13 Yorum

Günlük anne dozu

Derin normalde uykuya dalmak konusunda çok rahat. İki emziği birer eline, bir emziği ağzına alıyor, cup! atlıyor yatağa. Emziklerini eline aldıktan sonra kucağımda kalmak bile istemiyor çoğu zaman.

Ama bazen, bazı geceler, her nedense yatağına koyduktan sonra ağlamaya başlıyor. Her gece kendi kendine uykuya dalan çocuk, anlamadığım bir sebepten kucağıma gelmek ve kucağımda kalmak istiyor bir süre.

Bu süre, değişken bir süre. Bazen birkaç dakikayı bulmuyor. Kucağıma alıyorum, susuyor, yatağına geri koyuyorum ve bitiyor. Bazen ise (nadiren) on beş-yirmi dakikayı bulabiliyor. Kucağımda durmak istiyor bir süre. Başını göğsüme yaslıyor, sokuluyor bana iyice. Bir süre öyle kucağımda kaldıktan sonra yatağına koyduğumda derin bir nefes alıyor, rahatlıyor adeta, “Tamam, şimdi oldu” dermiş gibi. Sanki gün boyunca aldığı “anne dozu” ona yetmemiş, tam yatmadan önce açığını kapatmak istermiş gibi… İstediği olunca da huzur içinde uykuya dalıyor.

Bu resim Derin yaklaşık 1 yaşındayken, uçakta çekilmişti. Bugün hala “anne dozu” almak istediğindeki pozumuz budur.

Belki de çocuklarıyla yeterince vakit geçiremeyen anne-babaları biraz olsun rahatlatmak için de söylenen “çocuğunuzla uzun zaman geçirmektense kaliteli zaman geçirmek önemli”nin arkasında bu vardır. Çocuklarımızın annelerine ihtiyaçları var. Evet, anneleriyle oynamaya ihtiyacı var. Anneleriyle kitap okumaya ihtiyaçları var. Annelerinden öğrenmeye ihtiyaçları var. Ama en çok da anneleriyle OLMAYA, onlara dokunmaya, onları hissetmeye, kokularını içlerine çekmeye ihtiyaçları var.

Çocuklar farklı şekillerde ifade ediyorlar bunu. Daha büyük çocuklar bizim deyimimizle “yaramazlık yaparak” belli ediyorlar annelerine olan ihtiyaçlarını. Derin’in aramıza katıldığı ilk zamanlarda Deniz’in yaptığı gibi. O zaman da Deniz’in bana olan ihtiyacını fark ettiğimde “Anne olmayı unutma!” diye yazmışım.

Aslında anne olarak her gün yapmaya çalışmalıyız bunu. Her gün, sadece beş dakika bile olsa cep telefonlarımız, mesajlarımız, Twitter, yarın yapacağımız işler, akşama ne yemek pişireceğimiz, kocamıza hatırlatmamız gereken sipariş, diğer çocuğumuzun paçamızı çekiştirmesi, … olmadan, bir iki dakika bile olsa o an orada sadece çocuklarımızın olmalıyız.

Ama işte olmuyor, olmayabiliyor. Günlük işler, gelen telefonlar, yapılması gereken yemek, oynanması gereken diğer çocuk, o an “günlük anne dozu”na ihtiyacı olan çocuğun o beklentisinin önüne geçiyor.

Öyle zamanlarda hiç olmazsa bunları yapabildiğim -yukarıdaki gibi- zamanları hatırlayarak avunuyorum. “Babaannem altı çocuğuyla birebir vakit mi geçiriyormuş canım?” diye kendimi teselli etmeye çalışırken, bir yandan da zamane annelerinin eski annelerden daha fazla imkana, daha fazla kaynağa, en önemlisi daha fazla bilince sahip olduğunu düşünerek yaptıklarımı (ve yapamadıklarımı) bu çerçevede değerlendirmeye çalışıyorum.

