39 Yorum

Her hamilelik, her doğum farklı

Geçtiğimiz hafta blogu yeni bir sayfa düzenine geçirirken yaptığım bir başka “atılım” da Pozitif Doğum Hikayeleri’ni blogcuanne.com altına taşımak oldu.

İki farklı blogu yönetmek zor geldiğinden Pozitif Doğum Hikayeleri’ni uzun zamandır ihmal etmiştim. Artık kaldığım yerden devam edebilirim. Siz de tüm Pozitif Doğum Hikayeleri yazılarını şu sayfadan takip edebilirsiniz.

Pozitif Doğum Hikayeleri’ne, Fransa’da yaşayan Meriç’in aşağıdaki yazısıyla devam ediyoruz. Meriç’in yazısı normalde yer verdiğim doğum hikayelerinden daha uzun olmakla birlikte, birbirinden çok farklı iki doğum tecrübesine yer vermesi ve  Türkiye’de maalesef uygulama dışı bırakılan ebelik mekanizmasının da nasıl işlemesi gerektiğini anlatması açısından önemli.

Siz de normal doğumu ön plana çıkaran hikayelerinizi paylaşmak isterseniz blogcuanne@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

~~

Oğlumun ve kızımın doğumu

Bilmiyorum doğuma, özellikle de ilk doğuma,  psikolojik olarak ne kadar hazırlıklı olabiliriz? Ben de ilk doğumumda çok büyük bir hayal kırıklığı ve başarısızlık duygusu yaşadım. Fransa’da yaşıyorum. Burada sezaryen değil normal doğum çok daha büyük bir çoğunlukta. Sezaryen, normal doğumun mümkün olmadığı (anne ya da bebeğin durumundan ötürü) ya da acil durumlar dışında yapılmıyor. En azından ben öyle biliyorum, hiç kendi isteğiyle sezaryen olan duymadım şimdiye kadar. Normal doğumun ağırlıkta olmasında buradaki sağlık sistemi önemli rol oynuyor. Devlet doğumu ödediğinden ve sezaryen de normal doğuma göre daha pahalı olduğundan, elbette normal doğum tercih ediliyor. Burası işin teknik kısmı. Uygulama kısmına gelince anne adayını doğuma hazırlamak doktorların değil ebelerin görevi. Ebeler çok organize çalışıyorlar ve de hastanede de önemli görevleri var. Eğer doğum normal seyrinde ilerliyorsa doğum bitene kadar doktoru görmüyorsunuz bile. Ebelerin sadece sezaryen yapma hakkı yok. Onun dışında her şeyi yapıyorlar. Bir de tabii çok riskli ve zor doğum anlarında doktor çağırılıyor. Bu yazdıklarımda ufak tefek sapmalar olabilir mutlaka ama genel hatlarıyla durum böyle.

Her hastane doğuma hazırlık kursları düzenliyor. Genelde 10 seans. Ebeler anne adaylarına doğumun nasıl olacağını anlatıyorlar. Nasıl baslar? Ne zaman hastaneye gelinmeli? Sancılarla nasıl başa çıkılır? Bebek dışarı çıkmak için nasıl bir yol izler? Nasıl ıkınılır? Bebek doğduktan sonra nasıl tutulur, nasıl banyosu yaptırılır, uyku düzenine nasıl alıştırılır?.. Ben de ilk doğumumdan önce bu kursa katıldım eşimle birlikte. Her şeyi not ettik. Evde üzerinden geçtik. Dersimizi çalıştık yani. Fakat kursta sezaryenden nerdeyse hiç bahsetmedik. Sadece bir kere ebe “sezaryen olacak olan var mı?” diye sordu. Herkes hayır deyince de bize son derece onaylayan gözlerle baktı. Bu arada ben de etrafımda daha önce doğum yapmış kişilere biraz sordum soruşturdum. Şansıma herkes normal doğum yapmıştı. Sadece görümcemin biri ilk doğumunda sezaryen olmuştu çünkü bebek dönmemişti. Eh bu da normaldi sezaryen olması için. Akşamları yattığımda hep bebeğin nasıl normal doğacağını, hep anlattıkları gibi göğsüme yatıracaklarını, anne baba ve bebek nasıl bütünleşerek bir aile olacağımızı hayal edip durdum.

