36 Yorum

Buluşamayan aşk böcekleri

Bu aralar Doğan’la akşamları Behzat Ç.’nin eski bölümlerini seyretmeye verdik kendimizi. Sonradan takip etmeye başladığımız için başları kaçırmıştık, şimdi Eylül’de yeni sezon başlayana kadar kadar arayı kapatmaktır hedefimiz.

Her bölüm iki saat sürüyor, dolayısıyla makul bir saatte yatabilmek için en geç 9’da başlamış olmamız gerekiyor. Dün akşam da saat 8 buçuk gibi oturduk karşısına, bir yandan da göz süzüyoruz Doğan’la birbirimize, hani, “Erken yatalım da, anlarsın ya…” gibisinden.

Dizinin ortasında ihtiyaç molası verdiğimiz bir anda Doğan Deniz’in terleyip terlemediğini kontrol etmeye gitti ve suratında acı bir ifadeyle geri geldi: Deniz altını ıslatmış! Yatmadan önce çok terlemiş, çok su içmişti. İki bardak da süt devirmiş. Nasıl olsa biz yatarken uyandırırız diye babası sağ olsun yatmadan önce çişini yaptırmamış. Yatak sırılsıklam. Deniz’i uykusunun en derin yerinde kaldırıp yıkamak zorunda kaldık. Sonrasında onu bizim yatağa yatırdık ki odasını toparlayalım. Çarşafı sök, altındaki koruyucuyu sök, yatağın kılıfını çıkar derken bayağı bir operasyona başladık. Bütün bunları toparlayıp şilteyi ters çevireceğimiz noktada Doğan eksik olmasın yatağın yanındaki rafta duran, benim seneleeer önce, daha çocuklarım olmadan aldığım iki adet kumbaradan birini çarpıp düşürdü. Aydede tuzla buz. Benim sinirler boşal. Bir yandan ağla, bir yandan kocaya cırla. Cırlama işini abart, bu sefer o bana cırlasın. Ağlaya ağlaya kırılan parçaları topla, ama adama söylenmeyi de eksik etme, “Deniz aydede demeyi bununla öğrenmişti de, bunca zaman kırılmadı da, şimdi sen kırdın da, n’olur sanki bir işini de sakin sakin yapsan da, ühü de ühü!” Adam neye uğradığını şaşırsın, “Madem o kadar değerliydi, niye böyle düşüverecek gibi koydun?” desin, sen daha da sinirlen, iyice ağla, falan filan.Bizi bekleyen sabotajdan habersiz bir şekilde…

Neden sonra ikimiz de kendimize geldik, çişli çarşafları makineye attık, sabaha kadar kokmasın diye önce bir su döndürüp sonra yıkamak üzere makineyi kurdum. Doğan aydedeyi kırdığı, ben de ona cırladığım için birbirimizden özür dileyerek tekrar oturduk koltuğa, Behzat Ç.’yi bitirmeye. Vakit geç olmuş olsa da niyetimiz hala belli.

Bir süre sonra içeriden şakır şukur sesler gelmeye başladı. “Allah Allah, Ayda bu saatte banyo mu yapıyor ki?” diye düşünürken Doğan “Eliiiiif, çamaşır makinesinin borusunu ayarladın mııııı?” diye feryat edince fark ettim ki, duvardaki gider borusu tıkanık diye lavabonun içine akıttığımız boruyu lavaboya koymayı unutmuşum. Sen pis suların hepsi yerlere ak. Banyoyu su bassın. Her yer cup cup su içinde.

Haydiii, bu sefer onu nasıl temizleyeceğini düşün. Şu balkon yıkama paspaslarından olsa iki dakikalık iş, hepsini süpür giderin içine, olsun bitsin. Ama yok. Bezle mi toplarsın, süpürge nerede, zaten-bu-evde-hiçbir-şeyin-yeri-belli-değil, o öyle olmaz böyle olur, al sen yap, yok ben yapayım derken yine bir didişmece. Adamı kovala içeri, “Git, elimin ayağımın altına dolaşma!” Gideri bulmak için önce çamaşır makinesini çek, sonra dolabı it, bu arada terden yapış yapış ol, ne duşlu halin kalsın, ne bir şey.

O faslı da bitirdikten sonra bırak göz süzmeyi, göz göze bile gelmek istemiyorduk artık.

Kadın dergilerini falan okusanız, “çocuk sonrası cinsel hayat” konulu yazılarda iki şey söylerler:

(1) Birbirinize vakit ayırın. Plan yapın, program yapın, blaa blaa blaa. – Al işte, yaptık, banyoyu su bastı.
(2) Spontan olun, alışkanlıklarınızın dışına çıkın. Ufak kaçamaklar yapın, bıdı da bıdı. – Çocukların yaşları ve sayıları arttıkça, spontan olmak istediğiniz noktada birinden birinin başınızda dikilme ihtimali de o kadar artıyor. Sıkıysa spontan olun bakalım.

