11 Yorum

“Annelik bir meslektir”

Yazının başlığını görenler “Aha da Elif geçenlerdeki tartışmaya yanıt yazmış” diye düşünebilir. Öyle değil. Daha doğrusu tam olarak değil.

“Annelik bir meslektir”, geçenlerde katıldığım bir panelde panelistlerden birinin söylediği bir sözdü.

Anneler Günü’nden önceki gün, Acıbadem Fulya Hastanesi’nin düzenlediği Annelik Hallerimiz adlı panele konuşmacı olarak katıldım.

Moderatörlüğünü şair/yazar Şebnem Yüce’nin yaptığı ve tiyatro sanatçısı Aliye Uzunatağan, fotoğrafçı Bennu Gerede, modacı Özlem Süer gibi isimlerin de konuşmacı olduğu bir panelde yer almak büyük onurdu benim için. Çok da keyif aldım, gerçekten çok  güzel bir sohbetti.

Herkesin annelik hikâyesi birbirinden farklı. Aliye Uzunatağan, 37 yaşında “birden” tamam, artık hazırım diyerek anneliğe soyunmuş, şimdi 20 yaşını aşkın bir kızı var. Bennu Gerede’nin hikâyesi hakikaten çok ilginç – dört oğlan! (Ben ikisiyle zor başa çıkıyorum.) Özlem Süer 1 aylık bir kız bebek annesi. Bir diğer konuşmacı dermatolog doktor Emel Güngör de 16 yaşında bir kız çocuğuna sahip.

Şebnem Hanım çok hoş sohbet bir kadın. Programa çok hâkimdi, çok güzel yönetti konuları. Herkese teker teker hikayesini anlattırdı. Hepsi çok güzeldi, yine dinleyesim var.

Ancak bütün panelden en çok aklımda kalan iki şey oldu. Birincisi, panele misafir olarak uğrayan sanatçı Bora Gencer’in bir sözüydü. Gencer’in -yanlış hatırlamıyorsam üç yaşında- bir oğlu varmış; onu ne kadar sevdiğini, baba olmanın ne güzel bir şey olduğunu anlattı kısaca. Sonrasında da anneliğin apayrı bir şey olduğunu ekledi. Annesini 1991 yılında bir trafik kazasında kaybetmiş Gencer. “Ondan beri bir yanım eksik geziyorum” dedi. İçime oturdu.

Tıpkı Damla Çeliktaban’ın geçen gün içime oturan şu yazısı gibi: Annem, oğlum ve ben

Panelden aklımda kalan bir diğer cümle -ki bu yazının asıl konusu o- Aliye Hanım’ın söylediği şu cümle oldu: Annelik bir meslektir.

Özellikle de geçen haftaki tartışmalardan sonra tekrar düşündüm Aliye Hanım’ın bu lafını.

Anne olduktan sonra hepimizin hayatı öyle ya da böyle değişiyor. Önceliklerimiz alt üst oluyor. Çalışsak da, çalışmasak da…

“Çalışmayan anne” kavramı bana haksızlık gibi gelmeye başlamıştı, özellikle de kendim “çalışmayan anne” olduktan sonra.

sanki evinden fiziksel olarak çıkıp para kazanacağı bir işe gitmeyen anneler günlerini çocuğuyla oynayarak, sevgi kelebeği şeklinde gezerek, çalışma hayatının stresinden uzak, huşu içinde geçiriyormuş gibi bir anlam barındırıyor “Çalışmayan Anne” terimi…

demiştim hatta.

Annenin çalışanı, çalışmayanı olur mu? Anne, annedir. “Tam zamanlı annelik” kavramını da doğru bulmuyorum. Ne yani, sabah evden çıkıp işe giden anneler “boş zamanlarında” mı annelik yapıyorlar?

Hepimiz anneyiz! 🙂

Dün Deniz’in bir arkadaşının doğum günü partisine gittik. Parti havuz kenarındaydı. Bizler oturmuş sohbet ederlerken Deniz’le bir arkadaşı da çocuk havuzuna ayaklarını sokuyorlardı. Birden bir bağırış, çağırış oldu; ne olduğunu anlamadan bir de baktık ki Deniz’in arkadaşı havuzun içinde. Biz baktığımızda batıp çıkmıştı bile. Ayaklarının üstünde duruyor, Deniz’le birbirlerine şaşkın şaşkın bakarak gülmeye çalışıyorlardı. Ancak havuzun etrafından dolanıp ona ulaşana kadar kalbimiz küt küt attı. Annesi tabii ki çok panik oldu. Aslında ortada panik olacak bir durum kalmamıştı, çocuk iyiydi. Ama işte annenin beyni farklı çalışıyor ya, o noktada “neler olabilirdi”yi düşünüp ağlamaktan alamıyorsun kendini.

Olaydan sonra herkes sakinledi – anneler hariç. Babalar sohbete devam ederken annelerin yüzüne bir gerginlik gelmişti. “Ne kadar korktuk, kalbim hala atıyor, havuzun etrafını dolanana kadar zaman geçmek bilmedi” deyip durduk birbirimize. O an hangimiz çalışıyor, hangimiz çalışmıyor bir önemi yoktu. Hepimiz anneydik. Hepimiz aynı şeyleri hissediyorduk.

Bu bağlamda annelik bence de bir meslek. Başka “işin gücün” ne olursa olsun – öğretmen, doktor, tezgahtar, fotoğrafçı, bankacı, sanatçı, manikürcü, eczacı, tuhafiyeci – ne olursan ol annelik önüne geçiyor kimliklerinin. Diğer kimliklerine ekleniyor sanki, onları daha önceden sahip olmadığın bir farkındalıkla icra etmeni sağlıyor.

