36 Yorum

Anne mi baskın olmalı, baba mı?

Ben babamdan çok fazla korkan bir çocuk olmadım.

Daha doğrusu şöyle: Babamdan korkardım da, baba olduğu için korkardım. Yoksa annem “Babana söylerim haa!” diye korkutmazdı bizi. Belki de gerek duymazdı yeterince korktuğumuz için, bilemiyorum. (Babam da pamuk gibi adamdır bu arada, öyle astığım astık, kestiğim kestik değildir yani. Ama baba değil mi, korkardık işte.)

Bazen, Deniz’e laf geçiremediğim ve kendimi çaresiz hissettiğim anlarda keşke öyle bir anne olabilseydim diyorum.

Tabii böyle bir anne olabilmek için de korkutucu bir babaya sahip olmak gerekiyor. Bizim evdeki baba figürü buna ne kadar müsait, daha doğrusu ne kadar istekli, tartışılır.

Sabır konusunda benden iki üç kat daha gelişmiş bir kocam var. Bana zaman zaman kızar. Elif, fazla sertsin. Elif, benden daha otoriter olma” der durur. Bu noktada biz bir türlü anlaşamaz, daha doğrusu sonuca varamayız evdeki baba kişisiyle.

O diyor ki:Evde bir iyi polis, bir de kötü polis olmalı. Ve genelde de iyi polis anne, kötü polis ise baba olmalı. Çocuk -hele de erkek çocuk- babadan korkmalı, anneyi ise yanında hissetmeli. Dolayısıyla sen benden daha disiplinli olduğun zaman bu dengeyi bozuyorsun. Hele de erkek çocuğu için annenin babadan daha otoriter olması doğru değil; çocuğun kafasını karıştırıyorsun.”

Ben diyorum ki: “İyi polis-kötü polis olayına katılıyorum. Ve fakat sen fazla iyisin. Sen fazla iyi olunca da ben olmam gerekenden daha kötü olmak zorunda kalıyorum. Kaldı ki, mutlaka babanın daha disiplinli olması gerektiğine katılmıyorum. Ben çocuklarla daha fazla vakit geçiriyorum, ne sabrım kalıyor, ne de toleransım. Sense akşam bir saat gördüğünde daha sabırlı olabiliyor, sineye çekebiliyorsun bazı şeyleri. Bu durumda benim daha otoriter görünmemin sakıncası olduğundan emin değilim. Ne de olsa bütün gün kuralları koyan da, o kuralları işleten de benim. Çocuklarla sen daha fazla vakit geçirseydin o zaman sen daha sert olurdun.”

… gibi geliyor bana. Ama bunun doğruluğundan emin değilim açıkçası.

Bir resmi tatil günüydü, bundan yaklaşık bir sene önce. Doğan evdeydi de, ondan hatırlıyorum resmi tatil olduğunu. Kanal D’deki doktorum programına Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çıkmıştı. Tam da bu konuyu (evdeki otorite dengesi, anne-babanın rolü, vesaire) anlatıyordu. Doğan’la birlikte denk gelince seyrettik. Orada tam da Doğan’ın dediği gibi annenin daha yumuşak olması gerektiğini söylüyordu. Ancak biraz fazla ileri giderek, annenin baba karşısında neredeyse ezik bir duruma düşmesi gerektiğini anlatıyordu Dr. Keskin. Örneğin, anne, babanın bu otoriter pozisyonunu pekiştirmek adına gün içinde babaya -çocuğun da göreceği şekilde- telefon açıp “Domatesleri nasıl doğramamı istersin kocacığım, küp küp mü, yuvarlak mı?” şeklinde akıl danışıyor gibi yapmalıymış. Böylece çocuk da “Haaa, bak, bizim evde babam ne derse o oluyor, demek asayiş berkemal” diye düşünecek, bütün dengeler oturacakmış.

Sabiha Paktuna Keskin’in bu önerisi, feministe.net sitesindeki şu makalede şöyle eleştirilmişti:

Sabiş Teyze’nin altını özellikle çizdiği konu, çocuğun gelişiminde özellikle de cinsel gelişiminde ailenin rol modeli olduğu. Bu nedenle de eğer çocuğumuzu iyi yetiştirmek istiyorsak, çekirdek ailede annenin ve babanın ataerkil iş bölümünü ve bununla bağlantılı rol dağılımını çocuklarımıza sunmak durumundaymışız. Çocuklarımızın “normal” olması için onlara ataerkil ilişki modelini ve baba otoritesini model olarak göstermeliymişiz. Kapalı kapılar altında istersek çok anaerkil olabilirmişiz –ne demekse?- ama çocuğun önünde anne olarak baba otoritesine boyun eğen, otorite olarak babayı işaret eden tavırlar sergilemeliymişiz. Gerekirse küçük müsamereler hazırlamalıymışız. Örneğin çocuğun önünde babaya telefon açıyor gibi yapıp “domatesleri nasıl kesmemi istersin hayatım (“hayatım”ı ben ekledim!)” diye sormalıymışız, çocuk da karar merciinin, otoritenin kim olduğunu öğrenmeli, güce biat etmeli. Böylece erkek çocuk, babası gibi güçlü, otoriter olmaya yani erkek olmaya yönelecek kız çocuksa o güce kendini beğendirmek için annesi gibi –kadın gibi- olmaya yönelecekmiş. Böylece toplumumuz normal, heteroseksüel, mutlu bireylerden oluşacakmış. Kendi kuşağımızın ya da çocuklarımızın kuşağının “domateslerin kesiliş biçimine karar vermek isteyen” yani neyi nasıl istediğini bilen kadınlar ve erkeklerden oluşması olasılığını toplumsal bir facia olarak sunmak cinsiyetçi muhafazakârlık değilse nedir?

Sırf evde sözüm ona gereken dengeyi oturtmak adına annenin babaya “Domatesleri nasıl doğramamamı istersin kocacığım?” diye işve yapması düşüncesi bana da biraz abuk geliyor. Sabiha Paktuna Keskin’in tartışmalı bir isim olduğunu biliyorum, ki bu programı izlediğim son bir senedir çocuk yetiştirme konusundaki yaklaşımlarının bana pek de uymadığını gördüm. Ancak burada Sabiha Paktuna Keskin ismini eleştirmekten çok, bu yaklaşımı tartışmaya sunmak istiyorum. Çünkü o söylemeseydi de bizim toplumumuzda bu denge zaten var: BABADAN KORKULUR. NOKTA.

Öte yandan, evde bir iyi polis-kötü polis ayrımı olması gerektiğine düşüncesi çok da ters gelmiyor bana. Ve bu ayrım ebeveynlerin cinsiyetine göre değil, disiplin anlayışlarına göre oturabilir, ve hatta olaydan olaya da değişiklik bile gösterebilir şeklinde düşünüyorum. Sanırım.

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce evde ebeveynlerden biri daha dominant olmalı mı? Eğer öyleyse bu kişi ataerkil pozisyonundan dolayı baba mı olmalı? Yoksa kuralları işleten (çocuklarla vakit geçiren) her kimse -ki genelde anne- o mu? Ve çocukların cinsiyetine göre bu kötü polisin kim olduğu değişmeli mi? Ne dersiniz?

36 yorum

  1. Bence yapay olan her davranış çocuğun zihninde sırıtacak ve etkisiz olacaktır. Sert gibi yapıldığı belki ilkinde olmasa da bir sonrakinde belki daha sonrakinde ama birgün mutlaka sezilecektir. Üstelik otorite anne babaya bölüştürülecek bir husus da olmamalı; konuya göre her ikisini de bölüştürülebilmeli. Böylesi daha gerçekçi olacağından daha etkili de olacaktır.

    • İşte benim de düşündüğüm şey bu. Domates güzeli gibi davranmasam da, olduğumdan daha pamuk görünmek yapay bir görüntü benim için.

