18 Yorum

Uyursam neler kaçırırım?

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Begüm tarafından kaleme alındı.

Begüm’üm yazılarına www.dilimdenyaziyadusenler.com adresinden ulaşabilirsiniz.

***

Elif’e Twitter’da “8.00’de yataktan kazıdık” diye mesaj atınca gelen “Saat 8-9’lara inanamıyorum” cevap mesajı ile oluştu bu yazı.

İşte bu da bizim uyku hikayemiz…

Uyku düzenimizin ilk sapıttığı dönem 2. ile 4. ay arasında oldu. Kolik krizlerimiz (bence kolik ama kimse kolik olduğuna inanmadı), saat 23.00’te başlayıp, sabah 04.00’lerde bitti. Ve bu dönemde gün bizim için doğal olarak 11.00’lerde başladı.  Kolikler bittikten sonra, düzen oturtmak oldukça zor ve sancılı oldu.

Bir dönem günde 4-5 kere 30 dakikalık gündüz uykuları uyudu Gülde Işık. Sonrasında tembel yardımcı nedeni ile saat 19.00’larda gündüz uykusu uyuduğu da oldu.

İte kaka 1,5 yaşına geldiğimizde akşam uykusu evin “stres” kaynaklarından biri olmuştu. Çünkü 1,5 yılda oturtamadığımız uyku düzenimiz hepimize eziyet haline gelmişti, öyle ki her gece yatmadan önce ilk olarak Gülde Işık’la bir gerilim yaşa, üstüne eşler arası çatışma ve yatağa her gittiğinde ağlayan ya da ağlamaklı olan ben… Baktık ki, bu iş bu şekilde olmayacak, sonu mahkeme kapılarına dayanacak, soluğu psikiyatristte aldık çünkü bana göre bir çocuğun uyumamasının en önemli nedenlerinden biri anne ile babayı kaybetme korkusu olabilirdi. Yoksa niye uyumasın ki!

Peki sonuç ne çıktı? Fazlası ile yüz verdiğimiz…

39 ayda öğrendiklerimize ve yaşadıklarımıza gelirsek;

  • Her çocuğun kendi huyu olduğunu bilerek yola çıkmak gerekiyor bence.
  • Bizim hiç bir dönemde uyku sırasında bir sorunumuz olmadı. Bizim derdimiz hep uykuya geçiş ile oldu. Denemediğimiz ne rituel kaldı, ne hafif müzik, ne ayakta sallamak, ne de bırakıp uyusun diye yatakta bırakmak. 3 yaşa kadar hep uyumamak için çabaladı. Hatta öyle ki; yarı uyanık olarak konuştuğu geceler çok olmuştur sırf uyumasın diye.. ya da yatakta deli divane döndüğü…
  • Psikiyatriste gitmek faydalı oldu mu? EVET! Hem de nasıl. Kibarca biri size hatalarınızı söylüyor, kimsenin söylemediği ya da söyleyemediği. Ben fazla sert, eşim de fazla yumuşak davranıyorduk. Biliyorduk ama ikimiz de yanlışlarımızı kabullenmiyorduk. Kabul ettik ve buna göre tavır aldık.
  • Peki, Gülde Işık ile ilgili olarak ne öğrendik? Fazla sosyal ve meraklı olduğunu ve uyursa birşeyler kaçıracak diye direndiğini öğrendik. Artık uyku vakti geldi mi, evde herkes uyku moduna geçiyor, ışıklar kapanıyor. Çocuklar, bizimde onlardan sonra uyuduğumuzu bilmiyorlar. Bize geçen akşam “anne-babalar neden uyumaz” diye sordu. Bizde ona her insanın uyuduğunu anlattık.. Anladı mı, evet! İnandı mı? Belki…
  • Bizi çok özlediğini, işe gitmemi kabullenmiş olsa da, tercih etmediğini. Bu özlem nedeni ile de uykuyu reddettiğini… Gözlemle benim için kanıtlanmış bir gerçek de, çalışan annelerin çocuklarının biraz daha geç uykuya geçtikleri. Özelde olmayabilir ama genele uyan bir gerçek.. Biz farkına varmasak da bizi gerçekten çok ama çok özlüyor çocuklarımız… Bizim özlediğimizden çok daha fazla… Doğal olarak da daha fazla zaman geçirmek istiyorlar.
  • Düzen istedikleri de kesin. Ve de bize sert gelen ama onlara iyi hissettiren çok net sınırlar. Sizden daha fazlasını isteyebilirler ve isteyeceklerdir ama bunun sebebi gerçekte talep ettiklerinden değil, bu sınırın her zaman aynı ve değişmez olduğunu hissetme ihtiyacından. Taviz vermeyin! (vahşi de olmamak gerekli tabii ki) Bu altın kelimelerden biri…
  • Bir dönem erken yatması için öğlen uykularını dahi kaldırdık ama gene aynı saatte ve geç uyudu Gülde Işık. Demek ki, gündüz uykusunun saati önemli olsa da, tek etken değildi, bunu anladık.

