23 Yorum

Ağlatmak/ağlatmamak! Bütün mesele bu değil!

Ferber Yöntemi, “uyku eğitimi” denince akla gelen ilk kavramlardan biri herhalde. Özellikle de bizim toplumumuzda, biraz da haksız yere “ağlatma yöntemi” olarak yerleşmiş olan bu metodu ortaya atan Dr. Richard Ferber, Parenting dergisine verdiği bir röportajda önerdiği yöntemlerle ilgili bazı konulara dikkat çekmiş.

Dr. Ferber, halen Boston’daki Çocuk Hastanesi’nin Pediatrik Uyku Bozuklukları Merkezi’nin yöneticiliğini yapıyor. Türkçeye Çocuklarda Uyku Sorunları ve Çözümleri adıyla çevrilen (ve yakında bu blogda hediye kitap olarak yerine alacak olan) Solve Your Child’s Sleep Problems adlı kitabının ikinci baskısında, bu “ağlatma” konusundaki bazı yanlış anlaşılmalara açıklık getirmek istemiş.

Richard Ferber’ın Parenting dergisine verdiği röportajın özet-çevirisine aşağıda yer veriyorum. Orijinalini ve tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Çocuklarını uyutmak için sizin önerilerinizi kullanan ailelerin “Ferberize etmek” kalıbını kullanmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
Adımın kullanılması hoşuma gidiyor elbette, ancak vermek istediğim bazı mesajların yanlış anlaşılması beni endişelendiriyor. Her çocuk ve her ailenin uyku sorunları için geliştirilmesi gereken çözümlerin farklı olduğuna inanıyorum. İnsanlar genellikle tek bir kolay yöntem bekliyorlar, ancak öyle bir şey yok. Ben hiçbir zaman ebeveynleri çocuklarını ağlamaya terk etmeye yönlendirmedim, ancak kitabımda değindiğim birçok yöntemden bir tanesi, bebeğin uyanmalarına verdiğiniz tepkileri giderek geciktirmeyi hedefliyor. Kitabımın ikinci baskısında bu yöntemin her uyku sorununa uygun olmayacağının altını çizdim. Birisi kalkıp da bana “Sizin yönteminizi denedim” dediği zaman o kişinin kitabımın sadece tek bir bölümünü okuduğunu anlıyorum.

Bebeklerin kendi kendilerini sakinleştirmelerinin onlar için önemli olduğuna inanıyorsunuz, değil mi?
Gece uyanmaları birçok evde yaşanan bir sorun. Bebeklerin geceleri hiç uyanmadan, deliksiz bir şekilde uyumaları gerektiğine dair yanlış bir inanç var. Bu doğru değil. Her insan gece boyunca etrafını kontrol etmek, pozisyonunu değiştirmek üzere uyanır ve sonrasında uykuya geri döner. Bebeklerin bu tür rutin uyanmaları sayesinde çıkardıkları seslerini anne-babalar yanlış yorumlayarak müdahale etmeleri gerektiğini düşünebiliyorlar. Ve işte bu uyanmalar sırasında (bebeklerini pışpışlayarak ya da kucaklarında sallayarak) rutinin bir parçası haline geldiklerinde bebeklerine kendi kendine uykuya dalmayı öğrenme fırsatı vermemiş oluyorlar.

Ama işte bu da bebeklerin ağlamasına izin vermek gibi duyulmuyor mu?
Bebeklerin gece uyanmalarına verilen tepkiyi geciktirmek, önerdiğim çözümlerden sadece biri. Bebeklerin gece uyanmalarının tek sebebi pışpışlanmak istemeleri olmuyor ki… Gündüz çok fazla uyumaları, hazımsızlık sorunu yaşamaları, ya da stresli olmaları da uyanmaya sebep oluyor. Ancak şu bir gerçek ki, kendi kendini sakinleştirebilen bir çocuk gece uyandığında bunun araştırılması gereken bir sebebi olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla gündüz ve geceyi birlikte ele almak gerekiyor.

Ekibinizle birlikte uykunun işleyişini inceliyorsunuz. Edindiğiniz son bulgular neler?
Yaptığımız son araştırmalar, bebeklerin aslında bir zamanlar sandığımızdan daha az uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. 4 aylık bir bebeğin günde 15 ya da 16 saat uyumasını beklemek fazla iyimser bir yaklaşım, ancak bebek daha az uyuduğu zaman anne-babalar bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyor. Birçok ebeveyn çocuklarının çok erken (saat 5’te) uyanmalarından şikâyet ederek saat 7’ye kadar ağlatmayı düşünebiliyor. Ancak günde 2 saat gündüz uykusu yapan, gece de 7’de yatağa giden ve toplamda 12 saat uyuyan bir çocuğu 2 saat daha yatakta tutmak çok da iyi bir fikir değil.