Doğum için verdikleri tarihten 3 hafta önce bir gece çok fazla miktarda suyum geldi. O kadar fazla su gelince doğumun başladığını anladık. Ben gözyaşları içinde “ama daha 3 hafta var, bebek erken doğuyor” diye ağlamaya başladım. Hâlbuki doğuma 4 hafta kaladan itibaren doğan bebekler prematüre bebek sayılmıyor diye ebe bize söylemişti. Ama işte bir tarih verilmiş ya, kendimi ona şartlamışım. Apar topar hastaneye geldik. Doğum başlamış deyip doğumhaneden önce yatılan/beklenilen odaya aldılar bizi. Ben yattım ve yatış o yatış. 24 saat sancıların gelmesini bekledim. Sancılar başlamayınca suni sancı verdiler, hemen arkasından ateşim 41 dereceye çıktı çünkü enfeksiyon kapmışım. Bebeğin kalp atışları zayıfladığı için apar topar sezaryene alındım. Eşimle birlikte değildik çünkü Fransa’da babalar sezaryene giremiyorlar. Epidural oldum. Kollarım bağlıydı. Oğlumun ilk ağlamasını duydum ama kucağıma alamadım. Niye vermediler bilmiyorum. Sonra beni ameliyathaneden çıkardılar. Koridorda eşimi gördüm, yanında da üstü açık kuvözde oğlumuz duruyordu. Oğlumuza baktık. İkimiz de şoktaydık. Ben bazı yerleri hayal mayal hatırlıyorum hala.

Sonra odamıza çıktık. İlk gün ve ilk gece geçti. Tabii sezaryen sonrası ayağa kalkmak, yürümek, bebeği kucağıma almak… çok zordu. Bir de geceleri yalnızdım. Refakatçi geleneği yok ne hikmetse. O ameliyat acısıyla ağlayan bebek için yataktan tek başına kalkmak kadar zor bir şey olamaz herhalde. Neyse ikinci gündü sanırım, bende doğum sonrası depresyon (baby blues) kendini göstermeye başladı. O zaman hissettiklerimin doğum sonrası depresyon olduğunu da bilmiyordum tabii. Kimse bahsetmemiş, ben de okumamışım. Hep bir ağlama isteği, kendini hüzünlü hissetme, bebeğin sağlığı için endişe duyma, gerektiği gibi emzirememe, klinik personelinin şefkatten yoksun olması… Sonra evimize geldik ama bende bir iyileşme olmadı. Sürekli ağlamak istiyordum. Bir de üstüne oğlumun kilo alarak hastaneden çıktığı halde, evde geçirdiğimiz 2 gün sonrasında tekrar kilo verdiğini öğrenince… İşte o noktada her şey kontrolden çıktı. Ben oğlumu besleyemiyorum, hayatını kaybedecek diye ağlamaya başladım. Hemen mamaya başladık. Ve böylece yaşadığım “başarısızlıklara” bir yenisi daha eklendi: emzirememe.

Sonuçta bence ben doğum ve doğum sonrasında başarısız olmuştum. Normal doğum yapamadım, bebeği göğsüme yatırmadılar, anne-baba-bebek bir üçlü oluşturamadık, aile olamadık, emzirme işini de beceremedim (hâlbuki her yerde “sütü olmayan anne yoktur” diye okumuştum hamileliğim boyunca). Neyim ki ben? Oğlumun annesi olmayı hak etmiyorum ki… Altını değiştir, biberonunu ver; anne olmaya gerek yok ki bunları yapabilmek için, herkes yapabilir. Tamamen bu duygular içindeydim. En sonunda bir gün “oğlumuz benim karnımda rahat rahat uyuyordu, karnımı kesip onu aldılar” diye ağlamaya başlayınca eşim hemen sorup soruşturup bir psikiyatrdan randevu aldı. Doğum sonrası depresyon uzmanlık alanıydı. İlk gittiğimiz randevuda ağlamaktan konuşamadım. Haftada 2-3 kez ona gittim. Sanırım 5 seans sonrasıydı kendime gelebildim. Önemli olanın oğlumun sağlığı olduğunu, benim her şartta onun annesi olduğumu ve hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğini kendi kendime tekrar edip yoluma devam ettim. Bence her şey yoluna girmiş, yasadığım düş kırıklığından kurtulmuştum.

Ama öyle olmadığını ikinci kez hamile kaldığımda anladım. Zaten hep iki çocuk istiyorduk eşimle. Sezaryenden ötürü 2 yıl beklememizi söylemişti doktorum. Biz de ancak kendimize gelebildiğimizden, oğlum 2,5 yaşındayken tekrar hamile kaldım. Sabahtan öğlene kadar çalış (part-time çalışıyorum), sonra gel oğlumla oyna, onun banyosu yemeği yatması derken ben ancak akşamları yattığımda hamile olduğumu hissediyordum. Bu şekilde yani günlük hayatın koşturmacası içinde hiç kendime odaklanmadan doğum iznine ayrıldım ve oğlumun doğumunu yeniden hatırlamaya başlayıp, panik olmaya başladım.

