17 Yorum

Elif ve Ece’nin Doğum Hikayesi

Aşağıdaki doğum hikayesi, Ece’nin annesi Elif tarafından kaleme alındı. Elif’in bloguna buradan, diğer Pozitif Doğum Hikayelerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

***

Elif’le Ece’nin Doğum Hikayesi
6 Temmuz 2010, İstanbul

2 Kasım 2009’da hamile olduğumu öğrendim. İstediğimiz bir bebekti, planlanmıştı. Bebek yapmaya karar verdiğimizde bir doktora görünüp gerekli tahlilleri yaptırmıştım, folik asit almaya başlamıştım. İzleyen beşinci ayda da hamile olduğumu öğrendik.

Çok rahat bir hamilelik geçirdim. 19. haftada doktorumu değiştirdim, zannedersem kırılma noktamız işte burası oldu. Şimdiki düşüncem normal doğum yapabilmemin en önemli adımının burada atılmış olduğu yönünde. Değişiklik yapmamın aslında tek sebebi hastanede görev yapan doktorumun aşırı yoğunluğu idi. İyi ki de çok yoğunmuş.

Yeni başladığım canım doktorcum Seçil Günay Avcı ilk muayenede güvenimi kazanmıştı. Bana en büyük desteği de bu güven verdi zaten. Daha önce yönlendirilmediğim şekilde bir diyetisyen önerdi, egzersizler gösterdi, nefes çalışmaları yapmam gerektiğini öğretti. Fazla kilo almazsam doğumumu daha kolay yapacağımı anlattı.

Kendi düşüncem ise anestezi korkum olduğu için “normal doğum yaparım herhalde” idi. ama bir yerde de hep “belki zaten bir terslik olur, rahimde açılma olmaz, bebek ters olur, hemencik sezaryene karar veririz” gibi düşüncelerim de vardı -maalesef. Ve fakat ben kontrollerime gittikçe, hamileliğin ilerleyişinde bir problem olmadığını gördükçe, doktorumun yönlendirmeleri sayesinde normal doğum yapacağıma iyice “inandım.”

İnanmayı baskılıyorum çünkü bu inançla başardım galiba. Bir de fazla değil biraz okumak, biraz araştırmak yakın geçmişte yaygınlaşmış bu “isteğe bağlı sezaryen doğum yapma” trendinin yanlış olduğunu görmeye yeterliydi. Daha önce doğum yapmış arkadaşlarım abuk sabuk sebeplerden ameliyatla bebeklerini dünyaya getirmiş. Korkmak mesela. Ameliyat olmak daha korkunç değil mi? Tabii ki zorunlu sebepler haricinde konuşuyorum. Çalıştığım sürece ve evde geçirdiğim zamanlarda her sorana normal doğuracağım dedim. Çoğu insan yüreklendirmektense vazgeçirmeye yönelik tepki veriyordu garip bir şekilde. Ne gerek var, risk alıyorsun, canın acıyacak, yeri zamanı belli değil, çok acıyormuş vs. Oysa bu haliyle güzel bir olay değil mi? Bebeğiniz sizden ayrılmaya hazır olduğunda geliyor, kendi istiyor artık yanınıza gelmeyi…

32. haftada işimden ayrıldım. Kalan zamanlarımı güzel ve keyifli geçirmek istiyordum çünkü, evde hazırlıklarımı yaparak. 36. haftada ilk vajinal muayenem yapıldı. Seçil Hanım açılma olmadığını söyledi ve ekledi: “Elif’çiğim, seni dayanıklı gördüm.” Çoğu gebenin bu vajinal muayeneye bile dayanamayabildiğini söyledi. Bu noktadan sonra kontrollerime haftada bir gittim ve 38. hafta da dâhil yine açılma yoktu, karnım hiç düşmemiş, göğsümün hemen altında idi. Seçil Hanım beni her gördüğünde “Nasılsın bakalım?” diyordu, ben de gayet iyi olduğumu söylüyordum. Çünkü iyiydim, sancılarım yoktu, ağırlaşmamıştım.

