19 Yorum

Eğitimci değil, anneyim

Hayatımla ilgili en büyük pişmanlıklarımdan biri piyano çalmayı bırakmaksa, diğeri de öğretmen olmamaktır. Pişmanlık çok olumsuz bir kelime belki, ama hakikaten her ikisi de içimde kalmıştır.

Öte yandan, öğretmen olmamış olmakla da doğru bir karar vermiş olduğumu fark ediyorum bu yaz tatilinin sonuna yaklaşırken. Karar demeyeyim aslında, o yönde somut adımlar atmadım hiç. “İyi ki olaylar o yönde gelişmemiş” demek daha doğru belki.

Yok, sabır yok bende. Yaratıcılık yok. Oyun kuramayan, sıfırdan yaratamayan, masal anlatamayan bir insandan öğretmen olur mu?

Geçtiğimiz haftanın başında, yaklaşık iki aydır süregelen yaz tatilinden çok bunaldığım bir noktada, evin yakınındaki bir okulu aradım. Evet, yaptım bunu. Aradım, ve yaz okulu programları hakkında bilgi almak istedim. Hiç olmazsa yarım gün göndersem Deniz’i diye düşündüm. Hatta gittim, görüştüm de onlarla. Deniz’i Eylül’de de oraya başlatmayı düşünüyoruz zaten.

Görüştüğüm okul müdürü çok tecrübeli bir eğitimci. Deniz bahçede öğretmenle oynarken kendisiyle bolca sohbet ettik. Mümkünse, dişimi sıkabiliyorsam yaz okuluna göndermememi önerdi kendisi. Zaten 19 Ağustos’ta kapanıyormuş okul,“3 hafta için -bence- kafasını karıştırmayın” dedi. Deniz geçen sene de oranın yaz okuluna gitmişti, orayı sadece “yazın gidilen yer” olarak algılamasının doğru olmayacağını söyledi. Katıldım, şansıma küstüm, ve “Eylül’de görüşürüz” diyerek çıktım görüşmeden.

İşte bu sohbetimiz sırasında bir şey söyledi Şebnem Hanım: “Çocukları, özellikle de okula giden çocukları evde eylemek zordur. Zorlanmakta çok haklısınız; siz eğitimci değil, annesinizdedi. Ve ekledi: “Okula giden çocuklar düzen beklerler, aktivite beklerler. Bir şey bitince neyin başlayacağını bilmek isterler.”

Kalkıp boynuna sarılmak istedim. “Ağzınıza sağlık, verin bir öpeyim elinizi” demek istedim. Deniz aynen de böyle. Sürekli bir plan, program talebinde. “Anne, yemeğim bittikten sonra biraz televizyon seyredebilir miyim? Parktan geldikten sonra legolarla oynayabilir miyim? Yatmadan önce üç kitap okuyabilir miyim?”

Ne bileyim Deniz’ciğim?! demek geliyor içimden bazen. Zamanımız kalırsa,ortam uygun olursa yaparsın! Ama kim bilebilir ki biz tam kitap okumaya başladığımızda Derin’in kaka yapmayacağını ve bizim hikaye saatimizin bölünmeyeceğini? Ya da parkta uzun kalmak isteyecek olursan, eve tam yatma saatinde gelmeyeceğimizin garantisini kim verecek? Böyle teknik hesaplara zorlamasana beni çocuk!

Evet ya, dedim, eğitimci değilim ben. Anneyim. Anneler ne yapar? Sürekli aktivite mi düzenler çocuklarına? Yoksa parmak boyası yaparken arada ocaktaki kuru fasulyeyi mi kontrol eder? İlgi bekleyen ikinci çocuğun da gönlünü hoş tutmaya çalışırken ara sıra sesinin ayarını kaçırmaz mı? Gün boyu kendine ayırabildiği tek vakit tuvaletteyse, kapısını kilitleyip içeride gerekenden belki biraz daha fazla kalmaz mı?

Anneyim ben. O kadar.

