23 Yorum

Yapmak-Olmak

Her sabah güne “Bugün şunları şunları YAPACAĞIM” şeklinde bir listeyle başlıyoruz. Kaçımız “Bugün mutlu/hoş görülü/azimli/sevgi dolu … OLACAĞIM” diyerek başlıyor gününe?

Bu soru, Philips Avent’in dünkü Bahar Temizliği etkinliğinde yaşam koçu Burcu Yalman’ın yönelttiği en vurucu soruydu.

Philips Avent bu tür etkinlikleri -uzun da olsa- aralıklarla ve çok naif ama kaliteli bir şekilde yapıyor. Blogcuları bir araya getiriyor; markayı gözüne gözüne sokmadan bir iki kelam ediyor; ve sonrasında bir uzmanı devreye sokarak aradan çekiliyor. Geçen sene de benzer keyifte bir workshop olmuştu.

Etkinlikte Yeşim Mutlu, Bebeğim Geliyor‘un Esra’sı, Anneysen.com‘un Pınar’ı, Eva Çiton, Avent Annesi Müge gibi tanıdık isimleri görmenin yanı sıra Önce Anneyim ve Devletşah‘la tanışmak da büyük keyifti.

Dünkü etkinliğin -aşağıda anlatacağım bahar temizliği dışındaki- en önemli kazanımlarından biri Avent’in gece emziklerinin olduğunu öğrenmemdi. Programın başında Pazarlama Müdürü Ayşen Coşgun “Avent’le ilgili sorularınız var mı?” deyince atladım: “Avent emziklerini severek kullanıyoruz, ve fakat şeffaf olması geceleri işimizi çok zorlaştırıyor. Sürekli yatağın içinde pat pat emzik arıyoruz.Bir de ne öğreneyim? Avent’in tam da bu amaçla tasarlanmış fosforlu gece emzikleri varmış meğer!  Sapında fosfor varmış, geceleri parlıyormuş. Hatta Esra‘nın oğlu sırf o fosforu görebilmek için ışığı kapattırıyormuş. Yanarım yanarım, bir senedir geceleri emzik aradığıma yanarım.

Neyse, gelelim konunun özüne. Yapmak değil, olmak…

Burcu Yalman konuya “sadece kendimiz olarak” orada bulunmamızı rica ederek başladı. Bütün kimliklerinizi -annelik de dahil- bir kenara koyun, öyle yapalım bu temizliği dedi.

Ve bunun için de bizden isimlerimizin ilk harfleriyle başlayan bir kelimeyle kendimizi tarif etmemizi istedi.

Düşündüm. E… Evcil dedim, olmadı. Evcimen dedim, uymadı. Aklıma başka da bir şey gelmedi.

Eva‘nın Enerjik‘ini, Esra‘nın Enerji‘sini çalayım dedim, özenti durdu. En sonunda buldum: Evrim. Anne olduktan sonra evrim geçirdiğim için. Her ne kadar Burcu annelik kimliğinizi geride bırakın dediyse de, orada annelik kimliğimle bulunmasam da Evrim geçirmiş bir Elif olarak bulunduğumu düşündüm.

Sonrasında bir çalışma yaptırdı Burcu. Gruptaki herkesi birbiriyle eşleyerek en güçlü yönlerimizi tespit etmemizi istedi. Bunun için de partnerimize kendimizi en başarılı, en mutlu, en tatmin olmuş andaki hislerimizi anlattırdı. Şimdi ben oturup Pınar‘ın bana anlattığı özel şeyleri dökemeyeceğim tabii ki, ancak kendi adıma konuşacak olursam yazdığım zaman, paylaştığım zaman en çok tatmin olduğumu tespit ettiğimi söyleyebilirim.

