13 Yorum

Bir Nefesmiş Hayat – 17

Güz’ün hikâyesi Belde’nin kaleminden devam ediyor. Belde’nin tüm yazılarına Güz’ün hikâyesi etiketinden ulaşabilirsiniz.

***

Prematüre bebeklerin yaşları hesaplanırken, normal hamilelik haftası 40 haftadır. Bebeğinizin doğduğu hafta bu 40 haftadan çıkarılır ve gerçekte ne kadar erken doğduğu hesaplanır. Örneğin Güz 24 haftalık doğduğuna göre: 40-24=16 hafta yani tam 4 ay erken doğdu. Doğduğu tarihten bugüne geldiğimizde Güz şu anda 23 aylık; yani düzeltilmiş yaşı 23-4=19 aylık olarak kabul görür.

Bir prematüre bebek annesine sorulabilecek en zor sorulardan biri şudur: “Ayyy maşallah kaç aylık? ” Bu soruyla karşılaştığınız an ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Önce durup bir düşünürsünüz acaba doğduğu zaman ki yaşını mı söylesem yoksa gerçekte doğması gereken düzeltilmiş yaşınımı söylesem. Sonra karşınız da ki kişiyi tartarsınız ve bir cevap seçersiniz kendinize göre.

Bu iş neden bu kadar derttir söyleyeyim; eğer normal yaşını söylediğiniz de karşılığında şöyle bir cevap almanız muhtemeldir: “Aaa, ama çok daha küçük duruyor” ya da  “Hmmm biraz zayıf galiba.” İşte bu cümlelerden sonra ayaküstü konuşmaktan kaçmaya çalıştığınız muhabbet ister istemez açılır. Bebeğinizin erken doğduğunu zor günler geçirdiğinizi anlatırsınız. Şanslı gününüzdeyseniz ya da karşınız daki aklı başında biriyse “Maşallah atlatmış güçlü bebekmiş, Allah bir daha göstermesin” der konuyu kapatır.

Gel gör ki her zaman bu kadar şanslı olmayabilirsiniz; aldığınız cevaba göre bir anda sabrınızın sınırlarının zorlanmaya başladığını hissedebilirsiniz. Neden mi? Karşınızdaki kişi prematüre bebek, erken doğum ne demek bilmez “Ayyyy yazııııkkk eksik yani.” Ya da erken doğduğuna pek ihtimal vermez, çünkü bu zamanda aşağı yukarı herkesin çevresinde 7-8 aylık erken doğmuş en az bir bebek vardır ve şöyle der Aaaa ama benim kızım da erken doğurdu ama torunum maşallah yaşıtlarından iri..” Bu cevaptan tatmin olmayan kişiler çok zordur; çünkü daha fazla ayrıntı vermek zorunda kalırsınız ve karşınızda hiç tanımadığınız biriyle hiç istemeseniz de uzunca bir süre sohbet etmek zorunda kalırsınız.

Kısaca bebeğinizin  yaşadıklarını özetledikten sonra bu sefer de neden böyle olduğunu araştırmak isteyen araştırmacı kişiler gelir ve şöyle der; “Hamileyken çok mu hareket ettin, iyi beslenmedin mi?”, “Tabii canım yediklerindendir bu zamanda yiyecekler hep hormonlu….” gibi ardı arkası gelmeyen bin tane soru ve teşhisten sonra ne sizin haliniz kalır ne de yerinde durmaktan sıkılmış, gezmek isteyen bebeğinizin.

Artık bu kadar tecrübeden sonra tüm bunlara maruz kalmamak için bir taktik geliştirdim bunu şu anda itiraf ediyorum. Bana bebeğimin kaç aylık olduğunu soran kişiye “Sizce kaç aylık duruyor?” diye soruyorum ve konuyu kısa kesmek için evet çok yakın bildiniz diyorum. Böylece herkes mutlu mesut gününe devam edebiliyor…

İşin şakası tabi ki; bebeğinizin gelişimi çok önemli ve kontrol altında tutulması gereken bir durum. Özellikle prematüre bebekler için uygulanan bir gelişim testi var; adı Bayley Test. Türkiye’de çok az kişi yapıyor ve az kişi tarafından biliniyor bu test. Ben de doktorumuzun tavsiyesiyle iki ay önce, düzeltilmiş yaşı 17 aylıkken Güz’e bu testi uygulattım. Bu test genelde pedagoglar tarafından uygulanıp değerlendiriliyor. Güz’ün fiziksel gelişimi için nasıl fizik tedaviye önem veriyorsak, iletişimsel ve psikolojik gelişimi ile ilgili olarak da pedagog desteği aldığımızı daha önce de söylemiştim. Özellikle Güz gibi açık kapatmaya çalışan, yaşıtlarını yakalamaya çalışan bebekler için özel eğitimin çok faydası olduğu bir gerçek.

