23 Yorum

İpin ucu

Kendime kıl oluyorum bazen.

Bazı kalıplarım var, yıkamıyorum onları.

Deniz çok iyi bir çocuk. Uslu bir çocuk. Yaramaz değil (hareketli – hem de çok!) Şımarık hiç değil. Düşünceli. Sevgi dolu. Duygusal. Mantıklı. Daha ne ister ki bir anne?

Geçen gün kuzenim Uygar’la buluştuk. Hani şu Derin’in New York’taki evini talan ettiği Uygar. Amerika’dan gelmişti, görüştük. Deniz biliyor, Uygar’ın çok güzel sakızları var. Hakikaten, nerede böyle şeker gibi sakızlar var, Uygar onları bulur getirir. Deniz de bunu bilir, Uygar’ı görünce ister o sakızlardan.

Son zamanlarda Deniz’e kimseden yiyecek bir şey istememesini (sitenin parkında çok yaşıyoruz bunları), tanıdık birinden istemeden önce de bize sormasını öğretmeye çalışıyorum. O da canım, birileri bir şey ikram etse bile gelip bana soruyor, benim akıllı oğlum.

İşte Uygar’la buluştuğumuzda sarıldık, öpüştük derken, Deniz yanıma sokuldu, sessizce “Anne, Uygar’dan bir tane sakız alabilir miyim?” diye sordu. Sadece benim duyabileceğim bir şekilde yaptı bunu.

Ben ne yaptım? Hayır dedim. Neden? Şartlanmış şempanze gibi çocuğun her türlü abur cubur isteğini reddetme güdüm var da ondan.

Sonra durdum, ve şunu sordum kendime:  Neden hayır be kadın, neden? Çocuk gelmiş, sana düzgünce sormuş. Senin ona öğrettiğin gibi, gidip başkasından istemeden önce senin onayını almak istemiş. Neden korkuyorsun? O bir draje sakız içindeki bilmem kaç microgram aspartam mıdır sana hayır dedirten?

Bu kadar uzun sormadım tabii, ama itirazımın gereksiz olduğunu fark ederek “A-a, niye hayır diyorum canım? N’olacak bir tane sakız alsa?” diye silkinip kendime geldim. Rahmetli Barış Manço’nun deyimiyle “anında bir ters U dönüş” yapıp “Git, bir tane iste” dedim. Ve de bana o şekilde sorduğu için teşekkür ettim. Mutlu son.

Peki, neydi bana ilk anda hayır dedirten? Aspartam mı? Hayır, değil. Yani, o da aklımdan geçiyordu da, bende şöyle bir korku var sürekli: Şimdi ben buna izin verirsem, bunun gerisi gelecek. İpin ucu kaçacak. Ondan sonra başkasından bir şey istemenin kabul edilebilir olduğunu düşünecek; her gördüğü sakızı çiğnemek isteyecek. Abartayım mı? Her McDonalds gördüğünde hamburger yemek, her oyuncakçının önünden geçişimizde oyuncak almak, her televizyona OK dediğimde bütün gün televizyon seyretmek, kısacası her yasağı-bir-kereliğine deldiğimde o yasağı alışkanlık haline getirmek isteyecek! Budur korkum.

Uzun zaman önce bir kitapta okumuştum: Çocuklar, istisna nedir bilmezler. Onu rutine dönüştürmeye çalışırlar diye bir cümle… Sanırım biraz fazla yer etti aklımda, şimdi ne zaman bir şeye Tamam diyecek olsam ipin ucu kaçacak, o istisna rutine dönüşecek diye endişeleniyorum.

Annelik zor zanaat derken bunu kastediyorum işte. Belki herkes için değil, ama benim gibi kılı kırk yaran, her şeyin ıncığını cıncığını fazlasıyla düşünmek gibi takıntıları olan biri için zor! Ne yaptığımı bilmiyormuşum, elime yüzüme bulaştırıyormuşum gibi geliyor bazen. Hatta neredeyse çoğu zaman.

Ne diyorduk HAKKINDA kısmında?

[Elif Doğan] kendi çocukları dışında hiçbir konuda uzman değildir. Aslında kendi çocukları üzerine uzman hiç değildir, ki bu blogun çıkış noktası da budur.

