36 Yorum

Evimin kadınını kaybettim, hükümsüzdür

Rahmetli anneannem çok marifetli kadındı. Terziymiş zaten; harika örtüler, battaniyeler, elbiseler, aklınıza gelebilecek her şeyi diker, örerdi. Bizim bütün çocukluk hırkalarımız, kazaklarımız, benim ilkokul mezuniyet kıyafetim, daha nice bir sürü şey hep onun elinden çıkardı; benim pamuk ninem, canım anneannem.

Annem, üç kızın en küçüğü olarak öğrenebildiği kadar öğrenmiş anneannemden. Yemek işini ağırlıklı olarak babaannemden öğrenmiş, Mersin’e gelin geldiğinde. Ağırlıklı olarak Güney mutfağını bilmekle birlikte çok güzel yemek yapar benim annem.

Kayınvalidem zaten ayrı bir alem. Çocuklara bakmaya geldiğinde, dolap tam takır, kuru bakır bir şekildeyken bir saatliğine dışarı çıkıyorum, bir bakıyorum ki yoktan var ettikleriyle üç çeşit yemek yapmış. Hangi malzemeyle, hangi arada yapıyor onları anlamıyorum. Gizli güçleri olduğundan şüpheleniyorum.

Ben? Ben yemek yapmayı sevmem. Evet, yemek yapmayı sevmeyen bir kadınım ben. Ve yemek yapmayı sevmeyen bir kadın olarak, birkaç sene sonra dipsiz kuyu gibi yemek yiyecek olan iki oğlum var. Yandım ki ne yandım.

Yemek yapmayı sevmem derken, misafir ağırlamayı severim. Misafir çağırayım, bildiğim iki çeşit yemeği yapayım onlara. (Bir beşamelli tavuk var, bir de patlıcanlı pilav zaten. Aynı misafiri evime iki kez çağıramıyorum, aynı yemekleri yapacağım diye…) Onu severim bak. İtirazım, her gün karın doyurmak için görev gibi yemek yapmaya.

Şimdi yazın çocuklarla evdeyiz falan ya… Kendimi yemeğe, pasta-böreğe adayayım dedim biraz. Hatta şu Yiyorum-Büyüyorum kitabını almıştım teee ne zaman, geçen akşam beşamelli sebze yaptım oradan. Deniz Iyyk, bu neeeeğ? dedi. Doğan çok beğendi. Bence de güzel olmuştu.

Dün öğleden sonra Deniz’le birlikte markete gittik. Pardon, aslında sabah gitmiştik de, un almayı unutmuşuz, o yüzden öğleden sonra tekrar gittik. Hatta sonra ben bir daha gittim telefonumu orada unuttuğum için. Neyse, ne diyorduk? Hah… Kek. Niyetim Deniz’le birlikte kek yapmak, sonra onu uykuya yatırmak, her ikisi de uykularından uyandıklarında evde kek kokularının uçuşuyor olmasıydı.

Deniz’le beraber hazırladık kekleri. İlk kez muffin kaplarında yaptığım için yağlayıp yağlamamam gerektiğini bile bilmiyordum da, Twitter ahalisine sordum.

Gelen yanıtlar çoğunlukla yağlanmasına gerek olmadığı yönündeydi. Ben de kolaya kaçtım, yağlamadım.

Ama nasıl mutlu ve gururluydum bu kekleri yaparken. Şeker yerine pekmez kullanmaya çalışıyorum, geçenlerde bir denediydim, biraz tatsız olunca Deniz yemediydi. Bu sefer yarı yarıya koydum, sonucun iyi olacağından emin bir şekilde. Deniz’in yeme şansını arttırmak için damla çikolatalar koydum içine. Sırf çikolata olmasın diye kuru üzüm de ekledim. Oh, benden daha hamarat anne yoktu.

Bakalım nasıl olacak? diyerek resmini bile ilan ettim sanal aleme.

