130 Yorum

“Artık anne olmak çok kolay”mış

Aşağıdaki konuk yazı Blogcu Anne okurlarından Alev tarafından kaleme alındı.

***

Bu sabah 6.30’da kalkıp elimde kahvem mail ve gündem kontrolü yaparken hürriyet.com.tr de şöyle bir ilana rastladım…

Artık Annelik Çok Kolay!

Özetle:

falanca anne filanca şirketin internet abonesi olmuş, hayatı kolaylaşmış.

Bebeği dünyaya geldikten sonra evden dışarı çıkamayan anne, doğum sonrası yaşadığı sıkıntıları filanca şirketin abonesi olarak hafifletmiş. Önceden bebeğiyle “ilgilenmekten evden çıkıp işlerini yapamayan anne, artık evden çıkmadan faturalarını ödüyor, bebek bakımı ile ilgili bilgilere internetten bakıyor, alışveriş yapıyor, istediği zaman yemek siparişi verebiliyormuş. Üstelik bebeği uyurken internetten film bile izleyebiliyor”muş.

Annem de geçenlerde buna benzer bir şey söyledi: Gül gibi işin var. Altında araban, bakıcın hazır. Bezler var, sonra hazır mamalar, her şey elinizin altında. Bir tık: her şey kapıda. Oooh, ne var böyle anne olmakta?..

Haklı, değil mi? Hazır bezlerimiz var, geceleri bez yıkamıyoruz.. Gerçi yıkasak da artık çamaşır makinelerimiz var değil mi? Bir düğme ve iş bitiyor! Çamaşır yıkandı mı; lekeler çıktı mı; geceden leke çıkarıcıya mı koysak; birisi yine içine renkli çorap mı atmış caaanım beyazların; yine sıkmadı lanet makine; içine kaçar mı bu minik çoraplar, sutyen balenleri falan; sonra gece vakti bitti; kömür kokulu balkona assan ne fayda, zaten üç günde kurumuyor; hadi evdeki sandalye kapı, varsa petek, ne varsa üstüne koy, hatta abart çamaşırlığı içeri açmak için koltukları kaydır. Bunlar da dert değil; sonra bulaşık makinesi de var, çıkar yerleştir, puzzle yapar gibi doldur, iki buçuk saat beynine işlesin; geceleri açtın, gürültüsü; yıkanmadı, leş gibi yumurta kokusu…  Hiç makineyi boşaltmak yerine bulaşığı iki dakika elde yıkamadınız mı? İtiraf edin… Amaaa neyse ki makineler var, bir düğme ve iş bitiyor.

Neydi? Bezlerimiz var. 50’li paketler bizde ortalama 10 gün gidiyor. Ederi yaklaşık 20 TL. Yani aylık 60 TL x12 = 720 TL yıllık

Anne sütü tam alamadı bebeğim “gül gibi işim” yüzünden. 45 günlükken işe geri çağrıldım. Yeni yapılanma varmış, etkilenmemi istemezlermiş. Günler, aylarca sağdım iş yerinde (lavaboda!), bana mısın demedi. Tabii hep mama takviyesi yaptık. 10 günde bir 1 paket de mama gidiyordu. 41 TL kendileri. Neydi hesaplama? Aylık 123 TL x12 = 1476 TL yıllık

Neyse ki gül gibi işim var. Her gün gidebilmek için gül gibi arabama biniyor, kızımı sabah 7.15’te (!) gül kokulu bakıcıma bırakıyor, 45 km. tepiyor, çevre yollarından kamyonların arasından kısa yollardan (!) kaçıyorum. (Yanlış anlaşılmasın, ben İstanbul’da değil, İzmir’deyim. Bu km ile şehri iki kere turlarsın baştan sona.) Tabii evden kızımı uyandırmadan kaçabilmek için ayakkabılarım elimde çıkıyor, çoğunlukla ya gözlüğümü ya akıllı telefonumu (!) evde bırakıyor, her sabah kapıdan çıkarken bir elimde (akşamdan bir saat kaynatılmış özel havlu kağıtlarda kurutulmuş) süt sağma makinesi, süt poşetleri (maliyet hesabını yapamayacak kadar zaman geçti üstünden, siz bir miktar da buna ekleyin) bir çanta içinde, bir çanta laptop -malum internet var ya evde annelik kolaylaştıran- diğer elimde, kendi çantam, araba anahtarım, ayakkabılarım, hop kapının önündeyim. Giyindim mi? Makyajım yapıldı mı? Akşam hazırladığım sunum hangi bellekteydi? Aldım mı çantaya?.. Koca bir boşluk.

Ve 45 km. başlıyor. Çingene mahallesinden geçip çevre yoluna kendimi attım mı rahatım(!). Kamyonlar, tırlar bana alıştı zaten. Daha geçen gün birine korna çalıp camını açtırıp bana kaza yaptırıyor diye bilmem ne çocuğuuuuu diye bağırmıştım da, adam bakıp gülmüştü sadece. (Yanlış olmasın ben adama orijinalini söyledim) Bir de sinirimden iki gece uyuyamamıştım.

Fabrikaya vardım, ofisimdeyim. Beş dakika sonra rutin sabah kurul toplantısı. Tartışmaların en hararetli yerinde cebim çalıyor, ısrarla sessizdeki telefona bakıyorum: evden arıyorlar. Açamıyorum bir türlü, konuyu kaynatsam mı, izin mi istesem, lavaboya falan mı gitsem? Yok artık, koca müdürün çişi mi geldi dedirteceğim? Offff, patron da orada, n’apsam? Dördüncü kez arıyorlar,“Açıyorum yaaa!” Erkeklik yaptığıma bakmayın, muhasebe müdürünün arkasında gömüldüm, öğretmenden gizili kopya çekiyorum sanki. -Efendim?.. -Anneeeee!.. -N’oldu bebeğim? -Seda Sayan başladı, hem de bugün hadi hadi’yi söyledi Fatih Ürek’le, yaaaaaa!… -Dıııt dııııt dııııtttt…

Akıllı telefona edilen akılsız aramalar beni kızıma bağlamanın bedeli aylık nerden baksan 50 TL x 12 = 600 TL

Gül gibi işim için gül gibi arabamla yılda yaptığım mesafe yıllık 28.000 km. (Bunun yıpranma payının hesabı yok. Henüz kanser de olmadım, o toplam bir fatura olacak herhalde…) Bunun için harcadığım mazot parası yılda yaklaşık 8500 TL.

Gül gibi işimin pazarlama müdürlüğü için giyinmenin bir bedeli var aylık ortalama 300 TL x 12 = 3600 TL

Akıllı telefon internet parası 30 TL x12 = 360 TL

Bakıcımız gül gibi, hakkını yiyemem. Haftada bir geç kalsa da, yıllık izine çıkamadığı için kaş kaldırsa da, sen 7.15’te çıkıyorsun, ben niye 6.50’de geliyorum? diye hesap yapsa da, benim alamadığım zamları benden çatır çatır isteyip bırakmakla tehdit etse de… Aylık maliyeti 700 TL x 12 = 8400 TL. (Yaş günü, anneler günü hediyesi, bayram paketleri ayrı)

Hafta sonları ve hafta içi, gece, mail, sunum vs. için, benim olmadığım geceler eşimin kuzuyu oyalamak için 489.562 kez izlettiği Fatih Ürek Hadi hadi’ler için evde bulunan sınırsız internet paketi 50 TL x 12 = 600 TL

Hiç vakit geçirmediğin kızını sırf vicdan rahatlığı için arsızca hafta sonlarını iyi (!) geçirsin diye o AVM senin, bu oyun parklı benim gezdirmenin bedeli koca bir gün, TL  karşılığı nerden baksan minimum 100 TL x 52 = 5200 TL

Bu teknoloji ve imkanlarla anne olmanın bedeli rakamsal olarak yıllık 29.456 TL. (Olan-olmayan, yapan-yapmayan herkesi tenzih ederek, kendi naçizane hayatımın bir sağlaması bu)

Bu hesabı neden yaptım? Parası umurumda değil. Ben bu parayı kazanmak için:

  • 1 yaşındaki kızımın doğum gününü kutlayıp havalananına gittim 7 günlük uzak doğu seyahati için
  • Hiçbir akşam onu elimde bilgisayarım olmadan uyutamadım
  • Seyahatte olmadığım halde onu uyanık 4 gün göremediğim oldu
  • 5. gün onu göreceğim diye acele ederken takla attım arabayla
  • 45 günlük bebekliğinden sonra onu hafta içi kucağımda uyanık göremedim
  • Bayramları ya çalıştım ya yurtdışı seyahatlere gittim
  • Geceleri onun uyanma saatlerine göre çalışma programı yaptım
  • Artık 2 boyun fıtığım, 2 disk kaymam, yüksek tansiyonum ve ülserim var
  • Her akşam eve geldiğimde saatlerce telefonlarla konuştum (beyin hasarı sonra çıkacak)
  • Hiçbir cumartesi pazarım, hiçbir tatilim, hiçbir bayramım işten uzak geçemedi
  • Beklediğim gemi zamanında gelmedi diye stresten alerji atağı geçirdim kortizonlarla hayata döndürülebildim
  • Aylarca patronlarımın (naif!!!!)asılmalarına göz yummak zorunda kaldım
  • Araba kullanırken “haydar” taşımaya başladım.
  • Kamyonculara küfürlü el hareketleri yapmaya başladım
  • Gece 2 de kurul toplantılarında çıkıp evde beni bekleyen aileme dönmek zorunda kaldım
  • Fabrikadaki bir adli olay için karakollarda sabahlamak zorunda kaldım
  • Yunanistan dan gelen 20 kişilik grubu içkili fasıla götürmek gece 2 de küfelik tüm müşterileri toplayıp ayakta durabilenlerle hatıra fotoğrafları çektirip otellerine taşımak zorunda kaldım
  • Fuar katılımlarında stant aralarında ziyaretçilerin parfüm hediyelerini kabul etmek, arkasını döndüğünde onları stant hosteslerine vermek zorunda kaldım
  • Yönetim kurulundaki tek bayan olduğum için gece 1’de devam eden toplantıda patronuma kahve yapmak zorunda kaldım
  • Araba kullanan sağlam bir kadın olduğum için (!!!!!) şüpheli simir sonuçlarımı akşamın 9’unda tek başıma almaya gittim
  • Patronuma daha çok para ve itibar kazandıracak bir projenin iknası için hafta sonu evindeki finans toplantılarına katılmak zorunda kaldım
  • Patronumun sevgilisine İngilizce öğretmek zorunda kaldım
  • Aldığı kameranın kullanım kılavuzunu Türkçeye çevirmek zorunda kaldım
  • Kurtlar sofrasında bir kuzu olmamak için kurtlar kadar kötü olmak zorunda kaldım

Şimdiiii… Gül gibi işim, gül gibi arabam, gül kokulu bakıcımla bezim var, mamalarım var, umurumda mı dünya? Gelişen teknoloji, büyüyen imkânlar… Ooooohhh, artık annelik ne kadar kolaymış!

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Artık Annelik Çok Kolay!  http://www.hurriyet.com.tr/advertorial/17754224.asp?gid=374Özetle, falanca anne filanca şirketin internet abonesi olmuş, hayatı kolaylaşmış.

Bebeği dünyaya geldikten sonra evden dışarı çıkamayan anne, doğum sonrası yaşadığı sıkıntıları filanca şirketin abonesi olarak hafifletmiş. Önceden bebeğiyle “ilgilenmekten evden çıkıp işlerini yapamayan anne, artık evden çıkmadan faturalarını ödüyor, bebek bakımı ile ilgili bilgilere internetten bakıyor, alışveriş yapıyor, istediği zaman yemek siparişi verebiliyormuş. Üstelik bebeği uyurken internetten film bile izleyebiliyor”muş.

Annem de geçenlerde buna benzer bir şey söyledi: Gül gibi işin var. Altında araban, bakıcın hazır. Bezler var, sonra hazır mamalar, her şey elinizin altında. Bir tık: her şey kapıda. Oooh, ne var böyle anne olmakta?..

Haklı, değil mi? Hazır bezlerimiz var geceleri bez yıkamıyoruz.. Gerçi yıkasak da artık çamaşır makinelerimiz var değil mi? Bir düğme ve iş bitiyor! Çamaşır yıkandı mı; lekeler çıktı mı; geceden leke çıkarıcıya mı koysak; birisi yine içine renkli çorap mı atmış caaanım beyazların; yine sıkmadı lanet makine; içine kaçar mı bu minik çoraplar, sutyen balenleri falan; sonra gece vakti bitti; kömür kokulu balkona assan ne fayda, zaten üç günde kurumuyor; hadi evdeki sandalye kapı, varsa petek, ne varsa üstüne koy, hatta abart çamaşırlığı içeri açmak için koltukları kaydır. Bunlar da dert değil; sonra bulaşık makinesi de var, çıkar yerleştir, puzzle yapar gibi doldur, iki buçuk saat beynine işlesin; geceleri açtın, gürültüsü; yıkanmadı, leş gibi yumurta kokusu…  Hiç makineyi boşaltmak yerine bulaşığı iki dakika elde yıkamadınız mı? İtiraf edin… Amaaa neyse ki makineler var, bir düğme ve iş bitiyor.

Neydi? Bezlerimiz var. 50’li paketler bizde ortalama 10 gün gidiyor. Ederi yaklaşık 20 TL. Yani aylık 60 TL x12 = 720 TL yıllık

Anne sütü tam alamadı bebeğim “gül gibi işim” yüzünden. 45 günlükken işe geri çağrıldım. Yeni yapılanma varmış, etkilenmemi istemezlermiş. Günler, aylarca sağdım iş yerinde (lavaboda!), bana mısın demedi. Tabii hep mama takviyesi yaptık. 10 günde bir 1 paket de mama gidiyordu. 41 TL kendileri. Neydi hesaplama? aylık 123 TL x12 = 1476 TL yıllık

Neyse ki gül gibi işim var. Her gün gidebilmek için gül gibi arabama biniyor, kızımı sabah 7.15’te (!) gül kokulu bakıcıma bırakıyor… 45 km. tepiyor çevre yollarından kamyonların arasından kısa yollardan (!) kaçıyordum .(Yanlış anlaşılmasın, ben İstanbul’da değil, İzmir’deyim. Bu km ile şehri iki kere turlarsın baştan sona.) Tabii evden kızımı uyandırmadan kaçabilmek için ayakkabılarım elimde çıkıyor, çoğunlukla ya gözlüğümü ya akıllı telefonumu (!) evde bırakıyor, her sabah kapıdan çıkarken bir elimde (akşamdan bir saat kaynatılmış özel havlu kağıtlarda kurutulmuş) süt sağma makinesi, süt poşetleri (maliyet hesabını yapamayacak kadar zaman geçti üstünden siz bir miktar da buna ekleyin) bir çanta içinde, bir çanta laptop -malum internet var ya evde annelik kolaylaştıran- diğer elimde kendi çantam, araba anahtarım, ayakkabılarım hop kapının önündeyim. Giyindim mi? Makyajım yapıldı mı? Akşam hazırladığım sunum hangi bellekteydi? Aldım mı çantaya?… Koca bir boşluk…

Ve 45 km. başlıyor. Çingene mahallesinden geçip çevre yoluna kendimi attım mı rahatım(!) Kamyonlar, tırlar bana alıştı zaten. Daha geçen gün birine korna çalıp camını açtırıp bana kaza yaptırıyor diye bilmem ne çocuğuuuuu diye bağırmıştım daadam bakıp gülmüştü sadece. (Yanlış olmasın ben adama orijinalini söyledim) Bir de sinirimden iki gece uyuyamamıştım. Fabrikaya vardım, ofisimdeyim. Beş dakika sonra rutin sabah kurul toplantısı. Tartışmaların en hararetli yerinde cebim çalıyor, ısrarla sessizdeki telefona bakıyorum: evden arıyorlar. Açamıyorum bir türlü, konuyu kaynatsam mı, izin mi istesem lavaboya falan mı gitsem? Yok artık, koca müdürün çişi mi geldi dedirteceğim? Offff patron da orda n’apsam? Dördüncü kez arıyorlar “Açıyorum yaaa!” Erkeklik yaptığıma bakmayın, muhasebe müdürünün arkasında gömüldüm, öğretmenden gizili kopya çekiyorum sanki. Efendim?.. Anneeeee!.. N’oldu bebeğim? Seda Sayan başladı, hem de bugün hadi hadi’yi söyledi Fatih Ürek’le, yaaaaaa!… Dıııt dııııt dııııtttt…

Akıllı telefona edilen akılsız aramalar beni kızıma bağlamanın bedeli aylık nerden baksan 50 TL x 12 = 600 TL

Gül gibi işim için gül gibi arabamla yılda yaptığım mesafe yıllık 28.000 km. (Bunun yıpranma payının hesabı yok. Henüz kanser de olmadım, o toplam bir fatura olacak herhalde…) Bunun için harcadığım mazot parası yılda yaklaşık 8500 TL.

Gül gibi işimin pazarlama müdürlüğü için giyinmenin bir bedeli var aylık ortalama 300 TL x 12 = 3600 TL

Akıllı telefon internet parası 30 TL x12 = 360 TL

Bakıcımız gül gibi, hakkını yiyemem. Haftada bir geç kalsa da, yıllık izine çıkamadığı için kaş kaldırsa da, sen 7.15’te çıkıyorsun, ben niye 6.50’de geliyorum? diye hesap yapsa da, benim alamadığım zamları benden çatır çatır isteyip bırakmakla tehdit etse de… Aylık maliyeti 700 TL x12 = 8400 TL. (Yaş günü, anneler günü hediyesi, bayram paketleri ayrı)

Hafta sonları ve hafta içi, gece, mail, sunum vs. için, benim olmadığım geceler eşimin kuzuyu oyalamak için 489.562 kez izlettiği Fatih Ürek Hadi hadi’ler için evde bulunan sınırsız internet paketi 50 TL x12 = 600 TL

Hiç vakit geçirmediğin kızını sırf vicdan rahatlığı için arsızca hafta sonlarını iyi (!) geçirsin diye o AVM senin, bu oyun parklı benim gezdirmenin bedeli koca bir gün, TL  karşılığı nerden baksan minimum 100 TL x 52 = 5200 TL

Bu teknoloji ve imkanlarla anne olmanın bedeli rakamsal olarak 21.056 TL. (Olan-olmayan, yapan-yapmayan herkesi tenzih ederek, kendi naçizane hayatımın bir sağlaması bu)

Bu hesabı neden yaptım? Parası umurumda değil. Ben bu parayı kazanmak için:

1 yaşındaki kızımın doğum gününü kutlayıp havalananına gittim 7 günlük uzak doğu seyahati için

Hiçbir akşam onu elimde bilgisayarım olmadan uyutamadım

Seyahatte olmadığım halde onu uyanık 4 gün göremediğim oldu…

5. gün onu göreceğim diye acele ederken takla attım arabayla

45 günlük bebekliğinden sonra onu hafta içi kucağımda uyanık göremedim.

Bayramları ya çalıştım ya yurtdışı seyahatlere gittim.

Geceleri onun uyanma saatlerine göre çalışma programı yaptım

Artık 2 boyun fıtığım,2 disk kaymam

Yüksek tansiyonum Ve ülserim var

Her akşam eve geldiğimde saatlerce telefonlarla konuştum (beyin hasarı sonra çıkacak)

Hiçbir cumartesi pazarım hiçbir tatilim hiçbir bayramım işten uzak geçemedi

Beklediğim gemi zamanında gelmedi diye stresten alerji atağı geçirdim kortizonlarla hayata döndürülebildim

Aylarca patronlarımın (naif!!!!)asılmalarına göz yummak zorunda kaldım

Araba kullanırken “haydar” taşımaya başladım.

Kamyonculara küfürlü el hareketleri yapmaya başladım

Gece 2 de kurul toplantılarında çıkıp evde beni bekleyen aileme dönmek zorunda kaldım

Fabrikadaki bir adli olay için karakollarda sabahlamak zorunda kaldım

Yunanistan dan gelen 20 kişilik grubu içkili fasıla götürmek gece 2 de küfelik tüm müşterileri toplayıp ayakta durabilenlerle hatıra fotoğrafları çektirip otellerine taşımak zorunda kaldım

Fuar katılımlarında stant aralarında ziyaretçilerin parfüm hediyelerini kabul etmek arkasını döndüğünde onları stant hosteslerine vermek zorunda kaldım.

Yönetim kurulundaki tek bayan olduğum için gece 1 de devam eden toplantıda patronuma kahve yapmak zorunda kaldım.

Araba kullanan sağlam bir kadın olduğum için (!!!!!) şüpheli simir sonuçlarımı akşamın 9’unda tek başıma almaya gittim.

Patronuma daha çok para ve itibar kazandıracak bir projenin iknası için hafta sonu evindeki finans toplantılarına katılmak zorunda kaldım.

Patronumun sevgilisine İngilizce öğretmek zorunda kaldım

Aldığı kameranın kullanım kılavuzunu Türkçeye çevirmek zorunda kaldım.

Kurtlar sofrasında bir kuzu olmamak için kurtlar kadar kötü olmak zorunda kaldım

……..

Şimdiiii…. Gül gibi işim, gül gibi arabam, gül kokulu bakıcımla bezim var, mamalarım var, umurumda mı dünya? Gelişen teknoloji, büyüyen imkânlar… Ooooohhh, artık annelik ne kadar kolaymış!

130 yorum

  1. devrim atılkan

    tek bir şey diyorum: Helal Olsun! çok güzel anlatmışsın.

  2. Eline sağlık Alev. Kendi annem ve bu cümleyi kuran herkesi boğasım geliyor. "Şimdi çocuk bakmak birşey mi?" Evet hadi bakalım şimdi bu şartlarda bizim şartlarımızda bir daha çocuk büyütün de göreyim sizi kaçınız acaba kaçınız başaracaktı.

    Tabii ya aynen yazdığın gibi bakıcımız var, her türlü teknolojik imkan, bezler, süt sağma makinaları ve en önemlisi kendi kazandığımız para! Çünkü bunlar anne olmayı kolaylaştıran unsurlardı değil mi?

    Dur şu yazının çıktısını alayım da buzdolabına asayım gelen geçen görsün!

    • cnmsıııııın 🙂

      • Tabii canım ne var bu çağda anne olmak da. Bakıcılarımız var, veya bebeklerimize bakıtabileceğimiz annelerimiz, kayınvaldelerimiz var. Bana da bu cümleyi kuran çok sayıda büyük var, ve ben tüm söyleyenlere sinir oluyorum. İyi işte çalışıyoruz yani. İşyerinde rica minnet süt sağıyoruz, gene rica minnet çocuğumuzun işi için, sağlığı için acil bir işi için izin almaya çalışıyoruz. İşyerinde binbir türlü surat çekiyoruz. Neden mi anne olduğumuz için… Bir taraftan ne var bu zamanda anne olmkata, bir taraftan da "ay sen de anne olduktan sonra hiç çekilmiyorsun"edalarıyla işyerinde idare etmece… Yine de şükür diyorum Alevcim, senin işini görünce, yazdıklarını okuyunca, işime sarılasım geldi. Ben de çok şikayet ediyordum, sabah 8 akşam 8 eve gelmekten ama, daha geç gelen de varmış eve. Aaahh aah..

  3. okurken yoruldum….. 🙁

    çalışan anne olmak çok zor……

  4. sizi yargılamak için yazmıyorum yanlış anlaşılıp, polemiğe sebep olmak istemiyorum ama bu yaşam tarzını kendiniz seçip, sonra da bu kadar dertlenmeniz bana çok enteresan geldi. Çalışmayı tercih etmezseniz, süt verebildiğiniz için mama parası, çocuğunuza kendiniz bakacağınız için bakıcı parası, evde olacağınız için benzin parası, çocuğunuzla zaten vakit geçirdiğiniz için haftasonu kendinizi paralamak zorunda kalmadığınız için o kadar avm ya da benzeri yerlerde harcadığınız para, giyinmek için verdiğiniz para vs. masraflar olmayacağından bunların çoğunu çıksanız yılda 20 bilmem kaç bin masraf etmemiş olacağınız gibi, saydığınız hastalıklar da olmayacak.
    Geçmiştekilerin bize daha rahat gözüyle bakmaları bence çok yerinde. Çünkü onların seçme şansı yoktu, ama biz kendi ellerimizle kendimizi bu duruma sokuyoruz. Benim babam işsiz olduğu için annem çalışmak zorunda kalmış ve bize doya doya bakamadığı için, o çalıştığı günlerden kalma tansiyon hastalığının ceremesini şimdi çektiği için vs üzgün ama başka bir şansı yoktu. Kendi adıma benim bir seçme şansım var, istediğim yerde öğretmenlik yapabilrim ama bu yıpranma paylarını düşünüp, evde oturmayı tercih ediyorum. Eğer çalışıyor olsam dediğiniz birçok zorluğu belki yaşayacağım ve ardından " bu zamanda anne olmak çok zor" diyeceğim.
    Bana kalırsa hayattaki şu an için olan imkanlara bakarsak zoru kolayı kendimiz seçebiliyoruz. Zorunda bırakılmıyoruz.

    • Çözümün bu olduguna gerçekten inanıyormusun?

      • çözüm derken evde oturmak kast ediliyorsa bu bir seçimdir, evde oturmazsınız ama daha az yorucu bir iş tercih edebilirsiniz, yok tercih etmiyorsanız da olayı bu kadar dramatize etmezsiniz demek istedim. Bir kadın hem fiziksel/bedensel, hem zihinsel/ruhsal anlamda bu kadar yük kaldıramaz bence. O nedenle bu yazılar kadınlar tarafından kaleme alınır. Bir erkeğin-misal inşaat işçisi, ömrü iskele tepelerinde tehlikelerle dolu geçmiş, mevsimlik işçi olduğu için aylarca ailesini görememiş, belki bebeğinin ilk adımlarını bile görmemiş- böyle yazılar yazdığını görmedim şahsen. Çünkü adam diyordur ki benim görevim evime ekmek getirmek. ama şimdi kadınlar sadece "ekonomik özgürlük" adı altında kendilerini ordan oraya atıp, yıpratıyorlar ve şartlar böyleymiş gibi davranıyorlar, benim karşı olduğum nokta işte bu. Tabi ki herkesin kendi tercihi, ben saygı duyarım, ama böyle serzeniş hakkının da olmadığına inanırım.
        Saygılar…

        • Gorevini evine ekmek getirmek olarak tanimlamis ve anne sutu sorumluluguna da sahip olmayan babadan bu sekil bir yazi yazmasini beklemeyi aklim almiyor.

    • Sevgili nobility,

      sormak isterim, çalıpşmamayı seçsem, bir daha çalışmamayı göze almış olduğumda kocam bir gün ayrılmaya karar verirse (veya ben) veya daha da masumu oldu, kriz oldu, kocam işini kaybetti.
      Bizi kim geçindirecek? iyi niyetim mi?

