88 Yorum

Maskeyi önce kendimize takalım

Burcu’nun çok ses getiren yazısına yorumumu bu şekilde yapmak istedim.

Son birkaç gündür ev dışında vakit geçirmem gerekti. Sağ olsun kayınvalidem her zamanki gibi atladı, geldi, çocuklarla ilgilendi.

Özellikle Çarşamba günü tüm gün dışarıdaydım. Eve geldiğimde Derin uyumuştu. Deniz pijamalarını yeni giymiş, uyumak üzereydi. O kadar uykusu gelmişti ki televizyonun “sinyali bozuldu” diye bile arıza çıkarıyordu.

Benim için normal bir gün olsaydı, tüm günü evde geçirmiş olsaydım, en çok yorulduğum, en sabırsızlandığım o saatlerde Deniz’in bu halini hiç çekemez, büyük ihtimalle ona bağırır, o da ağlar, olay çığırından çıkar bir şekilde yatağa giderdik.

Fakat o gün evde değildim. Öğleden sonra bir toplantım vardı. Sonrasında eve dönmem mümkündü, ancak ben dışarıda vakit geçirmek istedim. Hazır kayınvalidem de evdeyken Doğan’ın işi bitene kadar onu bekleyeyim dedim. Derin’i kaçıracağımı bilerek, Deniz’i de kaçırma ihtimalim olduğunu kabullenerek, bunun için suçluluk hissetsem de kendime böyle bir izin tanıyarak bu şekilde bir karar verdim.

Peki n’oldu? Deniz mızır mızır ağlar, “Ama ben Ben-10’i bitirmek istiyoduuuum!” diye iç geçirirken ben onu kucakladım. “Gel annecim” dedim. İçeri götürdüm, saçını okşadım, normalde iki kitabı zorla okuyup, bir an önce bitsin diye sayfaları sayacakken üç kitap okumayı teklif ettim. Sabırla, sevgiyle yatırdım onu.

Eminim o gece onunla geçirdiğim o “mutlu yarım saat”, evde olsaydım geçirecek olduğumuz “didişmeli 3 saat”ten daha iyi geldi ona. Çünkü ben öncesinde istediğimi yapmış, bir mola vermiş, tatmin olmuş, ruhumu doyurmuştum.

***

Henüz çocuk sahibi olmadan önce, iki çocuklu bir arkadaşım bana “Çocuklar SENİN hayatına geliyorlar Elif. Hayatını ne şekilde devam ettireceğin senin elinde...” demişti.

Çok doğru. Evet, elbette hayatın eskisi gibi olmuyor. Elbette bütün planlarını (gerek gündelik, gerek uzun vadeli) ona göre yapıyorsun. Elbette kadın olarak, anne olarak yeniden tanımlanıyorsun.

Ama kendini unutmalı mısın? Hayır.

Benim bu gerçeği fark etmem iki buçuk sene sürdü. Adını bile koymuştum: Çalışmayan Anne Sendromu.

***

Uçağa bindiğiniz zaman hostesler demonstrasyon yapar ya hani… “Oksijen maskeleri böyle takılır, şöyle çıkarılır. Çocuklu yolcularımızın önce kendi maskelerini, sona çocuklarının maskelerini takmaları gerekmektedir.

Deniz’le ilk uçağa bindiğimde 6 aylık anneydim. Bu duyduğum şey beni çok rahatsız etmişti. “Deli mi ne bunlar?! Niye önce kendimi kurtarayım ki, tabii ki önce çocuğumu kurtaracağım. Ben mi, çocuğum mu?”

Doğru yanıt: Ben.

Çünkü ben olmazsam o da olmaz.

Ben oksijen maskemi takmasam, sonra ne bileyim, uçağın içindeki basınç değişikliğinden kendimden geçsem mesela, sonra uçak bir yerlere zorunlu iniş yapsa, herkes sıkış tepiş koşa koşa uçaktan inse, benim bebeğimi kimse görmese, almasa, ben baygın bir şekilde yatarken bebeğim de yanımda maskeden gelen oksijeni soluyor olsa, ne faydam kaldı ki benim ona?

Önce kendime iyi bakmalıyım ki çocuklarıma faydam dokunsun.

Anne kendini iyi hissetmeli ki ışığını bebeğine yansıtabilsin.

Bu “iyi hissetmek” kişiden kişiye değişen bir şey. Hepimiz farklı insanlarız, farklı beklentilerimiz var. Kimi yeni bir elbise alınca kendini iyi hisseder; kimi ağdacıya gidince. Bazısı kitap okuyarak kendine gelir. Bir diğeri televizyon izleyince.

Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Ama biz sadece çocuklarımızdan ibaret değiliz.

Onlardan önce de vardık. Onlarla birlikte var olmaya da devam etmeliyiz.

88 yorum

  1. Çok haklı ve güzel bir yazı olmuş.

    Anne mutlu çocuk mutlu formül budur.

  2. Elif olaya verdiğin örnek beni benden aldı, tebrik ederim 🙂 Zaten dünkü yorumlardan da anladığımız ve aslında kendimiz de farkında olup beceremediğimiz üzere, doğru söylüyorsun, önce biz. Ah bir de yapabilsem. Umutluyum…

    PS: Böyle serzenişlerle dolu yazıma yer verdiğin için de teşekkür ederim, diğerlerinin varlığını bilmek iyi geliyor

    • Cok guzel bir yazi olmus Elif Hanim…Henuz cocugum yok ama cevremden gordugum kadari ile hem Burcu Hanim'a (adasim) hem de size hak veriyorum…Cocugum oldugun da zaman ne gosterir bilinmez ama ben anne-baba mutlu olmadikca cocuklarin da mutlu olmayacagi kanaatindeyim:)

  3. hatta züper olmus…

  4. Dün çok yoğun olduğum için Burcu'nun yazısına yorum yapamamıştım ama Elif sağolsun bugün benim yazmak istediklerimi yazmış zaten 🙂 Domino etkisi gibi düşünüyorum ben , biz yıkılırsak kuzularımız da ayakta duramaz..Bu yüzden Burcu'cum yazdıkların son derece normal ve doğal şeyler,hepimiz insanız,hepimizin şartellerinin attığı anlar olabiliyor ama önemli olan bunun farkında olabilmek ve geçici olduğunu kabullenmek..Ki yazdıklarından anladığım kadarıyla sen gayet farkındasın ,sadece eski Burcu olmak için henüz düğmeye basmamışsın 🙂 Sevgiler..

  5. Çok çok güzel bir yazı olmuş yine 🙂 Bu ara çok da hissettiğim ve de bizzat yaşadığım bir durum üstelik. Bir de belirtmeden geçemeyeceğim hani anneler sürekli söylerler ya özellikle de çocuklar hastalanınca "Aman o hasta olmasın da ben olayım" bu da kötü bir kodlamadır aslında, biz hasta olursak çocuğumuza kim bakacak değil mi?