  2. Bizim evimizde otorite genellikle bende.Yani kötü polis benim. Babamız yumuşak, anlayışlı karakteriyle tam bir pamuk helva kıvamında. Fakat aramızda belirlediğimiz bazı konularda roller değişiyor. Babamızın kızıp sert davrandığı konular ile benimkileri ihtiyaçlar ve çocuğumuzun davranışları yönünde paylaştık. Bu şekilde çok rahat ve netiz.Çocuğumuzun da kafası karışmıyor bizim de 🙂

  3. Benim oğlum henüz 14 aylık. Her ne kadar otoriter olmak istesem de keşfetmesi adına onu bir çok konuda özgür bırakıyorum. Ama karistirmamasi gereken yerlerde ona engel olarak, anlatarak, ona kuralların olduğunu göstermeye çalışıyorum. Ha beni hiic sallamadigi zamanlar olmuyor değil. Çünkü bütün gün birlikteyiz. Ama babası hayır dediğinde onun sözüne anında uyuyor. Babasıda onunla oyunlar oynayan ve gayet sabırlı bir baba aslında. Ama ben yazidaki gibi biat eden bir cocuğa karşıyım. Kuralları bilmeli ama kesinlikle kendi fikirleri olmalı ve onları savunmalı. Bu bütün hayatında böyle olmalı bence. Ataerkil bir toplum olunca cinsiyetlerimizin daha mı farkında olacağız acaba merak ettim.

  4. Babanın otorite olması anne icin tatil gibi birsey. Tüm gün iki cocukla verilmesi gereken bin tane karar oluyor.. Hayır demek istemediğim ama o an evet de olamayacak seylere “aksam baban gelince ona sorarız o tamam derse olur” diyerek karar sürecini aksama kadar erteliyorum yani zaman kazanıyorum.

  5. bence bir tarafın otorıte olması yeterli, hangisi olduğu önemli değil, yeter ki dengeleyici unsur olmayı bilsin.

  6. Günümüzde, çalışan ve düşünen kadın gittikçe toplumda yer alıyor, kendi kararlarını verebiliyor, ailede sözü geçiyorsa, baba otoritesi ve erkek otoritesi kurdurur mu? Bence hayır. Zaten yıllarca ezilmiş, geride kalmış, sömürülmüş ve hırpalanmış. Hazır birşeyler inceden değişirken, ataerkil bir topluma erkek modeli yetiştireceğiz diye sar geri olur mu? Bence olmaz, bence günümüzün Türk kadını buna izin vermez.
    Benim annem, babasından ve babamdan kalma (annesinden ve kayınvalidesinden öğrenme) bir alışkanlıkla, akşamları abim geldiğinde yerinden hoplayarak kalkar ve koşa koşa kapıyı açar abime. Hoş abimin böyle bir beklentisi yok ama kadın böyle alışmış. Aynı şekilde benimde eşime ve abime bu şekilde kapı açmamı bekliyor. Normal bir hızda gidersem kapı açmaya bana kızıyor bile. Bunları devam mı ettirmemizi istiyor Sabiha Hanım? Aynı mantalite ile yetiştirilen çocukların, geçmişteki ve günümüzdeki (hergün kaç tane kadın öldürülüyor bu ülkede kocası ve kendi ailesinde erkekler tarafından) erkeklerden farkı olmaması iyi birşey mi yani?

  7. bence biraz çocuğun cinsiyetine göre değişir bir durum olmalı bu. Yani erkek çocuğum olsa hani o zaman Sabiha Paktunuanın dediği gibi belki babası gibi güçlü, otoriter olmaya yani erkek olmaya yönelmesini isteyebilirdim (eminde değilikm) ama kızım içib o güce kendini beğendirmek için annesi gibi –kadın gibi- olmaya yönelmesini istediğimi hiç zanetmiyorum. Yani toplum tarafından kızlara (veya erkeklere) biçilmiş bir rol var ve biz bunu daha çocukdan aşılamalı mıyız? Bizde durum nasıl derseniz her ikimizde aynı derecede vakit geçiriyoruz ama ben daha yumuşak taraf olarak kalıyorum belkide babamızın karakterinden dolayı. ama hani bunun için bir rol yapmıyoruz, ki birde herşeyi babaya sorar bir durmumuz da yok.

  8. Miş gibi yapma bana da çok uymuyor. Bizim evimizde otorite eşit dağılımlı, genellikle aynı tepkileri vermeye dikkat ediyoruz sadece. Yine de bu yaptığımızın doğru oldugu anlamına gelmiyor çünkü çoook söz dinleyen bir kızım oldugu söylenemez. Daha çok “hareketli” diyebilirim 🙂

  9. Şimdiki babaların geneli aşırı yumuşak..Belki çalışma şartları-saatleri, belki değişen yaşam yüzünden çocuklarıyla geçirdikleri saatlerde otoriteden çok eğlenmeye bakıyorlar..Bu yüzden anne mecburen otorite oluyor..Hem ne o öyle “Domatesleri nasıl doğrayayım?” saçmalık..Erkek annesi olsam bile katılmıyorum..Ne karısını ezen bir oğul, ne de ezilen bir kızım olsun isterim..

  10. bence bir evde anne rolü çok önemli. kız çocuk için de erkek çocuk için de. annenin sözünün geçtiği, ama babayla birlikte karar alındığı bir ortam tam yerinde bence. ama böyle yapalım diye zorlama, rol yapıyor gibi davranma çocuğun gözünde hemen belli olur ve çocuğun inanmadığı bir ortam güvensiz bir ortam yaratır. Doğal olmak burada gerçekten önemli. ama evde doğal olan annenin sözünün geçmediği babanın çok baskın olduğu bir ortam ise, evet bence biraz da bunu değiştirmek için belki de bir yerlerden yardım alınmalı. anne mutlu ise çocuk da mutludur. en önemli şey evde sevgi ortamı olması. disiplin ve kurallar sevgi ortamında kendiliğinden baskılanmadan gelir.

  11. bence duruma ve konuya göre değişir.. evde oğlumu gerektiği durumda sakinleştirmek, kontrol altında tutmak için önceden belirlenmemiş üzerinde düşünülmemiş bir mekanizma işletiyoruz.. bazı konularda benim karar verici olduğumu bazı konularda ise babanın sözünün geçerli olduğunu biliyor.. bunu önceden tasarlamadık.. en çok dikket ettiğimiz konu birbirimizin sözünün üzerine söz söylememek ve 6 yaşına girmiş canavarın suistimal kapılarını tamamen kapatmak..hayatın doğal akışında rollerimizi paylaştık.. şimdi kızıma da aynı şekilde davranıyoruz.. böylelikle doğallıktan ödün vermeden güzel bir iş bölümü yaptık.. bence bir insan büyütmenin en heyecanlı yanı bu.. el yordamıyla, kendinize uygun formülleri bulduğunuzda, kalıpları uygulamaktan çok daha hızlı ve etkin netice alıyorsunuz… otorite mutlaka olmalı ama kimin ne zaman bu rolü üstleneceğine hayata bakış açımız, stilimiz, o anki durumumuz ve duygularımız şekil vermeli..

  12. Bizim evde de dedigin gibi babadan korkulurdu, daha dogrusu korku degil de bir cekince vardi. Neden bilmem, cunku annemin agzindan asla “Babana soylerim haa” gibi bir cumle isitmedim, isitmedik. Galiba bizde her ikisi de tatli-sert figurlerdi, ama babam biraz daha -sert demeyelim de- daha az tatliydi. Ya da annemle daha cok vakit gecirdigimizden (babamin uzun calisma saatleri haftada en az bir iki gece nobeti yuzunden) bize oyle gelirdi. Biz bir kiz erkek bir erkek kardesiz ve cinsiyete gore otorite soz konusu olmadi hic. Bir konu/davranis hos karsilanmiyorsa evde, kardesim ya da ben hangimizse soz konusu olan, ayni sekilde tepki verilirdi. Bazi konulara babam karismazdi bile mesela, annem onaylamiyorsa olay kapanirdi. Yani karar mercii annemdi. Belki de senin de dedigin gibi bizimle daha cok vakit geciren, kurallari koyan ve uygulanmasini gozeten o oldugu icin. Yalniz cok net hatirladigim, ve bence en kritik olan nokta, annem ve babam asla bir konuda bize karsi fikir ayriligina dusmezdi. Yani bir istegimi ya da davranisimi annem onaylamadigi icin babama gittigimi ya da tam tersini hatirlamiyorum pek, cunku biri hayir diyorsa digeri evet demezdi.

  13. bence otorite konusunda anne bi parça daha yumuşak olabilir fakat anne ve babanın dengede olması daha mantıklı.

  14. Otoriter bir kadının söz sahibi olduğu evde yetişen bir erkek çocuğuna en yakın örneğim ; eşim.. Tabi ki babasının da sözü geçermiş yeri geldiğinde ama baskın olan bir anne ,bir kadınmış. Bunun eşimde bir dezavantaj yarattığını söyleyemeceğim. Ben kurdukları dengenin iyi olduğunu düşünüyorum.Annenin daha baskın olduğu bir ailede yetişen erkeklerin kadınlara daha ılımlı ve onları anlar bir mantıkla büyüyeceğine inanıyorum.Baba otoritesini görmeye ve annenin karşısında ezilmesini de görmeye ihtiyacı yok. Erkeğin yaratılışında zaten sahip olma,egemen olma gibi kavramlar yatıyor.Anne ve babanın herşeyden önce aralarındaki huzuru yansıtması ve demokratik bir ortam ”kocaya domates sorulmadan da ” çocuğa aile,baba,erkek olma gibi kavramları anlamlandırmasına yol açacaktır.

  15. bence duruma göre değişir.annenin ve babanın otorite sağlaması gereken durumlar olabilir.ama anne çocukların gözünde her zaman şefkat,baba ise güç simgesi oluyor.anne bişeye kızsada bir süre sonra hemen yumuşayabiliyor,ya da ben öyle düşünüyorum,baba ise biraz daha sürdürebiliyor bu durumu.zaten babalar artık eskisi gibi değil çocuklarıyla daha iligililer.çocukta korkarak büyümemeli,sadece belli kuralları tanımalı,bunu da hem anne hem baba beraber sağlamalı.

    • Anneyi şefkat , babayı güç simgesi olarak gördüklerine kesinlikle katılıyorum 🙂

  16. Ben oğluma hiç ” babana söylerim haa ..” demedim ama sağolsun aile büyükleriyle biraradayken(özellikle eşimin ailesi)çocuk biraz coşsa hemen dış sesler başlıyor ” annesi , sen bunu akşam babasına söyle , babası bilsin yaramazlıklarını ” diye..Yani bana hacet kalmıyor diyebilirim..Usulünce söylüyorum “biz çocuğu babayla korkutmak istemiyoruz,evet baba otoritesi var ve olmalı ama korkutarak değil ” diye ama ne demişler anlattığın karşıdakinin anladığı kadarmış 🙁 Bu arada ben çalıştığım için ben de oğlumla ancak eşim kadar vakit geçirebiliyorum,bu yüzden kötü polis olmayı bile isteye kocama bıraktım..Oğlumla geçirdiğim kısacık zamanlarda kötü polis olmak hiç işime gelmiyor ,bencil miyim neyim 🙂

  17. Eskiden beri bizde hep annem baskindir yani cocuk sahibi oldum ama babamdan değil annemden çekinirim hala ve normal mutlu biriyim ;)) ama suda var tabi bı konuda izin istenecegi zaman önce anneme sorardık ama herseferinde aldığımız cevap biz babanla bu konuyu konuşup size bildirelim olurdu yani iyi polis kötü poliste yoktu bı denge vardı sadece annemin kişiliğiyle ilgili durumdan dolayı biraz daha otoriterdi simdi bende düşünüyorum kızımızla ilgili ama son günlerde dikkatimi çekti benim kural koyduğum durumlar için babaya simariklik yapmıyor sadece ben yokken yelteniyor babaya bakıyor aynı tepkiyi alincada başka seylere yöneliyor bence tek kisinin otorite olmasına gerek yok hatta belki otoriteye bile gerek yok bu biraz ağır gibi bence cocuk evin kurallarını yani annenin ve babanın koyduğu kuralları bilmeli annem kızar babam kızar değilde annem ve babam için doğru degili öğrenmeli