Bunları fırına attıktan sonra Deniz’e kitap okumaya gittim. Nereden bilebilirdim ki normalde kek kalıbında yarım saatte pişen keklerin 15 dakikada füze gibi kabaracağını? Ve alt tepsidekilerin kabararak üst tepsiye yapışacağını? Ve sonradan yerlerini değiştirdiğimde üst tepsinin altında kalan kek parçalarının bu sefer de fırının ızgarasına yapışacağını ve ortaya yangınımsı dumanlar çıkacağını?

Sonuç: yarı hüsran. Üst tepsidekiler güzel olmakla birlikte alt tepsi neredeyse tamamen yanmıştı. Tadı fena değildi, ama becerememiş olmak beni hayal kırıklığına uğrattı.

“Anne gibi anne” olmak istiyorum. Süper yemekler yapan, iki dakikada koca bir oğlan ordusunu doyuracak kadar pratik, çocuklarımın arkadaşlarının “Elif Teyze’nin yemekleri var yaaaa” diye bahsedeceği bir anne olmak istiyorum.

Daha çok beklerim.

Önümüzdeki ay 35 yaşıma basacağım, hala kağıttan kek kalıplarının yağlanıp yağlanmayacağını bile bilmiyorum. Hadi onu öğrendim, alt tepsidekilerin üste yapışacağını tahmin edebilecek kadar bile tecrübem, öngörüm yok bu konuda. Annem hep kızar bana “hiç öğrenmedin benden” diye. Haklı, ama ilgi duymadım, ne yapayım. Meraklı değilim yemeğe.

Sadece yemek de değil konu. Ev bir türlü düzene girmiyor sanki. Her yer her yerde. Arkadaşımın birine Derin’in küçülen şapkasını vermeyi vaat ettim, üç gündür bulamıyorum küçülmüşlerin arasında. Ne zaman, neden bu hale geldim ben? Evim ne kadar düzenliydi oysa…

Hayır, bunun sadece çocuk sahibi olmakla alakası yok. Evet, çocuklar evi çok dağıtıyorlar (dün mutfak masasının üstünde Deniz’in külotu vardı – neyse ki temizdi!), evet, “çocuklu bir evi toplamaya çalışmak kar yağarken evin önündeki karı temizlemeye benzer”, ama olay sadece çocuklu ev de değil.

Dikiş desen bilmem. Çoraplar sökülüyor, annem ya da kayınvalidem bize gelene kadar dikilmiyor. Örgü? Üniversitedeyken Doğan’a bir atkı örmüştüm, ona da annem başlamış, yine annem kapatmıştı ben bilmediğimden. Annem söyleyip duruyor “Bak kızım, ben buralardayken azıcık dikiş nakış öğren, sonra kızacaksın kendine niye öğrenmedim diye”… Şimdiden kızıyorum.

Annemin evi ne güzel, ne derli toplu, ne her-şey-yerli-yerindedir. Eskiden benim de evim öyleydi. Arkadaşlarımız bize geldiği zaman “Ne güzel, ne sıcak ev” derlerdi. Belliydi evle ilgilenildiği, özenildiği. Artık evle uğraşmak, eve bir şeyler almak bile gelmiyor içimden. Neden bilmiyorum.

Bir yerlerde bir şeyler oldu ve ben içimdeki “evimin kadını”nı kaybettim.

36 yorum

  1. merak etme elifçim ilk yazan ben olucam sanırım ama şimdi arkamdan bende bendeee diye yükselen sesleri duyar gibi olucaksın . Evet bende ayyynen dediğin gibiyim üstelik ben güzel yemek yapan ailede de nam salmış evet özlemin sofrası çok güzeldir denen biriydimmm, biriydim diyorum çünkü artık öyle üşengeç oldum ki hele ki 2. çocuktan sonra hepten dağıttım , bende dediğin gibi aman karnımız doysun diye yemeği geçiştiren ( yani sağlıklı ama sıradan yemekler yapan ) elini hiçbirşeye sürmeyen bir hatun oldum çıktım . 2. den sonra baktım olmuyor hem iş hem çocık hem ev evi üstümden attım her hafta kadın gelip temizliyor birgün ütülerim yapılyor bana sadece yerleştirmek kalıyor. Ne güzel dimi ama ben aslında rahatsızım evimin bu kadar benden çıkıp başkaları tarafından hallediliyor olmasından aslında rahatsızım bende kendimi artık becerikli hissedemiyorum 🙁 ayhh ne oldu böyle sabah sabah ne içimi dökesim varmış neysee sonuç : yalnız değilsin al bende de okadar……

