Çocuklarda cinsel eğitim

Deniz’in yaşının büyümesiyle birlikte tehlikeli sulara girmeye başlıyoruz. Tehlikeli sulardan kastım, her an bir “Ben nasıl oldum, nasıl doğdum?” sorusuyla karşılaşacağımı hissediyorum.

Teorik olarak bunlar nasıl yanıt vereceğimi biliyorum: Dik dur, kaş-göz oynatma, sorduğu kadarını -daha fazlasını değil- yanıtla. Ama iş başa düşünce bu dik duruşu nereye kadar sergileyebileceğim, bilmiyorum. Nitekim Deniz’in yaş grubundaki birbirine pipi gösterme oyunları bile beni bayağı kasmıştı.

En iyisi, dedim, ben bu işi bir uzmanına sorayım. Kime sorayım, kime sorayım? Anneysen.com bunun için iyi bir tercih olacak gibi geldi. Bir sürü annenin birbirlerine soru sorduğu, paylaşımlarda bulunduğu, değişik konulardaki uzmanlardan fikir aldığı bir sosyal paylaşım ağı Anneysen. Uzmanlarından Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat da bu talebime sıcak bakınca, Neslim Hanım’ın Nişantaşı’ndaki muayenehanesinde bir röportaj yaptık. Sadece kendi sorularımı değil, sizlerden toparladığım soruları da yönelttim Neslim Hanım’a. Bayağı bir soru etti ama Neslim Hanım hepsini yanıtladı sağ olsun.

***

Çocuklarda cinsel eğitime başlamanın belirli bir yaşı var mı?
Sordukları yaştan itibaren anlayacakları şekilde cevap vermek uygun. Ancak tam olarak bir yaş soracak olursanız soyut düşüncenin başlama yaşı olan 8 yaşından itibaren diyebilirim. Çocuklar üç yaşından itibaren kız-erkek, cinsiyet kavramlarının ne olduğunu biliyorlar. Bunu idrak ederken de sorular sorabiliyorlar. Benim penisim neden yok, onun neden var? gibi… Bu soruların cevaplarını onların anlayacağı şekilde 3-4 yaşından itibaren anlatmakta fayda var. Burada en temel şey çok gerçekçi olmak, kıvırmamak, yalan söylememek. Net, kısa, öz, anlayacağı şekilde ifade etmek.

Çocuğun merak ettiğinin de çok ötesine geçmemek lazım, değil mi? Fazladan da bir açıklama yapmamalıyız diye duymuştum.
Aynen öyle. 8 yaşına kadar sorduğu sorulara yanıt vermek, gereksiz detaylara girmemek lazım. Ancak sorulan soruyu havada bırakmak, geçiştirmek, ne biçim soruyorsun, bu nasıl soru demek, yalan söylemek, leylekler getirdi demek doğru değil.

Anne-baba olarak çocuklarımızı cinsel konularda eğitirken aşırı vurdumduymazlık ve ayıplayıcılık arasındaki dengeyi nasıl kurmamızı tavsiye edersiniz?
“Anne-babanın birbirini çok sevip sevişmesi ve bu esnada yaşanan yakınlaşmaya cinsellik diyoruz.” Bu, 8 yaşından itibaren bir çocuğa yapmak için uygun bir açıklamadır. “Her iki kişinin de istemesi halince cinsellik çok keyifli ve normal bir şeydir. Aynen yemek yemek, nefes almak, büyük tuvalete çıkmak, uyumak gibi son derece doğal bir şeydir. Sonunda çocuk olabilir, ya da olmayabilir” şeklinde anlatabiliriz. “Bu utanılacak bir şey değildir, ama mahrem bir konudur. Dört duvar arasında yaşanır” denilmeli.

Son zamanlarda medyada çok yer bulan pedofili konusu birçok ebeveyni çocuğuna sevgiyle yaklaşan herkesten şüphe duymaya sevk ediyor. Bu şüphenin sağlıklı bir ayarı var mı? Olay çocuklarımızı eğitmekten geçiyorsa eğer, bunu onları korkutmadan nasıl yapabiliriz? Yoksa korkutmalı mıyız?
Bunun tek bir yanıtı var: çocukları eğitmek. Anne-babanın, herhangi başka bir aile ferdinin çocuklarını istismar edeceğini düşünmesi, bunu kondurabilmesi mümkün değil. Dolayısıyla çocuğu bu konuda eğitmek lazım. Ancak öyle bir eğitim vereceksiniz ki, cinsellik tu kaka olmayacak. Cinsellikle ilgili normalin üzerinde, aşırı bir utanç duygusu yerleştirilmeyecek. Onun üstüne bu eğitim inşa edilecek.

Çocuklarda utanma duygusu 9-10. aydan itibaren başlıyor. Dolayısıyla algılayabileceklerini düşündüğünüz yaştan itibaren çocuklarınıza mahremiyet eğitimi verebilirsiniz. Kreşe başladıkları yaştan itibaren çocuklara iç çamaşırını kimseye göstermemek, ortalık yerde soyunmamak, tuvalete giderken kapımızı kapatmak gibi mahremiyet kurallarını anlatabilir; bu kuralların ancak ve ancak büyüyüp, karşı cinsten birini çok sevip evlendiğinizde, sadece o kişiyle, sevgi ve sevişme esnasında kırılabileceğini anlatabilirsiniz. Çocuğa mahrem bölgelerinin nereler olduğunu tanıttıktan sonra “okuldan, aileden, arkadaşlarından herhangi biri bunlara dokunmak istiyor, göster diyorsa bunu bize hemen söyle” diyebilirsiniz.

Peki, orada ben şöyle bir karışıklık yaşıyorum: Bu çocuklar okula gidiyorlar. Bazen anneanne-babaanne ilgileniyor. Kiminin bakıcısı var. Benim oğlum artık arkadaşlarının evine ben olmadan gidebileceği bir yaşta; ancak yeri geliyor, orada tuvalet sırasında yardım alması gerekebiliyor. Bir yandan “Mahrem yerlerini sadece anne-baba ve doktor görebilir” derken, bir yandan da bakıcı, arkadaşın annesi, okuldaki ablanın da içine dahil olmasıyla ortaya çıkan çelişkiyi nasıl anlatabiliriz?
Çocuğunuza bu konuda yardımcı olacak insanların resmen listesini vereceksiniz. “Ben yokken sana anneannen yardım edecek, falanca teyze tuvalette yardımcı olacak” diyeceksiniz. Biraz daha büyüdüğünde bu işi kendi kendine yapacağını anlatacaksınız.