Aynen de böyle…

23 yorum

  1. günaydın,
    aynı korkuları ben de yaşıyorum ve bu yüzden ben de sürekli hayır diyorum :(( sanki beni anlatmışsın.

  2. sanki senin gibi olacakmışım gibi hissediyorum 🙂

  3. Elif Hanım günaydın.. yazınızı okuduğum ve bu yazıyı acaba ben mi yazdım diye süphelendim.. 6 yaşına henüz girmiş bir oğlum ve 10 yalık bir kızım var..yoğun bir tempoda çalışıyorum..üstelik eşim de çok yoğun bir tempoda çalıştığı için maalesef bana yardımcı olamıyor.. kızım doğduktan sonra oğlumu belirli kalıplara sokma güdümün giderek daha baskın hale geldiği, kafamda yarattığım ideal çocuk tiplemesinin onun bir birey olma hakkını elinden almaya başladığını fark ediyorum.. ve ciddi olarak korkuyorum.. onun için en iyisini isterken onun masum çocukluk isteklerini görmezden gelme ihtimalim belki o anda değil ama kafamı yastığıma koyduğum anda beni deli ediyor.. ikisi ile baş edememekten, eksik kalmaktan, ipin ucunun kaçmasından korkuyorum..

  4. çok sıcaksın.. 🙂 oğlum şuan benimle ama dünyaya geldiğinde senin gibi bi anne olabilmeyi hayal ediyorum..umarım olurum 🙂

  5. umarım hep boyle devam edersınız (bende bende )

  6. gerçekten tıpki beni anlatmışsınız. benim de kurallarım vardır ve kolay kolay esneyemem ne yazı ki; ki bunu kızım doğduktan sonra fark ettim. onun yanında asla televizyon açılmaz, abur cubur – hele de şekerli ise – asla sunulmaz, yemek saatleri – uyku saatleri asla kaçırılmaz; öyle ki anannesi geldiğinde Ada’yı uykuya yatırmak istediğinde en az bir 15- 20 dakika oynaşıyorlar ve ben Ada’nın uykusu ha kaçtı ha kaçacak, şimdi düzeni bozulacak diye gerim gerim geriliyorum. Geçen hafta 5 gün penisilin iğnesi oldu, öncesinde de anneanne ile uyumuştu bir kaç gece (ben yine acayip gerilmiştim tabi ama hem annemi hem kızımı aynı anda mutsuz etmeyi göze alamamıştım). Yavrum hastayken de benimle yatmak istedi; bir kaç gece yattık ama iğneler biter bitmez ne yaptım: O yine benimle yatmak isteyince olmaz, herkes yatağında yatacak diyip tam üç gün boyunca 50şer dakika yatağında yatır kaldır yapıp orda uyuttum. Bir kaç gün daha beklesem ölür müydüm, zaten bir iki haftaya kadar şehir değiştireceğiz, taşınacağız; o zaman düzen oturtsam olmaz mıydı: benim gibi kontrol manyağı biri için olmazdı. o üç gün 50 dakika boyunca vicdanımla doğru bildiklerim arasında savaştım ve doğrularım galip geldi. bense hala soruyorum kendime: kimin doğruları bunlar; herkesin çocuğu farklı ise herkesin doğruları da farklı olmalı, değil mi?
    Zor iş zor, kim demişti hatırlamıyorum ama sonuna kadar katılıyorum: annelik hiç bitmeyen vicdan yarası, hele de benim gibi esnemeyi bilmeyenler için.

    • dennis bende böyleyim,yemek,uyku saatlerinde hassasım,ve dediğin gibi anneanne gelince işler değişiyor,biz çok çatışıyoruz annemle bu yüzden,kendimi sorgulamaya başladım artık çok mu abartıyorum diye ,ama en doğrusu bu sanırım…

  7. O kitaplarda yer alan, basit ama insanın zihnine mıhlanan, cümleler var ya.. bence en çok onlar bulandırıyor bizi de çocuklarımızla ilişkilerimizi de. En çok dayanamadığım anne&baba-çocuk ilişkisini bir savaşmış gibi gösteriyorlar. Hern an teyakkuz halinde olmalıymışız gibi. -hayır- dilimize pelesenk olmuş, hemen oracıkta bekliyor. Ben de aynı şeyleri yaşıyorum; çocuk geliyor gayet güzel bir şekilde soruyor daha ne ister bir anne.. anlamış seni, anlaşılmışsın ve dediğin gibi yapıyor.. ben derhal hayır derken buluyorum kendimi.. sonra farkediyorum ve belki kimi zaman farketmiyorum harala gürele içinde..

    Oysa teşvik, takdir gerekmez mi? Asıl o değil midir çocuğa yön veren.. neyse sustum..

  8. Sanırım dogru yollardan bir tanesi konusmak. Anlamayacaklarını, dinlemeyeceklerini zannediyoruz ama gercekten kulaklarından geciyor ve bir yetiskinden cok daha iyi anlıyorlar. Bazen kızım sıkılıp herseyi cok anlatıyorsun diyip kulaklarını kapatıyor, baska bir zaman konuyu oraya getirip anlatmaya calısıyorum. Her bagdat caddesi yurumemizde 1 kucuk patates alma durumumuz var, hic istememe ragmen ama bir sekilde biliyorki o 1 kere alınacak ve her gun alınmayacak. Yada bu hafta istedigi sadece 1 oyuncak alınacak, bu durumda haftaya kadar baska bir sey maalesef alınamayacak. Yazarken daha iyi fark ettim ki, uzun zamandır bu konuda gerilmiyoruz, halbuki annemle bu konuda 5-6 yasında ne kadar gerilirdim, bana neden alamadıgını anlatan hic olmamıstı….

  9. Özlem Başaran

    Ben bu hayır işini biraz abartmış olmalıyım ki oğlum direk ikram edilenede hayır istemiyorum diyor
    Canı istesede sessiz kalıyor.
    Bilmiyorum zaman zaman düşünüyorum çok mu sıkıyorum diye aslında biraz rahat anne olmayı isterdim fazla değil birazcık

  10. Ben de bu duyguları yoğun yaşayan bir anneyim Elif. Yalnız bir sorun var ki bu da bütün yoolarımı tıkıyor malesef. Sorun şu ki çalışıyor olmam ve kızıma babanne ve dedenin bakıyor olması ile birlikte benim doğrularımla onların doğrularının paralel gitmemesi.Bu benim en büyük yaram ve ben bunu değiştiremiyorum değiştirmeye kalkıştığımda eşimle karşı karşıya kalıyorum. Eşime göre onların bu yaşta ve rahatsızlıklarıyla bu kadar bakabiliyor olmaları ile yetinmem gerek ve daha fazlasını yada kendi isteklerimi onlara yaptırmam imkansız. Belki o da haklı yaşlılar ve yeri geliyor ben bile zorlanıyorum. Yapılması gerekeni ben de biliyorum annem yaşça bakmaya daha müsait fakat annemin evinin kv nin evinden uzak olması şartları zorlaştırıyor (kv ile aynı sitedeyiz). Bu nedenlerden ötürü çok ama çok bunalımdayım ben de, diyeceğim o ki çocuğa bakan kişi sayısı arttıkça yada kendi annem olmadığı sürece ben kendi doğrularımla büyütemeyeceğim çocuğumu en güzel örneği dün akşam yaşadım: akşam işten gelip her zamanki gibi kayınvalidelerde yemek yiyeceğiz sofraya oturduk önce yemek sonra meyve vs. yenilir benim bildiğim… benim kız her zaman yaptığını yaparak yemek yemek istemez kp lokum vermeye kalkınca her seferinde yaptığım gibi “yemekten sonra yesin baba meyve ve bunlar iştahını kapatıyor yemiyor” dedim. Şu anda yazarken dahi acayip geriliyorum ama ne dersem deyim hiç dinlemezler bizim eve geliş saatimiz belli gelmeden önce abur cubur yiyor ne yediğini soruyorum çubuk kraker, bisküvi tarzı ya da meyve yemiş oluyor her zaman da derim anne bak bunları yedirmeyin ne olursunuz bak aç yatıyor hiçbişey yemiyor diyorum anlatamıyorum biz vermesek de kendi alıp yiyor diyor. E diyeceksiniz ki eve almayın da dedesi alıyor işte anlatamıyoruz……..var mıdır ki benim durumumda olan nasıl rahatlamalıyım anlayamadım takmamaya çalışıyorum görmezden geliyorum gelmesem ne olacak biliyorum bu sefer de eşimle huzurum kaçıyor…….