  2. demekki bu durum sadece çalışan kadınlar da olmuyormuş, ben de sanırdım ki çalışmayan ama anne olan hanımların evi hep derli toplu düzenli, yemekler yapılı, dolapların içi düzgün 🙂 içime su serptin 🙂 moralimi bozmayayım bari. ben de şikayet eder dururdum halimsen, hatta sırf bu yüzden işi bırakmayı bile düşünür olduydum 🙂

  3. aynı beni anlatmışsın
    bazen bu yüzden,o kadar moralim bozulup karamsarlığa düşüyorum ki..

  4. ben de aynı durumdayım. annesi/anneannesi çok çalışkan olanlar böyle oluyor galiba. işe gitsem de gitmesem de durum aynı. yemek yapmayı sevmiyorum. yapamıyorum da zaten.
    ev çingene çadırı derler ya aynen ondan. çok karamsarlığa düşüyorum bazen.
    sevgiler
    gorki

  5. O kadar aynı ki… Okurken hem güldüm hem üzüldüm. Kıytırık bir kek yapmaya niyetlenip, evdeki malzemenin mutlaka eksik çıkması, markete gidilip alınması vs. Bir sonraki karar aşamasında nasıl olsa bir şeyler eksiktir şimdi kim gidecek markete diyerek yapmaktan vazgeçmek… :)) Bu işler ilgi meselesi, insanın içinde yoksa yok işte. Yaş 32, hiç olmadı, hâlâ yok.

  6. ben dayanamıyorum akşamları yapıyorum 🙁 çacuklarla çalışıp hem derli toplu olmak çok zor…ama ben pes etmedim henüz 🙂 gece 11 di balkonumu yıkadım …büyük oğlumun dolaplarını düzenledim..yemekmii oda ne 🙂 bu aralar annem pişiriyor 🙂

  7. Elifcim yine duygularıma tercüman olmuşsun 🙂 Benim annem de çok güzel yemek yapar ve çocukken arkadaşlarım hep annelerine annemin yemeklerini örnek göstermiştir ama ben hiç nasiplenmemişim annemden .. Senin işin daha da zor tabii,insanın hem güzel yemek yapan annesi hem de yemek yarışmalarında bir sürü birinciliği olan,yemek kitapları yazmış bir kayınvalidesi olması psikolojik baskı yaratıyordur herhalde 🙂 Ne yapalım canım,herkes çok güzel yemek yapacak diye bir kural mı var sanki..Biz de evdekileri aç bırakmıyoruz sonuçta,kendi çapımızda birşeyler yapıyoruz işte…Bu arada kekler ilk deneme için gayet güzel görünüyor,hiç moralini bozma..Denemeye devam , öğrenicez inşallah 🙂

  8. Bende bende… yalnız değiliz …ne yapalım senin dedin gibi annelik herzaman tozpembe değil. Bazen evler dolaplar çekmeceler dağınık bazen buzdolabında bebek maması hariç birşey yoktur ama yinede süper anneyiz bence 😉

  9. yine tam beni anlatan bir yazı olmuş 🙂 2. çocuktan sonra ben de aynı durumdayım. şimdi de çalışmaya başladım. günler öylece geçip gidiyor. yetişemiyorum. saldım herşeyi :((( nasıl kurtulacağım bu durumdam bilmiyorum. bilen birisi varsa bana da söyleyebilir mi?

