26 Yorum

Sorumsuz ebeveynler demiştik

Bu hafta Mahmure.com’daki yazımda “Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım” diye yazmıştım. Yazıda bahsettiğim sorumsuz ebeveynler, çocukları iki yaş krizi döneminde olup markette ağlama krizi geçirdiğinde ne yapacağını şaşıranlar, ya da uçakta önündeki koltuğu tekmeleyen dört yaşındaki çocuğunu durduramayanlar değildi.

Kimlerdi, dün akşamdan bir örnekle anlatayım:

Oturduğumuz sitenin öyle bir düzeni var ki, apartman bloklarının bir kısmı avlu gibi bir ortak alana bakıyor. Havuz ve çocuk parkının olduğu bu ortak alandaki tüm gürültü, oraya bakan evlerin içine olduğu gibi çıkıyor. Gündüz vakti sorun olmamakla birlikte akşam olup herkes evlerine çekilince sıkıntı yaşanıyor. Akşam yemeklerini yiyip saat 9’dan sonra aşağı inen sitenin ergen gençliği bu çocuk parkı alanında oturup gürültü yaparak sessizliği bozuyor, balkonlarında keyif yapmaya çalışan ya da evinde sessizce oturan site sakinlerini rahatsız ediyorlar.

Bu sorunu, bu siteye taşındıktan kısa bir süre sonra fark ettik. Gecenin 11’inde, 11 buçuğunda bağrışmalar, kahkahalar sanki bizim evin içindeymiş gibi devam edince sitenin güvenliğini aradık, ve hep aynı yanıtı aldık: “Bizi dinlemiyorlar. Ailelerine söylüyoruz, onlar da bir şey yapmadıkları gibi bize kızıyorlar. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz, arada kalıyoruz”

Dün akşam saat 11’de yine bir grup genç havuza girmeye başladı. (Normal şartlarda havuz 8’de kapanıyor). Ben koltukta uyuklar, Doğan televizyon seyrederken dışarıdan bağrış çağırışlar duyduk. Ne oluyor diye balkona çıktık ki yaklaşık 5-6 kişilik bir ergen grubu çıkıp çıkıp havuza atlıyorlar, bombalama… Güvenlik görevlisi çıkıp yanlarına gidene kadar da devam ettiler. Sanırım site sakinlerinden de şikayet gelince güvenlik bu çocukların ailelerini aradı. Bir baktık bir süre sonra bir kadın geldi, havuz başındaki site yöneticisiyle kavga etmeye başladı. Aslında kavga etmek denmez, adama avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.

Özetle kadının dediği şuydu: “Çocuğumu şikayet etmek için beni aramayın! Ben anlamıyorum, bu sitede oturanların hiç mi çocuğu yok?! Genç bunlar, tabii ki yapacaklar. Bıktım artık bundan! Bana çocuğumu şikayet etmeyin!”

Kadın ses telleri yırtılırcasına karşısındaki site yöneticisine bağırırken havuza atlayanlardan biri olan oğlu da “Tamam anne, yeter artık” diye annesini sakinleştirmeye çalışıyordu.

İnanamadım. Benim çocuğum, gecenin 11’inde bu şekilde gürültü yapmaya başlayacak, ve ben buna göz yumacağım, ve şikayet geldiğinde sinirlenecek, ve üstelik de insanlara “Bana şikayet etmeyin!” diye bağıracağım. (Ve bu kadının evi bu ortak alana bakmıyor, dolayısıyla bahsedilen gürültü onu rahatsız etmiyor)

İşte sorumsuz ebeveyn budur. Benim de çocuğum var. Benim de sessizlik anlayışım oldukça esnedi. Ama benim çocuğum gecenin 11’de, havuza bombalama atlamak suretiyle taşkınlık yaparak siteyi ayağa kaldıracak olursa çocuğumu önce ben azarlarım, bir. Şikayet edenlerden de özür dilerim, iki.