  18. oğlum daha 13,5 aylık değişir mi bilmiyorum ama otorite kelimesi bana çok itici geliyor.
    tabi ki belli kurallar olmalı, sınırlar koyulmalı ama bu korkutarak değil de nedeni anlatılarak yapılmalı bence,bıkmadan usanmadan ta ki o kural çocuğun kafasında oturana kadar. ben korkutarak disiplin sağlamaktansa örnek olarak ona birşeyler öğretmeyi tercih ederim. Ama dediğim gibi oğlum daha çok küçük şu anda ona neredeyse hiç sınır koymuyoruz, çünkü keşfetme ve öğrenme döneminde buradaki tek sınır kendisine zarar vermesini engllememizdir. bir de her türlü abur cubur ve televizyon yasak, ama bunları ona örnek olmak adına bizde onun önünde yemiyoruz, tv o uyuduktan sonra açılıyor.
    iyi polis kötü polis olayında da bana göre birşey yanlışsa yanlıştır, burada annenin veya babanın olması durumu değiştirmemeli. yani aynı durumda anne de baba da aynı tepkiyi vermeli diye düşünüyorum, ayrıca Sabiha Paktuna’nın yukarıda ki örneği hiç hoş değil buna ne gerek var. annenin de babanın da kendi alanları var ve birbirleriyle zaten gerekli durumlarda fikir alışverişinde bulunur ona göre karar verir.

  19. Domates örneği çok saçma ve abartılı olmuş bence. Onun yerine, ille de yapılacaksa hayatın akışında daha mantıklı şeyler sorulup söylenebilir. Mesela yemeğe çıkılacaktır, baba anneye sorar “Nereye gidelim?” diye, anne de “Bilmem ki, aklıma bir yer gelmedi şimdi, sen seç, eminim bizi güzel bir yere götürürsün” diyebilir.

    Bu arada bizim evdeki kötü polis benim. Yalnız bir şey farkettim, eşim yanımda yokken kızıma karsı daha toleranslı olmaya çalışırken, eşim yanımdayken daha çabuk parlıyorum. Ya günün sonuna denk geldiği için sabrım kalmıyor, ya da babası yanında oldugu için, nasıl olsa ona kaçıp şefkat görecektir diye böyle davranıyorum, bilmiyorum.

  20. Çocuğu uyutan, besleyen,giydiren anneler olduğu için genellikle, sabrını çabuk tüketen de genelde onlar oluyor. Bizde de durum aynen böyle. Özellikle işe başlamadan önce daha kötüydü. Şu an dengelendi gibi. Dr. Sabiha Paktuna’nın söylediği kadar belirgin ve kesin olmasına gerek yok diye düşünüyorum. Duruma göre anne de baskın olabilir, çoğunlukla baba da..Sadece baba bu rolü üstlenirse annenin hali ne olur? Sözünü nasıl geçirir?

  21. bizim küçüklüğümüzde “baba” lafı yeterdi suların durulması için.1 yaş arası olan 2 abim olduğu için evden gürültü patırtı eksik olmazdı.zavallı anneciğim kendi yöntemleriyle ne kadar uğraşsa da beceremez, tek bir “babanız gelsin hele” lafı ortalığı süt liman yapardı.babam bize 1 fiske dahi vurmamıştır bu arada.korkumuz onun gözünden düşmek olurdu.bana kalırsa çocuğa baba korkusu veren kişi anne.böyle olmalı da…çünkü anne ne kadar otoriter olmaya çalışsa da evde bütün gün yüz göz oluyor çocukla.kızdıktan sonra tabiatı gereği çocuğun ufak bi sevimli hareketinde yelkenleri hemen suya indirip yumuşayıveriyor.böyle babalar da var mıdır vardır.ama bizim babamız hem bir dediğimizi iki etmezdi ama deli gibi de korkardık..
    oğlum henüz 9 aylık pek laftan anlamasa da babasının “hişşşt” bile demesi çok gücüne gidiyor.beni hiç takmıyor.ilerde nasıl olur görücez:)

  22. Bizim evde de otoriter olan oğlumla daha fazla zaman geçirdiğimden benim. Şımarık ve laf dinlemeyen çocuklardan haz etmediğimden pek ipleri elimden bırakmak istemiyorum. Annemle babamın bir bakışı yeterdi bize söze gerek yoktu ben de buna yakın bir tutum sergiliyorum gerektiğinde. Ama gerektiğinde… Öyle kirlenmeye, yaratıcı değişik uygulamalara kızmak, ya düşerse diye pimpiriklenmek gibi huylarım da yok kesinlikle. Bu açıdan özgür bırakan ama ağlayarak bir şey istediğinde de hiç taviz vermeyen biriyim. Ben anne ve babanın uyum içinde ve doğal olması gerektiğini düşünüyorum. Kızılacak bir şey varsa ikisi de kızmalı. Birinin iyi birinin kötü olduğu ortamlarda ayar kaçar. Ben böyle durumlarda babaya işaret veriyorum ve ikimizi de yaptığının ne kadar yanlış olduğunu anlatıyoruz. En doğrusu tutarlı olmak bence…

