2 Yorum

Anne oldum, ama hala anlamadım.

“Anne olunca anlarsın” derler. Bana da dediler. Anne oldum, hem de iki kez. Ama anlamadığım bir sürü şey var.

Örneğin, çocukların neden geç yatınca daha erken kalktıklarını anlamadım. Sizinkileri bilemem, ama benim çocuklarım ne zaman geç yatsa normal saatlerinden daha erken kalkarlar. Hani “Bu gece de geç yatırayım, sabah azıcık uyuyalım” gibi bir şey söz konusu değildir bizim evimizde. Kaza eseri yatıramadık mı, ertesi gün hepten çekeriz ceremesini, ağlamalar ve sinir krizleri eşliğinde.

Çocuk kısmının alengirli oyuncaklar yerine neden tencere-tavayı, ipliği-makarayı tercih ettiğini anlamadım. Birisi benim önüme bir şirin bir ayıcık, bir de tahta kaşık koysa ben ayıcığa sarılmak isterim. Ama ı-ıh, bunlar kandırmacaya hiç gelmiyorlar. Evde sağlam tencere tava kalmadı diye şu küçük oyuncak tencere setlerinden aldım, bana mısın demediler, hala benimkilerin peşindeler.

Çocukların yorgunluklarını neden ve nasıl hiperaktif bir şekilde dışa vurduğunu anlamadım. Ben yorulduğum zaman dinlenmek isterim, uyumak isterim. Koltuğa şöyle bir yayılmak isterim, kimse bana dokunmasın derim. Hâlbuki bu çocuk kısmı tam tersi, uykuları gelince cozutuyorlar. Susmuyor, durmuyor, zıp zıp zıplıyorlar. Ve hatta bu uyku öncesi hiperaktif halleri dışarıdan görenlerde “Uykusu yok bunun, sen bunu uyutamazsın” şeklinde talihsiz yorumlara sebep oluyor. Oysa bilmiyorlar ki çocuk uykusu olduğundan öyle azıtıyor.

Çocukların, anne-babalarının yalnız zaman geçirme isteklerini nasıl olup da sezinlediklerini ve hiç ıskalamadan baltaladıklarını anlamadım. Bütün günümüzü onlara ayırdığımız yetmezmiş gibi, onlar yattıktan sonra bile onlardan başka şey düşünmemizi istemiyorlar mıdır, nedir?

Birilerinin onları giydirmesinden neden hoşlanmadıklarını anlamadım. Birisi benim için kıyafet alacak, seçecek, sonra da yattığım yerden beni giydirecek. Daha ne isterim ki, oh mis!

Evde maruz kalmadıkları davranışları, duymadıkları sözleri nasıl olup da alışkanlık edinebildiklerini anlamadım. Bizim evde hiçbir yetişkin bir diğerini ısırmaz mesela. Ama Derin oğlum (16 ay) derdini ısırarak anlatıyor. Ya da ben kocama “Oha!” demem (en azından çocuklarımın önünde!) Fakat her nedense bu nida 5 yaşındaki Deniz oğlumun ağzından düşmüyor.

Aylarca oturtmaya çalıştığınız bir düzeni çaktırmadan, hani neredeyse sinsice nasıl olup da değiştirebildiklerini anlamadım. Uyku konusunda güya o kadar tutarlı, istikrarlıyız; Derin oğlum bir haftadır, durduk yerde yeni alışkanlıklar çıkardı. Hiç fark etmedik ama bir de baktık ki uyumadan önce kucağımızda takılmalar, yatağa koyduktan sonra ağlamalar, gidip yanında oturmalar rutinimiz olmuş.

Ama en çok da aynı anne-babadan çıkan, aynı koşullarda yetişen çocukların nasıl olup da birbirinden bu kadar farklı olabildiklerini anlamadım. İlk çocukta edindiğimiz tecrübelerin bize uyku, düzen ve sükûnet olarak geri döneceğini umuyordum hâlbuki. İlkinde yaşamadığımız kolik ikincisinde gelip de yakamıza yapışınca bütün planlarımız suya düştü.

Bunlar benim çocuklarımdan yola çıkarak benim anlamadıklarım. Ya siz? Anne olunca anladınız mı? Yoksa sizin de anlamadıklarınız var mı?

***

Bu yazı ilk olarak Mahmure.com’da yayınlanmıştır. 

2 yorum

  1. Bu bizde her pazar yaşanan bişey.

  2. Tarık'ın Annesi..

    Bende anlamadım..aynısından bende de var..