Burada “amacın” ne olduğunu anlatmanız önemli. “Bu kişiler senin temizliğini yapacaklar, kapatacaklar. Bunun dışında oyun oynar gibi dokunmalar olursa bunları bize söyle’ demelisiniz.

Bu bilgiyi “bayramlık” vermelisiniz. Yılda bir, bilemediniz iki kere, ya da belirli bir olayın üzerine bu konuşmaları yapmalısınız. Bir kere söyleyip bırakmalı, sonrasında ellememelisiniz. Her gittiğiniz yerde “şu teyze sana yardım edecek” demek çocuğu işkillendirmek olur.

Çocukların ‘ben nasıl oldum-doğdum’ sorularına nasıl cevap vermeliyiz?
6-7 yaşına kadar olan bir çocuk “ben nasıl oldum?” diye sorduğunda Biz (annenle baban) büyüdük, meslek sahibi olduk, iki yetişkin insan olarak birbirimizi çok sevdik, evlendik, seviştik ve sen dünyaya geldin gibi bir yanıt vermek uygun. Çocuk sahibi olmak için bir erkek ve kadının meslek sahibi olup para kazanmaya başlamaları, birbirlerini sevip evlenmeleriyle ve sevişmesiyle çocuk dünyaya gelir şeklinde, çok detaya gitmeden bir açıklama yapmak yeterlidir.

Çocuklar muzırdır, “sevişmek ne demek?” diye soracaklardır. Anneyle babanın birbirlerini sevip okşamaları, öpüp koklamaları demek yeterlidir. Daha grafik bir detaya girmeye gerek yok. Daha da büyüyünce ben sana da güzel anlatırım diyerek konuyu kapatabilirsiniz.

8 yaşından itibaren bu tür sorular daha yoğun bir şekilde gelmeye başlıyor. Gelmese bile, ön ergenlik yaşı olarak kabul ettiğimiz 9 yaşından itibaren annenin kız çocuğa, babanın erkek çocuğa cinsel bilgilendirme yapması gerekiyor. Çocuklara bedenlerinin değişeceği, boylarının uzayacağı, erkek çocukların seslerinin kalınlaşacağı, sakallarının çıkacağı, kızlara baktıkları zaman farklı hissetmeye başlayacakları, kız çocukların belirli bölgelerinde tüylenmeler başlayacağı, yağlanma olacağı, 11-12 yaşlarında adet kanaması geçirecekleri anlatılmalı.

7 yaş gibi sorarlarsa “Anatomik farklılıkları sana anlatmıştım. Çocuk sahibi olmak için kadın ve erkek esas. Birbirlerini çok severlerse evlenirler, sevişirler. Bu esnada cinsel organları birleşir. Erkekte sperm denen tohumlar var, kadında da yumurtalar var. bu spermlerden bir tanesi yumurtayla birleşiyor ve çocuk oluyor. Annenin karnında büyüyor. 9 ay sonra da bebek doğuyor” şeklinde anlatabilirsiniz.

Bunu anlatırken anne-babanın rahat olması, kaygı uyandırıcı bir ifadesi olmaması, tiksindirici bir şekilde anlatmaması, kaşının gözünün oynamaması gerekir. “Cinsellik kötü bir şeydir, pis bir şeydir” mesajı kesinlikle verilmemeli.

Çocuklara doğumu nasıl anlatmalı peki? Benim oğlum henüz kardeşinin karnımdan nasıl çıktığını sormadı, ben de anlatmadım. Ancak soracak olduğunda ne demeliyim? (Normal doğum yaptım)
Uzun süre karnımdan çıkıyor demekte fayda var. Çocuğa normal doğumu anlatabilmek için onun adet kanamasını kavradığı bir yaşta olması lazım. Ancak o zaman adet kanamasının geldiği yerdeki kasların doğum sancılarıyla beraber genişlediğini ve bebeğin çıktığını, sezaryen gerekiyorsa doktorun kesip aldığını anlatabilirsiniz.

Çocuklarla cinsellikle ilgili konuşmaları aynı cinsiyetten ebeveynlerin yapması mı doğru?
Aynen öyle. Kız çocuklarla anne, erkek çocuklarla baba konuşmalı. Örneğin bir adet kanaması kavramını da erkek çocuklarına baba anlatmalı.

Tuvalet eğitimi sırasında cinsel eğitim açısından özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar var mı? Bazı kaynaklar aynı cinsten ebeveynlerin tuvalete birlikte girmelerini öneriyor, ancak kimi ebeveyn bundan çekiniyor. Ne yapmalı?
Aynı cinsiyetten ebeveynler çocuklarına tuvalet eğitimi sırasında yardımcı olmalılar. Ancak bunu da mahremiyet eğitimi kapsamında yapmalılar. Tuvalete girerken kapının kapanması gerekir.

Çok güzel (!) Ben, ilk üç sene boyunca evinde yardımcısı olmayan bir anne olarak –af edersiniz- tuvalete girerken bile çocuklarla girdim. Her işimizi birlikte yaptık çok şükür. Hatta diğer annelerle aramızda gönderme yaptığımız bir konudur “tuvalette bile rahat yok” konusu.
Yok, öyle bir şey olmamalı. Kapıyı kilitleyip gireceksiniz.

Çocuklarımız yaşıtlarıyla oyun oynarken nasıl takip etmeliyiz? Birbirlerine cinsel organlarını göstermeleri, oynarken öpüşmek istemeleri konusunda ne yapmalıyız?
Erkek çocukların birbirlerine penislerini göstermeleri, ilkokul çağında kim daha uzağa idrarını yapacak diye yarışmaları çok normal, çok üzerinde durmamak lazım. Ancak öğreti olarak şunu anlatabilirsiniz: Cinsel organlarla oynanan oyunların çok aşırıya kaçmaması gerekiyor.

Bu tür oyunlar sadece erkek çocuklarına mı özgü?
Hayır, kız çocukları da yapabiliyor. Çocuklara şunu anlatmak lazım: hepimiz birbirimizi merak ettik; sende bu var, bende bu var diye sorduk. Bunlar tamam. Ancak mahrem bölgelere çok da uzun vadeli takılmamak lazım. Yine bunları da eğitim süreçlerinde, kısa bir altyazı halinde söyleyeceğiz. Sürekli değil.