Tam o sırada eşimin uzun sure Amerika’da yaşayıp sonra tekrar Fransa’ya dönen bir arkadaşı yardımıma koştu. Marie, Amerika’da yasarken doula olarak çalışmıştı. Çok kısaca bahsetmek gerekirse, Doula, hamilelikten itibaren anne ve baba adayını doğuma hazırlayan kişi anlamına geliyor. Doğuma da giriyor, sancılar sırasında anne adayını yönlendiriyor, özellikle babaya ne yapması gerektiğini gösterip, erkeğin de doğum olayına daha çok katılmasına yardımcı oluyor. Marie’ye oğlumun doğumunu ve sonrasını anlattığımda bana hissettiklerimin çok normal olduğunu, maalesef Avrupa ve Amerika’da normal doğuma odaklanıp, normal doğumu yüceltip, sezaryen ihtimalinden pek bahsedilmediği ve daha doğrusu sezaryenin kötülendiğini anlattı. Dolayısı ile sezaryen yaşayan, özellikle de acil durum sezaryeni yaşayan annelerin sonrasında büyük bir psikolojik çöküntü yasadıklarını anlattı. Marie ile yaptığımız buluşmaların ne kadar çok faydasını gördüğümü anlatamam. O da bana hep her yerde duyduğum “her hamilelik farklıdır” cümlesini söylemesine rağmen açıkçası benim normal doğum gibi bir beklentim yoktu. Normal doğuma tam anlamıyla küsmüştüm. Zaten normal olursa doğum, oğluma haksızlık olurmuş gibi geliyordu.

Gittiğim son doktor kontrollerinden birinde yine sancısız hastaneye gidip, saatlerce bekleyip, suni sancıyı yiyip, yine sonunda sezaryen olacağımdan korktuğumu söylediğimde doğum yapacağım hastanedeki (ikinci doğumumu başka bir hastanede yaptım) doktor sezaryende suni sancı verilmediğini, bekleyeceklerini, 24 saat sonunda sancı ya da açılma olmazsa direkt sezaryen olacağını söyledi. Oooooh nasıl rahatladım anlatamam. O belirsizlik duygusu bitti. Eh sezaryenin nasıl olduğunu da biliyorum. Artık benden rahatı yoktu. Doğuma 4 hafta kala daha da keyiflendim. Ne de olsa doğum başlayabilirdi artik. Zaten oğlum 3 hafta erken gelmişti kesin bu bebek de erken gelirdi. Ha bu arada biz iki hamileliğimde de çocuklarımızın cinsiyetini öğrenmedik, ondan hep bebek diyorum.

Çok güzel hazırlandım. Hastane çantam hazırdı tabii. Manikür pedikür yaptırdım, saçımı kestirip düzelttirdim ki gecen sefer ki gibi yaka paça hastaneye gitmeyeyim diye. Hastane çantama sevdiğim bir kitabımı ve bir de o anda örmekte olduğum atkıyı da koydum. Bekleyeceğim de sancısız, boş boş oturmayayım, arada örgü de öreyim diye…

Bu arada günler geçiyor ama doğum belirtileri de olmuyordu. Sonuçta bebeğimiz verilen tarihe 2 gün kala aramıza katılmaya karar verdi. Saat 19.00’da hafif suyum geldi. Oğlumuzu kayınvalidemlere götürüp bıraktı eşim. Sonra geldi, birlikte mükellef bir akşam yemeği yedik, malum doğuma kadar yemek yemek yok sonra. Sallana sallana hastaneye gittik. Bir de ikinci doğum ya, çok bilir havalarındaydık. Malum kontrol ve “doğum başlamış ama henüz açılma yok, sizi odanıza alalım. Sancılar sabaha dogru başlar herhalde” dedi ebe. Ben odama yerleştim. Eşime de “sen git eve uyu, nasılsa sancı manci olmayacak, boşuna uykusuz kalma” dedim. O gitti, ben de yatağıma yattım ve biraz kitap okudum. Sonra 23.00 gibi hafif hafif sancılar başladı. Hiç önem vermedim. Sonra artmaya başladı; arttı arttı ve ben n’oluyoruz demeye başladım. Yanımda dijital masa saati getirmiştim. Oradan sancı sıklığını takip etmeye başladım.

Bir saat sonra yani saat 24.00’te sancılar dakikada bir geliyordu. Aynı ebelerin anlattığı gibi önce artıyor artıyor, tavan yapıyor, sonra inişe geçiyordu. Canım fazla yanmadığından hoşuma bile gitti diyebilirim. Sonra çekine çekine beni muayene eden ebeyi aradım telefonla ve dakikada bir sancı geldiğini söyledim. “Gelin bakalım” dedi. Ben de yürüye yürüye doğumhaneye gittim (odalarla doğumhane aynı kattaydı). Ebe muayene etti “Açılma başlamış, siz artık burada kalın” dedi. Peki dedim, yine yalnız kaldım. Ebe saat başı gelip yokluyordu. Bu arada sancılar iyice kendini hissettirmeye başladı. Odada biraz yürüdüm. Sonraki muayenede de ebe “Çok güzel, açılma devam ediyor. Eşinizi çağıralım mi?” diye sordu. “Yok” dedim “uyusun o çağırmayın. İçimden de “niye çağırayım ki, daha kim bilir ne kadar devam edecek bu sancı” diyordum. Normal doğum olacağına hiç mi hiç inanmıyordum. Sancılar devam edecek sonra açılma istenilen miktarda olmadığı için sezaryen olacak gibi geliyordu hep.