Tam olarak 39. haftayı bitirdiğim gün yani 6 Temmuz Salı günü yine muayenemiz vardı. O gece sabaha karşı 02.45’te uyandım, tuvalete gittim. Birazcık karnım ağrıdı. Eşim uyanmıştı, bana “Doğuruyor musun yoksa?” dedi. Ben herhalde beklenti halinde değildim ki “Hayır” dedim, “sadece biraz ağrıdı.” Fakat daha sonra baktım ki bu ağrı işi devam ediyor. Saate bakıp durduğum için eşimin de tekrar uyumasına engel oluyordum. En sonunda yataktan kalkıp salonda saymaya devam edeyim dedim. Televizyonu açıp izlemeye başladım. Bu kadar detaylı anlatmamın sebebi geçmişte bir panik atak hikâyesi olan benim rahatlığımı vurgulamak istemem. Doktorum böyle öğütlemişti çünkü. “Sancıların başlarsa say. 10 dakikada 3 defaya inene kadar evden çıkmanıza gerek yok. Zaten hastane 5 dakika uzaklıkta. Duşunu al. Çantanı son bir kez kontrol et. Süt arttırıcı çayını termosuna koy, öyle gel.”

İlk başladığında 15 dakikada bir gelen sancılar, 10 dakikada ikiye inince eşimi uyandırdım. Bir önceki gün evi süpürüp, toz alıp, ütü yapmıştım. Kurumayan bazı eşyalarımızı koltuklardan birinin üstünde bırakmıştım, onları toparladım ve duşa girdim. Nasıl bir güdümlenmeyse benden sonra eşim de duş aldı. Giyinip hastanenin yolunu tuttuk.

Gittiğimizde saat 05.30’du. Evde iki buçuk saat geçirmişiz yani. İki ebe beni muayene etti. Rahimdeki açıklığın 6 santim olduğunu söyleyip, artık orada vakit geçireceğimi belirttiler. Bu durumda artık doktorumu arama sırası gelmişti. Konuştuk, ebelerin beni kontrole devam edeceğini ve kendisinin de uygun zamanda geleceğini söyledi. Hemen ardından pilates topum geldi, NST’den sonra onun üzerinde sancılarımı bekleyecektim. Sancılar bu noktada hala canımı çok acıtmıyordu. Fakat aradan iki saat geçtiğinde artık topta oturmak istemedim. Ayağa kalkıyordum, dolaşıyordum. Kardeşime ya da eşime sarılıp ağırlığımı onlara verip yerçekimine bırakıyordum kendimi ve bebeğimi. Bu şekilde bir saat daha geçti. Sonrasında doktorum artık doğumhaneye gidebileceğimizi söyledi, koluma girdi, birlikte merdivenlerden bir kat yukarı çıktık. Eşimle beraber doğumhaneye girdik.

Saat 09.00. Ben bacaklarımı açabileceğim bir şekilde doğum masasına oturdum, o anda da zaten suyum geldi. Yanımda eşim ve ebemiz, karşımda doktorum. Sancılarım geldiği zaman kocaman nefes alıp ıkınmamı, sancı gittiği an ıkınmayı bırakmamı söyledi, daha önce defalarca konuştuğumuz gibi. Fakat benim kuvvetli bir bel ağrım oldu, beklemediğim bir şekilde. Yeterli itemediğimi düşünerek kasılmaların arasında “Seçil Hanım, n’olur kusura bakmayın” falan diye açıklama yapmaya başladım bu sefer. Bu sırada da epidural anestezi yapılmasına karar verdik. Böylece ağrım hafifledi. Enerjimi boşa harcamamamı, tüm gücümle ıkınmamı istedi doktorcum benden hep. Bebek yol aldıkça “Aferin Elif’çiğim, çok iyisin” diyordu. Ebemiz ve Ece’yi kontrol edecek çocuk doktorunun da desteği ile nihayet zafere ulaştık.