Bu oyunları kaç yaşlarında normal kabul etmek lazım?
Fallik dönem olarak adlandırdığımız 4 yaştan itibaren normaldir. 8 yaş gibi utanma duygusu iyiden iyiye oturacağı için bu tür oyunlar yok olmaya başlar.

Çocuklar birbirleriyle oynarken anne-babayı taklit etmeye, evcilik oynamaya da kalkışıyorlar.
Bu da çok normal. 4-7 yaşları arasında evcilik, doktorculuk, öğretmencilik oyunları çok tipiktir. Çocuklar gerçekten birbirlerini yoklarlar, muayene ederler, televizyonda gördükleri aksiyonları taklit etmeye kalkabilirler. Çocukları oynarken dört duvar arasında bırakmayacağız. Kapı daima aralık olacak, gidip çaktırmadan oyunun mahiyetine bakacağız. Bir yamukluk varsa “kurabiye saati geldi, çay saati geldi” diyerek dalacağız.

Çocuğunuza arkadaşlarıyla oynarken anne-babacılık, doktorculuk oynamanın normal olduğunu, ancak arkadaşlarını çok da özeline sokmaması gerektiğini anlatabilirsiniz. Ama gözünüz hep üstlerinde olacak.

Cinsel organları nasıl adlandırmalıyız? Ben çok uzun süre “penis” olarak öğretmiştim, ancak okula gidince bu pipiye dönüştü. Kız çocuklar içinse ayrı bir durum – sırf şirinleştirmekten kaçınmak adına vajina demek çok doğru gelmiyor bana, çünkü tam karşılığı değil.
Erkek çocuklar için her ikisini de söyleyebilirsiniz. Kız çocuklar için yöresel farklılıklar olmakla birlikte kutu dendiğini duyuyoruz. Önemli olan adından ziyade kavramı oturtmak: Erkek çocuklarda penis var, kız çocuklarda yok. Bu “yok”u kimisi bir hazne olarak adlandırıyor, kimi boşluk var diyor, kimi de kutu diyebiliyor.

Özellikle de karşıt cinsten ebeveynlerin çocuklarının önünde giyinip soyunmaya, onlarla birlikte yıkanmaya dikkat etmeleri gereken bir yaş var mı?
3 yaşından itibaren, tuvalet eğitiminin oturmaya başlamasıyla birlikte anne-babanın tuvalette örnek olmaya devam etmelerine gerek kalmıyor. O yaştan itibaren mutlaka mayoyla yıkanmaları doğru olur.

Aynı cinsten olan ebeveynler 7-8 yaşına kadar birlikte yıkanacak olsalar bile, çocukla ebeveyn arasındaki ciddi farklılıkları göz önünde bulundurduğunuzda bence mayoyla girmek daha uygun.

Gerek kız çocuklar, gerek erkek çocuklar annelerin memelerine ilgi duyarlar. Ara sıra yoklamak, ellemek, sıkmak isteyebilirler. Böyle durumlarda da çocukları utandırmadan “Merak ettin herhalde” ya da “Beni sevmek istedin sanırım” diyerek bu dokunmaları sarılmaya çevirmeli.

Uzman kişilerden “Çocukların cinsel bölgelerine anne bile dokunmamalı, çocuk banyoda kendi temizliğini kendi yapmalı” gibi bir söylem duymuştum. Bu benim aklımı karıştırdı. Benim oğlum 4,5 yaşında, ve ben ona kendi işini kendisi görmeyi öğretmeye çalışıyorum. Ancak iki yaşındaki bir çocuğa da banyoda pipisini kendinin yıkamasını söyleyemezsiniz, değil mi?
Çocuğunuz kendi kendine yıkanmaya başlayıncaya kadar siz onu tabii ki destekleyeceksiniz. Aksi takdirde, “Kollarını ben yapayım, penisini sen yıka” gibi bir söylem cinselliğe çok fazla dikkat çektirmiş olur. Uyarıcı bir anlam taşımadan normal temizliğini yapıp geçeceksiniz.

Çocuklarımızı cinsel organlarına dokunmaktan nasıl vazgeçirebiliriz? Vazgeçirmeli miyiz? Özelikle de ortalıkta cinsel organlarına dokunmaları birçok anne-babayı zor duruma düşürüyor. Kaynaklar “toplum içinde yapılmaması gerektiğini, ancak kendi odasında isterse yapabileceğini” söylememizi tembihlese de buna çok rahat yaklaşamıyoruz. Bu konuda ne yapmalı?
Çocukluk dönemi cinsel keşfi yaklaşık 1,5-2 yaşlarında başlıyor. Bu keşif daha sonra çocukluk dönemi mastürbasyonu olarak adlandırdığımız cinsel oyunlara dönüşüyor. İçinde orgazm, şehvet içermeyen, çocuğun keyif aldığı, hoşuna gittiği bir oyun bu. Bunların hepsi cinsel gelişimin bir parçası. Literatürde 9 aylık bebeklerin mastürbasyon yaptığı var, kundak bezini, alt bezini kullanarak.

Cinsel organıyla oynayan yapan çocuğu eylem anında yakaladıysanız asla kesmemek gerekiyor. Daha sonra da bunu hangi anlarda yaptığını keşfedip o dönemlerde oyalamak gerekiyor. Mahremiyet kurallarını anlattığınız dönemde bunu yapıyorsa o zaman “O bölgeyle insanların önünde oynamaman daha uygun olur” diyerek o hareketi yapmamasını değil, insanların önünde yapmamasını söylüyorsunuz. Bunu uykudan önceki bir alışkanlık şeklide yapıyorsa müdahale etmiyorsunuz. Uykudan önce ne yaptığı, banyodan önce ne yaptığı sadece çocuğu ilgilendiriyor. O sırada müdahale etmeniz, kızmanız, engellemeniz hiç doğru değil.

Ne zaman ki bunu çok fazla yapar, gününün büyük kısmını bununla geçirmeye başlar, o zaman öncesinde müdahale etmeniz gerekebilir. Ama, örneğin her akşam uyumadan önce yapıyor, gevşiyor, ve uyuyorsa, yatağından yapıyorsa bu hiç ikaz edilmemesi gereken bir şey. Görmezden gelmelisiniz.

Büyüyünce kardeşiyle, anne-babasıyla evlenmek istediklerini söyleyen çocuklarımıza nasıl yaklaşmalıyız?
Anneni/babanı/kardeşini çok sevdiğini biliyorum. Evlilik olabilmesi için ailemizden olmayan, senin çok iyi tanıyıp seveceğin birisi olacaktır. Ama annendeki/babandaki özellikleri taşıyan, baban kadar becerikli/çalışkan/yakışıklı…, annen kadar güzel/çalışkan/becerikli…, ailemizden olmayan biriyle evleneceksin. Anne/baba kardeş sevgisi apayrı bir şeydir.

