68 Yorum

“Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz?

2010 Haziran ayında harekete geçen Emzirme Reformu, onu takip eden 1-7 Ekim Emzirme Haftası’nda ciddi bir ivme kazandı. İlk ortaya çıktığı andan bu yana, 16 aydır düzenlediği etkinlikleriyle, yetiştirdiği gönüllü emzirme rehberleriyle, internet üzerinden yaptığı bilgi ve tecrübe paylaşımlarıyla anne sütü ve emzirme denilince akla gelen ilk oluşum olmayı başardı.

Emzirme Reformu gönüllüleri olarak bu süreçte gördük ki emzirme konusu annelerin toplumsal hayatta yaşadıkları sorunların sadece bir kısmını oluşturuyor. Gördük ki, anne emzir(e)mese bile iş yerinde sıkıntılar yaşıyor, emzirme dönemi bittikten sonra da psikolojik olarak baskı görüyor. Çocuğunun yaşı büyüdükçe de yaşadığı sıkıntılar azalmıyor; nitekim birçok çalışan anne hasta olan çocuğuna bakmak için işe gelemediği zamanlar sorun yaşıyor.

Fark ettik ki çocuk sahibi olan kadınlar çoğu zaman annelikleriyle kariyerleri arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılıyor, birinden birini –ve çoğunlukla da kariyerlerini- ötelemek zorunda kalabiliyorlar.

Anne çalışsa da, çalışmasa da toplum içinde yaşadığı sorunlar var. En başta doğum konusu… Özel hastanelerdeki sezaryen oranlarının yüzde 80’i bulduğu günümüz Türkiye’sinde birçok kadın doğumla ilgili tercihlerini istediği yönde kullanamıyor. Doğuma hazırlık konusunda yeterince bilgilendirilmiyor; doğum sonrası döneme ise hazırlıksız giriyor.

Doğumdan sonra çalışma hayatına eski düzeninde dönmektense bebeğinden ayrılmadan para kazanmayı hedefleyen, girişimciliği yeğleyen kadınlar aradıkları desteği yeterince bulamıyorlar.

Emzirme Reformu’nu ortaya çıkardığımız günden bu yana edindiğimiz bilgi ve tecrübeler ışığında, sağlıklı nesiller yetiştirmenin yolunun mutlu annelerden geçtiğini, bunun için de “Anne Dostu bir Toplum”a erişmemiz gerektiğini fark ettik.

Geçtiğimiz sene boyunca emzirme ve anne sütünün önemi hakkında Türkiye’deki farkındalık seviyesine ciddi katkılarda bulunan Emzirme Reformu gönüllüleri olarak bu seneki Emzirme Haftası’nda bir adım daha ileri gidiyor, ve hareketimizi bir “Anne Dostu Toplum Platformu”na dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Bu işe ilk olarak bir Anne Dostu Toplum Manifestosu yazarak başlamak istiyoruz. Bunun için de, yine Emzirme Reformu’nun oluşumunda yaptığımız gibi, öncelikle blog dünyasından destek almak istiyoruz.

Bu manifestonun yazılımına katkıda bulunmak isteyen herkesten ricamız, aşağıdaki soruları yanıtlamaları. Blogunuz varsa, yanıtların linkini bu yazının altına bırakabilir, ya da [email protected] adresine gönderebilirsiniz. Blogunuz yoksa da bu soruları yorum kısmında yanıtlayarak konuya katkıda bulunabilirsiniz.

  1. “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?
  2. Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?
  3. Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?
  4. “Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?
  5. Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?
  6. Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz?

Sobe adeti yeri bulsun diye ben sobeleyerek başlıyorum: Anne No:27Dilimden Yazıya Düşenler, Pratik Anne ve blogu olan tüm Emzirme Reformu gönüllüleri. Ancak lütfen blogu olan olmayan herkes üstüne alınsın, ve blogu olmayanlar da yorum kısmında soruları yanıtlasın.

Katkılarınız için şimdiden teşekkürler…

68 yorum

  1. bu yazını sitemde de yayınlaya bilirmiyim?

