Kitap Özeti: Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme

GD Star Rating
loading...

Aşağıdaki kitap özeti, daha önce Anneler ve Oğulları adlı kitabın da özetini hazırlayan Seyyaf’ın Annesi tarafından kaleme alındı. Seyyaf’ın Annesi’nin yazılarına blogundan ulaşabilirsiniz.

Siz de paylaşmak istediğiniz kitap özetlerini blogcuanne@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

***

Kitabın kapağındaki “Çocuğunuzla Bağırıp Çağırmadan, Azarlamadan, Yalvarmadan Nasıl İşbirliği İçinde Olabilirsiniz?” yazısı beni cezp etmişti. Her anne gibi bu tür sorunları ben de yaşıyorum. Yazar Elizabeth Pantley özellikle annelerin neden çocuk gelişim kitapları okuması gerektiğini söylerken şöyle diyor:

Her dönem çocuk hareketlerini bilen bir anne, kendi çocuğunun davranışlarının normal olduğunu anlayacak ve daha az sinirlenecek. Hatta sevinin çünkü gayet sağlıklı bir çocuğunuz var demek ki.

Bu kitabı okurken fark ettim ki sadece özet yazı yetmez, bir yazı dizi oluşturmak gerekir! Bunun yerine bütün annelere bu kitabı bir an önce edinip okumalarını öneririm.

Gelelim kitabın önce format sonra içeriğine: Yazar bir anket koymuş kitabın başına. Bununla amaç nasıl bir ebeveyn olmalı’dan önce nasıl bir ebeveyn olduğumuzu saptamak ve neleri değiştirmemiz gerektiğini öğrenmek. Anketin ardından “Başarılı Bir Ebeveynlik İçin İpuçları” başlığıyla ebeveynler olarak nasıl kişiliklerde olmamız gerektiğinden bahsetmiş. Her bölümün sonunda Bunları Unutmayın isimli kısa kısa tekrar cümleleri var. Pantley’e göre bunları buzdolabı gibi bir yere asıp, uygulayabiliriz. Kitap boyunca gerçek hikâyelerden ve yazarın 3 çocuğuyla kendi hayatından kesitleri, kitabın sonunda da soru-cevap şeklinde hepimizin yaşaması muhtemel olaylar silsilesini görebiliyoruz. Bir de kendimizle eşimiz arasında olması gereken ilişki(ebeveyniz ama karı-koca olduğumuzu da unutmamamız gerekiyor!) ve bir birey olarak kendimize zaman ayırmamız şeklinde iki konudışı konuya değinmiş.

Şimdi o muhteşem içeriğe bakalım: Başarılı bir ebeveyn olmanın yolu, tutarlı olmaktan, yaptığımız davranışlardan dolayı suçluluk duymamaktan (mesela hayır dediğimiz için ağlayan çocuğumuz için kendimizi suçlu hissedip, ona pes etmek), bizim kuralları koyan olduğumuzu çocuklarımıza anlatmaktan geçiyor. Çocuklarımızla çok gereksiz konuşmalar içine girdiğimizi söyleyen yazar, gün içindeki konuşmalarımızı ses kaydına almamızı ve sonra dinlememizi öneriyor. Böylece ne kadar sıkıcı ve gereksiz konuştuğumuzu fark edeceğiz (örnek: Oyuncaklarını topla! gibi basit bir cümle yerine “sana kaç defa oyuncaklarını toplamanı söyledim, zaten hep böyle yaparsın, ne zaman akıllanacaksın bilmem ki vs.”) Aslında bu tür uzatma-söylenmeler- bizi daha da sinirli yapıyor, çünkü yüz cümle kurduğumuz halde hala dediğimizin yapılmadığını görmek çok daha sinir bozucu! İşte burada beklentiler devreye giriyor. Sinirli halden kurtulabilmemizin en iyi yolu beklentilerimizi sınırlı tutmak. Eğer 3 yaşındaki bir çocukla oyuncak dükkânına girdiğimizde bizim gibi “hmm, güzelmiş” deyip çıkmasını beklersek, onun yaptığı her olumsuz davranış bizi de yanlış davranmaya itecek-ve arkası yine pişmanlıklar, soru işaretleri: “Bu çocuk neden böyle?” Yazarın dediği gibi: O aslında çok normal!

Son olarak karşımızdaki çocuğun anlayacağı netlikte ve neyi kast ediyorsak sadece onu dillendirerek konuşmak gerekiyor. Nasıl mı? Odanı topla dediğimizde içeri girip odayı dağınık bulabiliriz. Çocuk sadece oyuncaklarını sepete koyarak da topladığını düşünebilir, hâlbuki kıyafetleri, çantaları ortalıkta olabilir. Net konuşacağız: Oyuncakları sepete, kıyafetler dolaba, çantanı yerine kaldırarak odanı topla!

