19 Yorum

57.7

Geçen Perşembe Yasemin’e gittim. Sonrasında araya bir sürü şey girdi de anca yazma fırsatı buluyorum.

Evet, güzel haber: Bir önceki görüşmemizden bu yana tam bir kilo vermişim. Bir kilo. Ne eksik, ne fazla.

Çok iyi buldu Yasemin. Tam beklediği gibiymiş. Aferin aldım bu sefer. Kilo vermemin yanı sıra, bu aferin de mutlu etti beni. Nedense diyetisyenim tarafından takdir edilmek gibi bir ihtiyacım var. Her kilo vermeye çalışan böyle mi hisseder bilmiyorum, ama Yasemin’in olumlu sözleri -ve hatta ben tartıdan inerkenki bakışları bile- çok etkiliyor beni.

Şimdi ne yapacağız? Bu şekilde devam. Bu sefer iki değil, üç hafta sonra görecek beni. Bakalım kendimi tutabiliyor muymuşum, onu görecekmişiz.

Haftada iki gün sadece sebze yemem gerekiyor. Bir nevi detoks. Zorca, ama uğraşıyorum.

Beni en çok zorlayan hamur işi tuzlular. Ne çikolata, ne baklava. Aklım fikrim poğaça-börekte. Dedim Yasemin’e de. Haftada bir bonus makarna vermeye devam etti, eksik olmasın.

Sporu biraz daha arttırdık. Haftada 3 kere 25’er dakikadan 30, 35 ve 45 dakikaya çıkardık. Zorlanmadan yapıyorum. İyi geliyor, ki hiç spor yaparken eğleneceğimi tahmin edemezdim. Neyse ki şu izdivaç programları var!

Siz sormadan ben söyleyeyim: Başlayalı 1 buçuk ay oldu. 62.2 ile başladım. Şu an 57.7’deyim. Yani 4.400 verdim. Hedefimiz Temmuz 1’de 55 kilo. (Temmuz sonunda düğün var. Kendime hediye olarak yeni elbise almazsam n’olayım!)

Etrafımda “personal trainer” ile çalışan arkadaşlarım var. Çok memnun olduklarını, çok iyi sonuçlar aldıklarını söylüyorlar. İyi sonuçları ben de görebiliyorum, taş gibi oldular maşallah.

Önceden bu personal trainer işine sıcak bakmazdım. Aletle yapacaksam gider aleti öğrenir, kendim yaparım, niye para vereyim ki başkasına diye düşünürdüm. Ancak spor yapmaya başladıktan sonra fikrim değişmeye başladı. Spor prensip işi, taktik işi. Hele de benim gibi biraz zorlamayla yapanlar için seni motive eden birinin olması önemli. Dolayısıyla son zamanlarda aklımı çelmeye başladı bu fikir (Hoş, şu sıra sadece aklımı çelmekle kalacak, nitekim yakın zamanda ona bütçe ayırmak isteyen bir kişi değilim.)

Bu konuyu açtım Yasemin’e. Personal trainer’la çalışmayı tavsiye ettiğini, ancak spor salonundan çok doğada çalışmayı uygun gördüğünü söyledi. Kendi ağırlığınla yapılan ağırlık çalışması en sağlıklı, en risksiz ve en hızlı sonuç verdiren çalışmaymış. Alette olduğu gibi oranı buranı sakatlama riskin yokmuş. Tabii bunda en önemli nokta, işini iyi bilen bir eğitmenle çalışmakmış.

Neyse işte, şimdilik girişmeyeceğim buna, ancak benim gibi birinin bunu gündemine alması bile çok büyük bir gelişme. Spor yapmanın nasıl tutku haline geldiğini anlamaya başlıyorum yavaştan. Önceden insanların spor yapmak için sabahın köründe kalktıklarını duyunca “Delinin zoruna bak” diye düşünürdüm. Ama şimdi fark ediyorum: yaptıkça yapası geliyor insanın. Şu haftada üç gün, yarım saat yaptığım spor bile harekete geçiriyor beni. CrossTrainer’ın üzerinden (bir yandan bitsin diye dakikaları saymama rağmen) inince “Eee, sırada ne var?” diye geçiriyorum içimden.

Bir de şöyle bir şey var: İnsan sonuç almaya başladıkça kaytarmaktan da vazgeçiyor. Yasemin de onu dedi: vücudunu zorlamak istiyorsun, daha neler yapabileceğini merak ediyorsun. Hakikaten öyle. İnceldiğini gördükçe hoşuna gidiyor bu durum. Kıyafetlerin düşüyor üzerinden. O zaman böreği çöreği görmezden gelmek bir nebze daha kolay oluyor. Ya da sporu kaytarmak istemiyor, 30 dakika yap dediyse, bir 5 dakika da benden olsun diyebiliyorsun.

Sevdim ben bu işi 😉

19 yorum

  1. 62.2 ile başlamamış mısın? sanki alttaki link öyle diyor. e o halde 4.400 vermiş oluyorsun!

    • A-aaa! Hakkaten 🙂 Oley, daha da mutlu oldum. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz 🙂 Dur, yazıyı düzelteyim bari.