    • çok çok doğru, bir sefer bunu söyledim ama bir kadına, yoo ben hasta olmayım asıl dedim, suratıma öyle bir aşağılama/küçümseme/yargılama/cezalandırma karışımı ifadeyle baktı ki, kendimden utancaktım yani :S

  6. çok güzel bir söz; "çocuklar bizim hayatımıza geliyorlar, hayatımızı ne şekilde devam ettireceğimiz bizim ellerimizde". Bunu annem de söylemişti bana, henüz 3 aylık anneyken ve hala durup durup nedensiz ağlama krizlerine giriyorken. Belki de olay bu cümlede çözülüyor. Bizler yani bu depresyon hallerine bir girip bir çıkanlar böyle düşünüp böyle hareket etmeliyiz. Elbette çocuğumuz varken hayatımız bir nebze hatta büyük bir nebze değişmiş, ters düz olmuş olabilir ama, denizde giden bir gemiyi bebek olduktan sonra alabora etmemeyi becerebilmemiz gerekiyor. Bu öğrenilebilen birşey, bebeklerle mulu yaşamak hatta hayatlarımızı köreltmeden devam ettirmek öğrenilebilecek birşey. Bense bunu ancak işe başladıktan sonra öğrenebildim. Kızım 7 aylıkken işe başladım ve yine de her öğlen soluğu evde alıyprdum ve iş çıkışı apar topar eve geliyordum. Şimdi kızım tam 12 ay, 1 haftalık ve ben hala iş çıkışı hiçbirşey yapmadan doğruca eve koşuyorum ve hala bazı öğlenler eve gidiyorum. Çalışmasaymışım kesin evde kızımla kös kös otururdum ve kendime özel bir hayatım olmazdı diye düşünüyorum. Ya da çok geç farkına varırdım özel bir hayatım olması gerektiğini…. Bence bu bizim yaşadıklarımız modern yaşamın, 80sonrası doğumlu annelerin yaşadığı bir buhran gibi geliyor bana, çoğu arkadaşımla konuştuktan sonra böyle düşünüyorum açıkçası.

  7. 2 saat önce Burcunun yazısına yazdığım uzunca cevapta gaz maskesi örneğini yazmıştım. Bugünkü yazıda başlığı görünce hem bu güzel tesadüfe sevindim hem de dedim ki anne olmak böyle bir şey …Aynı dil…Aynı dertler…Aynı keyifler…

    • İtiraf ediyorum ki, Burcu'nun yazısına gelen yorumların hepsini bitiremedim dün. Gece 8'de Deniz'e kitap okurken uyuyakaldım, uyandığımda sabah 6 buçuktu.

      Burcu'nun yazısını da, gün içinde gelen yorumları da okurken bunu düşünüyordum ben de… Anne olduktan sonra fark ettim bu gaz maskesi durumunu. Öncesinde dikkatimi çekmemişti.

      Senin de dediğin gibi, aynı dili konuşuyor anne kişiler 🙂

      • Bana da bu örneği çok sevdiğim bir meslektaşım ve ablam vermişti. O demese belki de hiç dikkatimi çekmeyecekti. Depresyondan yerlerde sürünürken , kendimi , anneliğimi , çalışmayı , çalışmamayı sorgularken , halime ahlanıp vahlanırken bir güzel silkelemişti beni . Burcunun yazdıklarını okuyunca aklıma ilk bu geldi. Kadın kadına çare , nerden nereye… :))

        • Bu arada, yanlış nitelemişiz ikimiz de… Gaz maskesi olur mu hiç, oksiyen maskesi olması lazım 🙂

          • Eyvah ! Eyvah ! Nasıl da farketmemişiz ? Hayat işte :)) Bu arada sabah bu güzel tesadüfü eşime anlatırken (gece ben yorumumda sabah da Elif yazısında bu örneği vermiş diye ….) daha cümlemi bitirmeden eşim " İyide takacağınız gaz maskesiyse sizin annelik tabi zor olur , oksijen maskesi o oksijennnnnnn :)) " diye uyarıverdi 🙂

      • Kizim dogdugunda patronumuz tebrik icin aradiginda vermisti bu ornegi. Her bunaldugimda aklima getiririm ben de.

    • Bu ornek gecen gun bir gazete yazisinda da vardi. demek algida siciclik boyle bir sey oluyor her yerde karsimiza ayni ornekler cikiyor.

  8. Canım çok güzel anlatmışsın. " Biz sadece çocuklarımızdan ibaret değiliz." bu cümleye ben birde şöyle bakıyorum, Çocuklarımız da sadece bizden ibaret değil. Her nekadar zorlansakta kabul etmeliyiz ki onların bizden bağımsız ayrı bir kaderi var. Biz anne olarak ancak şekillendirebiliriz belki, ama aslında teeek yapmamız gereken SEGİ vermek, sevmeyi ve sevilmeyi yaşatmak bu kadar. Gerisi çeşni :)) Bunuda ancak kendi içi huzurumuzu bulduğumuz zaman yapabiliriz. Yöntemi neyse herkese en bolundan huzur ve sağlık diliyorum.

  9. Elif hanım verdiğiniz örnekte sanırım "oksijen maskesi" demek istediniz. çünkü gaz maskesi ve oksijen maskesi birbirinden farklı şeyler. uçaklarda kullanılan kesinlikle oksijen maskesi..

    • Amanın. Çok haklısınız. Teşekkür ederim. Hemen düzelteyim 🙂

      • süpersiniz.. anında hallettiniz..iki çocuklu anneler her böyle hızlı olmak zorundalar değil mi.. kolay gelsin..

        • İki çocuklu anneler hızlı olmalı tabii de, 10 tane çocuğum olsa yine hemen düzeltirdim bunu. Nasıl bir yanlışlık 🙂

  10. Elif ağzına sağlık. Oh be! Şahsım adına hamile olarak da o kadar sıkıldım o bakar bulandım ve o kadar sinirliyim ki yaaa hangi anne&çocuk blogunu açsam bir şikayet bir yakarış bir isyan takip ettiğim o kadar blogu sildim ki bu yüzden 3-5 blog takip eder oldum sadece.

    Sen de örneğin hergün toz pembe şeylerden bahsetmiyorsun ama yine de uslüp farklı ele alış biçimi farklı bunlar çok önemli.

    Ve gaz maskesi olayına hep inanırım. Sen iyi olacaksın ki çocuun iyi olacak. Bu sadece senin iyi olmanla da alakalı değil kocanın iyi bir baba olmasını istiyorsan tam anlamıyla iyi bir eş olacaksın bu da bir gerçek. Tamam çok zor birşey ama eğer Allah bu görevi kadınlara verdiyse var bir bildiği çünkü farkında olalım olmayalım bizler gerçekten güçlü varlıklarız.

    Ve bir de düne kadar çalışacağım için vicdan azabı çekiyordum ama sanırım çalışmak evden biraz uzaklaşmak annenin sabır eşiğini yükseltiyor.

