13 Yorum

Canımız Sokakta

Büyüdüğüm yıllarda, sokakta yürüyen bir genç kızın ya da kadının ama sözle, ama elle taciz edilmesi gayet olağan bir durumdu.

Benim yaşımda olup da bu iki tür tacizden en az birini yaşamamış olan kadın sayısı herhalde çok fazla değildir. Ne acı, değil mi?..

Üstelik bu olay yaşadığın şehrin coğrafi konumuna ya da gelişmişlik oranına göre de çok değişmiyordu. Nitekim liseye devam ettiğim -o yıllarda pek de gelişmiş olmayan bir şehir olan- Tarsus’ta, yaşadığım sahil şehri Mersin’de, ve son olarak da üniversiteyi okumak için geldiğim şehr-i İstanbul’da gerek sözle, gerek elle tacizden her Türk kızı gibi ben de nasibimi aldım.

Hayatımda bir insanın, bir başkasına, rızası olmadan dokunması kadar iğrenç bir şey düşünemiyorum. Bu konuda söyleyecek çok şeyim var aslında, ama konuyu dağıtmadan bu yazının ana fikrine geçeyim:

Hollaback!’i duydunuz mu? 2005 yılında sokak tacizlerine karşı bir blog hareketi olan başlayan bu oluşum, bugün dünyanın çeşitli şehirlerine yayılan bir sivil toplum hareketine dönüşmüş. Amaç, bulunduğu şehirlerde tacize uğrayan insanların hikayelerini paylaşmalarına izin vermek, ve böylece cinsiyete dayalı şiddetin kabul edilebilir hale gelmesini önlemekmiş.

Hollaback!’in ilk Türkiye şubesi şimdi Canımız Sokakta – Hollaback! İstanbul olarak açıldı. Ne yaptıklarını kendi sözleriyle şöyle anlatıyorlar:

Canımız Sokakta: Hollaback İstanbul grubunu kurmaktaki amacımız, sokakta kadına ve LGBTQ topluluğundan bireylere karşı yapılan taciz ve şiddetin önüne geçmek ve bu konuda insanlara sosyal medyada hikayelerini, şikayetlerini, sokakta tanık oldukları taciz ve şiddet içerikli olayları paylaşabilecekleri bir ortam sağlamak. Canımız Sokakta: Hollaback İstanbul Grubu olarak, kitlesel bir şekilde hareket ettiğimizde, sokakta taciz ve şiddetin kabullenilemez olduğunu daha rahat ifade edebileceğimize ve bu konuda insanları daha etkili biçimde bilinçlendirebileceğimize inanıyoruz. Gelin siz de hikayenizi bizimle paylaşın!

Ben web sitelerini inceledim, oradaki hikayeleri okudum, ve sonrasında aklıma şu soru geldi: Neden sadece İstanbul? İstanbul Türkiye’nin en büyük şehri olabilir, ancak sokak tacizlerinin yaşandığı tek şehri olmadığı kesin.

Bu sorumu şöyle yanıtladılar:

Canımız Sokakta, web sitemizdeki “Biz Kimiz?”den de okuyabileceğiniz gibi, Hollaback!’in bir kolu. Hollaback!,uluslararası yapılanması gereği şehir şehir kurulan bir organizasyon, dolayısıyla Hollaback! Türkiye gibi bir kol kurmamız mümkün değildi. Bizler şu anda bu site üzerinde çalışan ve bu işe gönül vermiş 10’a yakın gönüllüyüz ve hepimiz de İstanbul’da yaşıyoruz. Dolayısıyla iyi tanıdığımız bir şehrin sorunlarını yansıtmamız daha kolay oluyor.

Bununla birlikte, Türkiye’nin diğer şehirlerinde ve hatta Dünya’nın tüm şehirlerinde bu sorunun yaşandığının bilincindeyiz. Türkiye’de başka şehirlerde de kollarımızın oluşmasını istiyoruz ve bu konuda o şehirlerden gönüllü gruplar olması halinde yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.

İşte böyle… Şimdi lütfen:

  1. Canımız Sokakta: İstanbul‘un sitesini ziyaret edin.
  2. İstanbul dışındakiler – yapabiliyorsanız bulunduğunuz şehirde bir Canımız Sokakta hareketi başlatmak için İstanbul’dakilerle iletişime geçin.
  3. En önemlisi: Sokak tacizlerine sessiz kalmayın. Size yapılanı yanıtsız bırakmayın, hele de başkasına yapılana sakın ha, sakın kayıtsız kalmayın.

Bundan seneler önce, üniversite öğrencisiyken, vapurda bana tacizde bulunan insan kılığındaki pisliğin arkasından çaresizce bağırışımı ve etrafımdaki bir sürü insanın bana sadece bakıp, birkaç yaşlı teyzenin “Vah vah”ı dışında kimsenin tepki vermeyişini unutamıyorum. Bu böyle olmamalı.