  2. insan sonuç almaya başladıkça kaytarmaktan da vazgeçiyor demişsin ya Elif, çok doğru bir -püf noktası mı derler işin sırrı mı demeli- ifade. insan kendine ihanet etmek istemiyor. bir tatlıdan alacağın hazzı sabah tartıda yaşamak daha çekici bir hal alıyor. ben de -9800 gr dayım 🙂 10 diyebilirim bile 🙂 bir 4kg daha kaldı inşallah.

  3. 57.7 benim hamile kalmadan hemen onceki kilom:( Cok ozledim o halimi…+10 kilodayim su an:((( Emzirirken kilo vermenin yolu yok muuuu???

    • emziren anne diyetleri var,hem çok sağlıklı besleniyorsun bebeğin de aynı sağlıklı besinlerle büyüyor hem de sen kilo veriyorsun,bunun yanına her gün bebekle 1 saat yürürsen kilolar çok kolay gidiyor,ben doğumdan sonra 4 ayda 17 kg verdim (kaytardığım çok zaman oldu,neredeyse her gün, ama hep sağlıklı gıdalarla- bal/pekmez/incir- gibi) yağlı hamur işi,paketli bakkal ürünleri yemeyin emzirirken

  4. Tebrik ederim, bu senin adına çok güzel bir gelişme! Doğumdan sonra yerleşen ve kurtulmak için çaba sarfetmediğim ama görmekten de nefret ettiğim 5-7 kg fazlalığımdan kurtulabileceğime dair umut verdin. 🙂

  5. Bakınız kilo vereni var veremeyeni var.. reca ederim yapmayınız.. Haset duygularıma mani olamıyorum.. 🙂

  6. Dr. Maranki var ya. Bu ayın 11 'i ile 19 'u arasında tam detoks zamanı olduğunu söylüyor. Başka zaman istesen temizleyemezsin vücudu diyor. Bu günlerde sebze suyu ve sebze yemekleri yemek ve 18'ınde de gece yatarken yarım çay bardağı limonlu zeytinyağı içip sabah kalktığında tuvalete çıkmak tam bir vücut temizlenmesi sağlarmış. Hamile kalmak isteyenlerde bu işlemi yaptıktan sonra çocuk çalışmalarına başlarsa daha sağlıklı bebekler dünyaya gelirmiş. Bir de mayıs ayı gibi rahme düşen bebekler çok daha sağlıklı olurmuş.

  7. Eliiiiiif…az kaldi haftaya bir gun Yaseminde alacagim solugu….coook uzun bir yol var onumde:(UMarim biraz olsun su balkon gobekten kurtulurum….:)

  8. vay be! demek insan keyif alıp daha fazla yapmak istiyormuş, spor alışkanlık haline gelebiliyormuş ha! ne güzel. of ve de pof! ben de 54'le başlayıp 69'la doğuma gidip iki hafta içinde 59'a inen ve şu an domuz gibi yemekten 59'da kalan
    bir pis boğazım!

  9. Elif hanım tebrik ederim umarım sonuna kadar azminiz ve sabrınız devam eder ve istediğiniz rakamı tartıda görürsünüz. Ben de 4-5 sene kadar evvel, ders çalışma sürecinde aldığım kiloları vermek için diyetisyene gitmiştim ve çok güzel bir şekilde kilo vermiştim. Verdiğim kiloların yanında, içimdeki huzuru hatırlıyorum da, kendim için güzel birşeyler yapıyorum düşüncesi insanın kendine güvenini bile artırıyor. zaten sağlıklı beslenince insanın cildi ışıldıyor resmen 🙂 şuanda hamileyim, 12 kilo aldım 15le bitecek gibi duruyor. sonrasında ben de en kısa zamanda vermek istiyorum fazlalıklarımı..

    • Altı ayda 18 kilo verdim doğum sonrası, sıfır diyet, veriliyor, hiç dert değil. ama vücutta izleri kalıyor ne yazık ki. daha fazla almamaya bakın, bir de doğurduktan sonra süt yapsın diye her elinize verileni yemeyin, bol su yeşillik sağlıklı beslenme, o kdr 🙂

  10. merhaba sizin adınıza çok sevindim kilo vermenize ki resimlerinizi gördüm

    geçen haftadaki etkinlikte artık ihtiyacınız kalmamış zayıflamaya bence.. bende doğum yapalı 6,5 ay oldu 64 kiloyla hamile kalmıştım 25 kilo aldığımı gördükten sonra daha tartıya çıkmadım şu anda yine 64 kilo oldum ama hedefim 60 (çünkü bende amaaan nasılsa kilo alıcam diyip hamilelikten önce 4 kilo cepteydi..)

    Ama şu an resmen tıkandım haftada 3 yada 4 defa 13 km olan işyerime bisikletle gidip geliyorum kiloları öyle verdim zaten fakat eve gelince resmen kriz geçiriyorum çikolata cips kurabiye dondurma ve bu aralar kendime engel olamıyorum hepsini bir güzel yiyorum..korkarım verdiklerimi de geri alıcam…

    • Başka bir şeyler yemeyi deneseniz? En azından meyve falan?

      Benim de bazen krizim tutuyor, ayın malum zamanları mesela. Gerçekten zor oluyor, ama en kötüsü de hazırlıksız yakalanmak.

      Size tavsiyem çikolata, cips, kurabiye… bunların hiçbirini eve sokmayın. O zaman yiyemezsiniz 🙂