44 Yorum

Göz göre göre yasayı ihlal ediyorlar

Geçen gün 10 haftalık gebe Tülin, Forum’da bir soru sordu: İş görüşmesi

Dedi ki,

Yarın bir iş görüşmem var da, hamile olunduğu iş görüşmelerinde söylenirse ne olur, söylenilmezse ne olur?

Herkes yanıt yazdı; çoğunluk söylemesi gerektiğini söyledi. En son avukat Gökçe de hukuken söylemekle yükümlü olduğunu belirtti. Tülin iş görüşmesine gitti. Görüşme iyi geçti, hatta şube yöneticisiyle görüştürmeye niyetlendiler. Taa ki Demek evlisiniz, peki çocuğunuz var mı diye sorup Bekliyorum yanıtını alana kadar. O noktada bunun şirket politikalarına uygun olmadığını söylediler. Tülin’in anlattığı şekliyle

Hamile olduğunuz için sizi kabul etmemiz mümkün değil

dediler. Aynen böyle.

Dellendim. Gökçe’ye tekrar fikrini sordum. Şöyle dedi:

İşverenin, işe almama sebebi olarak hamileliği göstermesi kanuna aykırıdır. Ancak maalesef bu konu şu an uygulaması henüz oluşmamış ve kanunda yeterince düzenlenmemiş ve (bildiğim kadarıyla) Yargıtay’ın da henüz bir görüş oluşturmadığı bir konudur.

İşverenin hangi işçiyi işe alıp hangisini almayacağı, işi hangi işçiyle en verimli bir biçimde yürütebileceğini belirleme konusunda yetkisi Anayasa’nın dilediği ile sözleşme yapma ve Borçlar Hukuku’nun sözleşme serbestliği ilkesinin sonucudur. Ancak, işveren adaylar arasında seçim yaparken bu seçimi İş Kanunu’nun 5/3. maddesinde düzenlenen cinsiyet veya gebelik ayrımı yasağını ihlal eden bir nitelik taşıyamaz. İşveren istediği adayla iş sözleşmesini kurarken, hukukun temel ilkelerini, Anayasanın ve yasaların emredici kurallarını, İş Hukukunda hüküm altına alınan ayrımcılık yasaklarını ihlal edemez.

Ayırımcılık yasaklarına ilişkin düzenlemelerin temeli Anayasa’nın 10. maddesi ve İş Kanunu’nun 5. maddesine dayanmaktadır. Anayasanın 10. Maddesi işverenin eşit davranma ilkesinin temellerinden biri olarak gösterildiğinden, işçinin dili, dini, ırkı, rengi, cinsiyeti gibi nedenlerle yapılacak bir aleyhe ayırımcı işlem her zaman işverenin eşit davranma borcu kapsamında değerlendirilmiştir. İş Kanunu’nun 5/3. maddesinde cinsiyet ve gebelik nedeniyle ayırımcılık, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde yasaklanmıştır.

İş ilişkisinde ve işe son vermede ayırımcılık yapılmayacağı kanunda açık olarak dile getirilmişse de işe alımlarda ayırımcılık yasağı net bir şekilde ortaya konulmamıştır. Şöyle ki: İş Kanunu madde 5/1’de yalnızca iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamayacağından bahsedilmiş ve madde 5/son’da işe alımlarda ayırımcılık hali için tazminat öngörülmemiştir. İşe alımlarda yapılan ayırımcılığa tazminat yaptırımının öngörülmemiş olması da maddede getirilen yasağın etkinliğini azalmıştır.

Bu konuda kanunda bir boşluk olduğu görülmektedir. Kanunda düzenlenmeyen konulardaki boşluklar Yargıtay’ın kararları ile doldurulur. Ancak bu konuda bildiğim kadarıyla Yargıtay konu ile ilgili görüşünü oluşturmamıştır. Bu konuda bazı doktrinler iş ilişkisi veya sona ermesinde öngörülen tazminat yaptırımı iş ilişkisinin kurulmasındaki ihlallere de uygulanabilir görüşündedir.

Böyle bir duruma maruz kalan işçi adayı ilk olarak Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğü’ne şikâyet dilekçesi yazarak eşitlik ilkesine aykırılık yapıldığı sebebiyle işvereni şikâyet edebilir.

Av. Gökçe Ucuzal Demir

Kısacası, kanunda açık açık “İşverenin, işe almama sebebi olarak hamileliği göstermesi kanuna aykırıdır”denilmesine rağmen bunun yapılması halinde bir tazminat öngörülmediği için oluşan boşluk, çok-pardon-hamile-olduğunuz-için-sizi-işe-alamayız zihniyetindeki insanların at koşturmasına sebep oluyor. Kimse de kalkıp bu tür ayrımcılıkları şikâyet etmekle uğraşmadığı için Yargıtay bu boşluğu dolduracak kararlar almıyor. Bu böyle sürüp geliyor.

Sakın bana kimse kalkıp da “Ben de kadınım, ben de işverenim; ben olsam hamile çalışanı ben de işe almam” demesin. Diyemezsiniz. Derseniz aha da kanuna aykırı bir iş yapmış olursunuz.

Bırak kanunu; kadın haklarına, insan haklarına aykırı bir iş yapmış olursunuz yahu! Nerede kadına pozitif ayrımcılık?!