Annelik şimdi mi daha zor, eskiden mi? Anne çalışmalı mı, çalışmamalı mı? Çalışan anne mi daha fedakâr (çünkü canını dişine takıp para kazanıyor), yoksa çalışmayan anne mi (çünkü kariyerinden vazgeçip kendini çocuklarına adıyor)? Bu soruların net cevabı bence yok.

Benim kendi adıma bildiğim şey şu ki: Kusursuz bir anne değilim, çünkü kusursuz bir insan değilim. Tercihlerim, seçimlerim sadece beni değil, çocuklarımı da etkiliyor artık. Belki burada oturup yazı yazacağıma girip kurumsal bir şirketin pazarlama departmanında çalışsam hem onca “eğitimimi boşa harcamamış” olurum, hem de çok daha fazla para kazanırım. Belki de doğrusu o. Bunu bilemem.

Keşke hayat bu alternatif maliyetleri önümüze dizebilseydi. Bazı Hollywood filmlerinde (Sliding Doors, The Family Man) olduğu gibi, başka tercihler yapmış olsaydık eğer, hayatımızın nasıl olacağını bilebilseydik. Bu mümkün olmadığına göre, seçimlerimizle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız galiba. Ha, bu yaptığımız seçimleri sorgulamayacağız, ya da “madem bir seçim yaptık, o zaman söylenmeyeceğiz” anlamına mı geliyor?

Bence hayır.

Zaten bu sorunun yanıtını EVET olarak verseydim o zaman bu blog ortaya çıkmazdı.

11 yorum

  1. son paragraf süper olmuş, iyi bir final 🙂

  2. Kesinlikle katılıyorum Elif , annelik bir meslektir hem de dünyanın en güzel mesleğidir..Ben çalışan bir anne olarak şunu söyleyebilirim ki hiçbir meslekte kazanılan para " annelik mesleğinde " minik kuzunun sana sımsıkı sarılıp yanağına öpücük kondurması kadar değerli olmuyor..İmkanım olsaydı kuzum büyüyene kadar ben de çalışmaya ara verirdim..Annelik tüm kimliklerin , hayattaki herşeyin önüne geçiyor ..Her sabah oğlumun gülücüğüyle uyandığımda iyi ki doğurmuşum , iyi ki anneyim diyorum 🙂

  3. Elif Hanım

    herşeyi o kadar güzel anlatmışsınız k! hepimizin duygularına tercüman olmuşsunuz . bir anne olarak sizinle yüzde yüz hem fikirim . ÖNCE ANNEYİZ .

  4. Süper bir yazı bunu da asalım duvara! 🙂

  5. Elif’cim yazına katılmıyorum ne yazık ki. Anneliğin meslek olması fikri beni çok itiyor. Elbette değişim geçiriyoruz ama evlenince de eş oluyoruz mesela. Eş olmak meslek olabilir mi? Birilerinin evladıyız. O da meslek değil.

    http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/evde-oturan-annenin-nesi-yanls.html

    Şurda düşüncelerimi yazmıştım bu konuda.

    • "Annelik bir meslektir" tanımlaması bana ait değil, panele katılan Aliye Uzunatağan'a aitti. Kendi görüşümü "annelik bir kimliktir" olarak tanımlamak daha doğru olurdu sanırım. Yukarıda vurgulamak istediğim oydu — "doktor, öğretmen, eczacı, …olarak da kimlikleri olsa da insanın anne olmasıyla birlikte tüm kimlikleri yeniden tanımlanıyor" idi.

      Linkini verdiğin yazını okumuş ve çok beğenmiştim. Hala hatırlıyor ve katılıyorum.

  6. Anne olduktan sonra önceliklerim o kadar değişti ki, yeni halime cuk oturdu bu yazı… Çalışıyorum ama iş güç umrumda değil desem yeridir 🙂 Eskiden mal zamanında gitmedi, kamyın gününde varmadı diye uykularım kaçardı, şimdi saat 17.30 oldu mu bütün devreleri kapatıyorum. Bilerek yaptığım bir şey değil bu, şirketten çıktığım anda sadece anne oluyorum. Annelik dünyanın en güzel mesleği gerçekten ve keşke tek mesleği olsaydı… Şu anda oğlumun başka bir kadının kollarında uykuya dalmasını internetten izlemek zorunda olmasaydım ben de…

  7. "Bu bağlamda annelik bence de bir meslek…………..Diğer kimliklerine ekleniyor sanki, onları daha önceden sahip olmadığın bir farkındalıkla icra etmeni sağlıyor."
    Henüz yeniden çalışmaya başlamamış bir anneyim ancak daha şimdi bile, attığım her adım, girdiğim her diyalog, vardığım her sonuç o daha önce olmayan farkındalıkla şekilleniyor.
    Yazının geneli ile ilgili olarak, bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey şu oldu: Her insan der ki "Herkesin fikrine saygım var" ama bu sözü havada bırakırcasına, kendi fikrinden başka doğru olmadığı, o fikri kabul etmezseniz de sizden safı (!) olmadığını ima edecek herşeyi yapar.
    Ama Elif sen, herkesin fikrine saygın olduğunu gerçekten her şekilde gösterdiğin gibi, gerçek bir empati kraliçesisin. Empati ise eğer hakkıyla beceriliyorsa, gerçek bir erdem gibi geliyor bana.

    • Çok teşekkür ederim. Benim yer yer en zayıf bulduğum yönlerimden biridir empati göstermek. Bu bakımdan çok şaşırdım ve mutlu oldum bu yoruma 🙂

    • Az bilgi özdür…Nilhan Hanım Türkçemizi öyle güzel kullanıyorsunuz ki tebrikler ve teşekkürler 🙂