26 Yorum

Yaz Güncesi – 1

Sevgili Günlük,

Bayağı bir ihmal ettim seni. Ben diyeyim 15, sen de 20 sene kadar. Eskiden, çok eskiden, düzenli yazardım sana. Baktım da, en son lisedeymişim.

O zamandan beri köprülerin altından nice sular aktı. O zamanlar hayatımda olan bazı insanlar şimdi yok. Kimileri hala var. Bir de iki kişi var ki, o zamanlar portakalda C vitamini olan ve şimdi tüm hayatımı üzerlerine inşa ettiğim iki insan.

Deniz ve Derin’den bahsediyorum. Onlar benim oğullarım. Ya… En son nerede kalmıştık, sana en son neyi nasıl anlatmıştım bilmiyorum ama ben o Doğan Doğan’la evlendim. İki de çocuğumuz oldu işte. Deniz 4,5 yaşında. Derin de 15 aylık.

Okula gidiyor Deniz. Derin hiçbir yere gitmiyor, zaten yeni yürümeye başladı. Konuşmuyor bile.

İstanbul’da yaşıyoruz şimdi. Deniz’in okulu tatile girdi. Aslında yaz okuluna gönderebilirdim, gönderecektim, ama evde kalmayı çok istediğini fark ettim. Ben de onun evde kalmasını istediğimi fark ettim. Eh, yaz okullarının fiyatları da el yakan cinsten olunca, ilk günü bugün olmak üzere yaklaşık iki ay sürecek bir can-ciğer-kuzu-sarması olayına girdik Deniz oğlumla.

Farkındayım ki bu Deniz’in benimle bu kadar içli dışlı geçireceği son(dan önceki?) yazı olsa gerek. Ondan sonra belki kendi isteyecek yaz okuluna, kampa gitmeyi. Ben de dedim ki bu konuda bir günce tutayım, her gün olmasa bile birkaç güne bir neler yapmışız, yazayım. Böylece hem ona, hem bana anı olsun. Zaten bir sürü şey yazıyorum burada, bunu mu yazmayacağım?

Diyerek başlıyoruz:

~~

Sevgili Günlük,

Bugün Deniz’le tatilimizin ilk günüydü. Gayet de güzel bir gün geçirdik. Deniz güne çok sakin başladı. Kahvaltıdan sonra Derin uyuduğunda o da kendi deyimiyle “sakin sakin resim yapmak” istedi, ve bu dinozor resimlerini yaptı.

Bilmiyorum sen bundan ne anlıyorsun, ama burada solda bir adet Stegasaurus, sağda ise ismini şimdi unuttuğum o kısa kollu dinozor var. Yukarıda da yağmur bulutları. Ben çok beğendim.

Deniz bir süre resim yaptıktan sonra rahmetli babaannemin dediği gibi “k.çındaki vayvaylar” devreye girdi ve yerinde duramaz oldu. Ha, zaten bu arada bana müzik koydurtmuş ve durduğu yerde duramamaya başlamıştı. Derken bir baktım seninki orta sehpanın üzerine çıkmış, şöyle:

Ve “uçan takla” olarak adlandırdığı bir figürle sehpadan koltuğun üzerine takla atarak atlamaya çalışıyor, böyle:

Bu şekilde bir süre tepindikten sonra yine “sakin” bir aktivite yapması gerektiğine kanaat getirerek yanı başımdaki legolarıyla oynamaya başladı.

Derin uyandıktan sonra parka gittiler. Öncesinde Deniz’le birlikte manava gidip geldik. Armut istedi, armut aldım. Kendisi şeftali torbasını taşımak istedi, ancak ağır gelince marul ve kirazda karar kıldı. Biraz daha büyüyünce manava kendi kendine gidecekmiş, öyle dedi. Ben ona listeyi verecekmişim, o gidecekmiş.

Eve döndüğümüzde Derin ve Ayda’yla birlikte parka gittiler. Öncesinde makarna yapmam için bana talimat verdi. Onlar yokken yemeği hazırladım. Geldiler, yedik, tabii ki yine ite kaka. Sesim yükseldi, kıl oldum kendime. Neyse, yemeği bir şekilde bitirdik.

Yemekten sonra barbunya ayıkladı Deniz. Bayıldı bu işe. Yarın da yapmak istiyormuş.

Sonrasında uyku vakti geldi. Derin’i de alıp Deniz’in odasına gittik. Trenlerini kurduk önce, aylardır oynamıyordu. Onlarla oynadık bir süre. Sonra kitap okuduk, biz okurken Derin de Deniz’in kitaplarını tek tek sağa sola taşıdı. Arada gelip yanımıza yattı, kalktı. Önce Böyle bir kuyrukla ne yapardın‘ı okuduk, sonra da Stop Elephant, Stop! kitabını. Sonra çocuklar yattı, ben de yatağın üzerine kıvrıldım. Uyudum mu, uyumadım mı bilmiyorum.

Deniz uykusundan “acıktım” diye uyandı. Pancake yaptık birlikte, o karıştırdı. Üzerine Deniz’in “organik nutelya” dediği organik pekmezli fındık kremasından sürdüm. İkisi de bayılarak yediler. Sonra yine parka indirdi Ayda onları. Ben yine yemek yaptım. Sonra ben de indim. Derin yürürken düştü, dudağını patlattı. Deniz koşarken düştü, önce dizini, sonra belini çarptı. Neyse ki bu kadar zayiatla yetinerek eve döndük.