  10. al bendende o kadar benim evinde toplu olduğu zamanlar kızım uyurken.(toplaya bildiğim kadarı) ama yemek yapmayı severim.yeni tarifleri özenerek yaparım.bir tek poğaçayı beceremiyorum çok denedim hamuru tutturamıyorum.artık denemiyorum.annem yapınca kızım afiyetle yiyor…yalnız değilsin arkadaşım…

    sevgiler…

  11. evin tertip düzeni ok.. pasta börek ok.. fakat yemek:( 2,5 senedir kayinvalidem yapıyor (oğlum doğduğundan beri) hem oğluma bakıyor hem yemekleri yapıyor. biz yiyip evimize gidiyoruz…bazen çok özlüyorum mutfağı o zaman yapıyorum…

  12. Ben de senin gibi yemek yapmayı görev olduğu zaman sevmeyen bir kadınım. Hergün ne yenilecek diye düşünüp ve görev gibi yemek yapmaktan hiç hoşlanmıyorum. Ayrıca kek olayında da malesef rezil durumdayım. Hayatım da hiç beceremedim, her halde öyle de olacak..
    sevgiler

  13. örgü örebilirim, dantel yapabilirim ama oğluma ördüğüm oyuncak havuç aylardır yarım, sapına bir yaprak öremedim. Kendi söküğümü dikecek kadar dikiş bilirim, ama kopan düğmeleri dikmesi için hep bakıcıdan ricada bulunuyorum. Yemeklerimde fena değil, ama hafta sonları dışardan söylemeyi huy edindim. Temizliğin alasını yaparım, ama temizlikçiye alışınca temizlendikten sonraki birkaç gün ev temiz oluyor diğer günler temizlik gününü beklemekle geçiyor. anlayacağıni TEMBELİM, DÜZENSİZİM, senden çok daha acınacak haldeyim. Çalışmadığım zamanlarda da böyleydim. Mutfak tezgahını toplayıp yemek hazırlamak için kocamın işten dönmesini bekliyordum. Bebek hiç müsade etmiyordu ya! ( Gerçi bebeğim zor bir bebek). Ama şimdi bakıcı bizimki uyurken tezgahı topluyor ortalığı topluyor, mutfağı oturma odasını süpürüp toz alıyor. Kendi adıma kendime çeki düzen vermeliyim. Arkamı toplayan kocamın düzenli temiz bir evde yaşamaya, bebeğimin temiz düzenli bir evde büyüyüp annesinin düzenli bir anne olduğuna inanmaya hakkı var. (bazen eşime bir de kız doğuracağımı,oğlu ile kendisinin benle kızımın arkasını toplayacanı söyleyip şımarıyorum. Sanırım iyiniyetleri suistimal ediyorum:)

  14. ne kadar gercekci bir yazi olmus. ben aslinda eskiden gayet hamarattim. dikis de elimden gelir, yani bisey dikemem ama tadilat yaparim, paca dahil yaparim elimde.. cekmeceler dolaplar askeri duzendedir.. hatta kayinpederim eve gelen misafirlere dolaplarimi acip gosterirdi 🙂 yemek desen her daim, severek de yapardim, buzlugumda da hep yedeklerim olurdu acil durumlar icin.. tertip, duzen, temizlik, utu hersey tikir tikir.. simdi ev ustume ustume geliyor ama icimden bisey yapmak gelmiyor. inanir misiniz, yazliklarin bir kismi kullanmadigimiz odada yatagin ustunde dizili, oradan alip alip giyiyorum.. dolaba bile yerlestiremedim.. minimum duzeyde biseyler yapiyorum.. ev ustume geliyor, ben yapamiyorum, icim sıkılıyor, kendimi beceriksiz hissediyorum.. yapamadikca yapilacaklar artiyor.. ama hiccc hevesim yok.. iki gun heves etsem ucuncu gun bunaliyorum.. boyle bir kisir dongu.. eve hakim olamamak beni delirtiyor.. ben de sucu calisiyor olmama atiyordum ama bu degilmis demek ki.. bir de evim gibi aklim da daginik, hep bir unutkanlik, hep biseyler prosesler calisiyor.. asla tam yapamiyorum.. bu yuzden markete uc kez gitme meselesine de bayildim, kendimi gordum 🙂

  15. Yemek konusunda neyseki fena değilim. Hem yemesini, hem yapmasını severim. Ama iş ev düzenine gelince, durum feciiii! her geçen gün daha da feciye gidiyor. Evdeki dağınıklıktan bıktım ama gel topla denince kılım kıpırdamıyor. Yarın öbür gün çocuğum olsa halim nasıl olacak düşünmeye korkuyorum. Ev çıfıt çarşısı gibi. Çocuk evde kaybolursa şaşırmam. Bir arkadaşım korktuğum şeyin tam tersini söyleyerek beni ikna etmeye çalışmıştı: “Çok dağınıktım, çocuğum olunca düzenli bir insan oldum. Çocukla uğraşmak zorunda kalınca mecburen düzenli oluyorsun” diye. Evet, evet, buna inanmak istiyorum.

