algılamak ise size, sizin dayanıklılığınıza kalıyor. Anlattıklarımı serzeniş olarak düşünmeyin, dediğim gibi o günleri geride bıraktım. Bu gibi durumlarla siz de her anne gibi karşılaşacaksınız. Doğumunuz ne zaman bilmiyorum ama kendinize bir not defteri ve bir de takvim edinip şimdiden başucunuzdakini yerini belirleyebilirsiniz. İnsan neyle karşılacağını ve biteceğini bildiğinde ve bunun için hazırlıklı olduğunda, içinde bulunduğu durum ne olursa olsun, ne kadar zor olursa olsun daha kolay atlatabiliyor. Hazırlıksız yakalanınca işler karışıyor. Yaşayacaklarınızı bilerek ve de geçici olduğunun farkında olarak kuzucuğunuzla keyifle yolculuk yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Olumlu düşünmekten vazgeçmeyin. Endişeleri aklınızdan uzaklaştırın. Sevdiklerinize sarılın. Doğumdan önce bol bol dinlenin, sonrasında enerjiye ihtiyacınız olacak!-Amacım moralinizi bozmak değil, bu yazıları ve ruh halini anlamadığınızı söylediğiniz için bir cevaptır.

  54. Sanirim biraz da egolardan kurtulmayi gerektiriyor anne olmak. Hani her sey de mukemmel olmasin ne olur ki? ev de kirli olsun etraf da tozlu olsun o gun evde yiyecek yemek de olmasin. bazi gunler anne bakimsiz olsun ama her gun bunu dert edecegine unutabilsin bakimsiz oldugu gunleri. her sey yerli yerinde olmasin. Hayat da aksin biraz. ben soyleydim aman da ne harikaydim diye kendini kahretmek yerine iki kisi de guzel olacagiz diyebilsin anne.

    Burcu yazinda cok icten oldugunu dusunuyorum ama sanirim gencligin de etkisi biraz kendine hayranlik aman tanrim nasil bu hale geldim demeler. oldugun hal olacagin halin ozeti degil ki. bebeginle disarida mutlu olacagin zamanlar da gelecek. BIrak dunya senin cevrende donmesin artik. Kimsenin cevresinde donmesin akisina gitsin hayat anne de bebegi de mutlu olsun

    • çok da doğru yazmışsın :/ kendini beğenmişlik, hep bir numara olma isteği, hep ön planda olma, hep ben hep ben hep ben… böyleydim, artık olamıyorum. olamadığıma da sıkılıyorum sanırım. tecrübesizliğin verdiği birşeylerdir belki, yaştandır haklısın. evlenene kadar yumurta kırmamıştım, mezun oldum bir ay sonra evlendin yedi ay sonra hamile kaldım. şimdi zorlanma nedenim budur belki, kim bilir

      • sanirim biraz ayni yollardan gecme hali :) Ama inan oyle olmamak daha iyi. Etrafindakiler icinde senin icin de. O yuzden bu halleri basina gelmis en iyi seylerden biri olarak gor. Bak degisiyorsun hem de olmumlu yonde ne guzel. ben de degistim bu hal inan daha guzel

  55. "Adım Ayça, 32 yaşındayım, bağımlıyım:) "

    Burası basbayağı terapi merkezi gibi. Online grup terapi…Yaşananlar, hissedilenler hep aynı değil mi…

    Elif burası ruhumuza ne kadar iyi geliyor biliyorsun değil mi. Tekrar ve tekrar teşekkürler…

  56. Ben gerçekten kahroluyum böyle yazıları okuduğumda. Ne yazık ki ülkemde şu iki şeyden bi haber bir çok uzman var.

    – Gece uykusuzluğu dayanılması gereken bir konu değildir! Sadece ne yapılabileceğinin, bebeğe kendi başına uykuya dalmayı öğrettiğinizde nelerin değişeceğini bilmemenin verdiği bir sonuçdur.

