24 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 11

Güz’ün hikayesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

Bize hayatın sadece bir nefesten ve o nefes aldığın andan ibaret olduğunu öğreten oğlumuz; büyük bir zaferle hastaneden taburcu olmayı bekliyordu. Artık 4280 gr. 52 cm. lik küçük bir dev adamdı. 11 gün sonra doğum gününü kutlayacaktık.

O gün duygularımız karışıktı. Hem çok heyecanlı ve sevinçli, hem de temkinli bir hal içindeydik . İnanmakla inanmamak arası git-geller yaşadığımı hissedebiliyor ama yine de kendimi kontrol etmeye çabalıyordum. İçinde hep o anı bekleyip o an geldiğinde tüm duygularını dondurmak garip bir histi. Akvaryumdan çıkarılıp denize bırakılmış balıklar misali hastane kapısından çıkıp arabaya binene kadar bunun gerçekleşebileceğine inanmakta zorlanıyordum.

Taburculuk işlemleri bitmiş, odamızdaki eşyaları toplamış, doktorumuzdan haber bekliyorduk. Ailemiz dışında dostlarımız da yanımızdaydı bizimle en zor günleri paylaşan; desteklerini abartısız kanlarının son damlasına kadar esirgemeyen bu güzel insanlar, evet onlar da en az bizim kadar heyecanlı ve mutlulardı. Bir taraftan heyecanlı bir bekleyiş, diğer taraftan sürekli bir telefon trafiği çıktınız mı? ne zaman? hadi artık!… gibi kelimeler telaffuz edilmeye başlanmıştı.

Doktorumuz son muayenesini yaptıktan sonra alınan kontrol randevularımızın tekrar üstünden geçtik. Önümüzdeki 10 gün içinde farklı farklı bölümlerden 8 tane randevu almıştık. Güz’ün hastane sonrası takipleri çok önemli ve atlanmaması gereken bir süreçti. Daha sonra doktorumuz herhangi bir terslik anında neler yapabileceğimizi anlatmaya başladı. Yakınlarda gidebileceğimiz hastaneleri ve acilleri konuştuktan sonra hastaneye gidene kadar ve gitmeden önce nasıl müdahaleler yapabileceğimizi oyuncak bir bebek üzerinde uygulamalı olarak anlattı. Dinledim, gözlemledim ama içimden de nasıl olur o panikle ben bunları nasıl yaparım? olmaz değil mi ? olmaz, olmasın böyle şeyler diyerek bir taraftan da dua ediyordum. Hastanenin o uzun koridorunda kucağımda Güz, yanımda eşim ve 10 litrelik oksijen tüpümüzle yürüken yüzümüzde kocaman bir gülümseme, aklımızın bir köşesinde de endişe, korku bulutları vardı. Dışarıda yeni bir hayat bizi bekliyordu. Sonunda akvaryumdan çıkıyor, engin denizlere açılıyorduk. O anlar kafamda o kadar flu ki anlatamam; birçok şeyi hayal meyal hatırlıyorum.

Üç araba eve doğru yola koyulmuştuk, yol boyunca Güz bana ben ona baktım; eşimle de sohbet ediyor evimize gittiğimiz gerçeğini algılamaya çalışıyorduk. O güne kadar hastane ev arası defalarca gittiğimiz yollar o gün bir farklıydı sanki. Eve geldiğimizde apartmanın önünde diğer arkadaşlarımız da bizi bekliyorlardı. Kapının önüne kocaman bir pankart açmışlar üzerine de “ EVİNE HOŞ GELDİN GÜZ !!! ” yazdırmışlardı. Bizim için bir şeyler yapmaktan hiç vazgeçmedi arkadaşlarımız. Biz buna layık olabildik mi; olabiliyor muyuz bilemiyorum ama ne kadar şanslı olduğumuzu bir kere daha geriye dönüp baktığımda çok net bir biçimde görebiliyorum.

Evimizdeyiz; kapıyı anneanne ve dedesi açıyor; Güz şaşkın bakışlarla hala etrafına bakıyor; neler olduğunu anlamaya çalışıyor. Değişik bir şey olduğunun farkında. Evimize girdikten bir süre sonra arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz; bu kadar kalabalık bir ortam enfeksiyon riski açısından Güz’e uygun değil çünkü. Uzun bir süre evimize bu yüzden misafir de kabul edemiyoruz.

Güz’ü hemen odasına götürüyorum; yatağına yatırıyorum. Yatağının içinde, yabancılık çekmesin ve artık burası onun yeni yeri bunu anlasın diye; hastanede ki yatağının üzerinde duran, oynadığı bildiği oyuncaklar var. Daha önce aylarca boş olan, önünden geçtikçe içimizi acıtan bu oda artık dolu, sahibi orada yatıyor ve işte karşımızda paha biçilemez bir manzara var. Yeni mobilya kokusu gelen bu odadan, artık bir bebek kokusu yayılıyor tüm eve.