      • nobility bir bakıma haklı .söylemek istediği daha kolay şartlarda çalışılamaz mı.madem yıpranılıyor ve bundan şikayet ediliyor neden yönetim kurulunda pozisyon alınıyor.daha az zamanlı ve ücreti biraz daha düşük bir pozisyon neden tercih edilmiyor.kusura bakmasın kimse ama benim hayat görüşüm mümkün olduğunca anne olabilmek sonra çalışan kadın vasfı taşıyabilmek.bunun için işsiz kalmak zorunda değil hiçbir eğitim ve kariyer sahibi anne.tercihlerini daha az maaş,daha az sorumluluk prensibine göre yaparsa muhakkak daha az yıpranacaktır.en azından ben öyle yaptım.yapmam gerekenin bu olduğuna inandım.içim huzurlu kafam dinç.ve yukarıdaki gibi bir yazı yazacak hale hiç gelmedim çok şükür 2 çocukla.

        • Hiç de öyle sizin düşündüğünüz gibi kolay değil iş değiştirmek vs. Kaldı ki bütün bunlar mesleğe göre değişiyor, mesela ben ne yaparsam yapayım mesleğimi terk etmediğim sürece öyle laylaylom bir çalışma hayatım olamaz.

          "Bekara karı boşamak kolay" sözünü hatırlatmak istiyorum buradan ben .

      • öncelikle az önce de yazdığım gibi çalışmaktaki en büyük etken "ekonomik özgürlük"se bebek sözkonusu olduğunda bunun bencillik olduğunu düşünüyorum. yok değil, hayat şartlarıysa olabilir, ama kendini bu kadar depresyona sokacak bir hale getirecekse neden tercih edildiğini anlayamıyorum. kocanız krizden dolayı işini kaybederse, sizin kaybetme ihtimaliniz yok mu? Hayat sürekli böyle karalanmalarla, vesveselerle geçirilirse zevk alınamaz hale gelir. Ya boşanırsak, ya kriz olursa, vs. Peki daha da beter senaryolar kuralım, eğer bir eviniz varsa-ya da koca bir apartmanınız bir yangın çıksa, bütün malınız gitse, iflas etseniz, aynı gün bir trafik kazası geçirse eşiniz sakat kalsa ya da ölse, o gün siz de işinizi kaybetseniz ve çocuğunuz bu arada amansız bir hastalığa kapılsa? Allah korusun, bütün bu musibetler kimsenin başına gelmesin ama olamaz mı? Öyleyse bu kadar karamsar düşüncelerle hayatı zorlaştırmanın ne anlamı var ki? nacizane düşüncelerim…

        • Sizin söylediğinizin olma ihtimaliyle benim söylediğimin olma ihtimalini istatistiki bir şekilde karşılaştıralım, cevabı çıkar.

    • evet nobi…sana katılıyorum. Madem seçtiğiniz hayat bu. O zaman bari şikayet etmeyin. Daha basit işler de var. Mecbur ise çalışmaya. Hem akıl var mantık var.

      • "Akıl var mantık var" derken? Sana çok aptalca mı geldi tırnaklarıyla kazıyarak geldiği pozisyonunu terk etmek istememesi, sadece kadın olduğu için?

        O zaman anne olan bakan da olmasın, milletvekili de yönetim kurulu üyesi de vs ….

    • Bazen daha rahat koşullarda çalışmak da mümkün olmuyor. Eşimin işi nedeniyle 2 yıl sonra yurtdışı tayine gideceğiz. Şuanki çalıştığım kamu kurumu onun kurumundan daha yüksek maaş veriyor, çok daha rahat, ama 2 yıl sonra, 5 yıllığına yurtdışı tayini, sonra 2 yıl Türkiye, sonra tekrar 4 yıl yurtdışı şeklinde hep bu şekilde bir hayatımız olacak. Ben ya mevcut işime Türkiye'ye geldiğimiz 2 yıllık sürelerde devam edeceğim,ya da eşimin kurumunun sınavlarına girip kazanabilirsem oraya geçeceğim. daha uzun mesailerim olacak, ve bi hesapladım aldığım maaş tamamen kira+bakıcıya gidecek:) siz ne yapardınız bu durumda? inanın ben çıkamıyorum işin içinden…

      • kesinlikle kırıcı olmak ve kimseyi üzmek istemiyorum.sadece şunu ekleyeceğim.bekara karı boşamak kolaydır doğru lakin ben özel sektörü yaşadım tüm kumpaslarını gördüm kariyer yapacağım bir ligden deyim yerindeyse asya ligine düştüm.seçim tamamen bana aitti.ve bunu ANNE olmam sebebiyle yaptım.haa bakan ,milletvekilliği demişsiniz.o da olur inşallah hele çocuklarım bir büyüsün, ayakları üzerinde dursun. kafamın bir köşesinde her daim beklemede bu istek:))

        • seçme hakkın olmuş ne güzel … bakanlıkta da arkandayız tatlım:)

          • Ne kadar olumlu bir cevap olmuş, üzgünüm ben çok o kadar katılmıyorum bu söylediklerinize. Ben bunları yapamıyorum diye kötü anne değilim, siz ne kadar öyle düşündüğünüzü gizli anlamla ifade etseniz de.

            Bir insan kendi isteğiyle bu kadar yıpranmayı seçmez, mazoşist olması lazım.

            • aşkolsun nasıl bir söz o KÖTÜ ANNE:(asla bunu demek istedim çok samimiyim.daha açarsak şunu da diyeceğim o zaman.benzer okullardan mezunuz lakin ben hala maddiyat belasıyla uğraşıp kiradan kurtulamıyorum.kendime özel bir araç sahibi olmam bile neredeyse haya.dışarıda yemek yemek için ciddi hesaplara girişiyorum.maddi doyuma ulaşmak söz konusu bile değil çalıştığım işte.ben sadece seçim yaptım.özel sektörün cengaver çarkında oğlumun kokusuna hasret kalmaktan ağlar halde bulunca kendimi imdat çığlığı bastım ve yön değiştirdim.

              demem o ki İMDAT noktasındaysanız alternatif üretin.seçenek mutlaka bulunur .yok ben ite kaka da olsa halimden memnunum diyorsanız yolunuz açık ola:)

    • Sağol Sitare, umarım yolumuz her zaman çok açık olur.

      Benim de çalışma sebeplerim arasında kızıma istediği okul hayatını sunabilmek, kendi seçimlerini yapabilmesini sağlayacak ortamı sağlamak. Bunu yaparken de olabildiğince sevgimizi de veriyoruz onlara, daha fazla olamadığı için hayıflanıyoruz.

      Ben daha hafif bir işte çalışsam da ayrıldığım her dakika yine içimde üzüntü patlamaları olacaktır, bunu engelleyemem. Ama gün gelip de istediği koleji vs. kazandığında "ben sana bunu sağlayamam ama sana sevgi verdim, olmaz mı?" demek istemiyorum. "Tüh bak, hep zengin çocuklarına var ne varsa, okul bile onların" diyenlerden biri olmak istemem. bu nedenledir ki mesela bir çocukta durmasını da biliyorum. (Bu sadece bir örnek)

      Diyeceğim şudur ki: Yargılamayın, biraz empati gösterin. Tırnaklarıyla kazıyarak buraya yere gelmiş Alev, bunu bırakmak istemiyor, çok normal ama çocuğuyla da ilgilenebilmek istiyor ve bir "durum" yaşıyor ve bunu kaleme alıyor. Neden okuyup da uymuyorsa geçmek yerine onu daha da kötü hissetirmeyi seçiyorsunuz? Ben buna kızıyorum.

      • Biz kimseye kötü anne falan demedik…. Ben kadinin kendini asiri yormasi noktasinda akil mantik demistim, ama demek ki senin icinde oyle bir yara var ki sen dile getirdin, benim yorumumdan asla kotu anne manasini cikaramazsin… bunu kabul etmiyorum… ama zaten yazar da yazisini yazarken halinden oyle bir sikayet ediyor ki adeta kurtarin beni der gibi… Hem de bu gibi yorumlara acik demek ki, yazivermis herseyi… Hem dunya kadar agirligin altina gir, hem de feryat figan basina henuz gelmemis kanserlerden bile kork, cocugumu ozluyorum de… falan filan… su an kadincagiz caresiz evet…. ama tamamen kendi (tercihi) yuzunden…. akil var ama mantik yok derim o zaman…..esi isten atilacagi ne malum, bir ömur bir ihtimal uzerine heba edilir mi? ( off sert konustum ama dogru bence ne yapayim…)

    • katılıyorum,belli bir süre en azından ara verilebilir çalışmaya..

    • Herkesin her zaman hayatındaki kararlarını verebilmek için gücü yetiyor mu? Alev hanım belki durumu dramatize etmiş ama o yaşadıklarını ve duygularını anlatıyor, yargılamadan empati kurmaya çalışmamız gerekmez mi? Yeni çağın okumuş-çalışan(veya çalışmış) -bloglarda hem dertlerini hem de hayatını paylaşabilecek kültüre ulaşmış anneleri olarak bu empatiye ihtiyacımız var!.Bazen bunları anlatmak bile rahatlatıyor insanı.

      ben 6 ay bile anne sütü verebilmek için hem işten çıkarılmayı göze aldım ,maddi koşullara da katlanarak çalışmadım. Sonra eşimin de talebi (onun da seçme şansı yoktu) çalışmam yönünde olduğu için ek mamaya başlar başlamaz eski işime 5 yıllık bütün haklarımı da kaybetmiş olarak geri döndüm.

      ev işime yakın olduğu için – artık geri dönmem için son çağrı olduğu patron tarafından söylenen- işime çok istemediğim halde ve başka iş seçme şansım da olmadığı için geri döndüm -dönmek zorunda kaldım-.

      şimdi ne demeliydim konumum fabrikada üretim planlama müdürlüğü iken (mühendisim) farklı bir pozisyon da seçme şansım yokken ! malesef devlette mesleğimin karşılığı bir pozisyon yok ve yakınlarda başkada çalışabileceğim bir iş yok. Diğer fabrikaların hepsi arabayla en az 45 dk veya 1.5 sa uzaklıkta ..evde yardımcım yok .bakıcıya aylık 600 tl vermek benim bütçemi gerçekten çok zorluyor. bebeğimi büyütememek ise herşeyden daha fazla acı veriyor. Çalışan anne -evde bütün işleri kendi yapmak zorunda kalan bir ev hanımı olarak çocuğumu -yeterince olmasada -elimden geldiği kadar zaman ayırmaya çalışıyorum.Ama benim okadar vaktim kalmıyor zaten . yorgun ve her akşam yapacak çokça i olan bir anne olarak.

      Ama ne yalan söyleyim tükendim .

      Başarılı ve hırslı bir mühendis ,her işi vaktinde ve mükemmel yapabilen bir anne, eşine de yeterince zaman ayırmayı başarabilmiş bir kadın:(((( hayat sahnesinde ki oynadığım rol bu .ama bu rolu yorgun bir oyuncu olarak oynayamayacağımı anlayarak istifa etmek zorunda kaldım. Çalışan anne olmak hiç de öyle kolay bir şey değil .

      • Şaşkınlıkla okudum bazı yorumları.

        İşinde başarılı olmuş bir kadın anne olmak için illa işini bırakmak zorunda mıdır?

        Ya da kariyerinde başarılı bir iş kadını anne olmamalı mıdır?

        Söylesenize hangisini yapmalıdır bir kadın? İkisinden birini seçmek zorundayız değil mi…Zaten değiştirmek istediğimiz, emzirme reformları yaptığımız,Doğum izni için uzasın diye yasa çıkarmaya uğraştığımız tüm emekler boşuna o halde!

        Daha kadın olarak bile birbirimize destek olamıyoruz. Madem zorlanıyorsun, madem anneliği doyadoya yaşayamıyorsun, bırak işini o halde! Bu mudur yani? Bravo…

        Önerdiğimiz çözümler gerçekten çok iç açıcı. hatta şöyle bir yorum bile okudum ya daha da bişey diyemeyeceğim" anneysen yönetim kurulunda bulunma, çok yükseklerde gezinme, otur evinde, çalışma"

        Çok gerilerdeyiz çok. Bayanlar cesaret akıldan gelirse cesarettir, ama bilgisizlikten gelirse cehalettir.

        Bir kadına doğurduktan sonra evinde otur, çocuk bak, dışarı çıkma, çalışma, sosyal hayata girme, kariyer yapma demek bayaaa bir bilgisizlikten geliyor sanırım…

  5. ben okurken soluklanmak zorunda kaldım ya sen nasıl yaşıyorsun tüm bunları püfff.yok yok kadın kısmı okumasın çalışmasın.sonu bu hale geliyor baksana.ne bu ya nimet mi zekamız külfet mi.içine tükürdüğümün erkek hegemonyalı iş dünyası:(

  6. Geçen gün bende bu reklamı gazetede gördüm ve çok sinirlendim.Annelik gibi 24 saat emek gerektiren bir sıfatı ne kadar basitleştirmişler.Sanki bir annenin tek derdi bebeği varken çıkıp faturaları yatıramamak veya film izleyememek.Sorarım size hangi anne bebeği uyuduktan sonra film izlemek aklına gelecek kadar bol zamana ve enerjiye sahip?

  7. Vallaha elinize saglik! Tam super olmus yazi! Is aramaya baslamadan once bir kez daha okuyayim…

  8. ve bir daha okuyup yazının tamamını şunu dedim ohh çekerek,az parayla çok huzurluyum,memurum çook mutluyum.tuzsuz aşımmm dertsiz başımm.

  9. ellerine sağlık…valla helal olsun..

  10. Nihat'ın Annes

    böyle bir yazı okurken insan göz yaşlarını tutamaz mı? ne kadar komik ama ben tutamadım. çalışan anne olmak, bu bizim tercihimiz yada zorunlulğumuz. ama bu yaşananlar ne olursa olssun gerçek … ama anlatım süper 🙂 ben de anneme okutmak için can atıyorum.

  11. ALLAH KOLAYLIK VERSIN 🙁

  12. maddiyatı boşvererek soruyorum: çocuğunuzun sizden bu kadar "yoksun" büyümesine değiyor mu?