  23. Tüge, kesinlikle haklısın bizde ayar kaçar iken durumu toparladık neyseki. Ben sürekli kızan , babası ise daha yumuşak bir şekilde halleder sorunları .Kocam kızma çocuğa değince oteriterlik filan kalmıyor .Artık kocama kızmıyorsun madem sessiz kal en azından konuşmayarak tavrını belli et dedim Eğer böyle davranmasak oğlum yakında bana ‘ seni babama söyliycemm’ diyebilir

  24. O mu baskin bu mu baskin bilemem ama ortak calismak gerektigi kesin. Cocuk rahatca muzurluk yapabilecegi bir kacis noktasi oldugunu dusunmemeli.

  25. Yazınızın ”o diyor ki, ben diyorum ki” ile başlayan sözlerinizde kesinlikle ikinize de hak veriyorum. Psikolog kimliğimle söyleyebilirim ki, çocukların özellikle cinsel kimlik gelişimleri döneminde, evde -özellikle erkek çocuğun- babadan çekiniyor olması, onu bir otorite figürü olarak görmesi ve anneyi de şefkatli, sığınılacak taraf olarak görmesi sağlıklı bir süreç. Burada eşiniz haklı.
    Ama 2 yaşındaki kızına doğumundan itibaren bakan, çalışmaya ara vermiş bir anne olarak da söylebilirim ki; ”çok haklısın Elif.”
    Babalar gereğinden fazla yumuşak olduğunda ya da kural koyma taraftarı, hatta koyulan kuralları uygulama taraftarı olmadığında, biz anneler çıkmaza giriyor, daha çok bunalıyor ve çocuklarımıza daha da sert uygulamalarda bulunmaya girişiyoruz. Son örneği; kızıma abuk bir saatte dondurma vermek isteyen babasına kızımdan cevap: ”ama annem kızar.”

  26. Annenin ve babanın kendi karakter özelliklerinden dolayı biri yumuşak huylu diğeri de otoriter olabilir. Ya da ikisi de yumuşak veya ikisi de otoriter olabilir. Bence çocuk yetiştirirken önemli olan anne ve babanın kendi karakterinin nasıl olduğu değil, çocukla iletişim kurarken tutarlı ve birbiri ile uyumlu yaklaşım sergilemeleri önemli. Mesela ebeveynlerden biri çocuğun saat 8de yatmasını isterken öbürü oturmasına izin veriyorsa çocukta kavram karmaşası doğuyor. Anne ve babanın disiplin konusunda, çocuğun yanında değil ama önceden konuşup, anlaşıp, birbirini destekleyen davranışlar göstermesi daha doğru geliyor bana.

  27. benim annem bize yıllarca öyle taktik uygulamış ki biz pamuk ötesi babamızdan bi parça çekinir olmuşuz…annemin methodu şuydu ….- mış gibi yapmak
    yani baban buna kızar,baban bundan hoşlanmaz dierek bize bir baba otoritesi kurmak ve bunu başardı da nitekim babamın asla ve asla annemin dediği gibi bir adam olmadığını yıllar sonra farkettim,ilk önce annemi fazlaca haksız hatta babamı kıskanıyor imajında bulsamda zamanla çok iyi bir şey yaptığını görüyorum.Benim eşimde babam gibi fazlaca rahat biri ve bende annemin methodu olan” -mış gibi” methodunu uyguluyorum çünkü baba otoritesinin kızda olsa erkekte olsa evin bir reisi olduğu düşüncesini çocuğuma vermeyi amaçlıyorum bunun çocuğa ürkeklik diilde güven vereceğini düşünüyorum.Yetişkin olan bana göre bile çok yumuşak ve herhangi otoritesi olmayan bir baba çokta birşeylerle başedebilir ve insan sırtını yaslayabilir gibi gelmiyor..subjektif fikrim budur