“Ama işveren de mağdur oluyor. Çalışanı işe alıyorsun, birkaç ay sonra doğum iznine ayrılıyor. Ona yatırım yaptığınla kalıyorsun” diyorsanız eğer gidip bir soğuk duşa girip tekrar karşıma çıkmanızı rica edeceğim. Bu tür argümanlarlasenelerdir sürüp gelen Doğum izni uzarsa kadınlar iş bulamaz zihniyetinin ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında mısınız?

“İşveren mağdur oluyor”muş. Peh! Hamile olduğu için ya işini terk etmek, ya da mutsuz olduğu, hakkını alamadığı bir işte çalışmaya devam etmek zorunda kalan, ya da doğum yaptıktan iki ay sonra, memelerinden süt sızdığı halde ofisinde fazla mesaiye kalan kadınlardan (ve onların bebeklerinden) daha fazla mağdur olan birilerini göremiyorum ben bu durumda.

Bunun çözümü hamile kadınları işe almamak, “Hamilelerin verimi düşüyor, ben olsam ben de almam” demek değil. Bunun çözümü, madem altı ay sadece anne sütü, o halde altı ay ücretli izin demek. Bunun çözümü, sizi “Kusura bakmayın, hamile olduğunuz için sizi işe alamayız” şeklinde reddedenleri şikâyet ederek Yargıtay’ın emsal kararlar oluşturmasına yardımcı olmak. Bunun çözümü, kadınlara karşı pozitif ayrımcılık yapılmasını savunmak. Bunun çözümü babalık iznini teşvik etmek. Bunun çözümü, part-time çalışma, evden çalışma (sadece kadın için değil, kadın-erkek tüm çalışanlar için) alternatifleri getirmek. Bunun çözümü, zihniyeti hepten değiştirip devletten de o yönde talepte bulunmak.

“Adamlar haklı şimdi; hamile çalışanı alıp da iki ay sonra gitsin ben de istemem” dediğiniz noktada çözümün değil, sorunun bir parçası olmuş oluyorsunuz.

44 yorum

  1. Artik calismayan geb

    Yazdiklariniz cok dogru fakat maalesef zihniyet bu kadardir bizim toplumumuzda. Hamile oldugum icin zam alamadigim gibi dogum iznine ayrilacagim icin yerime gecici bir eleman almak yerine benimle ayni pozisyonda birini ise
    alip 2 ay boyunca yaptigim herseyi ona ogretmemi istediler. Bu da donuste seni istemiyoruz demenin en kisa yolu herhalde. Buarada yoneticimin devamli olarak bundan sonra kadin calisan almayacagim cunku hamile kaliyor diye soylenmelerini ve is gorusmelerinde onceligi erkeklere verdigini belirtmek isterim. Neyse benim pozisyonum icin cok fazla erkek basvurmadigi icin 3 ay sonunda istemeye istemeye bir bayan almak zorunda kaldi… Ve sirket turkiye'de cok iyi olarak bilinen, cok uluslu bir sirket olmasina ragmen yoneticilerin turk olmasi ve zihniyetlerinin bu olmasi maalesef yasananlari degistirmiyor. Herzaman her yerde sorun yasayan kadinlar icin pozitif ayrimciligi birakin ayrimcilik yapilmamasini nasil saglariz?

    • nasil olsa isten ayrilacaksin senin yerinde olsaydim o kadina hic bir sey ögretmezdim.

      • yaşadıklarınız ve size söylenen sözler bana da o kadar tanıdık geldi ki…

        bu arada ben de Türkiye çapında oldukça büyük hatta dev bir kuruluşta çalışıyorum ama kadın ve insan hakları burada da cüce maalesef…

  2. Merhaba Elif,

    Facebook'taki sayfan üzerinde "Türkmenistan'da 3 yıl doğum izni varmış" haberi üzerine böyle olursa TR de hiç bir kadın iş bulamaz minvalinde bir yorum bırakmıştım. Ama bu cümle tamamen üç yıl için kurulmuştur. Kendi kendime rahatsız olup açıklama yapma gereği duydum. Herşeyin bir sınırı olmalı diye düşünüyorum. Tabi ki artmalı ama bu 3 yıl olursa en başta ben karşısında dururum.

    Bu da yorumum;
    Baştan söyleyeyim Türkiye'deki yeterli diye söylemiyorum aşağıdakileri. Ama Türkmenistan da kadınlar ne kadar iş hayatının içinde ona bakmak lazım ve özel sektörün içinde. Ortalama iki çocuk yapıldığını düşünürsek 6 yıl ortadan kaybolması muhtemel bir kadını işe alıyorlar mı? En azından Türkiye'de çocuk doğurma ihtimali şimdi bile işe alınmama sebebi olabiliyorken o koşulda hiç alınmazdı herhalde. Hani devlet engelliler için bir mecburiyet koyuyor ya 50 erkek çalışan olunca bir kadın mecburi gibi olursa ancak 🙁 Açıkçası AKP hükumeti 3 yıl yapıcam diye çıksa ortaya, sonuna kadar karşı çıkarım çünkü asıl amacın ne olduğu belli diye düşünürüm. Kısacası 1 yıl yeter 😛 Bu arada çok şaşırtıcı ama Belçika'da Türkiye'den bile az doğum izni. Ben duyduğumda çok üzülmüş ve şaşırmıştım.