    • Tuten, bloglar genelde kişilerin iç yansımaları oluyor. Birçok insan blog tutarak deşarj oluyor. Başkalarına söyleyemeyecekleri, söylediklerinde "eee, annelik kolay değil" ya da "beterin beteri var" nasihatlerini duyacakları şeyleri bloglarına yazıyorlar. Terapi oluyor yazara. "Bunları yazma" demek, "bunları hissetme" demekle aynı şey, ve aslında sanırım sen de bunu demeye çalışıyorsun biraz. Ama işte, herkesin koşulları çok farklı. Annelik herkesi farklı yakalıyor.

      Ve evet, kadınların güçlü olduğuna katılıyorum. Bazen unutuyoruz sadece. İşte o zaman da yine birbirimize sırtımızı yaslamak iyi geliyor.

      • Bu arada ben de gaz maskesi" demişim çok güldüm. Bunları hissetme ve yazma diyemem tabiiki de haddime değil. Dediğim gibi ben takip etmeyi bıraktım kişisel olarak. Aslında hamile olmasam (malum duygu değişimleri, kaplan olma halleri) ilk yazdığım yorumu da yazmazdım ama işte tutamadım kendimi.

  11. kusura bakmayın ama bu şimdiki yeni "bencil" annelerin kendilerini açığa çıkarmak (gezme-tozma) için uydurdukları birşey…

    siz büyürken hiç etrafınızda böyle anne varmıydı…sanmam

    • Murat bey kusura bakmayın ama sizin yorumunuz da pek hoş değil. Gezme-tozma için uydurulan birşey değil bu. O zaman ile bu zaman bir mi sorarım size. Bu nasıl bir yargıdır ayrıca ne kadar küstahça!

      O zamanlarda annelerin ihtiyaçları ile şimdiki ihtiyaçlar farklı. Kaldı ki o zaman ki annelerin çocuk büyütmekten anladıkları şey ile şimdiki annelerin anladığı şey de farklı!. Sosyal hayat da çok farklı evlilikler de çok farklı.

      Yorum yaparken küstah olmak yerine yapıcı olmayı deneseniz çok daha iyi olur. Eleştirin ama sınırları aşmadan!

      • "Eleştirin ama sınırları aşmadan!"

        Küstah dedikten sonra bunu yazmanız çok manidar olmuş 🙂

        yaranıza dokundum galiba…

        • yine aynı şeyi söyleyeceğim yine küstahça bir cevap neyse hamile ve şuan çalışan kariylerli! kadınlardan biri olarak daha fazla size cevap vermeyeceğim çünkü farklı paralellerde olduğumuz %100.

          Sizin birşeye dokunmanızda mümkün değil!

          • benden size bir abi tavsiyesi

            çocuğunuzu yetiştirirken iyi bir eğitim verin ki sizin gibi küstah ve kaba olmasın

            kariyer mi çocuk mu ikilemi sizi çok germiş anlaşılan…

            • Tavsiyenize hiç ihtiyacım yok! Evet kabayım ve küstahım karşımdakine ayna tutuyorum ki kendini bir nebze görsün. Ben Elif gibi diğerleri gibi sizin yorumlarınız karşısında serinkanlı olamıyorum malum hamileyim ama siz o ruh halini de zerre kadar anlamazsınız.

              Beni geren tek şey sizin gibi insanlarlar oluyor yani!

              Bir de şüpheniz hiç olmasın ki ve şükürler olsun ki sizden bambaşka bir erkek profiline sahip bir kocam olduğu için çok iyi yetiştirildiğim ve kendimi de yetiştirdiğim için Allahın da izniyle çocuğumuza çok iyi bir eğitim vereceğiz!!!

    • Siz de kusura bakmayın ama anne ve bencil kelimeleri aynı cümlede kullanılamayacak kadar birbirinde uzak kelimelerdir. Sadece hamileliği bile düşünseniz dokuz ay boyunca vücudunuzda bir canlı misafir ediyorsunuz ve herşeyinizi ona göre ayarlıyorsunuz. "Eski" annelere baktığımızda tespitiniz doğrudur ancak ne yazık ki onlar sizin kafanızda olan erkeklerle kuşatıldıkları için ve maddi özgürlükleri olmadığından (pek çoğu) böyle bir ihtiyaçlarının olduğunun farkına varamayacak kadar meşgul tutulmuşlar. Çok normal tepkiniz, gözü açılmaya başlayan ve kendi ihtiyaçlarını da düşünme yetisine sahip olan tüm kadınlar= erkeklerin rahatlarının kaçması, daha az kölelik…

      • Annelik ve kölelik kelimelerini aynı cümlede kullanmanız beni haklı çıkarıyor sanırım…

    • Fakültede çok ses getiren bir seçmeli dersimizde de öğrendiğimiz üzere, yüzyıllar içinde toplumda kadına biçilen değer, kadından beklenilenler, kadının aile ve soyal hayattaki konumu pek az değişikliğe uğramıştır. Erkekler nezninde elbette. Sizin bir erkek olarak yaptığınız bu yorum güzel bir kanıt olmuş. Zamanın kadınlarıyla, şimdiki kadınlardan beklentileriniz tamamen aynı görünüyor. Atladığınız noktaysa, o köprünün altından çok sular aktı Murat Bey, artık kadın ''o'' kadın değil. Eğitim düzeyi değişti, bununla beraber sosyal hayattaki duruşu, hayata bakış açısı, beklentileri, dünya üzerindeki yeri de değişti. Siz ama hala 50 sene öncesinde kalmış görünüyorsunuz. Zamanında kapı önlerinde komşuculuk oynayıp, çay içip, dedikodu yapıp, o esnada çocuk bakan kadınların yerini; dışarda dolaşıp kahve içip dünya meseleleri tartışan kadınlar aldı. Kadınlar artık pek çok şey. Ama hala aynı anne kimliğindeler. Babaların kimliğinde bi değişiklik yok (genellemedir), hala cocuk bakımı, onun butun ihtiyacları kadının uzerınde. Kadın bu aşamada hem kendi diğer bütün kimliklerini koruyup, hem de anne olmaya çalışıyor. Bunun adı bencillikse, yüzlerce yıldır erkeğin yaptığı bencilliğin dik alasıdır.

      • Tamamen katılıyorum Burcu ama bunu Murat bey'in anlayabileceğini hiç sanmıyorum.

        Elbette geçmiş dönemlerde de çocuğunu çok iyi yetiştiren anneler vardı biz de o annelerin evlatlarıyız ama hepimizin söylediği gibi devir ve kadınların ihtiyaçları çok farklıydı.

      • 50 sene önce annelik ile şimdiki annelik arasında ne fark var bilemedim…

        o zaman size göre bu genellemeden sonra anne-çocuk ilişkisininde değişmiş olması gerekir ki hiç sanmıyorum, çocuklarınızda aynı sizin çocukluğunuz gibi yine anneye muhtaç…

        annenin ihtiyaçları kendi lehlerine değişmiş olabilir AMA çocukların ihiyacı binlerce senedir hiç değişmedi…….

        • Çok istikarlısınız! 50 sene önce ile şimdiki farkı birazcık anlasınız çok şaşardı herkes eminim!

