29 Yorum

Doğuran mı anne, büyüten mi?

Geçtiğimiz hafta sonu bir haber dolandı her yerde. Radikal’in şu haberine göre

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkeme ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi arasındaki “Doğuran mı, yoksa emek sarf edip çocuğu büyüten mi annedir” tartışmasına, son noktayı koydu. Kurul, yerel mahkemenin “büyüten, emek veren anneden yana” verdiği kararı bozarak, biyolojik anneden yana hüküm kurdu.

Bu habere konu olan, neredeyse doğduğundan beri, yani 8 senedir Çetin’i büyüten ailenin durumunu düşünemiyorum. Birilerinin gelip Deniz’i, Derin’i benim elimden aldıklarını hayal ediyorum ve nefesim daralıyor.

Doğuran mı anne, büyüten mi? Anne olduktan sonra anladım ki, sadece doğurmak anne olmaya yetmiyor. Anne olmak için fedakarlık gerekiyor, yorulmak gerekiyor; uykusuz kalmak, hastalanınca başından ayrılmamak, ilk adımlarına şahit olmak, düşünce elinden tutup kaldırmak gerekiyor. Anne olmak için emek gerekiyor. “Sevgi, emektir.” Bunu sanırım anneliği yaşayan herkes söyleyebilir.

Öte yandan, hayatta herkes ikinci bir şansı hak ediyor. Bundan uzun seneler önce, hayatının kötü bir dönemindeyken hamile kalan ve çocuğuna bakamayacağını düşünen (biyolojik) anne, hayatını toparladıysa eğer kaldığı yerden devam etmek istemesini ve çocuğuyla birlikte olmak istemesini de anlayabiliyorum.

Üzüldüğüm bir başka konu ise, bu tür kararların, Türkiye’de çok da yaygın olmayan “evlat edinme” olayını baltalaması. Zaten çok uzun süren ve ince elenip sık dokunan bir sürecin sonunda, çocuğu ailenize kattıktan 8 sene sonra bile onu kaybetme ihtimalinin olması, evlat edinmeyi düşünen insanların gözünü korkutmaz mı?

Bu konuda sosyal mecralarda da çok konuşuldu. Twitter’da #buyutenannedir diye bir trend bile başlatıldı. Çoğu anne, bu kararın yanlış olduğunu, çocuğun, evlatlık verildiği ailede kalması gerektiğini düşünüyor.

Ya siz?

29 yorum

  1. Annelerin blogcu annesi, annelik 40 hafta bebeği taşımakla başlıyor sadece…bence de büyüten annedir!

  2. Bence de buyuten annedir. Eger biyolojik anne cocugun hayatina katilmak istiyorsa, bu, cocuk onu buyuten ailenin yaninda buyumeye devam ederken, uzman destegi esliginde yavas yavas olmalidir. Bu karari verenlere, yetiskin olduklari halde, kardesim ay sonuna kadar evden cikacaksin, sehrin obur tarafina tasinacaksin desinler, bakalim ne oluyor. Cocuk ve onu buyuten aile adina cok uzuldum acikcasi. Hic cocugun psikolojik durumu ve menfaati dusunulmeden verilmis bir karar.

  3. Bence büyüten annedir kesinlikle doğurmakla annelik olmaz

  4. Kesinlikle büyüten annedir. Bu kararı verenlere, “şimdi biri çıkıp “seni aslında ben doğurmuştum, sen benim evladımsın” dese ne yaparsın?” diye sormak lazım. Ne kadar empati yoksunu bir milletiz. herkes ikinci bir şansı hak eder belki, ama bu şans, başkasının elinden alınıp ona verilmiyorsa!