    – Doğum sonrası depresyon diye bir kavram vardır ve bunu doğum yapan annelerin %15'i yaşar. İlk iki haftada her şeye ağlama, anksiyete hali geçmediyse o zaman bu süreci yaşıyor olma ihtimaliniz vardır. Bu süreç hormonal değişimlerin psikolojinizde yarattığının yan etkilerdir ve kesinlikle davranışsal bir bozukluk değildir. Uluslararası doğum sonrası depresyon organizasyonu bu konuda birçok araştırmalar yapmaktadır ve ülkemizde de temsilcisi bulunmaktadır.

    Bunları nereden mi biliyorum? Uyku konusunda aldığım eğitimde öğrendim :)

  57. kusura bakmayın ama çoğu kadın herşeyi abartıyor.eskiden annelerimiz ellerinde çamaşır yıkıyor, dışarıdan su taşıyordu. hemen hepimizin annesi en az 3 çocuk doğurmuştur. kimse yardım etmiyordu ama hepsi gayet güzel büyütmüş bizleri. yalnız bazılarımızı biraz eksik yönllü büyütmüşler. çok bencil davranıyoruz.ben yeğenime bakıyorum 1 yaşını dolduracak gayet de mutluyuz. allah onu sağlıklı bir şekilde bağışladı. saçımıda tarıyorum, üzerimide değiştiriyorum, yemekte pişiriyorum, temizlikte yapıyorum…..sanırım siz oğlunuzu pek sevmiyorsunuz. ne olursa olsun sevdiğin yanı başındayken, sağlıklıyken herşey rayında çok iyi ilerliyor. olmadı mı benimde üzerime kustu hemde defalarca kez, evide çok kirletti dağıttı ama hiç sıkıntı yapmadık. siz bence önce sevmeyi deneyin sonrada psikoloğa görünün…BENCİL OLMAYIN……..

    • Elif zaten uyarmış ben de uzatmadan kısa bir cevap vereyim:
      Benim neye ne kadar zaman ayırıp, üstüne daha neler istediğim kimseyi ilgilendirmez. Yani aşağıdaki yorumunuz üstünüze vazife olmayan birşeye karışmak olmuş biraz. Kusuruma bakmayın, herhalde bu cevabın geleceğini düşünerek yazdınız, alınmazsınız. Yazımı ben de tekrar okudum, ya sizinle aynı yazıyı okumuyoruz ya da Türkçe'yi anlamada zorluk yaşıyorsunuz. ''Katlanamıyorum'' kelimesini hiçbir noktada kullanmadım, ki kullanmış olsaydım da katlanamadığım şey ''masum kuzucuğum'' değil, onunla birlikte yaşamayı henüz öğrenememiş olan ''ben'' olurdum. Sizin yeğeninizle olan diyalogunuz çok başka bir konudur, çünkü siz anne değilsiniz, hamilelik yaşamadınız, hamile olmanın stresini bilmiyorsunuz, gecelerce uyumamanın, uyusan bile tedirgin olmanın, nefes alıyor mu diye defalarca kontrole kalkmanın ve bunun gibi pek çok ''anne'' duygusunun yakınından bile geçemezsiniz. Yukarıdaki yazı bir özeleştiridir, oğlumun etkilediği hayatımın oğlumdan bağımsız ''ben'' tarafından bir değerlendimesidir. Haddinizi aşıp oğlunuzu sevmiyorsunuz herhalde demek, bilmiş bir tavırla psikoloğa görünün demek lüksüne sahip değilsiniz. Yukarıda da doktor tavsiyesinde bulunan yorumlar olmuştu ama hiçbiri bu kadar terbiyesiz bir dille yazılmamıştı. Benimse size önerim acilen Türkçe okuma/okuduğunu anlama dersi almanız, nitekim henüz okuduğunuzu anlayamıyorsunuz. ''Eksik yönlü büyütülen bazılarının'' bunu görüp önlem alması gereklidir ne de olsa..