        • Ben Murat Bey'in üslubunu doğru bulmasam da kendisine kısmen katılıyorum. Bence kadınlar bebekleri en az 3 yaşını bitirip, eğitim hayatının bir parçası olarak yuvaya başlamadan önce çalışmamalı, bebeğinin bakımını kendisi yapmalıdır. Bu süreçte baba da babalık görevlerini yerine getirmelidir. Doğal olanı bir bebeğe annesinin bakmasıdır. Anneanne -babaanne, bakıcının değil.

          • Peki bu imkana sahip olmayanlar (Murat bey atlamaz umarım hemen ben sahibim şükürler olsun ) çocuk yapmasın mı sırf 3 yaşına kadar kendisi bakamıyor diye.

            Yapmayın allahınızı seveyim yapmayın. Bir çok anne var çalışan ve çocuğuna evde oturup bakan anneden daha iyi bakabilen.

            Elbette tabii ki bir çocuğa 3 yaşına kadar ve belki de ömrü boyu en iyi bakacak insan annesidir.

            • Valla yapmasın değil ama yapıyorsa da iki kere düşünsün, getirilerini götürülerini hesaplasın derim. Bugün asgari ücretle çalışan insanlar evleniyorlar, normal şartlarda düşünecek olursak onların da evlenmemeleri gerekiyor. Çünkü o ücretlerle normal bir hayat sürmek mümkün değil ama bir şekilde yaşıyor işte insanlar parasızlıktan kavga gürültüyle, yarı aç yarı tok… Bebekler de büyüyor bir şekilde, anneli annesiz, bakıcılarda sevgiyle ya da sevgisiz. Hayat bir şekilde herkes için devam ediyor. Evde oturup çalışan anne kadar çocuğuyla ilgilenmeyen-ilgilenemeyen anneler olduğu gibi, işten kariyerden kafasını kaldırmayıp-kaldıramayıp çocuğunu ihmal eden anneler de var. Bir çocuğa en iyi bakacak insan annesidir. Aklı başında ilgili bilgili bir anne. Burada bir seçim söz konusudur. Bazı kadınlar şartlar gereği bu seçime zorlanırken, bazı kadınlar da tamamen kendi özgür iradeleriyle bu seçimi yapmaktadırlar. İşte kendi özgür iradeleriyle bu seçimi yapan kadınlar, çocuğuna en iyi bakacak kişinin kendisi olduğunu bilmesine rağmen, çocuğunu başkasına emanet ederek çalışma hayatlarına devam etmektedirler. Ben bu durumu içime sindiremiyorum.

            • sonunda biri beni anladı
              çok teşekkürler ipek hanım
              ben anne çalışmasın demiyorum, biraz fedakarlık yapıp, az gezip, az sinemaya gidip evde anne ve baba çocuğuna baksın
              doğanın kanununu bozmayın…….
              çocuğun yeri annesinin yanıdır, bakıcının değil…..
              çocuk büyüyünce anne istediği kadar çalışsın, isterse iş gezileri 1 ay sürebilir, ama bazı anneler istiyorki çocuğu da babası doğursun kendi gezsin, çalışsın
              bazı kadınlar işin tadını kaçırdı ve çok fazla Duygu Asena cılık oynuyorlar
              feminizmin göbeği amerika da bile artık anneler farklı düşünmeye başladı, çünkü toplum çökmeye başladı, yeni bir akım başlattılar…
              artık kariyere ara verip DAHA ÖNEMLİ olan çocuklarına bakmaya başladılar
              türkiye de ise herşeyde olduğu gibi bunun da abartısını seçenler var

              -az kazanın ama çocuklarınızı kazanın-

              tüten hanım da biraz nette bu konuda okusa kendisi için daha faydalı olabilir, ayrıca bu kadar sinir hamilelikte iyi değildir

              • Sevgili Murat , ve de Tuten, lütfen birbirinize şahsi olarak yüklenmeyin. Şahısları değil, fikirleri eleştirelim.

    • Bu blogun düzenli takipçisiyseniz eğer, vermeye çalıştığım mesajın çok farklı olduğunu anlayabilirsiniz. Belki de ilk kez bugün geldiniz buraya, belki ilk bu yazımı okudunuz, belki sadece "kendimi kurtarmalıyım" kısmına takıldınız, bilemiyorum.

      "Kendilerini açığa çıkarmak
      "gezmek-tozmak
      "uydurma"

      bunlar incitici sözler.

      Yapabileceğim herhangi bir açıklama sizi başka türlü düşündürtecek mi, emin değilim. Çok fazla düşünmeden, ama biraz da rahatsız etme amaçlı yazmışsınız gibi geldi.

      Belki yazımı, yorumları, dünkü yazıyı ve yapılan yorumları tekrar okursanız, annelerin çocuklarını -çocuklarının ihtiyaçlarından daha da fazla- düşünmelerinin ne gibi sonuçlara yol açtığını görebilirsiniz.

      • amacım kimseyi rahatsız etme değil sevgili blogcuanne…

        sadece çocukların belli bir yaşa gelene kadar anne sevgisinden -(tamamen değil, kısmen) kariyer, güç, erkeklerle yarış gayesi içinde mahrum kalmaları…

        hiçbir çocuk canı yanınca baba diye ağlamaz !!!!!!!!!!!

        çocuğun o devirleri 1 kere gelir ama anneler sonrada kariyer yapabilir.

        ayrıca "yeni" güçlü kadınlarımızı bizde seviyoruz 🙂

        • Pardon ama eski anneler çocuklarına sürekli sarılmaları gerektiğini bilmezlerdi. Çocuklarını kucakta taşımanın da doğru olmadığı söylenirdi onlara. Bırak ağlasın denilirdi ve bu uyuglanırdı. Şimdi o kariyerli kadınların işe giderken çocuklarına kendi kokularının olduğu bir eşya bıraktıklarını, sesleri kaydedip dinlettiklerini biliyor musunuz Murat bey?

          Yeni nesil anneleri neyle suçlarsanız suçlayın sevgi yönünden çocuklarını eksik bıraktığını asla söylemeyin.

          Sayenizde Murat bey içimdeki minik sürekli hareket halinde sanırım o da sizin yorumlarınızdan hiç hazetmedi!!!

        • bana lütfen "o devirler" den sonra nasıl kariyer yapıldığını öğretebilir misiniz? ikinci çocuğum anne diye ağladığında yanında olabilmek için işi mişi boşverdim, meteliğe kurşun atıyoruz,kendim ve hatta çocuklarım için arzu ettiğim birçok şeyi ertelemek zorunda kaldığım bir dönemdeyim ve çocuklarıma bakacak kimse olmadığı için bir çok işi elemek zorundayım (vardiyalı, uzak vs.).

          lütfen bana bencil olmadan nasıl hem kariyer hem de çocuk yapıldığını bi tarif eder misiniz?

          hariçten gazel okumak ne kadar kolay!

          • Birincisi hariçten gazel okunmuyor Mehtap hanım. Önce biraz sakin olsanız çok iyi olur bence.

            Bencil olmak ne demek sizin için önce bunu konuşmak gerek ki doğru bir şekilde tartışalım. sanırım sizin nezdinizde çalışmak, evden uzak olmak çocuklarınız anne dediğinde oracıkta olmamak= bencillik.