  3. Yukarıda sözü edilen cümlelerden birini dün ben kurdum facebook'ta.

    Ancak yanlış anlaşılmak da istemiyorum. 'İşveren mağdur duruma düşüyor' anlamında söylememiştim. Bir işveren hamile adayı almak istemeyebilir. Kendince haklı da olabilir, demek istemiştim. Elbette işe alınmama gerekçesi olarak bunu dile getirmesi kabul edilebilir değil. Bırakın kanunsuzluğunu dediğin gibi insan haklarına aykırı ancak ve malesef buralar ticarethane. Biz çalışanlar da kasayı doldurmak için görevlendirilen araçlarız işin gerçeği. Devletin iş kanununu sıfırdan düzenlemesi gerekiyor. Kadının, çalışma hayatında yerini sağlamlaştırmak için önce şartlarını düzeltmeli. Bir başka gerçek daha var bu arada, uzun süre işe gelmeyen bir kadın dönüşte yeterli performansı gösteremez, arayı kapatmakta güçlük çeker veya daha fenası bir sürü rakibi olur ve kapının önüne konulması an meselesi olur gibi geliyor. Türkiye'de zaten 16 haftalık doğum izni ve günde bir kaç saatlik süt iznine sinir oluyor çoğu işyeri, bir de üstüne aylarca ücretli izin diyorsunuz. Dönüşte mutlaka acısını çıkarır işveren. Kanundaki boşlukları öyle iyi takip ediyorlar ki.

    Açıkçası yeni anne olmuş bir çalışanın başına gelebilecek en iyi şey 6 aylık doğum izninden sonra part time çalışması veya fulltime evden çalışması diye düşünüyorum. Yine bir bakıcısı olur ama bebeği yanında olur, emzirme saati geldiğinde memeleri sızlamaz.

  4. İrem, Evrim – bir hatırlatma yapayım: ben bu yazıyı dünkü Facebook yazışmaları üzerine yazmadım. Yani dogrudan üzerinize alinmayasiniz. İşverenin boyle düşünmemde haklı olduğunu düşünen, söyleyen cok insan var, herhangi bir iki kisiye yönelik degil bu sözlerim. Daha cok bu anlayışa yönelik.

    Doğumdan sonra part time çalışabilme durumu bence de en optimumu olur

    Ve ben -daha once de soyledim- bu uygulamaları AKP'ye yıkmayı doğru bulmuyorum. Cok onceden beri süregelen bir anlayış bu. Ha, islerine gelmiyor mu? Geliyor tabii.

    • Tabi ki birebir beni ya da bir başka kişiyi düşünerek yazmadığını biliyorum. Ve ayrıca kişilere cevap vermek için blogda yazı yazmak gibi bir tarzının da olmadığını da… Ben sadece 3 yıla itiraz ederek düşündüğün yerde olmamalıyım diyorum. Artmalı evet ama kesinlikle bu kadar değil. Sen de şu an böyle bir şey gündeme gelse açık yüreklilikle desteklerim diyebiliyor musun gerçekten? Kültür alt yapısı buna hazır mı? Zaten kapitalist düzende 3 yıl mümkün değil. Doğasına aykırı. Kadınları iş hayatında engelli yerine koymaya eşittir bu.

      AKP adını ağzıma almamın tek sebebi de şu an iktidar da olması bu konuda "3 çocuk yapın" dan başka bir çalışmalarını bildiğimden değil. Gerçekten…

      • 3 yıl izin? Düşününce ben alır mıydım, bilmem… 3 yıl azalan bir şekilde maaş almayı kaldıracak durumum olmayabilirdi. Ne bileyim 1, bilemedin 2 yıldan sonra full-time işe geri dönme ihtiyacı duyabilirdim (maddi olarak)

  5. """Sakın bana kimse kalkıp da “Ben de kadınım, ben de işverenim; ben olsam hamile çalışanı ben de işe almam“ demesin. Diyemezsiniz. Derseniz aha da kanuna aykırı bir iş yapmış olursunuz."""
    Yazının tamamını umursamayıp, bu lafı söyleyebilen bir sürü -kadın- var hala.. Dün bu yazının haberini verdiğinde, tam da bunu düşünmüştüm. Çoluk çocuk sahibi olan-olmayan ve böyle düşünebilen kadınlar var..
    Birkaç ay evvel "mazereti olmayan sekreter aranıyor" yazısındaki yorumumun bir kısmını tüm İKcı arkadaşlara sevgiyle copy-paste ederim:
    "“iyi de efendim, biz şirket olarak / insan kaynakları olarak bizi zor durumda bırakmayacak bir eleman istiyoruz,bu da bizim en doğal hakkımız,eleman tanımımız budur” diyebilen zihniyeti 50 yaşını doldurmuş, bu gibi problemleri ol(a)mayan bayan eleman aramaya davet ediyorum…
    ah pardon bir de siz 30 yaşını doldurmamış, genç,verimi yüksek, yaratıcı beyinler peşindesiniz değil mi?
    üzgünüz, onlar doğuracak, sizlere rağmen çocuğuna bakacak ve herşeye rağmen bu düzene karşı çocuklar yetiştirecekler inşallah!"