Uyku sorunumuzun son durumu ve nasıl çözdüğümüze gelince;

  • Öncelikle sabır ve tutarlılıkla yola başladık ve devam ettik.
  • Mümkün olduğunca enerjisini boşaltmasını sağladık. (Bu konuda okullar çok yardımcı oluyor ama çocuklar bir süre sonra bu duruma da ayak uydurup, geç yatmaya devam edebiliyorlar.)
  • Makul ve her zaman uyabileceğimiz mantıklı bir uyku saati belirledik. Bizim için gece uykusuna 20.00-20.30 arası geçek mümkün değildi çünkü bazı günler eve geldiğimiz saat 20.00 oluyordu. Bu durumda da Gülde Işık’ın tam bizim geleceğimiz saatte uyuması gerçekçi değildi. Ama çok da geç kalmamalıydık, bu nedenle yatağa giriş saatimizi 22.00 olarak belirledik.
  • Yatağa girdikten sonra yapabileceklerimizi netleştirdik; 1 kitap okuma, biraz sohbet ve sonrasında ışıkları kapatıp küçük kaplumbağa ışığında uyuma. Gündüzleri de yuvada ortalama 1 saat kadar uyuyor, sabah 8.00’de de kalkıyoruz.

Bu bir ritüel mi? Evet. Tek fark bunu biz değil, Gülde Işık yarattı; biz sadece sınırlarını belirledik.

Kolay oldu mu – HAYIR! Tam 3 yılımızı aldı ama başardık. Uykuya geçişteki huzursuzluğu da bitti.

Bizim programımız fazla çizgi üstünde ama ilk anda fazla iddialı olmak, yapmak istediğimizi daha çabuk yıkmak olacağından sağlam ve yavaş adımlarla ilerlemenin daha iyi olduğuna karar verdik.

Bitirirken naçizane birkaç öneri paylaşmak isterim;

  • Anlamazlar diye düşünmeyin. Her dönemde gayet iyi anlıyor ve algılıyorlar.
  • Ne kadar erken o kadar kolay ve iyi!
  • Programınızı çocuğunuzu iyice gözlemleyip, ona uygun şekilde yapın ve GERÇEKÇİ olun.
  • Her şeyi bir anda değil, gerekirse adım adım yapın.
  • NET olun ve sınırlarınıza daima sadık kalın.
  • İhtiyaç duyduğunuzda yardım almaktan çekinmeyin. Yakın çevrenizin “çocuk uyutmak için psikiyatriste mi gidilirmiş, bize böyle öğrettiler, sen de böyle uykusuzdun” gibi yorumlarına kulağınızı tıkayın ve kendi doğrularınızı bulmak için kendi yolunuzu bulun.
  • Genel doğrular olabilir ama her çocuk hepimiz gibi tek ve kendine özeldir, kimse ile kıyaslamayın ve kimse gibi olmaya çalışmayın. Tüm bilgileri süzüp, içinden kendi doğrularınıza uygun bir sonuç bulun.
  • Gece kesintisiz uykuya alıştırmak için gece kakaları bittiğinde; gece uykusuna geçişte bağladığınız bezi sabaha kadar altını açmayın ve gece emmesi için uyanmadan önce mıkırdanmalar başlayınca besleyin. (Bu son maddeyi ben uyguladım ve gerçekten bizim normal zamanlarda hiç gece uyanmalarımız hiç olmadı…)