Şimdi bu kadın çocuğuna nasıl örnek oldu? Kurallara uymamanın kabul edilebilir olduğunu gösterdi (havuz 8’de kapansa da 11’de girebilirsin). Toplum kurallarına saygı duymak zorunda olmadığını gösterdi (Gece kaç olursa olsun istediğin gibi eğlenebilirsin, ne de olsa “genç”sin, yaparsın). Başkalarına rahatsızlık verdiğinde özür dilemek yerine üste çıkmanın doğru olduğunu anlattı (Bana şikayet etmeyin!).

Evet, çocuklar elbette gürültü yapacaklar. Gençler taşkınlık yapacaklar. Biz de yaptık, yapmadık mı? Yazlıkta bekçinin bizi de uyardığı olurdu. Ama tırsardık, pısardık, cırlamazdık onlara. Çünkü yaptığımızın yanlış olduğunu bilir, ve bu yanlışın ailemizin kulağına gitmesinden korkardık. Bilirdik ki bekçinin uyarısından daha beterini yapacaktır babamız. Bu gençler tam tersi, anne-babalarına güveniyor, kurallarına uymalarını hatırlatan güvenlik görevlilerine “Sen bana bir şey diyemezsin” şeklinde çıkışıyorlar.

Zaten zamane gençlerinin, daha doğrusu zamane ebeveynlerinin en büyük sorunu bu. Çocuklarının sorumluluklarını almıyorlar. Sanıyorlar ki belli bir mevki, belli bir para sahibi olunca insan her yerde istediği gibi davranabilir. Toplumun geri kalanına da bunu sineye çekmek düşer.

İşin kötü tarafı, bu gençler bu anlayışla büyüdüklerinde, kimseyi zor durumda bıraktığını düşünmeden istediği yerde istediği gibi davranıp,  itiraz edenlere “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diyen insanlara dönüşüyorlar.

Ben bunu kabul edemiyorum. Siz?

26 yorum

  1. Ceylin'in Annesi

    Elif Hanım, inanın yazınızı öfekyle, hınçla okudum. Çünkü; benim de çevremde de kendine, maddi gelirlerine, babalarının,eşlerinin saygınlıklarına güvenerek taşkınlık yapan, herkese istediği gibi davranabileceğini sanan insanlar var. Bizim sitemizde de bahçedeki çocuklar güvenlik görevlimize hemde küçücük çocuk, kendinden kaç yaş büyük güvenlik görevlisine oyuncaklarını, bisikletini taşıtıyor, teşekkür etmiyor, ismiyle hitap ediyor, tepedne bakıyor.
    Hangi küçük çocuk kendinden büyük birisine böyle davranmayı kendisi akıl edebilir. Muhakkak ki, ailesinden öyle davbranabilecğeine dair bir izlenim almış, onların kendileri için çalışan kimselere saygısız, umarsız davrandıklarını gözlemleyerek kendileride o şekilde hareket ediyorlar.
    Ben de bu durumdan, çocukların çalışanlara aşırı saygısız davranışları karşısında ailelerin çocuklarını ikaz etmemeleri durumundan çok rahatsızım.
    Ama dün akşam sizin sitenizdeki olay ben dayanamaz balkondan müdehale ederdim, eşimin elinden kurtulabilsemde, iner o kadını terbiyeye davet ederim. Birisi o tür ebeveynlere de haddini bildirmeli!!

    • Aslında çok haklısınız. Ancak kadın öyle terbiyesizce bağırıyordu ki, balkondan onunla atışıyor olmak istemedim. Aslında o sırada eşimi durdurmaya çalışmakla meşguldüm, “aman onun seviyesine inme” diye. Sabah oldu, hala sinirli ve tepkiliyim. Belki de dediğiniz gibi aşağı inmek, onunla yüzleşmek gerekirdi.