            Bencil olmanın ne demek olduğunu sizin için tam olarak bilemediğimden daha fazla yorum yapamıyorum. Bir de tabii uzmanlık alanınız nasıl bir iş alanında iş baktığınızı bilmek lazım.

            Hımm ama en basitinden girişmci anneleri örnek verebilirim. Evinden çalışan, üreten, yaratıcı olan ve çocukları hıkk dediğinde yanında olabilenleri. Belki siz de böyle bir şeye yönelebilirsiniz akmasa damlar ve eminim size iyi gelir!

            • gayet sakinim ve ben Murat Bey'e seslenmiştim, size değil. Sizinle tamamen aynı fikirdeyim.

            • ayrıca merak etmeyiniz, kendim için de, çocuklarım için de en iyi olanı farkındayım. söylemek, fikir vermek çok kolay ne yazık ki. girişimcilik dediğiniz de bedava olmuyor ayrıca. neyse, konudan tamamen uzak bir mevzu bu şu an.

              kaldı ki benim bencillik tanımım kesinlikle sizin yaptığınız değil. ben insan denen varlığın doğuştan bencil olduğuna inanırım. bencillik bence kesinlikle faydalı bir "iyi" huydur, dozunu kaçırmadığımız sürece.

              paraya ihtiyacım olmasaydı da çalışırdım, her kadının çalışması taraftarıyım. ama bencillik tanımını çalışıp çalışmamak üzerine yapamam maalesef. kimin için neyin iyi olduğunu ancak kişiler bilebilir.

        • MURAT – Şunu fark ettim ki, çalışan annelerin çoğu, zorunluluktan çalışıyor. Bugün çalışan birçok kadını sokaktan çevirin, çoğu "maddi olarak zorunda olmasam çalışmam" diyecektir size.

          Ama bunun tersi olarak da, kadının, maddi zorunluluğu yoksa çalışmaması gerekirmiş gibi bir düşünce var. Sanırım siz buna yakınsınız. Ben de böyle düşünürdüm. O vesileyle işimi bırakıp çocuklarıma kendim bakmaya başladım zaten.

          Ama işte düşündüğünüz gibi olmuyor. Anlatmaya çalışsam da tam olarak anlatabileceğimden emin değilim, çünkü kodlarımız farklı sizinle. Hani kadınlar Venüs'ten, erkekler Mars'tan ya 🙂

          Kısaca şöyle söyleyeyim: Günümüzde kadınlar daha farklı yetiştiriliyor. Ya da yetiştirilmeleri amaçlanıyor diyeyim. Erkekler gibi biz de okula gidiyoruz, eğitim alıyoruz, işe başlıyoruz, para kazanıyoruz. Bütün bunlar bizim kimliğimizin bir parçası haline geliyor. Çocuk olunca -maddi zorunluk yoksa bile- bu kimlikleri devam ettirmek istiyoruz.

          Doğrusunun bu olduğuna inanıyorum. Çalışsın, çalışmasın, önemli değil. Bir kadının tüm hayatı sadece çocuğu, evi olmamalı. İnanın üretken, mutlu bir annenin, saçını süpürge eden bir anneden daha fazla faydası dokunuyor; çocuğuna da, kocasına da, kendine de…

          • Elif yorumlarına bayıldığımı söylemiş miydim? Her zaman ki gibi katılıyorum ve çok teşekkür ediyorum sana!

          • Sevgili Elif, "maddi olarak zorunlu olmasan çalışmam", bu sözü söyleyen kadınların çoğu hayat standartlarını düşürmek istemiyor olabilirler. yada para özgürlüğün tek adresi. eşinin kazandığı para evi geçindirmeye yetse bile parasızlığı yani özgürlüklerinin elinden alınmasını hanımlar istemiyor. ve bu durumu senin söylediğin bu cümlenin arkasına saklıyorlar.bende kızı için işten ayrılan bir anneyim. hayat standartımızı biraz düşürdük ama olsun kızım için herşeye varım. Ama gerçekten para kazanmak zorunda olanlar hanımlar Allah hepinizin yardımcısı olsun.

        • Ha, bir de… "çocuğun o devirleri 1 kere gelir ama anneler sonrada kariyer yapabilir." demişsiniz ya… O öyle olmuyor. Bir kere işi bıraktınız mı, bir daha bıraktığınız yerden başlayamıyorsunuz. Hatta işi bırakmasanız bile kaldığınız yerden devam edemiyorsunuz. Daha hamile kalınca sorun yaşamaya başlıyor kadın iş yerinde. Bir de "emzireceğim, süt izni" falan derse vay haline…

          • valla eşim doğumdan sonra işini bıraktı sonrada geri döndü…

            hala da çalışıyor….

            bence yorum yazan herkesin derdi aynı : ikilemde kalmak ve bu ikilemden kurtulamamak……… iş mi çocuk mu?

            problem burda!

            • Murat bey bu cevabı şahsınıza yönelik yazmıyorum.

              İş mi? çocuk mu? keşke herşeyin cevabı bu sorunun cevabı kadar kolay olsa… bu sorun gibi görünen şeyin nekadar umut vaad edici bir durum olduğunu bir bilseniz keşke. Karınızın işe gitmeyi düşünebilecek durumda olması yada çocuğunun sağlığının yerinde olması… gelceğe yönelik planların yapılabiliyor olması ve bunun üzerinde tartışabilmek.

              Bir anne eğer kendini düşünebiliyorsa ne mutlu ona onun için ve ailesi için hayat devam ediyor demektir. Kendine özen gösterme ve istediği gibi yaşarken çocuğunu da büyütme çabası asla bencillikle eş değer tutulmamalıdır. Bencillik karısına görevlerini hatırlatan kocaların işi gibi geliyor bana.

              Çoğu erkek kadınların erkeklerle yarış halinde olduğunu düşünüyor ne yazık ki bu ülkede aslında bu tamamen sanal bir düşünce :)) Açıkçası oratada bir yarış varsa gerçekten, yarışı daha en başta kaybettiniz kusura bakmayın. Bu ülkede kadınlar omuzlarındaki yüklerle sevgililerine, kocalarına "tur bindirdi" bile :))

              Fakat yanlış anlamayın kesinlikle bir erkek düşmanı değilim en zor günlerimizde benimle omuz omuza duran eşime asla haksızlık yapmam onun varlığı benim için tarifsiz bir mutluluk. Eminim ki şu an düşünüyordur keşke biran önce herşey yoluna girsede, oğlum sağlığına kavuşsa da Belde de eskisi gibi hayata tekrar bağlansa diye…

            • hem iş hem çocuk Murat Bey ama imkanlar çok kısıtlı bunun için. kadınlar sürekli evinin kadını, çocuklarının anası modeline itiliyor. ben mecburum mesela, çalışmak zorundayım ama imkanım yok şu an. iş bulsam, bebeğimi emziriorum, kreş yaşında değil, bakıcıya maaşımı vermek için çalışmak manasız. ama bebeğimi kreşine bırakıp çalışabileceğim bir işim olsaydı hem çalışır para kazanır hem de çocuklarımı büyütebilirdim.

              bizim şahsi ikilemimiz değil bu. sistemin bize dayattığı, birini sçmek zorunda bırakıldığımız bir zorunluluk.

