9 Yorum

Evcil hayvan sahibi olan anne-babalar 1-0 önde

Bazen şöyle e-mailler alıyorum:

Sevgili Elif. Hamileyim. Bir de kedim/köpeğim var. Eşim/kayınvalidem/falanca kişiler bebek gelmeden kedimden/köpeğimden vazgeçmem gerektiğini söylüyorlar. Sence ne yapmalıyım? İmza: Kafası karışık evcil hayvan sahibi

Ben de onlara oturup anlatıyorum:

Sevgili Kafası Karışık. Evcil hayvan sahibi olmak çok güzel bir şeydir. Kedinin/köpeğinin tüyü bebeğine zarar vermez. Aşılarının tam olduğundan emin ol. Sakın ola hayvanını sokağa atma.

Kısacası, çocuk sahibi olmak, halihazırda evde yaşayan evcil hayvandan vazgeçmek gerektiği anlamına gelmiyor, hem de hiç.

Tam tersi, evcil hayvan sahibi olmak, çocuk yetiştirme konusunda ciddi avantajlar sağlıyor insana. Çünkü çocuk bakmakla kedi/köpek bakmak arasında çok büyük benzerlikler var. Bakınız, anlatayım:

Deniz ve Paphia, 2007

Ortalığı dağıtma yetisi – Gerek kedi-köpeklerin, gerekse çocuk kısmının küçük boylarından hiç beklenmeyecek şekilde bir ortalığı talan etme potansiyeli vardır. Nasıl ki köpeğinizi evde yalnız bırakırken çeşitli ayarlar yapmanız gerekir, aynı şekilde çocuğunuzu iki dakika yalnız bıraktığınızda cebren ve hile ile evin bütün çekmecelerine girilmiş, bütün odaları dağıtılmış ve bütün dolapların içi dışına çıkarılmış olabilir.

Dışarı çıkma zorunluluğu – Köpek sahipleri için genel geçer bir gerçek vardır ki o da günde en az iki kere dışarı çıkma zorunluluğudur. Bu, hayvanın tuvalet ihtiyacını gidermenin de ötesinde, enerjisini boşaltması için zaruridir. Enerji boşaltmak… Tanıdık geldi mi? Çocukların da gün içinde enerjilerini boşaltmak için açık havaya çıkmaları şarttır. Aksi takdirde evdeki koltuklara tırmanır, normal bir insanı hayrete düşüren davranışlar sergilemeye başlarlar.

“Hayır”– Tıpkı kedi-köpekler gibi, bebeklerin de kelime dağarcıkları çok gelişmiş değildir. Dolayısıyla kedi-köpek eğitimindeki joker kelime olan “Hayır”, bebekler emeklemeye ve yürümeye niyetlenip sağı solu karıştırmaya başladıklarında da anne-babaların en sık kullandıkları kelime haline gelir.

Aşıları ve aşı kartları – “Aşı” kavramı, birçok yetişkinin hafızasından ilkokulda olduğumuz aşılardan sonra silinmiş bir kavramdır. Evcil hayvan sahibi olmakla birlikte sorumlu olduğumuz bir canlıyı düzenli olarak doktor kontrolüne götürmek, aşılarını yaptırmak, yaptırdığımız aşıları aşı kartına işletmek gerekir. İşte bebek bakımında da bu böyledir. En azından ilk sene düzenli olarak gidilen doktor kontrolleri ve en fazla birkaç ayda bir yapılan aşılar, kedi-köpeğin durumundan hiç de farklı değildir. Dolayısıyla evcil hayvan sahibi olan ebeveynler bu konuda yine tecrübe sahibidir.

Tırnak kesme – Bu, evcil hayvan sahibi olan ebeveyn kesiminin, evcil hayvan sahibi olmayanlara göre 1-0 önde başladığı bir alandır. Şöyle ki, çoğu kedi tırnaklarının kesilmesinden hoşlanmaz. Kaçar, saklanır, yakalasanız bile kıvranır, arıza çıkarır. Bu sebepledir ki kedi sahipleri genelde kedilerinin tırnaklarını uyurken keserler. Tıpkı birçok annenin yaptığı gibi. Benim (Derin’e) yaptığım gibi.