  2. Çok yabancı gelmedi anlattıklarınız. Alışveriş merkezinde çocuğu (2-3 yaşlarında) rafları dağıtıp, ardından toplayan anneler gördüm ben. Neymiş çocuklar özgür büyümeliymiş. Bu kadar özgürlük bana doğru gelmiyor. Çocuğum neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, nerde nasıl davranması gerektiğini de öğrenmeli muhakkak. Ki ilerde birbirine saygılı bir toplum ortaya çıksın. Bu çocuklar yarın bizim çocuklarımızla aynı okullarda okuyup aynı yerlerde çalışacaklar. Ço üzülüyorum…

  3. özgürlük başkalarının özgürlüğü sınırlarına kadardır. ben de bu ‘çocuktur canım veya gençtir canım’ kısmına kızıyorum. üst katımdaki ailenin torunu neredeyse haftanın 7 günü onlarda kalıyor ocaktan bu yana, gece saat 11, 12 hatta daha geç saatlere kadar koşuyor, kızımla aynı yaştalar, bizimki 8,30 gibi uyuyor biz de yorgunluktan en geç 11,30a kadar dayanabiliyoruz ama sesten uyunmuyor daha hiç ‘çocuğum başkalarını rahatsız ediyorsun dur’ diye bir cümle duymadım. Baktım olmayacak görünce direkt söyledim. çok rahatsız oluyoruz diye. Aldığım cevap ne olabilir sizce? ‘sizinki erken uyuyor. ne yapalım bu erkek çocuk…’ ne özür ne bir şey…
    ben de bazen delirip sabah 7de uyandığımızda kızamla sabah dansını müzik eşliğinde yapıyorum. ‘ne yapalım bu kız çocuk :)’
    hoş bir işe yarıyor mu? bazen, diğer çocuk da 7de kalkarsa gece 10 gibi uyuyor biz de dinleniyoruz

  4. Bir an aynı sitede mi oturuyoruz acaba diye düşündüm:) Çok ama çok benzerlerini son birkaç haftadır biz de yaşıyoruz ve tespitlerine sonuna kadar katılıyorum.

  5. Elifcim son derece sana katilmakla beraber,toplumun bu tur anne babalar yuzunden de fazlasiyla yozlastigini dusunuyorum.Gecen hafta Ankaraya ucakla gekirken ki defneyle-9 aylik- ilk kez ucaga bindim ve yalniz olarak.ucaklarda bebeklerin guvenligi icin cam kenari verilmesi + koltuklarin muhtesem darligi sonucunda defne hanim orta siddette arizalar cikardi.Tabii benbu arada totomdan kirk tonter akitirken bir taraftanda millete rahatsizlik vermesin diye ruyamda bile goremeyecegim saklabanliklara imza attim…yolculuk sonunda kendini bilmez on koltuktaki insan benzetmesi! donup de kimsin sen bakiiim yol boyunca bana rahavermedin gibilerinden bir cumle sarfedince benim beynmde kisa devre basladi…o kadar gergin ve aptala baglamistim ki adama cevap vermedim ama allahtan duam;tez zamanda cooook sorumlu bir ebeveyn!! Ve cocuguyla en az 8 saatlik bir ucak yolculugu yasamasi…

  6. çok haklısın. kendilerini bir şey sanan insanların yetiştirdiği çocuklar da aynı böyle oluyor işte. örnekteki gibi toplum içinde yaşamasını bilmeyen insanların gidip kimselerin olmadığı ıssız bir yerde oturmalarını öneriyorum. hem kendi çocuğu dilediği saatte dilediğini yapar, hem de diğer insanlar rahat eder.

  7. Bende kesinlikle kabul edemiyorum. Bu tipde insanlare sadece ebeveyliklerinde böyle değiller ama. hayatlarında her alanda böyle bencil ve duyarsız ve sadece dünyayı kendilernden ibaret sanıyorlar. Bu tipde insanlarla her yerde karşılaşmak malesef mümkün ama dediğiniz gibi bunların yetişdiriği çocuklarda aynen bu şekilde devam ediyorlar.

  8. herkes anne baba olmamalı bence, hatta ciddi ciddi sağlık ve özellikle de akıl sağlığı testleri yapılmalı, doğan çocuklara yazık, böyle yetişen çocuklarla aynı ortamlarda bulunmak zorunda kalan diğer çocuklara ve ailelerine daha da yazık

  9. çocuk yetiştirmek zor çooooook zor zanaat!