Anne-baba, karı-koca (kadın-erkek) olarak çocuğa nasıl örnek olmalı? Çocukların yanında sarılmak, öpüşmek, birbirine sevgi gösterisinde bulunmak doğru mu?
Şehvet içermeyen sevgi gösterisine son derece sıcak bakıyoruz.

Aile büyüklerinin özellikle de erkek çocuklarına “pipini göster, erkek adam” türünden yaklaşımları konusunda ne yapılmalı?
Buna kesinlikle sıcak bakmadığınızı söylemeniz lazım. Gerekirse çocuğu ortamdan uzaklaştırarak bu konuda daha sonra konuşacağınızı söyleyebilirsiniz.

Çocukların cinsel yönden uyarılmalarını tetikleyen ve bu sebeple sakınmamız gereken oyuncaklar söz konusu mu? (Sallanan oyuncaklar, bisikletler gibi) Erkek bebekleri yüz üstü yatırmayın denir, bu doğru mu?
Hayır. Siz engellemeye çalışsanız bile çocuk zaten kendi kendine keşfediyor birçok şeyi.

Çocuklarda cinsellik konusunda anne-babalara önerebileceğiniz kaynak kitaplar neler?
Çocuk Ruh Sağlığı adındaki kitabımı tavsiye edebilirim. D&R, Nezih, İnkılap Kitapevlerinde bulunabiliyor. Ayrıca  Atalay Yörükoğlu, Alper Ekşi, Haluk Yavuzer gibi isimlerin de kitaplarını tavsiye edebilirim.

***

İşte böyle…  Uzun oldu, ama kendi adıma çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Bayramlık verilmesi gereken bilgiyi çocuğun kafasına kakıyor olduğum gibi…

Sorularıyla röportajı geliştirmemi sağlayan herkese, vakit ayırdığı ve biz kafası karışık anneleri aydınlattığı için Neslim Hanım’a, beni uzmanlarına yönlendirdikleri için Anneysen.com‘a teşekkür ederim.

35 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

35 Cevap verilmiş: Çocuklarda cinsel eğitim

  1. Puren diyor ki:

    Elifciğim,

    Öncelikle ellerine sağlık. Ancak ilk defa blogundaki bir yazını yüzümü buruşturarak okuduğumu üzülerek söylemek istiyorum.

    Sanırım Neslim Hanım’ın söyledikleri bizim kuşağımız çocuklar için geçerli. Biz yeni nesil çocukların anneleri çok daha “sert” ve “içinden çıkılmaz” sorularla karşılaşıyoruz. “Babanla seviştik, sen doğdun” dersen bu neslin çocuğuna “seks mi yaptınız yani” diye soruveriyor. “anne yatağa atmak ne demek”, “herkes porno seyreder mi” gibi sorularla geliyor. Şoka giriyorsun.

    Ben Yiğit’in okulunu bu konuda uyardım. Sen istediğin kadar doğru ve zamanında bilgilendirme yap, sınıfta erken gelişmekte olan bir tane çocuk tüm dengeyi bozuyor. Okul önlem alsın, antremanda soyunma odasında konuşuluyor, orayı önle yazlıktaki çocuklar birşeyler söylüyor.

    Çocuklar da haklı; dizi seyrettirme, film seyrettirme ama biz Yiğit dünyadan haberdar olsun diye anahaber bültenleri seyrettiriyoruz. Çocuğun son haftalarda en çok duyduğu cümle “seks kasetleri”. Ve gelen soru şu; “sizin de kasetiniz var mı anne?”.

    Diyeceğim o ki bu bilgiler ve yaklaşımlar güncellenmeli. Ben dizi izlettirmiyorum ama bir tane seyreden olsun, duyuyor, zihnine kaydediyor ve akşam eve gelip “halvet ne, tecavüz ne” diye sorup seni ters köşeye yatırıyor. Yada kimi erkeklerin erkek çocuklarına ilgisini anlatmakta zorlanıyorsun. AVM’ye gittiğinde erkek çocuğu erkekler tuvaletine göndermek istemiyorsun ama bunu anlatmakta zorlanıyorsun çünkü ona bu tür bir yakınlaşmanın anne – baba arasında, hadi olmadı birbirini seven kadın – erkek arasında olacağını anlatmışsın. Yine ters köşedesin.

    Özür dileyerek bu söyleşinin çok naif ve sadece Deniz yaşındaki çocuklar için geçerli olduğunu düşünüyorum. Yine de önemli temel bilgiler var. Ama pek tabi ki emek veren sana da vakit ayıran Neslim Hanım’a da teşekkürler.

    Sevgiler

    • blogcuanne diyor ki:

      Püren, yorumunu dehşetle okudum desem yeridir. Özellikle de seks kaseti kısmı cidden korkuttu beni.

      Biliyorsun Deniz 4,5 yaşında. Blogu takip edenlerin çoğunluğunun çocukları da 0-6 yaş arasında demek çok yanlış olmaz. Dolayısıyla, evet, okurlardan da topladığım bu sorular daha küçük yaştaki çocuklar için kolay bir reçete olabilir, ve senin gibi daha büyük çocuğu olan okurlar için yeterli gelmeyebilir.

      Bahsettiğin şeyler bana o kadar uzak ve yabancı ki şu anda… Belli ki çocuklar söz konusu olduğunda ayrı dünyaların insanıyız (yaş icabı). Ve fakat bu söylediklerini önemli bir uyarı olarak not ediyorum. Korktum.