Bebeklerin toplamda ne kadar uyumaları gerekiyor?
Buna bir çizelge halinde kitabımda yer veriyorum. Ancak şu bir gerçek ki bebekler genellikle ihtiyaçları olduğu kadar uykuyu alırlar. Siz onun 12 saat uyumasını isteseniz de, o 11 saat uyuyor ve mutlu uyanıyorsa sizin yapabileceğiniz bir şey yoktur.

Birlikte uyumak konusunda ne düşünüyorsunuz?
Prensip olarak karşı değilim. Bence çocuklar nerede uyurlarsa uyusunlar mutlu olurlar. Bazıları birlikte uyumanın geçmişten gelen, kültürleri aşan bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Buna katılıyorum. Ancak günümüzün modern yataklarında uyumakla bir kulübenin ortasındaki bir yer yatağında uyumak arasında çok fazla fark var. Çocukların uyku sırasındaki hareketleri yetişkinlerinden çok farklı, ve modern bir yataktan düşme ihtimalleri yüksek. Çocuklarıyla birlikte uyuyan birçok ebeveynde bunun bir tercih olmadığını görüyorum. Çocuklarını uyutmanın tek çaresini onları yataklarına almak olarak gören ve şimdi de bu alışkanlığı nasıl değiştireceğini bilmeyen birçok ebeveyn var.

Bazı anne-babalar birlikte uyumanın çocuklarını daha güvende hissettirdiğine inanıyor.
Ve bazı bebeklerin bu güven duygusuna gerçekten ihtiyacı var. “Ayrılma korkusu” yaşayan 9-10 aylık bir bebeği alıp da karanlık bir odaya koymak çok da iyi bir fikir değil. Kendi kendine sakinleşmeyi ve uykuya dalmayı öğretmeyi o zamana kadar yapmadıysanız ideali bu şekilde olmaz. Anne-babaların kendilerine en uygun uyku düzenini oluşturmalarını tavsiye ediyorum. Birlikte uyumak isteyenlerin de bunu bir plan dâhilinde yapmalarını öneriyorum. Herkes aynı saatte mi uyuyacak? Birlikte uyumaya ne zaman ve nasıl son vereceksiniz? Bunun kendi kendine son bulacağını düşünmek yanlış – çocuğu kendi yatağına aktarmak planlanması gereken bir olay. Ve tabii ki, birlikte uyumayı düşünen anne-babaların bunun potansiyel tehlikelerini anlamaları (birlikte uyumanın ani bebek ölümü sendromu riskini arttırdığı söyleniyor) ve gerekli önlemleri almaları gerekir.

Anne-babalara çocuklarının uyku alışkanlıklarıyla ilgili tek bir mesaj vermek isteseniz ne olurdu?
Hemen her çocuğun iyi uyuma potansiyeli olduğu. Çocuğunuzun uyku sorunlarını altında yatan sebepleri anladığınız zaman, daha iyi bir uyku düzeninin oturması için gerekli adımları atabilirsiniz.

demiş Dr. Ferber. Kısacası, olayın sadece ağlatmak üzerine kurulu olmadığını, uyku sorunlarının da, onlara bulunması gereken çözümlerin de her aileye ve çocuğa özel olduğunu anlatmaya çalışmış.

Ben Gün Yayıncılık’tan Türkçeye çevrilen kitabı şu sıralar okuyorum. Ve bu “ağlatma” konusunda Ferber’a haksızlık edildiğine katılıyorum. Gerçekten de kitapta söylenenler “Bebeği yatağına koyun, arkanıza bakmadan çıkın, bir daha da zinhar dönmeyin”den çok farklı.

Derin’in kolik zamanları sırasında Harvey Karp’ın kitabını okumuş, okumuş, “Bu adamla tanışmak isterdim” diye uyandığım bir günün ertesinde Türkiye’ye geleceğini öğrenmiş, onunla röportaj yapma imkanı bile bulmuştum.

