67 Yorum

Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?

Vatan Gazetesi yazarı Dilek Önder dün X Jenerasyonu kadınları… başlıklı bir yazı yazdı.

Yazı, “ne olursa olsun kadın kariyer yapmalıdır” (daha doğrusu -benim yorumumla – “kadın para kazanmalıdır) mesajıyla bitiyor. Ama genel olarak yazıdan pek bir anlam çıkaramadım ben. Ana fikrini tam olarak kavrayamadım. Belirtilen yaş aralığında olmasına rağmen çocuk sahibi olan kadınlar X jenerasyonuna ait değiller mi? Çocuksuz kadınlar mı daha mutlu? Hem çocuklu, hem başarılı, hem de mutlu olsak olmaz mı?

Özellikle de yazının başlarındaki “evli ve çocuklu kadınlar mutlu değillerdir, sadece öyle olduklarını sanırlar” kısmı pek bir tuhaf geldi bana.

Şundan bahsediyorum:

Günümüzde kariyer sahibi olan 30 – 40 yaş aralığındaki kadınların neredeyse yarısının çocuksuz olduğu ortaya çıkmış.

Diğer yarısı mutsuz demek!

Ki öyle!

Aralarından her kim çıkıp, “Yoo… ben mutluyum” diyorsa ya yalan söylüyordur ya da gerçek mutluluğun ne demek olduğunu bilmiyordur!

Bu kadar da iddialıyım.

Bir tek kadın grubu hariç: Kocasını sallamayanlar! Kendilerine hayat kuranlar ki onların sayısı da evliler içinde yüzde 1 falandır.

Ben bu anlatımdan 30-40 yaş arası, çalışan ve çocuklu kadınların mutsuz olduğu sonucunu çıkardım. Bu yaş aralığında olup (çalışan), evli olan, çocuğu olan ve de mutlu olduğunu iddia eden kadınlar ya yalan söylüyorlar, ya da gerçek mutluluğun ne olduğunu bilmiyorlar, öyle mi?

Kimse kimsenin ne kadar mutlu olduğunu bilemez.

Ben şu an tam da 35 yaşına iki ay kalan, iki çocuk sahibi bir kadınım. Evet, geleneksel anlamda “kariyer sahibi” değilim belki, ama kendi çapımda üretkenim. Gayet de mutluyum. Allah sizi inandırsın, vallahi ve de billahi yalan söylemiyorum. 12 senedir salladığım bir de kocam var bu arada. Tamam, kendisi Marslı, arada tepemin tasını attırıyor ama severim onu, hem de çok.

Mutluyum, çünkü tercihlerimi bu yönde yaptım. Mutluyum, çünkü yaptığım seçimlerle mutlu olmayı öğrendim.

Çocuk yapmamayı tercih etseydim, belki evlenmemeyi seçseydim, “kariyer yapmaya” yönelseydim büyük ihtimalle o zaman da mutlu olurdum. Çünkü o zaman tercihlerimi o yönde kullanmış ve o seçimlerimle mutlu olmayı öğrenmiş olurdum.

Şu andaki mutluluğumun alternatif maliyetini bilmiyorum. Doğan’la tanışmasaydım, ya da bir noktada ayrılmış olsaydım, belki başka biriyle başka bir yaşam kursaydım, o sırada kariyer kadını olmuş olsaydım… yapsaydım, etseydim, belki “daha fazla” mutlu olurdum. Bilemem ki?

Mutluluğu insan kendisi yaratıyor bence. Mutluluk biraz da öğrenilen bir şey gibi geliyor bana.

“Çocuk sahibi olmak bir kadının dünyadaki en önemli misyonudur” demeyi ne kadar bağnazca ve yanlış buluyorsam, “Çocuk sahibi olmayı seçmiş ve mutlu olduğunu düşünen kadınların, asıl mutluluğun ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmadığını” söylemeyi de o kadar itici buluyorum.

Hangimiz, farklı tercihler yapmış olsaydık ne kadar daha fazla (ya da az) mutlu olurduk, emin olabiliriz?

O halde “bizim gibi olmayanların bizim kadar mutlu olamayacağını” iddia etmek neden?

67 yorum

  1. Evliyim,çocukluyum,bir bankada müdür yardımcısıyım yani kendi çapında da olsa bir kariyer sahibiyim veeee yazar Dilek Önder’in iddialarının aksine gayet de MUTLUYUM ..Sözün kısası sana kesinlikle katılıyorum Elifcim..Mutluluk göreceli bir kavramdır ve ben de ” iddia ediyorum ki ” gerçek mutluluğun ne olduğunu sadece Dilek Önder’ bilmiyordur 🙂 Herkesin mutluluğu kendine canım , bundan kime ne ..

  2. Neden belirli kaliplari insanlarin kafasina kakip ”bu dogrudur ya da illa ki boyle olmalisin” deyip beyin yikamaya, kafa karistirmaya calisiyorlar ben anlayamiyorum. Herkes nasil mutluysa oyle yasasin kardesim….