    • Berivan diyor ki:

      Püren çok doğru söylemişsin,sen ne kadar dikkatli,özenli davransan da başka aileler aynı özeni göstermiyor.Geçenlerde ilk derste öğrencilerimden birinin boş boş baktığını fark ettim ve akşam kaçta yattığını sordum (Sınıfımızın kuralı en geç 9 ' da yatılacak),11 civarı olduğunu söyledi,niye kızım dedim dizi mi izledin,aldığım cevap tabii ki evet,hangi diziyi izledin ''Fatmagül'ün suçu ne''…Düşünün bir anne oturup kızıyla gece yarılarına kadar oturup dizi izliyor hem de konusu çok belli bir dizi,malum sahnenin tam 19 dakika gösterildiği bir diziyi…Maalesef Türkiye'de büyük bir kısım izliyor,o yüzden halvet kelimesi çocukların lügatına girdi bile ve bu beni hem sinirlendiriyor,hem üzüyor,hem korkutuyor…

      • Puren diyor ki:

        Bu Fatmagül, Muhteşem Yüzyıl ve Öyle Bir Geçer Bilmemne ki dizilerini seyrettiren anneleri bulsam pataklayacağım. Nasıl bir vurdumduymazlık, nasıl bir rahatlık bu? 10 yaşındaki bir çocuğa "tecavüz"ü nasıl anlatırsın? Daha ötesi niye anlatasın? Ama tabi sorun diziler, filmler değil ki sadece. Ülkenin tüm liderleri kasetle yatıyor, kasetle kalkıyor günlerdir. Haber programlarını da izletemez olduk. Bu tabloda sen çocuğunu korudukça bu defa arkadaş sohbetlerinde kendi tanımlarıyla "ezik" kalıyor. Çok sıkıntılı çok. Tek çözümü cinsel eğitimlere okullarda daha erken yaşlarda başlanması.

        • Nesliice diyor ki:

          Hatta fatma gülün sucu ne dizisindeki tecavüz sahnesini izleyen cocuklar ayni seyi özürlü bir kücük kiza yapmis bilmiyorum duydunuzmu. Facebookta bir süre bu konu dolasip durdu. Hatta fatma gül karakterini canlandiran beren saat bu sahnesi yüzünden ödüllendirilmisti birde cok büyük marifetmis gibi… Üstelik bu yüzden tacizede ugramisti. Bende dizilerin cok tehlikeli oldugunu düsünüyorum cocuklara izletirilmemeli. Kurtlar Vadisindeki cocuk öldürme, önüne geleni öldürme isgence sahnelerini aklima bile getirmek istemiyorum. Kurtlar Vadisini gece 1 de yayinlamalilar hatta bence…..

          • belde diyor ki:

            Yazı bence güzel, faydalanıcak çok nokta var gerçekten önemli olan bilinçlenmek ve gerekeni uygulamak. Bence çokta panik halinde olmamak ta gerekiyor. En önemlisi aile içi tavır ve duruş.

            Hayatta her zaman bu tip olaylar, haberler vb. cinsel içerikli yayınlar vardı. Ben kendi çocukluğumu düşündüğümde okula gelen dergiler, sözlü – elli tacizler bunlar her zaman olan şeyler ama bizler bir şekilde büyüdük çok şükür. Hatta bir tarafta bülent ersoyun haberleri diğer tarafta eski haliyle çektiği filmleri. yalan rüzgari, hayat ağacı hepsinde karışık ilişkiler yok muydu? Hem şu an internette devreye girdi nereden ne kadar kaçırabileceğiz ki çocuklarımızı en basitinden çekilen klipler bile pornografik değil mi zaten? müziği radyodan cd den dinlemek lazım; zaten normalide bu ya :) )

            Neyse diyeceğim şu ki içimizi herzaman ferah tutmakta fayda var tabiii antenlerimiz açık olarak :) )))

            • baharb diyor ki:

              halvet ne demek? bilmiyorum ben gercekten kendimi cok ezik hissettim :)
              arkadaslar 8-10 yaslarindaydim, yasimdan buyuk bir diziyi izliyordum, ve gazeteden dizinin ozetini okumustum, tecavuz kelimesini ilk orada gordum ve anneme sordum. annem "zorla opmeye calismak falan" gibi birsey demisti, bana yetmisti, zaten konsepti bildigimi farketmistim hep dizilerde olan birseydi! yani cok fazla bilgi vermeden, ama cok da yalan soylemeden birsey anlatilabilir sanki? cok mu iyimserim? daha kizim 3 yasinda, ondan belki :)

              • Blogcuanne diyor ki:

                Şekerim, halvet Muhteşem Yüzyıl dizisinin günümüz terminolojisine eklediği bir terim olup padişahın aşna fişna yapması anlamında kullanılmaktadır :)

  2. mehtap diyor ki:

    Eline sağlık Elif, bayramlık bilgi kısmını ben de yanlış yapıyormuşum. Kuzey'den neden ısrarlı geribildirimler alıyor oluşumun sebebini de öğrenmiş oldum. Çok teşekkürler…

  3. umut diyor ki:

    Elif, çok teşekkürler. Cevaplarını bulamadığım sorular sayende cevaplarını buldu. Emeğine sağlık :)

  4. Elif diyor ki:

    Tam şu sıralar öyle çok ihtiyacım vardı ki bu bilgilere ilaç gibi geldi gerçekten. Çok teşekkürler Elif,

  5. TULIN diyor ki:

    valla harıka bır yazı olmus, blogumda ılerıde bu konu uzerınde durup lınk verebılırmıyım gun gelır ıhtıyac duyarım belkı …?

  6. berna diyor ki:

    bizim icin henuz erken olsa da cok yakin zamanda lazim olacak herseyi sormussun Elifcim. cok guzel ve bilgilendirici bir roportaj olmus. arsivime kaydedecegim :)

  7. İpek diyor ki:

    Elif teşekkürler, gerçekten çok yararlı bir yazı olmuş. Oğlum 4 yaşında, bu bilgilere ihtiyacım vardı… Eline sağlık :)

  8. çok faydalı bir yazı

  9. Öznur diyor ki:

    Bu çooookkkk yararlı röportaj için çok çok teşekkürler. Gerçekten çok yararlı bir iş yaptın Blogcu Annemmm. Allah razı olsun. : )

  10. Nilhan (kü&cced diyor ki:

    Bizim şimdiki yaşımız için çok yerinde bir röportaj olmuş. Bazı sorular beni zorlayacak gibi. çünkü bazı cevaplar beni bile düşündürdü. Offf

    kopyalayıp saklayacağım. tşk

  11. Eylem diyor ki:

    Çok yararlı bilgiler, harika bir yazı olmuş, ellerine sağlık!