Bu arada pilates topunun uzerinde kendi çapımda hareketler de yapıyordum. Sanırım saat 04.00-05.00 arasıydı, işte o kısım çok zor geçti. Çok şiddetliydi sancılar. Ebe yine sordu eşiniz? Yok dedim istemiyorum. O an neden bilmiyorum tek başıma kalmak istedim. Eşim yanımda olsa benim için endişe edecekti, bir de onun için üzülmek istemedim. Bir de zaten sezaryenle bitecek bir doğum için bu kadar zahmete değmez diye düşünüyordum. Böyle kendi kendime konsantre olmuş vaziyette daha mutlu hissettim kendimi. En sonunda ebe “Açılma tamamlanmış, epidural yapıyoruz artık, doğuracaksınız kısa bir süre sonra” dedi. “Eh, çağırın o zaman eşimi” dedim.

Epidural olduktan sonra geçen 45-50 dakikalık süre çok güzeldi; sancıları hissetmiyordum ve çok yorulduğumdan biraz uyudum bile. Eşim geldi bu arada. O da yazık, beni düşünmekten uyuyamamış bütün gece. Sonra garip bir şekilde sanki bir şey çıkmak için baskı yapıyormuş gibi hissetmeye başladım. Ebeye söylediğimde “hadi başlıyoruz” dedi. Bir ebe daha geldi. Nasıl itmem gerektiğini anlattılar ve tekrar o ıkınma hissi geldiğinde deriiiin bir nefes alıp itmeye başlayın dediler. Saat 06.05’ti sanırım. Ben başladım itmeye. Ben derin nefes aldıkça eşimin de nefes aldığını ve nefesini tuttuğunu duyuyordum. O da tam havaya girmişti. Ben her ıkınmaya başladığımda iki ebenin de “Poussez Madame, poussez poussez poussez!” (Ikının ıkının ıkının) diye bağıran seslerini herhalde hayatım boyunca unutmayacağım. Birkaç ıkınma sonra ebe bana “bebeğin başına dokunmak ister misiniz?” diye sordu. Elimi uzattım ve başına dokundum… ıslak yumuşacık sa/lar geldi elime. Eh bu motivasyonu aldıktan sonra itmeler de çok daha verimli olmaya başladı. Diğer ebe göğsüme beyaz bir bez koydu. Veeee son bir itmeden sonra plop diye bir his oldu ve kızımızı göğsüme yatırdılar. Saat 06.25’ti. İnanamıyordum, ama gerçekten inanamıyordum… Bir oğlandan sonra şimdi de bir kızım olduğuna mu sevineyim, normal doğum olduğuna mı sevineyim, eşim yanımda üçümüz birlikteydik diye mi sevineyim…. duyguların hepsi birbirine karıştı.

Tabii söylememe gerek yok, çok güzel bir doğum sonrası dönem geçirdim. Doula arkadaşım doğumdan sonra da geldi. Emzirme ile ilgili çok yardımcı oldu. Doğuma giremedi ne yazık ki, çünkü hem Fransa’da sadece bir kişi girebiliyor doğuma, ve hem de kontrol ebelerde olduğundan, ebe olmayan bir kişinin işlerine karışmasından hoşlanmıyorlar. Belki bu durum son zamanlarda değişmiş olabilir, bilmiyorum. Kızımı 4 ay emzirdim. Daha da emzirirdim fakat kızım biberonun akış hızını tercih ettiğinden ikinci aydan sonra her seferinde süt sağmaya başlamıştım ve bir de aynı zamanda 3 yaşındaki oğlumla ilgilendiğimden maalesef çok yoruldum ve devam edemedim.

Anladım ki gerçekten de her doğum bir sürpriz. Neden ilk doğumum bu kadar zordu, niye ikincisi bu kadar kolay oldu… cevap vermek çok zor. Bence bir anne adayının kendine ve bebeğine yapacağı en büyük iyilik, kendini olabilecek her ihtimale hazırlamak ve kesin bir beklenti içine girmemek. Ben ilkinde maalesef çok büyük bir beklenti içindeydim. Belki de kendimi o kadar baskı altına almasaydım daha farklı olabilirdi. Sanırım söyle düşünmek lazım: en önemlisi sağlıcakla bebeğini kucağına almak. Eğer arzu ettiğim gibi normal doğum olursa ne güzel bir sürpriz, eğer sezaryen olursa (acil durumdan ötürü ya da annenin sağlığından, bebeğin geliş şeklinden ötürü planlı olan sezaryen) da herkesin canı sağ olsun, demek ki sağlıklı olanı buymuş demek gerekiyor. Tabii bu bahsettiğim doğumu bebeğin kendisinin başlattığı durumlar için geçerli. Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça doğumu başlatanın bebek olması gerektiğine inanıyorum.