  5. doğurmakla anne olunabilseydi çöpten bebek çıkmazdı.

    büyüten annedir bence…

    • Katılıyorum… Annelik doğurmakla olmuyor. Hatta ben her önüne gelenin anne olmasına da karşıyım. Keşke bir test sonucu anne olma ehliyeti verilse şahıslara. o zaman bizi daha güzel, daha temiz insanlardan oluşan bir dünya beklerdi gelecekte, ve suç oranları %70 azalırdı. Bu mümkün olmayabilir belki ama kendi kanından kendi canından olmadığı halde bir bebeği canı gibi seven, gecesini gündüzünğ ona feda eden, hatta bazen doğurmadığı halde emzirebilen BÜYÜTEN ANNE’lerin hakkının yenmesini kabul edemiyorum…

  6. Merhaba, bence bakamayacak durumda olup bebeğini evklatlık olarak vermek zorunda kalan anne, kaderine razı olup kendinden çok, çocuğu için onun artık alıştığı ve aile bildiği aile ile kalmasına razı olmalıdır. Bende bir anneyim, evet çok zor ondan ayrılmak ama, onu sadece doğurup; ağladığını, güldüğünü görmeyip, geceleri uyurken izlemeyip, gaz sancılarını, diş çıkarma ağrılarını, emeklerken her yere düşüp, bir yerini vurmasını, onun ek gıdaya alışmalarını, oyunlarını her şeyini göremedikten sonra doğurduğu bile olsa, onsuz onca zaman yaşayabildiyse bundan sonra yaşayabilmeyi başarmalıdır.
    Çünkü onun hayatına tanık olup bebeğine aşık olduktan sonra kimse o bebekten vazgeçemez…

  7. burcu & can & cem

    tabi ki buyuten annedir. yapmasinlar mutlu ailelerin huzurunu bozmasinlar 🙁

  8. büyütenin anneliği değilde doğuranınkidir asıl tartışma konusu olan yani annelik doğurmakla değil emekle, sevgiyle geliyıorki bu bağın tarifini bilse zaten ayırmaya kalkmaz onları biyolojik olan..
    yani bilse anneliği ayırarak onları etmez çocuğuna bu hainliği:(

  9. Büyüten annedir.
    Biyolojik annenin 8 yıl sonra aklını başına devşirmek ya da toparlanınca evladına kavuşmak istemek gibi bir hakkı olduğunu düşünmüyorum. Eğer çocuğu düşünüyorsa zaten bu hakkı kendinde görmez. Ama giriştiği olay bir tür vicdan temizleme & bencillik. Çocuk ne hale gelir bu hengame arasında?

  10. nihat'ın annesi

    tabikide BÜYÜTEN… kendimi düşünüyorum nihatı 9 ay karnımda taşıdım ve 45 dk. içinde(sezeryenle) doğurdum. ve o iş orda bitti… şu anda her gecemiz neredeyse bir doğum seremonisi her günümüz ayrı bir macera … doğumu tadan bizler için bu muhteşem bir deneyim, tecrübe ve lutuf evet ama, büyütmek bambaşka bişi… günah değilmi o evlada al senin annen bu denilecek, o çocukcağız 8 yıldır kucağında uyumuş, yeri gelmiş avcuna kusmuş, yatağına çiş yapmış vs. vs. (annelik hep eğlence ve keyif değil) onu hep sarmış sarmalamış kadıncağızı bırakacak hiç tanımadığıı bir kadının kollarına bırakılacak. Ya o kadıncağız 8 yıl ne fedekarlıklar neler neler yapmış bu yavru için ya şimdi? ciğeri, kalbi, ruhu ne halde olacak aman allahım… CANIM TÜRKİYEM….

  11. Kesinlikle BÜYÜTENDİR anne..8 sene emek verdikten sonra hangi vicdana sığar o annenin elinden çocuğunu almak..8 yaşında bir çocuğun dünyasını başına yıkmak,onu ailesinden ayırmak adalet mi yani ? Ben buna katılmıyorum, daha geçenlerde buna benzer bir durumu,Tinay ve Nur’un hikayesini yazmıştı Ayşe Arman..Belki okumuşsunuzdur, Bakan müdahale etti duruma ve Nur’u alamadılar Tinay’dan..İnşallah Çetin’de ayrılmaz annesinden,ailesinden..Daha küçücük bir çocuğa bu travmayı yaşatmazlar inşallah 🙁