          • Venüz-Mars çatışması yine… 1000 sene de geçse, burada milyonlarca cümle de kursak birbirimizi anlayamayacağız. En azından anlayışlı olsak? Murat Bey, lütfen karınız-kızınız-anneniz size dert yandığında, "Aman ne olacak, abartma, bencilsin, bak neler var" demek yerine, bir dinleyin. Saçma da olsa, sizce çook aptalca da olsa, dinleyin. Hissettiklerini onaylayın. Kadınların duygularının çok karmaşık olabileceğini kabul edin. Anlamasanız da, size doğru gelmese de. Binlerce şikayet sıralayıp, isyan da etsem, kocam gelip bir sarıldığında, hiçbir şey demese de, bütün o söylediklerim uçup gidiyor hafifliyorum. Belki içinden "Amma abarttın kadın vırvırvırvır" diyordur :). Haklıdır da. Ama tam tersi, bir şey demeden sarılıyor sadece. En azından bunu yapabilirsiniz değil mi?

            • 2 doğum yapan müdürümün ,hamilelik bulantımdan artık işyerinde bile ağlama raddelerine geldiğim o en zor günlerimde karşıma geçip"biz de hamilelik geçirdik,böyle naz yapmadık tabiki o işi bitireceksin"demesi öleceğim güne kadar asla aklımdan çıkmayacak.

              şükürler olsun ki memurum da ertesi günü gidip 15 gün rapor almıştım.o hanımefendiye de kapak olmuştu:)

          • elif yazdıklarının hemen altına yazacağım yerde 3 alta yazmışım,hay Allah

            • Kadının kadına ettiğini kimse kimseye etmiyor maalesef. Müdür olmuş ama insan olamamış birisi o. Herkesin hamileliği farklıdır. Aynı kadının farklı hamilelikleri bile farklıdır. O mide bulantılarını çeken bilir, çekmeyene hikaye gelir.

          • işte bu yoruma kesinlikle kayılıyorum, işe yeni geri dönmüş bir anne olarak…

        • Son yorumuzun altında "cevapla" seçeğei olmadığı için buraya yazmak zorunda kaldım. Son yorumunuz bana laf atana kadar ilk kez düzgün uslupla yazılmış bir yorumdu. Sanırım ulsubunuzdaki hatayı anladınız. Pardon ama Hangi yorumda gezemiyorum tozamıyorum çocuktan dolayı diyen biri vardı ben mi atladım acaba?

          Her ne kadar tarzınızdan ve şahsınızı tanımadığım halde şahsınızdan hiç hoşlanmamış olsam da son yorumunuz doğrudur katılıyorum.

          Bir de benim neleri okuduğumu nerden biliyorsunuz acaba? Eminim şahsımı bir nebze tanısaydınız yapmış olduğunuz bu yorumlardan oldukça utanır hatta yerin dibine girerdiniz eminim.

          İlk kez çocuğum olacak ama bizzat çocuk bakmış ve özel hayatından ödün vererek zevkle keyifle ruhsal gelişimleri tamam olsun diye gerektiğinde haftasonları dahil olmak üzere evde oturabilen oturmuş biriyim.

          Siz her ne yazarsanız yazın. Bu son cevabımdır. Canımı da keyfimi de sinirlerimi de hiç olmadığı kadar sıktınız ama sorun değil. Elimi her karnıma götürüşümde sizden eser bile kalmıyor.

          Elif,

          Şahsım adına senden özür dilerim. Bu platformu asla böyle kullanmak istemezdim. Bu ilk ve de sondur.

          • Tuten – ne senin, ne de Murat'ın burayı "kullandığınızı" düşünmedim. Muhtemelen hepimiz Starbucks'ta otursak, bir yandan kahve içip (hoş, ben kahve içmiyorum; sıcak çikolata olabilir), bir yandan da bu konuyu konuşsak, olay buraya gelmezdi. Kırıcı sözleri yazmak, söylemekten daha kolay oluyor; ve bu tuzağa hepimiz düşüyoruz.

            Bu tür çekişmelerden bazen bir taraf, bazen de iki taraf yıpranmış olarak çıkıyor. Bunun önüne geçmek için böyle bir uyarı yapmak istedim.

            Anlayışınız için hepinize teşekkür ederim.

          • 1- ilk lafı atan sizdiniz

            2- uslübümün sizinkinden daha aklı başında olduğu kesin, hiçbir hata yok

            3- uslübünüzden neleri okumadığınız çok belli, dolayısı ile benim değil sizin girmeniz lazım oraya

            4- evde oturmuş olmanın veya başkasının çocuğuna bakmanın kendi çocuğunuza doğru bakmakla alakası yok

            5- doğacak çocunuz ve eşiniz ile birlikte size mutlu bir gelecek diliyorum…

  12. Ha! İşte bu! 1 ay kadar önce bir sohbet esnasında aynı örnekle, annelerin önem sırasında birinci olduklarını savunmuştum.
    Dünkü yazıya yorumumda da söylemek istediğim buydu! Ağzına, klavyene, parmaklarına sağlık Elif! Anneler bedenen ve ruhen sağlıklı oldukları sürece bebeklerine & çocuklarına gerçek anlamda faydalı olabilirler!!! Bu kadar net!

  13. Eğer anneliği abartırsam etrafına sürekli bağırıp çağıran bir canavara dönüşüyorum ben, bunu kısa zamanda farkettim çok mutluyum, elbette bazen çuvallayabiliyoruz ama insanın kendine de dönmesi gerek…

  14. yazacak yorumum yok bu yazına. her kelimesine imza atmak istiyorum, çook güzel olmuş Elif. tam olarak hissettiklerimi anlatmışsın. sağol

  15. işte budur! ben de hep "kendim" olucam diyorum, ama ola ola ancak "nehir'in annesi" olabiliyorum. arada birisinin hatırlatması gerekiyor… eline sağlık 🙂

  16. ve Murat Bey, biliyor musunuz, ben doğumhaneden çıkıp eşimle 1-2 kelime konuşuncaya dek, eşim yeni doğan bebeğimizin yüzüne bile bakmamış.

    çünkü "ben" daha önemliyim, benim sağlığım daha önemli.

    ben mutsuz, aç, küskün, sağlıksız, yorgun, sıkkın, bıkkın olursam nasıl iyi bir anne olabilirim? olamam. siz anneliği bir "adanmışlık" olarak algılıyorsunuz. anne ve çocuk catdog gibi bir tek karakter zannediyorsunuz. yanlış.