Doğumun şekliyle ya da emzirip emzirememe ile anne olunmuyor. Anne olmak için doğurmak gerektiğine bile karşıyım. Bir çocuğu karşılıksız sevmek, onu büyütmek, onu düşünmek, onun ihtiyaç duyduğu her an onun yanında olmak insanı anne-baba yapıyor. Tüm bunları, çocuklarımızla birlikte paylaşacağımız koca bir ömür olduğunu düşündüğümüzde doğum ve doğum sonrası aslında çok kısa bir sure. Ama kısa olmasına rağmen psikolojik olarak sağlıklı geçirilmesi gereken bir süre.

Kendi isteği ile sezaryen olup da sonradan üzülüp pişman olanlar, lütfen üzülmeyin. O zamanki şartlarda demek ki doğrusunun bu olduğunu düşünüp ona göre hareket etmişsiniz. Bu sizin suçunuz değil. Bugünü yaşayıp çocuklarınızın keyfini çıkarın.

Normal doğumu çok isteyip de acil sezaryen olanlar; eğer benim gibi travma yaşıyorsanız umarım bu yazdıklarım moralinizin düzelmesine yardımcı olur. Doğum bizim beklediğimiz gibi tıkır tıkır işleyen bir mekanizma değil; her şey mümkün. Benim ikinci doğumumun normal olması tamamen bir sürprizdi. En başta ben kendimi yine sezaryen olacak diye hazırlamıştım. Karşımıza ne çıkacağını bilemiyoruz.

Mutlu anne = mutlu çocuk olduğuna göre, bugüne, güzel bebeklerimize çocuklarımıza odaklanıp hayatın ve onların tadını çıkaralım.

39 yorum

  1. Ne guzel geldi sabah sabah bu hikaye…Ilkinde hayal kirikligi yasanmis da olsa, bir nevi mutlu sonla bitmis olmasindan dolayi gulumserken buldum kendimi okumayi bitirdigimde. Ben de kendimi sadece dogal doguma hazirladigimi fark ettim okurken. Hollanda’da yasiyorum ve burada da Meric’in bahsettigi gibi ebeler on planda. Bir aksilik olmadikca doktor gormuyorsunuz bile, ne hamilelik suresince ne de dogumda. Kendimce ben de bunun dogruluguna inandigimdan ve dogumun dogal bir surec olmasi gerektigini dusundugumden, sezaryenin lafini bile etmek istemiyorum. Acikcasi ameliyat fikrinden korkuyorum da galiba…Ama bu sabahtan sonra her iki ihtimale de kendimi hazirlamam gerektigine ikna oldum. Cok tesekkurler.

  2. aynı hayal kırıklığını bende oğlumun doğumunda yaşadım, normal doğımdan başka bir ihtimali asla düşünmüyorken oğlum ters geldiği için 39 haftalıkken planlı sezaryenla aldılar oğlumu. Kendimi çok kötü hissetmiştim ben gerçek bir anne değilim diye düşünüyordum. Bir de o zaman doktorumuz planlı sezaryene yönlendirdiği için çok kızgınım, bize hep kötü şeylerden bahsedildi, bekleyebileceğimizi doğum başladıktan sonra sezaryen olabileceğimi söylemedi. Ben bunları sonradan öğrendim. şimdi yahoo da bir guruba üyeyim sezaryen sonrası normal doğum diye. Umarım bende sizin gibi 2. doğumumu normal yapabilirim,(Türkiye de bunun için bir hayli uğraşmak gerekiyor ama) tabi bir de sizin gibi düşünüyorum sanki oğluma haksızlık olacakmış gibi ama yinede hayatımda bir defa olsun bu duyguyu yaşamayı çok isterim.

    • Nil, ben de dogumla ilgili o kadar cok seyi sonradan ogrendim ki. Ogluma haksizlik olacak diye de dusunmeyin. Bir anne olarak iki cocugunuza da her konuda esit davranabilmeniz zaten mumkun degil. Her seyden once siz ikinci kez anne oldugunuzda ilk anne oldugunuzdan daha farkli olacaksiniz, daha tecrubeli olacaksiniz. Oglunuz belki annesinin normal dogumunu yasayamadi ama kardesi olana dek sizi baska bir kardesle hic paylasmadi, bu da onun ayricaligi olacak. Ikinci bir cocugunuz olduktan sonra bana hak vereceksiniz. Iki cocuga annelik yapmak cok guzel bir duygu, insan sahip oldugu sevebilme kapasitesine sasiriyor.

  3. ilgiyle okudum…. bakalım ben neler yaşayacağım..çok heyecanlı bir süreç bu…..