Bu testten sonra ben çok rahatladım açıkçası. Artık “Bebeğiniz kaç aylık?” sorusuna biraz karışık olsa da elimde kapı gibi belgeli bir cevabım vardı! Test sonucuna göre, “Güz: 21 aylıkken düzeltilmiş yaşı 17 aylık olan bebeğin, büyük kas gelişimi 10 aylık, küçük kas gelişimi 15 aylık ve iletişimsel ve dil becerileri 18 aylık olarak hesaplanmıştır. Üç ay sonra testin tekrar edilmesi uygundur.”

Bu test sonucunda anne olarak bana da bir tavsiye çıktı. Bilmediğimiz üzerinde çalışabileceğimiz oyunları öğrenmemin yanı sıra, bebeğime daha çok güven aşılamalıymışım. Hatam hep onun yerine benim yapmammış. Tam tersine onu yüreklendirip bunu sen tek başına da yapabilirsin denersen olacak mesajı verip; Güz’e güven aşılamam ve başardığını görme imkânı sağlamam gerekirmiş. Annenin bu tavrı bebeğin gelişimi için önemli bir ayrıntıymış. Bilinçli olup bu şekilde davransaymışım yapabildiği şeyleri çok daha erken yapmaya başlayabilirmiş.

Sanırım artık korkuların, endişelerin bir sonu gelmeli; insan, özellikle bir anne çocuğunun hayatındaki her şeyi de kontrol edemez, değil mi? Onun da kendi yolunu bulmaya ihtiyacı var. Bu noktada destek oluyorum derken fark etmeden başka bir yönden zayıf kalmasını sağlayabiliyoruz çocuklarımızın.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

13 yorum

  1. Çok meraklı milletiz çooook..İkiz bebek görürüz “tüp mü?” deriz, uzun zamandır evli olan ve bebeği olmayan birini görürüz “sorun mu var?” deriz, bebeği olana “emziriyor musun?” deriz vs vs…Herşeyi bilmek öğrenmek isteriz, acıtmak isteriz belki de bilinçdışı…Hı?..Yanlış mıyım?

    • Doğrusunuz… Bu yazdıklarınızı herkes bireysel olarak sorguladığı zaman ortaya çok güzel bir öz eleştiri çıkar. Milletçe o zaman çok daha iyi ilişkiler kurabilen insanlar oluruz….

  2. “”Ayyyy yazııııkkk eksik yani.” diyen eksik beyinli insanlardan nefret ediyorum !!! Bazen çok kızıyorum insanların düşüncesizliğine,patavatsızlığına…Güz böyle neşeyle baksın hep dünyaya,hep gülsün,mutlu olsun,erken geleceği tutmuş,çünkü merak ediyormuş,farklı bir çocukmuş o ,annesiyle bir alakası yokmuş bence.Elif’in dediği gibi eşekler ve eksikler sorsun diye erken doğmuş da diyebiliriz…

    • :)) İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim…..Biraz hassas bir konuya değindim bu hafta…..Aman kızmayalım kimseye… Bu tip hataları zaman zaman hepimiz yapabiliyoruz önemli olan karşımızda ki kişiyle empati kurabilmek. Bu tip söylemlerde bulunan kişiler, ben yazınca, diğeri anlatınca, öteki paylaştıkça zaman içinde bilgilenecektir.

  3. Ben de prematüre bebek annesiyim.Gerçi oğlum 36 haftalık doğdu ama kısa da olsa bizim de bir küvez maceramız oldu.sizi çok iyi anlıyorum fakat bu tarz sorulara neden takılıyorsunuz.Bizim insanımızın yaklaşımları böyle oluyor malesef.Takılmayın bunlara bu kadar.Tam tersi kendinizi çok iyi hissetmeliniz.Çünkü erken doğuma rağmen çocuğunuzu o kadar iyi yetiştirmişsiniz ki.Evet prematüre bebek büyütmek ve onu hayata hazırlamak kolay değil ama kendinizle lütfen gurur duyun ve bu gururu da insanlara duyurun çünkü hak ediyorsunuz.Ayrıca böbrek sorunlarına rağmen fotğrafta da gayet sağlıklı ve mutlu görünüyor önemli olan da bu değil mi?Gün gelicek Güz daha da büyüyecek ve ileride bu yazıları okuduğunda annesiyle o da gurur duyacak ve size teşekkür edecek.