  12. Doğuran anneyi bilmiyoruz, tanımıyoruz. Ne durumda verdi, vermek zorunda kaldı bilmiyoruz. Yıllar önce Günahkar Rahibeler diye bir film izlemiş ve derinden etkilenmiştim. Hatta travma olmuştu benim için. Ama büyüten annenin elinden çocuğunun alınmasına da şiddetle karşıyım. Doğuran annenin çocuğun hayatına, onda bir travma yaratmayacak şekilde dahil edilmesinin yolu bulunmalıdır. Çok yazık diyebiliyorum karar için. Umarım çocuğu zorla annesinden ayırmazlar. Anneyi de kuzusundan. Çok zor bir durum çok zor. Hele bizim ülkemiz gibi bir ülkede…

  13. fulya bayraktar

    8 senelik emek yoksayılamaz. ama sonuçta biyolojik anne de ikinci bir şansı hakediyor, bu kadar acımasız olmamak lazım. sonuçta toplumda inanılmaz baskılar, güçlükler hatta cinayetlerle karşı karşıya kadınlar… kadınlar için hayat hiç kolay değil. önemli olan çocuğun en az zararla bu durumu atlatması bence. iki tarafı da tamamen dışlamadan bir çözüm yolu bulunabilmeli. 8 senelik ailesinden uzaklaştırılmadan öz annesini de tanıma şansı verilmeli çocuğa.

  14. Çocuk kimi isterse odur. Ve sanmıyorum ki büyüten anneyi seçmesin.

    Bir tanıdığım var. O kadar aksi bir çocuğu var ki nasıl katlandığını düşünüp duruken evlatlık olduğunu öğrendim. Şaşırdım kaldı! Aklım almadı. Ben kendi çocuğuma bile tahammül edemezsken başkasının çocuğuna bakmak! sonra öğrendim ki yeni doğduğunda almışlar, kendisi emzirmiş. Kendi çocuğu gibi ki kesinlikle öyle. Kopabilmesi çok zor. Diğer taraftan bakıldığında doğar doğmaz vermiş olsa bile seneler sonra özlemesi, istemesi çok doğal. kimbilir ne şartlar içinde bebeğini bıraktı. Bilemiyorum zor bir durum. 2 taraf anneleri ve en önemlisi çocuk için 🙁

  15. Çok zor bir durum, kimsenin başına gelmesini istemeyiz böyle bir durumun… Kotarmak çok zor ama bu iki yetişkinin gayet saygılı ve medeni bir şekilde kendi ralarında anlaşıp, birlikte bir orta yol bulmalılar: çocuğa ilgiyi ve sevgiyi eksik etmemeleri gerekir. Bunu bir yarış meselesi haline getirmemeleri gerekir. Hem büyütenin hem doğuranın bundan böyle çocukla ilgilenmesi gerekir diye düşünüyorum. Çocuğun her ikisi ile de ilişkiye ihtiyacı var. Nasıl yaparlar? Onu bilemem… Tabii pratik olarak, tek bir aile yasal anne (baba) olacaktır. Ve bence de eğer sekiz senedir bakan kişi, anneliği layıkıyla yaptıysa, vekalet kesinlikle onda kalmalıdır. ‘Çocuk oyuncağı’ değil bu. Aksi takdirde çocuğun psikolojisini düşünemiyorum, top gibi ordan oraya olacak iş değil… Çocukların bir takım değişmezlere, tutanabileceği, güvenebileceği şeylere ihtiyacı vardır… Ki bu onu seven, doyuran ailesidir. Eğer bakan aileden koparıp biyolojik anneye verirlerse, her an gene ailesi değişecekmiş gibi düşünüp ömrü boyunca bunun stresini hisssecektir…

  16. Hamileyken anneliğin a’sının bile ne olduğunu anlayamıyorsunuz ki. Anne olmak onu kucağınıza almak, onu beslemek, altını almak, kaka yapamayınca onunla birlikte ıkınmak, burnu tıkandığında, nefes alırken zorlandığında içinizin acıması, ilk adımlarını atarken yanında olmak, düştüğünde kaldırmak, tekrar yürümesi için onu cesaretlendirmek vs vs.dir.
    Zaten o bebek evlatlık verildiyse ve o aileyle bir yaşam kurulduysa o çocuğu o aileden ayırmamaktır belkide annelik. Çocuk evlatlık olduğunu bilse bile o aileye alışmış, bir düzen kurmuştur. Seneler sonra hele birde 8 sene sonra çıkıp ben senin annenim demenin çocuğumu bana geri verin demenin bir alemi, gereksizliği yoktur. O çocuk 8 yaşına geldiyse biyolojik annesine gitmeyecek, büyüten annesinin bence gerçek annesinin yanında kalacaktır.