Bazen sağda solda “Kocamla mumları yaktık, yorganın altına girdik, birbirimizi çok seviyoruz”“Sevgilimle şarabımızı koyduk, acayip romantiktik, aşk böceğiyiz biz” gibi yazılar okuyorum. Allah mutluluklarını arttırsın, o çiftler böyle özel anları nasıl ayarlıyorlar, vallahi anlamıyorum.

Biz ne zaman bir “plan yapacak” olsak ya arabanın aküsü bitiyor, ya da çamaşır makinesinin borusu patlıyor.

36 yorum

  1. Elif okurken ağlayayım mı güleyim mi bilemedim :) Geçmiş olsun diyorum. O dergiler hep öyle şeyler yazıyor okuması çok keyifli ama uygulaması pek olmuyor.

  2. hikayeyi okurken her an _Allah ! şimdi Deniz yakaladı ; -Eyvah! yoksa Derin mi yakaldı diye ; içimden geçirerek okudum .
    sonunda bir oh çektim.
    Çok güzel anlatmıssın , her evde oluyo böle şeyler sanırım , belki de kırılan vazoya değil ; planın yolunda gitmediğine üzülmüş olabilrsin. Plan ne olursa olsun bozulması ve yolunda gitmemesi insanı çileden çıkarabilir; bırrr.. !!!

  3. yaa elif allah müstehakını versin. çok komik bir çizgi film izliyormuşum hissine kapıldım :))

  4. Canım yaa, gerçekten harika bir akşam olmuş paratoner Osman gibi herşeyi çekmişiniz:))

  5. Süper komik, çok güldüm. . .Ama yaşarken nasıldır anlarım, çocuktan değil epey sakar bi’kocadan dolayı (:

  6. koptum gülmekten,aynı şey bızımde başımıza geldı,çamasır makınelı olan..ne zaman aha bebegı uyttuk , keyıf yapalım desek bişey cıkıyor..ama herşeye rağmen çok komıkkkkkkkk=)

  7. hem güldüm hem sinirlendim senin yerine… :)
    çaba çaba çaba :) başka bişi yok..asla pes etmeyin :)

  8. Biranneikicocuk

    :)))

  9. ayy içim daraldı! bırakıp kaçardım ki ben, kesin kaçardım!

    bu arada bizi de Kuzey resmen takip ediyor. Ne zaman azıcık sinyal alsa uyumuyor, bizimle yatmak istiyor. Saniye farkıyla basılmaktan kurtuluyoruz. Tabii o stresle konstantrasyon sıfır. Dün Kaybedenler Kulübü’nü izledik, kızla oğlan uzuuuuuuuun uzun seviştiler. Sevişmekten geçtim ama uzuuuuuuuun uzuuuuuuuuun yatakta vakit geçirmeyeli bayağı zaman olmuş, o zaman fark ettim.
    Bir de “kardeş mi getiriyorsunuz?” diyor, hay Allah’ım!

  10. Aile hayatına özgü namahrem ilişkilerinizi böyle alalade ortaya döktüğünüz ve bunları normalmiş gibi toplum hayatına sokmaya çalıştığınız için Allah sizi ıslah etsin.

    • Sağ olun, eksik olmayın.

      • Etmiş zaten ilahi Hatice sen niye okuyorsun ki madem.. Toplum hayatı için tehlikelisin sen Eliiif 😛 😛 😛

        • iyi sabretmişsin gerçekten , geldi mi hep üst üste gelir zaten ..
          bak bi akşam “Aşk Tesadüfleri Sever” i falan izleyin , eğer izlemediyseniz duygusallık tavan yapsın , filmi bırakır koşa koşa gidersiniz garanti veriyorum :))

    • Özlem Başaran

      Okumazsınız geçer gidersiniz .Ben işimden vakit ayırdıkça bakıyorum sanki bizbize hanımlar evde toplanmışızda sohbet ediyoruz fikir alışverişinde bulunuyoruz. gibi düşünüyorum.Hep birlikte ıslah olalım

    • Hatice Hanım, mahremiyete bu kadar düşkünseniz, bîzahmet ona dair kelimelerin nasıl doğru kullanılacağını da öğrenin. ‘Namahrem’ ilişki değil onun adı, ‘mahrem’ ilişki. Çok vaktinizi almaz Türk Dil Kurumu’nun sayfasından öğrenmek, belki bir yorum yazacak kadar meşgul eder sizi. Yorum yazmaya da vaktiniz var gördüğümüze göre.

