15 Yorum

Sihirli Sözcük ‘Haydi’

Aşağıdaki yazı, bundan bir süre önce yayımladığım Hadi’leyen Anneler başlıklı yazının devamı olarak, bir başka konuk yazar Deniz Meriç tarafından kaleme alındı. Çok konuşulan Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler kitabı başta olmak üzere çocuk bakımı ve gelişimi üzerine önemli kitapları Türkçeye kazandıran Gün Yayıncılık, şimdi de Deniz’in aşağıda bahsettiği ve benim şu günlerde okuduğum Çocuklarla El Ele Ebeveynlik kitabını yayımladı.

Bu sabah Çözümün Parçası olan Çocuklar yetiştirmekten bahsetmişken bu yazı da cuk oturdu sanırım.

Ha, bu arada, minik bir kuş bana Çocuklarla El Ele Ebeveynlik kitabının önümüzdeki haftalarda hediye kitap olacağını söyledi.

***

Anne olmamın ardından anne-baba ve bebek/çocuk gelişimi kitaplarına olan bakışım doğal olarak değişti. Önce kendimden sonra çevremden dinleyip şahit olduğum eksiklikleri gideren leziz kitapların ne yapıp ne edip Türkçe olarak yayımlanmasına ve mümkün olduğunca çok anne-babanın işine yarar hale getirilmesine çalıştım. Bu kitaplardan birisi de Attachment Parenting (Gönül Bağı ile Ebeveynlik) konusunda yayımlanmış Connection Parenting (Çocuklarla El Ele Ebeveynlik) isimli bir kitaptı. Bu kitabın açtığı küçük penceremden sevgili Sedef Örsel Özçelik’i tanıma fırsatını yakaladım ve hayatıma dokunan minik sihirli kelimeler kazandım. İşte onlardan birisi: HAYDİ

Aceleci, sabırsız, offf nidalarıyla gelen bir HAYDİ değil bu. Bu, sihirli bir HAYDİ. Gelin tutun ucundan beraber deneyelim, kalpten dileyince sihirler gerçek olur.

Çocuklar davetlere yanıt verir. Önce kendinizi bu küçük beyin veya hanımın yerine koyun. Etrafınızdaki çoğu insan size tepeden bakıyor. Bacak kadar boyunuz var. Yukardan aşağıya sürekli emirler yağıyor:

“Yatağını toplaaaaa”
“Yemeğini bitirrrr”
“Dişlerini fırçalaaaa”

Kulağa nasıl geliyor? Çocuğunuza söylediğiniz şeylerin ve söyleme şeklinizin doğru olup olmadığından emin olmak isterseniz, kendinize sorun, ‘bu cümleyi en yakın arkadaşıma söyler miyim?’

‘Asla’ diyorsanız ortada bir yanlışlık var demektir.

Şimdi baştan alalım; yatak meselesinden başlayalım, filmi başa sarıp tekrar ama farklı bir şekilde oynatalım: “Haydi beraber benim yatağımı toplayalım, yardım eder misin? Tek başına örtüyü düzeltemiyorum.”

İnanın minik yardımcınız azami gayretle size yardım edecektir. Sonraki adımda “Çok teşekkür ederim canım. Haydi şimdi de senin yatağını toplayalım.”

İşte oldu bile. Uzun mu sürdü dersiniz? Aslında hayır. Sizin yap-yapmam inatlaşmanızla geçecek süreyi düşünürseniz daha kısa sürede işler yoluna girdi, hem sakin kalmak da cabası.

Birisi rica etmek yerine, bizi bir şeye zorlar ya da emir verirse kendimizi aşağılanmış hissederiz. Çocuklar da aynı şekilde hisseder. Çocuklara emretmek yerine, davette bulunursak daha çok işbirliği alırız. Emirler yağdırdığımız zaman, onlarla kurmaya çalıştığımız bağlantı kopar.

Çocuklar bizimle olmak ve biz ne yaparsak onu yapmak isterler. Şurup mu içmesi gerekiyor? Şöyle deneyin: “Canım bana ilacımı içirir misin?”

Bırakın azcık döksün saçsın size bir kaşık şurup içirsin.

“Haydi şimdi sana içirelim. Meyve suyuyla mı içersin yoksa suyla mı?”

Eğer ona seçim hakkı verirseniz işbirliğine daha kolay yanaşacaktır. Böylece hem siz sakin kalırsınız hem de çocuğunuz. Sakince geçirilen günlerin ardından inanın anne-babalığa olan bakışınız çok değişecek…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

15 yorum

  1. Haydi ile başlayıp lütfen, teşekkür ederim diye biten sözcükler…çocukları olmadığımız yerde göremeyiz öncelikle kendi çıtalarımızı yüksek tutmalıyız, bizim bile kullanmadığımız, hayatımızda yer almayan sözcükleri basmakalıp gibi öğretemeyiz. onlar için rol modelken onlarla veya onlarsız hayatımıza sokmalıyız doğru ve güzel olana her seyi sonrası gelir zaten yürekten yaptığımız müdettçe…ne şanslıyızki yeni nesil annelerde bu bilinç var ve ben yeni nesil çocuklarına çok güveniyorum…23 Nisanlar'da oleyyyy demek yerine o günün bilincini aşılayan annelere çok güveniyorum

  2. çok güzel bir yazı paylaşım için çok teşekkürler…

  3. Annelik her zaman toz pembe değil yazmışsınız evet çok güzel bir söz; ama yaşamın tüm renkleri var biz annelerde, tozu dumana katmak, pembeyi bu tozdan ayırmak bizim elimizde biz Anneler bütün siyahları beyaz eden kadınlarız!!!

