65 Yorum

Pardon, yarışıyor muyuz?

Çalışan anneler, çalışmayan annelerden daha çok yoruluyorlarmış; çünkü onlar ev, çocuk, koca gibi kalemlerin üzerine bir de işlerini düşünmek zorundalarmış.

Çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha fedakârmış, çünkü onlar işlerini güçlerini bırakıp kendilerini çocuklarına adıyorlarmış.

Çalışan anneler bencilmiş. Çalışmayan anneler evde oturmaktan köreliyorlarmış. Çalışan anneler şöyleymiş. Çalışmayan anneler böyleymiş.

Herkesin çocuğu, işi, yükü, zorluğu kendine.

Keşke ben-hem-çalışıyor-hem-evi-idare-ediyorum-benden-çok-yorulanı-yok” ya da ben-çocuğum-için-işimi-bıraktım-dünyanın-en-fedakâr-annesi-benim” gibi çekişmeleri bir kenara bıraksak. Birbirimize destek olsak. Birbirimizi anlamaya çalışsak.

Olmadı mı? Yapamıyor muyuz? Hiç olmazsa bizim durumumuzda olmayanlara, bizim yaptığımız tercihleri yap(a)mayanlara “O da bir şey mi? Ben var ya…” şeklinde başlayan cümleler kurmasak.

Şu meşhur “Kadın kadının kurdu” sözünün, yerini “Kadın kadının dostu”na bıraktığı bir dünya hayal ediyorum.

65 yorum

  1. Bu kıyasa götüren kadına yüklenen kutsallık iddiası. Her alanda eksiksiz olması empoze edilen kadın, bunun mümkün olmadığının farkına varmak da hayli zorlanıyor. Başta TV programları olmak üzere birçok yerden iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir iş kadını, iyi bir evlat, iyi bir gelin, iyi bir görümce, iyi bir yenge, iyi bir ev hanımı, iyi bir aşçı, iyi bir temizlikçi vs.. olması dikte ediliyor. Bu alanlar arasında denge çabası da ancak butür kıyaslarla destekleniyor zihinlerde. Vicdan aksi halde rahat edemiyor. Vicdansız sistem, duygularımızla oynuyor 🙂

  2. Merhaba,
    nasıl ki, sezeryan doğurdun, anneliği anlamazsın, normal doğurdun annesin gibi saçma bir teori kurulduysa, bu da ona benziyor. Kendileri konuşup kendileri dinliyorlar.

    • Evet bu teori beni gerçekten çok üzüyor. Normal doğurmak için son ana kadar bekledim, suni sancı bile aldım lakin hiç sancım olmayınca Elif’in de suyu azalınca sezeryanla doğum yapmak zorunda kaldım ve bu muhabbet normal doğuranlar ultra-anne doğuramayanlar değil beni çok üzüyor. Doğuramadım işte ne var?! Ama ben de anneyim. 🙂

      • kesinlikle cbell size sonuna kadar katılıyorum. hem planlı sezaryen hem zorunlu sezaryen (miadı geçmiş çocuğun artık sağlığının da kalp atışlarıyla tehlikeye girdiği hal=benim durumum) hepsine de saygı duymak zorunda HERKES . YETER ARIK BİRAZ KARŞIMIZDAKİNİN RUH HALİNİ ANLAMAYA ÇALIŞALIM. artık sezaryen yada normaldoğum konuları geçtiğinde o yazıyı veya blogu okumamaya çalışıyorum düşünün artık ne kadar moralim bozuluyor.
        2 ay öncesinekadar çalışan anneydim şimdi ise çalış-ma-yan anneyim(oğlunu büyüten anne)
        SONUÇTA BEN 2.5 YILDIR BİR ANNEYİM .ALPEREN’İM BANA ‘CANIM ANNEM ‘DİYE SARILIP ÖPTÜKTEN SONRA GERİSİ HİÇ MÜHİM DEĞİL. çok yorulmak yada yorulmamakla değil çocuklarımızın bizim için ne kadar öncelikli olduğuyla ilgili iyi anne olmak . İYİKİ ANNEYİZ BÜTÜN KADINLAR BUNU YAŞAMALI HARİKA BİR DUYGU !!!

  3. Elifcim hayallerin gerçek olacağına hep inanırım ama şu son cümlen bir hayal gerçekten hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir hayal hem de. Malesef kadın kadının dostu olamıyor.

    Ben de çalışmayan annelerin çalışmaya geri dönecek annelere acımasına sinir oluyorum. Yaa demek bebeğini bırakıp işe döneceksin. Evet döneceğim keyfimden dönüyorum sanki ayrıca sırf keyiften bile dönerim. Evde oturmak çalışmamak iyi anne olmanın 1. kuralı değil tıpkı çalışmaya geri dönmenin fedakarlık veya başka şeylerle ilgisi olmadığı gibi.
    Gerçekten bunun sonunun gelmesi lazım

    • evet ya! “ama bebeğin çok küçük değil mi?” “yazıııııık, daha ana kuzusu yavrum!” “okula para vereceğine çalışma kendin bak!”

      deli oluyorum deli! sanki ekmeğimizi bunlar veriyor. çalışmam lazım yahu, geçinemiyoruz işte anlamak bu kadar zor mu? illa söyletecekler!