  3. Senin de dediğin gibi Mutluluktan ne anladığındır önemli olan, yoksa senin mutlu olduğun şeye belkide ben hiç mutlu olmuyorum, kim karar verebilir ki buna.
    Çalışan bir anneyim, en büyük mutluluğu akşam eve yaklaşırken kızıma kavuşacağın zmaanlarda yaşıyorum. Tarif bile edemem. Yani ben kendimi mi kandırıyorum? Öyleyse bile kendimi kandıryorsam da mutluyum.

  4. Hah aklima gelmisken bir de sunu eklemek istiyorum; Dilek Onder’in is ve kariyer’den kasti nedir acaba? Is ve kariyer sahibi olmakta belirli kaliplara sokuluyor pek cok insan tarafindan saniyorum Dilek Onder’de onlardan biri. ”Insan yetistirebilmek” de bir kariyer sayilmaz mi? Toplumlarin temelinde insan yok mu? Bir insan nasil yetisiyor diye hic dusunuyor mu kendisi acaba? Kariyer sahibi ve mutlu olabilmek icin illa ki karsiliginda para kazanmamiz mi gerekiyor? Tamam para lazim belirli ihtiyaclarimizi giderebilmek icin ama bu da Kariyer = Para = Mutluluk olmamali. Fakat gunumuzde devamli bu pompalaniyor insanlara…

  5. Bu tip yazıların ardında hep seçimlerinin sonucu ile barışık olmayan, içinde kalan şeyleri ya da pişmanlıklarını yansıtan insanlar olduğunu düşünmüşümdür. Şu anda 37’ye yaklaşıyorum, 30-40 yaş aralığında sırayla ‘çocuksuz ve kariyerinin zirvesinde kadın’, ‘çocuklu ve deli gibi çalışan kadın’, ‘iki çocuklu ve eeh yeter diyerek çalışmayan kadın’ rollerinin hepsini sırayla yaşadığım için hangisinin beni mutlu ettiğini gayet iyi biliyorum ve zaten seçimimi de bu mutluluğu hedef alarak yaptım.. Başkalarının duyguları hakkında ukalakık etmek abesle iştigal.. Çok güzel yazmışsın Elif.. Sevgiler..

    • Cagla yazini okumadan yorum birakmistim tam soylemek istediklerimi yazmissin: “… secimlerinin sonucu ile barisik olmayan, icinde kalan seyleri ya da pismanliklari yansitan insanlar…” aynen katiliyorum.

    • Cagla hanim oyle guzel ifade etmiski, ben de 32 yasinda dogum yapmis oncesinde 2 hastaneyi kafamdaki ciziminden calisir, isler hale getirmis bir mimar olarak( kariyer sayilir sanirim), bebek sahibi olma mutlulugunu yasamis bir kadinim. İkisini ayni terazide tartmam bile. Ancak onemli saptama hatasi burda onermeyi temelinden yikiyor
      Kiyas yapabilme hakkina ve ayridina hic cocugu olmayan bir kadin isterse (atiyorum) devlet baskani olsun sahip degil. Ama elbette kariyer her mutlulugun ustundedir kandirmacasina girmekte ve bunu savunmakta ozgurdur.

      • Bu bana “kandırmaca” gibi gelmiyor. Ben çocuk sahibi olduğum için çok mutluyum, ama çocuk yapmamış, kariyer sahibi ve mutlu bir kadın olsaydım da kendimi kandırdığımı düşünmezdim.

        İnsan yaşamadığı şeylerin kendini ne kadar mutlu edeceğini bilemez ki… Şu an idrak edemiyorum, ama çocuksuz ve kariyer sahibi olmak belki beni “daha mutlu” bir insan yapardı. Böyle bir kıyaslamaya gitmek çok anlamsız geliyor bana. Hayat Sliding Doors filmi değil ki…

        O yüzden “en mutlu benim, başka mutlu yok” demek kimse için doğru değil bence. Herkes kendi şartları, kendi koşulları içinde mutlu olsun. Ama çocuklu, ama çocuksuz.

        • …bi de niye en mutlu olduğunu ispat etmeye çalışma çabası? Sanki mutluluk bir pasta ve herkes oradan pay alıyor, “en mutlu ben olursam başkalarına daha az pay düşer, hatta onlara hiç kalmaz oh” mantığı? Halbuki mutluluk yarattıkça çoğalan bişey, başkalarının mutluluğunun çok olması bizimkini azaltmaz, herkes kendi mutluluğunu kendisi yaratır.