Şimdi evrene yine böyle bir enerji göndersem, bu Ferber doktoru da buralara gelse, ne güzel olurdu… Bir sürü soru sorardık ona…

23 yorum

  1. Evvvettt. Bu adam psikopat, sadist, ruh hastası, bebekleri ağlatmaktan hayvanca zevk alan bir manyak değil. Bir bilim insanı. Dogru durust okumadan ve ne dediğini anlaamdan ağlatma metoduna takınca puzzle’ın tamamı görünmüyor.
    çok guzel bir çeviri olmuş elif. kalemine sağlık.
    bugun blogcu anne elif’e yorum yazma gunum olsun. varsa başka postların gir de onlara da salça olayım 🙂

  2. Elif eline sağlık bizlerin de okuduktan sonra anlatmaya çalıştığımız ve çok da zorlandığımız bir konu bu. Doktor arkadaşlar önerdiğinde bile “asla almayın ağlamaya bırakın diyor o adam…” benzeri çok yorum geliyor
    Mantık olarak da bu kadar kalın bir kitabın sadece bırakın odaya ağlasın demesi akla uygun değil
    Özellikle sadece bebek/çocukların değil çocukları ergenliğe giren anne-babaların da fayda göreceği bir kitap

  3. Emeğine sağlık Elif çevirdiğin çok iyi ve yararlı olmuş ve ben de bu adamcağıza çok haksızlık edildiğine inanmıştım kitabı okurken ama bana yine de çok otoriter geliyor tavri ama belki de zaten uyku ve daha bir çok konuda otoriter olmak gerekiyor. Harvey K ise çok daha ılımlı bulduğum sevdiğin ykın hissettiğim biri.

    • Evet, yaklaşımları farklı gerçekten. Ben genel olarak disiplin ve otoriteye yatkın bir insan olduğumdan Ferber’ın benimle örtüşen yanları olduğunu gördüm. Karp’ın söyledikleri ise hep aklımda bir ampül yaktı ve birçok açıdan işimi kolaylaştırdı, özellikle kolik konusunda.

  4. Ben hiçbir yönteme karşı değilim. İhtiyaç halinde hepsinin uygulanabilir olduğunu düşünüyorum. Ya da uyguladığımız yöntemleri savunmak için bir çok kaynak bulmamız mümkün. Sonuçta direk çocuğa soramadığımıza göre, bunların hepsi teori. Burada tek takıldığım nokta şu: Kendi kendine sakinleşebilen bebek daha iyi uyuyor deniyor. Ama diğer yandan da bebeklerin 2 hatta 3 yaşına kadar kendi kendine sakinleşme yetisinin olmadığı söyleniyor, yani korteks devreye girmemiş oluyor. Limbik sistemin de bir ebeveyn yardımıyla ancak sakinleşmeyi öğrendiği söyleniyor. ??

    • Ben bebeklerin 2-3 yaşına kadar kendi kendilerini sakinleştiremediklerine katılmıyorum. Daha doğrusu, nasıl bir ruh hali içinde olduğuyla alakalı bence. Ferber’ın burada bahsettiği, ağlama krizindeki bir bebeğin kendi kendine sakinleşmesinden ziyade gece uyanmaları sırasında dışarıdan yardıma ihtiyaç duymadan uykuya geri dalabilmesi diye yorumluyorum ben.

  5. Elif ellerine sağlık. Ben The Sleep Lady Metodunun uygulayıcısı olarak ‘Bazı çocuklar için Ferber yöntemi daha uygun olabilir. Hangi yöntemin sizin için doğru olduğuna yaşam felsefenize, çocuğunuzun yapısına göre karar vermelisiniz.’ dediğimde seminerde gözlerdeki soru işaretlerini görebiliyorum. Dr. Ferber’in de benzer birşey söylediğini görmek güzel. Çünkü gerçekten her aileye ve her çocuğa, hatta ikizlerden her birine göre bile yöntemin, izlenilen yolun değişiyor olması mümkün.
    Dr.Ferber’in ilk röportajlarından bu yana söylemleri oldukça değişti. Kitabının yeni baskılarında da yanlış anlaşılmalara yol açan ifadeler ya kaldırıldı ya da daha detaylı anlatıldı. Umarım bu konuda oluşmuş ön yargılar da zaman içinde kalkar.
    Uyku konusunda her an yeni araştırmalar yayınlanıyor. Bu nedenle uyku konusunda doğru bildiğimiz bir nokta her an doğru bilinen yanlışlar kategorisine geçebilir. Bence, benim gibi uyku danışmanlarının da görevi bu yeni araştırmaları ebeveynlerle paylaşmak olmalı.

  6. Ben de uzun bir süre Dr. Ferber’in kitabını okumadan, kulaktan dolma bilgilerle ferber metodunun ağlatarak uyutma olduğunu düşünmüştüm. Ancak geçen ay Hülya’nın Tunası’ndan Hülya Hanım sayesinde Aysun Bal ile tanıştım ve 20 aylık oğlum 2 denemede yaklaşık 10 dakika ağlayarak 3.gece hiç ağlamadan kendi kendine uyudu.(Aysun Hanım’ın tavsiyesi ile yanından ayrılmadım, ancak kucağıma da almadım) Bence de her bebeğin kendine has karakteri olduğunu kabul ediyorsak, kendine özgü bir uyuma metodunun olabileceğini de kabul edebiliriz.