  6. 2,5 yıl çalıştığım,tüm işlerini benim düzene soktuğum işyerimde hamileliğimin 7 ayna kadar çalıştım.doğum iznine ayrılırken geri döneceğimi bildirdim.yerime de güvendiğim bir tanıdığımı bıraktım işleri öğreterek.fakat dönme zamanı gelince şefim beni başka bir bölüme göndermek istedi.hiç bilmediğim bir bölüme ve çocuklu birinin yapamayacağı saatlerde çalışılması gereken biryere.neden aynı bölüme geçemediğimi sorduğumda o kız hiç bilmiyorki burayı cevabını aldım.kısacası sen evde otur çocuğuna bak tı…çok üzüntülü günler geçirdim.tüm iznim boyumca kendimi sıkıntıya sokmuştum çocuğumdan nasıl ayrılacağım diye planlar yaparken sabaha kadar düşünmekten uyuyamadığım olmuştu…ve istifa ederek-tamda işverenin istediği gibi sessizce işimden ayrıldım.hiçbir hakkımı alamayarak..sonuç bu…

    • Kanunen geri döndüğünde aynı iş vermek yada yükseltmek zorundalar. Hani işinizi kurtaramayabilirdiniz belki ama haklarınızı alarak ayrılmanız gerekiyordu kanunen. Bu da başka bir kanuna aykırı durum.

    • aysearslan – haklarını neden alamadın? Almaya çalıştın da vermediler mi, yoksa almaya uğraşacak takatin mi yoktu?

      • çalıştığım bölümde görev ismim onlarında vermek istediği bölümdekiyle aynıydı .bu sebeple bunun için hak arayamadım.haklarımı almak istedim fakat oyaladılar.hemen 3 gün içinde onların istediği bölümde başlamam gerekiyordu.oyalama süreci içinde işe gitmediğimi öne sürdüler.blogcu anne tamda senin dediğin şekilde takatim kalmadı.bebeğimle gittiğim işyerinde sütüm kıyafetimden çıktı ve çocuğum çok acıkarak ağladı.çok bunaldım ve lanet olsun diye çıktım gittim.uzun uykusuz gecelerim devam etti.allahtan sütüm kesilmedi üzüntüden.aldatıldım çünkü..ama geçti gitti şimdi.annelerin özellikle emziren annelerin sonuna kadar arkasındayım kendi çapımda.

        • Yazilan yorumladan anladigim kadariyla gebelik izni sonrasinda isine donen kisilerin gorev veya ucret konularinda degisikliklere maruz kaldigini goruyorum. Gorev ve/veya ucret degisikligi konusun genel bir bilgi vermek amaciyla yaziyorum (sizin durumunuzu detayli anlamak lazim, gorev ismi ayni oldugundan bahsetmissiniz ama bolum degisikligi olmus, gorev tanimi, ucret, ve sair haklara falan da bakmak lazim)

          Gorev degisikligi (terfi niteliginde degil ise), Is Kanunu m.22’te gore çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik olarak değerlendirilmektedir. Calisma kosullarinda yapilacak degisiklik ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı (6) işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. Yani bu degisiklik isveren tarafindan yapilamaz. Isveren bu degisikligi yaptigi durumda, işçi, iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 24. maddesinin (f) fıkrasında belirtilen “…….çalışma şartları uygulanmazsa” ibaresi uyarınca haklı nedenle feshetme hakkına sahip olacaktır. İşçi, bu hakkını çalışma koşulunda yapılan bu değişikliği öğrendiği günden itibaren İş Kanunu’nun 26. maddesine göre 6 işgünü içinde kullanmak durumundadır. İşçinin, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi halinde işveren kıdem tazminatını ödemekle yükümlü olacaktır.

          Bilginiz icin…

          • ne güzel bilgilendirmişsiniz .o zaman bilgim olsaydı bu konularda tavrım daha farklı olabilirdi..üstünden kocaman 3 yıl geçti ..birde yeni doğum yapmış bir anne psikolojisiyle herşey benim aleyhime oldu işte..

            aslında ben işten gönüllü koptuktan sonra personel şefi durmadan aradı ne yaptın,moralin nasıl gibilerinden.ama şimdi anlıyorum ki bende bir ofis çalışanı olarak bu bilgilere sahip olduğumu düşünüyordu ve beni şikayet edecekmiyim diye kontrol ediyordu.geç oldu bu anlamam.oysaki haklarımı alarak ayrılabilirdim şikayet etseydim.haklarımı bilseydim.bilmiyordum…bu sebeple bu bilgilendirmelerin de çok önemli olduğunu düşünüyorum.sesimizi duyurmalıyız daha geniş kitlelere diye düşünüyorum

  7. part time çalışma fikri ne güzel, keşke olsa…

    onun yerine evden çalışma da olabilir. şirketlerin artık ofis dışında çalışabilme imkanı veren teknolojilere geçiş yapmaları lazım. bu çoğalırsa bebekli-hamile çalışanlara da daha fazla fırsat doğar diye düşünüyorum.

    ama Türkiye'de her zaman ve her zaman az işçi-çok iş düsturu geçerli olduğu için teknolojilere bile sıcak bakılmıyor çoğu zaman.

    mesela benim eşim 2011 senesinde hala havale-eft gibi işlemleri "talimat"la yapıyor. bildiğin talimatı fakslıyor, cvp bekliyor vs. çünkü patronları 2 dakikalığına bankaya gidip de şubesiz bankacılık şifresi almaya, imza atmaya üşeniyorlar. aksaklıklar meydana gelince de köpür köpür bir hal oluyorlar. stres gırla…

    önce işin yapılmasına kolaylık sağlayan teknolojiler sağlanmalı. sonra zaten işçinin yükü hafiflerse yeteneğin kıymeti anlaşılır. bu da gebelik ya da emzirme gibi sebeplerden yetenekli işçiyi kaybetmeyi göze alamamak demek.

    ben bunun çok önemli bir unsur olduğuna inanıyorum.

    mesela Turkcell bir dönem home-office çalışacak eleman arayışındaydı. Çok ama çok istedim bunu ama evde çocuk sesi olacağı için kabul edilmedim. bu durumda home-office çalışmak sadece engelli vatandaşlarımız için avantajlı hale geliyor değil mi? oysa ki aradığı eleman engelli kadrosunda değildi.