        • Kiyas yapabilme hakkina ve ayridina hic cocugu olmayan bir kadin isterse (atiyorum) devlet baskani olsun sahip degil. Ama elbette kariyer her mutlulugun ustundedir kandirmacasina girmekte ve bunu savunmakta ozgurdur.
          yorumunuzu okuduktan sonra “kandırmaca” kelimesini yalnış mı kullandım diğe düşündüm, bunun sonrasında mutluluk hesabına nasıl varıldığını. hala kandırmaca sözü yerli yerine oturuyor bence; x jenerasyonu yazısı yazan kadın yazar bir kıyasa giriyor ve sonucu varırken varsayımlarla ilerliyor çünkü. aramızda bize annelik şöyle böyle denildiğinde “aaa evet aynısıymış” diğen sayısı herhalde çok azdır. kendimce hiçbir tarif bana anneliği yaşamadan anlatamazdı, iyi ve kötü yönleri ile.
          mutluluk hesabı içinse tek sorum şu olacak. 50 yaşını geçmiş (x jenerasyonu henüz 30-40 yaşlarında) kariyer kadını menepoza girdiğinde ilk düşüncesi “yaşasın sonunda sexte daha özgürüm”mü olacak, yoksa “acaba çocuklarım olsaydı daha mutlu mu olurdum” olacak.
          bunların dışında neyazıkki ve çok şükür kadınlar takım elbise giydiklerinde göğüsleri düşüp hormonları yok olmuyor ki genetiğimizde işli anne olma güdüsü yerini üretgenliğe, paraya, kariyere bırakabilsin. gerçekçi olmak gerek.

  6. evlıyım, bır yasında bır kopegım var (bunun zorlugunu ancak yasayan bılır), cocuk sah olacam, ve ust duzeyde karıyer sahıbı olmasam da henuz calısıyorum VE MUTLUYUM allah bozmasın(amın)

  7. tabii ki cocuk, is, es, kariyer, ev, para vs. gibi mutlulugu etkileyen dis etkenler cok ama mutlu olmak icin “cocuksuz” ya da “kocasini sallamayan” birisi olma gereginin iddia edilmesi de cok garip. Yasanan kisisel olaylarin herkese mal edilmesinden ibaret gibi geldi bu yazi bana.

  8. Evliyim, çocukluyum, kendi işimi yapıyorum, kocamı seviyorum, hayatımı yaşıyorum hayattan daha ne isteyebilirim ki. Mutluluk tanımını herkes farklı kelimeler ile ifade eder…

  9. yazıyı okuyunca aklıma emre yılmazın kitabından bir söz geldi ^^Ekonomik özgürlük yoktur..Sadece farklı efendilere yeni bağımlılıkar vardır.Kocadan kaçan kadın patrona tutulur..Patrondan kaçan müşterilere.. -Kadın 20.yüyızyılda özgürlüğe kavuştu! -Yok yahu!Peki sonra ne oldu? -hiç.iş kölesi oldu.. ”
    evliyim çalışıyorum sıradan bir işte 8 aylık bir oğlum var onun bir gülüşünü ne en iyi arabalara ne dünyayı özgürce gezmeye ne paraya hiç bişeye hiç bişeye değişmem.40 yaşında çok iyi yerlere gelmiş çocuksuz bir kadın olmak istemezdim benim fikrim

  10. mutluluk insanın kendisinde bitiyor aslında.
    birde kimse kimsenin mutluluğunu bilemez.
    birde mutluyum diyen birine neden inanmayayım ki?
    birde eve gidince beni kapıda gülücüklerle bekleyen iki bıcırığın annesiyim.
    birde ben sevmedim dilek’in yazısını.

  11. Cocuk da yapmayin, kariyer de kardesim 😛 Kirin zincirlerinizi :)))))

    Gasteci ablanin kariyerden anladigi, plaza kolesi olmak ve maasi zorunlu luks tuketim cercevesinde; ev-esya-kiyafet-zorunlu seyahat cercevesinde sistemin gerekli merciilerine teslim etmek sanirim :)))

    Gercek mutlulugun, once sistemin zincirlerini kirmaktan gectigini, “kariyer yapma”nin modern kolelikten baska bir sey olmadigini anlamasini cok isterdim ama.. onun icin once uzun, yorucu, yogun ve tuketim cilginligindan uzak, icsel bir yolculuk/egitim gecirmesi lazim..

  12. işyerinde harika bir kariyerim vardı. Sonra hamile olduğumu öğrendim. Çok MUTLUYDUM. Daha sonra işyerindeki stres o kadar fazla geliyordu ki MUTSUZ olmaya başladım.
    Hamileliğimin 2. ayında MUTLU MUTLU istifa ettim.
    9 ay çok MUTLU bir hamilelik geçirdim.
    Bebeğimi kucağıma aldığımda HAYATIMDAKİ EN MUTLU andı.
    Bebeğimi kendim büyütmeye karar verdim ve şimdi onu MUTLU MESUT büyütüyorum. Her anının TADINI ÇIKARAK.
    3,5 Yıldır ÇOK MUTLU bir evliliğim var.
    Ben hayatımda MUTLU olmayı seçtim. Herkesin MUTLULUK kavramının farklı olduğunu öğrendim. DİLEK hanımada başkalarının hayatını BİLMEDEN yargılamayı bırakırsa ÇOK MUTLU olacağını söylemek isterim. Ama MUTLU olduğunda kendisi inansın yeter. Başkalarının desteklemesine gerek yok :)))

  13. Haftada bir gazete köşesinde atıp tutmak kariyerse, Blogcu Anne sen kariyerinin zirvesindesin. Birçok “çalışan” anneden (ben de dahil) daha üretken ve daha “çalışan” olduğunu düşünüyorum. Mutluluk konusuna gelince de, Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Mutluluk içimizde” :). Mutsuzluğumuzu çocuklara yüklemek çok yazık. Çocuktan sonra mutsuzlaşılıyorsa eğer, dönüp yine kendimize bakmamız lazım. Doğum ve annelik, farkındalığımızı arttırabileceğimiz, kendimizi geliştirebileceğimiz, “mutluluk” her neyse ona ulaşmamız için önemli bir fırsat aslında. Bunu anne olmayan birine anlatmak ve anlamasını beklemek kolay değil.