    • Evet, bende biraz bu oldu. Bir de obsesif bir eşe sahip olmaktan dolayı, toplamak zorunda kalıyorum, sırf utancımdan

    • Ben evlenmeden önce çok dağınıktım, annem hep söylenirdi ”seni alan 15 gün sonra geri getircek bik bik bik” diye. Evlendim, eşim düzen konusunda çok obsesif ve evde sürekli bir derleme toplama işi peşinde olunca, bir süre sonra bende utancımdan başladım toplamaya. şimdi elimden geleni yapıyorum ama hala ütülenecekler bazen dağlar oluşturuyor.
      Ama yemekte kimse elime su dökemez ehem! ehem! Deep-freeze’imde sürekli poğaçalar, zeytinyağlı sarmalar vardır poşet poşet. Hatta az önce kızımı uyutup 1 kg yaprak sardım, parmaklarım buruştu. Misafir geldiğinde de kendimi kaybederim, listeler yaparım, sofram şahane olur. Ama bazen bakıyorum, kirli masa örtüsünü gece fırına sokmuşum bir hafta orda kalmış 🙂 napalım, herkesin iyi ve kötü tarafları var, dimi ama 🙂

  16. Yalnız değilsin, al benden de o kadar… Ev işi, yemek, ütü mümkün olduğu kadar uzak olsun benden lütfen 🙂

  17. ben dagınıklıga alıstım paşa’dan cocuk da gelınce banu nun dedıgı gıbı çıfıt çarşısına döncez sanırım
    bı yanda paşa bı yanda bebek bı yanda ozan

    elıf bende erkekler arasında kaldım
    kurtarın imdaat dıye bagırdımda gelen olur musun :))

  18. aynen beni anlatmışsın :)) sanki ben yazmışım gibi tanıdık geldi. mutfak konusunda çok benzemiyoruz ama benim evimde aldı başını gidecek gibi 🙂 kolay gelsin hepimize.. sevgiler..

  19. Ceylin'in Annesi

    Ben de evimin kadınını kaybettim, kocamın kadının,mutfağımın hamaratını…
    Altı aylık bir bebek annesiyim, çok zor bir hamileliği tamamen yatarak geçirdikten sonra 9 ay iş yapmayıp, doğumdan sonra 2 yada ancak ayağa kalkabilen biri oalrka yatmaya mı, tembelliğe mi alıştığımdan nedendir bilemediğim bir iş yapamama rehaveti içerisindeyim.
    Önceden haftada bir kendi kendine buzdolabını bütün döküp he ryerini didik didik temizleyen, vitrinlerin örtülerini sık sık değiştiren, çekmeceleri her zaman derdi toplu, gardolabı soyunma odasında he rşeyin hep yerli yeridne olduğu biriyken bu sabha işe gelirken en sevdiğim ince açık kahva pantolonumu bulamayan biri halien döndüm. ne ütülencekler arasında, ne kirliler arasında ne de soyunma odasına yoktu. ve daha da ciddisi ben nüfus kağıdımı da kaybettim bu aralar bulamıyorum.
    ben ne zaman böyle dağınık, eşyalarını kaybeden biri hlaine dönüştüm, nerde bu hayatı düzgün, işleri planı, organizasyonu muhteşem, eşini de evini de çekip çeviren hamarat kadın !
    🙁

  20. Çocuklarla ilgilenmek,oynamak,gezmek onlar için en büyük hediye. Dışarıdan evin başkalarınca nasıl göründüğü hiiiiç önemli değil, birlikte mutlu musunuz – yüzler gülüyor mu; işte bu önemli! Bence oğullarına sorsan onlar da anneleriyle oyun oynamayı mis kokulu keke tercih ederler, canın sağolsun Elif 🙂