Evde bekleyen birinin olması – Anne-babaların, çocuk sahibi olduktan sonra, çocuktan önceki hayatlarına geri dönüp de baktıklarında en çok kısıtlandıklarını fark ettikleri alan hareket serbestisidir. Çocuk sahibi olmayan insanlar, canları ne zaman isterse sinemaya gidebilir, akşam saat kaç olursa olsun evde yemek olmadığını fark ettiklerinde dışarı çıkabilir, geç vakte kadar oturdukları misafirlikte canları isterse eve dönmekten vazgeçip yatıya kalabilirler. Çocuk sahibi olan insanlar için bunlar mazide hoş birer anıdır. Ancak aynısı kedi-köpek besleyen insanlar için de geçerlidir. Evde sizi aç bekleyen bir kediniz, ya da onu dışarı çıkarmazsanız tuvalet ihtiyacını evde gidereceğini bildiğiniz bir köpeğinizin olması, bebeğin uyku saati geldiği için eve dönülmesi gerekmesiyle aynı şeydir.

Kedi-köpek kavgası – Bu, daha çok evde birden fazla hayvan besleyen insanların uzmanlaştığı bir daldır. Birden fazla çocuğu olan anne-babalar, bir süre sonra kardeş kavgalarının kovalamacasıyla, ısırmasıyla, çeşitli sesler çıkarmasıyla kedi-köpeklerin birbirine girmesinden çok da farklı olmadığını fark ederler. Nitekim annelerin, çocukları için “kedi-köpek gibi kavga ediyorlar” demesi boşuna değildir.

Yemek adabı – Kedi-köpekler, ve özellikle de köpekler, önlerine ne çıkarsa yeme eğilimindedirler. Gerek evde, gerekse sokakta bir yiyecek (artığı) karşılarına çıktığında durup da “Bu temiz midir, kirli midir? Yerden bir şey yersem hastalanır mıyım, zehirlenir miyim?” gibi analizler yapmaları söz konusu olmadığından, bu hayvancıkları yerde gördükleri hiçbir şeyi ağızlarına zinhar atmamaları konusunda eğitmek gerekir. İşte aynı şey emeklemeye ve yeni yürümeye başlayan bebek kısmı için de geçerlidir. Kısa boy avantajlarını da kullanarak yerde gördükleri nohut, ekmek kırıntısı, düğme, pil ve bilumum maddeleri ağızlarına atmaktan çekinmeyen çocukların özel bir eğitime tabi tutulmaları gerekir. Öte yandan, yerde bulunan ve ağza atılan yiyeceklerin bağışıklık sistemini güçlendirdiği de bir gerçektir, fakat bu gerçeği çoğu ebeveynin midesi kaldırmaz.

Gece-gündüz farkını bilmeme – Yeni anne-babaların en büyük dertlerinden biri olan uykusuzluk sorunu, eve yeni gelen bir kedi-köpekle de yaşanır. Eğer alınan hayvan yavruysa ve annesinden yeni ayrıldıysa, aynen bir bebek gibi beslenme ihtiyacı vardır. İlerleyen zamanlarda yemek düzeninin insani koşullara uyum sağlamasına rağmen birçok hayvanın gece vakti oyun oynayacağı tutar. Kediniz uykunuzun en tatlı yerinde tuvalet masasının üstündeki parfüm şişelerini ve makyaj malzemelerini pat pat yere atarken, köpeğiniz ise gecenin köründe kovalamaca oynamak isteyebilir. İşte bu hayvanlara -tıpkı bebeklere yaptığımız gibi- her şeyin bir zamanı olduğunu, gündüz yemek yiyip oynandığını, gece ise uyunduğunu öğretmek gerekir.

Paylaşmama sorunu – Hayvanların, ortak alanlarda kendilerine özgü olarak belirlediği yerler ve nesneler vardır. Örneğin birçok kedi, kendinin olarak bellediği bir alana bir başka kedinin (ya da köpeğin) girmesi söz konusu olduğunda saldırganlaşır. Ya da bir köpek, o sırada çiğnemekte olduğu kuru kemik parçasını “paylaşmak” isteyen bir başka köpeğe çemkirmekten hiç çekinmez. Bu, sitenin kaydırağının kendine ait olduğunu zanneden bir buçuk yaşındaki bir çocuğun (Derin!), kendi arkasından gelen 3-4 yaşındaki çocuklara vurmaya çalışmasından, ya da elindeki çubuk kraker paketine elini uzatan arkadaşını ısıran çocuğun hareketinden hiç de farklı değildir. Dolayısıyla, kedi-köpeğini ortak alanların ve nesnelerin paylaşımı konusunda eğitme tecrübesine sahip olan insanlar, gün gelip de çocuk sahibi olduklarında işte bu uzlaşma alanında edindikleri tecrübeleri çocuk parklarında da konuştururlar.