    • Gözde teşekkür ederim. Keşke insanların ne kadar “kariyer odaklı” olduğundan ziyade ne kadar üretken olduğuyla ödüllendirildiği (ve burada sadece maddi anlamda ödülden bahsetmiyorum) bir dünyada yaşıyor olsaydık.

      İnternette görüyorsundur, anne olduktan sonra keçeden oyuncaklar yapan, çocuk kitapçısı açan, pastacılık yapan bir sürü anne var. Belki plaza kariyerine devam etselerdi daha fazla para kazanacaklardı. Ama daha üretken olacaklar mıydı? Kişinin üretkenlikten ne anladığına göre değişir bu.

      Ben Dilek Önder’i hedef almayı amaçlamadım. Ve bu yazının çıkış noktasını bilmesem de, bekar insanlara “yazık, keşke evlense, keşke anne olsa” muamelesi yapıldığını ben de yakın çevremde görüyorum. Herkes anne olmak zorunda değil, herkes geleneksel anlamda kariyer yapmak zorunda da değil. Kim, nasıl mutluysa öyle olsun.

      • Aynen öyle düşünüyorum. Genelde bu insanlar anne olduktan sonra bu işlere başlamışlar. Sanki yaratıcılıkları doğumla birlikte tavan yapmış hepsinin. Her incelediğim blogda-sitede bunu görüyorum ve çok saygı duyuyorum. O yüzden böyle bir genelleme yapıp, “çok da iddialıyım” demesine gıcık oldum. Zaten köşelerinden “bu böyledir bu da böyledir, tersi de mümkün değildir” tarzı yazılara fena kılım. Hiçbir inceleme-kafa yorma-sorgulama-insanlara faydalı bilgi aktarma adına bir emek yok yazıda. Senin gibi bloglarında saatlerce kafa patlatıp yazı yazan, kaynak gösteren, bilgi ve tecrübe aktaran insanlar varken, bu tip boş yazılar beni sinir ediyor. Bir de buna “gazetecilik” diyorlar ya…

    • Dayanamadım yorum bıraktım gazeteye. Ağzı olan köşe yazarı oluyor.

  14. bilmem ki yazmadan önce annesine bi sorsa mıydı ;onu hayatta en çok ne mutlu etmişti..

  15. İnsan anne olduğu zaman kalbinde daha önce varlığını hiç bilmediği bir odanın kapısı açılıyor. “Anne olunca anladım” hiç de boş bir laf değil. Anne olmayan birisinin o mutluğu kavrayabilmesi mümkün değil. Dolayısıyla çocuksuz kadın da kendisini çok mutlu hissediyor olabilir, keşfettiği sınırları dahilinde…

  16. blogcu annemiz her zaman olduğu gibi yine empati kurarak “mutlu köşe yazarı”nın bilmediği duygulara yabancı olduğunu, mutluluğun bir çok yolla elde edilebileceğini yazmış. Kesinlikle bu yönünüze hayranım, kendimde olan eksikliğin farkındayım ve insanlar hakkında iyiniyetli düşünmeye, küçük görerek konuşmamaya, kendi tercihlerimi her zaman en iyisi gibi anlatamaya( böyle düşünsem bile- ki tercihlerimle barışık olmam lazım) çalışıyorum. “mutlu köşe yazarı”nın hissettikleri sebebi ile her nekadar iyiniyetli kabul etsemde ulusal bir gazete aracılığı ile pek çok kadını ve anneyi incittiği için genel olarak iyiniyetli sayamıyorum. Köşesinden özür bekliyoruz.

  17. Ve yazara sesleniyorum “Büyük lokma ye büyük söz konuşma” demişler. Bir gün evlenir, çocuk sahibi olursa kendisi, duyduğu mutluluktan mı utanacak acaba yoksa yazdığı yazıdan mı çok merak ediyorum…

  18. Burada atlanılan bir nokta var.Hayattan mütemadiyen mutluluk beklememeli insan.Her anımızın musmutlu geçmesi mümkün değilki.Genele bakmalı.Benim işim de yoğun ve stresli, 3 yaşında bir kuzum var, ama çalışmayı para kazanmayı seviyorum, yani sahip olmak istediğimiz şeylerden dolayı katlanmak zorunda olduğumuz durumlar olabilir ama bu mutsuzluk değildir.Ayrıca bence yazar çucuk sahibi değil ve bu duygunun insana verdiği haz dan bi haber…