  17. Elbette büyüten anne, pek çok kişinin de yazdığı gibi doğuran anne ancak büyütenden ayırmamak kaydı ile dahil olabilmeli çocuğun hayatına. Böyle bir durum zaten çocuk için yeterince travmatikken, bir de alıştığı aile oramından koparmaya benim gönlüm razı olamaz.

    Ancak sormak istediğim bir şey var, evlat edinilen çocuklar için böyle bir durum gerçekten söz konusu olabiliyor mu? Ben haberi okuduğumda, bebek evlat edinilmemiş, evlat edinmeyi düşünen bir aile koruyucu ailesi olmuş diye anlamıştım. Koruyucu ailelik evlat edinmekten farklı bir şey bildiğim kadarı ile, velayet aileye geçmiyor bu durumda. Hatta süregiden davada koruyucu anne velayeti almak istiyor, bilirkişi raporları vb. var, ama doğuran annenin rızası gerekir diyor mahkeme:

    http://www.sondakika.com/haber-doguran-mi-annedir-buyuten-mi-3011194/

    Aramızda bir hukukçu ya da bu konularda tecrübeli bir anne var mı ki acep?

    • Seda, ben yanlış yorumlamışım. Aile teknik olarak evlat edinmemiş anlaşılan, senin dediğin gibi “koruyucu aile” statüsündeymiş. Ama ne fark eder değil mi, sonuçta 8 senedir bu çocuğu büyütüyorlar. Her halükarda kimsesiz çocuklar için hayırlı olmayan bir haber bu 🙁

      • Elbette çok yazık, çok üzücü, anne-baba için de, çocuk için de. Ben bu olaydan bağımsız olarak merak ediyorum, acaba evlat edinme durumunda da böyle velayet tartışmaları olabiliyor mu?

  18. Hepsini geçtim. O bebek/çocuk için ANNE büyütendir. ANNE olarak onu bilir, onu tanır. Doğuran ise maalesef bir yabancıdır ancak. Pratik Anne’nin dediği gibi bir yöntem olabilir en mantıklısı. Ama çocuk için yine de o büyütendir ANNE. Nasıl değişir ki?

  19. doguran annedir yada buyuten annedir diyemeyecegim gercekten hem buyuten hem doguran hemde cocuk icin cok zor bi durum doguran anne kimbilir hangi sartlarda birakti onca sene kimbilir nasil bi vicdanla yasadi cocugunu dusundukce kimbilir neler yasadi belki ici sizladi belkide umursamadi ama bellki umursamis nasil unutsunki diger taraftan buyuten bayan kimbilir nasil buyuttu nasil sahiplendi nelere gogus gerdi ve gunun birinde elinden almaya kalktilar ve sonra en onemlisi cocuk tabi ki o neler hissetti gercek annesinie karsi tepkisi ne ve ileride ne olacak kiminledaha mutlu olacak tercih cocugami birakilmali zor bi karar ve dogru bi karar veremeyebilir kim verecek en dogru karari neye gore hangisi en dogrusu ve kime gore gercekten her ucu coklu denklemden beter ..\
    anneleri cocugunu birakacak duruma getirmemekdaha dogrusu galiba yada daha anne olmayacak yasta iken oyle yada boyle bebek dunyaya getirmesine firsat vermemek .belki gayrimesru iliskilerinden okulyillarindaki flortunden vesaireden oldu bebek. ozman o sartlarda birakti ve sonra dank etti biseyler bilincsiz annelik nedir babalik nedir bilmeyen genclik ve o gencligin elinde cope birakilan bebeler.oncelikle evlilik disi iliskilerden gayri mesru bebeklerin onune gecilmeliki nesil nesep kaybolmasin dogurduktan 10 sene sonra kariyer yapip hayatini rayina oturtup cikip herkesin hayatini mahvetmesinler belki hatali dusunuyorum kendimce bunun cok ciddi sikintilar olduguna kanaat getirdim Ahlaki cokuntu beraberinde boyle problemleri getirecek bu kacinilmaz sonrada bu cokuntuyu gormeyelim yeni neslin mahvoldugunun farkina varmayalim diye onumuze bu tarz munazaralar atip haftalarca anne odur anne budur diye konusturacaklar hayirlisi olsun