  10. Günlerdir basında dönen “sessiz uçuş seçeneği”, “çocuksuz uçak – otel” yazılarına şiddetle katılan annelerdenim. Azınlıktayım biliyorum ama bu konuda feci gergin olduğum için aldığım tepkileri pek de umursamıyorum.

    Bence anne – baba için önce belirli bir iq, saygı ve sorumluluk düzeyi aransa kimse kimseyi bu kadar mutsuz etmez. Ben çocuğum büyürken hep “benim doğurduğuma kimse tolerans göstermek zorunda değil” fikrinde oldum. Bunun sonucunda da uçakta, restoranda, sitede efendi gibi davranan, başkalarını rahatsız etmekten imtina eden bir çocuk büyüttüm. Önce annenin başkasını rahatsız etmekten çekinmesi gerek…

    Uçakta mütemadiyen koltuğumu tekmeleyen bir çocuk olduğunda önce annesine bakıyorum. Eğer kadın çocuğu oyalamak için çırpınıyor ama başarısız oluyorsa ben de oyalamasına sevgi ile katkıda bulunuyorum. En ufak kızgınlığım olmuyor. Yok anne dönmüş camdan dışarıyı seyrediyorsa çocuğa öyle bir bakıyorum ki “koltuk tekmeleme kariyerini” ilelebet bitiriyorum.

    Uçuş sırasında kulağı tıkandığı için ağlayan bebek – çocuk tabi ki iç parçalayıcı ama hala basınç değişikliğinde kulaklarının tıkandığını, çocuk küçükse su içirmen veya emzirmen, büyükse sakız çiğnetmen gerektiğini bilimiyorsan kimse bu sesi çekmek zorunda değil. Ha bunları yaptığı halde çocuk susmayabilir, yapacak birşey yok. O zaman zaten etrafındaki “insanlar” sadece üzülür ama çocuk avaz avaz ağlarken elindeki dergiyi karıştıran veya yanındakiyle sohbete devam eden anne gördüğümde acil çıkış kapısından itiverdiğimi hayal ettiğim olmuştur.

    Yiğit büyüyene kadar dışarıda yemek yiyeceksek oyun salonlu olan yerleri tercih ettik. Bu tip yerlerde kendi adıma çocuklar ses yaparsa aldırmam çünkü o yerin “çocuklu” olduğunu bilerek gelmişimdir. Ancak iş yemeği için veya başka özel bir sebeple gittiğim sakin bir mekanda masaların etrafında bağrışarak dönen çocukları anlamıyorum açıkçası. Bir de masalarında oturan anne – babaları bunun normal olduğunu düşünerek sohbetine devam edip hiç uyarmazsa genel olarak feci bakışlarla çocukları sessizce püskürtme hakkını kendimde buluyorum.

    Anneler genel olarak böyle durumlara “anneyiz biz, çocuğumuz ağlamasını önce biz istemeyiz” diyorlar ya; bunun mühim bir kısmı doğruyu söylemiyor! Umrunda bile değil… O “çocuk” ve herkes tolerans göstermek zorunda! Pardon ama “yok yahu!” Böyle büyütülen çocuk ileride de alışveriş yapmak için caddesinin ortasına arabasını bırakıp anlayış bekler, bilet sırasını delerek saygısızlık yapar, kısacası ömrü birilerini sinir etmekle geçer.

    Sonuç olarak anne – babalar önce etrafına saygılı olmalı.