    Burdan Aysun Hanım’a tekrar teşekkür etmek istiyorum, sayesinde 20 aydır saatlerce kucakta bebek taşıyarak, sallayarak çektiğimiz çile bitti, 1 aydır oğlum kendi kendine uyuyor. Tek pişmanlığım bu kadar ay yardım aramamak 🙂

  7. 🙂 Sağol Elif. Herkes gibi benimde Ferber konusunda yanılmış olduğumu anladık sayende. Ne acımasız adam diordum hep, haksızlık etmişim meğer. Neyse evrene mesaj göndermeye devam et, doğru anı yakaladığında Ferber’le ropörtaj yapacağına eminim :)))

  8. Ferber kesinlikle eli öpülesi, heykeli dikilesi bir adam. Sırf hakkındaki önyargılardan dolayı ondan başka hemen hemen herkesin kitabını okudum. Bazılarının faydasını da gördüm ama neticede 8 aylık oğlum neredeyse 2 saatte bir uyanır hale gelmişti ve meme ya da biberon almadan geri uykuya dalamıyordu. Çıldırma noktasında son çare olarak Ferber’e döndüm ve ilk geceden itibaren resmen mucizeyi yaşadım. O gece sanırım 2 kez uyandı, ikisinde de yanına gitmeden uyudu. Şimdi yatağına koyunca hiç ağlamadan uyuyor. Geceleri ise bazen bir kez uyandığı oluyor ama kesinlikle yatağından almama gerek kalmadan uyumayı başarıyor her seferinde. Yalnız lütfen sağdan soldan duyduklarınızla değil kitabı okuyarak uygulayın. Ancak bu şekilde problemin ne olduğunu doğru analiz edip, uygun çözimi geliştirebilirsiniz.

  9. Ben de kitabi tamamen okuyana kadar Ferber’i yargilardim. Ama okuduktan sonra hayatimda bircok sey olumlu gitmeye basladi. Agir kolik olan bebegim dorduncu ay basinda duzelince istikrarli bir sekilde uyguladik. Yasadiklarimi http://tugba-bence.blogspot.com/2011/07/kolik-ve-uyku-sorunu.html blogumda paylasmistim.
    Ferber’in her aile ve bebek icin bir cozum olamayacagi konusuna katiliyorum.

  10. Ferber.in yöntemini uygulayabilmek için bir yaş sınırı var mıdır? Yani benim Defne 19 aylık mesela, geç kaldık mı?

  11. Ay biz Arda’ ya 9 aylıkken yapmıştık…demek yanlış yapmışız, galiba daha erken yapmak gerekiyor…zavallı evladım! Ama 4 ay cok rahat etmiştik valla..sonra bir şekilde bozuldu duzen ve gene memede uyumaya devam etmişti..

  12. An itibariyle kitap d&r dan alindi.yarin ilk firsatta (acaba hangi firsat?) okumaya basliyorum benim peri kizim 5,5aylik ve ben artik sinirdayim hadi bakalim rasgele size guveniyorum bayanlar!elif sevgiler

  13. Hay allah razı olsun Elif.
    🙂

  14. ikizlerimi 1 yaşına kadar ayağımızda salladıktan sonra geçirdiğim bir cinnet sonucu aylarca okuyup bir türlü cesaret edemediğim yöntemlerden ferberi seçtim…şükürler olsun ki cinnet geçirmişim :)) şimdi 17 aylık kızlarım herkese el sallayıp öpücük verip yatmaya gidiyor..
    ikisinde de işe yaramış olması şansımız oldu sanırım ..uygulamak isteyenler,bırakın düşünmeyi kitabı okuyup başlayın, pişman olmayacaksınız,geçen uykusuz gecelerinize üzüleceksiniz sadece 🙂

  15. Ben de oglumu Ferberize ettim : ) Demir’i Ferber ile uyku düzenine alıştırma maceramızı da buradan okuyabilirsiniz: http://girisimcianne.com/2011/07/27/bebekuyku-dandini-dandini-dastana-oglusum-bi-yatsana/

  16. Ferber Yöntemi’ne Eleştiriler, benim düşündüklerim ve Can’ın Ferber ile imtihanı konusundaki yazmıştım.
    Paylaşmak istedim.
    http://www.bebekveben.com/2011/11/10/ferber-yontemine-elestiriler/
    Sevgiler

  17. Blogunuzu daha yeni keşfettim:) Elinize sağlık çeviriniz çok faydalı olmuş. Ben her iki oğlumu da bu yöntemle doğduklar günden itibaren eğittim. Çok şükür hiç bir sıkıntımız yok uyku konusunda. Ama çevreden “gaddar anne” damgasını az yemedim, onu da belirtmeden geçemiyeceğim:(