  19. Evliyim, kariyer sahibiyim, bir tatli Minnos’um var…Cocugum beni tek basina mutlu etmeye yetiyor…Gulerken gozlerinin ici guluyor cunku ve etrafimdaki herkesten daha iyi, daha saf…Kocayi ve kariyeri elde tutmakla birlikte, ikisini de cok fazla takmamak insani daha da mutlu edebiliyor…bence yani…

  20. Zamanımıza ait, klasik ben herşeyi en iyi bilirim yazılarından herhangi biri…Bir mutluluk kaldı kalıba girmeyen sanırım, zorlasalarda girmeyecek ama…

  21. Ben de 28 yaşında evlendim ve o zamana kadar üniversitede yöneticiydim. Mutlu ya da mutsuz olduğum anlar oldu. Evlenmek hiç amacım değildi. Aşık oldum evlendim. Evli ve kariyerli oldum. Mutlu ve mutsuz anlarım oldu. Çok istedim bir çocuğum oldu. Evli ve çocuklu oldum (kariyer henüz ücretsiz izinde 🙂 mutlu ve mutsuz anlarım oldu. Ama ömrümde oğlumun içimi ısıttığı gibi hiç ısınmadı içim. Onun gözlerindeki ışıltı kadar mutlu etmedi hiç birşey.
    Gazeteci Hanımı tanımam, okumam. Ama bir çocuğu olmadan böyle bir yorum eksik kalır. Hani bir şarkı vardı ya. “Ben gençliği biliyorum, ya siz yaşlılığı biliyor musunuz?” diye. Buna benziyor bence. Tatmadığı bir duyguyu ezip geçmiş.
    Herkes seçimleriyle mutlu olsun diyorum bende.

  22. Elif, sen “Mutluyum, çünkü tercihlerimi bu yönde yaptım. Mutluyum, çünkü yaptığım seçimlerle mutlu olmayı öğrendim.” bu cümleyle olayın anahtarını yazmışsın zaten. beklentiler, tercihler, sonuçlar… Allah dert, keder vermesin. kendimizi eşelemeyi yanlış buluyorum.

  23. evliyim çocukluyum kariyer desen o da var MUSMUTLUYUM kime neeee……

  24. Ben Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun oldum, herkesin girmek için can attığı. Bize sadece kariyer insanı olmayı öğrettiler. İş hayatında, takdir edilmek, başarılı olmak mutlu etti hep beni. Daha iyi bir işe geçmek, ileride iyi bir kariyerim olacağını bilmek kesinlikle insanı mutlu ediyor, bir manevi tatmin söz konusu. Ona diyecek birşey yok.

    Hamile kalmadan önce çok düşündüm, “insanın mutlaka çocuğu olmalı mı” diye. İş işten geçtikten sonra pişman olmaktan korktuğum için çocuk yaptım ben. Şimdi 1 yaşında bir kızım var. Ve onu, onunla yeni hayatımı, evli ve çocuklu olmanın mutluluğunu, değil kariyere dünyalara değişmem.

    Evet şimdi hala çalışıyorum, çünkü üretmeden mutlu olamayacağımı biliyorum. Ama kariyer hırsı mı, ileride o pozisyonda bu pozisyonda olma derdi mi, artık hiç yok. Herşeyden önce ailem. Hiçbir pozisyon için kızıma ayırdığım zamandan fedakarlık etmem.

    Ben kariyerin verdiği mutluluk ve tatmini de az çok gören/bilen ve sonrasında çocuklu hayatın verdiği mutluluğu da çok iyi bilen biri olarak, neyin beni daha çok mutlu ettiğini şimdi çok iyi biliyorum. en azından kıyaslama şansım var.

    Ama sadece kariyeri bilip de çocuklu hayatın ne olduğuna dair hiçbirşey bilmeyenlerin, insanın kendi çocuğu olmasının ne demek olduğu hakkında hiçbir fikri olmayanların bu konuda nasıl bir kıyaslama yapabildiklerine inanamıyorum açıkçası!

  25. aslında kariyer ve çocuk sahibi olmak arasında ki mutluluğu tartışmak çok anlamsız!aynı kulvarda değiller bence…kariyer sahibi olmak insanı mutlu etmez,olduğunu zanneden aldanır.kariyer sahibi olmak insana haz verir.mesela büyük bir firmada müdürsün kariyer tavan yapmış ama para kazanamıyorsun bu durumdan haz alır mısın?ama çocuk sahibi olunca karşılıksız ve beklentisiz mutluluk duyarsın bir bakış hatta ufak bir gaz çıkarma bile bulutlara yükseltir insanı.mutluluk ruh ve beyinle artarda artar ama kariyer bambaşka bir şey…

  26. Subjektif değerler ile objektif bir sonuç çıkartmaya çalışmışlar ama olmamış ne yazık ki.

    Mutluluk hayatta yaptığımız seçimlerle ilgili değil bu seçimler ile ne kadar tatmin olduğumuz ile ilgilidir. Tamamen boş bir yazı olmuş.