19 yorum

  1. Eh işte erken başladım sayılır ama bu yüzden bir oyun ablası aldım eve ben Elif’ciğim..Tuvalette geçireceğim dakikalar kesintisiz olsa o bile kardır diye düşünerek :))

  2. Elifcim, ben hem eğitimci hem de anneyim.Ama evde eğitimcilik falan olmuyor. Çocukların ilgi ve isteklerine cevap vermek evde çok zor bence.Ben de sınıf öğretmeniyim ama öyle çok yaratıcı, masallar havada uçuşan biri de değilim.Evde herkes (anne olanlar tabi) sadece anne. Eğitimcilik okulda kalıyor bence… Yani aslında keşke böyle olmasa ama öyle oluyor işte. Acaba evde de aynı okuldaki gibi olabilen var mı? Yazın süper olmuş. Sevgiler :))

  3. keşke Kuzey de bana bu kadar sınırları belli ve net sorular sorsa. Hiç düşünmeden garanti verirdim.

  4. cevap güzel;masal anlatamayan biri öğretmen olamaz:)

    çok doğru inan.masal ciddi hayal gücü ister,sınırdan sınırsızlığa kaygısız geçiş ister.ama öğreticidir.kapsayıcıdır.masal üreten insan aynı paralelde üretici ve birbirine hiç benzemeyen pek çok bakış açısına sahiptir.

    keşke öğretmen adaylarını önce böyle bir elemeye tutsalar.hayal dünyalarını,masal üretip anlatma becerilerini sınasalar.

    ve evet elif biz anneyiz.sadece anne.ne onların oyun arkadaşları ,ne disiplin müdüreleri ne yatakhane soumluları.salt anne.yani duygularımız ve çocuklarımızla yaşayan.

  5. Merhaba Elif’cim,

    hay agzina (pardon ellerine) saglik diyorum…..bende hep bende bir eksiklik var herhalde diye düsünürdüm..yalniz degilim , yasasin!

    Sevgiler,
    Sema

  6. bloglari, kitaplari okuya okuya hepimiz kendimizi dumduz yapmaya calisiyoruz. olmuyor iste, artik bu durumla barisalim. anne dediginin arada kafasi atar, iste okadar! ayrica fazla zorlamanin getirdigi, bence cocuklarinda algiladigi sunilik durumu da var.

  7. “cocuklar duzen, aktivite, kural severler vs ama ev de okul kadar duzenli, kuralli, ardi ardina aktiviteleri belli olsa, ev evlikten cikar cok sikici bir yer olur”, dedi bizim okul mudurumuz de. evde cocugun serbest olmasi, gereginde sikilmasi, kendini oyalamayi ogrenmesi lazim. yani deniz en azindan ve derin de, her an senden aktivite beklememeyi ogrenmeliler. sanki derin de deniz de aslinda kendini biraz oyalayabiliyor gibi geliyor bana anlattiklarindan. benim soyledigim senin kendini suclu hissetmemen icin.
    cok bilmis konustum kusura bakma. ustelik de hem tam zamanli disarida calisiyorum, hem cocugum surekli okulda!

  8. ah elifçim okulun açılmasını nasılll sabırsızlılla bekliyorum bir bilsen , bizim hanım ( 5 yaşında ) yaz okulana ne olur gitmeyeyim anne yalvarıyorum gönderme deyince içim eridi gönderemedim ama şu an inanılmaz sıkıntıdayım çünkü hergün benimle işe geliyor evet kendi işimiz herkezde başı şişse bile ses etmeyip katlanmak zorunda kalıyor ama inan performansım yarı yarıya düşmüş durumda adapte olmakta inanılmaz zorlanıyorum dur zeynep tamam zeynep hayır zeyneppp…..ofisin hali içler acısı heryer kırpılmış kağıtlarla dolu …..yeterrrrrr diye bağırasım var düşünüyorum onun suçu yokki annesi çalışıyor ne yapsınnnn yavrucakkk kısaası imdattt durumundayım birde eve geldiğimde 2 numaralı 10 aylık kızımda üstüne ballı kaymak oluyorrrr………………..kim dedi bana 2 tane doğur diye………………..canlarım sizi çok seviyorum ama imdattttttttt demekte istiyorummmm…………………………………..buda bendennnnnnn sevgiler

  9. Sebnem hanim cok iyi bir egitimcidir. Arda’nin okudugu 2 sene boyunca okul müdürümüz oydu. Okuldan ayrildigini ogrendigimizde cok uzulduk. Sonra ogrendik ki Kemerburgaz’da güzel bir okula gecmis. Sanslisiniz onun gibi tecrübeli biriyle tanistiginiz icin.

  10. Tarık'ın Annesi..

    Çok haklısın.. ama bu günlerde geçecek sonra tebessümle hatırlaycağın “ne çabuk geçti o yıllar” diyeceksin…ne cabuk büyüdüler diyeceksin… tadı çıkar…keyfine bak derim….

  11. Sevgili Elif,

    Olaya egitimcilik olarak bakma. Sen koordinatorsun.

    Burak’i biliyorsun. Deniz ile cok benzesiyorlar. Ona da belli bir format lazim. Hergun tekerlegi bastan kesfetmek yerine yarim saatte bir degisen bir standart programi var. Bunu gecen kis deli kar yagdiginda evde kaldiklarinda ama benim is yapmam gerektiginde hazirlamistim. Sabah kahvalti, hava aciksa park, sonra eve gelip kitap okuma, sonra elisi, sonra serbest oyun, ogle yemegi, dinlenme zamani, resim/elisi, serbest oyun, muzik seklinde devam eden bir program. Illa uymak zorunda degilsin. Bunu word de hazirla, duvara as. Deniz hafiften kurtlanmaya basladiginda bakalim simdi ne var, hadi serbest oyun, yine cani sikilip duvara tirmanmaya basladiginda, bak simdi park vakti, simdi resim, suluboya mi pastel boya mi diye yonlendiriyorsun. Senin oturup aktivite yaratman gerekmiyor. Sadece her kurtlandiginda veya yarim saatte bir farkli bir alana yonlendiriyorsun ki o da ne yapacagini bilsin. Her gun ayni olursa daha da guzel. Yemekten sonra yataga gitmeleri daha kolay oluyor. gunun abuk saatlerinde tv sormuyorlar.

    En guzeli de sen bunu bir kere dusunup hazirliyorsun. Ondan sonra her gun simdi ne yapsak derdin yok. Simdi bakici geliyor. Ona da ayni programi verdim. O da ilk haftanin kaosundan sonra rahatladi.

    • Cok pratik fikir gercekten:)… Kres gibi bir duzen. Kizimin kresinde, kucuk olanlar icin, mesela benim kizim 14 aylik, belirli aktive gecislerini hep ayni sembolik hareketlerle yapiyorlar, boylece henuz konusmadiklari ve tam anlamadiklari donemde daha kolay anlayip, daha kolay yoneliyorlar, uyku rituali misali, her gecise bir rituel bulmuslar.

  12. Biz bütün günü sokakta geçiriyoduk, annemiz de rahat ediyodu biz de:))

  13. “Yok, sabır yok bende. Yaratıcılık yok. Oyun kuramayan, sıfırdan yaratamayan, masal anlatamayan bir insandan öğretmen olur mu?” işte aynı ben:) ama ben bir de üstüne öğretmen oldum:)) neyse ki derse girmeyen arkadaşlarımın çakma öğretmen diye takıldıkları bir rehber öğretmenim de masal anlatmama gerek kalmıyor.
    yazdıklarına çok katılıyorum ama bir yandan da size özendim diyebilirim. bulduğum hiçbir aktiviteyle ilgilenmeyen, ne oynamaya başlarsak başlayalım sen yap diye önüme iten, kendi kendine 5 kakika oyalanamayan birlikte de oynamayan bir kızım var. böyle olunca da bütün gün itiş kakışla, ev işlerine bulaşmasıyla geçiyor. ben de okula bağladım tüm ümidimi, eylülde başlayacak. ah bir ilgilense ben ona ne aktiviteler bulacağım ama yok maalesef. tek benimki mi böyle yahu?

    • Kendinize haksızlık etmeyin:) O güzelim kitapları kızınıza okuyan siz değil misiniz, beraber hamur yoğuran, önlük takıp mutfağa giren. Yaratıcılık deseniz, keçeleriniz harika. Bunlardan daha güzel aktivite mi olur. Gizli takipçiniz olduğum çok mu belli oldu:) Sevgiler