  4. BEN DOĞUMDAN NEDENSE PSİKOLOJİK OLARAK ÇOK KARKAN BİRİYDİM VE KESİNLİKLE SEZERYAN OLACAM DEDİM VE BU ŞEKİLDE BÜÜTÜN HAZIRLIKLAR YAPILDI.18 MART SEZARYEN OLMAK İÇİN GÜN ALDIM.HAMİLELİĞİM ÇOK RAHAT GEÇTİ.HİÇ SORUNUM YOKTU.8 MART DOKTORUMA GİTTİM BÜTÜN TESTLERİM YAPILDI.ARTIK AMELİYAT İÇİN BÜTÜN ÖN HAZIRLIK YAPILMIŞTI.10 HAZİRAN SABAHA KARŞI 4,5 BİR SANCIM BAŞLADI SOLUĞU HASTANEDE ALDIK.DOĞUM BAŞLAMIŞ VE BENİ SEZERYANA ALMIYORLAR.İKİ SAAT BENİ SEZERYANA ALSINLAR DİYE İSTANBULDAKİ BÜTÜN ÖZEL HASTANELERİ AYAĞA KALDIRSAMDA TEKRAR HASTANEME DÖNDÜM VE HASTANE ARAMAKTAN SANCIM KESİLMİŞTİ.SAAT 7 DE SUYUM GELDİ VE 15 DK İÇİNDE KIZIM DÜNYAYA GELDİ.KORKULACAK BİR ŞEY YOKMUŞ…

    • Elif Hanım, normal doğumla ilgili bütün bilinenleri çökertmişsiniz :)… Korkunun engel olması, sancıların durması vs… Kızınız inatla normal doğmak istemiş :)…

    • Elif, bana da bir tanidigim kendini nasil sartlarsan oyle dogum yaparsin, once kendi kafanda pozitif dusunmelesin demisti ama ben bir turlu normal dogum yapabilecegime inanamamistim ama oldu iste 🙂

  5. Ben de kızım ters geldiği için sezeryanla doğum yaptım, normal doğumu çok istediğim halde. Doğum sonrası hiçbir depresyon yaşamadım tabi bunun için, normal doğum yapmanın iyi anne olmak demek olduğunu kesinlikle düşünmüyorum çünkü. Ben sadece o deneyimi yaşamayı çok istemiştim. Şimdi tek pişmanlığım, planlı sezaryen yapmış olmak. Keşke, diyorum, kızımın kendiliğinden gelmesini bekleseydim. Her ne kadar ihtimal az bile olsa, dönerdi belki de, normal doğum yapabilirdim. Ama o sırada hem doktorum planlı sezaryene yönlendirmişti hem de eşim hastaneye yetişme stresi, trafik olması ihtimali, acil bir durum riski gibi nedenlerden ötürü, madem sezaryen olacak, beklemeyelim konusunda ısrar etmişti. Ama eğer bir gün 2. çocuğa cesaret edebilirsem, bu defa planlı sezaryen ile doğum yapmayacağım, normal doğum için bütün şartları zorlayacağım. Olmazsa da yapacak birşey yok tabi.

    • Feyza, bol sans. Gorumcemin ilk kizi ters durdugu icin planli sezaryen oldu. Ikinci kizi normal dogumla dogdu. Ucuncu kizi kizinda ise ayni benim ilk dogumumdaki gibi oldu yani son anda sezaryen. Uc dogum ucu de farkli.

  6. Sonunda burada boyle bir yazi gorebilmek ne guzel. Sadece sezaryani ya da normal dogumu kotuleyen ya da oven yorumlar olmadan, evet iste farkli bunu kabul edelim diyen yorumlarla karsilasmak da ayrica guzel. Iste butun mesele bu her dogum farkli, kisiye ozel, kendine ozgu. Kurallar yaratmak, onlara takilip kalmak mumkun degil burada. Elif senin boyle bir derdin olmadigini, hatta amacinin normal dogumu tanitmak oldugunu biliyorum. Yaptiklarini da takdir ederk ve severek izliyorum. Ama iste neyi anlattigimiz kadar nasil anlattigimiz da onem kazaniyor ve bence bunu en guzel yapan yazilardan biri de bu olmus bu blogda.
    Paylastigin icin tesekkurler. Meric’e de bu guzel ayzi ve tavsiyeler icin tesekkurler.

    • Anne, cok sevindim begenmenize. Evet her dogum farkli. Cevremde bunun en canli ornegini yasadim, yukarida Feyza’ya yazdigim yorumdaki gorumcem gibi 🙂 Ilkinde sezaryen oldugu icin uzgundu, ikincisinde normal dogum tecrubesini yasadigi icin mutlu, ucuncusunde ise sezaryen olmasini hic umursamadi bile; onemli olan saglicakla bebegine kavusmakt onemli olan sonucta. Sevgiler

  7. süpper yazmışsınız,çok iyi geldi çünkü ben de normal doğum isteyip acil sezeryan olan ve doğum sonrası bunun depresyonunu yaşayanlardanım

    • Betul, ben de blogcu anneye gelen yorumlarda acil sezaryen oldugu icin benim gibi hissedenlerin oldugunu gordugum icin paylastim iki hikayemi de. Yazdiklarimin iyi gelmesine cok ama cok sevindim.