Saat tam 09.50’de Ece kuşum annesinin karnından çıkabildi. Sadece 50 dakika! Ki hayatında hiç çalıştırılmamış karın kasları ile. Ellerinde onu gördüm. Bir küçük insan az önce benim içimden yanımıza gelmişti!

Hemen ardından dikişim atıldı, temizlendim. Kendimden beklemediğim bir ataklıkla yerimden kalktım. Tekerlekli sandalyeye ihtiyacım olmadığını söyledim. Ama yine de beni oturtup odama indirdiler. Yavrucuğumu kucağıma verdi hemşiresi. Hop! göğsümü hemencecik alıverdi, emmeye başladı. O da iyiydi, ben de iyiydim. Daha biraz önce onu karnımdan çıkarmıştım, ben yapmıştım. Kendimi çok güçlü hissettiğimi hatırlıyorum.

Doğumdan sonraki ilk kontrolümüzde Seçil Hanım bana “Üç kişinin kaderi kesişiyor doğum anında; anne, bebek ve doktor” dedi. Ne kadar doğru… İş ki insanın yanında doğru rehber olsun.

Makineleşmiş bir vücut değil sahip olduğumuz. Bu kadınlara bahşedilen bir güç. Tüm anne adaylarının bu güzel duyguyu yaşayarak bebeklerini kucaklarına almalarını diliyorum.

17 yorum

  1. seçil hanım 5 yıl önce kızımın doğumunu yaptırdı ilk görüşmede ben normal doğumcu dr. demişti (ben başka sağlık sebebi ile sezeryan yaptım )eşim ile çok şaşırmıştık böyleleride varmış diye düşünmüştük aynen hamilelikte kilo kunusunda çok dikkatlidir ve çok moral verir desteği sonsuz sezeryan olmasına rahmen ilk gün odamın kapısının önünde karşılamıştım kontrol için geldiğinde ,çok şaşırmıştı siz beni karşılamaya gelmişsiniz deyince çok gülmüştük …..
    bu arada güle güle büyütün bebeğinizi ,dr.tercihimizin aynı olmasının yanı sıra adaşız da ..
    sevgiler ….

  2. Allah Ece’ye uzun ömürler versin.. :)

  3. Âmin, teşekkür ederim:)

  4. ne güzel,ne pozitif bir hikaye,ve kocaman bir alkış gerçek doktora,kuzucuğa ve annesine de bravo:)

  5. bende hamileyim.normal doğum yapmak istiyorum.ama burda (sakarya da ) sezeryan sonrası normal doğum yaptıracak bir doktor bulamadım.elif hanım çok şanslıymış…..

  6. Ne kadar guzel bir hikaye, darisi her hamilenin basina…

    Bu arada folik asitle ilgili bir sey sormak istiyorum tecrubeli annelere. Gunde kac miligram alinmasini oneriyor Turkiye’de doktorlar? Almanya’da eczanelerde folik asit 5mg’lik tabletler halinde satiliyor, aile hekimimiz de hamile kalmayi planladigim aydan 3 ay evvelinden itibaren bunlari alabilecegimi soyledi. Ama, okudugum kadari ile gunluk ihtiyacimiz 400 mikrogram, yani 5 miligramin 10’da 1’inden daha az…Dolayisi ile fazla doz almaktan korkuyorum.

    • Seda, Elif de cevap yazmış ama, ben de değinmeden geçemeyeceğim: Folik asidi Türkiye’deki birçok doktor şart görmüyor. Folik asit alımı, aslında dengeli beslenmeyen, karbonhidrat ağırlıklı beslenen toplumlardan çıkmış bir alışkanlıkmış. Biz genelde sebze tükettiğimizden, dengeli beslenme alışkanlıklarını takip edersek folik asidi yeterince aldığımızdan takviyeye gerek yokmuş aslında. Ancak ben (Amerika’daki) ilk hamileliğim boyunca folik asit aldığım için (Türkiye’deki) ikinci hamileliğimde de aldım; maksat kayırmaca olmasın.

      Ve evet günde 400 mcg alıyordum, ki zaten normal prenatal vitaminlerin içinde o kadar var.

    • Seda, 5 mg olduguna emin misin? 0.5 mg olmasin sakin (yani 500 mikrogram)? Burada da (Hollanda) dedigin gibi hamile kalmadan ortalama 3 ay once folik asite baslamayi ve hamileligin 12-13. hafasina kadar surekli (gunde 1 tablet) kullanmayi tavsiye ediyorlar, aynen Almanya’daki gibi. Dozajlarin da ayni olacagini tahmin ediyorum…

    • Amerikada standart olarak hamile vitaminlerinde (prenatal vitamin) ya 800 mcg ya da 1 mg oluyor yani 1000 mcg. 400 mcg ise normal multivitaminlerde bulunan miktar, yani hamile olmayanin gunluk ihtiyaci olarak gorunuyor. 5 mg bana da biraz fazla geldi, birkac gunde bir alabilirsiniz belki? ornegin ikiye kirip 2-3 gunde bir alinabilir.

    • Herkese cok tesekkur ederim oncelikle.

      Elif, karbonhidrat agirlikli beslenenler ihtiyac duyuyorsa, yandigimin resmidir diyeyim :)

      seda, aldigim tabletler gercekten de 5 miligramlik, aile doktoruna sordum, evet deyince aldim, ancak prospektusu okuyup (folik asit yetersizligi olanlar icin hazirlanmis bir preparat bu) arastirma yaptiktan sonra, bu miktarin asiri oldugunu dusunerek tekrar sordum ve doktor bana ya aslinda cok emin degilim, jinekologuna sor dedi…Belki de once doktoru degistirmeliyim :) Jinekologa burada ha deyince gidilmiyor, randevu istesem en az 1 ay sonraya alirim, e sirf bu soru icin de ugrasmak istemedim acikcasi.

      Burada Solgar vb. markalarin 400 mikrogramlik tabletleri var, ama eczanede degil, Turkiye’de tam karsiligi olmayan parfum-temizlik malzemesi-taki-bitkisel ilaclar gibi urunlerin birarada satildigi yerlerde bulunuyorlar. Ben de acikcasi boyle bir yerden degil, eczaneden almayi tercih ettim ilk basta, eczanede de tak basina folik asit sadece 5 miligramlik olarak satiliyordu.

      Baharb, kirip almak da iyi fikir gercekten, deneyecegim.

  7. Elif yani blogcu anne Elif,
    Bende konu başlığını okuyunca yazıyı annen yazdı zannetmiştim. :)

    @Elif Pilatin,
    Yanlış hatırlamıyorsam seni ve Ece’yi de annelerle organik sohbetlerde görmüştüm.Çok sevimliydi Ece,elinde kitabı vardı.

  8. Ozlem merhaba evet Ece o :)
    Seda ben solgar in folik asitini almıştım, 400 mcg di.

  9. Ne güzel bir hikaye, ben de 36. haftamdayım ve kötü hikaye dinlemekten usandığım bir zamanda bu hikaye o kadar iyi geldi ki. Umarım benim doğumum da bu kadar güzel geçer ve burada Elif’le paylaşabilirim

  10. Lucy umarım hersey yolunda gider ve senin de hikayeni burada oluruz.

  11. 32.haftamdayım .bıkmadan usanmadan pozitif hikayeleri okuyorum.o kadar zevkli geliyorki bana.bebeğimin ilk kucağımdaki kaygan halini ve ıkınma hissini çok merak ediyorum.tüm anlatılan hikayelerde bu anlar süper vurgulanmış.umuyorum son anda bi değişiklik olup sezeryana dönmez olaylar.

    bu arada tebrik ediyorum seni ve kuzucuğunu.sağlıklı bi ömür hep beraber olun işallah…..