      öyle söyleyince de tepki şu: “haa.. naapıcan o zaman mecbur… vah vah!” sanki çocuğumu yetiştirme yurduna bırakacakmışım gibi bir tepki!

  4. Ben bir bankada çalışıyorum. Bütün gün beynim uyuşuyor. Gecede en az 2 kere kalmış olduğumdan; zaten güne direk nakavt başlıyorum. Kızıma annem bakıyor. Akşame ve gittiğimde; onu kendimden de yorgun buluyorum. İkimizde yorgun yorgun, kızımı alıp parka götürüyoruz. Sosyalleşsin, hava alsın, salıncağa binsin diye.

    Kadın müthiş, kadın inanılmaz bir varlık bence. Didişmeye gerek yok, harikalığımızı kabul edelim 🙂

  5. Çok doğru! Çocuk bakımının her aşamasında olduğu gibi bu da tercih meselesidir, bütün kararlar da doğrudur bence.
    Bir de geçen gün yazdığım doğumdan beri bana söylenen bir söz var : “Hiç bebek baktım deme…” Bunun ardından şunlar geliyor, “Hiç bebek baktım deme, gazı bile yok bunun”, “Hiç bebek baktım deme, ağlamıyor bile”, “Hiç bebek baktım deme, dişinin çıktığını bile anlamadın”. Bazen bunların sonuna “Biz neler yaşadık” lar da eklenir çoğu zaman.
    Tecrübeleri paylaşmak tabii ki önemli, kimse anne olarak doğmuyor sonradan öğreniyor. Ama her çocuk başka bir hikaye sanki ve her anne de mutlaka en iyisini yapıyor o çocuk için.

  6. Banada hep saçma geldi bu tartışma. herkesin şartları durumları farklı, istekleri farklı. Kimsenin kimseye sen şöyle fedakarsın , sen değilsin deme hakkı yok. Kimse bilemez kimin ne kadar yorulduğunu, ben çalışıyorum ama haftasonları evde daha çok yoruluyorum örneğin :). Ha şartlarım uygun olsa yinede çocuğum okula başlayana kadar ben bakmak isterim yinede. Yani herkesin isteği düşüncesi farklı ama bu kimseleri daha iyi daha fedakar, yada daha az fedakar anne yapmıyordum zannedersem.

  7. herkes için kendi yaşadığı zordurdan yola çıkarak herkes haklı der geçerim,sonuçta herkes kendi yaşadığının en uç nokta olduğunu sanıyor,çünkü yaşadığı anlarla ile sınırlı tecrübeleri.ne kadar çevresinden de görse,empati de kursa,yaşamak tecrübenin gerçek sahibi olmak farklı.
    annelik kolay değil elbette ister çalış,ister evde otur,sana minicik bir beden emanet edilmişse,onunla geçirdiğin her an onun iyiliğini düşünerek kafa patlatıyorsun.

  8. hayal değil o, ütopya, kusura bakma. içgüdüsel bence bu kadınsal sidik yarışları :)))

  9. Vallahi ikisini de yaşamış bir anne olarak hala bu şekilde kıyaslama yapılmasına şaşırıyorum. Çalışan anne olmak ile çalışmayan anne olmak diye bir kavram dahi olmamalı bana göre. Şartlar, ortam, öncelikler etc değişirken bu dünya da o anne iyi bu kötü demek çok doğru değil geliyor. Empati seninde dediğin gibi Elifcim, birazcık empati. Aslında herkes desteklese birbirini hırsları olmadan daha yaşanır hale gelirdi diye düşünüyorum.
    Ayrıca biz mucizeleri doğuran kadınlarız, ve her zaman mucizelere imza atabiliriz.
    Teşekkürler bu güzel yazı için Elifcim,

  10. boyle bır tartısma ortamı mı yaratıldı ne ayıp! burda kadın kadına sohbet edıldıgını sanıyordum
    her kadın kendıne ozel
    dost olmak lazım artrık bu devırde

    elıf haklı

    • Yok, Tülin, kimse bir şey demedi burada. Ben genel olarak sağda solda gördüklerimden yola çıkarak döktüm içimi.

      • hee burdakı annelerden ve bayanlardan beklemıyordum bende sasırdım cokkk …….
        cok guzel o zaman blogcuanne anne ve kadınlarına alkıs 🙂

  11. oku oku biryere gelmek için çaış çalış sonra ne olsun çocuk doğurunca bitsin mi hepsi
    hani kadın kendi ayakları üzerinde durmalı idi. herkesin kendi seçimi. Çalışıyorum evet yorgunum işten dönünce migren atağım tutar ve kocama iftar hazırlayamam ama çalışmayan komşum bir kase çorba getirir.. beni iş çıkışı arar gelirken bana süt alırmısın der alırım budur kadının kadına yardımı ..