Görüldüğü üzere, evcil hayvan bakmakla çocuk sahibi olmak arasında ciddi benzerlikler bulunmaktadır. Kedi-köpek sahibi olan insanların hayatına bir de bebek girecek olması evdeki hayvandan vazgeçmek için bir sebep değildir. Hatta tam tersi, önceden bir evcil hayvan bakmış/bakıyor olmak, birçok açıdan taze anne-babalara avantaj sağlamaktadır.

9 yorum

  1. yaa elıf bu yazıyı ılk maılımde gordugumden ve acamadıgımdan berı merakla beklıyordum ve benı yıne hayrete dusurmedın 🙂
    cok guzel bır yazı ve sonuna kadar katılıyorum.
    bebek kısmı konusunda su anda bır tecrubem yok ama evcıl hyv konusunda uslanmayan hıperaktıf bır goldenım oldugu ıcın sanırım hem sanslı hem de sanssızım 🙂
    emınım sen bebek konusunda da tecrubelı oldugundan bunları yazabıldın.. benım de kalbıme su serptın 🙂
    evım her zamankınden daha cok dagılcak desene …!

  2. Merhaba Elif, uzun zamandır sessiz takipçinim 🙂 Konu hayvan ve bebek olunca bir ses vereyim dedim. İki kedi ve 2,5 yaşında bir oğlan annesi olarak 3 çocuğum varmış gibi yaşıyorum. Yukarıda belirttiğin her şeye katılıyorum, hiç köpeğim olmadı ama Ada doğmadan daha 2 çocuk büyütmüş gibi hissediyordum. Özellikle de henüz göbek bağı üstündeyken çöp tenekesinde bulduğum ilk oğlum Sezar’da. Biberonla besleyip, süt sıcaklığını bileğimde test etmem, üç saatte bir (gece-gündüz) beslemem, kabızlık sorunlarında zeytinyağı içirmem, aşı günlerinde canı yanacak mı diye sormam… hikaye uzar… Senin de söylediğin gibi bebek büyütmekle hayvan büyütmek arasında pek fark yok. Hamileliğim sırasında ve sonrasında kist aşılarını sıklaştırmak, daha sık taramak dışında hiç bir önlem almadım. Şu sıralar Ada, Sezar ve Oti yokluğumu fırsat bilip evi darmadağın ediyor, alt alta üst üste boğuşuyor olmalılar 🙂

    sevgiler,

  3. Günaydın 🙂 çok güzel bir yazı olmuş ben de aynen katılıyorum! bizim de evde iran kedimiz var, hamileyken bize de herkes eee şimdi ne olucak, kediyi ne yapacaksınız demişti… bize göre öyle sacma bir soruydu ki bu, ne yapacağız o bizim ailenin bir parcası ve hemde onu çok seviyoruz. elbette bizimle yaşamaya devam edecek… aşıları zaten hep yapılıyordu şimdi de hiç aksatmıyoruz.çok tüylü bir hayvan olduğundan uzadıkca tüylerini eşim tıraşlıyor (ki hayvan da bundan memnun ) . oğlumuzun evde bir hayvan la büyümesi de ayrıca çok güzel. yanı sonucta hamilelikte kadın örneğin kedinin tuvet temizliğile uğraşmadığı sürece ve hayvanın aşıları tam oldulca sıkıntı yok.

  4. Sinem* Dora 'nın annesi

    merhaba 🙂 kızım 17 aylık şimdi ve 2 aylık yavru bi golden köpeğimiz var. sadece kızımız için aldık köpeği kızmızın ruhsal gelişiminde gerçekten önemli bi rol oyanayacağına inandığımız için…bahçede beraber koşuyorlar oynuyorlar deli gibi 🙂 kızım çok seviyor ve çok mutlu oluyor yavru Toroyu görünce …onun sayesinde basamaktan inmeyi öğrendi gerçekten…birbirlerine daha çok şey öğreticekler eminim 🙂 bir bebek gibi ..masum ve sevgi dolu…kızımla köpeğimizin sevgi paylaşımı bebekken başlasın düşüncesini iyiki hayatımıza geçirdik,çok mutluyuz:))

  5. 20 aylik oglum ve 13 yasindaki kedimle cok mutlu yasiyoruz. Benzer tepkileri bende aldim ama kimseyi dinlemedim. Kedim de benim oglum onu veremezdim ve istemiyordum vermek NOKTA! Suanda cok mutlular- sadece kedimi ilk baslarda oglumun odasina sokmadim, yatagina sokmadim( hala yatak yasak) asilari tam, tirnaklari her zaman kisa….. Sakin vermeyin evcil hayvanlarinizi!