Bir nevi züğürt tesellisi belki de…

13 yorum

  1. Elif,

    Yarama değdin. Çalışan bir anne olarak, kızıma eksik kalıyorum hissini maleesef yenemiyorum. Her gittiğim yere onuda götürmeye uğraşıyorum halbuki bu belki ona daha büyük eziyet oluyor, bilmiyorum. Baze gecelerin sabahında Defne’de uyanıyor (genelde işe gitmeme 1 saat kala) ne yaparsam rahat edemiyor ve sonunda aynı bu pozisyonu alıyor ve ben işe gitmek için yataktan kalkana kadar bu şekilde göğsümde uyuyor. Çalışmayı çek seviyorum ben ancak böyle olunca içim içimi kemiriyor. Ne zaman biter bu vicdan azabı acaba?

    • Sezen, bunun çalışan anne olmakla bence çok alakası yok. Al işte, ben evden çıkıp işe giden bir çalışan anne değilim, ama ben de yaşıyorum bu suçluluk duygusunu. Bu vicdan azabı bitmez sanırım, biz mükemmeli yakalamaya çalıştıkça. O yüzden elimizden geleni yapıp onunla mutlu olmayı öğrenmemiz lazım. Çalışsak da, çalışmasak da.

  2. iff ben napcam acep:(

  3. Aslında müthiş bir şey bu…Bir canlı size, kokunuza, sevginize, ilginize ihtiyaç duyuyor…Harika bir his! İstedikleri anda bunu farkedip vermek-verebilmek daha da harika…Umarım tüm şanslı anneler bu farkındalığa sahip olabilir her zaman…

  4. Ben etrafımda tanıdığım annelerde de aynı his var., tabii ki ben de. Özellikle oğlum hastalandığı dönemlerde istifa etmek için işe gidiyorum. Suçluluk duygusu=annelik..Oğlum olmadan önce, böyle diyen arkadaşlarımın işi büyüttüğünü düşünüyordum, ama iş öyle değilmiş. Ben de çocuklarımızla gerçekten kaliteli vakit geçirmenin önermli olduğunu düşünüyorum. Oğlum 18 aylık oldu. Onunla berber kitap okumak, oyun oynamak çok eğlenceli. Babasıyla markete gitmeyi, annesiyle yaramazlık yapmayı seviyor oğlum..

  5. Eksik doz…
    Bugün babamıza el sallarken farkettimki oğlumu bir zaman sonra hiç tanımadığı ve benimde hiç tanımadığım biri ile başbaşa bırakacağım 🙁 ve bırakmamalıyım dedim biraz daha sarıldım yavruma.

    Bugün tam 8 aylık benim oğlum ve 800 gr olarak hayata merhaba dedi tüm gücüyle bana da güç verdi benim oğlum “anne dozu”nu hiç alamadı aylarca. Minik bir mucize minik bir savaşçı Güz ağabeyi gibi. 8 aylık ama sadece 4 aydır evinde koynumda ve ne ben eksik kalan “oğul dozu”mu tamamlayabildim ne de oğlum eksik kalan “anne dozu”nu tamamlayabildi.
    Melek gibi ismi de melek olan bir hemşiresi vardı küvez günlerinde oğlumun başında, ben bir gün oğlumu izlerken yanıma geldiğinde oğlum tepki vermişti ve o da “artık beni tanıyor” demişti içinde hiçbir kötüniyette yoktu. Ama içimde fırtınalar kopmuştu “oğlum beni tanımıyor sevmeyecek beni diyordum” Hepsi her kötü gün geçti ama var gücümle tamamlamaya çalışsamda ya ” doz eksikse “

  6. ”Ama en çok da anneleriyle OLMAYA, onlara dokunmaya, onları hissetmeye, kokularını içlerine çekmeye ihtiyaçları var.” Çok doğru söylemişsin Elif,bize düşen de bu,sık sık bakışla,dokunuşla,sözle,gülüşle her şekilde sevgiyi hissettirmek lazım,buna onların da çok ihtiyacı var bizim de.Zaten hiç bitmeyecek bir sevgi bu,uçsuz,bucaksız,tarifsiz….Oğlumun göğsümde uyuduğu anları hiç bir terapiye değişmem.Yaklaşık bir aydır evdeyim ve oğlum çok mutlu,gülüyoruz,oynuyoruz,eğleniyoruz,bana sarmış bir vaziyette,başka kimse umrunda değil,hatta beni emir eri gibi kullanıyor velet:)