  12. ay tabii ki yarışıyoruz!!! sadece annelikte değil ki bu yarış Elif’cim. şimdiye kadar nerede çalıştıysam kadının kadına yaptığını bir erkeğin bırak yapmasını, aklından bile geçirdiğini görmedim.
    o ne giymiş, ne renk makyaj yapmış, akşam nerede ve kimlerle ne yemiş-ne içmiş, hepimiz aynı maaşı almıyor muyuz o nasıl bu kadar gezebiliyor gibi gibi bir milyon örnek daha verebilirim.
    kadının en büyük rakibi kadındır. en iyi kadın hep kendisi, en zor koşullarda yaşayan da yine kendisidir.
    dünyayı kurtaracak, bütün düzeni değiştirecek ve “toz pembe” bir hayat kurabilecek tüm güce sahip bir varlığın ne yazık ki en büyük eksikliği bu. okumuş olmak, vizyon sahibi olmak, görmüş-geçirmiş olmak bu ego hasarını tamir etmeye yeterli olmuyor. hatta belki de daha da artmasına sebep oluyor.
    bazen farkına varmadan bunu yapanlar da oluyor. benim başıma da gelir zaman zaman. imrenmeyle iç geçirme ya da bok atma sularında bulurum kendimi bazen. işte bu sebeptendir ki ben içimdeki ego’yu yenmek için çalışıyorum. o anda çimdikleyiveriyorum kendimi. tüm bayanlara ve tabii ki erkeklere echart tolle okumalarını tavsiye ederim…
    yıllarca ezilen kadının karmasından kaynaklı bana göre günümüzdeki bu çıldırmışlık derecesi.

  13. :))
    yazı için teşekkür ederim elif cim yüreğine sağlık…

  14. valla bu konuda kayınvalidelerin eline su dökülmez, sen normal doğum mu yaptın? bizim zamanımızda hiçbir şey yoktu seninki de sancı mı ohoooo ben 24 saat sancı çektim şimdiki gibi her şey olsa on tane doğururdum :)) (artık ciddi ciddi kadın rahmi ve vajinasının evrim geçirdiğine inanmaya başlıyorum 🙂

    • O da ne ki ‘gitti keyfinden kestirdi kendini’ diyen bir kaynana olabilir mi- yada kendini öyle mi zanneder ? Ne kadar ayıp ne kadar yazık ama malesef gerçek bu olay.. destek olmayı bırak basit bir doğum şekli yüzünden gelinin terbiyesizce böye dedikodusunu yapmak .Hatta bu hanım cahilliği öyle bir yere taşıyorki ‘sezaryanla doğum yaptığı için doğumdaki izin paralarını da alamadı ‘diyor. Şimdi gel de muhabbet kur bu kaynana hanımla ; gel de gönlüne söz geçir affet onu oğlunun hatırına. Sizce mümkün ? Ben henüz cevabını bulamadım :((((

  15. Kadınların birbirleri ile çekişmeleri sanırım hiç bitmeyecek ve ne yazık ki zarar verecek düzeyde çekişmeler yaşanıyor. Erkek egemen dünyaya katkıda bulunuyoruz

  16. Bütün sorun empati yapamamız. Herkesin kendi şartlarına göre çocuğu, kendisi, ailesi için en uygun bulduğu çözümü uyguladığının kabul edilememesi… Ben de çalışan anne olarak çok zaman hep şunu duyarım:
    – Çalışıyor musun?
    – Evet.
    – Eee çocuğa kim bakıyor?
    – Bakıcı…
    – Aaaa nasıl güveniyorsun? Ben olsam güvenemem, kesinlikle bırakamam! Neler duyuyoruz! Vaah! Vaaah!
    – ???
    (İç sesim: Ben gaddar bir anneyim, senin kadar çocuğumu düşünmüyorum, senin kadar çocuğuma düşkün değilim, senin kadar iyi anne ve fedakar değilim çünkü…)
    Üstelik bu dialog illaki çalışmayan bir anneyle de aramızda geçmiyor, kendisi çalışırken çocuğuna anneanne veya babaanne bakıyorsa da, böyle konuşabiliyor. Senin şartların ne? Böyle bir imkanın var mı yok mu, umursamıyor bile… Direk kınama… Sıfır empati…
    Bazen bir anne başka bir anneyi üzmekten, mutlu mu oluyor anlamıyorum.
    Belki biraz sert yazdım. Ama bunu yapmayalım, hiç olmazsa biz kadınlar birbirimizi yıpratmayalım, karşımızdaki nasıl etkilenir, düşünmeden eleştirmeyelim, herkesi kendi şartları içinde değerlendirmeye çalışalım.
    Her anne çocuğu için elinden gelen en iyi şartları sağlamak ister…

    • içimi okumuşsun başak dün akşam öyle üzdüler ki beni böyle bir konuyla uyuyamadım üzüntüden sinirden… hayır bunlara ne demek ne yapmak gerek onu da bilmiyorum ki…