Hoş, bırak kadınların sokakta laf yemesini ya da sarkıntılığa uğramasını, günlük olarak dövülmesinin ve hatta öldürülmesinin bile sıra dışı olmadığı bir ülkede yaşıyoruz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

13 yorum

  1. Günaydın.. Yine çok güzel yazmışsın Elif 🙂 Gerçekten insan olmayı öğrendiğimizde bu tür sorunlarla karşılaşmayız. Ama son yıllarda okuduklarımız, duyduklarımız, gördüklerimiz bunun bu kadar da kolay olmayacağını gösteriyor.. Kendimizden geçtim çocuklarımız için endişeleniyorum.. Nasıl bir toplumda yaşayacaklar, korkuyorum doğrusu.. İnsanlık denen şey iyice unutuldu, unutturuldu.. Herkes kabuğunda, dünya, bırakalım dünyayı yanındaki insan umrunda değil kimsenin :(( Sitedeki yazıları okudum. Pek çoğu başına gelen durumla ilgili etrafındakilerin tepkisizliğinden bahsetmiş, sende yazmışsın.. Aynı şey kendi başlarına da gelebilr bunu herhalde akıl edemiyorlar… Bu yüzden de tepkisiz kalıyorlar ya da korkuyorlar. Bilemedim… Umarım bu çaba işe yarar..

  2. minibüste sessiz sedasız parmak kırmışlığım, trenden adam atmışlığım var. pek kabadayıyımdır bu konuda övünmek gibi olmasın. üniversite zamanında sprey ve kelebek taşırdım hatta, her gün trenle gidip geliyordum okula çünkü.

    annemin çeyiz dükkanı varken yanında çalışan tezgahtar kızın hakkında pasajın tuvaletine abuk subuk şeyler yazmışlardı. annemin onu yazan adamı bulmak için yaptığı dedektiflikleri, adamı eşşek sudan gelinceye kadar pataklayışını ve en sonunda da tezgahtar kızın adamın suratına tükürüşünü asla unutamam. annemin bu tavrından dolayı belki de bu cesaretli halim. ama çok tanık oluyorum otobüslerde minibüslerde, kimse sesini çıkarmıyor, erkekler çok fırsatçı.

    çok tacize uğradım ama hiç cezasız bırakmadım ben çok şükür. sessiz kalmamak gerek bu tarz şeylere. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık da yapmamak lazım.

  3. sevdiklerinden cok uzakta...

    cok harika bir yazi ve cok harika bir site (sitenize gercekten bayiliyorumsoylemeden gecemeyecegim,) insallahh bu eski duzeni kirip disarida istedigimizi giyip ondan bundan sozle yada elle taciz edilmeden (boyle bir durumla karsilasildiginda da o kiyafetle haketmissindir diyebilen) o kohne kafalari azicik da olsa degistirilebilir. ben turkiyeden ayrilmadan once bile(ki alti ustu 3sene onceye dayanir) yasli basli amcalardan bile taciz gorebiliyorsak nereden kaldi bizim namus seref haysiyet kavramlarimiz. bu sekilde davranan ve bu insanlari hakliymis muamelesi yapanlardan nefret ediyorummmmmm( vallahi yarama tuz bastiniz aslinda daha yazacak cok seyim var ama burayi doldurmak istemiyorum, ama bu carpik zihniyetli sapik insanlardan nefret ediyorum)

  4. dogru demissin. basindan boyle tatsiz bir olay gecmeyen yoktur sanırım.
    bagırıp cagırmak ta yetmezdi. pis pis sırıtıp yuruyup giderlerdi. gucumuz yetseydi de hastanelik edene kadar pataklayabilseydik.
    olusum fikri cok guzel.

  5. Türkiyedeki üniversite yıllarında bende çok sözlü tacize maruz kalmışımdır.Sonrasında Amerika’da yaşadığım dönemde rahat bir nefes aldığımı hissetmiştim.Ama işin en acı yanı ise Amerikadaki tek sözlü tacizin bir Türk tarafından yapılmış olmasıydı.Kendisine Türkçe tepki verdiğimde ise utanmadan ”aa sen Türkmüydün?” demişti.

  6. 1998 veya 99 senesi ramazan ayında minibüste adamın teki ayakta duran bir kadına yakın temas halindeyken arkadaşıma dönerek boşalmış ve bu olduğu gibi kız arkadaşımın paltosuna gelmişti. Şoka giren arkadaşım babasını aramış, babası gelip kızı teselli etmiş ve kızının paltosunu temizlemişti :)) o palto çöpe gitti tabi ve arkadaşım ve ben günlerce etkisinden kurtulamamıştık. Bu da tacizde olabilecek son noktadır herhalde, ne zaman minibüse binsem hep aklıma gelir bu olay 🙁

  7. ben zaten anlam veremiyorum kendilerine gelince namus bekçisi olurlar öyle insanları hapse atıp bir daha çıkarmamak gerekir bence

  8. kusura bakmayın ama şiddete karşı değilim ben. bunları yapanları olay anında deşifre edip topluca bir temiz sopa çekmeli!

  9. Maalesef benim de başıma geldi. Küçükken sessiz kalıyordum, utanıyordum çünkü. Sanki suçlu benmişim gibi. Büyüdüğümde ya dövdüm ya da araya girenler yüzünden üstüne yürümekle kaldım ama sessiz kalmadım. Gerçekten iğrenç bir şey.