  13. ayrıca 45 gün sonra işe dönmek zorunda değildiniz. yasal olarak 6 ay ücretsiz izin kullanabilirdiniz.

  14. bazen annem bana keske seni okutmasaydım da evde oturup cocuguna baksaydın diyor.Ben de ona sence ben evde oturabilecek biri miyim diyorum ama ne yalan soyleyeyim yorgun anne olmaktan ,kızıma az zaman ayırmaktan ,onu diledigim gibi parklara goturememekten dolayı uzuluyorum.Dun izinliydim ve kızımı yuvadan ben aldım ,parka gittik.uyuyana kadar birlikte o kadar cok zamanımız oldu ki ,dikkat ettim de parmak emen bir cocuk olmasına ve cene yapısı etkilendigi icin bırakmasının zorunlu olmasına ragmen dun hic parmak emmedi ! Ne yalan soyleyeyim..yukardaki yorumlardan 'ama bu sizin seciminiz ' diyen kisiye hak vermemek gun gectikce zorlasıyor benim icin.

  15. hangi yasalar ya bu kadar uzak olmayın gerçek dünyaya özel sektörde doğum izninizi kullanırsanız amennah. uluslararası şirketler korkularından yapıyor birtek, bizim gibi patron şirketinde çalışanlar hamileliklerinde çalıştırılabilirlerse ne ala diyorlar. Ayrıca böyle bir dünya da çalıştığına şükrediyor insan. Kim ben az zaman geçirebileceğim az sorumluluk alabileceğim mümkünse kafamı çok bulandırmayacak evime yakın cmtsleri çalışmayacağım bir iş istiyorum diyebiliyor. Ayrıca annelerimiz bizi terleriyle kodlamadımı benim kızım okuyack yuksek yerlere gelecek diye biz o beyni yıkanan yükselecek nesil değilmiyiz. Siyasette şu kadar kadın görmeliyiz bu kadar kadın milletvekilimiz olsun ama çocukları ondan yoksun kalmasın diyebiliyormuyuz. annem bize bakmak okutmak için hasta olmak pahasına çalıştı ve ben şimdi yıpranmamak için çalışmıyorum demek nasıl bir vicdan muhasebesidir sorabilirmiyim.

    • Katılıyorum hande. Çok kolay bunları söylemek. Acaba diyorum, bunu söyleyenler çok vasıfsız insanlar mı? Daha mı kolay oluyor acaba oradan bunları söylemek?

      Sinirlenmeyeyim diyorum ….

      • sorsan hepsi kadın bakan milletvekili ister damdan düşer gibi oluyor ya bunlar yıpranmadan mesela…. kayınvalidemle günlere gidip çocuk bakıyorum gelecekteki planım bakan olmak ama öööle bön bön bakan… bu beyinle nasıl çocuk yetiştiriyor bu insnlar mevsimlik inşaat işçisi yazamıyormuş bu yazıyı yazamaz tabii kaderim deyip rahatlamak için eve gidince karıyı dövüyordur çünkü yazmaya vakti yok

        • Ben müdahale etmek istemiyorum. Ancak yorumları yazarken kırıcı olmamaya, hakaret etmemeye özen gösterelim lütfen.

        • hande

          beni ne kadar tanıyorsun

          geçmişimi ya da siyasi geçmişimi ne kadar biliyorsun

          gün gezip çocuk bakan bir kadın olduğuma nereden kani oldun

          kalp kırmayı ne güzel beceriyorsun.

          bu da bu başlığa son yorum yazışımdır.seviyenin alaşağı edildiğini hayret ve üzüntüyle izlemekteyim:.(

          • ttlişkom yazım seni değil nobilityi hedef almıştı lafım sana değil kırdıysam özür dilerim eşekimmmm. bakan lafı senin yorumunda geçtiği için alındın ama kesinlikle lafım sana değil bakan ol bende arkandayımmm 🙂 nolur kırılma

        • bir fikre karşı dururken bile saygı sınırlarını aşamadan bunu beceremeyen insanlara cevap vermekten olabildiğince uzağım.

    • annelerimiz bizi zor şartlarda büyütüp bir yerlere gelmemizi istemiş olabilir, bir yerlerde olmak tercih meselesedir. Ben şahsım adına kimseye evinde otur, çocuğuna bak, böylece yıpranma, sana verilen emekleri de çöpe at demiyorum. Ama madem bu kadar zor şartlar kabul edilmiş,-işte burası tercih meselesidir, mesela içki masalarından müşteri toplamak gibi- o kişilerin bu zamanda anneliği bu kadar abartılı anlatıp dertlenmelerini haklı bulmadığımı söylemek istedim.

      • evet, söylemesi gayet kolay. bildiğimiz yasalar. benim de dibine kadar kullandığım, her riski göze aldığım yasalar. 45 günlükken bebeğimi ona buna bırakmayı istemediğim için 11 ay boyunca her baskıya maruz kalarak kullandığım yasalar!!

        ayrıca kendinize gelin, ne biçim bir üslupla konuşuyorsunuz? bu kadar dertliyseniz çalışmayın, belli ki kapasitenizi zorluyorsunuz, yoruluyorsanız zorlamayın, daha basit, daha sade şeyleri tercih edin. bekara karı boşaması kolay demişsiniz, bilip bilmeden! ben de yakın zamanda işe başlayacağım ama tercihimi çocuklarıma göre yapacağım, şahsi kariyer hırsıma göre değil. herkesin kendi tercihi. siz tercihinizi öyle yapmışsınız bir de üstüne yazı döşenmişsiniz. değer mi çocuğunuzu annesinden bu kadar mahrum bırakmaya, kendinizi yıpratmaya? Allah korusun ama bugün ölseniz evladınıza hasret gideceksiniz.

        değmez….

        en önce anneyiz biz kadınlar. evlat, eş, müdür, vasıfsız, işçi, beceriksiz.. heps,nden önce anneyiz ve bunu kabullenirsek yaşam çok kolaylaşıyor gerçekten.

        • Mehtapçım yazıyı yazanla yorumu yapanı ayırırsan sevinirim. böylece senin üslubunda bozulmamış olur..

        • Üslubumda bir sakınca görmüyorum, size uymamış olabilir ama fark etmez, sizin üslubunuz da düşünce şekliniz de bana uymadı. Geçiniz …

  16. Kadınsan mesleğini seçmeden önce bir kez düşüneceksin.

    Anneysen iki kez düşüneceksin.

    Dünya döndükçe doğurgan bir varlıksan eğer astronotta olsan 'anne' lik mesleğini unutmayacakın. Çünkü kadın olmakla başladığın hayatta 'annelik' mesleği genlerinde kodlu…Terkedemezsin…

    • keşke "beğen" linki olsaydı …

      • Nilay sen yapma bari nasıl yani kadınsan mesleğini seçmeden önce bir kez düşüneceksin…. buna katılıyormusun. Kadınsan ya öğretmen olacaksın ya devlet memmuru annemler böyler derdi kendi de öyleydi çünkü. yarım zamanlı iş hem evine vakit ayıracaksın hem işine. Böylecek erkek hegamonyalı dünya senin varlığınla rahatsız olmayacak sen kendi ön bahçende oyalanacaksın. (Öğretmenlerin işi kolay manasında demiyorum annemin lafıydı bu onu tekrarladım lütfen kimse kırılmasın panik oluyorum valla)

    • hah işte bunu diyorum, ağzına sağlık. bir kere anne oldun artık, bilerek isteyerek… zorlamanın manası yok. bir çocuğa çok para kazanarak iyi anne olamıyor insan, çocuk bundan ne anlar?

      • bu yüzden yasaları kullanmamız lazım sonuna kadar. ben Alev Hanım gibi dirayetli birinin 45 günlük bebeğini evde bırakmasına şaşırdım. işi için bu kadar dağılan, yorulan bir kadın o yasayı söke söke kullandırmalıydı, çatır çatır iznini kullanmalıydı.

        işte bu yüzden yasalar işe yaramaz. çünkü kimse kullanmıyor ki!

    • hande annen öğretmen yada devlet memuru demiş de, günümüzde onlarda da çok değişiklik var:) ben de devlet memuruyum, bazen gece yarılarına kadar çalışıyorum biliyor musun? üstelik maaşımda hiçbir iyileşme olma ihtimali olmadan, ek mesai falan almadan.işten de ortalama olarak 20.00'de çıkılıyor bizim kurumlarda. eşim de devlet memuru, onun durumu benden de kötü. bahsettiğin şekilde çalışan memurlar, B grubu dediğimiz düz memurluklar. kariyer memurlukları çok farklı, maaşlarında da hiç bi parlaklık yok malesef..bazen burda verilen ücretsiz izin hakları, süt hakları eleştiriliyor da sor bakalım bunları kim kullanabiliyor? 2 yıl boyunca nasıl çalışmayıp tek maaş geçinebilir bir devlet memuru onu da bilemiyorum açıkcası..hakkın varken kullanma imkanının olmaması daha vahim sanırım..

  17. ya süpersiniz bir allahın kulu da çıkıp şirketler niye bizlere kreş imkanı emzirme imkanı annelere insiyatifler sağlamıyor demiyor da … herkes ev sahibini suçluyor arkadaşlar hırsızın hiç mi suçu yok. Kadınların biryere gelmesini istemeyen bir toplumdayız yaşanılan hayatta bunun ne kadar zorlaştırıldığı üzerine çok iyi bir örnek ve biz yine kadınlar olarak yorumumuz evde otursun anneliğine göre iş seçsin az maaşa itibara razı olsun vb… Elifçim boşuna uğraşıyorsun emzirme reformu falan hikaye bizde değişmesi gereken en önemli şey mentalite. bu söylediklerinizi AKP den herhangi bir bakan söylese ne yapardık topa tutardık dimi şu hale bak yazıklar olsun bize.

    • Tuttuk da zaten Siyah. Sağlık Bakanı çıktı, doğum izni uzarsa kadın istihdami riske girer dedi, demediğimizi bırakmadık: http://blogcuanne.com/2011/04/11/dogum-izni-uzars

      Çok doğru söylüyorsun. Bu mentalite değişmedikçe ya işte böyle eşekler gibi çalışacağız, ya da daha azıyla yetinmeye razı geleceğiz.

    • Aslında itibar ve saygınlık için çalışmalıyız yani, öylemi? Ev hanımlığına da saygı duyulmalı ve itibar edilmeli bana göre.(ve bunu çalışan biri olarak söylüuorum)

  18. Tamamını okuyamadım ağlamaktan. Beni bilen okuyan varsa vardır, Naziliğimle, disiplinliliğimle, duygusallık yapmamamla bilinirim bebeklerimi büyütme aşamalarında ama, evet ya, kaçırıyoruz biz onların büyümelerini. Biz işimizi bitirip büyüyünce, müdürler uzmanlar patronlar olunca bebeklerimiz de büyümüş olacaklar. Buna ağlanır arkadaş!

  19. gul gibi isin gul gibi yasamin var hala ne bekliyorsun diyenlere cevap vermekten bu kadar bunalmisken evet dedim iste bu cekindiklerimin bazilari. Aman yanlis anlasilmasin bebekleri cok seviyorum annelere de sonsuz saygi duyuyorum. calisip anne olanlari da ayrica takdir ediyorum ve elbet de benim de yasayacaklarim benzer seyler olacak. Ama zor cok zor aynen yazdiginiz gibi. ne yazik ki hersey disaridan gorundugu kadar tozpembe olmuyor olamiyor. Hepimize kolay gelsin!

  20. Tüm yorumları okuyamadım. Ama bence insan seçimlerini yaşıyor. Hiç bir şeyden vazgeçemeyenin her şeyi yarım oluyor ve paralanıyor. Kariyerime ara veremem, bir kaç yıl daha az sorumlulukla kariyerimde downgrade olamam ben her şeyi yapabilirim, evim olsun, arabam olsun, her şeyim olsun, olsun da olsun diye ısrarcı olunursa tüm bunlar kaçınılmaz ki…

    Tam bir anne olmak için çalışmamak lazım demiyorum kesinlikle kişi kendini bilir neyi ne kadar yapabilecek ve ne kadarını yaparak insan gibi yaşayarak mutlu olacaksa o şartları kendi hazırlar ve hangisi önceliği ise onu seçer ve asgari müştereklerde buluşur.

    Hem bir ust jenarasyonu tamamen calismayan, annelerden olusuyormus gibi dusunme şekilini anlayamıyorum ben. Kendimden daha dogrusu annemden ornek vermem gerekirse. Annem calisiyordu. Calistigi halde bile hic bakicisi olamadi. Yeri geldi kucaginda benim ile ders anlatti, ogretmen masasinda altimi acti. Sark hizmeti yaptigi icin etrafinda herhangi bir akrabasi da yoktu. Hatta o zamanlar daha dayim kucuk, dedem hasta oldugu icin anneannem beni gormeye bile gelememis. 21 yasinda bir basina anne olmus! Bulasik, camasir makinesinin de olmadigini soylememe gerek yok herhalde 🙂

    Her cagin farkli zorluklari olsa da insanoglu standartlari yukseldikce fiziksel yetenekler olarak giderek beceriksizlesiyor bence. Yani bulasik yikadigimizda annemize gore daha cok yoruluyoruz. Annemizde anneannemizden cok! Annemiz bulasik makinemiz oldugu icin bizi kucumsuyor, anneannemiz de annemizi muslugu acinca suyu aktigi, tasimak zorunda olmadigi icin…

    Zihnimiz daha karsik olabilir ama bedensel olarak onlar kadar guclu ve yetenekli degiliz bence kabul etmek ve saygiyla egilmek lazim. Gocunmamak da lazim atesin icadindan sonra cig et yemedigi icin kuculen ceneler, giderek kibarlaşan ellerimiz gibi evrim boyle devam ediyor olabilir 🙂 Kac jenarasyon sonra yerinden kalkamayan hale geliriz bilinmez 🙂

    • işlevi bittiği için çenemde kendine yer bulamayan 20'lik dişimin çekileceğini anımsattı bu yazı bana! hüühühhüüüü :(((((

  21. "çocuk da yaparım kariyer de" tamamen yalan günümüzde malesef. eskiden şartlar kötüymüş ama bayanların ekonomik özgürlük derdi yokmuş. çoğu anne çocuğuna kendi bakıyormuş. şimdi imkanlar Alev'in yazdığı gibi çok ama hepsi maliyetli. üstelik o kadar okudum diploma aldım evde mi oturayım düşüncesi oluyor ister istemez. kadın olmak zor, anne olmak daha zor.