  27. bu tür iddiaların sebebi komplekstir bence, kaale almamak istiyorum…

  28. mutluluk insanin icinden gelir. nasil denir bilemedim “it is a state of mind”. cocuk yapmak yapmamak, kariyer yapmak yapmamak, evlenmek evlenmemek, bunlarin mutlulukla alakasi yok. kisi mutlu olmak isterse istedigini secer yapar ve onunla mutlu olur, bunu kimseye de ispat etmekle ugrasmaz.

  29. 1- ben genç kız oldum; üniversite yıllarım ve kimseyi sallamadığım bir dönemim oldu. güzeldi. sorumsuzluk hissi.

    2- aşık oldum 6 yıl flörtün ardından evlendim ve ben kocamı sallarım.. sallanacak bir adamım var ki sallıyorum. kocayı sallamıyorum diyenler için; o evliliğinizin bir hayrı kalmamış demek istiyorum. lütfen kâğıt üzerindeki evliliklerini sonlandırsınlar. tam tersi yaklaşımla evli bir adamın “karısını sallamayanlar” olarak mutlu olduğunu da iddia edebilecek kadar şuurunu kaybetmesin kimse.

    3- evlendikten 5 yıl sonra bir çocuğum oldu. çocuksuz bir dönem ve ayrıca bir kadın olarak gayet de güzel bir kariyerim vardı o zaman da.

    şimdi ben kendi tecrübelerim içinde içlerinde en mutlu olduğum zaman dilimi “şu dönemdir” bile diyemiyorum. her dönemin kendine göre içerisinde anlık mutlulukları vardır. ayrıca yazarın mutluluk diye tanımladığı şeyin “anlık tatmin olma” durumu olduğunu düşünüyorum. uzun süreli mutluluk yoktur. terfi edersiniz; tatmin olursunuz. bu anlıktır. güzel bir tatil yaparsınız; tatmin olursunuz. o sırada geçen zamanı güzel geçirirsiniz; o an mutlu olursunuz. mutluluk süregelen bir olgu değildir.

    anneliğim; benim içimde bir bahçe açtı. cefâsı güzel, sefâsı güzel bir bahçe. bahçenin cefasını çekerken mutlu oluyorum diyemem ama bahçemdeki gülleri gördükçe içim nasıl tarifsiz bir gurur ve sevgi kaplıyor anlatamam. anne olmayan bir kadının bu durumu anlamasını beklemem. ben de anne değilken; “amma da abartıyorlar” dediğim zamanlar olmuştu.

    anneliğim, hayatımın mutlu süregelen bir dönemi değildir. olgunlaştığım, benden gayri hayatlar olduğunu daha iyi algılayabildiğim, küçücük anlık mutluluklarımın olduğu, her şeyi yeni baştan ve yavaş yavaş keşfettiğim bir dönem yaşıyorum.

    yazarın kendi içsel kaygılarını ve biricik zannettiği kendi düşüncelerini genel geçer yargılarmış gibi bir gazete köşesinden aktarabilme cüretti; tuhaf bir durum olarak yansıyor buradan.

  30. Bence bu teyze ya deli ya da tartisma yaratip adindan soz ettirmeye calismis. Soyledigi o derece zirva yani.

    • Katiliyorum, teyzenin kariyer anlayisi = calkala, contraversial birseyler yaz, tartistir insanlari olabilir. Yazdigi seyleri burda tartisilanlar kadar irdelemediginden, belki de kendisine kocasindan, cocuguyla yasadigi bir stressten yakinan bir arkadasindan ilham alarak yazdigindan supheleniyorum. Arkasinda derin dusunceler yok yani.

  31. bir karış gazete köşesini eline geçirip, mutluluğun resmini çizmiş otorite gibi davranan, üzerine vazife olan olmayan her ama herşeyde ahkam kesen zihniyet sahiden beni deli ediyor.

  32. anne olarak ve kendi evinde kariyer yapmış,30 una henüz basmamış,
    önce eşiyle mutluluğu tatmış ama doymayıp mutluluğuna mutluluk katmak için birde çocuk yapmış biri olarak yazarı çok itici buldum aah bu yazıları okusada çocukla hayatın nasıl harikalaştığını okusa…
    yazıyı yazarken aklıma geldi birden;bi altın top hikayesi vardır biliniyordur ama ben tekrar yazacağım.
    komşusundan sürekli kakkaha sesleri gelen ve onların sürekli mutluluğuna şahit olan komşu bir seferinde sorar mutlu komşuya”bu mutluluğun sırrı ney?diye
    mutlu komşu “bizim evde bir altın topumuz var her akşam onunla oynayıp mutlu oluyoruz”der
    komşuda hemen evine altından top alır akşamları eşiyle oynarlar ama mutlu olamazlar.tekrar komşuya gidip anlatır olanları
    mutlu komşu tebessümle”bizim altın topumuz evladımızdır”der………
    işte hepimiz kendimizce kariyer yapmış evine altın topunuda almış MUTLU ANNELERİZkendini kandırmayanından……….

