34 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 7

Güz’ün hikayesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

İlk oda deneyimimizden on gün sonra artık taburculuk planı yapılıyordu. Yine ailecek özel bir odada oğlumuzla beraber kalmaya başlamıştık. Bu sefer her konuda daha dikkatli ve titiz davranmaya, hatalar yapmamaya çalışıyorduk. Biz birbirimize alışmaya çalışırken doktorlar da bir yandan Güz’e kilo aldırmaya çalışıyorlar, diğer yandan sünnet ve karaciğer biyopsisi planı yapıyorlardı. Üst üste beş defa idrar yolu enfeksiyonu geçirmemiz onları sünnet kararına yaklaştırmıştı. Uzun süre damar yoluyla beslenme nedeniyle, karaciğerde büyüme ve karaciğer fonksiyonlarında yükselme vardı. Bu yüzden herhangi bir hasar olup olmadığı yapılacak biyopsi ile anlaşılacaktı. Tabii ki bütün bu planlar bizim taburculuğumuzu da geciktiriyordu. Bugünden düne baktığımda iyi ki de geciktirmiş diyorum; o günlerde oğlumu bir an önce evimize götürmenin hayallerini kuruyordum.

Makineden beslenme devam ettiği için evde hemşire bakımının şart olduğunu söylüyorlardı. Hemşire bakımı için bir araştırma yaptığımızda genellikle bebek bakımı denilince nasıl yıkayacaksın, nasıl gaz çıkaracaksın, uyutacaksın gibi aslında çok da hemşireye ihtiyaç olmayan özel şirketlerin göz boyama yoluyla bu işten büyük paralar kazandığı sistemler karşımıza çıktı. Bu hesaba göre gece-gündüz evimiz de hemşire olabilmesi için günlük en az 300 TL. harcama yapmamız gerekiyordu. Uzun bir araştırmadan sonra birkaç saat için daha makul bir paraya, daha istediğimiz şartlara uygun hizmet veren bir yer bulabilmiştik ama yine de çekincelerimiz yok değildi.

Oğlumuzla odada kalmak büyük bir mutluluktu. Gerçekten onunla paylaşmak, onu kucaklamak muhteşemdi. Bu sefer her şey çok yolundaydı ve oturmuştu. Tam 9 çok güzel gün yaşadık. Ziyaretçilerimiz bile oldu, arkadaşlarımız, ailemiz, ilk defa Güz’le tanışan yakınlarımız oldu. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı kutladık, odamızı balonlarla süsledik. Anneannesi ve dedesi ona şarkılar söylediler,  onu güldürdüler.  Güz o günlerde 2400 gramlık küçük bir dev adamken cici yapmayı bile öğrendi. Önümüzdeki tek engel sünnet ve biyopsiydi. İkisi de bir hafta içinde biterse Mayıs ayında oğlumuzu eve götürebilecektik.

10. güne girerken sabaha karşı Güz’e mama hazırlamak için kalkmıştım. İyi ki kalkmışım. Nefes alışverişinde bir gariplik hissettim. Oda hafif loştu; eşim uyuyordu; Güz’ü bir parça rahatlatabilmek için aspire etmem gerektiğini düşündüm. Burnu tıkanık olabilir açarsam daha rahat nefes alır gibi geldi. Satürasyonları yani solunum sayısı, kalp atış değerleri normal görünüyordu. Aspire işleminden sonra önce biraz rahatladı daha sonra bir anda 100 değerde olması gereken solunumu 70-60-55-35-25 düşmeye, makine bangır bangır ötmeye başladı. Hemen oksijen seviyesini yükselttim, aynı anda Güz’ün gözlerinin kaydığını gördüm. Eşime hemen doktora haber vermesini, koşmasını söyledim. Uykusundaki bir insanın nasıl bir refleksle yoğun bakıma doğru koştuğunu size anlatamam. O sırada doktor gelene kadar Güz’ü kucağımda yüzüstü çevirdim ve sırtına vurmaya başladım. Bir şekilde o hareketi yapınca rahatladı, değerler biraz yükseldi ama hala normalin çok altındaydı. Doktor gelip bebeği kaptığı gibi koştur koştur yoğun bakıma götürdü. Ben de onunla birlikte içeri girdim. Hemen ambo denilen bir aletle nefes pompalamaya ve basınçlı oksijen makinesini kurmaya başladılar. Bu arada Güz’ün suratı mosmordu, gözleri büyümüştü. Nefes alamıyordu, vücudu çırpınıyordu. İçerde olduğumu fark edince beni hemen dışarı çıkardılar, bebeği entübe edeceğiz dediler.