  22. Evde çocuğuna bakınca "vasıfsız eleman", örneğin çocuklara anaokulu öğretmeni olunca "eğitimli-saygıdeğer-kalifiye eleman" yanılgısı var bir de.

  23. Ne güzel bir yazı, ayrıca blog sizin bloğunuz. Dertleşmişsiniz, paylaşmışsınız da. Yazdıklarınıza katılıyorum. Çocuk büyütmek de anne olmak da her dönem zordur,zor olacak.Esas zorluk kendini toplumun biçtiği normlara uydurmak.Bence herkes kendi yolunda başkasına bakmadan yürümeli.Çocuk büyütmek tercih meselesi, çalışan ve ya çalışmayan iki annenin çocuğunu karşılaştırıp karar verebileceğimiz bir olay değil.Siz böyle tercih ediyorsanız ve çalışıyorsanız yakınmaya da hakkınız var bence.

    Siz toplumun diğer katmanlarında rol almazsanız kadın olarak sizi başkalarının temsil etmesini beklemek zorunda kalırsınız.

    Kariyerde yaparım , çocuk da, ev işi de,börek de açarım,yeri gelirse kavga da ederim,gezerim de, bakıcım da olur, bez de yıkarım,organik tarıma dönerim dünyayı kurtarmak için, hesler de nöbet tutarım 🙂 Çünkü bilirim ki ben bunları yapmazsam benim için ancak yapabileceğini söyleyenleri dinlemek zorundayım.Oysa çocuğum için kendi yaşadıklarımdan farklı bir dünya istiyorum.Değişir mi..? Bilmiyorum denizyıldızı hikayesi gibi bir denizyıldızı için belki bir şey değişir ya da benim değiştirebildiklerim için.

  24. Sevgili Alev,

    İçinizde bulunduğunuz zorunlulukları bilmediğim için aslında isimden ziyade, bu durumda olan onca anneye seslenmem gerekiyor.

    Eleştirmek haddimize değil, lütfen yanlış anlaşılmasın. Ben yalnızca çok üzüldüğüm için yazmak istedim, okuduktan sonra es geçemedim.

    Sağlık dışında hiçbirşey için kendi irademizin dışında karar vermek zorunda kalmamamız gerektiğini düşünüyorum ve bunu da sonuna kadar savunuyorum. 3 kuruş parayla da saadetin olacağına inanıyorum. Seçimlerin insanı mutlu ya da yıpranmış kıldığına da inanıyorum.

    İş dediğimiz şey, yarın öbür gün bizlerin bunca fedakarlığını HİÇE sayıp bir kenara "işte bu da paketiniz…" diyip koyabilecek kadar CANSIZ, RUHSUZ ve ACIMASIZ! Elimiz bomboş kalırken geriye dönüp baktığımızda yapacak çok şeyi yapamadığımızı, ama en önemlisi de sağlığımızdan olduğumuzu görebiliyoruz 🙁 Bunu çevremdeki herkese ve öncelikle de kendime tekrar tekrar hatırlatıyorum.

    Özetle;

    Seçimlerdir bizi biz yapan…

    Sevgilerimle,

    • haklısın ttlm herkes razı oldugunu yaşar buna gönülden inanıyorum değişiklik yapmak bazen zaman alıyor sadece

      • Kızımı bırakıp işe başlayacağım güne yakın bir zamanda bir cümle okudum

        "Anneniz sizi bırakıp işe gitseydi o an ne hissederdiniz". Ev hanımı (evde terzilik yapan) bir annenin kızı olarak kendimi çok kötü hissettim. 10 aylığım bütün hayatımı 🙂 annemle geçirmişim ve annem bir sabah beni bırakıp işe gidiyor ve ben bir yabancıyla kalıyorum. Niye işe gidiyorsun anne? "sana daha iy hayat sunabilmek için"," ama ben seni istiyorum anne…" . işe başladıktan 1 ay sonra istifa ettim. Hayat seçimlerden ibaret.birini seçince diğerinde kalıyor aklın demişti blogcu Anne bana. Ama Elif'cim diğerinde kalmadı benim aklım 🙂 Benim kızımın adıda Elif…ve ben elifimle olmaktan çok mutluyum. Stressiz,sağlıklı, huzurlu işler diliyorum çalışanlara da…

  25. Pekala…ben de müdahil olayım, benim neyim eksik?

    2 çocuğum var. kızım doğduğunda işime ara verdim. 2,5 sene çalışmadım, o arada oğlum da doğdu. Oğlum 1 yaşındayken işe geri döndüm. Ve 4 senedir de nefes almadan çalışıyorum. 3 günlük bir yurtdışı seyahatinden dün gece yarısı döndüm ve şu anda yine işimin başındayım.

    Çalışmamın maddi olduğu kadar manevi sebebi de var. Maddi sebebi şu: Gcüm kuvvetim yerindeyken, herkesin girebilmek için 9 takla attığı bir şirkette yöneticiyken ve de su akarken küpümü doldurmak. Ve evet, tutumluyum. Zor bela kazandığım parayı har vurup harman savurmuyorum. Biriktirmeye, çocuklarımın geleceği için yatırım yapmaya çalışıyorum. Ben de eşim de….Bugünün bir de yarını var çünkü…

    Manevi tarafı da şu: Ailem beni okutabilmek için yıllarca hasretimi çektiler, kendilerinden fedakarlık ettiler. Sadece ben kendi ayakları zerinde durabilen, güçlü bir kadın olabileyim diye..Koca eline bakmayayım diye…Ve ben de aynı şeyi çocuklarım için istiyorum. İstiyorum ki onlar da kendi kendilerine yetebilen, güçlü insanlar olsunlar. Eğer ben tüm bu eğitimimi ve kariyerimi bir kalemde silip atarsam onlara nasıl bir örnek olmuş olacağım? Nasıl bir mesaj vereceğim? Kızım sen oku, ama kocayı bulup çocuk doğurunca sil bunu bir kalemde evde otur anlamı çıkmayacak mı?

    Bugünün bir de yarını var…Allah esirgesin ama eğer eşimle ileride bir tatsızlık olur da ben çocuklarıma kendi başıma bakmak zorunda kalırsam ne olacak? Çalışmayan, eşinin maaşından başka bir geliri olmayan bir kadın olarak onları alıp baba evine mi taşınacağım?

    O yüzden bir kadın esas anneyse çalışmalıdır. Hem kendine hem de gerektiğinde çocuklarına yetebilmelidir. Bu çalışmanın temposu çok iyi ayarlanmış olmalıdır tabii ki…Benim gibi köpek mesaisi yapmak da normal değil, kabul ediyorum…Ama benim seçeneklerim azdı ve baştan yanlış bir tercih yapmıştım. Şimdi dönmek biraz zor oluyor tabii…Özel sektörde kafana göre bir iş bulmanın ne kadar zor olduğunu bilenler biliyor zaten.

    Sonuç olarak diyeceğim şudur dostlar: Her çocuğun annesine her annenin de çocuğuna ihtiyacı vardır. Bu duygusal ihtiyaç elbette ki karşılanmalıdır. Ama beklenmeyen bir durum ile karşılaşılması halinde bir anne gerekiyorsa tek başına çocuklarını büyütebilecek maddi ve manevi bir güce de sahip olmalıdır.

    Ve de çalışan bir annenin çocuğu olan yine çalışan bir anne olarak şunu söyleyebilirim ki ne çalışmayan annenin çocukları sevgiye daha doygun oluyor ne de çalışan annenin çocukları duygusal açıdan yetersiz gelişmiş oluyor…Olay tamamen arada nasıl bir ilişki kurulduğuna bağlı….

    • Alev'in durumunun karşıtı neden evde oturmak olarak algılanmış ki? Daha az yıprandığı, daha kolay çocuğuyla ilgilenebildiği başka bir işi olsa bence sorun çözülür. İlla evde otur çocuklarına bak denmedi ki…

      Tabii ki çalışmak gerek. Çalışmak şart bence de, her açıdan… Çocuk için, kariyer için, gelecek, para, sağlık, gelişmeye devam etmek, körelmemek… vs. için. Ama bu kadar zor şartlarda değil, daha insani şartlarda.

    • Çalışmak ve çalışmamak diye iki uç yok ki sadece. Çok çalışmak var, az çalışmak var. Pozisyon var pozisyon var. Siz seçiminizi çok beğenilen bir firma olduğu için firmanızda kalarak kullanmışsınız bir başkası da "buraya bir kere girdim istersem bir kez kere daha girebilirim" diyerek daha az sorumluluk ya da efor gerektirecek bir işten yana kullanabilir seçimini. Ya da tamamen ara vererek. İşte insan seçimlerini yaşıyor ve yaşamalı da 🙂 Yeter ki bu seçimlerinden mutlu olsun. Ham manevi, hem maddi tatmin olabilsin seçimlerinden. kimsenin hayat doğrusu kimseye uymaz. kişiler farklı, hayatlar farklı, beklentiler farklı…

    • iki yorum saati de 15:33 :))Birbirimizi görmeden aynı şeyleri düşünmüşüz mehtap ile :))

      • Merhabalar,

        Ben bu yorumumu yıpranmamak adına çalışmamayı tercih eden yorum sahiplerine hitaben yazmıştım.

        Ayrıca çalışma temposu seçimi ile ilgili bir cümlem de mevcuttur yazımda…

        Tekrar belirtmek isterim ki özel sektörde çalışma koşulları maalesef her zaman bizim istediğimiz şekilde ayarlanamayabiliyor. Bunu başaran kadınlar da var ve onlara gıpta ediyorum. Benim uzmanlık alanım maalesef bu şekilde esnek çalışmaya müsait değil. Bu sebeple benim için ve de pek çok çalışan kadın için konu çalışmak-çalışmamak şeklinde 2 uca geliyor dayanıyor. Çünkü şirketlerin, hele hele fabrikaların belli çalışma saatleri vardır. Ya buna uyarsın ya da gidersin.

        Yoksa herhalde tahmin edersiniz ki biz de çok isteriz çalışma saatimiz az olsun, daha az para kazanalım ama huzurumuz yerinde olsun…Eğer benim böyle bir iş seçeneğim olsaydı seçerdim. Belki bundan sonra birikimimi ve network'umu kullanarak danışmanlık-eğitmenlik türü bir işe geçebilirim ama bunun için gerekli şartların olgunlaşması bile yıllar alıyor.

        Sizin iş hayatı ile ilgili tecrbenizi bilemiyorum. Ben 13 yıldır dnya devi şirketlerde çalışıyorum. Piyasayı, koşulları biraz biliyorum. Hem daha az çalışıp, hem çocuğuna vakit ayırabileceğin bir iş bulmanın çok zor olduğunu biliyorum. Yok değil…Ama az…

        Lütfen konuya biraz da bu şekilde bakmayı deneyin…Bizleri kariyeri için çocuğunu harcayan anneler olarak görüyormuşsunuz gibi hissediyorum bazen. Hayır…Biz sadece çok çalışmak-evde oturmak arasında seçim yapmak zorunda kaldık…Az çalışmak diye bir 3. seçeneğimiz yoktu…Olsaydı emin olun kullanırdık…Hergün işe küfrederek gitmez, aklımız çocuklarımızda, içimiz huzursuz bir şekilde günde 10 saat çalışmazdık.

        • ben 7-8 tane işte çalıştım, çok büyük kurumsal şirketlerden, aile şirketlerine kadar her türlü kurumu gördüm az-çok. çok uzun bir çalışma hayatım olmadı ama şimdi bu kadar geniş bir çalışma saham oluşunu bir avantaj olarak görmeye başladım, yani sizin yazınızı okuduktan sonra. benim daha basit bir iş seçme imkanım her zaman var. bir dezavantaj sizinki, zor… Umarım aile yaşamınıza en uygun imkanlara kavuşursunuz bir gün…

        • Sizi eleştirmek gibi bir niyetim yok kesinlikle. Umarım yanlış anlamadınız. Zaten yorumumda da söyledim hayatlar başka, doğrular başka diye. Benim doğrum sizin için külliyen yanlış olabilir. Sizin saydığınız maddi ve manevi tüm ihtiyaçlar benim için hiç önemli değil mesela. Sizin için de bu yanlıştır muhtemelen.

          Bu arada 2-3 yaşında bir çocuğa bile sorsanız bileceği bir firmada hatırı sayılır bir süre sadece adı da olsa yönetici olarak çalışıyordum 🙂 Endüstri mühendisiyim. Eşim de öyle.. Ama bizi çok bunaltan şehirden, insanlardan kaçarak daha huzurlu olacağımıza inandığımız bir ülkeye geldik. Şimdilik çalışmıyorum. Eskiden kenara koyardık. Sizin deyiminizle küpümüzü doldururduk şimdi olmuyor 🙂 Ama biz böyle çok daha huzurluyuz. Ama elbet çalışacağım -dediğiniz gibi çok önemli çalışmamayı savunuyor değilim kesinlikle- ama daha insanca. Çözüm binlerce km ötede olsa da bulabilir insan. Yeter ki istesin…

    • Harika yazmissin neselihaller. Eline saglik!

