8 Yorum

Nefret etmek yetmez

Bundan bir süre önce Çocuk tacizi hakkında [ebeveyn olarak] ne yapıyorsunuz? diye sormuştum. Yazıya bırakılan yorumların yanı sıra, e-mail yoluyla da yanıtlar gelmişti.

Bunlardan biri, Fransa’da yaşayan bir annedendi. (Tesadüf, iki gündür Fransa’da yaşayan Türk annelerden gidiyoruz.) Şöyle diyordu:

İki kızım var. Kendi adıma yaptıklarıma gelince, anlayabilecekleri andan itibaren vücutlarındaki farklılıkları, onlara ait bedenlerine kimsenin onların isteği olmadan dokunmamaları gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Gerek kendi çocuklarım, gerekse diğer çocukları onların izni olmadan öpüp koklamıyorum. Bu çocuklara ilk başta değişik geliyor, ama merhaba dedikten sonra eğer çocuk izin verirse öpüyorum. Onların da bir birey olduklarını ve izinleri alınmadan öpülüp okşanmayacaklarını anlamaları lazım.

Ayrıca dışarıda karşılanabilecekleri durumlara karşı onları uyarıyorum. Beni kaybettiklerinde bana ulaşmak için polis ya da güvenlik birimleri bulmaları gerektiğini söylüyorum ve büyük kızıma kendi numaramı ezberlettim.

Özellikle kalabalık bir ortamda başına bir şey gelir ya da birisi ona zarar vermeye çalışırsa özellikle Türkçe olarak “Anne” diye bağırmasını tembihliyorum. Zira Fransızca “maman” diye ağlayan bir çocuk hem benim hem dışarıdan olayı görenlerin dikkatini çekmeyebilir ama başka bir dilde bağıran bir çocuk diğerleri için yardım gerektiğini düşündürebilir. Benim de kalabalık da onun çığlığını algılamam daha kolay olur.

Bir örnek verecek olursak, bundan yaklaşık iki sene önce küçük bir arkadaş grubu ile çoluk çocuk lunaparka gittik. Pusetler, çocuklar derken zaman zaman birbirimizin pusetini kullanıyoruz. Ben küçük çocuğumla ilgilenirken arkadaşımın eşi yorulduğu için pusette oturan büyük kızımı arkadan itmeye başladı. Kızım önce kimin ittiğini göremedi. Biraz da karanlığın etkisiyle çok fazla tanımadığı bir adamla karşılaşınca (arkadaşımın eşini bir ya da iki defa görmüştü) bastı çığlığı. Biz ne olduğunu anlamadık ama işin aslı ortaya çıktı. Ben kızımın arkadaşımın eşini iyi tanıdığını düşündüğüm için bir şey yok sanmıştım. Ama bir iki kez gördüğü için kızıma yabancıydı. Ve kızım da çığlığı basmıştı. Kızımın bu davranışı başta bana ve oradaki tüm annelere iyi bir tecrübe oldu. Demek ki çocuklar kendilerine öğretilen şeyleri gerekli yerlerde uygulayabiliyorlar.

Özellikle ülkemizde yabancıların çocukları sevmek için yanaşmalarına bir çare bulmalıyız. Ayrıca hijyen açısında düşünülünce zaten hiç iyi bir şey değil. Sevmeyin kardeşim. İkinci kızım Türkiye’ye geldiğimizde havaalanında sarışın haliyle bayağı dikkat çekti. Herkes yanına gelip sevmek istedi. Bereket benim suratsız kızım kimseye pas vermedi. Ne biçim çocuk diye bana ters ters baksalar da kızımın bu kendini dokundurmaz hali bayağı hoşuma gitti.

Ayrıca son olarak bahsedeceğim konu. Eşim internete güvenliği ile ilgili bir şirkette çalışıyor. Evimizdeki tüm bilgisayarlar belirli sitelerin erişimine engellenmiş halde. Onun teknik ve bilgi imkânları ile bu çok kolay bizim için. Ama bireysel çözümler ve evler içinde bu tür sistemler mevcut. Bence aileler nasıl bebeklerine araba koltuğu ya da puset alırken tüm güvenlik tedbirlerini düşünüyorlarsa, bilgisayar alırken de içinde güvenlik yazılımları olanlarını ve özellikle çocuklar için denetlenilebilir olanaklarını tercih etmelilerdir. Ayrıca teknoloji öğrensinler diye çocuklarımıza daha çok küçük yaşta (zaten yıllarca kullanarak zararlarına maruz kalacakları) elektronik cihazları dayamayı hiç anlamıyorum. Cep telefonu ve internet kullanımı özellikle bunların denetimsiz kullanımı ülkemizde çok küçük yaş sınırlarında diye tespitim var. Çevremde cep telefonu ile mesaj atan çocukların genelde ortaokul ve lise çocukları olduğunu görüyorum. Ama bizde okula gitmeyen çocuğa bile cep telefonu tutuşturulabiliyor.

Özellikle bu internetteki güvenlik konusu çok çok önemli. Ben bu konuda henüz hiçbir şey yapmış değilim. Hiçbir bilgim de yok. Deniz’i henüz tam anlamıyla bilgisayarla tanıştırmadık. Kendi kendine bilgisayarın başına oturup da bir şeyler yaptığı yok, açmayı bile bilmiyor. Ancak yumurta kapıya dayanmadan bu konuda bir şeyler yapmak lazım. Bizim nesil bu konuda çok hazırlıksız. Biz büyürken internet yoktu ki internette güvenlik olsun. Öğrenmemiz, bilgilenmemiz ve uygulamamız lazım.