    Not: Amma öfkeliymişim, sağolasın Elifciğim itiraf ettim rahatladım 🙂 Şimdi diğer annelerin beni linç etmesini sakince bekleyebilirim 🙂

    • Püren – ben yazdıklarında linç edecek bir şey göremiyorum. Sana katılıyorum, birkaç ufak farkla – biz restorana hepten gitmez oldu, başta kendimiz rahat edemediğimiz için 🙂

  11. Evimiz cadde üzerinde olduğu için bende biran evvel güvenliği olan bir siteye taşınalım, kızımda rahat rahat dışarda oynasın diye düşünüyordum, bu tür sorunlar olabileceği aklıma hiç gelmedi. Kaldı ki şuan oturduğum apartmanda alt kattaki komşumun çocukları (biri 1,5 diğeri 6 yaşında) gece 12:30- 1:00 civarı ciyak ciyak evin içinde koşturuyor. Üst katta oturan komşumda sabah 6:30 olduğunda kalkıp oğluyla (15 yaşında) bağrış çağrış kavga etmeye başlıyor. Sırf bu gürültüden kurtulmak için dağ başına ücra yerlere taşınmayı bile düşündüm. Allah etrafımızdaki insanlara akıl fikir versin demekten başka çare bulamıyorum. Çünkü alt kat komşumada üst kat komşumada rahatsız olduğumuzu, bebeğin uyuyamadığını, huysuzluk yaptığını söylememe rağmen bir değişklik olmadı 🙁

  12. Elif biz kesinlikle aynı sitede oturuyoruz da haberimiz yok bence. Ben oglusla parka inmeye baslayinca karşılaşacağız kesin.
    Ben bu anne babalara ” saldım çayıra, mevlam kayıra” ana-babalar diyorum. Nasıl olsa sitede oturuyorlar ya, guvenlik var ya kapıda, cocuklar sitenin icinde ya; ne isterlerse yapsınlar, kaça kadar isterlerse gece disarda kalsınlar, yeter ki ben basımı dinliyim, bütün yaz rahat ediyim anlayışı var bu ınsanlarda. Ben sitede öyle cocuklar tanıyorum ki sabah 10 dan gece 2′ ye kadar eve gitmiyor, yemeği kantinde yiyor, koca sitenin icinde nerde ne yaptigi belli değil, annesi de kalkmış oh yaz geldi rahatladım diyor. Gece cocuk kaçta geliyor ondan bile haberi yok çünkü uyuyormuş o gelmeden. Bu bahsettigim cocuk daha 10 yasında.
    Sırf bu aymaz ana babalar yüzünden taşınmak istiyorum her yaz bu siteden.

  13. Elif işte bu çocuklar büyüdüğünde; dün akşam bizim yan apartmanın önüne gece 12 gibi dat-datlayarak gelen gelin arabası ve 8-10 eskortundan çıkan, otoparkta müziğin sesini sonuna kadar açıp düğünde yarım kalan halaylarını tamamlayan, yaklaşık yarım saat tüm sokağa geceyi dar eden 30 kişik gruba dönüşecekler. Ve sonra onların çocukları da bunların bir üst modeli olarak karışacak hayata ve bu şuursuzluk katlanarak artacak ne yazık ki!

  14. biz de gençken, yani ünivesite öğrencisiyken falan, akşam 10 dan bazen gece 1 e kadar gelmezdik eve, yazlıkta sitenin havuz başında oturur, gitar çalardık, sohbet ederdik, sahile iner yürüyüş yapardık, deniz kenarında oturup, bişeyler içerdik… ama kimseyi rahatsız etmezdik. hatta 1 kere hatırlıyorum da, havuza girerken çok gürültü yapmışız, henüz saat akşamüstü 3-4 falandı, babam bir çağırdı kardeşimle bizi, baya haşlamıştı, niye öyle bir yerimize karınca yapışmış gibi bağırırmışız, öyle havuza girilmezmiş… bir daha havuza o şekilde girmedik anırım 🙂 sorun kesinlikle rahatlığı veren ailelerde, ebeveynlerde. çocuklarımızı lütfen uyarmaktan korkmayalım, bu kadar rahat olmayalım, günün birinde onlarında bize amaaan boşver, neyse ne, demesini ,istemiyorsak, toplumda nasıl davranılması gerektiğini öğretelim. ama bu iş de küçüklükten başlıyor…