Çocuklarla İşbirliği bölümünde çok güzel ipuçları var. Herkes kendine ve çocuğuna en çok uyanı-tabi o anki durumu da göz önüne alarak- uygulayabilir. Çocuğa seçenekler sunarak, şunu yaparsan bu olur gibi anneanne taktiği (yazarın ifadesi) kullanarak, espriler yaparak, oyuncak gibi nesneleri konuşturarak, kendi hislerini ifade etmelerine izin vererek onlarla daha rahat iletişim kurabiliriz. Çocuklarla konuşmayı saçma bulanlar için yazar çok güzel bir söz söylemiş:

Eğer şimdi çocuklarınızı dinleyecek zaman bulamıyorsanız, emin olun ki onlar artık sizinle konuşmamaya başladıkları zaman yitirdikleriniz size keşke, onları dinlemek için yeterli zaman ve isteği daha önce gösterseydim dedirtecek.

Ve can alıcı nokta: Kuralları olay anında değil, önceden belirlemek.

Ceza ve Disiplin konusuna gelince,

daha iyi bir yarınımız olması için çocuklarımızı bugünden cezalandırmalıyız.

Ve ceza çocuktan öç almak, onu suçlu hissettirmek için değil, ona bir şeyler öğretmek için verilir. Bazen Seyyaf’a o kadar sinirlenirim ki onun 18 aylık bir bebek olduğunu unuturum ve tabi kendi canımdan kanımdan bir varlık olduğunu da. Bunu henüz lise yıllarımdayken bebeğini dövüp de “oh, rahatladım” diyen bir yakınımda gördüğümde çok şaşırmıştım. Tabi cahillik! Sonra kendimi suçlu hissederim her anne gibi. “Ben nasıl oğluma böyle hislerle bakabiliyorum”un utancını yaşarken yazar imdadıma yetişti.

Bazen çocuğumuza o kadar sinirleniriz ki içimizden onu boğmak veya yok etmek gelir.

Böyle bir an geldiğinde yapmamız gereken çocuğumuzla aramıza mola koymak ve “sana o kadar kızgınım ki biraz düşünmeye ihtiyacım var” deyip oradan uzaklaşıp, derin nefes almak. Ve çocuğa bir şeyler öğretmek için ceza veriyoruz ya hani, hayatın doğal akışı içinde de bir şeyleri oluruna bırakırsak, yine bir öğrenme sağlamış oluruz. Mesela ders çalışmadığı için cezalandırmak yerine, doğal bir sonuç olarak kötü not alması ve buna üzülmesini de bir öğrenme aracı olarak görebiliriz(tabi o  çocuğun kötü not aldım diye üzüleceğinin de garantisini kim veriyor ki!) En iyi öğrenme çocuğun zoru denemesine izin verildiği zaman oluşur diyen yazara sonuna kadar katılıyorum. Seyyaf’ın boyundan büyük çantaları kaldırabilmesinin altında an-nee diye bağırdığında sen yapabilirsin diye cevap alması yatıyor.

Çocuğunuzun Benlik Saygısını Geliştirme kısmında

Olumlu ve etkili ebeveynlik, mutlu ve başarılı çocukların ileride mutlu ve başarılı yetişkinler olma olasılığını artıracaktır.

cümlesi, çocuğa olan yaklaşımı özetliyor aslında. Sözcüklerimizi dikkatle seçmemiz, hakaret kelimelerinden kaçınmamız, onun en iyi yönlerini ortaya çıkarıp, aşırıya kaçmadan övmemiz ve en önemlisi yürekten dinlememiz. Bunları yaptığımızda özgüven ve benlik saygısı beraberinde gelecek.

Kardeş İlişkilerini Nasıl Geliştirebiliriz bölümünde yazar kardeşler arasındaki kavgalara kendi adına iki şey olmadan müdahale etmediğini söylüyor. Çocukları kavga edip yanına şikâyete geldiğinde iki şey soruyormuş:

Kan var mı? Bir şey  kırıldı mı?

Ben de her zaman iki kardeşin ilişkisinin karı-koca gibi olduğunu ve müdahale edilmemesi gerektiğini düşünürüm. Seyyaf’ın teyzesiyle çocukken ettiğimiz kavgaların ardından barışır, oyunumuza devam ederdik. Ne zaman ki aileden biri müdahale edip, kendince bir adalet kurmaya kalksa, birimiz mutsuz olur ve diğerine karşı rekabetten kaynaklı bir nefret duyardık. Oysa kendi halimize bıraksalar biz birbirimizden biraz sonra özür bile dileyebilirdik.
Bu kardeş meselesinde yazarın bir tutumu benim gelecekte yapmayı planladığım şeye engel oldu-kitap okumanın en sevdiğim tarafı işte. Seyyaf’ın bir kardeşi olduğunda, eve hediyeler geldiğinde, onun boynu bükük kalacak diye endişe eder, kıskanmasından korkardım. Bunu önlemek için hediyeleri onun gözü önünde açmamak ya da ona da kendim hediye alıp saklamak böyle durumlarda da ortaya çıkarmak gibi fikirlerim vardı. Oysa yazar diyor ki:

Çocuklarınıza yapacağınız en büyük iyilik, kardeşleri bir hediye ya da güzel bir söz aldığında, ilgi gördüğünde mutlu olmaları gerektiğini öğretmektir.