    • once okurken bende gerildim, yasarken aynı seyleri bende hisserdim muhtemelen, ama sonrasında ise kızınıza babaanne ve dede ile beraber olmanın getirdigi diger ne kadar olumlu yan vardır diye dusunurken buldum kendimi. Eminim cok mutludur, biraz sımarsa ne olur, siz kızınızla beraberken kendi dogrularınızı uyguluyorsunuzdur zaten, buyurkende babaanneden ve anneden neyi isteyecegini bilir gibi geliyor bana. Sorun beslenme ise haftasonu bol takviye yapabilirsiniz belki…

  11. Elif yazını okurken seçtiğin resmi gördüm korktum. Nereden buldun? Bu kadar masum görünen bir resim görmedim. Dondurmalar bizimkileri yiyor, bitiriyor..:))

  12. Niye böyleyiz Elif,neden bu kadar kuralcıyız,ben de böyleyim ve taviz vermemeye çalışıyorum,oysa daha 13 aylık,ama bir bakışımla anlıyor,birisi ona bir şey uzattığında önce bana ve ya babasına bakıyor alabilir miyim diye,umarım bu büyüyünce de devam eder.Ama benim bu kuralcılığım annem ve kaynanama batıyor,aaa ne var canım bırak çocuk alsın diye,bakalım ileride nasıl olacak,ergenlik zamanları,ilk gençlik yılları,bakalım….

    • Ezgide 13 aylık olmak üzere. Genelde sizinde dediğiniz gibi birşeye uzanırken, alırken önce benim gözüme bakıyor, bakışıma göre vazgeçiyor veya devam ediyor. Ama sözkonusu şey yemekse ağzını direk açıyor 🙁 Vermeyin yemesin desemde insanlar bana ters ters bakıyorlar, biriki lokma yemesine izin verip ağlamasına dayanmaya çalışiıarak ortamdan uzaklaştırıyorum

  13. Uyyy. İcime oturdu şimdi. Bol aspartamli sakızımdan verebilseydim bir tane.

  14. Sanırım ben sizin kadar kasmıyorum ama ipin ucunun kaçmasından ben de korkuyorum. Çok fazla kuralcı biri değilim. Acıkırsa yer, uykusu gelmişse uyur,… vs. Kızım çok girişken değildir. Kendi istemez , benden istememi ister. Belki küçük olduğundan. İlerde ne olacağını , ne cevap vereceğimi zaman gösterecek.

  15. +1 desem anlarsın di mi?? 😉

  16. Bu aralar Adem Güneş’in Çocukluk Sırrı isimli kitabını okuyorum. Orada diyor ki: “Çocuklar bir sırla doğarlar ve anne-baba olarak bizim görevimiz bu sırrın ortaya çıkmasına yardımcı olmak” Eğer biz bu kadar kasarsak, kurallara bu kadar bağlı ve istisnaların yer almadığı bir hayat yaşamaya çalışırsak, sanırım bu sırrın ortaya çıkışına değil, yok olmasına sebep oluruz
    Yani kısaca Elif, relax relax relax 🙂

    • Ne kadar güzel bir şeyi ortaya koymuşsunuz. Bende bu kadar yasakla çocukların büyümesine karşıyım. Kızım 13,5 aylık, bende hayır diyorum ama onu mahrum etmemeye de özen gösteriyorum. Bazen onun sağlığını yada terbiyesini düşünürken başka şeyleri kaçırıyoruz gibi geliyor.

  17. Benim de böyle olma ihtimalim var, o yüzden öz eleştiri yapar gibi yorum yazıyorum:
    Elif bence tam tersi olabilir yani ipin ucu senin hayır diyemeyeceğin bir noktada sürekli hayır dediğin için kaçabilir. Denizin sokakta bulduğu ben10 mi bakugan mı neydi,o oyuncakla uyuduğunu anlattığın yazını unutamam. Anneme anlatmıştım da bana şöyle demişti “Çocuğa çok söylersen arsız olur,aç bırakırsan hırsız olur!” Dengeyi bulmamız gerek sanırım.