42 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 10

Güz’ün hikayesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

Belki boş bir hayaldi ama biz zaten bunca zaman boş hayaller kurarak ve bunlara inanarak bugünlere gelmemişmiydik? İşte %5’in gücü…

Önceleri ameliyat hazırlıkları planlansa da herkes Güz’e bir şans vermek istedi ve beslenme denemelerine başlanma kararı alındı. Oğlumuz ilk önce biberonla günde 5 cc ile su içme denemeleri yaptı. Biraz zorlansa da başardı. Bunu gören doktorlarımız biraz olsun rahatlamışlardı ve artık 10 aylık olduğu için direkt ek besinlere başlayabileceğini kararlaştırdılar. Sıvı alışı biberondan daha zor olduğu için şeftali ve elma suyunun yanında yarı katı kıvamlı bebek muhallebisini biberonla vermeye başladık. Gündüzleri beslenmesinde ben de yanında bulunup gözetim altında bebeğimi besleyebiliyordum. Geceleri yine burundan beslenmeye devam ediyordu. Zamanla bu durumun da düzeleceğine inanıyordum. Artık doktorlarımız da buna inanıyordu ve ameliyat olma kararından tamamen vazgeçtiler.

Güz biberonu görünce heyecanlanıyor hatta sıkı sıkı parmağımdan tutuyordu. Bunca zamandır ilk defa bir şey yiyor farklı tatlar deniyordu. Bunun hazzını aldığını görebiliyordum; bittikten sonra bile gözünü biberonundan ayırmıyordu.

Bir hafta on gün sonra üçüncü ve son olarak bizi odaya çıkarma haberi tekrar geldi. O gün inanılmaz panik yapmıştım, hele ki son tecrübemiz düşünülecek olursa. İçimde korku vardı ama tamam yeter diyordum bu sefer olacak; bu sefer alacağız oğlumuzu gideceğiz diyordum. Hemen eve gidip eşyalarımı ve ihtiyacımız olan malzemeleri toparladık. Hastaneye tekrar döndüğümde; yoğun bakımdan odaya eşyalarını taşırken o panikle ayağımı bir yerlere çarptım ve bir süre sonra ağrısı dinmeyince anlaşıldı ki parmağımı kırmışım. Hiç önemli değildi oğlum geliyordu bu sefer zarar bana gelsindi. Zaten hastanedeydik, olabileceğim en iyi yerde.

Güz’le beraber hastane odasında bir ay kaldık. Bu süre zarfı içinde Güz için maması, muhallebisi, meyvesi ve iki öğün sebzesiyle altı öğünden oluşan güzel bir beslenme listesi hazırlandı. Biberon kullanması zor olduğu için doğrudan kaşıkla beslenmeye geçti. İlk on beş gün gündüzleri kaşıkla beslenirken geceleri burnundan makineyle beslenmeye devam etti. 5 cc’den başlayıp 90 cc’ye kadar günden güne yediklerini arttırdık. Su içmesi zor olduğu için suyu az miktarlarla yine kaşıkla damla damla veriyordum. Aylarca 10 gramın hesabını yaptığımız, kilo alamadığı zamanları düşünürsek; odaya çıktığında 3 kilo olan oğlum bir ay sonra 4 kilo olmuştu. Bu durum bizim için inanılmazdı, büyük bir hediyeydi; tam da kritik anda gelen bu hediye bir değişle oğlumuzun gelecekteki hayat kalitesini de çok yukarılara taşımıştı. Mucize içinde mucize yaşamak böyle bir şeydi.

Bir süre sonra bebek yatağında duramayan oğlumla beraber yatmaya başladık. Yatağın yarısında o yarısında ben bu bize çok iyi geldi. Sonunda bir bağ kurmaya başlamıştık. Onunla oyunlar oynadık, şarkılar söyledik, onu doya doya sevdik.