    • maalesef bu gibi sözlerle daha çok canımız yanacak::((

    • Başak o kadar haklısın ki, sanki benim içimden geöenleri yazmışsın. Artık tüm bu sözlerden ötürü kocaman bir öfke biriktiriyorum içimde. Akşam eve dönerken komşularımdan tut da, doğum yaptıktan sonra işi bırakan arkadaşlarıma kadar sanki herkes beni düşünüyor, beni konuşuyorlar. YAŞIYORUM İŞTE YAŞIYORUM VE ZAMAN GEÇİYOR. 10 aylık bir kızım var, onu çok seviyorum. Belki haftaiçi benimle değil ama elimden geldiğince bilinçli olarak onunla haftasonu ilgileniyorum ve en önemlisi o bana her gün gülerek bakıyor BEN ANNEYİM ÇÜNKÜ. Bankada çalışıyorum, ve de o bankanın en yoğun bölümünde, hergün etkileşerek hergün sosyalleşerek ve hergün yükselmeyi umut ederek, üst düzey toplantılara katılmayı hayal ederek… BEN ÇALIŞAN, KARİYER HEDEFİ OLAN İNSANIM ÇÜNKÜ. Her hafta sonu geziyorum, kendime zaman ayırıyorum, kuaföre gidiyorum, alışveriş yapıyorum BEN KADINIM ÇÜNKÜ. Eşime zaman ayırıyorum, hayatımı paylaşıyorum ÇÜNKÜ EŞİYİM ONUN. Tabi ki ev işi de yemek de yapıyorum, yapıyoruz .Ama zamanı daha iyi kullanmayı hayatıma geçirmeye çalışıyorum hepsi bu. Şimdi bu acımak niye bana hala anlamış değilim.

  17. ütopik de olsa Elif’cim, ben de aynı günlerin hayalindeyim 🙂

  18. Iki kosuluda yasayan bir Anne olarak diyorum ki ikusininde zorluklari ayri! Annelik zaten toz pembe degil ki?!?!? Herkesin yasadigi kendine zor; yardimcimuz sadece 3 ayda birkizini 1 hafta goruyor onu okutabilmek icin o kotu anne mi yani simdi???? Hayat zaten ozunde zor ama biz cekismelerle daha da zorlastiriyoruz bence.

  19. Herkes nasıl mutluysa öyle yaşasın! kime neymiş ki…

  20. Bana kalırsa bu çekişme asla bitmeyecek…Bu çekişme asıl kadının kendi içinde! Evvela içindeki bu çekişmeye bir son verecek ki, bu konudaki huzuru ve barışı kendi yakalayabilsin.. Ne yalan söyliyeyim ben de böyleyim; şuan hamilelğimin son haftaları evde raporluyum : – Yok ya çalışmak iyi , insan hiç mi değil evdeki işlerden,onu bunu kafaya takmaktan kurtuluyor; Oysa geçen hafta çalışırken : – Aslında çalışmak bir kadını çok yıpratıyor,tam da bu günlerde benim dinleniyor olmam lazım,saçmasapan şeylere kafa yormamam lazım… diyerek sürekli kendimde çelişki yaratmıştım.Bunu genellikle yaparım ve sanırım ben kendimle yarışımı bitiremeyeceğim.Elif Şafak’ın Firarperest kitabını okuyordum geçen haftalarda ; içindeki denemelerden ”zamanla yarışan kadınlar ” vardı , bu yazı bana onu hatırlattı. Bütün bu çelişkileri yaşayan ve yorulan kadınlar olarak kadınlığın miles&similes kartı olmadığını dile getirmiş,ne kadar da güzel dile getirmiş. maalesef hanımlar, kadınlığın hiç bir ödülü yok …

  21. Elif zaten çok doluyum bu konuda. Kızım doğduğundan beri yani 2 yıldır evdeyim. Hatta 2 şehir değiştirdim (eşimin işi dolayısıyla), yani son 16-17 ayımı anne-baba-akraba-arkadaşsız, bilmediğim yerlerde, büyük şehirden, küçük şehirlere alışmakla geçirdim. Hala geçiriyorum, şimdi çalışma zamanım geldi, düzenimizi kurduk çünkü. İş görüşmesi yapıyorum, haber bekliyorum, bakıcı mı kreş mi diye kafam patlıyor düşünmekten. Ama kızım ne zaman bu konular başlasa çıldırıyor, ağlıyor, ”hayır annem çalışmiicak, evde oturcaaak” diye kendini yırtıyor. O kadar farkında ki beni sinir ediyor, geçen gün hastaneye gitmem gerekti, yani mecburi bir durumdan söz ediyorum, evde yardımcı vardı haftada bir gelen. Dedim götürmeyeyim şimdi hastane ortamına 15 dk’da gelirim. Zor kaçtım evden, geldiğimde deli gibi ağlıyordu, ”çalışmaya mı gittin” diyor.
    İşte ben bunları yaşarken, etrafımdaki herkesin ” aa yazık bu çocuğa, bu kadar oturmuşsun biraz daha otur” diye bana laf yetiştirmesine deli oluyorum. ” Çok mu sıkıldın” diyorlar. Evet yaa çok sıkıldım bunaldım, artık çocuğumla kaliteli geçiremiyorum ki zamanı. Çalışmam lazım, mesleğim var, o kadar okudum ettim diye açıklama yapıyorum. Gereksiz aslında, içimizden geleni yapmak en doğrusu, ama işte insanın canı sıkılıyor böyle durumlara!