  12. sitare diyor ki:

    elifcim çok güzel sormuşsun da ben absürt buldum bazı yanıtları ve tıpkı püren gibi düşünüyorum.bizim çocuklarımız büyük.oğlum 9,5 yaşında.ben ona nasıl seviştik sen oldun derim.böyle bir cevap verilebilir mi.ardından bir yığın abuk soru soracak,google elinin altında.okulda gider 2 arkadaşına söyler,onlar gider ailelerine söyler iş çığırından çıkar.durduk yere postmodern bir aile zannediliveririz:)

    daha makul bir açıklama yapabilmeliydi bu uzman bayan.sanırım onun çocuğu yok yahut daha çok küçük.püren ne yazdıysa aynısından bir misli fazlası bizde diyor imzamı çakıyorum maalesef:((

  13. Fatoş diyor ki:

    Çok aydınlatıcı bir röportaj olmuş. Kafamdaki bazı sorulara yanıt aldım. Senin kalemine, Neslim Hanımın diline sağlık

  14. Cagla diyor ki:

    Elifcim,
    Tam da bu konuyla ilgili zor zamanlar yasarken, bu roportaj cok iyi geldi, harikasin:))

  15. SlingoMOM diyor ki:

    2.5 yaşında bir oğlu olan ve cinsellik sorularına yavaş yavaş hazırlanan bir anne olarak nasıl faydalandım anlatamam bu yazıdan. Püren'in yorumunu da not ettim, 10 yaşındsa oğlu ve 11 yaşında kızı olan kuzenlerime de soracağım konuyu, çok merak ettim.
    2.5 nerede, 4.5 nerede 10-11 yaş nerede…

    harikasın.

  16. derya diyor ki:

    ellerine, beynine sağlık.

  17. melike diyor ki:

    kafamda dönüp dolanan, otur sıfır hissiyatında olduğum, bir an önce bu dersi öğrenmeliyim dediğim bir konuydu. fikrine, emeğine sağlık. şahane bir paylaşım. öptüm seni

  18. CokBilmiş diyor ki:

    Ben sağlıklı bir cinsel hayatım olduğunu düşünüyorum ve röportajda yapılmaması gerekn 2 şey bana yapılmış:

    1. Annem, ben daha çok küçükken Elele Dergisi'nde yayınlanan normal doğum fotoğraflarını bana göstermişti, "Nasıl doğdum?" soruma karşılık olarak. Anneme sadece "Çok canını yaktım mı?" demişim. Annem de "Hayır kızım, ellerinle yüzme hareketi yaparak çıktın, hiç canım yanmadı." demiş. Ben de eve gelen misafirlere, yüzme hareketini gösterek "Ben böyle doğmuşum, annemin canını hiç acıtmamışım" deyip durmuşum :) Hala da normal doğuma çok iyimser bakıyorum. Hatta o dergiyi annem hala saklıyor, ben de kızıma göstereceğim.
    Bir de annem bana yumurtanın döllenmesi ile ilgili video izlettirmişti. Tabii spermin nereden çıktığını, yumurtaya nasıl ulaştığını akıl edip sormamıştım. Ama o video bana yeterli gelmişti. Bilgimin yeterli olduğunu düşünüyor ve herkese hava atıyordum :)

    2. 2-3 yaş arasında bana annemin kuzani baktı. Gözünün önünden ayırmamak için tuvalete girerken beni de yanında götürürdü. Asla tenini çıplak görmedim ama o tuvaletteyken, ben de yanında dururdum. Hiç de olumsuz etkilenmedim bu durumdan. Babamla da birlikte yıkandığımızı hatırlayacağım kadar büyükken bile birlikte yıkanırdırk. Asla cinsel organı ile ilgili bir görüntü yok hafızamda. O kadar önemsememişim demek ki. Ha kolu, ha orası! Babam o benim… Şimdi kalkmışlar, aynı cinsten ebeveyn bile mayoyla yıkanmalı diyorlar. Yok artık daha neler! Banyoda çıplak yıkanılır. Nokta. Bunu çocuklar bile bilir. Eğer banyoya çıplak değil de mayoyla girersen, çocuk bunda bir gariplik sezmeyecek mi?

    Bir de fikir olarak çocuklara "Erkeklerin pipisi var, kızların yok" denmesinden yana değilim. Kızların da kukusu var ama erkeklerin yok. Neden kısaca "erkeklerin pipisi, kızların kukusu" olur demiyoruz? Bunda garipsenecek bir şey yok ki? Temel anatomik bilgidir bu.

    • Seda diyor ki:

      Önerilen pek çok şeye katılmakla birlikte, açıkçası mayoyla yıkanma fikri bana da çok saçma göründü, hele bir de üç yaşından itibaren önerilmesi. Hiç doğal değil bu. Doğal olmayan her şey de yanlış bana göre. Çocuk kendi çıplakken annesi ya da babası mayoluysa, o kumaş parçasının ardını daha çok merak etmeyecek mi? Anne-baba-kardeşin vücudu çocuk için merak unsuru olursa, acaba daha farklı ve ciddi sorunlara gebe olabilir mi bu ileride?

      Cinsiyetten bağımsız olarak, çocukların 9-10 yaşına kadar anne-babalarını ve kardeşlerini (veya tam tersi) çıplak olarak görmelerinde bir sakınca görmüyorum ben. O yaştan sonra zaten kendi kendilerine yıkanmayı ve giyinmeyi becerebilecek halde oluyorlar, bir zorunluluk olmadığı sürece kimsenin kimseyi çıplak görmesi gerekmiyor.

      Kendi çocuğum henüz çok küçük (4 aylık), ama şu an 16 yaşında olan kız yeğenimi annesi kadar babası da yıkadı ve tuvaletten sonra yardım etti. Bunlar yapılmalı da zaten, mesela baba-kız (ya da anne-oğul) bir yere, diyelim kampa gitseler, diğer ebeveyn gelemese, ne olacak?

      Ayrıca yeğenim 9 yaşındayken çocuk nasıl olur ve nasıl doğar vb., bu konuların hepsini (mesela kondomun ne olduğunu da) anne-babası birlikte anlattığı için biliyor, bildiği için de gizli gizli öğrenmeye, kendisine zararlı olabilecek kaynaklara ulaşmaya çalışmıyordu. Gerçi ilk öğrendiğinde, sevişmenin iğrenç bir şey olduğunu düşünmüş, buna sadece çocuk sahibi olmanın hatrına bir, bilemedin iki kere katlanabileceğini söylemişti, ama o kadar kusur, kadı kızında da olur :)

    • Blogcu Anne diyor ki:

      Elele dergisindeki o fotoğrafları ben de çok net hatırlıyorum. Ve korktuğumu da hatırlamıyorum. İlginç gelmişti sadece.