  15. haklısın. Mahmure’deki yazını ve yorumları okudum. Belki de tarzını bildiğim için yazından çıkardığım sonuç zaten buydu ama yorum yapanlar farklı algılamışlar galiba.

    son taşındığımız evde biz de 1. kattaydık ve arka bahçede aynı ergen grubu sözkonusuydu. defalarca yöneticiye şikayet etmemize, hatta Uğur’un çocuklara rencide edici şekilde bağırmasına rağmen olay çözümlenemedi. altımızdaki marketin tentesine çıkıyorlardı, tenteden bizim balkon yarım metre belki, o derece rahatsızdık. ve taşındık. bu sessiz eve taşındıktan sonra o ergenlerin nasıl bir işkence olduğunu fark ettim…

    ama pişkin ve sorumsuz ebeveynlere nasıl davranılır bilemiyorum. çekilmez ve acayip kibirli oluyorlar bazıları…

  16. sevil yılmaz ışık

    yetişkinler de aynı mentalitede olunca çocuklar ne yapsın.oturduğum apartmanda, apartmanda nasıl oturulur dersi vermekten adım sorunlu komşuya çıktı.alt kat komşum tv nin ses sistemini açıp geceyarılarına kadar izlemeyi kendi doğal hakkı görür, üst kat komşum yüksek sesle müzik dinlemekte bir sakınca görmez..ama ben ne yaptım bir pazar günü sabahın yedisinde temizlik yapmaya başladım, sandalyeleri yerde sürttüm yerlere süpürgeyle vurdum. gelip kapıma sen ne yapıyorsun diyemediler.şimdi sorun biraz çözüldü gibi…iyi niyetle konuşmak sorun çözmüyor ne yazık ki…o kişilerin de bu rahatsız edici duruma maruz kalmaları gerekiyor ki durumu anlayabilsinler…bir de sokakta arabalarında müziği sonuna kadar açanlara fena gıcığım,ona da bir çözüm bulunmalı diye düşünüyorum..

  17. Ben sanırım çok şanslı bir guruptayım:) İstanbulda yaşarken de şimdi de (Eşkişehir) çevremde hiç bu tip davranışlara şahit olmadım. Apartmanımın 4 dairesinde de 2şer erkek çocuk var, evet bahçede çıldırıyorlar çoğu zaman ama anne babaları sürekli uyarıyor, sürekli benden özürler diliyorlar, biz de çocuk onlar, olabilir, dert etmeyin diyoruz. Yani bizim söylememiz gereken bu lafları onlar bize söylemiyor (çocuk-genç bunlar, ne var şikayet etmeyin .. vb gibi) ve üstüne bir de özürler diliyorlar.

    Çocukken de anne babamdan çekinir, onlara şikayet gitmemesi için elimden geleni yapardım, annem bir gün; ben sana kızmam, sinirlenip bağırmam ama başkası seni bana şikayet ederse çok utanır, mahçup olurum demişti, yani sadece sert otorite ile de değil, eğitmenin bir yolu da sevmek, ilgilenmek ve değer vermek.