    çalışmak isteyen kadına biraz destek lazım. biraz şans verilmeli. ben şu an 20 yaşındaki yeni mezun birinden hem daha tecrübeli hem de daha çok ihtiyaç sahibiyim. sadece yazılı kriterler gözönüne alınmamalı. prezentablmış, yok efendim mükemmel ingilizceymiş… giyimine özen gösterenmiş…

  8. Almanyada Hamile bayanlara ücretli üc yil hamilelik izni veriyorlar. Yada Kadin ev hanimiysa babaya bir yil ücretli babalik izni veriyorlar. Insallah Türkiyedede Anne ve Babalara böyle bir uygulama cikar.

    • Almanya'da bölge bölge farklı değilse eğer iki yıl. Arkadaşım yeni doğum yaptı. ilk 6 ay tama yakın bir maaş alıyorsunuz. Oranı tam bilmiyorum ama 6 aydan sonra yarı yarıya yakın azalıyor. Bir yıldan sonra da epey bir az para alıyorsunuz – %25 gibi- yada part time dönme hakkınız var – ki bu çok güzel.

  9. Belki işvereninde haklı olduğu nokta vardır ama hamile olan bir kadını bu kadar üzmek, ezmek hakkına sahip değil kesinlikle. Herzaman olduğu gibi herkes kendisini düşünüyor. Şirket elemanı yetiştirip kaybetmekten korkuyor, aslında o eleman kalifiye biriyse bikaç ay onsuz yapabilir bence. Bende hamileliğimin son aylarına doğru sözde kriz nedeniyle işten çıkarıldım. Çok üzüldüm, nerdeyse depresyona bile giricektim ama kızımı da üzeceğimi ona zarar vereceğimi düşündüğüm için toparlandım. Bir ay kadar önce bavurduğum bir pozisyonaysa bir erkek eleman alındığını duydum. Bana doğrudan söylenmesede bayan elemanı nöbet, hamilelik gibi nedenlerle istemediklerini başkalarından duydum. Dediğim gibi işveren kendini düşünüyor …

  10. Bence konuyu ikiye ayırmak gerek.

    1- Hali hazırda çalışan kadının hamile kalması ve doğum izni süreci: Bu kesinlikle işverenin yönetmesi gereken bir konu. Her kadın doğum iznini ve süt izinlerini işini kaybetme veya degrade olma riski olmadan kullanma hakkına sahiptir. Yasal izni sırasında hiç bir kadın işten çıkarılamaz. Bunu yapmaya teşebbüs eden veya kişiyi mobbing yoluyla istifaya zorlayan işveren yasalar önünde suçludur.

    2- İşe yeni alınacak elemanın hamile olması: Bu işverene, işin tanımına ve de beklenen performans derecesine göre değişiklik gösterir. Eğer süreklilik arzeden bir bedensel performans gerektiren işten bahsediyorsak zaten hamile bir bayan herşeyden önce kendi sağlığı açısından bu pozisyon için uygun olmayacaktır. Ancak masa başı ağırlıklı bir işten bahsediyorsak burada işverenin politikası önemlidir. Sözkonusu bayan çok kalifiye, piyasada kolay bulunmayan niteliklere sahip bir bayansa o zaman genellikle işe alımda pek pürüz çıkmıyor. Türkiye'de 7 aylık hamileyken CEO pozisyonuna getirilen çok başarılı kadınlarımız mevcut…

    Ancak ortalama özelliklere sahip bir bayansa, onun işe alınması demek beraberinde bir de yedek elemanın istihdam edilmesi anlamına geleceği için işveren genellikle bu yolu tercih etmiyor. Başka birini işe alıyor, olayı çözüyor.

    Burada yasalar önünde haksız duruma düşmemek için elbetteki hamilesiniz o yüzden sizi işe almadık demiyor, dese bile yazılı olarak beyan etmiyor. Sonuçta işverenin her görüştüğü kişiyi işe alması gerekmediği için bir yasalar önünde bir açıklama yapması gerekmiyor. Uygun bulmadık, almadık demesi yeterli oluyor.

    Seçim hakkı işverende olduğu için bu konunun insan hakları, gebe hukuku gibi konularla çözümlenmesi çok mümkün değil.

    Bence daha çok doğumsonrası haklar ile ilgili mücadele vermeliyiz. Herkes 6 ay anne sütü diyor ama doğum sonrası yasal izin kesintisiz olarak 8 hafta…bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…Süt izinlerini pek çok kadın tam olarak kullanamıyor. Özel sektörde ücretsiz 1 yıl izin kullanmak neredeyse mümkün değil…Bence bu konuda bir aksiyon alınması lazım…

    • peki bastan kadin degil erkek alayim da ileride basima hamilelik derdi cikmasin diyen isverene ne diyorsunuz?