  20. bence doğuran annedir.aksi zihniyeti kabul etmiyorum.ben dogururum başları da annelik yapabiliri de. ancak bazı şeyler anne olmadan anlaşılmıyor.hiçbir kadın doğurduğu çocuktan ayrılmamalı.benim için anne de çocukta çok değerli.ahlaki değerler güçlü olursa gençler manevi dinamikler açısından sağlam yetişirse, anneliğin çok özel ve kutsal olduğunu bilirse daha bilinçli davranır, daha az hata yapar.
    bir de devlet ve millet olarak zor durumda olanlara yardım yapmayı, sahip çıkmayı bilirsek kimse kimseden ayrılmak zorunda kalmaz.onun dışında annesiz kalmış çocuklara kendi çocugu gibi bakıp büyütenleri omuzlarımızda taşırız.

    • Burada esas sorun annelerin haklari degil aslinda, cocugun haklari ve iyiligi. 8 yasinda bir cocugun haklari, (biyolojik veya evlatlik) annelerin haklarindan once gelir. Biyolojik anne dunyanin en iyi insani olabilir, cocugunu birakmak icin cok hakli sebepleri olmus olabilir ve hayatinin geri kalan her gununde bu yuzden aci cekiyor olabilir. O anneye icim kan aglar; ama bu, cocugun onu yetistiren aileye verilmesi gerektigi konusundaki fikrimi degistirmez. Esas olan, cocugun iyiligidir ki, cocugunu gercekten seven bir anne, o cocugun iyiligi icin, gerekirse cocugundan vazgecmeyi de goze almali. Onu annesinin kollarindan cekip, “ben senin gercek annenim, benimsin, benimle yasayacaksin” demek, cocugu perisan edecektir cunku. Bu da bencilliktir. Benim icin kutsal olan annelik degil, cocuktur.

      Dusunuyorum da, ben evlatlik olsaydim ve cocukken annemden ayirsalardi, beni ayiran kadini asla affetmezdim. O ayiranin biyolojik annem olmasi da umurumda olmazdi, bunu adim gibi biliyorum. Bugun annemin biyolojik annem olmadigini ogrensem de umurumda olmaz. Acikcasi bu, butun akrabalarim icin gecerli. Kan bagi aile olmak icin yeterli olmadigi gibi, gerekli de degil.

  21. Olaya farklı bir gözle “erkek” gözüyle baktığımızda bile sonuç değişmeyecektir: “Bakan annedir!”

    Doğum olayı biyolojik bir yaşam gerçekliğidir. Doğumdan sonra, başka bir insana hayat hediye edebilirsiniz ama tabi, onu cami avlusuna bırakınca besleyip büyüme işlemleri askıya alınır. Yaşama şansı hediye edilen bebeğe hayata devam şansı verilmez.

    Yıllar sonra çıkagelen anneleri Türk sineması bile sahip çıkmazken, bu cevap aynı kalacaktır.

  22. Benim kizim 16 aylik. Bu kadar buyutmek bile, 9 aylik hamileligin kat kat kat kat ustunde bir sey. Sadece emek degil, baglilik, adanmislik, bilme. Ben ilayda L demeden Leblebi diyecegini biliyorum. Babasi dahi, hergun saatler gecirmis olmasina ragmen bilmiyor ilaydayi, yetemiyor ona.

    Herkesin ikinci bir sansi hakkettigine katilmiyorum. Evlat verilmis bir bebek gitmistir artik, geri donusu olmamalidir. Biyolojik anne illede istiyorsa onun ikinci sansi ikinci bir bebektir, verilmis olani geri almak degildir. Sen al bir balonu patlat sonrada de ki yok ben patlatmak istemedim, ikinci bir sans istiyorum, ayni balonu bana geri verin. Yok daha neler…

    Kesinlikle karari yanlis buluyorum! En ufak bir suphem olmadan, yetistirendir anne diyorum.

  23. kesinlikle büyüten anne…………yoruma gerek görmüyorum bile.

  24. bencede büyütendir