0 Yorum

Tünelin ucundaki ışık

Geçen gün Twitter’da bir replik döndü: ‘Çocuğum yokken çocuk yetiştirmekle ilgili fikirlerim vardı. Şimdi üç çocuğum var, hiçbir fikrim yok.’ – Montaigne.

Doğruluğunu teyit etmedim, ancak yürekten katılıyorum.

Çocuk yetiştirmek zor iş şekerim. Sürekli hazırlıksız yakalıyor bu çocuk kısmı insanı.

Tam “Oldu, bu işi de hallettik” dediğiniz noktada bir başka şey çıkıyor karşınıza. Tuvalet eğitimini tamamlıyorsunuz, geceleri kabus görüp uyanmaya başlıyor. Kendi kendine yemesini öğretiyorsunuz, o güne kadar hapır küpür sebze yiyen çocuk ağzına yeşil hiçbir şey koymaz oluyor. Ne zaman siz kendi hanenize bir artı puan ekleseniz, o kendi hanesine en az iki tane daha koyuyor. Sonuç: sürekli bir farkla geridesiniz.

Anne olmak konusunda hazırlıksız yakalanmış gibi hissediyorum kendimi. Yanlış anlaşılmasın, çocuklarımın ikisi de planlı, istenen, beklenen bebeklerdi. Ancak doğurmak değil de büyütmekmiş zor olan, onu anlıyorum gün geçtikçe…

Neyse ki etrafımda benden daha tecrübeli olan anneler var. Bir tanesi, Deniz’in okuldan arkadaşının annesi. Onun da araları 19 ay olan iki oğlu var. O kadın benim gözümde bir azize. Hele bazı günler Deniz onlara gidiyor, anne onların üçüyle birlikte başa çıkıyor ya, inanamıyorum. Bize de oynamaya geldikleri oluyor üçünün, severek de ağırlıyorum, fakat ne yalan söyleyeyim, elim ayağım birbirine dolanıyor. Elbette bunda etrafımda hiç erkek çocukla büyümemiş olmamın da etkisi var.

Neyse, geçenlerde bu anne arkadaşımla sohbet ederken, iki çocuklu hayatımızın eskiye göre biraz daha kolaylaştığından dem vurdum. Derin’in yürümeye başladığı şu son bir iki aydır Deniz’le aralarında farklı bir bağ kuruldu. Hala fiziksel kapasite olarak çok farklılar tabii ki. Her ne kadar Derin 15 aylık boyuyla koltuklara çıkarak beni şaşırtsa da, Deniz’in “uçan takla” olarak adlandırdığı hareketleri yapmasına daha çok var. Ama yine de yeri geldiğinde el ele tutuşup yürüyebiliyorlar mesela. Böyle olunca da bir yerlere gitmek nispeten kolaylaştı çocuklarla. Derin yerlerde sürünmek zorunda değil en azından. Ona göre plan yapabiliyoruz.

Ya da, Deniz üzerini kendi kendine giyinebiliyor artık. O da çok büyük bir gelişme oldu hayatımızda. Ben Derin’i hazırlarken Deniz’e “Hadi sen de üstünü giy” diyorum. Yaklaşık 56 kere söyledikten sonra bir bakıyorum, hakikaten de giymiş. Büyük ilerleme!

İşte bunları anlatıyordum anne arkadaşıma geçen gün. “Hayat kolaylaşıyor, özellikle de Deniz kendi işini kendi halledebildikçe…” diyordum. O da bana “Bak, bir de arabada kendi kemerini kendi bağlasın, ne kadar rahat edeceksin, gör” dedi. Bir an düşündüm. Acayip hoşuma gitti fikir. “Vay be!” dedim kendi kendime. “Çocukları bağlamak için arabayı tavaf etmem gerekmeyecek. Kemerini bağla diyeceğim, o da bağlayacak, ha? Sevdim bu işi!” 

Dün öğleden sonra Deniz’i sitenin havuzuna sokarken tam da bunları geçiriyordum aklımdan. “Evet,” diyordum”, “annelik zor zanaat. Yorucu morucu ama, tünelin sonunda da ışık var. Baksana, seneye kendi bağlayacakmış kemerini!” 

Şezlonguma uzanmış, düşünceler denizinde yüzerken üzerime sıçrayan suyla kendime geldim. Baktım, sitenin ergen gençleri havuza giriyorlar. Bombalama atlıyorlar demek daha doğru.

Bir tanesi merdivenin tepesine çıkmış, olimpiyat yüzücülerini kıskandıracak taklalar atarak havuza dalıyor. Ama öyle dengesiz atlıyor ki, ona bakan herkesin yüreğini ağzına getiriyor. Bir ayağı kaysa, Allah korusun, kim bilir başına neler gelecek. Ama ona laf anlatmak ne mümkün? Tesadüfen o sırada benim yanımda oturan annesi “Oğlum yapmaaa, kayacaksııın, düşeceksiiin, kafanı merdivene çarpacaksıııın, oğluuuuum!!!!” diye seslendikçe çocuk suratında alaycı bir ifadeyle annesine bakarak inadına atlamaya devam ediyor.

İşte o anda beni ileride neler beklediğini anladım.

Emniyet kemerini kendi bağlasa diye sabırsızlandığım oğlumun, çok değil, bundan 10 sene sonra ergenliğin tavanlarında gezerken bana da böyle alaylı gözlerle bakacağını, benden habersiz, beni dinlemeden kim bilir neler yapacağını düşündüm.

İşte o noktada tünelin ucundaki o ışık bayağı bir uzaklaştı.

***

Bu yazı ilk olarak Mahmure.com’da yayınlanmıştır. 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *