0 Yorum

Bırak, dağınık kalsın

Yaklaşık 10 gündür yardımcımız yıllık izinde. Bir 10 gün kadar daha olmayacak. İki çocuklu, bir hafta boyunca sıfır kocalı, 10 gündür sadece iki kere anne/kayınvalide destekli bir anne olarak istifanın eşiğine gelmiş durumdayım. Ve işte bugün o eşiği de geçiyor, kendimce elzem görmediğim aşağıdaki görev ve sorumluluklardan istifa ediyorum:

Yatakları toplamak – Ergen gençler arasında çok yaygın bir görüş olan “Nasıl olsa akşam tekrar dağılacak, iyisi mi toplamayayım” felsefesini benimsiyorum bugünden itibaren. Tabii bunu yaparken, akşam kocam gelmeden 10 dakika önce örtüyü şöyle bir kapatma hakkını saklı görüyorum kendimde.

Evi toplamak – “Çocuklu bir evi toplamak, kar yağarken evin önündeki karı temizlemeye benzer”miş. Kim demişse çok güzel demiş. Odadaki oyuncakları toplayıp dışarı çıkıyorum, iki dakika sonra içeri girdiğimde aynen dağılmış oluyor. Dolaptaki kıyafetleri tek tek diziyorum, bir bakıyorum Derin oğlum kendince yeniden tanzim etmiş. Mutfaktaki tencere tavanın yerlere saçılmasına girmiyorum bile. İstifa ettim, bundan böyle toplamayacağım.

Ütü – hayatım boyunca nefret ettiğim ev işleri sıralamasında açık ara önde olan ütü, bu 10 günlük yardımcısızlıkta listenin ilk sırasına bir daha inmemek üzere oturdu. Hayatımda ütü kadar sinir bozucu, gereksiz bir iş daha görmedim. Bundan böyle hiçbir kuvvet bana ütü yaptıramaz. Kocamın işe giyeceği gömlekler dışında hiçbir şeyi ütülemeyeceğimi buradan beyan ediyorum.

Çamaşırları yerleştirmek – Ütü yapmayacağıma göre, kurumak üzere astığım, sonrasında katlayıp çamaşır sepetine koyduğum çamaşırları çekmecelerine yerleştirmeyeceğim. Nasıl olsa yerleştirsem de Derin oğlum kendi kendine düzenliyor her şeyi, ben neden uğraşayım? Doğrudan sepetten çeker giyeriz. Herkes rahat.

Bulaşık makinesini boşaltmak – 4 kişilik bir aileyiz. Bize 2’şerden toplamda 8’er tabak-bardak-çatal-kaşık yeter de artar bile. Geri kalan tabak çanakları ancak misafir geldiğinde çıkarırım. Bizim kullanacaklarımızı doğrudan bulaşık makinesinde tutar, yıkar yıkar kullanırım. Böylece dolaba yerleştirmekle uğraşmam. Oh, bir görev daha gitti.

Yemek yemek – Bana kalsa yemek yapmak kısmını da es geçeceğim, ama malum, evde iki tane çocuk var. Dolayısıyla yemek yapmayı hepten kesmek söz konusu olamaz. Ancak gerek bulaşığı minimuma indirmek, gerekse tüketilen yemek miktarını azaltarak daha az sıklıkta yemek yapmak adına bundan böyle yemek yemeyeceğim. Böylece son birkaç ayda aldığım iki kiloyu da veririm, fena mı olur?

Uyku – Anne olduğum gün, uykunun benim için olan anlamının sonsuza dek değişeceğini bilmiyordum. Beş sene ve iki çocuk sonra, hala önceki hayatımdaki uyku kalitesini yakalayabilmiş değilim. Ve bu noktada yakalayamayacağımı da kabullenmiş durumdayım. Nitekim birinin diş süreci bitse, diğeri kâbus görüyor. Onun çişi gelse, ötekinin burnu tıkanıyor. Kabullendim, bundan böyle uyku yok. Uyumayacağım. Herkes mutlu olabilir.

Oh, bunu yazdım ya, şimdiden rahatladım. “Hiçbir şeyi yetiştiremiyorum” diyen tüm annelere şiddetle tavsiye ederim.

***

Bu yazı ilk olarak Mahmure.com’da yayınlanmıştır. 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *