8 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 14

Güz’ün hikayesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

Güz, her geçen gün yavaş yavaş büyüyor, bizimle ve çevremizle olan iletişimi artıyordu. Geçirdiğimiz  zorlu seneden sonra, oğlumuz yanımızda, evimizdeydi. Bu duruma inanmakta hala zorluk çekiyorduk. O kadar çok yaşamıştık ki her şeyin bir anda kötüye dönmesini, bu yüzden yine böyle şeyler yaşamaktan çok korkuyorduk. Güz iyi oldukça bendeki endişeler de su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Artık kendimi ve hislerimi daha çok yaşayabiliyordum. Bu yüzden hem çok mutluydum Güz yanımda ve iyi olduğu için, hem de içimde bir çöküklük hissediyordum. Her anne böyle hisseder mi; bebeğiyle yeni bir hayat kurmaya çalışırken?.. Bilmiyorum; fakat ileriki zamanlar da bunun sadece bir süreç olduğunu anladım.

Gün içinde, Güz’ün de benim de çok keyif aldığımız sabah uykularımız vardı. Uyandığı zaman bana gülücükler atıyor, yüzüme cici yapmak için pat pat vuruyordu. Ne yazık ki bu uykular ufak bir kazadan sonra son buldu; ben bir daha cesaret edemedim açıkçası. Yine bir gün beraber uyurken, Güz benden önce uyanmış ve her zaman ki gibi benim yüzüme vurmamış ve ben farkına varamamıştım uyandığının. Ne yazık ki çok derin uyumuşum o gün. Güz de yeni yeni dönmeye başlamıştı ve her yapabildiği hareketi sürekli tekrarlamaktan çok keyif alırdı. Bunun heyecanıyla olsa gerek, ben gümbür! diye bir sesle uyandım. İnanılmaz korktum ve şok oldum; Güz’ü yerde buldum ve hemen kucağıma alıp korkusunu geçirmeye çalıştım. Bu benim için gerçekten bir şok oldu. Bir gün kendime gelemedim ve “ben bu çocuğa bakamayacağım; sürekli zarar veriyorum” duygusuyla geçirdim o günü. Oysa Güz çok şükür usturuplu bir şekilde düşmüştü ve bizim tepkimizi görmese ağlamayacaktı bile. Hemen doktorumuzu aradık. Kendinde olduğunu, kusma olmadığını duyunca rahatladı ve “bir şey olduğunu düşünmüyorum” dedi. Bebeklerin böyle şeyler çok yaşadığını, sakin olmamızı ve takip etmemizi söyledi. Böyle düşme ve ev kazalarında kusma ya da kendinde olmama gibi bir durum olursa hemen acile gitmemizi ve bir tomografi çektirmemizi önerdi. “Vücudunun her noktasını kontrol edin, ağrısı var mı bulmaya çalışın” dedi. Şükürler olsun böyle ciddi bir tablo yoktu ve hatta düştükten on dakika sonra Güz normal hayatını yaşamaya dönmüştü bile.

Güz’ün sağlık durumu ise günden güne daha iyi oluyordu. Oksijenden ayırma denemelerine başlamıştık. İlk hedefimiz gün içinde bir kaç saat oksijensiz kalabilmesiydi. Eve ilk geldiğinde 10 dakika bile ayıramadığımız oksijeni; solunum sayıları düşmeden 1 saate kadar ayırmayı başarabilmiştik. Bu durum Güz büyüdükçe hızla gelişmeye devam ediyordu. Her ne kadar oksijen kullansa da, bir sürü doktor kontrollerimiz olsa da, bizi en çok sevindiren hasta bir hali yoktu. Tüm bunlar onun hayatının doğal bir parçasıydı. Hatta normal bir bebeğe göre çok daha sosyal ve çevresiyle ilgili bir bebekti.