Bu çalışma bitip de herkes güçlü yönlerini ne kadar yansıttığını analiz ettiğinde, geçmiş tecrübelerin, varsayımların, inançların, bilginin ve öğrenmişliklerin algımızı nasıl da etkilediğinden bahsetti Burcu Yalman. Algının temelinde yatan ruh halini besleyen zihniyeti ikiye ayırdı:

  1. Yargılayan zihniyet – yetişkinlerin sürekli neden? diye kurcalayan zihniyeti
  2. Öğrenen zihniyet – çocukların nasıl? diye sorduğu, ve aslında insanın doğasında yatan zihniyet

İşte biz yetişkinleri en çok yoran şeylerden birisi de bu yargılayan zihniyetimizmiş. Öğrenen zihniyetimizi -ki aslında doğamızda o varmış; onunla yola çıkıyormuşuz- daha sık kullanabilirsek kendimizle -içimizdeki ışık olan kendimizle- daha bir iletişimde olurmuşuz o zaman.

Sonra da bu-içimizdeki-ışıkla-nasıl-temasa-geçebiliriz’i düşündürttü Burcu. Gözlerimizi kapatıp bizi içimizdeki bu ışığı bulabileceğimiz yere gönderdi. Huzur verici bir arayıştan sonra bulduğumuz bu yeri resmetmemizi istediğinde, üstün yetenekli bendeniz aşağıdaki resmi yaptım.

Şimdi kimse bundan bir şey anlamayacak tabii ama ben çok şey anladım. Ben bir şey demeyeyim, bakalım siz neye benzeteceksiniz. (Deniz’in acımasız yorumu “Karalama yapmışsın” oldu. Hayır efendim. Ciddi ciddi bir sahne var burada…)

Herkesin resimlerini yapıp tartıştığı seansın sonunu işte bu Yapmak-olmak karşılaştırmasıyla bitirdi Burcu. Hepimiz güne bugün yapmam gerekenler şunlar diye başlıyoruz, ama bugün şöyle şöyle olmalıyım demeyi atlıyoruz dedi. Her güne bir şey olmaya niyet ederek başlayın; gerçekten niyet etmek çok önemli diye vurguladı. Gün sonunda, yatarken kısa bir değerlendirme yapın, ve kendinizi takdir etmeyi unutmayın diye ekledi.

En sonunda bize oradan ne hedefle ayrıldığımızı sordu. Benim hedefim yapmak kadar olmayı da hatırlamak oldu.

Nitekim bu içsel bahar temizliğinden çıktım. Bir yandan hızlı hızlı yürürken listeyi dizdim kafamda: Arabaya bineyim, eve doğru gideyim. Hazır kayınvalidem bizdeyken bilgisayarımı alıp Starbucks’a gidip, şu cinsel eğitim/gelişim röportajını bitireyim. Sonra eve gideyim, Deniz’i yıkayayım, akşam İstanbul’da çocukla gezilecek yerler yazısını yazayım.

Bu listeyi yapmaya devam ederken adımlarım, aylardır gitmediğim ve H&M’in açıldığını bile bilmediğim İstinye Park dükkanlarının önünden hızlı hızlı otoparka götürüyordu beni.

Yürüyen merdivenlerden indim, otoparka geldim. Tam arabaya doğru yürüyordum ki durdum. Bir dakika yaa, dedim. Daha az önce bahar temizliği yapmadım mı ben? Sürekli YAPACAĞIM değil, bazen de OLACAĞIM demedim mi? E, şimdi, şu anda neden OLMUYORUM o zaman?

Otoparktan geri döndüm. Güvenlikten tekrar çıkarak gerisin geriye H&M’e gittim. Hayal kırıklığına uğrayarak çıktım, caaanım Yargıcı’ya girdim. Beni karşılayan görevliye “Olmaya geldim!” dedim. O beni anlamadı, ama anlamasına gerek yoktu. O birkaç dakika için bile olsa ben OLMUŞTUM.

Etkinliğin sonunda katılımcılara Sanda Spa’dan 50 dakikalık Sanda Breaks hediye etti Avent. Asıl o 50 dakika boyunca nasıl OLACAĞIM ben, ona bakın siz.