      Bence burada kilit nokta insanın kendini rahat hissetmesi. Ben açıkçası şu noktadan sonra çocuğumla çıplak yıkanmak konusunda çok rahat değilim, fakat bu benim kendi kişisel rahatsızlığım. Ancak mayoyla yıkanmak benim de çok aklıma yatmayacağından yıkanmamayı tercih ederim.

  19. Biz, eşimle Rüzgar on sekiz aylık olduğunda bir anlaşma yaptık: Oğlanın banyolarını baba yaptırdı ve tuvalet eğitimini de o verdi. İstisnai durumlarda ben de yıkadım tabii ama kağıt üzerinde bu, babanın görevi. Dolayısıyla pipi ve türevi konular genelde o esnada gündeme geliyor, erkek erkeğe konuşuyorlar :)
    Kimseyi korkutmak istemem ama sözle olsun, dokunmayla olsun taciz konusu ne yazık ki toplum içinde düşündüğümüzden daha yaygın. Çocukları uyandırmadan uyarmayı başarmak da büyük bir maharet ve laf cambazlığı gerektiriyor. Kuzenim, oğlu ilkokula başladığında bir anda dehşetle onu taciz konusunda hiç karşılarına alıp konuşmadıklarını farketmiş. Kontrol etmek amacıyla "sana bir şey sorucam, pek de iyi tanımadığın birisi sana sarılırsa ne yaparsın" diye sormuş, bizimki "ben de ona sarılırım" diye yanıtlamış. Kuzenimi bir anda ateşler basmış tabii. Sonra eklemiş "Peki mesela pipine veya popona falan dokunsa?" dediğinde, "O zaman ona bi tekme atarım, yere yapışır!" diye cevap vermiş :) Bazı kodlamalar, doğru davranışlarla birleştirildiğinde açık açık konuşulmasa da çocuklarımıza geçiyor diye düşünüyorum.
    Mayoyla banyo yapma konusu ise beni de gülümsetti.

  20. Neko diyor ki:

    Yazı benim için çok faydalı oldu teşekkürler. Ama mastürbasyon konusunda şu kısmı uygulayabilceğimi pek sanmıyorum:
    “Bunu uykudan önceki bir alışkanlık şeklide yapıyorsa müdahale etmiyorsunuz. Uykudan önce ne yaptığı, banyodan önce ne yaptığı sadece çocuğu ilgilendiriyor. O sırada müdahale etmeniz, kızmanız, engellemeniz hiç doğru değil.”

  21. Hatice Ciyanci diyor ki:

    Kitaplarda alt baslık olarak okuduklarımdan baska bu konuya yeterince kafa yormadıgımı farkedip biraz arasitirinca roportajinla karsilastim. Sorularin cok basarili ve isabetli ancak ben Neslim Hn’in bazi cevaplarindan pek tatmin olmadim. Atalay Yorukoglu’nun bahsedilen kitabini okumak uzun zamandır aklımdaydı. Hemen yapılmalı listesine ekliyorum. Tekrar tesekkurler..

  22. aysun diyor ki:

    bende tam bu konu üzerinde araştırma yapıyordum.benim oğlum 3 yaşında ve penisiyle oynamaya başladı.bunu önemsemedim ama şimdide her zaman kendince yüz üstü yatıp penisini sürterek buna devam ediyor.galiba bundan zevk alıyor.bu konu hakkında ne yapmalıyım bilmiyorum.ilk başlarda engel olmaya çalıştım ama dahada inatlaşıp yapmaya devam ediyor.bazen olduk olmadık yerlerde yapıyor.ne yapıcağımı inanın bilmiyorum.çok zor durumda kalıyorum.düşüncelerinizi ve önerilerinizi bekliyorum.

  23. aylin diyor ki:

    üzgünüm ama ülkede cinsel istismara uğramış o kadar çok anne varki ne yazıkki bunu hep yakınları yapıyor insana. ve o anne elinde olmadan bazen çocğunu babasından bile sakınıyor hep göz ucuyla izliyor onları bu anne için ızdırap oluyor.başıma gelen bir şey annatayım.üst komşu çok ısrar etti torununun kızımla evlerinde oynamasını bende gönderdim.1 saat sonra naz kapıyı çaldı suratı kıpkırmızı içeri alır almaz ağlamaya başladı sakinleşince konuştuk.çocuklar sırtları açıldı diye kilotlarını indirip üstlerini düzeltiyormuş .bunu gören anane ve babane çığlık çığlığa bağırıp siz ne yapıyodunuz diye çocukları sıkıştırmaya başlıyo çocuklar detlerini annatamıyor.bu kadar bağrılcak ne yaptıkalarını bilmiyorlar.o küçük çocuğa olayın akabinde kurana el bastırıyorlar yemeklerimi yiycem pipimle oynamıcam ev dağıtmıcam ben kızıma bilmesi gerekeni yalansız anlatırım ve kızım bilir o ailenin çocuğu için çok üzülüyorum yukarı konuşmaya çıktımda bana şunu söylediler şokkkk oldum ama seninki kız çocuğu.o anane torununun kilodunu her yerde indirip düzeltirse o çocukta bunu her yerde yapar.çocukların vucutları onlara özeldir herkes görmemelidir öğretelim

  24. Leyla diyor ki:

    kızım bugün 4. ayını bitirdi :-) ama yazdıklarınızı ve hatta arkasından bütün yorumları ilgiyle okudum, benim de sıram gelecek, zaman çok çabuk geçiyor ve hemen büyüyorlar ne de olsa..
    Yalnız ben iki noktaya pek katılmıyorum.
    İlki, CokBilmiş’in de dediği gibi, “Erkeklerin pipisi var kızların yok, boşluk var” vs.. gibi cevaplar bana pek mantıklı gelmiyor. Bu tarz bir cevabın ileriki yaşlarda erkeklerin kadınlardan üstün olduğunun bir göstergesi olarak algılanması çok normal. Bu nedenle benim kızım büyüyüp bunu bana sorduğunda ya da ileride bir de oğlum olduğunda ve o da sorduğunda, “Erkeklerle kızların farkı, erkeklerin pipisinin olması, kızların kukusunun olması” demeyi tercih ederim ki, bunu birinde var birinde yok olarak ya da üstünlük olarak düşünmesinler.
    İkincisi ise, cinsellik o yaştaki çocuğa “nefes almak gibi normal bir şey” şeklinde anlatılmamalı bence. Sonuçta biz de bu şekilde büyümedik. Eğer daha bu yaştaki çocuklara cinselliğin normal olduğunu anlatırsak, her ne kadar cümlemizin başına “anne baba okullarını bitirip çalışıp evlendikten sonra..” desek de, her çocuk bunu anlamayacaktır. Ve şu an maalesef lise öğrenciliğine kadar düşen cinsellik yaşı bu şekildeki cevaplarla ortaokul seviyesine düşebilir.. Bence bunu birazcık daha katı ama tabi ki asla “yasak” olmayan bir şekilde anlatmalıyız.
    Son olarak bunca faydalı bilgi için tekrar teşekkürler :-) Siz tecrübeli anneleri takibe devam.. :-)