  2. hem bebeği uyutup hem okuyordum. cevap içinde var zaten sormamış farzet 🙂

  3. 1-Hayatın her alanında “Anne” olmayı kolaylaştıran bir toplum ve “Bebek” olmayı da tabii.
    2-Türk toplumu bence sadece kendini “Anne ve bebek” sever bir toplum zannediyor..Bir yerde oturursunuz bebeğiniz biraz huysuzluk yapar bütün TERS bakışları üstünüzdedir, çıkmak zorunda oluşunuza sinir veya çıktığınıza pişman olursunuz…Komşular ve ev sahipleri genelde çocuk sevmez, ve hatta çocuklu tercih edilen bir kiracı tipi değildir..Bebek bakım odası eğer para harcanmayan bir yerdeyseniz genelde (hiç mi demeliyim) yoktur vs vs…Türk toplumu Anne dostu değildir kendini kandırır….
    3-Çalışma yaşamı, sosyal çevre (bilmiş ya da bilememiş akrabalar, arkadaşlar vs..), maddi zorluk.
    4-Süt izninin esnekliği, süt sağma odasının bulunması ve yeterliliği, kreş olanağı.
    5-Madde 4’tekilerin olmamasına ek olarak hoşgörüsüz bir patron ya da iş arkadaşları diyebilirim.
    6-Süt izninin en az altı ay ücretli olması ve sonrasında en az iki yıla kadar ücretsiz, mümkünse ücretli de olabilir 🙂 izin olanağının olması ve işyerinin kendi bünyesinde kaliteli kreşler bulundurmasını isterdim.. ( Fazla bir istek değil bence:) )

  4. canı gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten harika bir hareket. İlk fırsatta yazacağım. Tekrar tebrikler ve çooook teşekkürler.

  5. fulya bayraktar

    1-günlük hayatımızı kolaylaştıran ufak değişikliklerin yapılmasından kaçınılmasaydı keşke: en basitinden kaldırımların genişliği ve eğimi bebek arabalarına uygun olsaydı. parklar daha çok ve daha bakımlı olsaydı. devlet yaygın, ücretsiz ve uygun bakım sağlayacak gündüz bakımevleri açsaydı ve yaygınlaştırsaydı. sadece çalışan anneler için değil, gündüz en basitinden bankada, doktorda vb bir işiniz olması ve benim gibi aile efradından çocuğu bırakacak kimseniz olmaması durumunda gönül rahatlığıyla birkaç saat çocuğumu emanet edebileceğim merkezler olsaydı.

    2-toplumda yaygın olarak “kutsal anne” yüceltmesi duyulsa da, “cennet anaların ayaklarının altında” olsa da, her sene anneler gününde “gözler yaşarsa” da kesinlikle anne dostu bir toplum değiliz. “herkes doğuruyor nolcak canım” küçümsemesi ile verilen emekler, uykusuz geceler küçümseniyor içten içe…herhangi bir yerde çocuğunuz ağlasa biraz heyecanlansa bakışlar çevriliyor, “cık cıklar” başlıyor. emzirmek, alt değiştirmek için uygun alanlar çok sınırlı.

    3-herkesin “bir bilen” olması bence en büyük zorluk. herkes kendinde herşeye karışma hakkını nedense görüyor. yakın akrabaları geçin, arkadaşlar, komşular, sokakta yanınızdan geçen herhangi biri “o iş öyle olmaz böyle olur, o çocuk öyle giydirilmez, öyle yedirilmez, öyle koşturulmaz” vb bir çok kendince bilgiye sahip ve bunun en doğru ve mutlaka uygulanması gerektiğine inanıyor. nasılsa çocuksuz insanlarda da aynı ukalalık var, “bu işi bilmiyorlar, bak nasıl da hatalı davranıyorlar, ben olsam böyle yapardım vb”… annelerin yaptığı en büyük kötülük ise bence çocukların kıyaslanması ve bunun dillendirilmesi: “aaa hala bezinden kurtulmadı mı?, hala mı emziriyorsun?, hala mı emekliyor?, aaa benim çocuğum daha güzel konuşuyor, aa kendi başına yemek yiyemiyor mu?, benim çocuğum sebzesini yer, hiç soru çıkarmaz, aaa kilosu da şöyle, böyle”… bir rahat bırakın, her çocuk kendine özeldir, farklıdır diye çığlık atasım var….