  4. Çocuklarla El Ele Ebeveynlik bitirip bitirip baştan okuyasım gelen bir kitap,iyi ki alıntılamışsın bir vesile ile. Bu akşam bir daha mı başlasam okumaya :))

  5. O kadar uzuldum ki okurken cocuguma tam da boyle davrandigim icin. 3 yasindaki bir ufakliga Surekli birsey yapmasini emreden despot kadin utandimmm Elif, cok yasa hemen bu kitabi alip kendime disardan bakmaliyim.

    • hiç üzülmeyin, ben de bazen kendimi bağırırken veya emrederken buluyorum. Çok çok sinirlendiysem "Seni var yaaaa" bağrışımı "öyle bir gıdıklarım kiiii"ye çevirip toparlayıveriyorum 🙂 Ama anlatmak kolay yapmak zor

  6. Yazıyı okuyunca haydi takdiğini eşiminde kendiminde kullandığını farkettim. Ama birbirimize karşı 🙂 İşten mi geldik "haydi canım yemeği hazırlayalımda haberleri birlikte izleyelim" teklifi genelde işe yarar. Gece yatmadan önce ise eşimin "Haydi ortalığı toplayıp uyuyalım" teklifi HER ZAMAN işe yarar( garip ama eşim benden daha düzenli). 'Haydi' hayatımızın bir parçası.ileride oğlumda da işe yarayacaktır. Kitabı edinmeye çalışacağım.

  7. Bu hadi hadileyen anneler çocuklar üzerinde nasıl bir izlenim bırakıyor bilemiyorum ama beni çıl-dır-tı-yor-lar! Orda burda birisi böyle uzaktan "Hadi buraya gel, hadi yemeğini ye" filan diye bağırmaya başladı mı, gidip kendisine şiddet uygulayasım geliyor.
    Ama bu hadi hadici annelerin çocuklarıyla iletişim kurarak "ikna etme" yöntemi için bunca vakit harcayacaklarını da hiççççç zannetmiyorum. Muhtemeldir ki bu anneler zaten "Ammannn sen yapana kadar ben 10 kere yaparım" diyerek hıldır hıldır iş yapan annelerdir. Bırak çocukla bu kadar zaman harcamayı, eşini bile oturduğu yerden kaldırmıyordur eminim.
    Sİnirlendim bak şimdi kendi kendime bunları yazarken 🙂
    Kalemine sağlık, az ve öz bir yazı olmuş…

    • Valla Çok Bilmiş, ben hadi'leyici bir anneyim, ama bahsettiğin profille örtüşmüyorum. Yani çocuğuma emek harcıyorum, vakit ayırıyorum, her şeyi açıklıyorum, ama an geliyor bayılmak geliyor içimden bir işi uzattığında. Örnek: bu sabah. Bir pantolonu giymek, dişini fırçalamak 55 saat alınca, babası bir yandan "çıkmamız laaazıııım!" diye bağırınca ben de HADİ demekten alıkoyamıyorum kendimi.

      Yanlış olduğunu biliyorum. Ve uğraşıyorum, özellikle de Deniz'in bu yazısını okuduktan sonra. Fakat işte her zaman tutturamıyorum. 🙁

    • Ben de hadi'leyen bir anneyim ama Elif gibi her iki hadi çeşidinden de var bende..Sabahları Demir'i anneannesine bırakırken 10 adımlık yolu 15 dakikada yürüyünce ( Mehteran takımı gibiyiz , 2 ileri 1 geri ) işe geç kalmamak için " hadi oğluuuumm " diyen benim ..Ama akşam eve geldiğimde " haydi annecim bana yardım et , oyuncaklarını toplayalım , tek başıma yapamam ben " diyen de benim ..Ona seçim hakkı sunmaya , onunla konuşurken yukarıdan bakarak değil , çömelerek onun göz hizasında konuşmaya özen gösteriyorum..Yani Çok Bilmiş'cim , biz hadi'leyen anneler senin sandığın gibi çocuğuna vakit ayırmayan , iletişim kurmayan tipler değiliz..Herkes adına konuşamam tabii ama bence bu kadar önyargılı davranma hadi'leyen annelere 🙂

  8. Şimdi bu şurup içirme konusunda dur demek istiyorum. Yani şurup var, şurup var. Hadi diyelim bir ölçek Calpol içmeye razı oldum ama çocuğun 5 gün kullanılacak ölçülü antibiyotiğini de içemem ya! Böyle anlatırken kulağa hoş geliyor bir çok şey ama uygulamaya gelince işler karışıyor. Ayrıntılara takılmak istemem ama elimde değil 🙂

    • İpek, o kaşığa döktüğü şurup olmak zorunda değil ki, ufak şişeye koyacağın birazcık meyve suyu veya benzeri sıvı işini görür