  25. Eda diyor ki:

    Emeğinize sağlık, güzel bir röportaj hazırlamışsınız. Sorular isabetli olmuş, eminim çoğu anne bu soruların cevabını düşünüp duruyordu. Sorulara cevaplar çok farklı olabiliyor, bu yüzden kimine garip geliyor kimine hemen kabul edilebilir görünüyor. Bence çocuğun içinde yaşadığı toplumun farkında olmak gerekir. Ben çok küçük bir yerde öğretmenlik yapıyorum ve inanın birçok çocuğun yorumlarda bahsedilen “uç” konulardan haberi bile yok, çok çok saflar. Ama daha geniş çevrelerde, büyük yuvalarda/kreşlerde aman yarabbi çocuklar çok meraklı ve “sorguç” oluyorlar, duyuyoruz. İnsan yaşadığı kadar konuşur der dilbilimciler. Etrafında ucundan köşesinden görmediği, işitmediği, ip ucu alamadığı bir konuyu hayal edemez ki zaten. Şöyle ki, internet ortaya çıkmadan önce “facebook” gibi bir icadı hayal edebilir miydik? Aynı şekilde, sanırım çocuklarımızı – tabi ancak belli bir yaşa kadar- sakıncalı gördüğümüz içeriklerden korumak bizim ve çocuğumuzun iletişimde olduğu çevresinin elinde. Bence de, eğer okula gidiyorsa eğitimcilerin rolü de çok önemli diye düşünüyorum.

    Yorumlarda banyo konusuna dikkat çekilmiş. Birlikte banyo yapmayı hiç düşünmedim ben, hiç heveslenmedim de. Eğer mahremiyet önemliyse mayo giymekten daha anlamlı sanırım çocuğu yıkayıp kurulayıp kucağınıza sarıp banyodan çıkarıvermek. Sonuçta temizlik “ihtiyacını” karşılamaya çalışıyoruz. Bazı kitaplarda, doğduğu günden itibaren tenin tene değmesi konusunda ısrarlı yazılar okumuştum ama biz bunu daha çok sarılarak ve koklaşarak uyguladık. Tabi konunun uzmanları da birçok konuda henüz uzlaşamadıkları için bizler annelik içgüdülerimizle yorum yapıyoruz. Ne düşünüp yazıyorsam, bildiğimden değil tabi, hissettiklerim bunlar. Annem 30 yıl önce uyguladıklarını ve o zamanki bize karşı düşüncelerini ve aldığı önlemleri anlatıyor; dergilerden, kitaplardan, “akademik bilgi içerikli” yazılardan öğrendiklerimin özeti sanki; şaşıp kalıyorum nereden biliyordu diye. Tek bir cevabı var her zaman “Bilmem, öyle hissediyordum” :) )

  26. Ceren diyor ki:

    15 yaşında bir öğrenci olarak yaşananları anlatmak istedim şans eseri annemle jinekolog bakarken bu blog’u buldum ve bu konuda ne yazdığınızı merak ettim öncelikle ben galiba 9 yaşındayken falan sormuştum çocuk nasıl yapılıyor diye ama o zaman annem biz işte çok istedik büyüdük … üstü kapalı bir cevap verdi ben de didiklememiştim ama siz ne kadar üstü kapalı cevap verirseniz o kadar çok merak ediliyor annem bana çok detaylı anlatsaydı zaten çoğu terimin anlamını bilmediğimden yeterdi bu sefer çok çok daha merak ettim 6. sınıftayken fen dersinde bir konuda bu ergenlik falan geçiyor ama öğretmenlerde açık anlatmıyor sadece işte ses kalınlaşır falan hiç regl konuları da yok ve bu konuları siz ayıp öğrenilmemesi gerekli sapık mısın niye merak ediyorsun ki diyerekten düşünüyorsunuz okulda ergenlik semineri olursa kızlar erkekler ayrı ayrı bölünüyor falan ve siz çocuk dahil diğer şeyleri arkadaşlarınızdan internetten öğreniyorsunuz ailenizden gizli öğrendiğinizden içinizde hep bir suçluluk duygusu oluyor 7. sınıf 8. sınıfa geldiğinizde kız erkek tüm sınıf bu konuları konuşuyor bazı kişilerin internetten video izlemesi bahsetmesi falan iyice kötü ileride elimde olsa yurtdışında olduğu gibi böyle bir dersi getirtmek isterdim bunun normal bir şey olduğu insanların suçluluk duymaması gerektiği öğretilmeli bence zaten öğreniyorsunuz ama arkadaşınızdan ve internetten çocuklarınız sizden gizli öğreniyor şu an durup durup güldüğüm ayrı şey 7 yaşındayken yaz okulunda bir çocuk çok sıkı sarılmıştı bana bırakmıyordu ve dedim hamile oldum napıcam yahu bundan nasıl korktuğumu hatırlıyorum aklıma geldikçe baya gülerim buna ki annem de babam da iyi eğitimli bilinçli kişiler ama toplum yapısı ve çevreden dolayı bazı konularda gelişemiyoruz şu da var televizyon da öpüşme sahnesi vs geçtiğinde kanal değiştirmek de yanlış ya hiç açmayın ya da bazı şeyleri güzelce anlatın aranızdaki iletişim çok iyi olsun şu an ben ne merak edersem anneme rahatlıkla sorabiliyorum hiç utanmıyorum sonuçta o benim annem veya doğru kaynaklar var elimde ben bakabiliyorum siz isteseniz de istemeseniz de 12 yaş gibi bir yaşta tüm çocuklar okulda yanlış bir şekilde arkadaşlarından ve internetten birçok şeyi öğreniyor :) ) kendinize çok iyi bakın

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (191 / 424 makale)


Cuma akşamı Kütahya'da deprem olduğunda Doğan yoktu. Ben yeni yatmış, uykuya dalmak üzereydim. Bir anda sallanmaya başladı her yer, beraberinde ...