      Topluca ıslah olmaya da başlayalım…Cinsellik yok bundan böyle, tu kaka…Zaten eşeysiz üremeyle oluşmadık mı :)

    • Tuna'nın annesi

      Bağnazlığın bu kadarı, pes doğrusu ! Bu platform sizi bayağı aşmış hanımefendi, bağnaz fikirlerinizi ortaya atarak kimseleri oyalamayınız lütfen ….

    • haklısınız sevişmek çok anormal bir şey. sizi de leylek getirdi.

  11. Islah ola ola böyle olmadık mı zaten. Bu dakika itibariyle ıslah olmaya HAYIIIIIIIR :)
    Elifçim çabaya devam sekssiz bir evlilik, bir aile hayatımı olabilir allah aşkına .
    Çocuklar duymasındaki gibi süper aileler ama seks yok hayatta yorgan altında debelenme ve kikirdeme var. Hatice hanımmm bende söylemesi onlarda aynı şeyi yapıyorlar.
    Blogcu anneyle “Namahremiyet (sizin tabirinizle) ayaklar altında YAŞASIIIIIN :). Elifçim seviyoruzzz seniiii

  12. ahahhaaa,
    sen beni guldurdun, biri de seni gidiklasin:)

  13. Uykusuz dergisinin karakterlerinden Fırat sesleniyor ”Allah hepimizi ıslah etsin,dinimiz ,amin”…

    Elifcim belki de bunun için çok seviyoruz seni,olduğun gibi göründüğün için,dürüst,çıkarsız,hesapsız,açık…Rtük olsa kapatırdı seni valla Elifcim,ayrıca sana ve eşine Sezen’den yaz bitmeden isimli parçayı armağan ediyorum,akşamları bir faaliyet olmasa da sözlerini mesaj olarak atabilirsin:) ben demiyorum canım kadın dergileri diyor,eşinize gün içerisinde kışkırtıcı mesajlar atın diye:)

  14. Herkes, Sn. Hatice’nin üzerine çok gitmiş… Ben de blogcuannce Sn. Elif’i zevkle okuyorum. Fakat bu aile içi (karı-koca) ilişkilerinin ortaya dökülmesini normal kılmıyor. Kimseyi bunları yazdığı/okuduğu için eleştirmiyorum, “Allah sizi ıslah etsin” temennisi kötü birşey değil. Benim eleştirim, fikir beyan eden birisinin üzerine bu kadar gidilmesi… Aynı mantıkla siz de o yorumu okumayın o zaman, geçin gidin. Olmadı di mi…

    Evet, internet özgür bir ortam, istediğinizi anlatabilirsiniz, fakat bunların Türk ahlak yapısına bir miktar aykırı olduğuna dair eleştiri alırsanız da Sn. Elif gibi gayet saygılı düzeyde cevap verirsiniz. Diğer kendini bilmezler gibi değil…

    @Seda: Konu mahrem/namahrem kelimelerini doğru kullanmak değil. Birinin yanlış bir anlatımda bulunması konunun özünü değiştirmez. Argümanınız geçersiz… Ayrıca “cinsellik yok, tu kaka” demiyor kimse… Bunları uluorta anlatmak/okumuş olmak bazı insanların ahlak anlayışına ters olabilir diyor. Burada kalkıp da “senin de ahlak anlayışın amma köhneymiş kardeşim” diyemezsiniz çünkü herkesin ahlak anlayışı kendinedir. Yine kalkıp da “o zaman Sn. Elif’in ve bizim de ahlak anlayışımız kendimize” de diyemezsiniz, çünkü Sn. Elif bunları paylaşarak [edit]

    @Tuna’nın annesi: Tavrınız, yazınız çok kaba. Bence bu platforma yakışmayan sizsiniz. Bir insan fikrini beyan etti diye bir dövmediğiniz kaldı. Mahalle baskısı bu olsa gerek…

    @mehtap: Sevişmek anormal değil tabi ki, bunu herkesin okuduğu bir platformda anlatılması bazı insanları rahatsız edebilir. “Okumazsınız, olur biter” geçerli değildir. Çünkü yazılarını keyifle takip ettiğimiz birini okurken kafadan “Acaba sakıncalı mı, yok yok okumayayım en iyisi” diyemezseniz. Eh, okuduktan sonra da zaman geri alınamıyor maalesef… Yazmak ne kadar serbest ise, fikir beyanı da o kadar serbest… Sizi leyleklerin getirmiş olmasını tercih ederdim ama maalesef o konuda da hiç şansınız yok :)