  22. Herkesin kendi yaptığı perfect, diğer şıkları seçen veya seçmek zorunda kalanlar tu kaka. bu hep böyle. asla da değişmez. benim eşim bile çalışan kadın anne olmamalı diyorsa çok uzağa gitmeye ne hacet. Taş uzaktan gelmiyor ki ya da hep hemcinsten.

  23. o kadar güzel yazmışsınız ki katılmamak elde değil.. çalışsın yada çalışmasın “annelik” ortak paydadır.. ikisinin de kendine has zorlukları, kolaylıkları vardır..

  24. acaba erkeklerde böyle mi????

  25. Ben de calismayanin calisana acimasina gicik oluyorum. Esimin ailesinde bir tek calisan kadin yok. Cocuklardan, ev isinden vs soz acilinca 2 dk. Sonra ‘e bi de calisiyosun tabii’ diye yiyorum lafi. Hemen aciklamaya gidiyorum ‘yani aslinda bir farkimiz yok, sizin butun gune yaydiginiz isi ben cok kisitli zamanlara sigdirmaya calisiyorum. Neticede ayni olcude yorulmus oluyoruz bla bla bla’ sonra da kendime gicik oluyorum, neyin aciklamasini kime yapiyorum. Benim gibi empati kurmaya calissa bana o lafi edip de, zaten yasamakta oldugum vicdan muhasebesinin ve fiziksel yorgunlugun uzerimdeki yukunu daha da agirlastirmak istemez. Esim de bu zihniyette insanlarin arasinda yetistigi icin, ev alip basini gittiginde ya da ne bileyim 4-5 cesit yemek yerine corba-kofte-makarnaya talim ettiginde, artilarini hic dusunmeden, iste calisan kadinla evli olursan boyle olur, tribal enfeksiyonuna yakalandigini hissedebiliyorum. Offf cok doluyum bu konuda. Ama kadinin dusmani hakkaten kadin. Is yasaminda da oyle.bu gune kadar kadin savci ve hakimlerden cektiklerimi hic bir erkek meslektaslarindan cekmedim.

    • Aşağıya çok pozitif ,kadınlar hakkında çok olumlu düşündüğümü yazdığım bir yorum bıraktım. Ama kadın hakim savcılar konusunda pellosa ile hemfikir olduğumu söylemeden geçemeyeceğim . Belki tüm yazdıklarımla çelişkili gibi görünebilir ama neden böyleler ? Neden ? Neden ? Neden ? 🙂

  26. Aynı şeyi ben de diliyorum. Neden iki grup karsilastiriliyor ki? Kimse kimsenin hayatını yasamıyor, herkes kendi secimlerini yapıyor sadece.

  27. Kızım 6 aylık olduğundan beri çalışıyorum. Geçen yaz benimkinden 1 yaş büyük kızı olan ve çalışmayan bir bayanla , parkta aramızda geçen diyaloğu aktarmak istyorum ;

    – Çalışıyor musunuz ?
    – Evet
    – Hııı, HAFTA SONU ANNESİSİNİZ YANİ !

    Öyle şaşırdım ve bozuldum ki bu cümleyi duyunca, kalakaldım…cevap da veremedim o an. İçimde kaldı, 1 yıl geçti üzerinden hala sinirim bozuluyor hatırladıkça. Bir kadın ,çocuk parkında çocukları oynatırken sohpet ettiği, 2. dk. önce tanıştığı bir başka kadını neden böylesine acıtmak ister sizce ?

    • Ne kadar acımasızca! Sanki siz diğer günler anne değilsiniz. Ne saçma!

      Böyle durumlarda dalga geçmek lazım aslında. “Evet, aynen de öyleyim, iyi bildiniz” gibi. Belki o zaman farkına varır söylediği şeyin ağırlığının.

    • bu banada çok dokundu yahuuu:-(

    • gerizekalı! arsız şey!

      • Niye kadınlar biribirlerinin canını acıtmak mistiyorlar? niye kalp kırmak için uğraşıyorlar?
        Kadınlar kıskançlar ondan mıdır?

  28. benim komşularım çalışmıyor ama onların akıllarında aynı soru: “senin yaptığın mı yoksa bizimki mi doğru?” diyorlar ve bence çalışmak istiyorlar..