    • HAkkında hiçbirşey bilmediğiniz bir konu olan ''annelik'' ile ilgili bu şekilde çirkince atıp tutmanız garip gerçektende. Yeğeninizle ilgilenmeniz hoş gerçekten ama hamile olmadan, bir bebeği canlı ve sağlıklı şekilde dünyaya getirip her an bu sorumluluğu yaşamadan, doğurmadan, sezeryan denen canavara yakalanmadan, kesilip biçilmeden, göğüs uçlarınız parçalanırcasına emzirmeden, uykusunda nefes alış verişini saatlerce izlemeden, boğazına kaçan sütü aspire edemediği o ilk anda nefesiniz kesilmeden, yetiştirme, eğitme, öğretme sorumluluklarının %100'ünü üzerinize almadan yazdığınız bu yazı gerçekten de çok hoş. Lütfen fikriniz ya da deneyiminiz olan konularda ve mümkünse yapıcı eleştirilerde bulunun, hadi bu da olmadı…önce konuyu, anlatılmaya çalışılanı anlamaya çalışın.

    • özlem hanım gerçekten çok çok çok trajik bir yorumda bulunmuşsunuz. yeğenlere bakmayla olmuyor bu işler. dengenizi alt-üst eden hormonlarınız, evvelinde iliğinize kemiğinize kadar yorulduğunuz, bebeğinizi taşıdığınız bir 9 ayınız da olmadı sizin, siz yorgun değilsiniz,siz lohusa olmadınız, geceleri 2 saatte 1 uyanıp bebek emzirmediniz, siz bebek emzirip ona hayran hayran da bakmadınız ki, boş konuşuyorsunuz,boş!!!

    • ayşegül alpcan

      be siz yeğeninizi tam sevmiyorsunuz anne oolduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız geceleri de siz mi bakıyorsunuz akaşma yatarken yarın ne yedirecem yarın neler oynatacam diye mi düşünüyorsunuz erkek arkadaşınıza veya eşinize hiç durmadan yeğeninizden mi bahsediyorsuz Burcunun kuaföre gitmemesinin nedeni o vakti oğluna tercih etmesi kendi kıyafeti ile uğraşmamasını nedeni oğlunu giydirmekle meşgul olmasıdır yani kendini tamamen oğluna adamasıdır . bu duygudan vazgecemediği için bunları yazdı diye anladım ben burcuyu tanımam etmem

    • sizde anne olamanın verdiği bir eziklik çaresizlik mi var özlem hanım amannn keşke benimde olsaydıda isyanlar etseydim diyenlerden misiniz? hani siz psikoloji konusunda uzmansınız ya bende bu uzmanlık alanımı kullandım yeğenlerime bende baktım hiçbirinin kusar diye başını beklemedim dönmeyi ilk öğrendi gece sabaha kadar dönünce nefes alabilirmi diye başını beklemedim haddini aşan çok insan gördüm ama sizin kadar hadsizini hiç görmedim anne bile değilken bu kadar net konuşmanız akıl dışı bence en kısa zamanda burcuya önerdiğiniz doktora kendininz görünün

    • Çocuk bakmakla anne olmak çok farklı iki kavram. Çocuk bakmak da kolay değil ama anne olmak farklı sorumluluklar, hormonal değişimler getiriyor. Ve bunu yaşamadan anlayamazsınız.

  58. tekrar okudum okudukça sinirlendim. madem katlanamıyorsunuz neden masum kuzucukları dünyaya getiriyorsunuz. allahım akıl mantık versin herkese. hımm bir de merhamet….ayrıca yorumlara bakıyorumda her yazıya yorum yapmışsınız. nete vakit ayırana kadar kaşınızı alabilir duşa girebilirsiniz. çok zor değil.

    • Yorumlarınızı sadece saldırmış olmak için yazıyorsanız lütfen yazmayın. Eleştiri tamam, ama saldırı hayır. Bu şekilde devam etmemenizi rica ediyorum.