    • Elbette kimseye beni niye işe almadın? diyemezsiniz. Herkes Tülin'e yaptığı gibi pişkin bir şekilde "hamile olduğunuz için sizi almıyoruz" diyemiyor.

      Doğum sonrası izin konusunda söylediklerinin hepsine katılıyorum, keza Emzirme Reformu tam da bunun için var.

  11. Peki bunun farkında olan yasa koyuculara ne demeli. İşverenin tutulur tarafı yok ama eminim yasalar daha doğru düzgün olsaydı herşey farklı olurdu. Bir arkadaşım çalıştığı yerden gebe diye çıkartılıyor şikayet edeceğini söylediğinde et birşey olmaz biz hazırız diyorlar yani puntuna getiriyorlar bir şekilde. İyi örnekler de yok değil benim çalıştığım şirket hem de kritik pozisyonlara hamile aldı. Benim de hiçbir korkum yok örneğin izinden sonra ne olurum diye. Elbette böyle şirketlerin sayısı çok çok az. Özellikle türk şirketlerde veya yöneticisi Türk olan şirketlerde bu tarz şeyler fazlasıyla yaşanıyor. Peki biz ne yapabiliriz bunu düşünmeliyiz eleştirmek, tartışmak ve isyan etmek dışında. Elif senin de dediğin gibi nasıl çözümün parçası olabiliriz. Emzirme Reformu gibi bir Reform gerekli belki de. Kısa süre önce bir başka grup prematüre bebeklerin annelere ihtiyaçları konusunda harekete geçip bakanlıktan izin çıkarmışlardı.

  12. Tüm şirketler böyle izmirde bir firma sırayla hamile kalan ardından da kalabilecek (abartıp şirketin yemekhanesini dinlemeye alıp konuşmaları deşifre ettirmişlerdi ne çaba ama- bu çabayı işlerine ve çalışanlarına olumlu anlamda vermeye gerek duymuyorlar ama) neyse hamile kalabilecek tüm personeli işten çıkartarak çözümlemişlerdi(!).

    Bende hamileliğimi açıkladıktan (aslında müjdeledikten- çok sevinmiştim doğal olarak-) sadece 4 gün sonra haklarım verilerek ama emeğim ve iş gücüm hiç sayılarak aynı gün içerisinde orayı terk etmem (hiç iş devretmeden üstelik zaten hiç faydam yokmuş yani) istendi.

  13. bence bunu sadece işverene bırkmak çözümsüz bir tavır. Bunu devlet desteklemeli hem yaptırımlarla hemde sigorta anlayışıyla yani hamilelikteki iş kaybında firmaya vergi indirimi gibi veya izinli oldugu dönemlerde maaşını devlet ödüyor ya firmayada o kişiyi tekrar kazanması ve süt izinini layıkıyla kullandırması için teşvikler vermeli bunun milyon şekli var ve bence işverenler bu konuda kolay ayartılabilirler diye düşünüyorum. Bunu sadece işverene bırakmak sonrada karşısına geçerek iyileştirme yapamayız o zmn kadın istihdamı düşer demek … siyaset değil aldatmaca.

    • kesinlikle katılıyorum bu devletin desteğiyle çözülebilecek bir durum tek taraflı faturayı işverene kesmemeli (not : bir işveren )

      • Devletin yaptırımı, evet, ama aynı zamanda desteği de kesinlikle gerekli. Çalışan anneleri, anne sütü verilmesini, işyerinde kreşleri destekleyen şirketlere teşvikler, vergi indirimleri olmalı. Tabii ki sadece işverenin bunun altından kalkmasını beklemek hiç gerçekçi olmaz.

        • yasal olarak belli bir sayıda kadın istihdam eden şirketler kreş hizmeti vermekle yükümlüdür. Ancak şirketler genellikle kreş gibi bir sorumluluk ve de masrafın altına girmek istemiyorlar. Çalışanlarının iş güvenliğini zor sağlarken bir de çocuklarla ve onların bakımıyla ilgilenmek istemiyorlar. Çünkü kreş demek ısınma, barınma, temizlik, öğretmen, eğitsel materyaller, beslenme, sağlık desteği demek..Bu sebeple iki çözüm yoluna başvuruyorlar:

          1- kadın sayısını belli bir yüzdede tutarak yasal limitin altında kalmak

          Devlet burada şöyle bir yaptırım uygulayabilir: Kadın erkek değil istihdam edilen kadrolu eleman sayısı baz alınabilir. Kadınların çocuğu varsa erkeklerin de var

          2- Kreşi şirketin binasında veya arazisinde açmıyor. Dışarıda kreş hizmeti veren bir yerle anlaşıyor. Ancak ya çok sapa bir yerde kalıyor ya da hiç tercih edilmeyecek bir durumdaki okul oluyor ve sonuç olarak kullanılmıyor.

          Devletin buradaki yaptırımı da belli standartlara sahip bir kreş hizmeti vermeye işyerlerini zorlamak şeklinde olabilir.

          • Türkiye'nin en büyük şirketlerinin, hatta holdinglerinin sırf bu yükümlülükten kaçmak için tek bir şirketi üç ayrı şirketmiş gibi göstererek kadın çalışan sayısını azaltma yoluna gittiğini biliyorum.

