10 Yorum

Yaz Güncesi – 4

Sevgili Günlük,

Sana demiştim her gün yazamam diye. Bak, kaç hafta geçti üzerinden.

Deniz’in yaz tatili tam gaz devam ediyor. Yazmadığım birkaç hafta içinde Deniz kuzenleriyle bol bol görüştü. Her ne kadar onlara doyamadıysak da akıllarının erdiği yaşta böyle kaliteli vakit geçirmeleri çok iyi oldu. Deniz şimdiden onlara gideceğimiz zamanın hayaliyle yaşıyor.

Fulya’lar da geldi Amerika’dan. Deniz Lara’yla da vakit geçirdi, ama yetmedi. “Niye bize sadece bir gün geldiler?” deyip duruyor. Gitmeden bir daha görüşebilmeyi umuyoruz.

Genelde vaktimiz evde (sitede) geçiyor. Bazen arkadaşlarını çağırıyoruz, bazen biz onlara gidiyoruz. Örneğin geçen hafta bir arkadaşının havuzuna gitmiştik, Deniz orada havuza atlamayı öğrendi. Kendi kendine. Tabii ki küçük havuzdan bahsediyorum. Nitekim henüz kollukları atmış değil büyük havuzda. Ancak kendine bir cesaret geldi, ondan beri atlayıp atlayıp çıkıyor, küçük havuzda kesinlikle kollukla yüzmek istemiyor.

Hatta dün onu indirdiğimde birden bana gelip “Anne, ben büyük havuza atlicam, kolluklarımı takar mısın?” dedi. Kulaklarıma inanamadım. Bunca zaman söylüyorduk ona atla diye, hiç oralı olmuyordu. İşte şimdi birden, kendi kendine, ben havuzda bile değilken hazır hissetti demek kendini. Taktık, atladı. Bayağı bir su yuttu, ama bir daha atladı. Sanırım kotardı işi.

Bu birkaç haftada ben neler yapmadım neler. Anne gibi anne olma çalışmalarım tüm hızıyla devam ediyor ama illa ki bir yerde çuvallıyorum. Örneğin geçenlerde inanılmaz bir hamaratlık geldi üstüme. Hafta sonu yemekle uğraşmayayım diye Cuma günü oturdum, türlü türlü yemekler yaptım. Etli biber dolması bunlardan biriydi. Defterimi çıkardım, malzemeleri hazırladım, her şeyi karıştırdım, domatesleri kapak yapıp dolmaları özenle tencereye dizdim.

Bir de ne göreyim? Dolmaya katmak için kıydığım soğanlar robotun içinden bana göz kırpıyor. Kısacası etli dolmayı soğansız yapmış oldum. Hemen birkaç soğan doğrayıp dolmaların arasına sokuşturdum, tadı fena olmadı ama dolmanın içindeki et tıkız oldu. Kabuğunu soyunca içi beton gibi kaldı.

Aynı gün bir de kabaklı kisch yapayım dedim. Yine bin bir özenle hazırladım her şeyi, bir önceki günden poğaça hamurum da vardı. Tarifinde “malzeme soğuyunca içine bir iki yumurta kır” diyor. Ben “soğuyunca” kısmına dikkat etmeyip yumurtaları kırınca kabaklı omlet olmuş oldu. Yine de fena olmadı tadı.

Bu süreç zarfında yaktığım muffin’lere, hamur kalan pizza’ya değinmiyorum bile. Sanırım ben evimin kadını olmak için yaratılmamışım.

Mutfak tarafındaki girişimlerim hüsranla sonuçlansa da, kendimle gurur duyduğum bir şey var ki, o da Deniz ve iki arkadaşıyla bütün gün başa çıkmış olmamdır. Öğlenden önce bize gelen çocuklara yemek yapıp (hamur pizza işte o güne denk geldi), onları eyleyip, havuza götürüp, sağ salim eve getirip tekrar yemek yedirmek benim gibi erkek çocuklarla başa çıkma fobisi olan bir anne için büyük başarıydı.

Bu da onları havuza götürdüğümün kanıtıdır:

Deniz’in şimdiye kadar en çok eğlendiği günlerden biri oldu herhalde Emre’ye Arda’nın bizde oldukları gün. Havuza atlarkenki şaklabanlıkları görmeye değerdi. “Robotlama”, ejderhalama”, “bebekleme” ve daha bir sürü tuhaf isim ve şekillerle kendilerini havuza atıp durdular.

Şu yaz tatilinin en büyük kayıplarından biri Deniz’in gündüz uykusu oldu. Ben “havuza girer, çıkar, uyur” diye düşünürken kendisi son bir hafta 10 gündür gündüz uykularını hepten kaldırdı.  Odasına giriyor, dinleniyorum diyor, kah kitap okuyor, kah oyun oynuyor, ama uyumuyor. Eksik uyuduğundan şüpheleniyorum, ama hiç olmazsa odada dinleniyor.

Bir başka sıkıntımız ise kardeş kavgası konusu. Derin’in mobil durumda olması, Deniz’in her şeyine musallat olması, ve en çok da biraz “zilli” bir karakter olması aralarında arıza çıkmasına sebep oluyor. Deniz Derin’i itiyor, kakıyor ama Derin de geri kalmıyor. Isırmaya kalkıyor, çığlığı basıyor.