  8. Destek hem doğumda hem doğum sonrasında ne kadar önemli, ne kadar farklılık yaratıyor. Doğum şekli ne olursa olsun, annenin ruh sağlığı için destek (doula, eş, anne herneyse) şart. “İçgüdüsel Doğum” kitabında da, kadının doğumuyla ilgili kendini şartlamaması gerektiğini, illa “normal doğum” yapacağım demenin de olumsuz etkisi olduğunu ve kendini birçok farklı mekanda/şekilde doğum yaparken hayal etmesinin faydalı olacağını yazıyor. Doğuma hazırlık yapın, nefes egzersizleri yapın, doğum tercihlerinizi doktorunuzla paylaşın ama PLAN yapmayın, doğum beynin değil bedenin işidir, der kitapta özetle.

    • Gozde, “dogum yaparken hayal etme” cok guzel bir yontem. bana da doula arkadasim tavsiye etmisti. Ben dogum sekli hayal edip yine dus kirikligi yasamaktan cekindigim icin, kendimi cok guzel bir kumsalda agaclarin altinda yatarken hayal ettim, en sevdigim seyi yapiyordum yani kitap okuyordum. Bu arada esimin ve oglumun birlikte gulerek oyun oynadiklarini duyuyordum. Bir de yine gormedigim ama duydugum hayatindan memnun mesut agulayan bir bebek vardi yakinimda. Benim icin huzurun tablosu buydu ve gercekten de cok faydasini gordum

  9. ilk bebeğin doğumunu okurken sanki kendi doğum hikayemi okuyor gibi hissettim. Aynı zorunlu sezeryan, aynı hayal kırıklıkları. Ve ikincisi için de aynı istek: Normal doğum! Gerçekten “pozitif bir doğum hikayesi” oldu benim için. paylaşım için teşekkürler…

  10. öncelikle hem size hem de bu hikayeleri okumamıza fırsat veren blogcu anneye çok teşekkür ederim. 33. haftamdayım, ilk doğumum ve takdir edersiniz ki korkularım tavan yapmış durumda. Soranlara korkmadığımı belli etmeye çalışsam da ara ara yahu ben nasıl doğuracağım diye sormadan edemiyorum. Bu noktada pozitif doğum hikayeleri benim en büyük yardımcım oldu. Korkularım beni her bunalttığında oturup bir hikaye okuyorum. İnanın çok işe yarıyor. Gün geçtikçe doğum eyleminin psikolojik boyutunun ne kadar önemli olduğunun da farkına varmaya başladım. Korkularımı hafiflettiğiniz ve doğuma daha rasyonel bakmamı sağladığınız için çok teşekkür ederim…Sevgiler…

    • zeynebin annesi, ilk dogum oncesi korkulari tabii ki tahmin edebiliyorum; Bilmedigimiz bir tecrubeyi yasamak korkutucudur her zaman. Keske pozitif dogum hikayeleri benim ilk hamileligim doneminde de olsaydi. Size saglikli bir dogum diliyorum.

  11. Kuzen çok güzel anlatmışsın, ağzına sağlık… Mesafelerimiz bu kadar uzun olduğu için mi nedendir bilmem ama ekstra etkilendim, ağlamamak mümkün değil… öptüm seni…

  12. Iki dogumunu da cok guzel anlatmissin, gozlerim doldu okurken. 🙂 Psikoloji ne kadar onemli, ikincisinde bir “doula” ile konusmak cok iyi gelmistir eminim.
    Merak ettigim bir konu, ilki sezeryan oldugu icin ikincisinde normal dogum olmayabilir gibi bir yorum yapmadi mi doktorlarin? Turkiye’de sezeryan sonrasi normal dogum yapmak zor diye biliyorum, hatta Amerika’da (yasadigim yer) bile -burada normal dogum oncelikli oldugu icin “bile” diyorum- bazi yerlerde doktorlar yapmak istemiyor diye duyuyorum. Fransa’da durum nedir merak ettim…

    • Nese, benim de yazarken gozlerim dolmustu 🙂 Doula cok iyiydi, tavsiye ederim.Yok, doktorum ilki sezaryen oldugu icin ikincide normal olmaz diye bir sey hic soylemedi. Cevremde de duymadim ayni sekilde. Sadece doktorum sezaryen dikislerinden oturu suni sanci verilemeyecegini soyledi. Hatta onda bile bazi durumlarda yine de suni sanci verilebiliyor demisti ama benim ihtiyacim olmadi.