  18. Merhaba Elif,

    Ben bu sorumsuz ebeveynlere ve sorumsuz çocuklarına daha bu akşam yaşadığım bir olayla örnek vermek istiyorum. Bizim evin yakınlarında bir çocuk parkı var. Bu akşam annemle ve 2.5 yaşındaki kızımla parka gittik. Parkta kaydıraklar ve salıncaklar yaklaşık 15m çapında dairesel, çakılla kaplı bir alanın içinde bulunuyor. Bu alanın dışında alanı çevreleyen yaklaşık 50 cm genişliğinde beton bir yol var. Yolun bitişiğinde de parkın tüm çevresinde ebeveynlerin oturabileceği banklar mevcut. Biz kızımın sürekli kaydığı küçük kaydırak tarafındaki bir banka oturuponu izlemeye başlıyoruz. Kızım arada kaydım diye sevinerek bize doğru koşuyor, aradaki yolu geçip yanımıza geliyor sonra da geri dönüyor. Parkta oynayan çocuklardan bazıları yanlarına bisikletlerini de getirmişler ve bu bisikletleri oturduğumuz banklarla kaydıraklar arasındaki yolda kullanıyorlar. Başta bisikletler ve çocuklar küçüktü. Kızım yolu geçerken bir kaç kez tehlike yarattılarsa da ses çıkarmadık, ben kızımın yoldan geçmesini engellmek için yanına gittim ve orda kaldım. Bir süre sonra ilkokul çağındaki 2-3 çocuk (yeni başlayacaklardan bahsetmiyorum, en az 3. sınıfta oldularını tahmin ediyorum) kocaman bisikletlerle bu yolda hızla dönmeye başladılar. 50 cm genişlğinde bir yolda hızla dönen bu bisikletlilerle bankta oturan annemin bile ayaklarını ezecek duruma geldiklerinden annemin onları “Oğlum, bu büyük bisikletlerle burada dolaşmayın” diye uyardığını duydum. Onlar bu lafı duyduktan sonra daha da hızla yolda dönmeye başladlar. Annem çokça rahatsız olup uyarısını bir iki defa daha tekrarlayınca bankların 5-6 m gerisindeki bir kameliyede oturan 55-60 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir adam çıkıp “Burası senin tapulu malın mı, rahatsız oluyorsan sen de gel arkada otur” diye kaba, saygısız, seviyesiz bir uslupla ve yüksek sese bağırınca tepem attı. “Beyefendi, önce konuşma uslubunuza dikkat edin ve öyle konuşun diyere”

  19. “Beyefendi, önce konuşma uslubunuza dikkat edin ve öyle konuşun lütfen” diyerek ben de konuşmaya katıldım. “Annem büyük çocukları uyarıyor, çünkü burda çok hızlı bisiklet kullanıyorlar ve küçük çocuklar için tehlike oluşturuyorlar. Kızım bu akşam burda defalarca tehlike atlattı” dedim. Adam bana küçük çocuklardan birinin bisikletini gösterip “bak ancak bunlar kadar hızla kullanıyorlar” deyip “rahatsız oluyorsanız gelip burada oturun” diye devam edince “beyefendi çocuğunuzun ne kadar hızlı kullandığını görmek için siz lütfen gelip te buradaki banklara oturun” dedim. “Ayrıca siz de takdir edersiniz ki burası bisiklet yolu değil” diye ekledim. Adam sonunda arkasını dönüp “insanın asabını akşam akşam bozuyorlar” diye söylenince ben de “lütfen söyleyecek bişeyiniz varsa yüzünüzü dönüp söyleyin” dedim. Tabi bütün bu konuşma parkı ortasında adamın başlattığı şekilde bağıra çağıra geçti. Sonradan adamın yanında iki tane daha kadın olduğunu gördüm. Adamın çocuklardan birinin dedesi kadınlardan en az birinin de annesi veya teyzesi olduğunu tahmin ediyorum. Tüm bu olaylar da Ankara’nın göreceli olarak daha nezih insanlarının yaşadığı, eğitim ve kültür seviyesinin diğer semtlerden çok çok daha iyi olduğu tahmin edilen bir semtinde yaşandı.
    Ben başıma gelen bu olay hakkında şöyle düşünüyorum. Çocuklar o alanda bisiklet kullanırken başkalarına zarar verebileceklerini yaptıkları işin hatalı olduğu akıllarına bile gelmedi. Zaten bu onlardan daha büyük, tecrübeli sosyal hayatın kuralarına daha aşina büyüklerinin de aklına bile gelmemişti. Üstelik büyükleri yaptıkları işte kendilerini çok haklı görüyorlardı. Sonuçta çocuklar sorumsuzdu çünkü ebevenleri yaşlarına başlarına rağmen çok çok daha sorumsuzdu ve üstelik de haksız olmalarına rağmen kabadayılık yapmaya uğraşıyorlardı. Bugün bu olaya çok ço üzüldüm, İşte böyle…

    • Bahsettiğin gibi okul çağındaki bir çocuk orada bisikletle o hızda gezerse çocuklara zarar verebileceğini düşünebilir mi, düşünebilirse de oyun oynama isteğini bastırabilir mi bilmiyorum. Ben yine burada “çocuklar, bisiklete burada binmeyin” diyen ebeveynleri hatalı görüyorum. Onların o çocukları alıp bisikletlerini başka yerde sürmelerini söylemeleri gerekirdi.