Odada kaldığımız süreç içerisinde güzel gelişmelerin yanında bazı terslikler de oldu. Güz’ün hiç bitmeyen uzun süren 38 derecenin üzerinde olan bir ateşi gelişti. Önlem için hemen antibiyotiklere başlandı. Araştırmalara rağmen ateşin neden kaynaklı olduğu bir türlü bulunamadı. Ateş düşürücüler, antibiyotikler için mecburen damar yolu açılması gerekliydi. Eskiden yoğun bakım içinde olan bu süreç artık bizim yanımızda devam ediyordu. Damar yapısı o kadar kötüydü ki gün içerisinde iki ya da üç kere birer saat boyunca damar yolu bulunmaya çalışılıyor, bulunduğu zamanda bir ilaç verilip hemen şişiyordu. Damar yolu takılırken Güz’ü sıkı sıkı tutma görevi artık benimdi. Her denemede abartısız en az 15- 20 kere iğne batıp çıkıyordu. Melek oğlum güçlenmiş, tutması iyice zorlaşmıştı; ağlıyordu ağlamasına ama yapılan işlem bitince de hemen gülüveriyordu. O zamanlar hep düşünmüşümdür keşke bu saflığımızı hep koruyabilseydik diye. Kin yok, hırs yok… Canını acıtana gülerek cevap vermek. Oğlum sayesinde hayata böyle bir pencereden bakmayı öğrendim. Evet, kızabilirdim neden beceremiyorlar neden canını acıtıyorlar diye ama yapmadım. Onun iyiliği için uğraştıklarını biliyordum bu yüzden tam tersi işbirliği yapmaya çalıştım. Bunların hepsi bir gün bitecek ve biz telafi edecektik.

Bu sürecin sonunda ateşin sebebi her şeye bakıldıktan ve denendikten sonra, yeni beslenme sistemine geçişte vücudunun susuz kalmış olmasına bağlandı ve sıvı alımının arttırılmasına karar verildi. Böylece ateşi normale döndü. O kadar zor bir bebekti ki Güz, artık herkes önce en kötüsünü düşünüyordu. Bu yüzden bu kadar basit göz önünde olan bir sebebe rağmen bir süre ağır antibiyotikler kullandı ve acısı da cabası.Yapacak bir şey yok, geriye değil önümüze bakacağız dedik. Hastaneden taburcu olmadan önce bütün tetkiklerimiz yapılmış son bir beyin MR’ı çekilmiş ve çok şükür her şeyin iyi olduğu anlaşılmıştı. Oksijen kullanmaya bir süre daha devam edecekti; büyüdükçe güçlendikçe ondan da kurtulacaktı. Artık içimiz daha rahattı. Oğlumuzdaki gelişmeleri gördükçe, onunla yaşamaya alıştıkça kendimize olan güvenimiz de arttı.

Güz, 08.09.2009 tarihinde 24 haftalık, 630 gram ve 30 santim olarak doğduğundan tam 354 gün sonra hastaneden taburcu olduğunda 4 kilo 200 gram ve 52 santimdi.

***

Blogcu Anne’nin notu: Güz’ün hastane macerası bu yazıyla bitmiş oldu. Ancak Belde, istersek bundan sonraki süreçleri, doktor kontrollerini, ev hallerini, sokak hallerini anlatmaya devam edebileceğini söyledi. Ben de ona “lütfen devam et” dedim. İyi demişim, değil mi?

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

42 yorum

  1. iyi demişsin … güz herkesin bebeği oldu burda :))

  2. Tüm yazılarınızı okudum hiçbirinde gözyaşlarımı tutamadım.
    Siz ve oğlunuz çok güçlüsünüz ve çok özelsiniz. Yazdıklarınız eminim benim gibi birçok kişiye umut vermiştir. Kendi şahsım adına yazmaya devam etmenizi çok isterim.

  3. Güz’den daha da güzel haberler bekliyorum inşallah.. Allah O’na ve ailesine uzun,mutlu ve sağlıklı bir hayat versin. Ve bu yaşadıklarını bir daha hiiiç hatırlamasınlar inşallah.. Öpüyorum boncuk gözlü Güz’ümüde..

  4. Evet katılıyorum çok iyi etmişsin güzle ve annesiyle burda bizde çok şey öğrendik devamını bekliyoruz iyi haberleriyle inş 🙂

  5. kesinlikle iyi demişsin elif. merakla bekliyoruz güz’ü.bundan sonraki süreçte neler oldu? bundan sonra güzel haberlerini bekliyoruz güz ün

  6. evet bence de devam etmelisin belde… sen, minik güz ve yaşadıklarınız bize, hayatımıza, değerlerimize yön verebilecek çooooooook büyük bir tecrübe…

  7. Ceylin'in Annesi

    Çok iyi demişsin Blogcu Anne.
    Biz Güz’ü de çok sevdik, Belde’nin kalemini de…

  8. Hepinize çok teşekkür ederim benimle paylaştığınız için… Bende isterim anne olmaya çalışırken neler oldu neler yaşandı anlatmak :)).