  7. Elif alakasız olucak da birşey sorucam;fotograftaki Derin’i sardığın şey wrap sling mi?ben almak istiyorum da,çünkü çok işime yarıycak gibi görünüyor ama 3.aydan sonra kullanılmaz diye düşünüyordum.Eğer tahmin ettiğim gibi sling’se ben de alıcam.(bizimki henüz 2 aylık..)

  8. Evet , bir çalışan anne de benim. Kızım iki yaşında ve geceleri benimle birlikte uykuya dalıyor yanağıma dokunarak . Yatağına götürdükten sonra gece uyanınca yine beni istiyor. Beni özlediğini düşündüğüm için onun benimle uyumasına izin veriyorum. Belki hata yapıyorum ama olsun onun özlemini giderebiliyorsam sorun değil diyerek kendimi avutuyorum. Ne kadar beraber olsak da onun için ayırdığım vakitler yetmiyor ve vijdan hesabı peşimi bırakmıyor 🙁

    • benim kızım henuz 16 aylık ama is nedeniyle 3 gunlugune sehir dışına cıktıgımdan beri aynı durum bizde de var. Aksam uykularında sarılıp yatıyoruz, son 1 aydır da gece uyanıp kucagıma aldıgımda uykuya dalıyor ancak. Hatta yeniden yatagına koymaya calıstıgımda cığlık atıyor ben de yanıma alıyorum, baba-anne-cocuk uclusu olarak yatıyoruz. Geceleri dogru durust uyuyamasam da ben bu durumdan hic sikayetci degilim. Çevremdekiler “alıstırma boyle” diyorlar ama ben onun kokusunu duyarak uyumayı cok seviyorum, ilerde nasıl olsa kendi yatagında yatacak nasıl olsa, madem bu aralar boyle uyumak onu rahatlatıyor kızıma doyasıya sarılıyorum ben de…

  9. Ben calismiyorum. Su anda esim de calismiyor. Bebegimiz gunun 24 saati bizimle beraber. Ama butun bunlara ragmen ben de hissediyorum bu benimle olma istegini. Neredeyse 8 aylik olan oglum emerek uykuya daliyor. Kimi gun uyuyakalinca memeyi birakip ruyalara daliyor. Ama kimi gun de ugrassam da ayrilamiyorum yanindan, memeyi cektigim anda uyaniyor. Biz ucumuz geceleri ayni yatakta uyuyoruz . Ve bazi geceler yanimda ama kendi basina uyurken, gece boyu emmek, bana tutunmak istiyor bazi geceler. Beraber gecen zaman ne kadar cok olursa olsun bebeklerimiz bazen sadece bizim verebilecegimiz bir destege ihtiyac duyuyorlar. Ve bir erkek cocuk annesi olarak ileride onu opmeme, kucaklamama itiraz edecegini bilerek daha da cok sariliyorum ogluma boyle anlarda.

  10. evet, bence de durum çalışıp çalışmamakla değil, bebekle/çocukla ne kadar vakit geçirdiğimizle alakalı. Ben bazen ev işlerine yoğunlaşıp, Seyyaf’a özel zaman ayırmasam, ogün daha bir üstüme düşmeye başlıyor. Çünkü ben her ne kadar ev hanımı da olsam, günün belli bir saatini onunla oyun oynamak için ayırıyorum. Bir kitapta okumuştum: “Bebeğin özel zamanı olmalı. Annenin sadece onunla ilgilendiği, ona vakit ayırdığı bir zaman” işte bu özel zamanı her gün uygularsanız, uygulamadığınız zaman bebek/çocuk onun yokluğunu hemen hissediyor.

  11. yazını cok sevdim, bes gun full time calisan bir anne olarak…oglusumu ozledim. Sanirim benim de evlat dozum zirve yaptı su anda.