    • Çok teşekkür ederim…yorumlarınız için… Bende aynı sizin gibi düşünüyorum. Önemli olan sadece dediğiniz gibi oğlumun yanında olması…
      Bunları yazıyorum neden; takıldığım yada çok üzüldüğüm için değil. Bir parça bilinç uyandırabilmek için. Aslında yazdıklarım bir eleştiriden çok durum tespitidir. Birçok prematüre bebek annesinin günlük hayatta karşılaştığı bir durumdur. Bu tip konular da ne kadar bilinçlenirsek birbirimize karşı özenimiz de o derece de artacaktır.

  4. Rüzgar, yedi hafta erken doğdu. Erken doğması bir yana, zaten gelişimsel açıdan hep zar zor ortalamayı yakalayan bir bebekti anne karnındayken bile. Güz kadar badire atlatmasa bile, geç oturdu, geç yürüdü, çok geç konuştu… Dolayısıyla etrafımızdaki meraklı teyzelerin soruları da yorumları da bitmek bilmedi. Bu kadar zaman sonra bile (Dört yaşına yaklaştı Rüzgar) hala, her densizce söylenen sözde gözlerim doluyor. Annem, kocam umursamama çok kızıyorlar fakat ben üzüntüden değil, insanların densizliklerine olan öfkemden bu raddeye geliyorum. İçimden “Siz onun ne aşamalardan geçtiğini biliyor musunuz, hanginiz böyle sınavlara maruz kaldınız ki?” diye bağırmak geliyor. Cahillik, düşüncesizlik, densizlik, bunun adı ne olursa olsun, dayanamıyorum. Artık insanları ciddi ciddi terslemeye başladım, gıcık bir tip oldum galiba 🙂

    • Dediğim gibi ben sadece bir durum tespiti yapmaya çalıştım. Görüyorum ki bu konuda ortak bir sıkıntı var ama zamanla çözeceğiz. Size sabır diliyorum Rüzgara’da maşallah, uzun sağlıklı bir ömrü olsun inşallah.

  5. merhaba ,
    bende 8 yil evvel 33 haftalik dogan ,kalbinde sayisiz delikle dogan ,simdi de ilkokula giden dunya tatlisi bir kiz annesiyim ..Defne nin annesiyim.Bu zamana kolay gelmedik .2 ameliyat 1 anjiyo falan filan 5 ayliktan itibaren fizyoterapi almaya basladi.halen devam ediyor.Artık buyuk firca darbeleri bitti,rotusleri atiyoruz fizyoterapi de::)))))))cocuk yetistirmwk zor ama bir de bizimkiler gibi daha hassas cocuk yetistirmek cok zor…Ama kizimda bende zoru ve savasmayi seviyoruz .kazanilan zaferler kolay elde edilenlerden daha tatli oluyor
    sevgi ile

    • Ama kizimda bende zoru ve savasmayi seviyoruz .kazanilan zaferler kolay elde edilenlerden daha tatli oluyor
      sevgi ile
      Sizde sevgi ile kalın ne süreçlerden geçtiğinizi tahmin ediyor ve sizi hissediyorum. Çok çok geçmiş olsun diliyorum kızınıza sağlık ve huzurlu,şanslı bir ömür diliyorum…

  6. nasil baslasam bilemiyorum hikayelerimiz okadar benziyorki .. bende 21.02 2010 tarihinde 24 haftalik dogum yaptim kizim 730 gr 32cm ´di … bizde 160 gün hastanede kaldik , güzün yasadigi ameliyatlari yasadik ,, solunum problemelri ,, enfeksiyonlar ,, beyin kanamasi hepsi vardi ama sükürler olsun bebgim simdi yanimda ve saglikli …. eger bende hala ayaktaysam ve saglikliysam bunu kizimin yanimda olmasina borcluyum … hikayenizi göz yaslariyla okudum ,, rabbim bebeklerimize hayatlarinin bundan sonrasinda kolayliklar versin ,, onlari korusun …. saglik ,, mutluluk diliyorum güzel oglunuza …

  7. benimde 25 haftalık bebegim oldu .kendimi tek ve yalnız hissediyordum siz umut oldunuz hikayenizle. kızım için yaşamaz dediler bir saate ölür dediler küveze bile koymadılar .bugün 40. ğün ve kızım yaşıyor. bebişinizin fotosunu ğörünce mutlu sonlarda varmış dedim sevindim. süreç çok zor ve dayanmak ğüç . rabbim yardımcımız olsun hepimizin.

  8. merhabalar.eeee yazı bu kadar mı peki ya sonra ne oldu. güz ve annesi belde hanım beni cok etkiledi 25 haftalık bir prematüre annesi olarak kendimden utandım .azmine sabrına hayran kaldım .ben hemen pes ederken benim gibilerde varmış dedim halime şükrettim .ama devamını merak ettim .ilerde bir kalıntı kalabilir diyor doktorlar . motor gelişiminde fiziksel gelişiminde problem yaşadı mı diye. güz canlı örnekti devamı niye yok ama üzüldüm.