Elbette bütün bu aksiyon beni çok yoruyor. Kendimi hiçbir şeye veremiyorum. Bir e-mail atmak için üç gün falan uğraşmam gerekiyor. Çocukların didişmesi de cabası. Dün şöyle bir serzenişte bulundum en sonunda.

Neyse, bu da geçecek. Ya sabır.

Deniz bugün babasıyla iki günlük bir tatile çıkıyor. Bodrum’a gidip gelecekler. Niyet hep birlikte gitmekti, ama Ahmet’in düğünü, daha doğrusu öncesindeki gelin hamamı olayı beni bağladı. Evet, Ahmet’im kuzenim evleniyor, inanılır gibi değil.

Ne demiştik?  Deniz babasıyla Bodrum’a gidiyor bugün. Pazar sabah dönecekler. Bence çok eğlenecekler. Bavullarını hazırlıyorum şimdi. Ne tuhaf, tatile gitse de, gitmese de, evde bavul hazırlayan kişi hep anne oluyor.

Aslında bu Bodrum işi ortaya ilk çıktığında niyetimiz hep birlikte gitmekti. Sonradan düğünü hatırlayınca Doğan ve Deniz’e dönüştü olay. Ben de annemlerde kalacağım birkaç gün. Zaten bugün Derin’in doktor kontrolü, Cumartesi de gelin hamamı var. Hayatımda ilk kez hamama ve gelin hamamına gideceğim. Aklımda Tosun Paşa’daki sahne geliyor, bakalım “o kurnadan bu kurnaya” şarkı söyleyecek miyiz.

Cuma günü de İstanbul’un sıcağında kendimi Derin’le birlikte Bağdat Caddesi’ne atarım, Deniz’e bir kravat falan bakarım diyorum. Ne de olsa onun katılacağı ilk düğün, senelerce hatırlayacağız. Azıcık özenelim.

Kısacası heyecanlıyız be Günlük. Evet, doğruya doğru, Bodrum’a benim de içim gitmiyor değil. Çocukla tatil tatil olmasa da, mekan değişikliği iyi geliyor insana. Ama Eylül sonuna planladık onu. Annemlerle, Ece’lerle hep birlikte ev tutacağız Yalıkavak’ta. O zamana kadar da gün sayıyorum.

Ve sanırım Doğan’a bir iki günlüğüne de olsa birlikte bir yerlere kaçma konusunda yeterince duygu sömürüsü yaptım. Yaz bitmeden karı-koca şöyle bir kafamızı dinlemeye gideriz belki, kim bilir…

10 yorum

  1. 🙂 GUZEL BIR POST

  2. Bana su anda cocuklarla evde olmak bile tatilin en alasi geldigi icin, hic gozum tatil beldelerinde, deniz kiyilarinda degil. haftasonu gelsin de soyle sabahtan aksama cocuklarla durayim is guc dusunmeden. Deniz ile babasi super eglensinler Bodrum’da. Saglikla gitsinler, saglikla gelsinler. Sana da iyi eglenceler hamamda. Bir bursali olarak cok severim hamam olayini.

  3. Yalıkavak iyi seçim,balayına oraya gitmiştik,sessiz,serin,güzel.Benim oğlan da büyüse de babasıyla tatile çıksa ya 🙂

  4. tatile gitse de, gitmese de, evde bavul hazırlayan kişi hep anne oluyor.
    ——–
    bu cümleye gözleri dolan kişiye anne denir 🙂

  5. Deniz’in bavuluna bayıldım. Bence Deniz’in babasıyla gitmesi senin için de tatil. Derin’e anneannesi baksa birazcık sen de kafanı dinlersin.

    Yemek yapmayı sevmeyen biri için bence çok iş başarmışsın. Ama işin sırrı sevmek. Sevmeyince okla vurulmuş tavuk da yapsan olmuyor.

  6. Eski ama şimdilerde yeniden moda olan şey, gelin hamamı…Harika bir eğlence. çok terlemeli bol gülmeceli bir o kadar yeme içmeli durmadan şıkır şıkır oynamalı. İlk ve en son geçen yaz katılmıştım. Çok keyif alırsın umarım 🙂

  7. Elif, Deniz’in havuz keyfini okurken çok sevindim. Ege yakında 2 yaşına basacak. Yüzücü bir anne olarak tüm annelerden rica ediyorum: ne olur sudan korkmayın ve korktuğunuzu hissetirmeyin. Ege öyle güzel suya atlıyor, dalıyor ve yüzüyor ki anlatamam. Anne babası korkan çocuklar da gıpta ile bizi seyrediyor. Korkmayın yüzmek en güzel spor her yaş için…

  8. valla resimdeki dolmaları canım çekti 🙂

  9. Merhaba
    Yazlik ev tutarken cok dikkatli olun. Kisin kapali olan rutubetli yerlerde akarlar vs oluyor. Riskli yani. Alerjik reaksiyon baslatmayin tatil yapalim derken. Bebegimuyuyor.blogspot.com da mutlu hanimin yazisi var. Sevgiler

  10. seninki de eksik dolmamı???ben bir keresinde pirinçsiz dolma yaptım!!!üstelik uzun bir süre de neyi eksik koyduğumu anlayamadım..misafirlerim de sağolsunlar yüzüme vurmadılar:)))ben de evimin kadını olacak gibi değilim