  9. Belde öncelikle her yazında gözyaşlarımı tutamadığım için iş yerindekiler bana garip garip bakar oldular 🙂 Güz ile birlikte banada güzel bir pencere açtınız. Oğlumla ilgilenmenin, o hasta, yaramaz veya huysuz olduğunda ne kadar zor olduğunu senin yazılarınla unuttum hatta bu düşüncelerden utandım… Yaşadıklarınızın okurken, hep neler hissettiğini, hayatın o anda ne zor ne ağır oldunu düşündüm. Büyük bir savaşı grurla sevgiyle güçle kazanmışsınız, Tebrikler… Bundan sonraki yaşamınızda hep iyi günler sağlık huzur dilerim…

    • Teşekkürler Aslı, iş yerindekiler için daha garip bir durum heralde hep cuma günleri ağlıyor olmandır sanırım :))

  10. çok etkileyici bir hikaye.. bundan sonra yaşadıklarını da paylaşmasını çok isterim. Özellikle prematür bebekler için yeterli kaynak yok.Benim oğlumda prematür bir bebkti. Sağlıkçı bile olsa insan, diğer annelerin deneyimlerini okumak istiyor. yanlız olmadığını bilmek, bunların da zamanla hallolucağını bilmek motive edici olacağına inanıyorum. Özellikle prematür bir bebek eve gittiğinde yaşadığı deneyimler altın değerinde.. O nedenle deneyimlerini bizlerle paylaştıüğı için hem Belde ‘ya hem de bloğunda yer verdiği için Elif’e çok teşekkür ederim…

    • Hastane sonrası ev bakımı bilgisi hakikaten altın değerinde Esra bende o dönemler çok araştırdım kontak bulmaya çalıştım; buldum da ama yeterli olmuyor çok haklısın. Yaşanılan tecrübeler ancak süzülerek aktarıldığı zaman başkasına fayda oluyor sanırım :))…

      • Yaşanılan tecrübeler süzülmeli mi?, açıkçası onu tam olarak bilemiyorum.
        Okunulduğunda özellikle aynı sorunu yaşamayan bir anne için sarsıtıcı olabilir, benzer sorunu yaşayan bir anne için ise çok yararlı olabilir diye düşünüyorum. ( bu konuda yine de tam karar vermiş değilim açıkçacası)
        Daha evvelden de yazdığım gibi çok yararlı bir paylaşım seninkisi.. gerçekten çok zor zamanlar geçirmişsin. Allah sana da bebeğine de güç versin.. Bundan sonra ki hayatınızda herşey istediğiniz gibi gelişsin, kahkahalar hiç eksik olmasın…
        sevgiler
        esra

        • Çok teşekkürler Esra, hepimiz inşallah… Süzmek derken şunu demek istemiştim… yazılarımı yazarken duygularımı da paylaşmaya çalıştım ama temelinde hep ne yaşandı nasıl oldu sonuç nasıldı ve nasıl başa çıkabildim yada çıkamadım bunları da vurgulamaya özen göstermeye çalıştım. Sadece Güz’ün canı acıdı böyle kötü olduyla kalmamaya çalıştım.
          Amacım gerçekten yararlı olabilmekti ve sizlerden bu tip tepkiler aldığım için bende çok mutlu oluyorum..:)) ve doğru yolda ilerleye bildiğimi görebiliyorum. Bu yüzden varlığınız benim için bir kere daha önemli oluyor.