      • Gülcin hanım neselihaller ile sadece burada bu yorumla karşılamadığınıza az ya da cok daha öncesinden bir ahbaplığınız olduğuna ben bahse varım 🙂 Cekinmeyiniz, adaşım deyiniz 🙂

  26. Blogcu anneye kesinlikle katılıyorum. Toplum- başta biz bayanlar daha sonra erkekler- bilinçlenmedikçe ya kapasitemizin üzerinde çalışmak zorunda kalacağız yada daha azı ile yetineceğiz. Kadının çalışmasına sadece para kazanma, ayakları üzerinde durma, ekonomik olarak özgür olma, belki bir gün boşanırsam penceresinde bakmamalıyız. Elbette para kazanmak için daha çok beden gücüne dayalı işlerde çalışıp ailesini geçindiren pekçok kadın var. Ancak anladığım kadarı ile hepimiz belirli bir eğitim almış kadınlarız. Kendi adıma eğitimini aldığım meseleler hakkında düşünmemek, üretmemek , bilgi birikimimi kullanmamak kesinlikle beni mutsuz ederdi. Bir öğretmen için öğrencilerine örnek olmak, bir öğrencinin dahi olsa ufkunu açmak kendi çocuğuna kendi eli ile yemek yedirmekten daha mı önemsiz, onu daha mı az mutlu eder. Veya özel sektörde üst düzeyde çalışan bir annenin ülke ekonomisine katkıda bulunarak ülkeyi kalkındırması çok mu lüks? Bencilce annelik hislerinin arkasına sığınıp köşeye çekilmemeli kadınlar. İnanın bebeğimin altını dahi bakıcının temizlemesini istemem, nitekim evde isem kesinlikle ben yaparım. Evde oturarak kendi annelik duygularımı tatmin eder ve çocuğumla daha çok vakit geçirebilirim. Ama ya çevrem, ya işimi yaparken duyduğum mutluluk. Annelerde herkes kadar düşünebilir, üretebilir ve herkes kadar etraflarında gelişen olaylardan sorumludurlar. bence öncelikli olarak yaptığımız iş herne ise sevmeli ve çalışma şartlarımızın(özelliklede özel sektör) iyileştirilmesi için uğraşmalıyız.

    • Şimdi kendi yazımı tekrar okuyunca çalışmanın tek anlamının ekonomik olması gibi bir anlam çıkmış gerçekten…hayır tek sebebi bu değil…Kesinlikle manevi tarafa eklemem gerekirmiş ki çalışmak, üretken olmak lazım. Çalışmadan da üretken olunmaz mı? Elbette olunabilir ama çalışmak, birşeyler başarmak, bir fark yaratmak, eğitimimizi değerlendirmek, gelişmek çalışırken daha kolay…Ve bu bence her insanın yapması gereken birşey…Uyarı için teşekkür ederim

  27. Blogcu Anne,

    Aşağıda linkini verdiğim yazıyı sizin de okumanızı istedim. Annelikle ilgili acı-gerçek bir yazı.

    Sevgiler
    http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/153770-anneli

  28. Nobility yazdiklarini sonuna kadar katiliyorum. " bu yaşam tarzını kendiniz seçip, sonra da bu kadar dertlenmeniz bana çok enteresan geldi. Çalışmayı tercih etmezseniz, süt verebildiğiniz için mama parası, çocuğunuza kendiniz bakacağınız için bakıcı parası, evde olacağınız için benzin parası, çocuğunuzla zaten vakit geçirdiğiniz için haftasonu kendinizi paralamak zorunda kalmadığınız için o kadar avm ya da benzeri yerlerde harcadığınız para, giyinmek için verdiğiniz para vs. masraflar olmayacağından bunların çoğunu çıksanız yılda 20 bilmem kaç bin masraf etmemiş olacağınız gibi, saydığınız hastalıklar da olmayacak. " ….

    vede TUTEN seni su sözlerinden dolayi kiniyorum

    " Kendi annem ve bu cümleyi kuran herkesi boğasım geliyor. “Şimdi çocuk bakmak birşey mi?” Evet hadi bakalım şimdi bu şartlarda bizim şartlarımızda bir daha çocuk büyütün de göreyim sizi kaçınız acaba kaçınız başaracaktı."

    Istiyorsan sen kendi anneni bogabilirsin ama baska annelere bu sekil sözlerle saldiramazssin.

    Aslinda nobility söylenecek hic bir söz birakmamis bu sözleriyle.
    Evet kesinlikle artik ANNE OLMAK cok kolay. Alev hanim bu hayati siz kendiniz istemissiniz, lütfen yanlis anlama bu kurtlar sofrasina meze olmayi sen secmissin. Vede tekrar bu sekilde dertleniyorsun…. Gercekten bu yazdiklarini ben sahsen sacma buldum. Vede lütfen herkes kendi düsüncesini yaziyor, sizin düsünceniz tam tersi diye baskalarina saldirma hakki vermiyor…

    • arkadaşım dikkat ediyorum her yazının altında çok sert üsluplu yorumların var, kınamak vs.. burada kullanılacak kelimeleri burada kullanmasak.. valla blogcuannenin bu huzurlu ortamını ondan önce korumayı kendime dert edindim bi anda:))

      neselihaller çok güzel anlatmış. bizler de verdiğimiz emeğin karşılığını görebileceğimiz, senin de bahsettiğin gibi çok saygıdeğer anne ve babalarımızın emeklerini boşa çıkarmamak adına, hem ülkemize hem ailemize faydalı olabileceğimiz çağımızdayız. eşlerimizle aynı şartlarda okuyup çalışıyor bir de evi idare ediyoruz. üstüne bir de çocuk yetiştirmeye çalışıp suçluluk duyguları, vicdan azapları çekiyoruz. çektiriliyoruz ya da..

      ama şu yorumlardan da görüyorum da, kadınlara kadınlardan daha acımasız davranan yok..biz bize yapıyoruz…

      • Burda kimse kimsenin huzurunu kacirmiyor. Siz bana bu sekilde hakaret edemessiniz hanimefendi. Söyledigim gibi burda herkes kendi ifadesini ortaya koyuyor. Ben sizin fikirlerinize ve burda herkesin fikirlerine saygi duyarim. Sizde benim ve burdaki kisilerin fikirlerine düsüncelerine saygi duymasini ögrenin lütfen. Bunlar benim düsüncelerim suan sizin benim düsüncelerime yazdiginiz cevapta saldiri ve hakaret niteligindedir. Asil siz ortamin huzurunu dagitiyorsunuz bu sekilde. Ben sorunlu bir insan degilim bunu hep derim sorunlu insanlarlada ugrasmak istemiyorum lütfen kavga ortami cikartmayin. Ayrica burada eger huzursuzluk cikartiyorsam bu bir sekilde bana uyari olarak gelirdi bu güne kadar böyle bir uyari almadigima göre demekki ortada böyle bir sey yok. Ayrica ben yalaka insanlardan nefret ederim, hic bir zamanda kimsenin yalakasi olmam. Siz kendinize dert edinmeyin, bu sitenin sahibi zaten gerekirse bir huzursuz ortam varsa görür ve uyarir siz rahat olun hanimefendi… Söyledigim gibi burdaki herkesin fikri ayni olacak diye bir sey yoktur, benim düsüncelerim böyle sizinkilerle uyusmuyorsa bu sizin bana hakaret etme sansini dogurmaz hanimefendi, sözlerinize dikkat edin. Elbette elestiriler olucaktir, eger hanimefendi fikirlerini ortaya koymussa elestirilerede acik olacaktir. Siz kendinize bakin baskalarinin avukatligini yapmak üzerinize fazife degil.

        • umarım bir sonraki yazıyı okumuşsunuzdur 🙂 kimse size sorunlu, yalaka, huzuru bozan demedi ki? bu çıkarımlarda bulunmak için kişinin kendinde birtakım sorunlar görüyor olması gerekir..herneyse, sizin seviyenizde vurguna yenilirim ben daha derine inemeyeceğim..

          • Kim seviyesiz tartisilir.Bende zaten bana yalaka yada sorunlu dediginizi söylemedim. Sorunlu insan degilim yalaka insanlardan nefret ederim dedim. Umarim son yaziyi sende okumusundur :))))

  29. Alev hanim baskalarina saldirma hakki deyince sizi kast etmedim, yanlis anlamayin sözlerim size gibi gözükmüs sanki

  30. bunca yorum okudum, kimse kendi de belki bir anne olan, belki olmayan (fark eder mi?) o ”gül kokulu bakıcı”dan bahsetmemiş.
    kadınların çalışma hayatında yaşadığı olumsuzluklardan, haksızlıklardan bahsederken haftada bir geç kalsa da saat 6:50'de iş başı yapan, yıllık izne çıkamayan, asgari ücretten biraz fazlasına çalışan (sigortası varsa tabii, yoksa brüt asgariden az 700 tl bildiğim kadarıyla) o kadından da dem vurmak gerekmez mi?
    hepimiz aynı gemideyiz, kendi şartlarımızdan şikayet ederken başkalarına nasıl şartlar sunulduğunu ya da sunduğumuzu da düşünelim derim.

    • inanır mısın benim de aklıma tam o gelmişti:)) bakıcı da çalışıyor zor şartlarda, o ne yapıyor acaba çalışan bir anne olarak diye içimden geçirdim ve yorumunu gördüm 🙂

    • bravo! yazıyı okurken o bakıcıyı düşünmüştüm. sonra bunca yorumu okuyup o kadını unuttum, bu yorumunuzu okuyunca yeniden hatırladığıma sevindim. o kadın da sabahın karanlığında bebeğini evde bırakıp çıkıyor belki, ama o açığı kapatmak için 20bin lira harcamadığı aşikar!
      yanlış anlaşılmasın, bunu sadece hayatın dengesizliğini vurgulamak için söyledim…hayat seçimlerden ibarettir. bilerek, isteyerek seçtiklerimiz için bedeller öderiz.. bedeli ağır ödemek istemiyorsak da başka çözüm yolları aramak şarttır!

  31. öğlen ikide yan apartmandaki evine dönüyordu o yüzden şartları çok zor sayılmazdı 🙂

    • Şartların kolay olması yol gitmek ya da çok uzakta oturmakla mı ilgili? Allah sizin bakıcınıza güç kuvvet versin. Bu düşünceye sahip 'zor şartlarda çalışan' bir annenin hatta öyleki bloga misafir yazar olarak derdini döken bir annenin çocuğuna bakabilmek… Dünyanın en zor işlerinden biri olsa gerek…

  32. Ne diploma, ne gelinen mevki, ne yapacağım işten kazandığım para, ne de ailemin benim için hayal ettiklerini gerçekleştirmek, hiç biri beni annelik vasfından ve çocuğumu kendim büyütmekten daha fazla tatmin edemez. Bu kadar…

  33. Alev hanım, çalışmanın insan hayatında ki önemini ve değerini bilirim. Uzun zaman ağır şartlarda çalıştım. Şu an bebeğimle vakit geçirmek çok önemli benim için bu süreyide mümkün olduğunca uzatmak ta istiyorum. Hayat ne gösterir bilinmez ama ileride de mutlaka çalışmak istiyorum. Bende çalışan bir annenin çocuğuydum bu yüzden kendi ayaklarımın üzerinde erken durmayı başardım. Bir yere kadar çalışmanın verimli olmanın hem anne hem çocuğu için faydalı olacağını düşünüyorum.

    Yazınızda anlattığınız şeyler sizin seçimleriniz saygı duyuyorum eleştirmek ne size ne bana bir şey katmaz.

    Sadece son sözünüz çok sarsıcıydı, açıkçası sizin adınıza üzüldüm.

    "Kurtlar sofrasında bir kuzu olmamak için kurtlar kadar kötü olmak zorunda kaldım. "

    Son 3 işimde de bu durumda kalacağımı hissettiğim an istifamı yazdığım andır benim için.

    Darılmayın, kırılmayın lütfen ama başarılı bir iş kadını olduğunuzu varsayarak söylüyorum deneyimlerinizi ve zamanınızı kurtlar için boşa harcamayın derim ben.

  34. Yorumlarin hemen hemen hepsini okudum ve ilk fark ettigim sey giderek ne kadar acimasizlastigimiz…Icimde aci bir tat kaldi…Bizler bu kadar acimasizlasiyorsak, kendimiz gibi dusunmeyen, konusmayan ve yasamayan kisilere bu kadar acimasiz davraniyorsak nasil yeni nesiller yetistirecegiz?…Ne ogretecegiz cocuklarimiza…Senden farkli dusunen ve yasayanlara yasam hakki yok, ez gec mi? Dayanisma, saygi vb. degerleri nasil ogretecegiz??…Elestiri yapmanin, dile getirmenin de bir yolu yordami vardir…

    Sevgiler…

    • "Beğen" tuşuna basıyorum :). Yakında misafir yazar kalmayacak bu blogda… Sanki herkes aynı şekilde düşünmeli, aynı seçimi yapmalı. Aksi takdirde vay haline…

  35. dün gece düşündüm biraz… Alev Hanım gibi mutsuz ve böylesine sıkıntılı bir yöneticinin çalışanı olmak istemeyeceğimi düşündüm. Bir kez daha dua ettim, işe başlayacağım zaman inşallah erkek yöneticim olur. Kadınların yükü ağır ve erkekler gibi yüzeysel bakamıyorlar olaylara, her anı duygularımızla yaşıyoruz. Kesinlikle gerek çalışma arkadaşlarım, gerekse yöneticilerim erkek olsun istiyorum. Erkeklerle çalışmak her zaman daha kolay ve daha adaletli.

    • Mehtap hanım, ne gerek var bu yoruma Allah aşkına. Kadın kadını iğnelemeye bayılıyoruz.