  28. bizim eşimle çok sık yaptığımız bir sohbet vardır biz ve bizden önceki nesiller ciddi bir baba otoritesi gören nesiller yani ne kadar sağlıklıydı???toplum değişti nesil değişmekte bakalım biz ne kadar sağlıklı bireyler yetiştiricez oda tartışmaya açık.ama benim şahsi fikrim daha iyi olacağı yönünde babalarla kızlar babalarla oğullar arasında o kadar kalın duvarlar olmamalı.kurallar tabiki var olmalıda ama iş dengeyi yakalayabilmekte 3.5 yaşında babasına aşık bir kızım var o onun oyun arkadaşı bense düzen ve kural koyucusuyum ben yemeği ve uyku düzeni için fazla obsesif davranıyorum eşime göre, ona göre acıkırsa yer bırak bugün bizimle olmak istiyo uykusu yok şeklinde.aynı zamandada babasının azıcık sesini yükseltmesinden acayip alınır ve korkar beni o kadar takmaz ama gelecektede hiç kızımı babasıyla korkutucağımı sanmıyorum çünkü aralarındaki inanılmaz güzel bağın kopup duvarlara dönüşmesini asla istemem…

  29. baba hajlıymış benim açımdan, bizimki de aynen öyle der…iyi polis kötü polis…gerçi ben de kötü olana çok yatkınım ve kendime aşırı düşkünüm üstelik de sabırsızım amaaa haklı işte bişekilde
    bizim bebek kız ama…erkekle kız farklı.

  30. oğlum henüz 11 aylık ancak lisedeyken kızkardaşim hastalandığı için annem iki ay hastanede onunla kalmıştı ve 7 yaşındaki erkek kardeşimle ben ilgilinmiştim. Bu olaydan önce kardeşim kuralcı ve sinirli olduğum için benden korkardı. Çünkü annem çocuklarını hep çok şımartmıştır. Ancak geçen iki ayda kardeşim beni tam anlamıyla tanıdı. Koyduğum kurallara uyuyor, bende onun hoşuna gidecek şeyler yapıyordum. Annem döndükten sonra ben okuldayken, isteklerine cevap alamayınca abla diye ağlarmış. Ben iyi polis kötü polis fikrine soğuğum. Çocuklarımız merhametimizi öğrenmeliler. Zamanla koyduğuimuz kuralların kötü polis olduğumuz için değil onların iyiliği için olduğunu anlıyorlar( gördüğünüz gibi altı üstü iki ay bile önyargıları yıkıyor). Ancak dengeli olmak tabiki çok zor. İyiliğini isteyeceğim derken çocuğumun hayatına aşırı müdahale etmekten korkuyorum. Çocuk yetiştirmek dünyanın en önemli ve en zor işi. Herkese kolaylık diliyorum.

  31. Toplumsal rollerin korunması gerektiğine inanıyorum. Ama bu rol dağılımı çocukların gözüne gözüne sokma şeklinde yapılmamalı tabii ki. Anne ve babanın farklı karakterleri olabilir, biri daha toleranslı veya daha disiplinli olabilir. Ama bu anne, baba ve çocukların temel rollerini yerinden oynatmamalı.
    Baba figürü daha güçlü ve sağlam şeyleri çağrıştırmalı bana kalırsa çocuk için. Yine de bu, annenin çocukların hayatları üzerinde daha etkin olmasını da engellemez gibi geliyor.

  32. Bizim evde de durumlar sizinkine benziyor. Baba çoğu zaman uçuşta olduğu için gelince bir pamuk kral. Gıkını çıkarmıyor ve oğla ondan yüz bulup şımarıyor. Aynen senin gibi ben sürekli çocukla olan kişi olarak kural koyucuyum, zaten karakterim de buna müsait. Babası kadar sabırlı değilim.
    ” sen fazla iyisin. Sen fazla iyi olunca da ben olmam gerekenden daha kötü olmak zorunda kalıyorum. ” kısmını sanki ben yazmışım:)) ben de aynı şeyi söylüyorum.
    Bence duruma göre kimin daha disiplinli olması gerektiği değişir.
    Ama asıl konu anne ve babanın ağız birliği yapması lazım. Anne bir şeye kızdığı zaman baba da desteklemeli, sığınak olarak kucak açmamalı.
    Paktuna konusuna gelince:
    http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/09/sabiha-paktuna-keskin-harika-bir-uzman.html