  33. Bencede mutluluk evlilik mutluluk cocugunun olmasi mutluluk yuvadir bunun aksiini iddia eden de yaniliyordur… Cok Sükürler Olsun…. Bence kadin kariyer sahibi olayim diye dünyanin gerceklerini kavrayamamis mutlulugun ne demek oldugunu bilmiyor kendi kendine salliyor iste…

  34. “Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz. Karşılaştırma fırsatı olmadığı için hangi kararın daha iyi olduğunu sınamanın bir yolu yok. Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamın?”

    “İnsan henüz epeyce gençse ve yaşam denen müzik parçası hala açılış notalarındaysa, yaşamın şurasını burasını değiştirip yeniden yazabilir, karşısındakiyle motif değiştokuşu yapabilir. Ama daha az genç yaşta karşılaşan iki insanın müzik parçaları az çok tamamlanmıştır ve her motif, her eşya, her sözcük, her biri için farklı anlam taşır.”
    Milan Kundera
    Herkes kendi pencersinden bakmakta özgür; ama diğer pencereden nasıl göründüğünü bilmeden, yargılamaya ya da kalıba sokmaya çalışmamalıdır.

  35. herkese katılmakla birlikte, eklemeden geçemeyeceğim ki, BENCE yazarın bahsettiği 30-40 yaş arası kariyer sahibi bekar ve çocuksuz ya da evli ve çocuksuz kadınlar, kendilerini, kendileri gibi olmayan evli-çocuklu, özellikle de çocuklu kadınlardan hep daha mutlu zannediyorlar. bu bir yanılgı mı? 2 çocuklu, annelik dışında herhangi bir kariyerden bihaber ve mutlu bir anne olarak söyleyecek olursam, evet, bu bir yanılgı. Ama gel de anlat 🙂

  36. Cocukluyum,calismiyorum ve mutsuzum…bilemiyorum ben mi mutlu olmayi beceremiyorum?

  37. selamm…
    bir insanın hayatta illa 2 sınıfa mı girmesi lazım ?
    ya evli çocuklu ya da çocuksuz kariyer sahibi ?
    peki evli olan çalışmayanlar, gezginler, sewgilisiyle yaşayanlar, evlenmeden çocuk yapmayı seçenler, sadece çalışanlar evli olmayanlar…liste uzaaar gider

    bence herkes kendi yolunu seçer
    ister 1 çocuklu ister çocuksuz ister 5 çocuklu herkes mutlu olabilir
    çocuk mutluluğa engel olmadığı gibi yalnızlık da mutluluk garantisi olamaz…

    ben çocuğum ve eşimle mutluyum daha çok çocuk da isterim, umarım olur
    biz gezmeyi de severiz, dünya vatandaşı olarak festival ve partilere de gideriz, doğada yaşarız
    ve mutluyuz
    çok zaman elektrik olmaz bulunduğumuz yerde
    3. sınıf dünya ülkelerine de gideriz
    ve çok mutluyuz

    mutluluk sanılan kalıplardan çokçok ötede
    kariyer para iş güç bunlar hep maddi tatminler hiçbirisi gerçek değil
    kariyer yapıcam diye didinin durun, günün birinde hepimiz ölücez o zaman hiç bir manası yok 🙂

  38. Herkese merhaba,
    Bu konu hakkında içinden çıkamadığım ve düşünmekten bunaldığım zamanlar oluyor. Şuanda çalışmıyorum. 1,5 yıldır evliyim. 25 yaşındayım. Çok şükür maddi durumumuz çok iyi. Fakat çalışmayı çok seviyorum ve çalışma hayatına doymadım. Bence 25 yaş kariyer ve çocuk anlamında çok ideal olan bir yaş aralığıdır. Şuanda önümde 2 seçeneğim var. Ya işe gireceğim yada çocuk yapacağım ama ne yapmam gerektiğine karar veremiyorum. Çocuk olursa uzun süre çalışamaycağım çocuğumu kreş yaşına kadar büyütmem gerekecek. Ozamanda kreşe başladığında ben 29 yaşında olacağım. 29 yaşında ve tecrübesi az olan üstelik iş hayatına 5 yıl ara vermiş birini işe almaktansa yeni mezun yada tecrübeli birini almayı tercih edecekler. işe başlarsamda 28 yaşında falan anne olacağım ama eşimde şuanda bebek istiyor.. Kafam çok karışık ya iş hayatını unutup çocuk yapıp büyüteceğim yada iş hayatını seçip çocuk konusunu uzun süre kapatacağım ama hangisi beni mutlu edecek kararını veremiyorum her ikisinide istiyorum ama çıkmaza girdim çok kafam karışık. çalışmasam kendimi boş işe yaramaz bir kadın gibi hissedeceğim etrafımda tüm arkadaşlarım çalışıyor kariyer yapıyor ben ise hayatımı evde geçireceğim sosyal bir çevrem iş hayatım olmayacak kendimi güçlü hissetmem için çalışmam gerektiğine inanıyorum. çok bunaldım kararsızlıktan ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.