  • Yargılayan zihniyet – yetişkinlerin sürekli neden? diye kurcalayan zihniyeti
  • Öğrenen zihniyet – çocukların nasıl? diye sorduğu, ve aslında insanın doğasında yatan zihniyet
  • 23 yorum

    1. Bu günlerde aynen bende bugün daha sabırlı olacağım, daha anlayışlı, daha güler yüzlü, daha hoşgürülü olacağım diye uyanıyorum. Ama insanın kendisini değiştirmekten daha zor bir şey var mıdır ki. ufak tefek ilerlemeler kaydettim. eski beni geri getirene kadar devam. Neden yok artık hayatımızda artık herşeye nasıl diye bakalım. bende içime dönüm resim yapacağım….hepimize sonsuz huzur dolu günler ………

    2. hm nin açıldıığını iç anadoludan duyan ben resme geçicem izninle:))

      renklerin arasındaki naif ve kırılgan geçişler büyük bir içsel oryantalizmin kokusunu ve yorgunluğunu taşıyor.spa iyi gelecek eminim:))

      not:denizin hakkını yememelisin ne kadar santsal yorum yapıyım diye sıksamda bu resimmm nasıl denir ucube! demiyimde vasat yaff:)))

    3. Çok heyecanlandım yazını okurken:) Malum bizim kızın adı Evrim. Ta da bu nedenle. Benim ve eşimin geçirdiğimiz evrimi simgeliyor. Darwin'in de bu konudaki katkısını yadsımamam lazım tabi:) Sevgiler,

    4. şimdi oturup ağlayabilirim, kalkıp gelemediğim için :.(

    5. Ben bazen gece bile uyanıp yapılacaklar listeme yeni bir madde ekleyebiliyorum 🙂 Aklımda hep yapılacaklar var, ama olmam gerekenler çoğu zaman geri planda kalıyor. Farkındayım aslında ama bir türlü olamıyorum, acilen olmaya başlamam lazım benimde…

      Elif, acaba resimde bir köprü çizmiş olabilirmisin ?

      • Köprüden ziyade bir balkondu o. Tabii ki perspektif veremediğim için köprü gibi göründü.

    6. Ben de köprü olarak algıladım. Ortadaki turunculuk da güneşin ışıkları gibi geldi.

    7. ben de her sabah niyet ederek ve günün güzel geçeceğini düşünerek kalkıyorum yataktan. ne kadar geç yatmış olursam olayım, mutlaka 6.30'da kalkıp lucky'le yarım saat yürüyüş yapıp doğanın sakinliğini içime çekiyorum. sonra ne oluyor dersin? nehir uyanıyor ve… ya uykusunu alamamış olmanın, ya oyalanıp oyalanıp servis gelmeden tuvalete gidememenin, ya akşam kırk yılda bir bir yere gidecek olmamın burnumdan getirilmesi gerekliliğiyle o sakin ve huzurlu görüntüyü 180derece tersine çeviriyor ve ben buraya gelirkenki 40dk orman yolunu yeniden "olmaya çalışarak" aşıyorum! bence kilit kelime "farkındalık". seni de otoparktan geri döndüren şey bir an farkına varman olmuş zaten. ama o kadar alışmışız ki kurulu saat gibi yaşamaya…

    8. Doğan'la sen birbirinizi severek evlendiniz (aranızdaki kırmızı çizgi), şimdi Deniz ve Derin'le dört kişilik büyük bir aile oldunuz. Kafanın bir köşesinde 3. çocuk var, çatıyı kapatmamışsın, uzuyor ucu. Mutlu ve huzurlu bir aileniz var, yeşille çevrelemişsin. Ben bu kadar yorumlayabildim 🙂

    9. :)) olmuşsun Elifçim….. :)) hahaha resmini yorumlayacağım ama kahve falına benziyecek galba…Resminde ki kırmızı blogu sen olarak düşünüyorum uzaklara bakıyorsun gördüğün bir manzara var uzakta 4 kişi ve 4 tane yol var. Bu 4 lük seni ana gitmek istediğin yere götürüyor. Ortak payda da buluşup kocaman bir köprü oluşturuyorsunuz. Bu arada arkanda birini bırakmışsın bu biri mavi olduğu için sana biraz hüzün veriyor. Aranızda yemyeşil bir çerçeve var bu çerçeve sizin aynı noktada olamayacağınızın işareti gibi. Ama mavi senin adına mutlu önünde ışıl ışıl apaçık bir hayat görüyor güneş ışığı her yeri sarmış…..