  21. 🙂 Benzer hislere sahibiz 🙂 Sadece ben hala pes etmedim.. Hala gece kızım uyuduktan sonra yemeklerimi yapıyorum. ( gece yapıyorum çünkü çalışıyorum) Evime 15 günde bir kadın geliyor. Ama söküklerimi dikiyorum arada canımız çok isterse pasta börek yapmaya çalışıyorum. Ama itiraf etmem gerekiyor ki bana çok yardımcı bir eşim var. Elinden çok bişi gelmese bile kızımı oyalayıp mutfağı toplaması bile çoğu zaman işlerimi kolaylaştırıyor. Ama tüm bunlara rağmen bazen neden daha fazla düzenli ve evi ile ilgili bir kadın ve anne olamıyorum diye karamsarlığa kapılıyorum..

  22. Ben mutfakta vakit geçirmeyi severim. ama paçama yapışan velet, içerden çay isteyen herif olmayacak.
    Lakin ev işlerinde aynı sevgiyi kimse beklemesin benden. Nefret ediyorum. O kadar nankör ki, yap uğraş zaman harca , efor harca, boşşş. eşyalar heryerden taşar. evim asla düzene girmiyor. herşey her yerde.
    ya ben böyle değildim, ya da böyle olmaya meyilliydim kendimi yeni buldum 🙂

  23. Elif75 e katiliyorum, aslolan cocuklarinin ne kadar mutlu oldugu. Birak ortalik daginik, kekler yanik kalsin:)… Icimizdeki “evimizin kadini”ni kaybetmemizin sebebi (yani en azindan benim icin) aylardir uykusuzluga bagli kronik yorgunluk olabilir diyorum, enerjik hissettigim gunlerde popoyu kaldirip, birseyler yapiyorum, en azindan niyetlenip basliyorum, bitip bitmemesi baska mesele:).

  24. Elifcim, ben de tamamen ayni durumdayim. Yunanistan gocmeni harika yemekler yapan bir anneanne, hem harika bir asci, hem becerikli bir terzi, hem duzenli ve temiz bir ev hanimi ,hem de her daim bakimli bir kadin olan annem. Ama bu bir oncelik meselesi. senin hayattaki onceliklerin cok farkli. Sen kekci anne degilsin ki, blogcu annesin, emzirme reeformistisin, normal dogum destekcisisn… Ve tum bunlari 2 cocukla yapiyorsun. Degistir bakalim onceliklerini, sadece ev hanimi ol.O zaman kekin alasini yapabiliyor musun? Ama sen ev hanimi degilsin ve inan bana senin yapabildiklerini pek de kimse yapamaz. Opuyorum…

  25. elif merhaba
    Herkesin itiraf etmek için ışık beklediği bir konu bu. Yazın buna zemın hazırlayan,cesaretlendirici bir yazıydı. Ben de varım 🙂
    Sanırım işin aslı , üzerimizdeki yükleri dağıttığımızda bir daha aynı enerjiyi bulup asla toparlayamamamızda..

  26. Dayanamayıp yazıyorum.Doğumdan 1 sene sonra ben de sürekli yorgun, işe güce söylenen, evle ilgilenmek istemeyen bir yapıya bürünmüştüm. Sabahları yataktan kalkmak istemiyor, yemek,temizlik çok zor geliyordu.Bir de yeni yürümeye başlayan bir bebek.Sonra bu halim her sene giderek artmaya başladı.Kendimi tanıyamaz olmuştum.Kendime de bakmak istemiyordum.Sürekli sinirli ve yorgun olmak bana da eşime de çok tuhaf geliyordu.Sonrasında şiddetli baş dönmesi şikayeti ve kalan 9 kg.ı bir türlü verememe şikayeti de eklenince doktora gitmeye karar verdim. Sonuç; doğumdan 8 ay-1 yıl içinde kadınların çoğunluğunda ortaya çıkan tiroid hastalığı.Hamilelikte düzgün olan tiroid hormonlarım doğumdan sonra yetersiz çalışmaya başlamış. Şu anda hem HAŞİMATO TİROİDİ hem de HİPOTİROİD hastasıyım.AYRICA TİROİD BEZİMDE KÜÇÜK BİR KİTLE DE TESPİT EDİLDİ.İlaç tedavisine başladım.Bugün itibariyle ilaç tedavim 1,5 ay oldu. Ve kendimi tekrar çok zinde, çalışkan hissediyorum.Hiç tükenmeyen iştahım dengelendi ve haftanın 4 günü spora gidiyorum. Ev işi, yemek ve benzeri şeyler kolaylaştı ve enerjim yükseldi.