    • Elif Hanım aşağıda tekrar uyarıda bulunmuş birbirinizi iğnelemeyin diye, ancak Mehtap Hanım bu mesajınızdan sonra dayanamayacağım, Elif Hanım şimdiden çok özür dilerim.

      Gerçekten de ne gerek var böyle bir yoruma? Ben tam 10 yıldır özel sektörde çalışıyorun ve çalıştığım 2 kurum da Türkiye'in alanında en büyük-kurumsal şirketleri. Sayısız yöneticim oldu, şu anki mevcut tüm yöneticilerim bayan. Dengesiz olanı da var, ancak çok çok iyi, insan olanı da var. Sizin gibi kadınlar-sürekli kadın yöneticileri kötüleyen/evini geçindirmek için çalışmak zorundayken bebeğine de yetişmek isteyen annelere sen de çalışma, bak ben bıraktım deyip gizlice ben senden daha iyi anneyim ben göze aldım sen kariyerini bebeğinden üstün tutuyorsun mesajı vermeye çalışan-yüzünden hep bu problemlerle boğuşuyoruz.

      Bu konunun başından beri yapıcı bir yorumunuz bulunmuyor. Siz iş hayatında kötü muameleye uğrayıp, ayrılma lüksünüzde olduğundan ayrılmış olabilirsiniz. Ama bu hiçbir şekilde başkasını kötüleme hakkını vermez size. Alev Hanım'ın bazı görüşlerine katılmıyor olabilirim ancak bu hiçbir şekilde kendimi üstün görme hakkı tanımaz bana.

      Ben de bankacıyım, çok ağır şartlarda çalışıyorum. çok hastalıklı bir hamilelik geçirmeme rağmen-7 kilo verdim 9 ayda- 1 sefer hariç rapor almadım. Çünkü 9 ay izin kullanabilecektim ve rapor alma opsiyonu o dönemki yöneticim tarafından engellendi ve söz konusu yönetici erkekti. Döndüğümden beri 7 ayda 4 bakıcı değiştirmek zorunda kaldım, ancak evde oturma lüksüm olmadığı için gecede 5 kere uyanmak suretiyle her sabah 6,30da kalkıp işime gidiyorum. Bunları neden mi anlatıyorum, bu şartlarda çalışmama rağmen (kazancım ancak geçinme noktasında), hiçbir zaman hiçbir ortamda çalışmayan anneleri eleştirmedim, eleştirmem de. Ama siz ve burdaki birkaç bayan daha, baş öğretmen edasıyla o kadar olumsuz bir tarzda yorumlar yapıyorsunuz ki, dünden beri gözlerime inanamıyorum.

      Elif Hanım, tekrar özür dilerim, çok uzun zamandır takipçisi olduğum bu siteye ilk defa bu şekilde yorum yazmak istemezdim ama kendimi daha fazla tutamadım.

      • ay ne kadar hazırsınız tersten anlamaya! kadının işi zor, baksanıza dertlerden boğulmuş, hem çalışıyor, hem annelik yapıyor, hem işte hem evde yükü ağır, ben bu açıdan baktım olaya, siz nereden bakıyorsunuz!?

        tamamen Alev'in tarafında durarak yazılmış bir yorumdu, neden her şeyi saldırı olarak algılıyorsunuz?

        biz kadınlar her anı her şeyi , işi, evi, çocukların bakımını, her şeyi detaylıca, dikkatlice yapıyoruz, duygularımızı katıyoruz, bu yüzden daha çok acı çekip sıkıntı yaşıyoruz demek istiyorum.

        erkeklerle çalışmak daha kolay, çünkü kadınlar kadar detaycı değiller anlamında söylemek istemiştim ki, bu yorum erkeklerin çalışma şeklinin kadınlardan iyi değil KÖTÜ olduğunu ifade eden bir yorumdur. ben üstü düzey bir çalışan olmayacağımı bildiğim için bunu bu şekilde ifade ediyorum, tabii ki bu kadar işine bağlı, dikkatli ve özverili birinin çalışanı olmak istemem, çünkü ben aynı özveriyi asla ve asla gösteremezdim. yani her şeyi mealiyle mi yazmak lazım Allahaşkınıza?

        ayrıca işi bırakma lüksüm olduğu sonucuna nereden vardığınızı pek merak ediyorum? benim yaşam tarzımı, ihtiyaçlarımı ne derecede karşılayabildiğimi nasıl bilebilirsiniz? inanın ki çok ama çok ihtiyacım vardı çalışmaya. o kıçıkırık 670 TL'lik aptal asistan maaşına çok ihtiyacım vardı. ama bebeğimin sütünden ve benim sağlığımdan değerli değildi anlayabiliyor musunuz? bu bir lüks değil, zorunluluktu. ve o şartlarda alabileceğim tüm haklar için çok stresli geçen bir savaş verdim. bunun lükse değil, göze alıp almamakla alakası var.

        ha, Alev hanım hakkımdaki fikrimi belirtmiştim zaten, belki daha az yıpranacağı bir iş bulabilir demiştim, üstteki yorumlarımda. o başöğretmen edası dediğiniz eda bende değil siz karıştırdınız tahminimce. ben her zaman kadınların çalışması ve çalışırken de en üst düzeyde annelik yapabilmesini arzu ederim, ben de bir kadın ve anneyim çünkü. umarım yanlış anladığınızı anlatabilmişimdir size.

      • mehtap hnm lütfen bu şekilde ters yorum yapmayı bırakın, zira misafir yazarı ya da yorumcuları iğneliyorsunuz. farkettim ki en başından beri de pek bir olumlu yorum yapmadınız. ayrı fikirlerin sahibi olabiliriz ama dalga geçer gibi, çalışan anneleri hor görür gibi bir tavırla yazmanıza anlam veremiyorum. haliyle insan bu tip yorumları okuyunca sinir oluyor. ben de bankacı bir anneyim. Çalışmama lüksüm yok, ama izinlerimi de sonuna kadar kullandım. Rapor aldım, süt izinlerimi birleştirdim. Ve bayan müdürüm çok yardımcı oldu. Haa en fazla ne mi oldu, terfi mi alamadım.. Bu da bebeğime değer. Kızım için razıyım buna. Çalışan kadın eksik anne olmuyor. Her anne çocuğunun yanında olmak ister, çocuğuyla olmak ister. Alev hnmı çok iyi anlıyorum. Geldiği noktada iş hayatına veda etmek zor, mümkün değil beki de, ee iş değiştirmek de hiç kolay değil bu zamanda. İşini bırakan bir daha iş bulamıyor ki. Alev hnm başarılı bir işkadını olarak her türlü işe geçebilir belki ama, herşey tercih meselesidir. Kaldı ki şuna da katılıyorum, ana-babalarımız bizi (en azından benim gibi düşünenleri) koca eline bakmak için, kocadan harçlık almak için üniversitelere göndermedi. Annem her zaman der ki, kimseye muhtaç olmadan yaşa, kimseye muhtaç olmamak için çalış. Kendine, çocuğuna, çevrene faydalı olmak için bir mesleğin olsun der. Ben de açıkçası kızımın çalışmasını ve mesleği olmasını isterim. Anne de olur inşallah ve ben görürüm ve elimden geldiğince yardımcı olurum ona…İnşallah… Ama boş oturmak kadar insanı zehirleyen birşey daha yoktur. Anne olunabilir ama bu eğer başka seçenek yoksa en son düşünülecek şey işi bırakmaktır bence. Şunu anlamadım doğrusu; nereden çıkardınız mehtap hnm, kadınlarla çalışılmayacağını alev'in yazısından? Nasıl okudunuz da böyle bir yorum yaptınız acaba? Alev hnm ın yazısından nasıl bir yönetici olduğunu, astlarıyla ilişkilerini ben çıkartamadım çünkü…

        • Anneniz sizi değildir belki ama sizin gibileri eğitim alasınız, kendinizi geliştiresiniz diye üniversiteye göndermiş olabilir mi acaba?.. Hem o koca eline bakmak, kocadan harçlık almak mevzusu da kocadan kocaya, evlilikten evliliğe değişiyor, bilmenizi isterim. Misal ben, çalışıyorken de, çalışmıyorken de kocamın eline bakmıyorum. Çünkü mesleğim var, annem beni üniversiteye gönderdi, meslek sahibi oldum, istesem mesleğimi yaparım ama çocuguma kendim bakmayı tercih ettim, yapmıyorum. Kocamdan harçlık almadım, almıyorum.çünkü bizde böyle bir kavram yok. Para ortadadır, ortaktır. İsteyen istediği kadar alır kullanır sorumluluk bilinciyle. Kadınlar meslek sahibi olmalıdır ama anne olan kadının önceliği anneliği icra etmek olmalıdır, hakkını vererek. Çalışan kadının eksik anne olup olmadığını benim söylememe gerek yok, herkes kendinden mesuldür ama çalışan kadının iç hesaplaşmaları, endişeleri bunu göstermiyor mu? Ben çalışan bir anne olsaydım, açık yüreklilikle söylüyorum, eksik anne olduğumu düşünürdüm ve tam da bu yüzden evde olmayı tercih ettim. Evde olan, çocuğuna kendi bakan, layıkıyla ilgilenen zaman geçiren anneyle, çalışan annenin bir farkı var elbette, kimse inkar etmesin lütfen.

          • Bu arada "Boş oturmak kadar insanı zehirleyen birşey daha yoktur" demişsiniz ama, boş oturanlardan kasıt çalışmayan annelerse, hiç de kastettiğiniz gibi bir boş vakti olmuyor insanın çocuğuyla doğru düzgün ilgilenince.

        • hangi noktada fikir ayrılığı yaşadığımızı algılayamadım ben? ben mi acaba ifade güçlüğü çekiyorum bugün??? yeterince açıkladığımı sanıyorum?

          • çalışan anneleri hor görmek? :))))))))) yahu dünden beri kadın çalışmalıdır diye yırtınıyorum, kendi blogumda kadınların çalışma hayatlarına katılmasına ilişkin fikirlerim gayet aşikardır, kısmetse eylül gibi ben de tekrar çalışan anne olacağım. Allah allah! şaşırdım iyice? Alev hanım çok baskı altında, çok mutsuz göüküyor ne kadar verimli bir çalışan olabilir ki? ayrıca çok özenli, çok özverili işi konusunda, bu kadar dikkatli biriyle çalışmak istemem manasında söyledim 2. kez açıklıyorum artık fenalık geldi. bir şey yazmayacağım artık. sanırım bugün tersten anlaşılıyorum!!!

        • Mehtap, İpek, ÇağlaylaÇiğdem ve bu konuyu kişisel bazda sürdürmek isteyen herkese şöyle bir önerim olacak: Blogcu Anne Forum'da (http://blogcuanne.com/forum/index.php) KADIN HALLERİ altında bir başlık açın, açalım (isterseniz ben de açarım), eğrisini, doğrusunu orada tartışmaya devam edin/edelim. Konu amacından çok saptı ve yorumları kapatmama ramak kaldı.

          • ben anlaşılamamaya devam etmek istemiyorum, Alev Hanım'a en samimi şekilde kolaylıklar diliyorum, inşallah düzelir şartlar, sıkıntıları biter, iş yaşamı bitmeden…

            • Elif Hanım,

              Eğer bu konu çalışmayan annelerin mükemmel, çocuğuyla layıkıyla ilgilenen, hayatta en doğru kararı vermiş anneler, çalışan annelerin ise eksik, kariyerini önde tutan, çocuğuyla doğru düzgün ilgilenmeyen anneler olduğu şeklinde devam edecekse bence de yorumları kapatmak belki iyi bir çözüm olabilir. Çünkü bloğunuzu ve yazıları takip ederken yorumlara gözüm takılıyor ve gerçekten sinirim bozulmaya başladı. Bir konu nasıl bu kadar saptırılabilir, nasıl bu kadar acımasız yargılamalarda bulunulabilir anlayamıyorum.

              Ve ben artık sadece sessiz bir okuyucu olarak kalacağım. Artık yorum yazmayacağım ve de yazılanları okumayacağım. Hayatımda gereksiz atışmalara, strese yer yok maalesef. Sizi seviyorum.

          • Boş oturmaktan kastım tabii ki de çalışmayan anne değil, sadece evde oturan anne. Birşey üretmeyen, hobisi olmayan, evinden, çocuğundan, eşinden başka bir hayatı olmayandan bahsediyorum. Benim annem de ev hanımıdır. Ama asla ev hanımlığını savunmaz. Benim anladığım kadarıyla ne çalışan anne halinden memnun, ne de çalışmayan anne. Bu da bizim hormonlarımız işte, hep bir şekilde eksik kalıyor bişeyler. Eksik kaldığını hissediyoruz. Pişmanlık duyuyoruz; evde olup, işimize devam etmediğimiz için çocuklar büyüdüğünde en çok da okul çağına gelince pişman oluyoruz. Pişmanlık duyuyoruz; çocuklarımıza evde kendimiz bakmak yerine, kariyer yaptığımız veya herneyse çalıştığımız için… Ama en başında hepimiz kadınız. Yorumlarımız birbirimize destek içinde, pozitif şekilde, ayrı fikirlerde olsak da incitmeyecek şekilde, saygı çerçevesinde olmalı. Ben de bunu anlamıyorum. Hergün en önce güne başlarken blogcu anneyi okurum. Bu sabah açtığımda bu yorumları gördüğümde acaip şaşırdım. herkes birbirine laf atıyor. Birisi birilerine eksik anne diyor. Çalışma o zaman madem şikayet edeceksin diyor. Susalım mı, paylaşmayalım mı kadın kadına sorunlarımızı. Nerde kaldı kadın çalışması yasasını değiştirme hayallerimiz, emzirme reformlarımız…

  36. Gözünüzden kaçma ihtimaline karşın buraya da yazıyorum. Bu sabah bir yazı yazdım: http://blogcuanne.com/2011/05/13/kucuk-bir-rica/

    Karşılıklı atışmalar, şahsi saldırılar, laf sokmalar devam ederse istemeyerek de olsa yorumları kapatmak zorunda kalacağım.