  29. Elif hanım, tam da kendimi yargıladığım şu günlerde ne iyi yapmışsınız da bu konuyu gündeme getimişsiniz. bebeğim daha 2 aylık ve ben 1 ay sonra işe başlamak zorundayım. zaten kendimi yeterince yiyip bitiriyorum kötü annemiyim, bebeğimi bırakıp işe başlıyacağım ne olacak, nasıl olacak diye, çevremdeki herkes çok ufak nasıl bırakıp çalışacaksın diyolar, bakıcı mı aman aman tv de neler görüyoruz duyuyoruz diyolar, ama kimse bilmiyoki geçim nasıl olacak, borçlar nasıl ödenecek, vs. herkes kendi kurulu düzeninden seni eleştiriyo, ama bunları bilmiyo ki, hiç bir anne ihtiyacı olmasa zorunda kalmasa bebeğini bırakıp da çalışmayı düşünmez.

    • Merhaba Sibel,
      Daha önce de görmüştüm işe başlayacağına dair sıkıntılar yaşadığını ifade eden notu fakat sana yazamamıştım. Ama inanır mısın forumdaki notunu görünce acaba bu notu ben mi yazmıştım diye şöyle bir düşünmüştüm, zira benim adım da Sibel ama burada cbell,i kullanıyorum. Ben de okullar açılınca işe başlayacak olanlardanım ve de bakıcı arıyorum fakat bir türlü de bulamıyorum. çocuk bakmak isteyen çok lakin ben bir türlü begenmiyorum. tabii yumurta kapıya dayanınca birini mutlaka seçeceğim ve de tıpış tıpış okula gideceğim. ücretsiz izne ayrılamam. şöyle bir durum da var aslında ayrılabilecek olsam da pek ayrılmak istemiyorum. Evin içinde bunaldım bunalacağım. Ama Elif’i de nasıl bırakıp gideceğim bilemiyorum. şöyle bir fikir geliyor aklıma kızımı da alsam okula gitsem, tenefüslerde görsem nasıl olur? tabii ki de devlet okullarında mümkün olmaz sanırım:) Yani adaşcığım, umarım içimize sinen bakıcılar bulur, gözümüz arkada kalmadan emanet eder, hem işe gider, hem evde çalışır, hem de anne, hem de eş, hem de komşu, hem de….. oluruz…. 🙂

    • Kesinlikle kendim de yaşadığım için bir tavsiye lütfen yanlış anlamayın. ilk altı ay maddi koşullarınızı sonuna kadar zorlayıp dayanabilirseniz hem sizin hem bebeğiniz için çok iyi olur . bizde aynı sıkıntıları yaşadık sizi çok iyi anlıyorum . Ben de 3. ayda dönmek zorundaydım ama sütüm sağma makinesiyle sağamadım bu yüzden 8. ay ek besine başlayana kadar işe de başlayamadım. Ozaman bile sütün gelmesnden dolayı sıkıntı yaşadım. 3 yaşına kadar tek kişinin bakmasını pedagoglar tavsiye ediyor. Ben tanıdığım biri olsun diye komşuma baktırdım. Gerçekten bir anne şefkatiyle severek baktı. Öyle ki şu anda ben çalışmıyorum onu gördüğünde hemen kucağına atlayıp onunla gitmek istiyor. Bebeğini bırakıpta değil de BEBEĞİM İÇİN ÇALIŞACAĞIM de herkese de kulağını tıka Umarım bu zor dönemi kolayca geçirirsiniz

  30. Benim de siklikla karsilastigim diyaloglar su : ( bu arada biri 4 yasinda ikincisi 3 aylik iki cocuk annesiyim)
    1. Diyalog :
    – O kadar okul okudun oturup cocuk bakiyosun, ne kadar yazik!
    – ……….. ( Derin bir nefes alarak ben ) cocuklarima kendim bakmak istedim o yuzden….
    2. Diyalog :
    – Ayyy sen iyi evde oturabiliyorsun ben cocugum icin bile olsa evde daralirim duramam 6. aydan sonra dondum zaten ise… Hem anneanne / babaanne bakiyor iste…
    – ( Yine derin bir nefes alarak ) Annemle farkli sehirlerdeyiz, kayinvalidem rahatsiz bakamaz zaten…
    – O zaman calistigini bakiciya verirsin… Yok yok sen boyle rahatsin demekki!
    – La havle……….

    • benim de bir arkadaşım var, henüz çocuğu yok ama korunmuyorlar, her an anne olabilir. ben ücretsiz izin aldığımda ve akabinde iş akdimi fesh ettiğimde (aynı bankada çalışıyorduk, o hala çalışıyor) kınar gibi bir ses tonuyla, ” ben senin gibi yapmayacağım kesinlikle, 4 aylık bırakır giderim ben” demişti. kısacası bana “sen hiç savaşmadın, ben senin gibi kolaycı değilim” dedi ama tükürdüğünü nasıl yalayacak, bilmiyor muyum? ses etmedim ama yakın dostum diyebileceğim bir kadının bile bu davranışta olması ne garip değil mi? ben artık şaşırmıyorum.

      ben,m annem hep söyler zaten, 30 erkekle dünyanın öbür ucuna giderim ama bir daha 1 tek kadınla bile iş kurmam diye. göre göre garip gelmiyor artık…

  31. ne söyleyeceğimi bilemiyorum, bir insan ne kadar hasta ruhlu olmalı ki bir anne olarak başka bir anneye ( hele ki mecbur kaldığı için çalışmak zorunda olan bir anneye ) böyle bir şey söyler! yazık.