    Belki yardımı olur diye paylaşmak istedim. Çünkü doğumdan sonra birçok kadın tiroid hastası olup farketmiyormuş. Bunun adına Postpartum tiroidit deniyor ve annelerin yaşam kalitesini düşürüyor. Lütfen bir endokrin uzmanına gidip tiroid ultrasonu yaptırın ve kan tahlilinde T3, T4 ve TSH hormonlarınıza baktırın.Bu arada tiroid %80 kadınlarda görülüyor. İhmal etmeyin sakın.Sevgiler tüm annelere…

  27. Güzel yemek yaparım ama çocuktan sonra ben de günü kurtaranlardanım. En sık pişen kek, onu da kızım istediği için yapıyorum. Haa, bir de çiğ süt kaynatıyorum hemen her hafta.

    Temizlikçim 15 te bir geliyor ama gelse haftada bir de gelir yani. Salon her daim dagınık oyuncak yıgınlarının arasında sekerek dolaşıyorum. Sorun da bu zaten aslında. Annemler bize geldiğinde ya da biz annemlere gittigimzde annem ya da babam kesinlikle sekerek dolaşmıyor, mutlaka yerden kaldırıyor. Yapı meselesi..

    İtiraf ediyorum, kızım uyudugunda internete girmeyi etrafı toplamaya tercih ediyorum çogunlukla. Bazen diyorum tv seven sıradan bir Türk kadını olsaydım, belki o zaman acardım evlilik programlarını ohh, hem yemeğimi yapar, hem ortalıgı toplar hem de tv seyrederdim 🙂

  28. merhaba bende bende demekten insan kendini gerçekten alamıyor aynı yığınlar, dağınıklıklar, döküntüler bizimde malesef evimizin heryerinde ama ben inanıyorumki bu herkeste böyle nasıl biz misafirimiz gelince evimizin kullanılan kullanılmayan her yerini pür dikkat tertemiz yapıyorsak bizde misafirliğie gittiğimizde ev sahipleride aynı dikkat ve özenle evlerini tertemiz yapıyorlar..Gönlünüzü rahatlatmak için söylüyorum her evde dönem dönem oyuncakların, ıvırların zıvırların üstünden seke seke yürünen zamanlar oluyordur…

    Onun dışında yemek ve mutfak konusunda bende çok sıkıntı yaşıyorum her gün bugün ne pişirsem birde çalışınca herşey koştur koştur ufff çok sıkıcı…

    çok kıskanıyorum kışlık yiyecekleri konserveleri dolapta dizili buzluğunda sarması böreği hiç eksik olmayan kadınları allahım şu gücü, beceriyi ne olurdu birazda bize verseydin…

  29. hani anasına bak kızını al derler ya YALAN. becerikli kadınların kızları beceriksiz oluyor.bakınız şekil 1 a ben.annelerimiz becerikli olduğundan iş bize kalmıyor.kayınvalidem temiz ama dağınık bir kadındır(benim gibi).eşim ve görümcem bir o kadar düzenlidir.iş başa düşünce hesabı yani..tek tesellim dağınık ve beceriksiz bir kadın olarak kızımın düzenli olacağı umudu..