Doğan çocukların ikisine de yetişti. Yemek yedik, Deniz’i yıkamaya üşendik, valla pis yattı çocuk. Hatta dişini fırçalamadığına dair bir his var içimde, Doğan geçiştirdi gibi geliyor.

Yatarken Okyanus Hayvanlı Fenerli kitabı okuduk Deniz’e. Hepsini babasına okuttu, son sayfasını benim okumamı istedi. Derin’e hiçbir şey okumadık, sadece emziklerine sarılıp uyumak istedi.

Bugün hayatından çok memnundu Deniz. Zaten babası geldiğinde “Ben bugün çok eğlendim” dedi.

Yarın özel bir gün, görümcemler geliyor Amerika’dan. Deniz çok heyecanlı. “Ali’yi görücem” diyerek uyudu.

26 yorum

  1. Devamını merakla bekliyorum…Bu arada geçmiş olsun Deniz’e…

  2. okurken bile bir huzur kapladı içimi…iyiki vazgeçtin elif şu yaz okulu işinden:) tabi 2 ay sonra durum ne olur bilinmez:((

  3. super bir gunmus, huzurdan catladim okurken…

  4. Senin için baya yorucu bir gün olmuş Elifcim ama eminin tatlı bir rehavet çökmüştür üzerine :))

  5. tadini cikarin…:) bu arada ben uzman degilim ama sanki Deniz’in resim konusunda yetenegi var. yasina gore cok guzel cizmis dinazorlarin seklini ayrintilarini. ustunde durun bence..:)

    • Ben de çok beğeniyorum ama kuzguna yavrusu anka görünürmüş diyerek hiç eğilmedim açıkçası. Bilmem ki…

      • bende yagmur bulutu olayına takıldım…benim kızımda bi ara bolca bulut ve yağmur çiziyordu bense gururlanır olmuştum ”vay be ne dikkat etmiş çocuk” diyordum ki Sabiha paktuna dan yağmur resmi çizen çocukların büyük olasılıkla depresyon geçiriyo olabilceklerini duydum :))
        bence bu tatilin sonu gitgide yaz okuluna gidiyor gibi bu kadar enerji bize fazla mı geliyo ne..

  6. Harika bir yaz sizi bekliyor ne heyecanli

  7. Çok hoştu.. keyifle okudum.. Kaza kısmı hariç elbette.. ben bu aralar çok muzdaribim de bu konudan.. diş fırçalama kısmına bittim.. ne zaman babaya kalsa fırçalama işi savsaklama durumu oluyor ahaha.. Selim kendi daha sadık fırçalamaya oysa:)

    Sevgiler.

  8. “Uyudum mu, uyumadım mı bilmiyorum.” cumlesi cok tanidik bir his..:) cok dogal olmus gunluk, okurken gozumde canlandi gununuz..devamini beklerizz

  9. Çok güzel bir gün olmuş…Zamanını çocuklarına ve ev işlerine adayan anne.. kendin için birşeyler yapmak için vakit kalıyor mu sana?

    • Akşamları bana ait. Onlar parka indiğinde biraz vaktim kalıyor. Onun dışına iç içeyiz bu aralar.

  10. :)) çok keyifli … süper…

  11. bence diyete ara verebilirsin canım, iki tane en etkilisinden zayıflama ilacın var, her gün bir doz, yok yok 10 doz alırsan ( sen almasan da kaçıp girerler ağzına 😉 ) gitsin kilolar, gelsin hoppidi sinirler ve stres 🙂 hihihihih

  12. İleride bıdıkların bunları okuyunca ne mutlu olucaklar Annemiz iyi ki yazmış ne düşünceli ne iyi annemiz varmış diye… 🙂 ne tatlı annesiniz..benim de hayalim eğlenceli bir anne olmak..matrak ve eğlenceli… bıdığımla yatakda orda burda zıplamak, manyaklıklar yapma hayalindeyim 🙂 Allah inşallah sağlık ve neşe verir de bıdığım doğar da yaparım umarım… 🙂

    • Umarım onlar da öyle düşünüyorlardır. Teşekkür ederim. Ve aynı dilekleri size iletiyorum.

  13. Organik pekmezli fındık kremasının markasını öğrenebilir miyim? 🙂 Hafta sonları (ancak o zaman birlikte kahvaltı yapabiliyoruz) kızıma tahin-pekmez karışımı yediriyorum, pekmezli fındık kremasını da sevebilir diye düşündüm de 🙂

  14. 1) çok tatlısın Elif
    2) Deniz’in resmi bence de çok başarılı 🙂

  15. hep böyle huzurlu günleriniz olsun inşallah.
    çocuklara meşgale bulmak zor. özellikle tüm gün aktiviteyle geçen okul günlerinden sonra..ilk gün gayet başarılıymış. darısı diğer günlerin başına 🙂

  16. Umarım 2 ayınız hep böyle eğlenceli geçer. Vukuat kısmı olmazsa daha iyi olur tabi. Maşallah Deniz’e evdeki ilk gününde annesinede yardım etmiş. Kutluyorum :))

  17. Elif, blogunu çok uzun zamandır izliyorum ve yazılarına bayılıyorum. Ama bu yazı, bugüne kadar okuduğum en harika yazıydı. Muhteşem bir tatil bu! Küçük olasım, okul tatili yaşayasım geldi. Deniz’in uçtuğu sahne ise şahane!!!