  32. Ne kadar komik yaa!!tartıştığımız seye bakın!!hiç erkeklerin bunu tartıştığını gördünüz mü? Biz kadınlar gercekten iyice sacmaliyoruz ..daha annelik nedir farkında değiliz sanırım..haftadonu annesi diyen kisiyi ben olsam herhalde Cook kötü bozardim..ben de bebdkleimden önce çalışıyordum ama hamileliğe bıraktım.belki bir iki sene sonra baslarım..haa maddi durumum çok mü elverişli hayiirrr!!ama ben böyle mutluyum..tercihim bu..bunu kimse sorgulayamaz akıl veremez!!ben kimsenin hayatıyla ilgilenmiyorum ki bana da karışmayın yahu:) bence ama çalışalım ama çalışmayalım her iki durum icinde akıl verenler aslında kendileri ne yaptıklarını ve nerede durduklarını bilmeyenler!!

  33. Dünyada tartışacak gerçek konular varken ; çalışan bir kadın statüsünden evde çocuğuna bakan bir anne -kadın statüsüne geçtiğimde aklıma bile gelmedi bunları konuşmak ya da tartışmak. Ama belki de şans, yukarıdaki terbiyesizce size yapılan sataşmalara hiç maruz kalmadığımdandır. Kalsam da karşımdakine cevap vermeye bile tenezzül edeceğimi hiç sanmıyorum. Kadın her koşulda kadındır, ister çalışır ,ister yatar ,ister doğurur , ister doğurmaz…Kadınlığı ya da anneliği bir proje olarak göreceğine Meryem’in nesli ” insanlığı” önemsese akıl sağlığımız da ruh sağlığımız da olması gerektiği kadar sağlıklı olur kanaatindeyim…

    Saygılar, Sevgiler

    Dorikus’ın Anası, Çalışmayan Evdeki Kadın ( hihhohohohhohoyt )

  34. İnsanlar başkalarını acıtarak kendi acılarını dindirmeye çalışıyor maalesef. Aldırmamak gerek de diyemiyorum çünkü o kadar sık karşılaşıyor ki insan kendisine aldırma demekten bile yoruluyor.

    Ben de kızım doğduktan sonra maddi olarak zorlansak da işten ayrılma yolunu seçtim ama kimseye de ay ne iyi yaptım, herkes yapmalı tadında nasihatlar vermedim. Herkesin şartları, kişiliği başka. Ama ay ne iyi yaptım işe döndüm tadında çok nasihat duydum. Aynı insanlar bakıcı hatalarından dolayı işten ayrılmak zorunda kalınca da aynı hararetle işten ayrılmak gerektiğini savundular. Sustum çünkü bu kadar çok laf eden insanlar kesinlikle önce verdikleri kararın doğruluğu konusunda kendilerini ikna etmeye çalışıyorlar, bunu yaparken de çevrelerine ne kadar zarar verdiklerini ve itici olduklarını farketmiyorlar bile.

  35. Kimse gerçekten başına gelmedikçe anlamıyor. 1 ay öncesinde bugün ertesi gün bebeğini dünyaya getirecek bir hamile kişiydim, bebeğim için işi hemen bırakabilecek durumdaydım. bugün ise kesinlikle sürekli evde duramayacak ve çalışmadan yapamayacak biri olduğunu anlamış bir anneyim. bunun bebeğime duyduğum sevgiyle ne alakası olabilir? elbette onun için canımı veririm, kimse de onu benden daha çok sevemez, ama görüyorum ki çalışmak beni ben yapan beni mutlu eden tatmin eden sosyalleştiren hatta evimi düzene bile sokan birşeymiş hayatımda..iyiki çalışıyormuşum, evde olmak bana göre değilmiş…herkes kendine baksın kimsenin vicdanıyla uğraşmasın, her derim kadının kadına ettiğini hiç kimse yapmıyor bu dünyada…