    @siyah: Çok azgın gördüm sizi, uzun zamandır birşey yok galiba :) Siz o dizinin adını yanlış yorumlamışsınız; Çocuklar seks yaptığımızı duymasın değil, çocuklar ayrılacağımızı duymasın…

    @Berivan: Referans aldığınız dergi ve karakteri malum zaten. “Allah ıslah etsin”, “hamdolsun”, “amin” gibi müslüman toplumun dini öğelerini dalga konusu haline getiren bir popüler kültür aracından bahsediyoruz. Yozlaşmış bir güruhun bağırsaklarından fırlayan bir pislik yığını adeta. Allah onları ıslah etsin…

    • Sevgili Chuck, günaydın.. Hatica Hanımın yorumunu ve sizin bu yoruma ilişkin değerlendirmelerinizi Elif Hanımın yazısını okuduktan sonra okudum.. fakat yorumları okuduktan sonra yazıyı tekrar okumak zorunda hissettim kendimi.. zira yorumlarınızda altını çizdiğiniz ve cinselliğe refernas yaptığınız “karı-koca” ilişkisini ortaya döken bir anlatım olup olmadığına emin olmak istedim.. elif hanım kişisel bir günlük tutuyor bu blogda.. adı üstünde “kişisel”. eviyle, evliliğiyle, çocuklarıyla, hayata bakışıyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.. blogunda neyi paylaşıp neyi paylaşmayacağının değerlendirmesi de kendisine ait olmalı bence.. üstelik yazılarının hiçbirinde ahlaka aykırı, gelenek ve göreneklerimize aile değerlendirmelerimize ters düşecek bir anlatım tarzı olduğuna şahit olmadım.. hayatın doğal seyrinde her annenin karşılacağı türden son derece masum bir hikaye bu.. hayatımızın normal bir parçasının gayet güzel bir ifadeyle ele alınmasının neresi yanlış anlayabilmiş değilim.. elbette bu durum herkesi memnun etmeye bilir.. ama yazıyı yazana “Allah sizi ıslah etsin” demek en azından karşılığında “Allah asıl sizi ıslah etsin” demeyi meşru kılar..

    • “o zaman Sn. Elif’in ve bizim de ahlak anlayışımız kendimize” diyebilirim, bakin dedim bile…Sonu Elif tarafindan mi başka bir sebeple mı ‘edit’ edilmiş olan bu cümlenizde ne dediğinizi bilemem, fark da etmiyor zaten.

      Herkes blogunda her istediğini yazmakta özgürdür, bunu beğenmediğini düzgünce ifade etmek de normaldir. Hatta şunu söyleyebilirim ki, bu blogu ben yazsaydım, bu yazıyı kaleme almazdım, ancak bu şahsi bir tercihtir.

      Öte yandan yazana haddini bilmeden ‘Allah ıslah etsin demek’ ise tam anlamıyla bir üstten bakıştır, inançları dolayısı ile bir insanın kendi ahlâk anlayışını -açıkça kabul etmeyecek olsa bile- üstün ve daha makbul görmesinden başka bir şey değildir. Herkesin inancı veya inançsızlığı sadece kendini bağlar, ona daha üstün bir insan vasfı kazandırmaz.

  15. Sevgili chuck,Elif gayet samimi bir yazı yazmış,hem samimi hem sevimli geldi çoğumuza,ama Hatice’nin tavrı çok olumsuz geldi,tu kaka aaa ne ayıp dercesine kınadı,oysa Elif herhangi bir ayrıntı vermemişti,ön sevişme şöyle oldu vs. gibi.Benim yorumuma gelince Fırat benim sevdiğim bir karakter,sevdiği, abla bildiği komşu kızı evlenmesin diye ”Allahım ne olur bıyıklarım çıksın,süphaneke,dinimiz,amin” diyecek kadar sevimli bir karakter,ama dediğin kadar bir aşağılama varsa ben de kınarım,buna tahammül edemem,çünkü en az senin kadar inançlıyımdır bende,hiç bir zaman dini kullanarak alay etmem,kabul de edemem,ama bir o kadar da bağnazlığa karşıyımdır hem de her anlamda…

  16. Elifcim cok guldum :-) ne guzel anlatmissin.. ama eminim yasarken de — hele temizlik — epey gerilmissindir. yazinin basligi ise cok huzunlu..
    sydney den sevgiler.
    (Agustos basi Istanbul dayim.. Goruselim uygun olursan.)

  17. beni leyleklerin getirmiş olmasını neden tercih ettiğinizi anlayamadım ama aynı şansı paylaşıyor olmamızla avunuyorum.

    ayrıca madem Elif’in yazılarını takip ediyorsunuz, öyleyse başlığa bakarak içeriği az da olsa algılayabilirdiniz, şahsen ben gayet güzel algıladım. mahrem şeylerin kokusunu alıp okumayabilirdiniz.

  18. İlk yorumuma gelen cevaplardan yola çıkarak şunu söylemek istiyorum ki, “Allah sizi ıslah etsin” demek bile ne kadar rahatsız ediyor değil mi sizi? İçinde hiç bir kötü ifade, aşağılama ya da hakaret içermeyen, basit bir dua cümlesi. Peki siz bu temenniden bile bu kadar rahatsız oluyorken, benim gibi düşünenler sizin düşüncelerinizi bu şekilde ifade etmenizden rahatsız olamaz mı?

    Sevgili Chuck yorumlara verdiğin cevaplar için teşekkür ederim, sana aynen katılıyorum asıl mahalle baskısı bu işte, yıllardan beri uygulanan, dinini yaşamak isteyenlerin çilesi…

    Hoş olmayan yorumları yazan arkadaşlar, bundan böyle sizin için daha fazla dua edeceğim, Allah sizi ıslah etsin inşallah…

    • konuyu dini yaşayamamaya nasıl getirdin hayret?!!! ıslah olmadığımızı düşündüğün için ıslah olalım istiyorsun. bu tabii ki aşşağılama ve hakarettir. sen kimsin ki buradaki insanların ıslah olmadığını düşünüyorsun?

      dinini yaşamak isteyenlerin çilesiymiş, vah vah! ben dinimi çok özgürce, çok rahat yaşıyorum, kimse namaz kılarken önüme geçmiyor, oruç tutarken ağzıma yemek tıkmıyor, Kuran okurken kimse elimden kitabımı almıyor, kandil gecesi mevlüt dinlerken hiçkimse televizyonu kapatmıyor, başımı örttüğümde hiçkimse kafamdan eşarbımı çalmıyor? sen hangi dine mensupsun da dinini yaşayamıyorsun arkadaşım Allah aşkına bi söyle?

      ay Elif kusura bakma ya! kusura bakma cidden! tahammülüm kalmadı bu din ajitasyonlarına artık!

      • Ellerine sağlık Mehtap, ben de bu mazlum edebiyatına katlanamadığım, mahalle baskısı lafı artık ağızlara sakız olduğu için dayanamadım yukarıda…Dediğim gibi yücegönüllülük gibi görünen bu tavrın aslında bir üstten bakış, bir aşağılama olduğunu anlayamamaktan kaynaklanıyor bu…Yoksa kim kendisinde başkasınının ıslah edilmesi gerektiğine karar verme yetkisini görebilir? Kimin haddine düşer bu?

        Sevgili Elif senden de içtenlikle özür diliyorum böyle fevri yorumlar yazdığım için…

    • Hatice Hanım, lütfen din sömürüsü yapmayın burada. Dininizi yaşamanızla bu yazının/yorumların ne alakası var?? Dua Allah ile kul arasındadır, herkes kendi için dua eder, başkası için değil. Saçmalamayın daha fazla!

    • Sevgili Hatice – Düşüncelerimden rahatsız oluyorsanız yapacağınız çok basit bir şey var: Okumamak. Benim de hoşuma gitmeyen birçok web sitesi var, açmıyorum bile.

      Elbette buranın düzenli okurlarından olabilir ve bu yazımı rahatsız edici bulmuş da olabilirsiniz. Ancak öyle olduğunuzu sanmıyorum, nitekim o zaman beni sapkın bir şeyler anlatıyormuşum ve üstelik bunu topluma aşılıyormuşum gibi bir durumla ithaf etmez, daha farklı bir şekilde eleştirirdiniz.

      Kısacası, yazdıklarımı beğenmeyebilirsiniz, rahatsız olabilir, rahatsız olduğunuzu dile de getirebilirsiniz. Benim bunları yazma özgürlüğüm olduğu kadar sizin de itirazınızı dile getirme özgürlüğünüz var. Ancak rica ediyorum konuları birbirine karıştırmayalım. Burada ne ben sizin (sadece siz Hatice’nin değil, burayı okuyan herkesin), ne de sizler benim dinimizi ne kadar, nasıl yaşadığımızı bilmiyoruz. Bu yazının da dinle imanla en ufak bir ilgisi olmadığını düşününce konuyu buraya getirmenin ne kadar gereksiz olduğu ortaya çıkıyor.

  19. elif, bir dahaki sefere behzat c ile vakit kaybetmeyip direk islah olun derim ben :)