Güz’ün gelişimsel sürecini takip etmek için; çok yakınımızda olan

psikoloji ve çocuk gelişimi eğitimi alan arkadaşlarımızdan destek alıyorduk. Onlar bildikleri testleri Güz’ün üstünde uyguluyorlar ve bu şekilde neler eksik ortaya çıkarıyor ve neyi nasıl öğreteceğimizi profesyonel bir yönlendirmeyle uygulamaya çalışıyorduk. Ben bunun kendi adıma çok faydasını gördüm açıkçası. Kendi yaptığım ve yapabileceğim hataları daha kolay gördüm ve düzeltme yollarını aradım. Gelişimsel olarak ilk önce odaklandığımız noktalardan aklıma gelenler şunlar; nesneyi gözle takip edebilmesi, al deyince alması, ver deyince vermesi, nesneyi bir elinden diğer eline geçirebilmesi, elinde iki nesne tutarken 3. bir nesneyi verdiğimizde ne yapabileceğini bulması, dilini dışarı çıkartıp ağız hareketlerini ve sesleri taklit edebilmesi, bir nesneyi sakladığın zaman onu araması ve sakladığın yerden çıkarması… vb. gibi bir sürü temel hareketi nasıl öğretebileceğimizi öğrendik. Daha sonraki aylarda özel eğitime başladık. 3 ay aralıklarla bu eğitimi sürdürmeye devam ediyoruz. Nasılsa çevrenizde bu şekilde profesyonel insanlar varmış, neden gidiyorsunuz? gibi yorumlarla da karşılaştık. Bu durum şu açıdan çok önemli bence; çevremizdeki arkadaşlarımız aynı zamanda Güz’ün teyzeleri, yani onunla bir sevgi bağına sahip kişiler ve bize çok yardımcı oldular gerçekten. Fakat tanımadığınız birinden aldığımız destek çok daha objektif oldu hem Güz hem de benim açımdan.

Buna şöyle bir örnek verebilirim: Güz’ün elini ağzına koyarak istemediği ya da istediği bir şeyde kendini öğürtme ve kusturma huyu vardı. Bu durum beni ve benim gibi yakın çevremdekileri de çok panik yapardı ve hemen tepki verirdim. Pedagoga gittiğimizde aslında bunun ne kadar yanlış olduğunu anladım. Yapmamız gereken duygularımızı saklamak ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hiç tepki vermemekmiş. Gerekirse yüz ifademi değiştirmek için bir süre arkamı bile dönebilirmişim. Burada önemli olan ilgiyi başka bir yöne çekip onun bu şekilde ilgi çekme huyunu değiştirmem gerekirmiş. İnanır mısınız ben tepki vermemeye başladıktan yirmi gün sonra bu huy bitti, sürekli yapmaktan vazgeçti. Arada yaptığı zamanlar oluyor, kaç ay geçmesine rağmen hala deniyor ama aynı şekilde bir tepki göremediği için vazgeçiyor.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

8 yorum

  1. 41 kere Maşallah !

  2. “Güz iyi oldukça bendeki endişeler de su yüzüne çıkmaya başlamıştı.” bu bende de oldu belde. hatta bora’nın en sıkıntılı dönemlerinde gelişimsel pediatri doktoru bana “şimdi kendinizi güçlü hissedersiniz çünkü bora’nın sana ihtiyacı var.ancak bora toparladıkça psikolojik olarak bazı sıkıntılar yaşayabilirsin o yüzden profesyonel destek öneriyorum” dedi. gittiğim psikolog siz bunları aşabilecek kadar güçlüsünüz diye beni gönderdi ama şu anda bile eskisi kadar güçlü olmadğımı biliyorum. tahammül sınırım azaldı ve zaman zaman ağlama krizlerine eşlik eden nefes alamama hallerim oluyor. birde eskiden rahat olan yapım yok.

    • Sezin ben de çocuklarımız bazı şeyleri aştıkça iyi olacağımızı düşünüyorum. Hayatta hep belli bir zaman gerekiyor gerçekten. Boşuna dememişler zaman herşeyin ilacı diye. Ben eskisi kadar güçlü olmadığını düşünmüyorum :) herhangi bir sebeple kendinizi başka bir mücadelenin içinde bulursanız bu dediğimi anlarsınız. Eskiden çok büyük gözüken şeyler şimdi daha farklı geliyor bana.
      Nefes alamama halleri dediniz ya arada sanki bana da öyle geliyor yeterli alamıyormuşum gibi.. acaba biz çok mu empati kurduk çocuklarımızla. Siz bunu söyleyene kadar bir doktora mı gitsem diyordum. İlginç geldi bu söylediğiniz bana…

      • doktor beni gülerek dinledi ve ona ihtiyacım olmadığını söyledi. şimdi sıkıntıların tepe yaptığı o günlere bakınca en büyük psikoloğum ailemmiş bunu daha iyi değerlendirebiliyorum. geleceğe bakmak ve iyi düşünmek çok motive ediyor insanı, birde doğanın armağnı annelik içgüdüleri ışık tuttu yoluma. doktora gidersn benzer bit yorum alabilirsin çünkü aynı ışıklı yol sende de görüyorum ben :)

  3. Nihat'ın Annesi

    küçük DEV adam GÜZ senin iyi yazılarını okumak okadar mutluluk vericiki :)

  4. Güz bebeğin her zaman iyi olması için dua edeceğim.