  36. Ben hayatım boyunca kadın arkadaş konusunda inanılmaz şanslı bir kadındım. Kadın desteği ne kadar önemli her daim yaşadım. Doğumdan 2 gün öncesine kadar çalışıyordum. Şuan mecburi 1 yıllık ara verdim ve çalışmıyorum. Demem o ki her iki durumu da yaşadım. Herbirinin ayrı zorluklarını gördüm ama hep o zorlukları da yine kadınlar sayesinde aştım. Ben de başkalarının da hayatını hep kolaylaştırmaya çalıştım.
    Bu hem iş hem de özel yaşamımda böyle oldu. Kim doğum yaptıysa diğerimiz onun duruşmalarına girdik. Bürosunu arayıp sekretere birşeye ihtiyaç varmı diye sorduk. Akşam iş çıkışı dosyalarını evine götürüp ertesi sabah geçerken aldık. Beni lohusa depresyonumdan kurtaran kadın arkadaşlarımdı. En yakın arkadaşımla 1 hafta arayla doğum yaptık. Asla anneliğimizi ya da çocuklarımızı yarıştırmadık. Birbirimizden hep akıl aldık ve ben çok faydasını gördüm. Ne çalışmayan arkadaşlarım bana acıdı ne de ben onları çalışmadıkları için aşağılamaya kalktım. Şuan dünyanın bir ucunda daha 7-8 ay evvel tanıştığım , birkaç sonra da ayrılacağım kadın arkadaşlarımla kızkardeşmişiz gibi yaşıyoruz. Birimiz hastalandığında diğeri sıcacık yemeği hemen yolluyor. Kızımın yaşı küçük olduğundan diğerlerinin küçülen kıyafetlerini giyip , kitaplarını okuyor. Biri alışverişe çıkacaksa çocuğunu diğerine bırakıyor böylece hem çocuklar sıkılmıyor hem anne rahat ediyor. Yarın gidip ikiz bekleyen bir arkadaşımızın bebeklerinin ütüsünü yapacağız. Kendi aramızda saatlerce anneliği konuşuyoruz ama kırmadan incitmeden can acıtmaya çalışmadan.. Birbirimizden akıl alıp birbirimize destek olarak.
    Bence mesele komplekslerinden sıyrılıp hayata rahat bakmakta. Kendini veya çocuğunu başkalarıyla kıyaslamak yerine öğrenmeye , yardım etmeye çalışmakta işin sırrı. Annelik zaten başlı başına bir vicdan azabı süreci. Bunu artırmanın kime ne faydası var ?
    Hiç ümitsiz olmayın. İnanın kadın kadına çok destek oluyor ve tadından yenmiyor :))

  37. Ben calismayan bir anneyim ve itiraf ediyorum ki calisan anneler idolum 🙂 Herkesin secimi hayat standarti zorunluluklari farkli farkli. Empati burda kilit sozcuk bence.

  38. ahhh!ne guzel demisssin blogcu anne su cekismeleri birakip herkes kendi hayatiyla ilgilense ne guzel olur…

  39. oğlum doğunca çalışmayı bıraktım dedimki ben evde oturucağım ve çocuğuma kendim bakıcam çok mutlu olucam….ama o da ne aradan 8-9 ay geçti ben evde sıkılmaya başladım kendimi yaptıklarımı yapacaklarımı hayatı sorgulamaya mutsuz olmaya başladım…tam işte o anda bi iş ilanı okurken hep hayalini kurduğum akademik kariyer fırsatı üstelik evime de yakın büyük bir sevinç içinde başvurdum kabul edildim…bu evde oğlumla tam son 1 ayım…sanki hissediyor gideceğimi…son günlerde inanılmaz bana düşkün oldu…ama bu gece yaptığı beni çok ağlattı…kimseyi istemedi uyumak için babasını bile benim göğsüme kafasını koyup öyle uyudu bide beni sıkı sıkı tuttu….şimdi hangisi doğru???ben hangisini yaparsam daha iyi biri daha iyi bir anne olurum….offf offff

  40. benim kanaatim isin biraz abartildigi yonunde. bu tarz yorumlarin hepsi kotu niyetli olmuyor. mesela bana da bakiciya biraktigim icin aciyan teyzeler oluyor. e bence de acinacak bir durum var, cunku 4 yasina kadar onu arkasi sagi solu annesi olan bir yavruyu onu daha az seven birine emanet ediyorsun, buna bende aciyorum. bende kanunun bana verdigi butun izinleri sonuna kadar kullanip ondan sonra cocugumu birine emanet ediyorum. su cok kariyerist anneler de beni kiniyor, bak gordun mu bizde cocuk dogurduk ama kadin ise ugramiyor diye. e banane yavrum senden diyorum ben, sallayin gitsin hanimlar ya biraz fazla negatif yuklu buldum sizi.

  41. İnsanların koşullarına saygı duymayan, duymak istemeyen kişilerin klişeleri bunlar.

    Çalışıyor ve anne olmuş, çalışma ve anne olma kararları onundur. Öncesi ve gerisi için topluca bağırmalı: Sana neeee??

    Çalışıyorum ve çevremdeki arkadaşlarımdan anne olanlar var. Hepsini çocuğuyla seviyorum sayıyorum. Çocuğu olmayanlar var, onlar da benim için sevilesi sayılası.

    Nedir bu kolaymış zormuş lafları, çevredekilerin terazi, kefe deliliği anlasam! Kolaylık tespitini kimse yapamaz. Yine o ‘kadın kadının kurdu’ yapan genellemelere geliyoruz. Oysa her zorluk kendi koşullarında biricik.