  6. Merhaba. 8 yasinda iki kedim, 5 yasinda ikiz kizlarim, 17 aylik oglum var. Kedilerimi asla vermeyi dusunmedim; onlar benim ilk cocuklarim. Ikizler premature olmasina ragmen hep kedilerimle buyuduler. Aynen Zeynep’in dedigi gibi kedileri cocuklarin odasina ve yatagina sokmuyoruz. Aslinda ilk baslarda daha zor olan hayvanlari cocuklardan korumak oluyor ama cocuklar da hayvanlara nasil davranilmasi gerektigini ogreniyorlar. Lutfen insanlarin doldurusuna gelip bebek geliyor diye kedi kopeklerinizi evden atmayin.

  7. Ben de iki kedim ve 3 yasindaki kizimla yasiyorum ve hamileyim. Kediler cocuklardan ve hamilelikten once vardi. Sadece esim tuvaletlerini temizliyor. Kedilerin sanildigi gibi hamilelere tehlikesi yok, ozellikle de sokaga cikmiyorlarsa. Toksoplazma iyi yikanmamis sebzelerden gecme olasiligi daha fazla. Kedi sokaga cikiyorsa bile tuvalet temizligini esiniz yaparsa hicbir sorun yok. Kedilerin veya tuylerinin bebege de bir zarari yok. Aksine hayvanli evlerde buyuyen cocuklarin alerji riski daha dusuk oluyor. Biz de sadece kedileri bebegin odasina sokmadik, ve yalniz birakmadik, onun disinda birsey yapmaya gerek yok.

  8. Ben de çevremdeki herkese bunu söylüyorum: Eğer çocuk bakmaya niyetliyseniz bir evcil hayvan edinin. Hayvanı olmayan anlamaz, kesinlikle hayvan bakmakla çocuk bakmak çok benzer sorumluluklar. Kedimin bakımı sayesinde kuzensiz ve kardeşsiz bir çocuk olmama rağmen bebek bakımında (fiziksel ve psikolojik bakımdan bahsediyorum) hiçbir zorluk yaşamadım. Ayrıca kızım doğduktan sonra kedime karşı daha anlayışlı davranmaya başladım. Bazen kedim yaptığında kızdığım davranışları kızım yaptığında kızmadığımı fark ettim ve kendimden utandım 🙂

    Evde hayvan beslemenin en önemli faydası da bence şu: Ayrılık korkusu ile başa çıkabilme!
    Ancak küçük bebeği olan anneler anlarlar neyi kastettiğimi. EĞer evde çocuğunuzla yakın temasta bir hayvanınız varsa, bebeğiniz o hayvanın yanında kendini güvende hissedecektir ve siz uzaklaşsanız bile hayvanın yanında sessizce oyun oynamaya devam ettirecektir. Bulunmaz nimet 🙂

  9. Yazdıklarınıza katılmamak elde değil. Çoğu insanın hayretle karşıladığı bir konu, bize de hala şaşırıyorlar. Eşimin annesi de çocuklarını hep kedilerle büyütmüş ve hala evinde kedi mevcut. Bizim evde de iki kedimiz vardı ancak bir tanesi iki ay önce bizi bırakıp gitti:(
    Evet bebek ve hayvan bakmak benzer şeyler, sonuçta ev hayvanı sahibi olacaksanız onu herşeyden önce evin yeni bireyi olarak kabul etmek gerekiyor. Gerçek şu ki benim çocuklarım evimizin Muddel`ını çok seviyorlar ve bu ilişki onlara tüm hayvanlara saygı duymayı ve sevmeyi öğretti. Hiçbir hayvandan korkmazlar, ellerine her türlü örümceği, böceği vs.alırlar…Öyle ki karasineklere karşı ilaçlama yapılan sitemizde çocuklar çok bozuluyor, “ama onların da yaşama hakkı varrrr” diyorlar. Haklılar, insanlar ve hayvanlar birarada yaşamayı becerebilirse dünya daha güzel olacak…..