            • aslında evet, o da bir seçenek olmuş durumda..

              aslında Almanya'daki gibi part time istihdam opsiyonu olsa aslında herkes rahat eder. Hem işsizlik sorunu büyük oranda çözülmüş olur hem de çalışan anneler ve çocukları için hayat kolaylaşmış olur. Bu konuda yasal düzenlemelerin yapılması için ise daha çooook yolumuz var herhalde…bir mühendisin yarım gün çalışması şu koşullarda mümkün değil…

            • Garanti cezasını ödemeyi tercih ediyor mesela 🙂 Bak yine dürtüldüm, yarın ihbar edeyim bari.

  14. UMARIM YASANANLAR KIMSENIN BASINA GELMEZ… VE INSALLAH HERSEY BIRGUN RAYINA OTURUR…

  15. kanuna aykırı her durumu, istisnasız her durumu yargıya taşımalı. ancak böyle çözülebilir. bize git dendiğinde istifa edip gidiyoruz, hakkımızı istemekten çekiniyoruz, o süreci yüklenmek istemiyoruz. aslında hukuki alanlarda çarpışmak gerek bence.

    • Iscinin isten cikarilmasi konusunda Is Kanunu iscinin haklarini korumaktadir. Isverenin isciyi isten cikarabilmesi icin kanunen takip etmesi gereken kriterler ve prosedur var. Bunlara uymadan isveren bir iscinin isine son verir ve isci de isverene karsi ise iade davasi actiginda cok buyuk bir ihtimalle isci davasini kazanacaktir. Bu durumda isveren bu isciyi ise yeniden almak veya almamasi halinde de en az 8 ay en fazla 12 aylik maasini (hakimin taktirine gore) isciye odemek zorundadir.

      Haklarinizi talep etmekten veya kanun onunde aramaktan cekinmeyiniz.

  16. Kadın olmanın hukuk karşısında 2-0 yenik olmak anlamına geldiği bir ülkede hakkını aramak! En kolay davanın en az 1 ila 3 yıl sürdüğü düşünülürse ve işveren sermaye sahibi olduğundan haklı olduğu ön kabuluyle çarpışacaksa…
    Ben de 3 yıl olabildiğince özverili ve severek çalıştığım işyerinden 38. haftada izne çıktım. Yerime birini yetiştirerek. Doğum iznim bitince part time çalışmamın yararlı olacağını, işin bunu kaldırabileceğini söyleyerek bir teklifle gittim, patronla kapıştık ;peşinden 6 aylık ücretsiz dilekçesi verdim ve izin aldım.
    Döndüğümde kendi yetiştirdiğim elemanın sekreteri olarak işe başlatıldım. Olmadı sevmediğim ve beceremediğim halde reklam bölümüne, oradan başka bir bölüm bu arada sekreterliğe devam ediyorum.
    Ay sonunda maaşımın yarısının hesaba yattığını görüyorum. 8 ay sürdü. Sonunda çıkışımı istedim. Şimdi evde ne yapabilirim kısmında debelenip duruyorum. Kızımla vakit geçirmek mükemmel ama belli bir bilgi birikimini de kullanabileceğim, kendimi geliştirip az buçuk para kazanacağım bir alan olsaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
    Araştırmaya devam ediyorum. Bakalım; umutsuzda olmuyor kardeşim :)=

  17. Aklıma süper bir fikir geldi, gerçi daha önce yazıldı mı bilmiyorum araştırmadım, soyle annelik bir kadının"çalışanın" yetenek ve yetkinliklerini nasıl geliştirdiğine dair bilimsel bir araştırma organize edelim. Gunümüzde şirketler çalışanların verimlerini arttırmak adına kişisel gelişim, motivasyon vs tanımları altında egitimler düzenliyorlar. Bu egitimlerin en makbulleri icinde deneyim simülasyon içerenleri, aranilan yetkinliklerin başında yaratıcılık, girişimcilik, analitik düşünebilme, proje yonetebilme gibi unsurlar geliyor. Hatta bunların kurumsal hedefler ile uyumlu olması bekleniyor. Aramızda kurumsal islerde çalışanlar hatta ik'cilar bolca vardır. Anne olmaktan daha iyi bir deneyim, egitim biliyor musunuz? Üstelik ilk yıl her ay performans değerlendirme de var (doktor kontrolü, kaç kilo aldı, ne öğrendi? Motor gelişimi:)) bundan daha iyi proje yönetimi var mı? Bakici bul, iyi calistir, babayı olaya dahil et, kayınvalide anne ile takım oyunu kur 🙂 uzatmadan, kendi deneyimim ve arkadaslarımda gözlemlediğim kendi icimde inanılmaz bir potansiyel keşfettim ve çok uretkenim sanırım bir yılın sonunda böyle bir patlama oluyor, işveren olsam bu kaynağı bu enerji patlamasını elimde tutmak için herseyi yapardım. Bu degeri ortaya çıkarmaya çalışsak?

  18. Hamile olduğunuz için işe alınmamak ne demek;
    ben evlendikten bir süre sonra 1 yıl boyunca baş vurduğum 4 işten de "Siz şimdi çocuk da yaparsınız" diyerek geri çevrildim!!!