***

 

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bize hayatın sadece bir nefesten ve o nefes aldığın andan ibaret olduğunu öğreten oğlumuz; büyük bir
zaferle hastaneden taburcu olmayı bekliyordu. Artık 4280 gr. 52 cm. lik küçük bir dev adamdı. 11 gün
sonra doğum gününü kutlayacaktık.O gün duygularımız karışıktı hem çok heyecanlı ve sevinçli hem de temkinli bir hal içindeydik . inanmakla
inanmamak arası git geller yaşadığımı hissedebiliyor ama yinde de kendimi kontrol etmeye çabalıyordum.
İçinde hep o anı bekleyip o an geldiğinde tüm duygularını dondurmak garip bir histi. Akvaryumdan
çıkarılıp denize bırakılmış balıklar misali hastane kapısından çıkıp arabaya binene kadar bunun
gerçekleşebileceğine inanmakta zorlanıyordum.

Taburculuk işlemleri bitmiş, odamızdaki eşyaları toplamış, doktorumuzdan haber bekliyorduk. Ailemiz
dışında dostlarımız da yanımızdaydı bizimle en zor günleri paylaşan; desteklerini abartısız kanlarının son
damlasına kadar esirgemeyen bu güzel insanlar evet onlar da en az bizim kadar heyecanlı ve mutlulardı.
Bir taraftan heyecanlı bir bekleyiş, diğer taraftan sürekli bir telefon trafiği çıktınız mı? ne zaman? hadi
artık!…gibi kelimeler telaffuz edilmeye başlanmıştı.

Doktorumuz son muayenesini yaptıktan sonra alınan kontrol randevularımızın tekrar üstünden geçtik.
Önümüzdeki 10 gün içinde farklı farklı bölümlerden 8 tane randevu almıştık. Güz’ün hastane sonrası
takipleri çok önemli ve atlanmaması gereken bir süreçti. Daha sonra doktorumuz her hangi bir terslik
anında neler yapabileceğimizi anlatmaya başladı yakınlarda gidebileceğimiz hastaneleri ve acilleri
konuştuktan sonra hastaneye gidene kadar ve gitmeden önce nasıl müdehaleler yapabileceğimizi
oyuncak bir bebek üzerinde uygulamalı olarak anlattı. Dinledim, gözlemledim ama içimden de nasıl olur
o panikle ben bunları nasıl yaparım? olmaz değil mi ? olmaz, olmasın böyle şeyler diyerek bir taraftan da
dua ediyordum.

Hastanenin o uzun koridorunda kucağımda Güz, yanımda eşim ve 10 litrelik oksijen tüpümüzle yürüken
yüzümüzde kocaman bir gülümseme, aklımızın bir köşesinde de endişe, korku bulutları vardı. Dışarıda
yeni bir hayat bizi bekliyordu. Sonunda akvaryumdan çıkıyor, engin denizlere açılıyorduk. O anlar kafamda
o kadar flu ki anlatamam; bir çok şeyi hayal meyal hatırlıyorum.

Üç araba eve doğru yola koyulmuştuk, yol boyunca Güz bana ben ona baktım; eşimle de sohbet
ediyor evimize gittiğimiz gerçeğini algılamaya çalışıyorduk. O güne kadar hastane ev arası defalarca
gittiğimiz yollar o gün bir farklıydı sanki. Eve geldiğimizde apartmanın önünde diğer arkadaşlarımızda bizi
bekliyorlardı. Kapının önüne kocaman bir pankart açmışlar üzerine de “ EVİNE HOŞ GELDİN GÜZ !!! ”
yazdırmışlardı. Bizim için bir şeyler yapmaktan hiç vazgeçmedi arkadaşlarımız biz buna layık olabildik mi;
olabiliyormuyuz bilemiyorum ama ne kadar şanslı olduğumuzu bir kere daha geriye dönüp baktığımda çok
net bir biçimde görebiliyorum.

Evimizdeyiz; kapıyı anneanne ve dedesi açıyor; Güz şaşkın bakışlarla hala etrafına bakıyor neler
olduğunu anlamaya çalışıyor değişik bir şey olduğunun farkında. Evimize girdikten bir süre sonra
arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz; bu kadar kalabalık bir ortam enfeksiyon riski açısından Güz’e uygun
değil çünkü. Uzun bir süre evmize bu yüzden misafir de kabul edemiyoruz.

Güz’ü hemen odasına götürüyorum; yatağına yatırıyorum. Yatağının içinde, yabancılık çekmesin ve
artık burası onun yeni yeri bunu anlasın diye; hastanede ki yatağının üzerinde duran, oynadığı bildiği
oyuncaklar var. Daha önce aylarca boş olan, önünden geçtikçe içimizi acıtan bu oda artık dolu, sahibi
orada yatıyor ve işte karşımızda paha biçilemez bir manzara var. Yeni mobilya koksu gelen bu odadan,
artık bir bebek kokusu yayılıyor tüm eve.