      Şöyle de bir gerçek var maalesef — erkekler kadınladan laf yemeyi kaldıramıyorlar. Hele hele yanlarında başka kadınlar (karıları, kızları, vs.) varsa işte o zaman iyice delleniyorlar. İyi yine üzerine yürümemiş senin. Benim üzerime yürüyen de olmuştu.

  20. selam, naçizane yazınızı okuduğumda kendi gençliğim aklıma geldi, ergenken herşeyi yapmak istedim yaptım da, yasak masak dinlemeden, en keyiflisi de buydu ailem izin verdi bazen vermedi ama ben yaptım, şimdi bebeğim var ve sanırım sizin sorumsuz ebeveyn dediğiniz sınıfa gireceğim ilerde çünkü yazdıklarınız manasız geldi zira mimari yapılan bu tasarımdan ötürü bu çocuklar suçlu olamaz…gece 8de havuz kapanması da ne…çocukla ya da çocuksuz ben bile girerim eğer aidatını ödediğim bir sitede yaşar isem…çok rahatsız olursam da müstakil evde yaşarım canım…yani kırmak istemem kimseyi ama çift yönlü bakmak gerekir…
    benim çocuğum girebilir istediği satte havuza, eve de istediğinde gelebilir…makul şartlarda…
    yüksek hayat standardına sahip sitelerde alternatif birer hayat süren yeni genç ebeveynler bence fazlaca otokontrol manyağı oldu…
    çocukları ve gençleri rahat bırakalım ve yasakçı zihniyete dur diyelim.
    yazın da havuzunuz 8de falan kapanmasın bence o saatten sonra asıl keyfi çıkar.

    saygılar 🙂

    • “yüksek hayat standardına sahip sitelerde alternatif birer hayat süren yeni genç ebeveynler bence fazlaca otokontrol manyağı oldu” – Bunu üzerime alınmıyorum, çünkü öyle değilim 🙂 Otokontrol başka bir şey, içinde bulunduğunuz toplumun kurallarına uymak başka.

      MAKUL ŞARTLARDA demişsiniz ya, katılıyorum. Ve fakat 11 buçukta bağıra çağıra havuza girmeyi makul olarak algılayamıyorum.

      Sadece sitelerin değil, toplumun da bazı kuralları var. Örneğin, resmi bir dairede parmak arası terlikle çalışamazsınız. Kütüphanede ses yapamazsınız. Bu tür kurallara da “ben vergi veriyorum, istediğim yerde istediğim gibi davranırım” diyecek olursak vay halimize…

    • bana biraz bencilce geldi yazınız..evet kendi müstakil eviniz var ise bu dediklerinizi çocugunuz yada ergeniniz yapabilir ama yasakçı zihniyete hayır diyeceğiz diye de insanların çocuklarının uyuduğu ve huzurlu geçirmek istediği saatleri zindana çevirmekte abartı geldi bana..nitekim bu durumdan rahatsız olan hasta yada yaşlı bir insanda olabilirdi..bence fazlaca buldumcuk insanlar olmaya başladık,ne kıymetli çocuklarımı ve ergenlerimiz olmaya başladı ki toplumumuzda insanlar birbirinden soğudu..çocuğunu özgür bırakmak isteyen o saate kadar açık herhangi bir havuz yada tatil merkezi yada müstakil eve taşınsın lütfen..daha 3-4 yaşında olan ama toplumun daha bu yaşta illallah dediği çocuklar sayesinde çocuklu insanlardan ve çocuklardan ürker olduk..kimsenin çocugunun özgürlüğü beni bağlamaz ama ucu bana dokunmuyorsa..