  19. MALESEF BİR HAFTA ÖNCE AYNI ŞEY BENİM BAŞIMADA GELDİ.YENİ BİR İŞ İÇİN SÖZLEŞME İMZALAMAK ÜZEREYKEN, DÜRÜST DAVRANIP HAMİLE OLDUĞUMU SÖYLEDİĞİM ANDA İŞE ALAMAYACAKLARINI SÖYLEDİLER.4 AYLIK HAMİLEYİM VE İŞSİZİM.YAZIKLAR OLSUN BU ÜLKEDEKİ SÖZDE KADIN HAKLARINA.ÇOK ÜZGÜNÜM VE ÇARESİZİM.

  20. ben 11 yıl çalıştığım şirketten çocuklarımın saglık ve yaşımdan dolayı çıkarıldım adınıda performans düşüklüğü koydular.ben dava açtım mesai ve tazminatımı tam vermediği için fakat burda yargı kararları önümüzü çok kesiyor ve hakkımızı alamıyacaz galiba.ben günlük yaklaşık 15 saat mesai yapan birisi olarak yargıtay kararı neymiş 3 saat ten fazla mesai yapamaz diyor neymiş sosyal yaşantıya tersmiş ne sosyal yaşantısı o sizlerde var bizler maraba geldik maraba gidecez bu gidişle birde neymiş 11 yılık mesai alacanı alamazmışız 5 yıldan sonrası zaman aşımına girermiş ha siz böyle zenginlerin sırtını sıvazlayın bu türkiyede ne işsizlik biter nede yolsuzluk orda masa başında oturmakla olmuyor çıkın bi türkiye gerçeklerini görün iş güvencesini yaratın daha sonra bu kanunları çıkarın kardeşim şimdi ben hakkımı arıyorum diye burası küçük bir memleket herkez duydu ve iş vermiyor ben şimdi evime ekmek götüre bilmem için hırsızmı olmalıyım haydutmu olmalıyım yoksa devlete silahmı çekmeliyim nere baş vurduysan kapılar yüzüme çarpıldı.ben yargıtayın bukarlarından dolayı insan hakları mahkemesine nasıl baş vura bilirim ve hangi yolları takip etmeliyim saygılarımla

  21. merhaba daha 21 haftalık bir anne adayıyım… ve yabancı bir firmada beş yıldır yöneticilik yapıyorum… firmanın kuruluş aşamasında tarladan fabrika binası olmasına tek çalışanı ben ikem şu anda 100 kişi çalıştırıyor olmasına geçen süreçte yedi gün gece gündüz çalıştım. 35 yaşındayım ve evlendim… evlendiğim zaman bir üst amirim olan genel müdürümle hemen çocuk sahibi olma planımı paylaştım ve iki ay sonra hamile kaldım…. hamile kalmamla beraber herşey değişti…. öncelikle sanki ben hamile değilmişim gibi bir umursamaz tavır var bu konu hiç konuşulmuyor sağlığım sorulmuyor doktor kontrolleri için izin alınca bile bir yorum yok kısacası… sonra yavaş yavaş bana bağlı tüm departmanlar genel müdüre bağlanmaya başladı. sonrasında benim asıl yürüttüğüm işleri yapacak yerime başka biri alındı tabi bu bilgi bana o kişi işe başlamadan bir gün önce verildi…. çünkü odamı boşaltıp bu kişiye devredip boş olan genel müdür sekreteri odasına taşınmam istendi… bu arada IK departmanıda yaklaşık bir dört yıl bana bağlıydı… 🙂 yaptığımız konuşmada doğum sonrasının bilinmez oluşu nedeniyle şirketin kendini koruması gerektiği mantığı ile tüm bildiklerimi yeni gelen devretmem gerektiği söylendi… bu süreçte artık doğal olarak ne zaman izne çıkacağım ne zaman döneceğim süt izinlerimi nasıl istediğim falan konuşuldu ben döndüğümde geri ne gibi bir görev tanımım olacağını sorduğumda yeni bazı projeler olabileceği benimde eğer bu projeler gerçekleşirse bu projelerde çalışabileceğim ancak daha kesin net somut bir açıklama yapılamayacağından bahsedildi… hatta istersem bir kaç hafta içinde şirkete bildirmek kaydı ile belki part time çalışma gibi sadece bana özel çok önemli bir iyilik – e tabi onca emeğin var bu fabrikaya zamanında- yapılabileceğinden bahsedildi…. hamilelik hormonlarım mı beni yanlış anlaşılmaya iten yoksa işi bırakmak üzere teşvik mi ediliyorum tam kestiremiyorum ancak… bunca yıllık iş tecrübesi eğitim ve birikimle sekreter olmayı istemediğim kesin…. burda sekreterlik mesleğini küçümsüyor değilim ancak bu kadar yıllık eğitimime ve tecrübeme yazık etmek istemiyorum…. ne yapmam gerektiğini bilemiyorum bir çok anne için part time çalışma önerisi harika bişey iken ben kendi koşullarımda hamile kaldığım için cezalandırıldığımı düşünüyorum…. yasal olarak yapabileceğim çok birşey olmadığını da biliyorum…. bir kız annesi olacağım bazen onun da iş hayatında tüm bu süreçleri bir gün yaşayabileceğini düşününce üzülüyorum…. gerçekten iş hayatında kadın olmak zor ancak hamile bir kadın ve anne olmak çok daha zor. 🙁