Uykuyla ve sevgiyle kalın…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

18 yorum

  1. Kesinlikle katılıyorum. Bende çalışan bir anneyim ve kızım maalesef 21.30’dan önce hiçbir şekilde uyumuyor. Odamıza çekilip daha erken bir saatte uyutmaya çalışsam bile onun uyuması yine 22.00’yi buluyor ve bu durumda ben sadece kendimi harap etmiş ve onu hırpalamış, üzmüş oluyorum. O yüzden bizde bunu kabul ettik ve 21.30’dan önce onu uyumak için zorlamayı bıraktık. O da bu rutinden gayet mutlu, uyku saati geldiğinde hiç reddetmeden kolay bir şekilde uykusuna geçiyor. Her çocuğun kendi tercihleri olduğunu kabullenmek gerekiyor sanırım.

    • Bende bir dönem senin gibi zorla yatağa yatırır sonra da deli olurdum neden uyumuyor diye.. ve hepte ben sinir harbi yaşar, kızımı da üzdüğümle kalırdım. Neyse ki o günler geri de kaldı.

  2. Bir anne bu kadar içten bu kadar güzel anlatabilir yaşanılanları. Ellerine ve yüreğine sağlık…

  3. Merhaba , ben de çalışan bir anneyim ve küçük kızım 2 yaşında , neredeyse 1.5 yıldır kızım gece 23.30 dan önce uyumuyor uykuya dalışı çoğu zaman gece 12 yi 1 i buluyor , gündüz uykusu 1-2 saat arası haftasonları yanında biri uyursa 3 saat bile uyuyabiliyor , ama akşam oluduğu zaman sanki bir enerji geliyor çocuğa gün içinde olmadığı kadar neşeli ve oyuncu oluyor, özellikle 22 den sonra evde kurcalanmadık oyuncak keşfedilmedik yeni şey kalmıyor diyebilirim , ben eve 17.30 gibi geliyorum ve evimize çıkmadan bu yazgünlerinde 2 saat kadar da site içinde oynatıyorum ablasıyla , ama yine de erken uyumuyor , tabi bu bizim için sabretmesi zor bir durum eşimle bir yarım saat bile kendimize ait kalmıyor , nadiren (ayda bir iki ancadır) 22 gibi uyursa onda da biz uyumadan hemen uyanıyor yani kız uyuyup da bizim bir bir saat dahi ışıklar açık oturmaya , tvde bir film bir program izlemeye ya da işte oturup bir çay içip sohbet etmeye hakkımız yok sanki … bu hep böyle mi geçecek huyu böyle diyip kabullenmiş gibiyiz ama tahammülümüz de kalmıyor çoğu zaman. Bu düzenin değişmesi için bir gayret içine de girmedik cünkü nezaman erken uyumuş olsa bu sefer de sabah erkenden kalkıyor işe giderken ayrılması zor oluyor , kendi sabrımızdan harcayıp aman yeterki biz işe giderken uyanmasın da o sabah gözünün içine baka baka işe gitmek zorunda kalmayım günüm mahvolmasın diye her gece 12 leri buluyoruz . Bu şekilde en azından sabah 9,9.30 a kadar uyuyor ve bakıcı ablamızla karşılaşıyor uyandığında , bu arada bakıcısına da “anne” diyor… Çok uzun yazdım belki ama fena dolmuşum lütfen benimle aynı şeyleri yaşayan anneler varsa bana fikir versin bu şekilde bir koşturmacaya bünye ne kadar dayanır ? Bu ufaklık hiç mi erken uyumayacak 1.5 yıldır bu şekilde artık değişmez mi ….
    (Bu arada tecrübeli anneyim ama bu ufaklık çok farklı , büyük kızım 2 .5 yaşına kadar çalışmıyordum ve onunla çalışmaya başladığımızda direk kreşe vererek başlamıştım sabah beraber evden çıkıyorduk ve o da geceleri makul bir saatte uyuyordu heralde , ikinci kızımda ise 5 aylıktan beri çok güvendiğim komşum bakıcı ablamız bakıyor farklı bir serüven yaşıyorum o yüzden yaşadıklarım benzemiyor)

