17 Yorum

30 yaş sendromu

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Siyah tarafından kaleme alındı.

Siyah’ın tüm yazılarına Siyah etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

30’lar mı? Dedim, galiba çıldırıyorum.

Kuzenim teşhisi koydu alaylı bir şekilde: 30 yaş sendromu. Nasıl ya, o ne ki? “Merak etme, hepimiz atlattık” diye de ekledi. 40’ların başında kendisi. (Onun hikâyesi de bir başka yazı konusu)

Allah’ım… Ne zaman 32 oldum? (Evet, şimdi 33’üm, hatırlatmayın. Bunu geçen sene yaşamaya başladım; o nedenle detayları çarpıtmıyorum sadece, yaşımı küçülttüğüm yok) Çıldıracağım. Daha yaşamayı istediğim birkaç hayat daha var; avukat olmak istiyorum daha, bir de mimar… Hmm, yazarlık da fena değil. Âşık olmalıyım yine birine, delice ağlamalıyım gece yarısı aşkımdan… Sonraaa, ne bileyim, piyano çalmalıyım, ve hatta gitar. 80’lerin rock şarkılarını çalıp ilk aşkımı etkilemeliyim. Daha Guns’n Roses Patience’ın akortlarını saklıyorum… Sonraaa, şirket sahibi güçlü bir iş kadını olmalıyım, seksi bir döpiyes giyip louboutin ayakkabılarımla salınıp adamların dibini düşürmeliyim. O kadar ki yanındaki karısı çantayı indirmeli o anda kafasına…

Sonra politikaya atılmalıyım. Ne bileyim, bir parti veya patronlar kulübünün başına geçmeliyim. Her haber kanalında süzülmeliyim oradan oraya. Sonra bir toplantı sırasında İngilizce bilmeyen müşterimle anında İspanyolca konuşmalıyım; Fransızca aksanımla Yunanca eğitimimden bahsetmeliyim. Artık manken de olamam değil mi? Bu benim üniversite sınavındaki emniyet sibobumdu. Ne zaman paniklesem ya kazanamasam diye “Amaaan n’olcak fıstık gibiyim, hiçbir şey olmazsa manken olurum” diyordum. Nasılsa fırtınalar estiririm. Neyse, iki çocuktan sonra da benden olsa olsa konu mankeni olur.

Nerde kalmıştım? Sonra kulüpteki arkadaşlarımla yat gezisine çıkmalı, akşamüstü gün batımında ıslak saçlarımı keten beyaz elbiseme döküp çıplak ayaklarımla iskele üstündeki bir barda şarap içmeliyim. Buram buram Hindistan cevizi kokmalıyım… Bunları 32’den sonra mı yapacağım? Aman Tanrım, daha ne çok şey var! Ben hemen işe koyulmalıyım. Hindistan cevizli güneş sonrası kremi almaktan başlamak.. Oooooffff, yanlış yoldayım galiba!

Sulanmış beynim gözlerime yansıdığında beni anlayan birkaç insan vardır. Hepsi de “sakin ol” dedi usulca… “Ge-çe-cek. 30 yaş panik yaşıdır. ‘Hayatım-ellerimden-kayıyor-acil-durum-sendromu bu’” dediler.

Eskilerden biriyle geleceğe dair planlardan bahsediyor, karşılıklı kur yapıyorduk birbirimize. “35’imde kendi işimin başında olmalıyım, gelecekle ilgili planım bu” demiştim. Gülümsemişti. “De-meee” demişti seksi bir gülümsemeyle, “sen 35’inde güçlü iş kadını ha? Şimdiden bu tarihi bir yere not etmeliyim ve o yıllarda gelip seni bulmalıyım. O yaşta kadınlar en harika dönemlerini yaşarlar. Eminim sen de baş döndürücü olursun.” O zaman koltuklarım kabarmış “Vay be, her yaşta iş yaparım yani” demiştim. Şimdi ise başı dönen tek kişi benim… “Hey yukarıdaki! Burada bir hata var!” diyesim var. Neyse ki annelik sağduyum iki çocuktan sonra çarpılmanın âlemi yok diyerek engelliyor beni. Demedim demedim, valla…

Peki, dedim bilirkişi kuzenime, ne zaman ve nasıl geçiyor bu? Sendrom ya hani, biz büyütüyoruz sadece… “Valla…” dedi, “40’larında aslında ne istediğinin farkına varıyor, o çılgınlıklarına gülüyorsun sadece.” Çığlık attım. “Neeeee?! Ne yani bunun geçtiğini söylerken 40 yaşında beynin poğaça oluyor, hayattan aldıklarım oh ne ala mı diyorum? Olmaz ya! Bu ben değilim! Benim daha en az on yıl süreyle baş döndürmem gerekiyor! Bana böyle söylediler! Biz böyle anlaştık!!!”