    • Şuan hormonlarınız sizin bu yazıyı anlamanıza izin vermiyor. Çünkü siz şuan sadece 2 boyutlu, sadece yüzeysel düşünüyorsunuz ve davranıyorsunuz. Anne olmak, sizin bulunduğunuz boyutta yaşanmıyor. Hormonlarınız anne olunca sizi başka bişey yapıyor. Hayatı farklı bir boyutta yaşıyorsunuz, çok boyutlu bakıyorsunuz hayata. Bakış açınız ve yaşam tarzınız, tüm öncelikleriniz değişiyor. Kucağınızdaki kuzunuzu sağlıkla büyütebilmek için kendinizden bile vazgeçebiliyorsunuz, o herşeyden önce geliyor çünkü, kendinizden bile. Siz düşüncelerinizi paylaşırken aslında hiç birşeyin farkında olmadan basıyorsunuz tuşlara ve bu denli acımasız olabiliyorsunuz. Hayatı bu kadar yüzeyde yaşarken derinlerde ne olup bittiğinden haberinizin olmaması çok normal! Yeğen bakmakla anne olmak arasında çok fark var. Talihsiz bir beyanda bulunmuşsunuz, bundan dolayı da sanırım Burcu hanım ve diğer annelerden af dilerseniz tecrubesizliğinizden ötürü herkes sizi anlayışla karşılayacaktır.

      Eğer anne olmakla ilgili birazcık olsun fikir sahibi olmak isterseniz size Siyah Süt (Elif Şafak) okumanızı tavsiye edebilirim. Anlamayacaksınız ama biraz fikriniz olur. Kısmet olursa birgün bu duyguları yaşadığınızda o zaman insanların burda neden bahsetmiş olduğunu anlayacaksınız ve sarf ettiğiniz sözcüklerin her bir hecesinden utanacaksınız. Kendi bebeğinizi kucakladığınızda, yüreğinizde duyduğunuz sevgi ve bedeninizdeki dayanılması güç yorgunlukla, enerjiniz tükendiğinde ve bunu paylaşmak istediğinizde biz yine burda olacağız.. O zaman benliğinizi, başka bir varlık için hiçe saymanın ne demek olduğunu ve "yorgunluk" kelimesinin ne anlama geldiğini anlamış olacaksınız!

  59. Burcucuğum,
    Ben bir anne değilim, henüz böylesine güzel bir duyguyu yaşayamadım ama ilerde umarım bu hayalim de gerçekleştiğinde "gerçekten" sizden biri olabileceğim. Yaşadıklarını ( sadece gözlem yapabildiğim ölçüde, yanlış anlama) anlayabiliyorum. Haklısın, on kere, yüz kere, bin kere haklısın. Yıllar önce ablam, daha evli bile değilken, "çocuk doğurduktan sonra kadın olduğumu unutursam bana hatırlat!" diye söz verdirtmişti bana.. Bu hissettiklerin, düşüncelerin tamamen seni ilgilendirir ve haddini bilmeyen yorumlar yapmak hiç kimseye düşmez, bize sadece senin arkadaşların olarak sıkıntılarını paylaşmak, yardımcı olabileceğimiz noktada desteğimizi esirgememek yakışır.
    Biraz daha dayan, bir süre sonra eski haline dönmeye başlayacak hayatın, oğluşun bilinçli bir birey haline gelip, büyüdükçe, sosyalleştikçe eski Burcu geri gelecek.
    Her birey kendi yaşamını nasıl yaşamak istiyorsa yaşar,anne de olsa oje sürmek, kaşlarını aldırmak, eşiyle yalnız vakit geçirmek, rahatça gezmek-tozmak, sinemada ikinci bir filme gitmek istiyorsa ister, hayat tarzını başkalarınınkine benzetmek zorunda değildir.
    Oğluşun, anneciğinin kendine güvenini gördükçe sana benzeyecek. Şu dünyaya bilinçli, düşünceli, güvenli, sağlam bir çocuk yetiştirebilmek adına katlanıyorum diye düşün, birazcık daha dayan. Çook zor inan anlayabiliyorum, çünkü görüyorum. Aklında olsun ama, oğluşun seni çok seviyor, böyle anne sevilmez de ne yapılır??
    Lütfen sinirini bozmasın kimseler, senin aslında ne demek istediğin gayet de güzel anlaşılıyor..
    Sevgiler, Elif…

  60. to be or not to be that is the question..
    yaşamın her evresinde Hamlet'in bu cümlesini hissediyoruz. Her birimiz hayatın evrelerinde çeşitli rollere girdik. Kimimiz başrol oynamayı sevdi kimimiz yardımcı rollerde oynamayı tercih etti. Tercih etmeden zorunlu roller oynayanlarımız da maalesef olmuştur. Yüksek arzulu veya çok hırslı olanlarımız rollerin hakkını vermişlerdir.
    Sonuç ne peki? Girdiğimiz her rol karekterimizin bir parçası oluveriyor ve içgüdüsel bir itici güç olarak bizi yönlendiriyor.
    Asıl önemli olan hayatımızda vereceğimiz en kritik kararlarda bu rollerin etkisinden sıyrılıp ne istediğimizden emin olabilmek. Nedir o kritik kararlar:
    İş ve eş seçimi en önemlisi de çocuk sahibi olma tercihimiz.. Bu konularda özümüze dönebilmeli ve nokta atışı yapmalıyız.
    Burcu Hanım yazınızı dikkatlice okudum ve bence anne olduktan sona hissettikleriniz; geçmişiniz ve şu anki pozisyonunuz arasındaki hesaplaşmadan fazlası değil. Anormal bir durum olduğunu düşünmüyorum ama sonradan pişman olmamak için ne hissederseniz hissedin bebeğinize dört kolla sarılın. Eşinizin desteği de doğal olarak sizi rahatlatır ama hangi zorlukta kalırsanız kalın daha fazla karamsarlığa yer vermeyin.
    Önce kendimize faydamız olacak sonra çevremize. Bitik bir halde olursak hiç kimseye faydamız dokunmaz.

  61. Bu yazıya yazılışından çoook uzun zaman sonra denk geldim. Benim de isyan ettiğim anlar oldu elbet ama sanırım bu kadar çok ve yoğun olmadı. Aslında çook gergin, pimpirikli ve bazı konularda özgüveni düşük biriyim. Ama nedense ve Allahtan annelikte rahatım. Daha doğrusu kendimi pek suçlamıyorum. Çalışan anneyim ama sanırım birkaç kez haricinde suçluluk duymak aklıma gelmedi. Neden gelmedi bu da garip, halbuki her şeyi kafama takan biriyim. Su akar yolunu bulur diye düşünüyorum. Evet çocuğum var ama çalışmak zorundayım. İhtiyacım olduğundan ve de istediğim için. Hiç pişmanlık duymuyorum. Duymadım. Sadece 1 yıl evde kendim bakmak isterdim olmadı 7. ayda çalışmaya başladım. Evim çook temiz değildi, Çocuğun yattiği yatak odası ve salon ile yemeklerini hazırladığım mutfak dışında diğer odaları vakit buldukça temizledim. Neden bu kadar rahattım diye düşünüyorum sanırım eşim nedeniyle. Eşim çok yardımcı bana. Üstelik Arda erken doğdu ve düşük doğum ağırlığı ile doğdu. İçimde tutamadım yeterince suçluluğu dışında bir suçluluk yaşamadım uzun boylu. Bu suçluluğumda geçti artık çünkü suçlamanın da sonu yok. Anneyim artık sürekli söylenemem, şikayet edemem hakkım yok. Çünkü az daha kaybediyordum oğlumu. Ama sizleri anlıyorum. Sadece geçecek bunu bilin. Geçecek. Hemde siz nasıl ve ne zaman olduğunu anlamadan. Çünkü sizler, yani biz hepimiz oalağanüstü bir güce sahibiz annelik gücüne ve bu güç inanın her mucizeye kadir. Ben anne olmuş bir kadının gücünden daha büyük bir güç görmedim. Ve eğer Allah size bu yavrıyu verdiyse bilin ki sizi ogüçle donatmıştır da sadece zaman zaman mola alın derim. Off çekin, ağlayın, zırlayın bağırın şikayet edin ama bunu çocuğun önünde yapmayın, burası iyi bir ortam burda yapın. Çok dağınık yazdım kusura bakmayın. Son olarak ben buradaki herkesin çok iyi bir anne oldundan adım kadar eminim.