Bu satırlar bugüne kadar benim yazmakta en zorlandığım satırlar… En umutlu günümüzde en dibe düştüğümüz, en umutsuz olduğumuz anı yaşadık biz o gün. Yoğun bakımdan çıktıktan sonra eşimle göz göze geldik. O da benim gibi ağlıyordu “Şimdi değil, şimdi olmaz” dedim, anlamadı. “Durum çok kötü” dedim; bir sigara yaktı. Oğlu eve gelecek diye üç aydır bıraktığı sigarayı o gün bir daha yaktı.

O sabaha karşı, bu beklenmedik olay karşısında uzmanından, profesörüne herkes oradaydı. Şükürler olsun, Güz’ün durumu stabilleştikten sonra herkes bize destek olmaya çalıştı. Doktorumuz bana sarıldı, “O iyi olana kadar burada” dedi. O gün ihtiyacım olan desteği bana verdikleri için sonsuz kere teşekkür ediyorum, tekrar ve tekrar. Gerçekten de dedikleri gibi oldu; o günden 4 ay sonra hastaneden taburcu olacaktık. Ben o anda uyanık olmasaydım, ya da evde olsaydık hiçbir şekilde hastaneye yetişme şansımız olmayacaktı. Geçmişteki bütün riskli ameliyatları atlatan bebeğim, normal bir kusma olayı yüzünden belki de… Evet, bu bir kusma olayıymış. Burnundaki beslenme borusu yüzünden kusamamış, mamalar ciğerine kaçmış.

Biz o sabahı gördük; güneşin bir kez daha doğduğunu gördük. Çok şükür…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

34 yorum

  1. Allah acil şifalar versin.. Her postta gözyaşımı dualarımla döküyorum…

  2. Ceylin'in Annesi

    Güz, annesinin dediği gibi, Gerçekten de küçük bir dev adam.
    Çok, çok kuvvetli O.Hayat daha doğmadna oyunlar oynamaya başlamış ona, ama o hepsiyle birere bire başedeibliyor. Güz 20 yaşına geldiğinde, 30 yaşına geldiğinde neler başaracak, kimbilir ne güzellikler yapacak.
    Beldenin kaleminden çıkanları okurken gözyaşlarıma hakim olamıyorum 4 aylık bir bebek annesi olarak, benim yaptığım sıradan bakımların, onun da hakkı olduğunu, sağlıklı, sadece yaramaz bebeği huysuzluk ettiği için uykusuz sabahladığı günler yaşamasını diliyorum..

  3. kuzunun şimdi iyi olduğunu bilerek okumak insana pansuman oluyor, yaşarken çok zor olmuştur eminim…Allah size bağışlasın onu.Sevgilerimle..

  4. Hikayeniz beni derinden etkiliyor. Herseferinde acaba yine ne oldu diye dusunuyorum. Cok merak ediyorum Guz un ve sizin sinaviniz bittimi?? O artik iyimi?? Allah yavrunuzu size bagislasin. Sevgiler…

  5. Allah yardımcınız olsun, inşallah iyi devam eder her şey.. sizinle birlikteyiz devamlı.
    sevgiler
    gorki

  6. Güz’ün şu anda iyi olduğunu bildiğim halde şu yaşananlar karşısındabgözyaşlarımaengel olmıyorum, allah güzü size bağışlasın. Dayanması çok zor anlar yaşamışsınız.

  7. Basından beri takip ediyorum Guz’un hikayesini ama bu sefer telefon elimden kaydı yere düştü..boğazım düğüm dugum..çok zor seyler yasamissiniz Belde hanım..bende 36 haftalık 2 kilo doğan oğlum için premature
    doğdu,bir hafta kuvezde kaldı dıyordum insanlara,artık hakkım yokmuş gibi geliyor böyle seyler anlatmaya..Guz gercekten çok özel,çok guclu ve çok ama çok şanslı bı bebek,çünkü sizin gibi bı annesi var.:)
    Sevgiler
    BASAK.

    • Başak hanım hakkım yok gibi düşünmeyin her hamilenin hikayesi,her bebeğin hikayesi ve her insanın hikayesi başkadır. Hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey var. Oğlunuza ve size sağlıklı günler dilerim. teşekkür ederim.

  8. her okuduğumda yüreğim sıkışıyor,içim acıyor,ağlamamak benim için imkansız gibi.Onun şimdi iyi olduğunu bilmekse süper bir şey.Büyük bir serüven yaşadığınız,bata-çıka ilerliyorsunuz yolunuzda ama tek farkla bundan sonra hep ileriye,daha güzel günlere…

  9. :((((((
    Benim oğlum da zor ameliyatı sonrası tıpkı bu sekilde alınmıştı yogunbakima :(( o feryad eden makine sesi, ‘morarmaya baslamisti’ diyen hemşireler…. yogunbakimin kapısında kalışımız, bebeğimi goturusleri.. entube edeceğiz demeleri.. nasıl diye sorduğumuzda üzgün üzgün sadece ‘makineye bagli’ cevabı verişleri…. Allah’ım ne zor gunlerdi

    • Çok geçmiş olsun Song. Oğlunuzun durumu iyidir umarım ne ameliyatı oldu? Zor günler hiç geçmez biliyorum ama anladığım kötü günleri atlattığı çok şükür.

  10. Dün gece saçmasapan bir şeye o kadar takıldım kaldım ki en sonunda ya sen napıyorsun dedim, insanlar nelerle uğraşıyor ne sıkıntılar yaşıyor. hemen Belde ve Güz geldi aklıma…şükrettim halime ve kapadım gözlerimi…Allah kimseye bu kadar ağır imtihan yaşatmasın…

    • Amin…Ne güzel demişsin Türkan şükrettim halime kapadım gözlerimi gerçekten bu çok önemli.. en zor anınızda zaman tanıyın herşeye bakacaksınız bir süre sonra üstünüze gelmekten vazgeçmiş:))

  11. güzel son olduğunu bilmeme rağmen çok ama çok etkileniyorum okurken…

  12. çağlayla çiğdem

    gözlerim doldu yine okuren, masamın başındayım. Onlar melek, bir şekilde belki de bizden daha sıkıca hayata tutunmayıo beceriyorlar. Allah’ım çocuklarımızı bize bağışla… Allah yardımcınız olsun Belde. Güz’ün Derinle ve denizle fotografını gördüğüm için gözlerimde yaşlar sabit kaldı, yoksa hüngür hüngür ağlayabilirdim şu an…

  13. Her seferinde agliyorum. Guz’un basardigini bilmek icimi rahatlatiyor. Ve oglumun saglikli dogumu icin sukrediyorum. Umarin butun bebekler saglikla dogar ve annelerinin kucaklarinda saglikla buyur.

  14. Ben anne olduktan sonra, cocugu hasta olan annelere cok dua eder oldum. Sabrinizi takdirle karsiliyorum. Siz herkesten baska bir annesiniz. Umarim cok guzel gunler gorursunuz. Umarim bu yasadiklariniz sizi sadece guclendirir. Daha dunyaya gelmesi ile hayatta kalma mucadelesi vermis olan Guz de cok guclu bir birey olur eminim.