    • hayır öyle değil ama sanırım ayrıda düşünülemez, değilmi????

      düşünülsede annelik olmaz, öyle örnekler çok, bakın etrafa göreceksiniz…

      mahsulüde ortalıkta dolaşan sorunlu çocuklar…

      annelik adanmışlık değildir, annelik (ve babalık) almak değil vermektir

      • bunu size saatlerce de anlatsam anlayamazsınız, çok isterdim denemeyi ama gerçekten boşa kürek çekmek olur. evet almak değil vermektir ama kadınlarda bu bir reflekstir dolayısıyla bunu tartışmak yersizdir. hepimiz açsak ve 1 tane elmamız varsa biz anneler refleks olarak elmayı çocuğumuza veririz.

        ama bu oksijen maskesi örneği gibi oturup bir konu olarak düşününce bu refleksi görmezden gelebiliyoruz.

        dolayısıyla şikayet etsek de bazen aslında çoğumuz doğru olanı yapmaktayız. ben bu durumun farkındayım. ama sizin bahsettiğiniz o eski zamanlardaki kadınların bu farkındalığa sahip olduğunu düşünmüyorum, işte yeni nesil annelerinde farkı bu.

        hepimiz doğru olanı yapıyoruz ama eskiden bu biçilmiş bir görevdi, anne dediğin çocuğuna amadeydi. şimdi ise kadın hem kadın, hem anne, hem palyaço, hem sevgili, hem çalışan, hem organizatör, hem ev işçisi. eskiden ağır gelmezdi, şimdi geliyor, yoruluyoruz. çünkü ailelerimiz bizi eskiden olduğu gibi anne ol, kadın ol modelinde yetiştirmedi. okuduk, kendimizi geliştirdik.

        biraz olsun anlatabilmişimdir umarım, hem emzirip hem yazmak biraz zor oluyor, kusuruma bakmayın.

  17. Bende hep düsünürüm ucaga bindikce nedense ALLAH KORUSUN kötü bir durumda önce kendime degilde cocuguma takmak düsüncesi geliyor hep. Söylediginiz gibi önce kendimize takmak dahada dogru tabiki.

  18. ben sana sonuna kadar katılıyorum elif.kendimizi adayarak ,kendimizden ödün vere vere geçirdiğimiz yoğun annelik dönemleri ne bize bir şey kazandırıyor ne çocuğumuza.

    dik durmayı beceremeyen anne kamburlaştırıyor yavrusunu,nefes almayan anne,nefessiz suni ortamlara alıştırıyor evladını.

    kendin olamadıktan sonra kendini gerçekleştiremedikten sonra anne olmuşsun babaanne olmuşsun sadece laf kırıntısı.

    bak bu blogları niye açıyor niye yazıyoruz aslında,kendimizi hayata bağlamak,kopmamak tüm yeni şeylerden ve bilmek ,öğrenmek,bildikçe güzelleşmek için aslında.ve bencilce evet evet bencilce.olması gerektiği kadar ama dozunda.

    eşlerin beklentisi bitmiyor çocukların istekleri ise sonsuz.peki biz hangi noktada özgürüz."dur 1 dakika "dediğimiz noktada aslında.

    ben bitmeye tükenmeye yaklaştığım noktada 1 dakika diyorum,ben de varım,yaşamak için tat almalıyım.sürekli kendimden vererek tad alma hissetme duyularımı kaybedeceğim yoksa.

    çocuklar 2 günlük çorba yiyebilir,kalitesiz zamanlar yaratılabilir,ana yemekte makarna olabilir,banyo küveti zamanından çok daha sonra da ovulabilir:))

    değil mi ama:)

  19. Çok sevdiğim bir söz var bir çocuğun büyümesi için bir köy gerekir.Burdaki büyüme çocuğun yemek yemesi altının değişmesi gibi fiziksel ihtiyaçları değil sanırım.Çocuğun ruhsal doyumu.Ben kızım doğduktan sonra işi bıraktım.Herzaman kendim bakmak istemiştim bebeğime bu hayalime kavuştum.Ama evde olmak ve sadece anne olmak çok zor.Kendim sıkılırken bebeğimi eğlendirmem gerek.Ama bunları yapmacık bir yüz ifadesiyle yapmak istemiyorum.Bende onunla eğlenmek istiyorum.Kendi ruhumu doyuramıyorum ki kızımı besleyeyim.Benim köyüm ANNEM.O olmasaydı sanırım çok zorlanırdım.Fiziksel yorgunluk iyi bir uykuyla geçiyor.Bunu bilmek bile insanı rahatlatıyor çünkü çözümü var.Ama ruhsal yorgunluk çözüm bulamadığın zaman dahada üstüne geliyor. Erkekler kendilerini hiç bir varlığa tam olarak adamadıkları için adanmışlık sözcüğünün anlamını tam olarak bilmiyorlar.

    Eski annelerle aramızda çok büyük bir fark var.Biz modern şehrin yalnız insanlarıyız.Onlar ise koskoca bir köye bir mahalleye ya da bir apartmana sahiptiler.Biz şanslıysak yanımızda sadece annelerimiz, kardeşlerimiz var.Molamız onlar.Benim gibi evde olan anneler için yazdım çalışan bir kadındım ama çalışan anne olmadığım için zorluklarını bilmiyorum.Sadece hayal edebilirim.Ama erkekler onuda yapamaz.Yanlış anlaşılmasın eşim her konuda çok yardımcı bana.Nefes alabilmem için olanaklar yaratıyor ama kendiside kabul ediyor çocuğa adanmışlık bambaşka birşey.Kızımın karnını doyurduğum için değil ruhunu doyurduğum için cennet ayaklarımın altında sanırım.Bu yüzden Murat Bey molaya ihtiyacımız var.Bizde insanız sizin gibi.

    • Annelerimiz koca bir mahallede bizleri büyüttü. Biz koca bir mahalle büyüklüğündeki apartmanlarda koca yanlız insanlarız.İnsan insanın zehrini alır derler. Bizim zehrimiz içimizde kalıyor. biz evde yakın arkadaşlarımız işte. komşu yok ( ki çok şükür benim bir tane süper bir komşum var).

  20. Merhaba,

    konu ile alakasız olacak ama soracak başka bir muhatap bulamadım kendime. Bu konuda ilk sizin aklıma gelmenizin nedeni ise daha önce bu konu ile ilgili bir yazı yazmanızdı.

    Konu şu;

    tesadüfen bir blog okudum bu yazarı bir erkek,

    bir çok çocuk resmi koymuş netten alınan ve başlık 'ısırmalık taze etler' bir de gülücük işareti var.

    Bu başlığı okuyunca benim zaten yazıyı gözüm görmedi.

    Orda da bir kaç birşeyler saçmalamış.

    Bu konuda fikrinize ihtiyacım var, sizce bu bir suçmu?

    Suç ise ne yapılmalı?

    • Şimdi baktım da, rahatsız edici ama suç teşkil edecek bir söz de yok ortada. Dengesizin teki geldi bana.

    • Bunu yorumunuzu okumak bile beni çok rahatsız etti. Resmi makam olarak kime şikayet edebilirsiniz, bilmiyorum, ancak soruşturacağım. Fakat blogu host eden servis sağlayıcısına (örneğin Blogspot, WordPress) şikayet etmekle başlayabilirsiniz işe.

      Resmi makam konusunda size geri dönüş yapmaya çalışacağım.