    Konuya dahil olmak isteyen ancak sırf tartışma ortamına girmemek için yorum yazmayan okurlar oluyor.

    Lütfen fikirleri tartışalım, kişi(lik)leri değil.

    • Bence de yani eğer bu şekilde olacaksa konuk yazarlar yazmaktan cayacaklar Elif… Negatif yorumlar okuyunca insan pozitif mesajlar vermek istiyor ama olmuyor galiba yine de.

  37. Ne bir anne uzak kalmayı hak eder bebeğinden ne de bir baba. Sorun kadın ya da erkek olmakta değil. Sorun sistemin yanlışlığında ve insanlığın evrim yolunda girdiği ters yönde…
    Benim annem de çalışan anneydi. Hem de çok çalışan bir anne. Annemden çok babam çalışan bir kadın olmamı tembihlerdi bana küçükken. Kendi ayaklarım üstünde durmam gerektiğini, kendi istediklerimi yine kendi değer yargılarım doğrultusunda gerçekleştirmem gerektiğini ve bunun için aktif bir "insan" olmam gerektiğini…
    İnsan ruhunun ihtiyaç duyduğu şey ne daha büyük bir ev, ne daha pahalı bir araba, ne dolaplar dolusu kıyafet, ne de paha biçilmez mücevherlerdir. Bunlar bonus olmalı hayatlarımızda. Olmasa eksiklik hissettirmeyen. En büyük ve tek temel ihtiyaç sevgidir bana göre ve bizler insanlık olarak bu yoldan sapmış, farkına bile varmadığımız bir noktada ters yola girmişiz. Ne yazık ki hala da çok net farketmiş değiliz. Yanlış evriliyoruz. Genel eğilim maddiyat üstüne…
    Ne kadın, ne de erkek bu kadar hayattan kopmayı hak etmiyor. Hayat=iş olmuş durumda bizim ülkemizde. Yaşayabilmek, sağlığımıza sahip çıkabilmek, görebilmek ve hatta gülebilmek için para lazım diyoruz. Kendimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Buradaki anneler sadece kendilerini değil çok doğal olarak yavrularını da garanti altına almak için kendilerinden geçmeyi göze almışlar. Herkes için kendinden geçmek kolay değil. Bana göre de yanlış zaten. Kendinden geçmeden, tam tersi kendine daha fazla katarak yaşamalısın derim ben. Sen ne kadar "çoğalırsan" o kadar faydan olur etrafındakilere, o kadar sevgi taşarsın derim hep. Buna inanırım…
    Yıllar boyunca kendine emek veren, yatırım yapan kadın ve erkek neden bir anda bunların hepsinden vazgeçerek istemediği bir şeyi yaşamak durumunda kalsın ki? Bir kadın, hem kadın(insan!) hem anne olmalıdır, olabilmelidir, bu hak, bu seçenek verilmelidir! Aktif bir anne olmayı seçiyorsa sonuna kadar destek görmelidir.
    Kadın, kadınlığından, üretiminden, değerinden kaybetmeden yaşayamaz mı anneliğini? Kimisi evet diyecektir, kimisi de karşı çıkacaktır. Doğaldır. Fakat burada sorgulanması gereken bireyler değil toplumdur. Toplum psikolojisi ve toplumsal gelişmedir. Hem bireysel evrimdir hem de toplumsal evrimdir. Hep birlikte farkedilmedikçe ve değiştirilmeye çalışılmadıkça da değişen pek bir şey olmaz gibi geliyor bana. Ben bir anne değilim ama teyzeyim. Hani anneliğin yarısını taşıyanlar vardır ya hah! işte onlardanım ben. Yukarıdaki yazıyı da ne anne ne de kadın gözüyle okudum. Sadece insan olarak baktım ve içim acıdı. Yanlış anlaşılmasın bu acıma Alev Hanım'ın şahsına değil. İnsanlığın durumunadır. Bir "insan" böyle sıkışmış hissediyorsa bunda hepimizin payı vardır ve değiştirmek için hep birlikte hareket edilmesi gerekmektedir. Sistem, vizyon, mentalite ve ortak sevgimiz değişmedikçe bundan öte gitmez. Herkes kendi çemberinde, kendi dertleri arasında sıkışıp kalır.
    Biraz uzun oldu galiba ama bende hissettirdikleri bunlar oldu 🙂
    Herkese kocaman sevgiler!

  38. ben yukarıdaki yazıyı okuduğumda sizlerden farklı bir de şunu gördüm

    bence Alev Hanım mutsuz değil, yorgun sıkışmış, bunalmış, hatta vican azabı duyuyor olmasına rağmen mutlu, güçlü, başarılı ve hırslı bir kadın. Naçizane bakış açım.

    Kendisinin yaşadığı tarzda bir hayat benim yakınımdan bile geçemezken (çünkü ben sınırlarımı bilirim ve beni aşar), yine de kanıyla canıyla karşımda olsa kendisine ancak şunu söyleyebilirdim.

    ''geçen zamanı ve kaybedilen sağlığı geri almak mümkün değildir, yaptığınız maddi hesaplamanın yanında bunlar hiç kalır. Ama siz eğer böyle daha mutlu ve vericiyseniz buna saygı duyarım.''

    Ben şu anda zorunda olduğum için çalışıyorum, mesleki yeterliliğimin, kapasitemin ve tabi ki kazanabileceğim paranın belki yarısından da daha azına.

    Eşimin işleri şimdilik yolunda değil dolayısıyla buna mecburum cumartesi pazar tatil, 9-5 arası çalışıyorum, ki şu anda maddi olarak çok ama çok fazlasına kesinlikle ihtiyacımız varken.

    Oğlumdan daha fazla uzak kalmayı düşünemiyorum bile, ama bu arada çalışan diğer annelerden farklı olarak işe giderken hiç vicdan azabı duymuyorum,çünkü buna mecburum, bir de şu var ki zorunda olmasam hayatım boyunca hiç çalışmazdım :)), bazı insanları çalışmayı amaç olarak görür bazıları ise araç ben araç olarak görüyorum, paraya ihtiyacım var çalışmalıyım, bunun dışında iş yaşamına bakış açım hiçbir zaman kendimi göstereceğim ve ihtiyaclar piramidinin tepesinde ki yer olmadı.

    Herkes de ortak bir görüş var o kadar okuduk ailemiz emek verdi boşuna mı?

    Acaba ailemiz bize bu emekleri başkalarına daha iyi para kazandıralım da, kendimiz bu arada insanlığımızdan çıkarcasına çalışma koşullarında olup

    paralı ama zamansız, daha doğrusu kazandığı parayı dilediğince harcayamayan insanlar olalım diye mi verdi???

    Ben böyle bir hayatı kendime daha doğrusu insanlığa layık bulmuyorum.

    Öz gerçekleştirimin tek yolu iş değil bana göre, ben bana harcanan emekleri öncelikle çocuğuma aktarmayı tercih ederdim. 9-5 patronlarıma değil. Eğitim aldım, belli bir kültür seviyesine sahibim ama çocuğuma bunları veremiyorum. Tabi bu arada çocuk da kendimizi kanıtlayacağamız bir klasman yani tek uğraşı alanımız değil ve olmamalı da.

    İnsanın insana özgü, kendine ait uğraşılar olmalı. İş iş olarak kalmalı, yeri geldiğinde bir sosyal sorumluluk projesinde olmalı, yeri geldiğinde bir çiçeğin rengine uzun uzun bakabilmeli, yeri geldiğinde tatile gitmeli ailesiyle doyasıyla eğlenmeli, güneşin batışını kaçırmamalı, dünyada neler oluyor, ben hayatın neresindeyim diye sorgulamalı ''Allah şirketime zaval vermesinden fazlasını düşünebilmeli''…

    Ama sistemin bize dayattığı maalesef bu, kazanmak ve harcamak. Kaşıkla verdiğini kepçeyle almak.

    Uzun oldu ama çok fazla yazasım vardı,

    Bizlere tartışma imkanı sağlayan ve sorgulatan blogcu anne ye teşekkürler, pek yorum bırakmasam da sizi sürekli takip ediyorum…

  39. Sezen konserlerinde bazen bir şarkı söyler ana kalbi isimli,konusu barış,daha çok savaşlara ithaf ediliyor,burda da maalesef küçük çaplı bir savaş halini almış,şarkı da der ki:

    ben anayım

    bu sözümde yerin göğün derdi var

    sulha gelin ey insanlar

    yoksa dünya mahfolur…

    Evet anneyiz biz,kimimiz çalışıyor,kimimiz evdeyiz,ama sonuçta anneyiz,bu blogun adı ne,blogcu anne,bir çoğumuz bebek,çocuk gelişimi ile ilgili şeyler ararken bulmadık mı bu forumu,demek ki çocuklarımızı çok önemsiyoruz,her yerden,her şeyden ne öğrensek kardır diye bakmıyor muyuz,paylaşmıyor muyuz…E o zaman bu kişisel tartışmalar niye,güzel güzel fikir alış-verişi yapmak verken.Çoğumuz söze sana katılmıyorum diye başlamıyoruz aaa olur mu bla bla bla diye yargılamaya başlıyoruz.

    Evet ben de çalışan bir anneyim.İşte olduğum anlar da oğlumu çok özlüyorum,hem de tarifsiz bir özlem,ama onunla evde olduğum zamanlar kaliteli zamanlar geçirmeye çalışıyorum.Göreve başladığım ilk günler ne zordu benim için yol boyu ağlayarak gittim işe daha 4 aylıktı ve ben işe başlamak zorundaydım,işe başlamak zorundaydım çünkü yarın öbür gün ölüp gittiğimizde oğlumuza bizden az da olsa bir birikim kalsın,en azından bir ev kalsın diye.Şu an çalışmayabilir ücretsiz izin alabilir,kirada oturabilirdim ama ya sonrası? Hangimiz gelecek kaygısı duymadan yaşıyoruz ki…

    Ben mesleğimi çok seviyorum,çok ta önemsiyorum ama ne yazık ki çocuğumun bir çok anını kaçırıyorum,imkanım olsa ara verir ve çocuğumun büyümesine tanıklık ederdim.Yazmak istediğim çok şey var ama hazır bahar yüzünü azıcık göstermişken oğlumla dışarıya çıkacağım ve bir kez daha şükredeceğim güzel bir oğlum olduğu için…

  40. yazıyı ve tüm yorumları şaşkınlıkla okudum diyebilirim…

  41. neselihaller merhaba,

    12 Mayıs 2011, 18:18 ve 19:23 ‘teki yazılarınız için teşekkür ederim.
    tamamen katılıyorum

  42. Yorumların bir kısmını okuyabildim gerçekten çok yorum gelmiş çok uzun. Belki benim gibi çelişkili duygular duyanlar vardır. Hem çalışmamayı hem çalışmayı isteyen. Benim annem babam da öğretmendi. Annem emekli olduğunda ben ortaokula gidiyordum ve artık epey büyük bir çocuk olduğum halde, annem artık evde olacak diye sevinçten deliye döndüğümü hatırlıyorum. Bir yandan da anadolu lisesi mezunu, ODTÜ mezunu biri olarak daha önemlisi bilgiye, öğrenmeye hep aç biri olarak, üretmenin çok önemli olduğuna inanan bir olarak çalışmamak kabul edilebilir gelmiyor. Bu arada benim 1.5 yaşında aşk yaşadığım ve çalıştığım için çok özlediğim bir oğlum var. Ama çalışmasam babamın herhalde mezarında kemikleri sızlardı. Onun için eğitim kutsaldı hele ki kız çocuklarının okuması, çalışması herşeyden önemliydi. Biz evde iş yapmaya kalksak anneme kızardı bırak onlar ders çalışsın derdi. Bir yandan bir çocuğa annesinden iyi kimsenin bakamıyacağına inanırım, dünyanın en iyi bakıcısı ya da en iyi anneannesi olsun farketmez. Bir yandan da eve döndüğümde işte ne kadar yorulmuş olursam olayım onu çok özelediğim için net olarak iki saat ve son derece konsantre kaliteli bir zaman geçiriyoruz.Haftasonları da full beraberiz. Bu da önemli bir unsur bence. Az ama kaliteli zaman geçirmek. Yani sözün özü (mecburiyetleri bir kenara bırakarak) ne o doğru ne bu doğru ikisinin de iyi ve kötü yanları var kanımca. Çalışmak isteyenleri de istemeyenleri de anlayabiliyorum çünkü ben ikisi birden olmak istiyorum :)) Bu yüzden herkesin fotoğrafı neyse (imkanları, sosyal şartları, alternatifleri) o fotoğraf dahilinde bir dengeyi bulmak (çalışmak, hafif bir işte çalışmak, çalışmamak vb.) ve en önemlisi bunu yaparken yüreği ne diyorsa onu yapmak en doğrusu bence. Bir anne kendisi mutsuzda çocuğuna sevgi ve mutluluk veremez, mesela çalışmadığı için evde oturan bir kadın hayatta koptuğu için eğitimine yazık ettiği için mutsuzsa çocuğuna o kadar vakit ayırmasının da bir anlamı kalmaz; ama bunu dert etmeeyn bir kadın evde o da çocukları da çoook mutlu olabilir. Bir sürü annelik var, çeşit çeşit çocuk var KESİNLİKLE TEK BİR DOĞRU YOK. Herkesin doğrusu kendine o yüzden kimseyi yargılamayalım…Sevgi ile kalın…

  43. Evet bu bizim sloganimiz ” Anne olmak Artik cok kolay”