Kuzenim güldü. “Ge-çe-cek” diye ekledi.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

17 yorum

  1. Muhteşemsin!

  2. tek kelimesini ile kaçırmadan okudum.aynı şeyleri yaşıyorum çünkü bende.

    insanın ilk önce cildi bozulmaya başlıyor.şimdiden kırışık kremleri kullanmaya başladım desem herkes işin vahametini anlar herhalde.umarım denildiği gibi

    geçici bir durumdur.tüm kalbimle bunu diliyorum.paylaşım için teş.ederim.

  3. Geçen hafta 34 oldum, aynı hissediyorum. Süper anlatmışsın :))

  4. denemek istediğim bir sürü yemek tarifi , okuyamadığım bir sürü kitap, izleyemediğim bir sürü film, …yaşanılası güzel şeylere karşın kısalan zaman, aynada çok 🙁 yorgun bakan gözler …bunlar hüzüntülü kısmı, güzel yanlarını da birara halleşiriz eminim 🙂

    tevellüt 1980

  5. şu aralar aynı şeyleri yaşıyorum ve bu yazı bana yalnız olmadığımı hissettirdi!:) önceleri amaaan işimden mi memnun değilim değiştiririm, şunu da yaparım bunu da yaparım derken şimdi farkettim ki her şey o kadar kolay değil artık benim için! bazı şeyler için yaşlanmışım…30 yaş sendromuna inanmazdım, harbiden varmış!:)

  6. Daha görmek istedğim o kadar çok günbatımı varki, şezlongda okunacak kitaplar, tadılacak şaraplar, edilecek sohbetler.. Hemen başlamalı 🙂

  7. 31! Ve kelimesi kelimesine katılıyorum, okurken gülmekten alamadım kendimi. Bir de hiç olmazsa çocuk yapmayı becerdim diye kendimi teselli edişim var, deneyin, iyi geliyor.

  8. Sadece 32. Sendromun lafı mı olur? Erkeklerin "vay be!" deyip iç geçirdiği kadın yaşı yani. Olgunluk çağı, meyveleri toplama çağı, tatlı kavun çağı.

    Ben daha 28'im. 30'larımda şahane olacağımı tahmin ediyorum. Geç kalmışlık hissi için de çok erken.

    Sakinleş! 🙂

  9. Ayrıca, çok iyi yazıyorsun, bunu ciddi olarak düşünmelisin bence. Bir blogla başlasan favorilerimden olursun eminim.

  10. 33 yaşımdayım ama ben yalanmayı seviyorum. Saçımda ilk beyaz telim çıktı ve ona gözüm gibi bakıyorum 🙂 Doğumdan sonra biraz gıdım çıktı; arada bir çenemi göğsüme doğru bastırıp gıdımı seviyorum (ay korkuncum) 🙂 Eskiden yolda arkamdan bakan adamlara sinirlenirdim; şimdi gülüp geçiyorum çünkü bu defa bakışlarında beğeninin yanında saygıyı da hissediyorum.
    30 yaşımdan sonra birden vücudum yorulmaya başladı; o zaman anladım neden 35 yaşından sonra profesyonel spor yapılmadığını. Ama vücut yorulacak ki beyne yüklenebilelim, değil mi?
    Hoşuma gitti benim yaşlanmak. Ömrüm olursa tatlı bir yaşlı kadın olacağımı düşünüyorum. Ömrüm olmazsa da "iyi yaşadım be, daha ne olsun" diyeceğim…

  11. Te allam, "ben yaşlanmayı seviyorum" yerine, "ben yalanmayı seviyorum" yazmışım. Yuh bana :)))

    • :))) Ben de ilk yukaridaki uzun yaziyi okurken, sasirdim bu da ne demek diye, ilahi.
      Bu arada evet insanin yapmak istedigi ve aslinda zamanin nasil kisitli oldugunu hissettigi anlar oluyor, ben bunu hamileyken (28) yasinda hissettim, hatta gozlerimin doldugu anlar oldu vaktin yetmeyecegini dusunup (hormonlar sanirim :))

  12. Kendimi 27 sanarken 30u bitirmeme 3 ay kaldigini farketmistim. Üç sene once 🙂 Daha doktor ve rock-star olacaktim oysa ki… 1 ay surdu, dagildim. Sonra toplandim, sonra da anne oldum. Ama ben sarkici olcakatim…

  13. Bir İpek daha "Geçen hafta 34 oldum, aynı hissediyorum. Süper anlatmışsın :))" yazmış, aman dedim, ben ne zaman 34 oldum, yoksa ?! yoksa?! :))

    Ben de 27 yi bitirdim 28 deyim, ama gel gör ki erken 30 yaş sendromundayım. Durum fenaaa..

  14. çok güzel dile getirmişsin,bende bu hevesle buz pateni kursuna başlamış ve yarıda bırakmış bir sendromluyum …. kayıp düşmekten korkuyorum ( ki bu buz peteninde ço normal bişey) 🙂 kendime inanamadım ne zaman bu kadar korkak ürkek riskten kaçan bi insan oldum…oysaki ergenlikte ve 20 li yaşlarda nasılda cesurdum nasılda gözüm karaydı !