  13. çok çok iyi geldi bana bu yazı. 9 ay kendini doğal doğuma hazırlayan fakat dakikalar içerisinde acil sezeryana alınan ben de aynı pskoloji içerisindydim. doğuramadım diyordum başka birşey demiyordum. Allah izin verirse 25 ay sonra tekrar ikinnci bebeğimi alacağım kucağıma. ve tabi ki Türkiye deki hiçbir doktor rahim iç yırtılma riskini almayı kabul etmiyor vee normal doğurtturmuyor beni üstüne üstlük bi 10 sene ara veriyim sonra 3.yü doğurayım desen o da yok. iki sezeryandan sonra ebedi billah kabul etmez canım jinekolog camiası beni 🙂
    ne yapayı. oğlumu da doğacak kızımı da çok seviyorum. doğuramıorum işte şöyle çatır çatır şöyle bir avazda doğuramıyorum.
    olsun. ANNEYİMBEN…

    • mervesefa; olsun, onemli olan oglunuzun dogmus, kizinin da hayirlisiyla dogacak olmasi. Burda bir arkadasim catisi dar oldugu icin uc dogumunun ucunu de sezaryen ile yapmis. Saglikli bir dogum diliyorum

  14. İçim rahatladı okuyunca yazıyı. Zor bir hamilelik ve beni endişelere boğan normal bir doğumdan sonra, ikinciye hamile kalırsam nasıl tekrar normal doğurmaya cesaret edeceğim, ya yine başıma gelirse aynı şeyler diye endişeleniyordum. Bana cesaret verdiniz teşekkür ederim.

    • Uyku Melegi, cesaret verdigime cok sevindim 🙂 Fransa Avrupa’da nufus artisi en hizli olan ulke. parklar bahceler, sokaklar bebek ve cocuk dolu. Dolayisi ile cevremde gordugum oyle cok dogum hikayesi var ki. Hamilelikler gibi dogumlar da farklilik gosterebiliyor.

  15. Ne güzel yazmışsınız! Ben de normal doğuma odaklanıp (önce eşim sonra blogcu anne sayesinde) “açılma olmadığı, bebek aşağı inmediği ve belki de iki gün bile sürebilir” gerekçesiyle sezaryene ağlaya ağlaya girmiş bir anneyim. Ama ben doğum sonrası sorun yaşamadım çok şükür. Dediğiniz gibi hem minnoş kızım belirledi geleceği zamanı hem de ne olursa olsun sağlıkla kucağımıza aldık. Her şeyden en önemlisi bu gerçekten! Tüm annelere bebeklerini sağlıkla kucaklarına almalarını diliyorum ve isteyen herkesin çocuk sahibi olmasını…
    sevgiler…

  16. Kızını normal doğurmuş olman bana da moral oldu. Ben de 41. haftam bittikten sonra sezeryana alındım. Kendi isteğimle girdim ama sonrasında “keşke bekleseydim

  17. diye! pişman oldum çok. 2 sene sonra hala pişmanım ama nedense lohusalık depresyonuna girmedim. 21 aydır, hala emziriyorum. Umarım ben de ikinci bebeğimi normal doğurabilirim.

  18. Elif, Bu yeni yazi yandaki “pozitif dogum hikayeleri” resimli linkine basinca cikmiyor, etiketlenmesinde bir hata var galiba?

    • ailenizin teknik yorumcusu olarak bir yorum daha:
      eskiden pozitif dogum hikayelerinde baska tag’ler de vardi, ornegin epiduralli dogum ya da suni sancili ya da epiziyotomili dogumlari arayabiliyorduk. simdi de yapabilecek miyiz?

      • bu arada ust banner’i kucultmen coook guzel olmus. eski halinde sayfanin yarisi pespembeydi ve yaziyi okuyabilmek icin cok asagi inmek gerekiyordu, simdi cok daha kullanisli olmus.

        • Etiketleri düzelttim, eksik olma. Sayfayı beğenmene de çok sevindim. Bu geçişi yaparken aklımda en çok sen vardın. Sana ayrıyeten haber de vermek istedim, gel gör ki Deniz’in evde oluşu beni bitirdi, zor otuyorum bilgisayarın başına! 🙂

          • Elifcigim, bir sey kalmis, yoruma cevap gelince email ile uyarma secenegi olsa keske. Simdi gordum yorumunu ama cok tesaduf oldu, genelde geri donup bakmiyorum yorumuma biri birsey demis mi diye, cogu zaman unutuyorum bile yorum biraktigimi.

  19. Yazıyı okurken ben de doğum ile ilgili (ilk olacağı için) birtakım beklentiler içine giriyor olduğumu farkettim.. Herşeye hazırlıklı olmak adına çok aydınlatıcı bir yazı.. Paylaşım için sonsuz teşekkürler!

  20. bende 2. bebeğime 3 aylık hamileyim istanbulda yaşıyorum sezaryen sonrası normal doğum yaptıracak güvenilir doktor arıyorum bilen varsa lütfen söylesin.