    • Her şeyin asıl değeri” karşıtı” ile anlaşılırmış. Mutlu hissettiğimiz anları hissedebilmek için zorluklara,mutsuzluklara ve gözyaşlarımıza ihtiyacımız var. Sıkıntılarımız ve mutsuzluk anlarımız da hayatımızda diğer anlarımız kadar değerli.
      Mutluluk ise her insanın kendisini huzurlu ve iyi hissettiği koşullar ne ise- ki bu her insan için farklı olabilir-o koşullarda saklıdır. Görmeniz gerekir. Ama insan hayatı muhteşem bir pırıltılı döngüye de sahip, bu koşullar değişebilir. İş hayatınızda ya da eşinizle yaşadığınız iki kişilik bir yaşamda mutluluk da olabilir, bir süre sonra belki de zorlu bir aşamayla kucağınıza aldığınız yaşamın minicik ve muhteşem ifadelerinden biri olan bir bebeği kucağınıza aldığınız zaman süreci de…
      Ama karşılaştırmalar,kıyaslamalar ancak kendinden ve seçimlerinden emin olamayan ve yaşamın ne kadar çeşitlilik ve muhteşemlikler içerebileceğini fark edememiş, görüşlerini açamamış zihinlerin kendine oyunu gibi geliyor bana. Mutlu olmanın bir kalıbı yoktur ve iyi ki de yoktur..

  39. Evliyim, çocuğum yok. Çalışıyorum. Mütevazı bir işim var. Çocuk düşünmüyorum. Kocamı da ‘sallıyorum’, böyle saçma bir kriter öneren gazeteciye de madalya yaptıralım diyorum (!!).

    Mutluyum.

    Evli olmayıp çalışan/çalışmayan, evli olup çocuğu olan/olmayan, çocuğu olup çalışan/çalışmayan; ve evli olmayıp çocuğu olan kimse için ‘sen aslında mutsuzsun’ gibi abuk sabuk bir laf etmeyi aklımdan bile geçirmedim.

    Bakın ne çok seçenek saydım, biz kadınlar aslında bol seçenekliyiz ve şanslıyız. Çok seçeneğimiz var ve her biri bir kadının yüreğine özel. Mutluluk başkalarının dilinde değil, böyle genelleme yapanlar aslında kendi dar kalıplarını kendilerine ispat için dil döken kişilerdir.

    Genelleme yapan kişi ister evli/bekar, ister anne/çocuksuz olsun, genelleme yapması bile yetiyor benim koşarak uzaklaşmama.

    Kendi koşullarında mutlu herkese saygı duyulmalı ve ‘sen aslında…’ cümleleri saygı duymamanın ürünü; hatta ayıp.

    Not: bu siteye yorum bırakan insanları çok sevdim. ne kadar candan gönüllersiniz. hep böyle kalın e mi? 🙂

  40. Behiç Boran Yurdakul

    Çocuk yapınca büyüyor. Biz yaşlanıyoruz. Onlar yetişkin oluyorlar. Biz yaşlı oluyoruz. Torunlarımız oluyor. İçimizde bir yerlerde yeni bir heyecan başlıyor. Onlar büyüyor. Ayakta durabildiklerini görüyoruz. Biz yaşlanıyoruz ve buralarda bir yerlerde veda sahnesi geliyor. Bize benzeyen çocuklarımız ve torunlarımız kalırken biz gidiyoruz. Ölüme çoktan hazırız. Hayatın bir döngü olduğunu ve bu döngüde yer almış olmanın rahatlığını yaşayıp hoşçakalın diyebiliyoruz. Bunu hastane odasında bize yaşlı teyzeler ve amcalar olarak bakan çalışanlara değil kendi yavrularımıza söylüyoruz. Filmin sonu yaklaştıkça çocukların varlığının güzelliği anlaşılır. 60’lı yaşlardan sonra hemen ölmeyi planlamıyorsak, elde, orta yaşa ait şişirilmiş KARİYER balonundan eser kalmaz. Bu kariyer balonunun patronlar ve kapital saplantısı yüzünden bu kadar büyük olduğunu anladığımız ve umarım geçte olsa kendimize itiraf edebildiğimiz yıllarda çocuk yapmanın bir iş veya hobi hatta konuşmaya açık bir konu olmadığını fark edebiliriz.
    Belki şuradan bakabiliriz: kendimizi öldürmüyorsak. Hayatı seviyoruz demekki. Zorla yaşatmıyorlar değil mi. Demekki bir başka insanla bu dünyada yaşamamızın bedeli olan dünyaya en az 2 insan bırakma görevimizi de yerine getirebiliriz. Çocuğu olmayanlar ve 1 tane yeter’ciler lütfen bu konuyu kendilerine hak veren garibanlar yerine doğa ve bilimden araştırsınlar. Biyoloji matematik değildir lakin biyolojik varlığımız matematiksel temellere dayanır.
    Sadet: kariyerin arkasıda tepilmeye çalışanlar iyi bir eş bulamamış olabilirler mi?