  30. Benim annem çalışan bir kadındı ve ev işlerinden hiç anlamazdı. 27 yıllık çalışma hayatı sonrası emekli olduğunda bir iki yemek yapmayı öğrendi. Ancak öylesine tembelcesine yapardı ki bu işi , millet bir kaşığa 40 mantı tanesi sığdırmayı marifet sayarken annem 3 yaprağı birleştirir sarmayı öyle yapardı:)Nasıl olsa hepsi midede karışıyor misali…
    Bayram öncesi evi temizleme çabalarımız esnasında annem “ Daha kahvaltı etmeden temizliğe başlıyorsunuz “ nidalarıyla gözyaşları akıtırdı.
    Eh hal böyle onunca yaşamak için bir şekilde işlerini kendin yapmayı öğreniyorsun ama hangi işi ? hangisini seviyorsan o işi…
    Mesela benim yemek yapma ile hiç aram olmadı. Oldum olası mutfağı sevmem. Lise son sınıftaydım ablam “ mutfakta yumurta akı var tencere içinde çırpar mısın “ dedi . Ben çırpmaya başladım “ Ya buna bir şey olmuyor kolum yoruldu “ dedim. Ablam “ Biraz hızlı çırp o katılaşacak “ dedi . Benim tüm gayretlerim sonuç vermedi. Meğer dibi tutmuş sahanın içinde konumş suyu çırpıyormuşum. Yani bu kadar vahimdi durum
    Çok çok zorunlu kalsam yapar mıyım elbette yaparım ama severek yapmam. Bence bir kadın dört dörtlük olmaya çalışmamalı çünkü olamaz:) Bu bir yetkinlik meselesi her şey önce sevgi ile başlıyor. Ben ovalamaya, silmeye, çekmece içi temizlemeye, eskileri ayıklamaya bayılırımmmmm. Sular içinde balkon yıkamak, cam silmek, ocak temizlemek çok severek yaptığım işlerdendir.
    Annem bir de derdi ki “ Parayla yaptıracağınız işleri kendiniz yapmayın “ hakikaten eğer durum elveriyorsa gelecek bir yardımcı işlerinize yardım edecek. Yok ben kimseye güvenmem her işimi kendim yaparım, kimsenin düzeni bana uymaz, makineleri kimseye emanet edemem modunda iseniz o zaman tercih sizin
    Bırakın ev dağınık kalsın , yaşandığı belli olsun. Sabunlukta sabun kırıntıları, ekmeklikte ekmek kırıntıları, saksı yanında toprak kırıntıları olsun. Sehpaların üzerinde gazetelerin dağınık durmasına, yerlerdeki oyuncaklara sakince bakmayı öğretin kendinize. Zamanınızı sohbetlere, oyunlara, yardımlara, okumaya, yaşamaya ayırın.
    Maarifetli olduğunuz için değil dost canlısı olduğunuz, neşeli olduğunuz, içten olduğunuz için takdir etsin herkes sizi ve bu yüzden çalsın kapınızı. Evinizde diken üzerinde oturulmasın nereyi bozacağım, yere bir şey dökecek miyim, bir şey kırılacak mı diye ?
    Sevgilerimle

  31. offf offff..nasıl da hislerime tercüman bir yazı YİNE! nasıl tembelim nasıl tembelim bu aralar anlatamam yanii…oysaki bende 2 yıl evdeydim bebekle, iyi kötü yapıyodum bişiler..yemek konusunda çok geliştirmiştim kendimi, hatta bi ara öğlene ayrı akşama ayrı menü çıkarıyodumm:) ama o ara yardımcım vardı evde, sonra tekrar iş hayatına attım kendimi..iş kurdum daha doğrusu, ve oh dedim kendimi buldum ev ne olursa olsun bana ne! zaten ütü falan hiç yapmam, bilmem, beceremem ve öğrenmek de istemem daha doğrusu!! amaaaa şimdi yine geçici bi süre evdeyim (yaz dönemi), yardımcım da gitti, veee ev de aldı başını gitti…olmuyor, olamıyor..2 yaşındaki bir velet ile ben ancak başa çıkıyorum işte..yemek filan hakgetire…yer gök oyuncak..çekmecede hala kazaklar var, çamaşır makinası günde 4 posta yıkıyor, katlayan, ütüleyen yokkkk!:( annem arada gelmese biteriz walla biz..ama demek ki içimde yok benim ev işi..şu an oğlan uyuyo, akşama yemek yok ve ben Blogcu Anne’ye takılıyorum yine..az önce eşime msj attım, akşam oğlan balık istedi alır mısın diye:)):)) inşallah görür mesajı! yoksa yandık walla..:)::):):)