  21. Erkekler kadınların çocuklarına besledikleri merhameti anlayamıyorlar. Bebeğimin canının yanmasından korktuğun için tırnaklarını doğrudüzgün kesemiyorum. 6 aylık falanken emme esnasında çok stresli olurdu ve göğsümü ,boynumu kanatacak seviyede sıkıca tutup çekerdi. Ben bütün yara berelere rağmen sesimi çıkartmadan emzirirdim. Bebeğim şuan 8 aylık ve babasının burnunu kulağını tutup çekmeyi çok seviyor. Eşimse bebek elini uzatır uzatmaz ' ah uh çok acıyor, oğlum yapma, bu çocuk annesi olduğun için sana kıyamıyor, sana bunları yapmıyor' şeklinde anlamsız cümleler kuruyor. Ki benim eşim bebeğim 20 günlükken yükseklisans tezimi bitirmem için beni teşvik eden hatta baskı yapan, tezimi bitirmem için yaklaşık bir ay akşam iş dönüşü bebeğe bakan bir erkek. Ruh sağlığı yerinde olan, bu tür blogları takip eden (Çünkü şuan makalem için araştırma yapabilecekken -kabaca konumumu sağlamlaştırabilecekken-veya iş arkadaşlarımın odalarına gidip bir sıcak çay içebilecekken çocuk yetiştirme ile ilgili yeni birşeyler öğrenmeyi tercih ettim) bir anne kesinlikle bencil olamaz. En basitinden çocuğun eğitiminden ve terbiyesinden eşit derecede hatta belki daha fazla sorumlu olan hangi baba oturup çocuğu ile bu konuda yeteri kadar ilgilenmediği için üzülür. Sırtında, kaçınılmaz olarak çocuğun fiziksel bakımı, evin ihtiyaçları gibi yükler olan çoğu anne çoçuğunun tüm ihtiyaçlarına yetişemediği için vicdan azabı duyar. Murat Bey için söylüyorum evinizde eşinize karşı eminim çok nezaketlisinizdir ancak toplumun sağlığı da evinizin huzuru kadar önemli. Bu sebeble belkide ilerde çocuğunuzun arkadaşları olacak bireylerin annelerine karşı nezaketli olunki çocuklarınız iyi arkadaşlar edinebilsinler.

  22. Anne kendini iyi hissetmeli ki ışığını bebeğine yansıtabilsin. Bayıldım bu sözüne Elif :))

    Tabiki annelik ve babalık almak değil vermektir, fedakarlıktır, öncelikle çocuğu düşünmektir vs.. Ancak anne zaman zaman kendini dinleyebilmeli, kendi ihtiyaçlarınıda karşılayabilmelidir ki sonunda mutlu olsun, çocuğuyla ilgilenirken biraz daha düşünceli, sabırlı vs. olabilsin. Bunlar tamamen benim fikirlerim, yukarıdaki tartışmayı tekrar başlatmak gibi bir niyetim yok.

  23. "Belde" isimli okuyucu soyle bir cumle kurmus: "Bencillik karısına görevlerini hatırlatan kocaların işi gibi geliyor bana." Daha guzel soylenemezdi. Onunde saygiyla egiliyorum, bu cumle isi bitirmis.

  24. Harika bir yazi ve cok dogru bir tespit olmus.Elinize saglik

  25. Ben ne anneyim nede anne adayı. Yaşım henüz çok küçük. (15) Ama anneliği az çok biliyorum. Nereden mi? Çünkü kalıplaşmış olarak anne yarısıyım.
    Yani teyzeyim.
    Küçük teyzeyim.
    Ablamın hamile olduğunu öğrendiğimde havalara uçtum diyebilirim. Sonra arayıp "Bebeklerini hazırla" dediğinde dahada sevindim. Biricik yiyenim kızdı. Onu büyük bir sabırla bekledik. Attığı tekmelere kulak verdik. Canının çektiğini ona getirdik. O büyük gün geldiğinde ise merakla beklemeye başladık. 10:45 haber geldi. Bizim küçük kız doğmuştu. Bende teyze olmuştum. Hastane görevlileriyle köşe kapmaca oynayarak odaya ulaştık. İlk gördüğümde tarif edlilemez bir duygu sardı beni.O anda yüzü gözü şiş olmasına rağmen dünyanın en güzel bebeğiydi bizim için.Ellerini tuttum. Ufacıktı. Ablam yanına çağırdı beni. Hala tam olarak uyanamamıştı."güzel mi ?" diye sordu bana.Ona çok güzel dedim.Dünyanın en güzel bebeği.
    ne çabuk büyüdü diyorum bazen. Bizde kaldığı akşamlar üstünü sürekli açtığı için ben uyuyamayıp yorganını üzerine çektim. Hasta olduğunda yanından bir an bile ayrılmadın. Dahası doktorlara onu ağlattıkları için kızdım. Az saçı olmasına rağmen saçlarını yapmak ağrı bir zevk 🙂 yada bir şey isteyeceği zaman "teyzeciğim" demesini duymak….Göz açıp kapayıncaya kadar zaman geçti. Benim meleğim 4 yaşına girmek üzere. 23 nisanda kreşte gösteriye katılıp arı bile oldu. salonda arkalardaydım. Gözleri beni aradı bir ara. seslendi beni göremeyince. Ayağa kalkıp "buradayım"dedim. ve hep yanındayım. Ve şimdi tesadüfen bir sayfada gördüğüm blog da yazdım bunları. Neden mi?
    Çünkü onu çok seviyorum :))
    Çünkü o benim sütlü kahvem :))
    Ve iyi ki var :))

  26. çooook doğru bir yazı, oh okurken ferahladım!

  27. yazı iyi de yorumlar uçmuş!

  28. Ben de tam işi 5 aylık bebeğime bakmak için bıraksam mı diye düşündüğüm bir süreçteyim… Bebeğimi sadece bakıcıya bırakabilirim annem çalışıyor, kayınvalidem hem uzakta (bunu aslında ben istedim, uzak olmayı) hem de zaten istemiyorum onun bakmasını (çok geçerli nedenlerim var). Bebeğimi bütün gün hiç tanımadığım biriyle nasıl evde bırakırım? Ya bebeğime bir zarar verirse düşüncesi yüzünden işi bırakmayı düşünüyorum malesef 🙁 Ve az zamanım kaldı karar vermem gerek Haziran sonu başlamalıyım işe ya da ….

  29. Özlem Mersinli Dönmez

    Harika bir yazı olmuş Elif hanım, benimde bu farkına varma durumum yaklaşık 2 yıl sürdü, sizin de söylediğiniz gibi bağıran çağıran hiç birşeye tahammülü kalmamış, yorgun bezgin ve de bitkin bir anne idim. Hatta bundan dolayı duyduğum pişmanlıkta üzerine eklendiğinde daha the beter bir hale geliyordum. 1,5 senedir, kendime kaçış yerleri yarattım, bazı geceler 1 saat uykumdan çalıp, kitap okuyorum ya the herkes uyuduktan sonra sakin izlemem gereken bir filmi izliyorum. Uykusuzluğa rağmen o kadar iyi geliyor ki anlatamam.