  11. Evet Güz’ün bu “güz dönemi”ni okuduktan sonra bir de baharını ve güneşli günlerini de okumak, fotograflarını izlemek ve şükretmek istiyoruz. Ne büyük şeyler oluyor da bizler küçücük şeyleri kafaya takmayı , kötü pencereden görmeyi başarabiliyoruz. Bize bardağın dolu kısmını görmeyi öğrettiğin için teşekkür ederiz Belde ve Güz…

    • Ben teşekkür ederim…bu yorumun bana neden Güz olduğunu anlatmak için bir fırsat yarattı :))) “güz dönemleri” hepimizin hayatında vardır ve zorludur. Baharın anlamı ve değeri ancak güz mevsimi geçtikten sonra anlaşılır…:)) GÜZ (Güç, kuvvet, şans, azim, dayanıklılık ve içe dönmenin hüznünü) içerir. Dediğiniz gibi bardağın dolu tarafını görmek için önce boş tarafıyla tanışır insan … ve herkes bir gün öğrenir… tek dileğim bu süreci kendi içimize dönerek bulmamızdır. Bizim gibi hastane koridorlarında değil :))

      • çok doğru değil mi, eğer hep bahar olsaydı, Güz ün anlamını ve önemini anlayabilir miydik acaba… çok güzel.

  12. Güz bebeğin ve ailesinin hikayesi ben en çok etkileyenler arasinda yerini çoktan aldi bile. devam etmesini istemen harika olmus Elifcim. Her yazida sanki yanibaslarinda onlari izliyormusum gibi hissettim ve her aksilikte onlarla birlikte uzulup sevindiklerinde bir ohh cektim. Güz bebeğin bundan sonraki hayatinda da icindeki bu mucadele aşkini taşıyarak anne babasinin koltuklarini kabartacak basarılara imza atmasini dilerim.

  13. devam,devam,devam….

  14. Hikayenin geri kalanını biliyor olduğum halde her hafta yeni öğreniyormuş gibi okuyorum ve Cuma’ları İnternet başında bekliyorum. O yüzden çok güzel demişsiniz Elif Hanım 🙂
    Beldecim “Kin yok, hırs yok… Canını acıtana gülerek cevap vermek. Oğlum sayesinde hayata böyle bir pencereden bakmayı öğrendim.” diyerek ne güzel bir noktaya değinmişsin… bebekler annelerinin yüzlerinde kendini görür, anneler bebeklerinin yüzlerinde kendilerini görür. Farkındalığı kuvvetliyse annenin bebeğinde beğenmediği görüntüyü hemen kendini değistirerek değiştiriverir. Ve sanırım oğluşun sendek değişimi gördükçe daha huzurlu oldu ve güvendi….:)))

    • Melisçim ben bunu bilmiyordum…bu yorumunu bir psikolog bakışıyla yaptıysan eğer.. kafamın bir köşesinde saklıyım başkalarına söylemek adına :)))

  15. Ben de devamının gelmesini çok isterim.

  16. Mutlaka devam edin mutlaka…Cumaları iple çekiyorum, Güz’ün hikayesini okuyacağım diye..Siz oğlunuzdan çok şey öğrenmişsiniz biz de sizden sabırlı olmak ne demek, inançlı olmak ne demek ve güçlü anne ne demektir onları öğreniyoruz Belde Hanım….

    • Teşekkür ederim… İtiraf ediyorum; bu süreçte bazen anne olduğunu bile anlıyamıyordu açıkçası insan :)) bunları söylemeniz benide mutlu ediyor açıkçası.

  17. sizi yılın ailesi ilan ediyorum sabrınıza sevginize hayranım…allah emeklerinizi boşa çıkarmasın bence hikayenizi bir kitapta toplayın ve sizinle aynı zorlukları yaşayanlara bir umut ışığı olun yazdıklarınızdan çok etkileniyorum hele bir de anne olunca insan daha da hassas oluyor..güz sanırım yaşını dolduracak nice yıllara cesur yürek…

  18. kesinlikle yazmaya devam etmelisin. hatta son halinizin fotoğraflarını da eklemelisin.
    Bundan sonra Güz’ün benim için anlamı: azim, güç, herşeye rağmen.

  19. Beldecim, seni her zaman gülen yüzünle gözümün önüne getirmişimdir, bu arada gerçekten özledim ve görüşmeyi isterim en kısa sürede.
    Kesinlikle ve kesinlikle harika bir aile oldunuz, Güz harika bir bebek oldu, sen harika bir anne…
    Kendini ve Güz’ü hazır hissettiğinde mutlaka bir kitap yazmalısın mutlaka! Sadece gücü, savaşmayı, inancı değil muhteşem bir hayat felsefesini de beraberinde anlatmış oluyorsun ve her okuduğumda oğluma, kocama ve kendime bir kez daha farklı gözlerle bakıp gülümsememe sebep oluyorsun.
    Teşekkürler arkadaşım hayatta böyle güzel bir insan, bir eş ve bir anne olduğun için… Ayrıca sen yazar olurmuşsunda haberimiz yokmuş : )