24 yorum

  1. Gözünüz aydın:) Çook mutlu oldum bende sizinle birlikte.. Evinde mutlulukla, huzurla ve sağlıkla büyüsün inşallah minik dev adam….

  2. ya yayınlamayın bu yazıları :) kendimi çok kötü hissediyorum..neyseki sonu güzel..inanın şirkette ortada ağlayamıyorumda..boğazıma düğümleniyor gözyaşlarım…güzz seni çok seviyorum…anneside seni kocaman tebrik ediyorum…

  3. Her okuduğumda dualarımdasınız.. Çok yaşa Güz’üm,sen hep güzel yaşa inşallah..

  4. Güz serisinin her bölümünde ağladım ağladım ağladım.. Müthiş bir başarı hikayesi bu, herkes açıcından, anne-baba açısından ve elbetteki Güz açısından..

  5. bu sefer mutluluktan ağlıyorum:)

  6. Çok teşekkürler yorumlarınız için…üzüntüden olsun mutluluktan olsun bir nefesmiş hayat da ağlamak baki :)) herkese mutluluktan bol bol ağlamasını diliyorum…

  7. Her seferinde soluksuz okudum,Allah güzel ve sağlıklı bir hayat nasip etsin yakışıklı Güz’e.Minik bedeni ile büyük bir savaş vermiş,ama inancınız sayesinde kazanmış,allah bi daha göstermisin…

  8. Göstermesin olacaktı,yanlış yazmışım,allah göstermesin bidaha…

  9. hadi anlatmaya sondan başlayalm.çok merak ediyorum bu dev adamın son halini bir foto lutfen 😛

  10. Pankart beni ağlattı. Umarım evinizden Güz kokusu hiç eksilmez. Mis gibi banyo yapmış kokusu, kaka kokusu, losyonunun kokusu, terinin kokusu hep sarsın evinizi.

  11. Ne büyük bir mutluluktur bu…Çok şükür ağladık ağladık ama artık sevinçten ağlıyoruz…Çok tatlısın Güz, biz çok sevdik seni…

  12. Evine hoşgeldin “Güz..” O kadar sevindim ki anlatamam.. Boğazımda bir düğüm, gözümde damlalar.. Allah ayırmasın sizi…

  13. ben de her güz yazısında ağlıyorum. hikayenin mutlu bittiğini bilmesem saatlerce kendime gelemem herhalde.

  14. Bukez tutamadım gözyaşlarımı, çok şükür neyseki Güz sonunda evine kavuştu :)) Güle güle büyü Güz bebek :)

  15. Ben de hastasiyim Guz’un. Mutluluktan doldu gozler bu sefer, minnos buyuyecek, koca adam olacak, biz sanal hayran teyzeler klubu olarak onu merak etmeye ve sevmeye devam edecegiz gibi geliyor bana. Anlatmaya hep devam lutfen:)..

  16. Herkese çok teşekkür ederim. Çiğdem hanım hayran teyzeler kulübü ne güzel bir tabir:))

  17. bu yazıdan sonra derin bir oh çektim ve müthiş bir rahatlama hissettim,Güz’ü sımsıkı kucaklıyor ,kocaman da öpüyorum…

  18. sezin - bora nın annesi

    “Yeni mobilya kokusu gelen bu odadan, artık bir bebek kokusu yayılıyor tüm eve.”
    çalışan makınalar, tıbbi bakım vs. yani farklı bir bebeğe bakmanın zorlukları bu cümle karşısında eziliyor…

    • dimi …:)) hiç böyle düşünmemiştim Sezin yaşadığın için çok iyi biliyorsun sende….

  19. ümmühan(KIZIM VE OĞLUM)

    maşallah sana kocaman bebek

  20. yazılarınızı bir nefeste tekrar okudum. ve gözlerimden yaşlar tekrar dökülmeye başladı.evet bir nefesmiş hayat… annelik bu işte. kimsenin olamayacağı kadar hassas. hem de başkalarının çocuklarına da. güz ü ve sizi azminizden dolayı tebrik ederim. ben de prematüre bir bebek annesiyim. benim yaşadıklarımın sizin yaşadıklarınız yanında lafı olmaz. ama hastanede geçen her dakika zorluklarla dolu idi. 9 gün gibi kısa bir sürede çıktık. ama çıkarmadıkları her gün için hayıflandığımı hatırlıyorum bende. neden çıkarmıyorlar hiç bir şeyi yok dediğimde bile başka bir tetkikle karşıma çıktılar. şimdi geri dönüp baktığımda her şeyin tedbir amaçlı olduğunu anlayabiliyorum. Allah gözü yaşlı annelere yardım etsin. evlatlarını onlara bağışlasın. size de hep birlikte sağlıklı uzun ömürler dilerim. sağlıcakla kalın.

  21. Allah bir daha acılar yaşatmasın Güz’e ve size… Çok mutlu oldum, inşallah her şey daha da iyi olacak Güz bebek ve sizler için. Dualarım sizinle.