  15. Yaninizda olup sizin ve esinizin elini tutup tebrik etmek isterdim.Nasil bir gucluluk ve inanc bravo sizin gucunuz yavrunuzu size bagislamis.1, 5 aylik oglum 5 gun hastanede kalmisti ben dunyanin sonunun geldigini zannedip dibe vurmustum.Hayata tutunup yasamak pes etmemek budur.Cok duygulandim yavrunuzla uzun saglikli bir yasamdiliyorum sizlere. Sevgiler

  16. her seferinde heyecanla okuyorum göz yaşlarıma hakim olamıyorum eminim güz bebek büyüyünce çok güçlü biri olacak

  17. Çok teşekkürler yorumlarınız için inşallah ileride de Güz sağlıklı ve güçlü bir insan olur tüm dileğim bu yönde benimde.

  18. İyiki eve erken götürmemişsiniz. Çok çok geçmiş olsun tekrar.

  19. Belde’cim yazdıklarını okurken o günleri tekrar yaşadım. İnan okurken gözlerim doldu, tüylerim diken diken oldu. Allaha şükürler olsun ki bugün ogünlerden çok zaktayız ama hiç unutmayacağız, unutturmayacağız ve Güz’e de anlatacağız ki yaşamak nasıl güzel bir şey, yaşamak için savaşmak ne demek ve her olumsuzluğa karşı duvar gibi durmak ne demek herkes bilsin. Güz de hiçunutmasın verdiği yaşam mücadelesini ki ileride ufak tefek mutsuzluklar onu yıkamasın. o zaman da 8 eylül 2009’dan bu yana verdiği mücadeleyi hatırlsın ve hatırlatsın…

    Sizi seviyorum…

    • Canım arkadaşım bizde ki değerin çok büyük bunu biliyorsun. öncesinde de sonrasında da en zor günlerimizde yanımızda oldun umarım hayatımız boyunca senin gibi bir dosta (tüm dostlarımız için bu geçerli ) sizlere sahip olduğumuz için çok şanslıyız. O kadar şanslıyız ki benden önce sen, biz diyen dostlarımızla geçirdik bu süreçleri.

  20. Nihat'ın Annesi

    sevgili belde minik güz’ün hikayesini işyerimde şu beyaz camdan hiç aksatmadan okuyorum. ve her okuduğumda göz yaşlarıma hakim olamıyorum. bi anne olarak yaşadıkların okadar büyük ve ağır sınavlarki, işte bu benim gibi doğumdan sonra göğüs yaraları yüzünden bebeğini 3 ay emziren ve bunu hayatın sonu sayan anneler ders niteliğinde…. boğazım düğüm düğüm sadece bukadar yazabiliyorum… dualarım senin yaşadıklşarını yaşayan bütün annelere allah onların evlatlarına iyilik sağlık versin ve o anne ve babalara buna katlanabilecek kuvvet… elif sanada çok teşekkürler, bu yazılarla bizi bilgilendirdiğin ve birazda olsa beldenin bu yükünü paylaşara hafiflettiğin için:)

    • Ben de Güz’ün ve Belde’nin hikayesinden o kadar çok şey öğreniyorum ki… Belde’nin bunu buradan paylaşmasından ötürü çok mutluyum.

      • Elifçim bu hikayeden Güz dahil hepimiz çok şey öğrendik öğreniyoruz. Hayatın nasıl bir şey olduğunu en başta… bu fırsatı bana vermiş olman çok önemli…tekrar teşekkürler..

  21. Her seferinde bukez okumıycam, ağlamak istemiyorum diye düşünüyorum. Sonrada kendime kızıp okumaya başlıyorum. Belde özellikle sen, Güz, eşin maşallah ne kadar güçlüymüşsünüz, ne kadar zor günler atlatmışsınız. Çok geçmişolsun tekrar. Derin ve Deniz’le birlikte Güz’ün resmini gördüğümdeçok sevindim, maşallah kocaman olmuş Güz bebek. Arkadaşlarıyla mutlu mutlu oynuyor 🙂