Bu tatsız fakat önemli konu hazır açılmışken, Sedat Topçu’nun Cinsel İstismar kitabından -bence- çok çarpıcı bir alıntıya yer vermek istedim:

Çocuk ve gençlerin cinsel istismarı basında sık sık yer alan ve toplumun büyük tepkisine yol açan bir insanlık sorunudur. Bu sorun yüzyıllardan beri, bedensel ve ruhsal varlığı hasar görmüş bireyler üreterek hücrelere saldıran kanser gibi toplumları tahrip etmeyi sürdürmektedir. Cinsel istismar insanın varlığına yapılan bir saldırıdır.  Bu özelliği ile cinsel istismar aynı zamanda hayata karşı işlenen bir suçtur. Toplum yaşamında, çocuk ve gençleri cinsel istismara maruz bırakanlardan nefret etmek yeterli değildir. Çünkü nefret, bu gibi kimseleri durduramaz ve bunların insanlığı tahrip etmelerine engel olmaz. Toplumu istismarcılardan korumanın en etkili yolu; çocukları, aileleri ve tüm toplumu cinsel istismar hakkında bilgilendirmektir.

Bilgilenmeliyiz, geç kalmadan.

8 yorum

  1. Cinsel istismar sadece fiziksel olmuyor. Asıl mesleği bilgisayar programcılığı olan biri olarak, ilerde kimlerin elin geçip nasıl kullanılacağını bilmediğim için oğlumun fotoğraflarını olabildiğince web’de bir yere koymuyor. Hatta ismini bile çoğu zaman kullanmıyorum. Ve bu konuda bütün annelere buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Çocuklarınızın muhteşem fotoğraflarını sitelerinizde veya sosyal paylaşım sitelerinde paylaşırken iki kere düşünün. Hele hangi okula gittiği vs. gibi kolay erişim sağlayacak bilgileri kesinlikle vermeyin.

  2. benimde kızım şuan yaklaşık 3,5 yaşında ve herkes bu kime çekti böyle kimseye gitmiyor diyor.ama benim hoşuma gidiyor.bende yabancılara karşı bilinçlendirdim.sokakta kimse yanaşamıyor anında çığlığı basıyor.akrabalarada gittiğimizde kesinlikle zorlamıyorum hadi kızım biraz sevsin diye…yabancılar a karşı konuşmaz biraz gözünün alışması lazım diyorum sevdirmiyorum.bence en iyisi bu bazı arkadaşlarım çocukları hiç kimseye ağlamıyor herkese gidiyolar.bence bu çok tehlikeli…

    sevgiler…

  3. ruhumu daraltan bir konu. ya ben çok taktım bu konuya. kızıma sürekli “özel yerlerini (isimlerini söylüyorum)kimseye göstermek elletmek yok” demekten kızımın diline takıldı. her banyoda her wc ye gidişimizde bunları yineliyor. bir yerlerde yanlış yapıyorum. yakınlarımıza da popoya vurarak sevmemelerini söylüyorum, çünkü ilerde iyi kötü dokunuşu ayırt etmekte zorlanacağını ifade ediyorum. kızım pek kendini sevdirmez, kimseye yanaşmaz ama bunun sonucunda hep şunu duyar: ” ama kızım çok ayııppp” offff. ya biz sevmediğimiz kişilere koşup sarılıyor muyuz? niye çocuğun yanaşmaması ayıp?? bunu anlamıyorum

  4. Bu yazinin ustune ben de bazi hatalarimi farkettim, mesela kizimi biraz zorla opmek gibi. Bazen dayanamayip, opup minciklayiveriyorum, kendisinin istedigini sanmiyorum boyle zirt pirt opulmeyi. Bizim bidik 13 aylik, bu konuda konusmaya bilinclendirmeye ne zaman basladiniz merak ediyorum?

  5. Offff çok önemli bir konu ve bende kızım büyürken ne yapacağımı, yabancılar konusunda nasıl bilinçlendirmem gerektiğini pek bilmiyorum. Yabancıları bırakın Çigdem Toprak’ında dediği gibi sıksık kızımı sıkıştırıp öpüyorum. O da genelde ciyaklayarak kaçmaya çalışıyor. Önce kendimden başlamam gerekiyor bu durumda 🙁 . Ezgi’de kendi başına bir birey ve kendi kararlarını verebilir, istemediği birşeyi zorla yaptıramam, yaptırmamalıyımda zaten…

    • Ciyaklayarak kaçması iyi bir şey bildiğim kadarıyla. Tepki verebiliyor. Güç oyunlarında güçsüzü oynamak gerektiğini okumuştum bir yerde. Yani o kovalasın siz kaçın, ya da sizi itsin düşmüş gibi yapın oyun oynarken ki fiziksel olarak güçsüz sanmasın kendini. Biri istemediği bir şey yaptığında bağırmasını öğretin. Amerika’daki yuvalarda çocuklara bağırmayı öğrettiklerini okumuştum.

  6. Rahatsız oldukları bir durumdan kurtulmak için yardım istemeleri gerektiğinde “annee” ya da “imdaaat” diye bağırmak yerine “seni tanımıyorum” diye bağırmaları da oldukça dikkat çekici oluyormuş… bilginize…