    4- çalışma saatlerinin katılığı, yöneticilerin anlayışsızlığı, hastalık vb durumlarda izin almanın sorun haline gelmesi, işyerlerinde kreş vb olmaması (çocuk sahibi insan sayısına göre kreş açılmalı oysa, çalışan kadın sayısına göre değil, çocukların bir de babaları var öğle değil mi!)

    5-ilk maddede söylediğim gündüzve (hatta gece de) bakımevlerinin açılmasını isterdim.

  6. Bence türk toplumu sadece evinde oturup dışarı çıkmayan annelere dost, onun dışında bırakın sokaklarda gezmek çoğu apartmanda bile çocuk arabasıyla dairenize çıkmak imkansız, işverenler çalışan kadını işin ziyanı olarak görüyor, bırakın anneliğinde çalışmayı teşviği, devlet politikamız kadınların evde oturup doğurmasını teşvik ediyor, toplum yapısı gereği çoğu erkek evde işlevsiz, beceriksiz, türk mutfağı bile bize düşman, kilo almayı teşvik edici kebaplar, börekler, kısırlar…. velhasıl hanımlar “bakabilecekleri” durumda, “bakabilecekleri” kadar cocuk yapsın, valla her koyun kendi bacağından şekerim. bi bakmışssın +30 kilo ile evde sibel can’ın bu yaz kaç kilo verdiğini falan takip ediyosun….

    • “bırakın sokaklarda gezmek çoğu apartmanda bile çocuk arabasıyla dairenize çıkmak imkansız”

      Evet, bu maalesef böyle. Yeni kurulan şehirlerde, yeni yapılan apartmanlarda bile böyle…

  7. 1. Anne dostu toplum, hayalimde empati kurabilen bir toplum. Yaptığım her adımda, çocuk adına beni kınamayan, çocuk bakımı ile ilgili zorlandığım konularda karşımdakinden düşmanca ya da bıkkın bakış yerine herkesin başına gelebileceği tarzında desteklenme… Toplumun, annenin karşısında değil yanında olmasını anlıyorum.
    2. Türk toplumu, anneye çok fazla sorumluluk yükleyen ve çocuk bakımını sadece anne yapmak zorundaymış gibi davranan bir topluluk. Bu açılardan çok da anne dostu gibi gelmese de, çocuklu insanlara toplu ortamlarda davranış olarak (mesela tuvalet sırasında, ya da toplu taşıma araçlarında) kolaylık sağlandığını da atlamamam gerekiyor.
    3.
    i. Toplum içinde çocuk ağladığında ya da mızmızlandığında genel suçlayıcı bakışların anneye çevrilmesi (hangi anne çocuğunun ağlamasını ister ayrı konu)
    ii. Maddi zorluklar.
    iii. Acımasız iş yaşantısı
    4.
    i. Kapısı kilitlenebilen süt sağma odasının bulunması
    ii. Şirketlerin dahilinde kreş olmaması, bu sebeple günün önemli bir kısmını küçük yaştaki çocuktan ayrı geçirmek zorunda kalmak.
    iii. Çocuğumun okul toplantısına gitmem ya da doktora götürmem gerektiğinde, bunlar birkaç defa üstüstte olursa yöneticimin hoşnutsuzluk belirtisi

    5.
    i. Doğum izninin ardından ücretsiz izin almak.
    ii. Evde küçük çocuğunun olduğunu bile bile akşamları fazla mesai beklentisi- bu sebeple terfinin engellenmesi
    iii. Çocuğun ihtiyaçları (hastalık, okul toplantısı gibi) için mazeret izni almak

    6. Fazla mesai talep edilmesini yasaklayıcı yasal cezalar getirmek isterdim.
    Ücretli doğum/süt izninin arttırılmasını isterdim.

  8. Ben de yazdım, içimi döktüm 🙂

    http://wp.me/p1oyTl-iy

  9. Elif, her zaman her türlü desteğe hazırım
    Dilimden Yazıya Düşenler olarak da sobemi yaptım…

    http://dilimdenyaziyadusenler.com/2011/10/04/anne-dostu-toplum-platformu/

    Umarım bu platform ile tüm anneler olarak daha mutlu ve daha huzurlu olacağımız ve çocuklarımızın hakkı olana kavuşmak için yol alacağız..

    Sevgiler,

    Begüm.

  10. Merhaba Elif,
    Öncelikle sizleri tebrik ediyorum bu değerli çalışmalarınız için. Ben de blogumda yazdım ama direk soruları cevaplamaktan ziyade bence önemli olan bir problemi dile getirdim .Yardım, destek vs. yapabileceğim ne varsa yapmaya hazırım. Bu şekilde bir şeylerin değişeceğine artık çok daha fazla inanıyorum.
    http://benkizimindelisiyim.blogspot.com/2011/10/anne-dostu-toplum.html

  11. “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?
    Her kadının anne sorumlulukları taşıyabileceği varsayımını temel alan zihniyetin geliştirdiği uygulamalarla sıkça karşılaşılan toplum.

    Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?
    Hayır. Bebek arabası için elverişsiz kaldırımlar, bebek arabası veya tekerlekli sandalye geçisine müsait eğimlere park eden araba sahipler, ısısı ve havalandırması yetersiz kamuya açık alanların fazlalığı, emzirme odası olmayan hastane, kamu kurumu, otel ve AVM’ler, süt izni kullanamayan kadın çalışanlar, doğum iznine ayrıldığı için işten çıkarılan kadınlar, İş mülakatlarında “çocuk düşünüyor musun?” sorusuna muhatap olan kadınlar… Tüm bunlar anneliği unutulan kadınları hatırlatıyor.
    Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?
    1. Çalışma saatlerinin uzunluğu.
    2. İş yerlerine yakın bebek/çocuk bakım yerlerinin (kreşlerin) niceliksel ve niteliksel yetersizliği.
    3. Bebek bakım odalarının azlığı.
    “Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?
    1. Çalışma saatlerinde esneklik.
    2. İşyerine yakın güvenilir kreşi olması.
    3. Emzirme/süt sağma odasının bulunması
    Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?
    1. Süt izninin gerek günlük 1,5 saat ile gerekse de bebeğin 1 yaşını doldurması ile sınırlandırılması.
    2. Güvenilir bebek bakıcısı bulmak için gerekli maddi donanımı edinememe.
    3. İşyerine yakın güvenilir ancak uygun fiyatlı kreş bulamama
    Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz?
    Öteki dünyadaki bireysel çıkarları adına ibadetlerini yapabilecekleri mescit için mücadeleden geri durmayan zihniyetin bebek bakım odası isteyecek kadar toplumsal duyarlılığa da sahip olmasını sağlamak isterdim.

  12. özlem çetinder

    1) anne dostu toplum deyince ilk aklıma gelen bebeğimin altını değişmek için alanlar,küçük odalar istiyorum hadi bu olmadı yolun kenarında yada bulduğum herhangi bir yerde kızımın altını değiştirirken burası yerimi dercesine bakışlardan kurtulmak istiyorum. (peki neresi yeri).
    istediğim yerde rahat rahat emzirmek istiyorum. emzirirken göğsümün görünmesinin seksi değil kutsallığı çağrıştırdığını düşünen beyinler olmasını istiyorum etrafımda.
    2)tabiki de HAYIRRRRRR ( sadece ayy ne kadar şirin şeklinde gereksiz sahte sevimli sözcükler sarfeden ama zorda olan bi anneye yardım etmeyen bir toplumuz)
    3) a- iş hayatı
    b-sosyal hayattan soyutlanma(çoğu arkadaşım bebeğin var diye haber vermedik, olsun bebeğimlede gelirdim :))) )
    4) benim bir hayalim var 1 gün pazar izin ve 1 günde hafta arası izin. çünkü bi çok şeyi hafta sonu yapamıyorsun doktor,okul vs. eğer böyle olmuş olsa ne izin istemek zorunda kalırsın nede iş yerindekilerin suratını çekmek zorunda kalırsın.
    5) mesai beklentisi hergün saat 16: 00 olduğunda geriliyorum acaba kal diyecekler ve zaten 3 saat vakit ayırabildiğim kızımın yanına gidemeyeceğim diye
    6) benim sihirli değnek biraz masallara dokunacak ama ben sadece biraz daha fazla kızımla vakit geçirmek istiyorum. çok şey mi istiyorum sizce. (08:00-16:00 çalışma aralığına uyulmasını istiyorum