    • Merhaba , yazdıklarınız içinde belki de en dikkat çekici olanı çocuğunuzun ona bakan kişiye anne diyor olması.Güvenilir biri olması çok önemli tabii ama çocugun onun annesi değil bakıcısı olduğu farkını anlaması gerekiyor.Ayrıca işe giderken bence evden kaçar gibi gitmemeli .Bu benim ilk işe döndüğüm zamanlarda duyduğum bir şeydi .Bir yere giderken çucuğunuzun uyumasını beklemeyin yazıyordu.Eğer o uyanıkken giderseniz akşama da eve geldiğinizi gordukce kendini guvende hisseder ve bu rutine de alışır.Sadece sabahları kapıdaki ayrılık faslını çok uzatmamanızı tavsiye ederim.Her çocuk ve ev/aile ortamı farklı tabii ama bence sabahları erken kaldırmayı deneyin.Başlarda çok zor olabilir ama eğer bir gün yuvaya gidecekse zaten artık bu tempoya alışmalı.Çocuklar yoruldukça hiperaktifleşirler.Bu nedenle akşam saatleri ilerledikçe daha harekatlenmesini ben buna bağladım.Bir de lütfen bakıcınızı ‘anne’ kelimesi konusunda yönlendirin.Birbirlerini ne kadar sevseler de ,sizden çok birlikte zaman geçirseler de annesi sizsiniz.Sevgiler,

      • teşekkür ederim fikir verdiğiniz için , kızım 20 aylık olana kadar bana da bakıcıya da “dada” gibi bir ifadeyle sesleniyordu “anne” yi söyleyebildiğinden beri de seslenmek istediği kendine yakın bulduğu herkese anne diyor , mesela yengesi onla ilgilensin ona da “anne” diye hitap ediyor telaşla ,teyzesine de anne dediği olabiliyor , ben bunu kelime öğrenme ve söyleme noktasındaki tembelliğine verip çok üstüne gitmemiştim açıkcası , bu da geçer diye … bakıcıyla uyanık olduğu süre 5-6 saat gibi zaman geçiriyor , şimdi hesap ettim işten dönüşümden uyuyana kadar benimle de 5-6 saati buluyor 🙂 kreşe başladığında erken kalkacağı kesin , dediğiniz gibi bu bir yıl içinde bu rutine dönmemiz gerekiyor …

    • Benim kizim da hemen hemen bu hikayeye uyuyor. 8-9 aylikken, yataga giderken `iyi geceler` dedigimizde en azindan el sallar ve uykuya gitmeyi (uyumayi degil) kabullenirdi. Ama son aylarda (su an 21 aylik) `iyi geceler` lafini gece edemiyoruz cunku aglamaya basliyor 🙂 Biz de acikcasi oyle erken uyuyan bir aile degiliz, burada calisma saatleri esnek oldugundan ise 10 gibi geliyorum, yani gece gec yatmak her ne kadar yorucu olsa da, kizimla vakit gecirebiliyorum o donemde. Yalniz disler ciktigi donemdi herhalde, bir ara gece yarilarindan sonrasini buluyorduk o cok cok zordu 🙁 2.5 yasinda burada okula baslayacak, o zaman duzeni olusturacagiz ailece diye dusunuyorum. Bu cocuklar sanirim Begum’un dedigi gibi calisan anneler de daha cok olabilir (bu arada ben ilk 6 ay calismadim, ve daha kizim 1 aylik bile degilken 16 saat uyanik oldugu olmustu!!! kesin kanaatim etrafta olan biteni kacirmak istemiyor, ozellikle gece uykusundan kaciniliyor) Biraz daha sabir diyorum, bence en zor donemler gecti (umarim).
      Bir de ben ve esim oyle rutinlerle yasayan bireyler degildik, simdi de o kaliba cok giremiyoruz… Hayatin akisinda yasiyoruz. Boylece rutin bozuldugu zamanlar oldugunda, rahatsizlanacak bir cocugumuz da yok. Hep beraber aksam yemegine disari cikabiliyoruz mesela

      • 🙂 her durumun negatif ve pozitif yanları var di mi , bu yaklaşımınız gözümü açtı , ben de içimden mızmızlanıyordum bizim ufaklık niye erken uyumuyor diye ki , sizin yorumunuzu okurken bazen de nasıl olsa geç yatıyor ufaklık diye rahat akşam gezmeleri yapabildiğimizi farkettim aynen sizin gibi…

      • Ben bir yandan çocuklar erken yatıyor diye mutlu oluyorken, bir yandan da onlarla akşam gezmesi yapamamanın eksikliğini yaşıyorum. Sık olmasa da, ayda yılda bir bir hafta sonu yemeğe çıkmak isterdim maaile. Halbuki herkesin yemek yediği saatlerde bizimkiler uyuyor.