      İnan bu yorumu yaparken hiç zorlanmadım bana hissettirdikleri bunlar :))) Bu arada kendini ifade edebilmek için illa da sanatçı olman gerekmiyor değil mi? Seninde yorumunu merak ediyorum resim için açıkçası…

      Burcu hanımı kutluyorum bence çalışma amacına ulaşmış tebrikler 🙂

    10. Içimize dönüp bizde böyle resim yapa biliriz, ben yapacağım 🙂

    11. Benim sizin resiminizdeki gördüklerim:

      Köprü, köprünün üstündeki kirmizilik siz.

      Etrafdaki seylerde bir sürü düsünce, yeni planlar, yapmaniz gerekenler v.s.

    12. Bahar Yalman mi Burcu Yalman mi karar ver ? 🙂

    13. Resmini yorumlayacagim sadece, bakalim ne kadar yaklasacak senin dusuncelerine:
      Zorluklarin (kirmizi) uzerinden kolayca gecmek icin
      Kocasi ve cocuklariyla (4 adet kopru ayagi) saglam bir kopru kuran
      Sonunda mutluluk, huzur ve cozume (mavi) ulasan
      Saadet dolu bir evde (yesil cerceve) yasayan
      Anne, es, kadin, blogcuanne, Elif, nam-i diger Evrim'in hayalidir bu.

    14. Merhaba, sizlerle orada olmak çok keyif vericiydi. Dışarı çıktığımda uzun süre gülümsedim. Bunda,sevgili Burcu Yalman'ın etkisi kadar sizlerin de çok büyük payı var. Halen gülümsüyorum! Resmin konusunda yorumumu yapmıştım 🙂

    15. Gelelim bu post-modern (!) sanatsal çalışmamda anlatmak istediklerime… Efendim, biliyorsunuz ben ciddi, hatta fanatik anlamda bir Lord of the Rings hayranıyım. Yukarıdaki çalışmam (!) da işte bu filmden bir sahneyi anımsatıyor aslında. Elf'lerin yaşadıkları Rivendell'den bir kare bu. Neden diyecek olursanız, Burcu Yalman "içinizdeki ışığa gidin" deyince ben kendimi böyle bir yerde buldum. Artık adı cennet midir, ışık mıdır, bilmiyorum; fakat benim için huzur burada.

      Bu resimde ailem yok. Aslında ben de şu halimle yokum. Benim ruhum var. Yani, her şeyin de ötesinde bir "ruh" var. Bu "ruh" içinde bir bilgelik, bir dinginlik, bir aşmışlık barındırıyor. Etraftaki ışıklar da işte bu huzuru, geçmişi, geleceği yansıtıyor.

      Köprü olarak algıladığınız şey benim perspektif veremememden ötürü tam çizemediğim bir balkon/teras aslında.O turuncu şey de işte bu ruh/ışık, karşıya bakan. Öyle güzel, öyle huzurlu bir manzara ki bu. Etraf yeşilliklerle, ama bir yandan da güneşin ışıklarıyla dolu. Güneş doğuyor mu, batıyor mu onu bilmiyorum, fakat inanılmaz ısıtan, müthiş huzur verici bir ışığı var.

      İşte budur. Bu karalama resme aslında ne çok şey sığdırmaya çalışmışım.

      Harcanmışım ben kızım. Biri elimden tutacaktı, bak neler yapardım o zaman 🙂