  13. Merhabalar Blogcu Anne,

    Anne dostu toplum konusunda sorularını ekli adreste yanıtladım.
    http://www.bebekveben.com/2011/10/04/anne-dostu-toplum/

    Ayrıca konu için bir kaynak oluşturması için
    Memurların ve işçilerin çalışma yaşantısında annelikle ilgili konuları düzenleyen en güncel kanunları ekli adreslerdeki yazılarımda topladım.
    http://www.bebekveben.com/2011/10/03/calisan-annelerle-ilgili-yasal-duzenlemeler-memurlar/
    http://www.bebekveben.com/2011/10/02/calisan-annelerle-ilgili-yasal-duzenlemeler-isciler/

    Faydalı olması ümidiyle,
    Sevgiler

  14. Selamlar,

    Bizde destek veriyoruz ve yazımızı sizinle paylaşıyoruz.

    http://hamileyastigi.com/blog/

    Sevgiler,
    SHUMA Ailesi

  15. 1-Annelere, anneliğe saygı duyan, art niyet gözetmeden destek veren.Anneliğin kutsallığıı unutmayan, toplumu annelerin yetiştirdiğini bilen.
    2-Çok katı olmak istemiyorum, kesinlikle hayır demeyeceğim ama en azından olumlu yöönde gelişmeler başladı biraz sanki.
    3- Çalışmak zorunda kalırken, çocuklarına karşı sorumluluklarını getirme de yaşadıkları, beslenme konusunda en iyiyi, en sağlıklısını, en organiğini ararken karşılaştıkları sıkıntılar,anneliğinize karışanlar
    4-izin, kreş, burs:)
    5-izin almak, çocuklarına bakacak kimse olmaması, iş bulamamak
    6- İmkanı olan işyerlerinin bayanlara home -ofis çalışmalarını sağlatmak.

  16. biraz geç ve biraz da uzun oldu ama işte burda: http://www.adanindenizi.blogspot.com

  17. biraz geç ve biraz da uzun oldu ama çorbada tuzum olursa ne mutlu: http://www.adanindenizi.blogspot.com

  18. http://kucuksevgilim.blogspot.com/2011/10/emzirme-reformu.html
    Gönülden destekliyorum ve elimden gelen ne varsa yapmaya hazırım…

  19. Öncelikle anne olmadığım için soruları cevaplama gereği duymadım.Ama bu konuda bir esnafın çocuğu olarak benim de şikayetlerim var.
    Annem kuaför ve kendi dükkanını açmadan önce çok ağır şartlarda çalıştı,bırakın saatlerin esnekliğini çalıştığı bir yerde üç gün beyaz,üç gün siyah kıyafetler giyiliyordu 😀 Saatlerin esnekliği dedim değil mi,eğer evimde bir hafta yalnız kalabiliyorsam şu an(yaşım pek de büyük değil),bunu annemin çalıştığı yerlere borçluyum.Annem ve babam ben dokuz yaşımdayken ayrıldı,annemle ikimiz şu an yaşadığım şehirde kaldık ve annem yeniden mesleğini bir dükkanda yapmaya başladı.Öncesinde kuaföre gidemeyen annelere ya da yaşlı kadınlara giderdi.Anneannem genellikle bana bakmaya gelirdi ama 39 derece ateşli olup da evde yalnız kaldığım zamanlar oldu.Bayram arifelerinde anneannemde kalırdım,annemin gecenin birinde gelmesi yüzünden!
    Memur ya da özel kurumlarda çalışan anneler nasıldır bilemem ama eğer esnafsanız ve nasıl desem…ünlü ya da lüks kurumlarda çalışıyorsanız,paraya da ihtiyacınız varsa çocuğunuzdan feragat etmeniz gerekiyor.

  20. Elinize sağlık Elif. Nihayet yazdım ben de cevaplarımı…

  21. Tekrar merhaba,
    Her ne kadar sözlükanada keyif sürsek de bu konunun başlığını açtım. Blogu olmayıp paylaşmak isteyen olabilir…
    Saglık ve sevgiyle

  22. Ben de büyük bir hevesle destekliyorum. Çabalarınız için teşekkürler..Cevaplarım bu linkte.. http://anitsybitsypacifier.blogspot.com/2012/01/anne-dostu-toplum_18.html