    • :))..Canım benim bende en kısa zamanda görüşmek isterim, minik oğluşunlada tanışmak.. teşekkür ederim yorumun için :))

  20. güzün resmine bayıldım çok tatlı maaşallah yazılara kesinlikle devam heyecanla bekliyorum

  21. Yorum yazmak için hastane çıkış yazısını beklemiştim. Bence Güz sizi özellikle secmiş çünkü bu mücadele herkesin basarabilecegi birsey degil bence. Benim gözümde sizler karı-koca olarak “çok ozel”sınız ve Güz’de bunun farkında ve de ne kadar şanslı olup ne kadar büyük bir sevgi ile sevildiğinin.

    • Teşekkürler Begüm hanım..elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz en az hatayla…çevremizdekilerin arkadaş ve ailemizin desteğiyle…

  22. Yorum yazmak için hastane çıkış yazısını beklemiştim. Bence Güz sizi özellikle secmiş çünkü bu mücadele herkesin basarabilecegi birsey degil bence. Benim gözümde sizler karı-koca olarak “çok ozel”sınız ve Güz’de bunun farkında ve de ne kadar şanslı olup ne kadar büyük bir sevgi ile sevildiğinin.

  23. Bir solukta okudum yazilarinizin hepsini birden. Vaaavvvv dedirtiyor. Supersiniz. Benim kizimin bazen uyumakta zorlandigi geceler icin soylendigim aklima geldi de, birden kendimden utandim. Ne kadar kolay bir annelik gecirdigimi farkettim. Insallah bundan sonrasinda sizin de hayatiniz kolay, mutlu ve saglikli gecer. Sevgiler,

  24. Evet Elif, mümkünse Belde yazmaya devam etsin. Bu kadar güçlü ve dayanıklı bir anneden öğreneceğimiz daha çok şey var 🙂

  25. Yorumları okudukça gerçekten hem çok mutlu oluyorum, doğru yolda ilerleye bildiğimi görebiliyorum sayenizde… hem de mahçup oluyorum açıkçası…Ben kendi içimde böyle yaşamıyorum; endişe bulutları ve hata yapma korkusu her annenin yaşadığı duygularla bende boğuşuyorum…

  26. Allah güç versin size… Dilerim gün geçtikçe daha sağlıklı olur.

  27. Çok üzüldük, ağladık, sevindik, hayal kırıklığına uğradık, meraklandık, bazen kahrolduk, heyecanlandık, sizinle birlikte zor günlerinizi uzaktan da olsa paylaştık. Şimdi güzel günlerinizi de görmeliyiz mutlaka 🙂 Bekliyoruz…

  28. Sevgili Belde; soluk soluğa okuduğum hikayende mutlu sona ulaşmış
    olmanıza nasıl sevindiğimi bilemezsin. Güz sadece senin değil hepimizin kahramanı 🙂 İNŞALLAH Güz bebek ve sizler bundan sonra bütün hayatınız boyunca hep gülün, akıtacağınız gözyaşları sadece mutluluktan olsun… Ve bu mutluluktan bizi mahrum etmeyin lütfen… sevgilerle…

  29. İlk başlığı okuduğumda ben çok ağlarım bu yazıyı okursam dedim ve inatla sadece bu başlıklı yazıları okumadım.

    Her ne hikmetse bunu okumak geldi içimden. İyi de yapmışım. Mutlu sonu okumak çok güzeldi.

    Kendinizle ve bebeğinizle ne kadar gurur duysanız azdır.

    Sağlık ve şans bundan sonra da hep yanınızda olsun.

  30. beldecim….yaşadıklarını harika anlatmışsın canım.her bölümünü okurken ağladım.bir anne olarak seni daha derinden anlıyoruz.benim kızım 35 haftalık doğdu o zamanları zor atlattık ama senin anlattıklarından sonra yaşadıklarım çokta zor şeyler değilmiş diye düşündüm ve hatta utandı…sen harika bi annesin canım…rabbim evladını sana bağışlasın.daha nice uzun seneler SAĞLIKLA yaşayın birlikte inşallah