Kardeşler günü de alternatif bir uygulama: O gün birbirlerine hediye alacaklar, böylece aralarındaki sevgi artacak. Ben bu fikre bayıldım!

Neden Bu Kadar Öfkeleniyorum? Bunu Nasıl Engelleyebilirim? İşte benim bölümüm!

Ebeveynlik karşılaşabileceğiniz en zaman alıcı, enerji tüketici ve zor işlerden biridir ve öfke de bu kadar yoğun bir işin doğal sonucudur.

İçses:  en azından normalim! Önce öfkelenme sebebimizi bulup (gerçekten çocuğun hareketine mi sinirlendik yoksa zaten sinirli miydik?) sonra çözüm arayacağız. Çocuklar bazen koyduğumuz kuralları bildikleri halde ilgi çekmek ya da şanslarını denemek için atakta bulunabilirler. Bu normal olduğu için “Normal ve doğal bir çocukluk davranışı için kendinizi harap etmeyin, Bu davranışı sevmeyebilirsiniz ama kendinizi gereğinden fazla harap etmeyin” diyen yazarı dinleyelim. Biz aslında bazen insanların ne diyecekleri korkusuyla da çocuk yetiştirme peşinde oluyoruz. Daha önceki kitap özetlerimin birinde de vardı bu: Çocuk ne kadar mükemmel olur ve övgü alırsa, bu anneye yöneliktir, çünkü onu O yetiştirmiştir. Oysa Pantley diyor ki:

Ne kadar çok beceriniz olursa olsun, hiçbir zaman mükemmel çocuklarınız olmayacak, siz de hiçbir zaman mükemmel ebeveyn olmayacaksınız.

Aradaki bir bölümde yazar kendimize ve eşimize de zaman ayırmamız gerektiği konularına değinmiş, çok bilindik oksijen maskesi örneğiyle başlamış üstelik. Vücudumuzla barışık olma, eşimizle diyalogumuzu kaybetmeme, çocukları her şeyi bir kenara bırakıp gün içinde kendimize zaman ayırma gibi konular. Seyyaf’ın öğle uykusunu kendime ayırdığım zaman olarak belirledim, o vakitte kitap okuma, bloga yazı yazma, uyuma gibi aktiviteler yapıyorum ve çok zaruri olmadıkça ev işi, yemek vs. gibi şeylere zaman ayırmıyorum. O günler daha pozitif olduğumu fark ediyorum.

Cevap değil Öneriler kitabın son bölümü. Soruları cevaplandırıyor yazar, bizim de “Aa, evet, ben de bu durumu yaşıyorum” dediğimiz birçok örnek mevcut. Yemek yeme, uyku problemi, kardeş kavgası, eşyalarını paylaşmama, ergenlik bunalımı vs.

Ve son söz:

Ebeveynlik yapabileceğiniz en zor iştir. Ama buna hazır olursanız, etkili bir şekilde ebeveynlik yapmak için gerekli donanımınız ve becerileriniz olursa, yapabileceğiniz en tatmin edici ve heyecanlı iş olur. Ve çocuklarınızın kapasiteli, sorumluluk sahibi, uyumlu insanlar olarak büyüdüklerini gördükçe, bütün çaba, sabır ve kararlılığınızın bunlara fazlasıyla değdiğini düşüneceksiniz.

Kitabın Adı: Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme
Yazar: Elizabeth Pantley
Sayfa Sayısı: 214
Yayınevi: HYB Yayıncılık
Biz Nereden Aldık: Eyüp Halk ve Çocuk Kütüphanesi


3 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 Kasım doğumlu Deniz’in ve 2010 Mart doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, orada yaklaşık 10 sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

3 Cevap verilmiş: Kitap Özeti: Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme

  1. reyhan diyor ki:

    en cok bu kıtaba benım ıhtıyacım var ınsallah turkıyeye geldıgımde alacagım sevgıler…

    GD Star Rating
    loading...
  2. Cigdem Toprak diyor ki:

    Elinize saglik, bircok kaynak arasinda hangisine baksam diye dusunurken, boyle ozetler cok yardimci oluyor.

    GD Star Rating
    loading...
  3. Donay diyor ki:

    Kim kendinden nokta atislari bulmadi merak ediyorum…okumaliyim!

    GD Star Rating
    loading...

Bu yazı yoruma kapatılmıştır.

Bu kategoride Konuk Yazar, Oku Anlat (146 / 278 makale)


Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Esra Demiröz tarafından kaleme alındı. *** Kızım Derin gece uykusundan uyanıp emmek istediği zaman, kalkıp ...