        Herkes kendine olmayanı istiyor sanırım.

    • İnsanlarda aşırı yorgunluk böbrek üstü bezlerinin stres hormonu salgılamasına sebep olur. Bu da gece belirli bir saatten sonra veya gece uyandığında cin gibi olan enerji dolu çocuklar yaratır. Bu durum sadece yorgunluğa bağlıdır.
      Her bebeğin ve çocuğun kendi doğal biyolojik ritmi vardır. Ancak tetikte olarak adlandırdığımız çocuklarda ‘eyvah birşey kaçırıyorum’ iç güdüsü olduğu için rutinlere ve belirlenmiş uyku saatlerine ihtiyaç duyarlar.Ama benimki uyumuyor diyenleriniz olacaktır mutlaka.Şunu temin ederim ki 3 yaşına kadar olan çocuklarda tutarlı bir şekilde aynı şeyi yaptığınızda minimumda 3 gün maksimumda 3 haftada istediğiniz her alışkanlıklarını değiştirebilirsiniz. Yeterki nasıl yapacağınıza ve ne yapacağınıza karar verin.
      Hangi yaşda ne kadar uyumalı diye bir soru takılırsa aklınıza, http://www.uykumelegi.com da bulunan ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.
      Gece boyu kesintisiz uykular dilerim.
      Uyku Meleği – Seride Samurkaş Karaç

      • teşekkürler okumaya başladım bile yazılarınızı , izin dönüşü tutarlı bir şekilde bu konu üzerine gideceğim , siteniz çok faydalı bu sayede keşfetmiş oldum. 8-9 lar benim için ütopik hayal olsa da hedef olarak en azından 22 ye düşürmem lazım. Uygulamaya başladığımda detaylı olarak danışabilirim umarım size …

        • Sorularızı ilgili yazılar üzerinden sorarsanız, ya da bana eposta atarsanız site üzerinden memnuniyetle cevaplarım. Sürecinizi uygulamak için seçeceğiniz zamanın 3 hafta kesilmeden devam edecek zaman olmasını öneririm.
          Gece boyu kesintisiz uykular dilerim.
          Uyku Meleği – Seride Samurkaş Karaç

    • Aygün, bizde aynı sizin gibiydik. Bugüne gelen kadar izlediğimiz yolu biraz daha detaylandırırsam;
      -Uykusuzda olsa erken kaldırdım, uyanması içinde oyuna davet ettim onu. İkimizde pijamalarla en az yarım saat oyun oynadık her sabah. Bu hem yavaş yavaş erken kalkıp, erken yatmasına hazırlık oldu hem de sabah ayrılıklarını kolaylaştırtı. Gülay’ın yazdığı ayrılık sahnelerini de aynen yaşadık. Fazla uzatmadan ve beni ağlayarak mı öperek mi yollamak isterdin diyerek onu yumuşatma ve sakinleştirme yolu ile bu sancılar bitebiliyor (akşamları birşey getirmeyi de hiçbir zaman teklif ederek ayrılmadım, sadece pazara uğrayacağım günler para kazanıp sana meyve sebze alıp getireyim mi diye sordum)
      Ve kızının her geçen gün uykuya direnci artacak. Bunun için ne kadar zorda olsa en kısa zamanda uyku probleminizi çözmek seni rahatlatır diye düşünüyorum.
      Kolay Gelsin

  4. çalışan bir annenin gözünden çok güzel anlatmışsınız. okuduklarımdan ben de faydalandım. teşekkürler!
    gorki

  5. Uyursam neler kaçırırım başlığını okuyunca aklıma Can geldi. Benim yeğenim de uyumaya giderken hep ağlardı ” daha çok oyun oynamam lazım, oyuncaklarım beni bekliyor” derdi yaşlı gözlerle. Uyuduğunda kaçıracağı oyunları düşünmek onu ağlatmaya yetiyordu 🙂

  6. Gittiğiniz doktorun adını öğrenebilir miyim? Bizim gece boyunca mizirdanma sorunumuz var ve artık yardım almayı düşünüyorum.