41 Yorum

Nilü ve Emre’nin Hikayesi

Sonunda!

Aylardır Nilü’nün başının etini yiyorum. Bana “Nilü nasıl, iyi mi? Doğum hikayesini anlatmadı, her şey yolunda mı?” şeklinde gönderilen e-mailleri doğrudan Nilü’ye iletiyorum, “Yaz artık!” diye. En nihayetinde psikolojik baskı oluşturma çabalarım sonuç verdi. Ve Nilü onca uykusuzluğun, işin gücün arasında oturup doğum hikayesini yazdı.

Emre mutlu, maviş gözlü, dünya tatlısı bir bebek. Nilü yorgun, uykusuz ama dünya mutlusu bir deli anne. Yazın buraya geldiklerinde Emre’yi az da olsa sıkıştırma şansım da olduğu için çok mutluyum. Lafı çok uzatmadan, fazla dolandırmadan Nilü’nün “Uzun yazdım ama kısalt dersen ne zaman vakit bulurum bilemem” dediği doğum hikayesine bırakıyorum.

***

Emrem’in aramıza katılışı
16 Mayıs 2011, Miami-Florida, ABD

Uzun bir aradan sonra size tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her şeyden önce geç de olsa hepinize kocaman bir teşekkür etmek istiyorum ve hamilelik bloğuma veda mesajımda da yinelediğim “iyi ki varsınız”ı bir kere daha tekrarlamak istiyorum. Doğumdan sonra fırsat bulup Elif’in benim doğumun gelişmelerini yayınladığı yazılarına yaptığınız yorumları okuduğumda hayatımda hiç tanımadığım insanlar tarafından bu kadar sevilip destek almış olmam beni çok duygulandırdı ve hatta mesajlarınızın hala bile geliyor olması beni sonunda doğum hikâyemi yazmaya motive etti.

Hepinizin hatırlayacağı üzere Emre’m beklenen tarihinden bir hafta erken olarak 16 Mayıs günü aramıza katıldı. Bir önceki hafta gittiğim doktor kontrolünde doktorum amniyotik su seviyemi az buldu ve “Sen en iyisi Cumartesi günü (14 Mayıs) bir hastaneye git; orada hem bir ultrason yapılsın hem de NST’ye gir” dedi. Biz Cuma akşamı sanki hiç karnı burnunda olan ben değilmişim gibi şehrin turistik yeri olan Lincoln Road’a inip yürüyüş yaptık. Sonra da en favori yerlerimden olan Café Segafrado’da oturup tiramisu yedik, bir şeyler içtik. Etrafımızdaki herkes o kadar büyük karnımla beni görünce şaşırmış olsa gerek takılıp durdular buradan doğuma gidiyorsun galiba diye, meğerse haklıymışlar.

Biz Cumartesi günü Bora ile hastaneye gayet lay lay lom şeklinde doktorun verdiği direktif elimizde gittik. Bizi hemen “triage” denilen (acil olmayan kontrollerin yapıldığı) küçücük bir odaya aldılar. Bizimle ilgilenen hemşire karnıma NST makinesinin uzantılarını bağlayıp ultrason için biraz bekleyeceğimizi söyleyip gitti. Ha, gitmeden daha önce hiç NST’ye bağlanmamış meraklı ben bebeğin kalp atışlarının ne aralıkta olması gerektiğini sorup o gittikten sonra da kendi kendime takibe başladım. Aşağı yukarı yarım saat sonra bir anda bebeğin kalp atışları çok hızlı bir şekilde düşüş yaşadı ve bu tam 1 dakika sürdü. Bu sırada alet de ciyak ciyak ötmeye başladı ve bir anda hemşireyi tekrar bizim odada bulduk. O geldiğinde kalp atışı yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı. Bana bunun normal bir durum olmadığını bu nedenle beni biraz takip etmek istediklerini söyledi. İçimi bir endişe kapladı ama kendi kendime herhalde alette bir şaşma oldu deyip geçiştirdim. Bir saatte çıkarız diye hayal ederken bizi tam 5 saat o minicik odada tuttular, ben sadece tuvalete giderken kendimi aletten söküyordum, onda da hemşireye haber vererek.

Neyse uzatmayalım bu beş saatlik süre içinde bir daha bebeğin kalp atışı hiç düşmedi ve hemşire odaya bile gelmeden odadaki megafondan seslenerek bizi çağırdı. Biz de oh sonunda eve gidiyoruz deyip toparlanıp çıkışımızı almaya gittik. Gelin görün ki çıkış masasına gittiğimizde hemşire bana gülerek “hadi bakalım bugün doğuracaksın” dedi, ben “Nasıl yani?” gibisinden bir tepki verince de doktorun senin “induce” edilmene (ilaçla doğumu başlatma) karar verdi dedi. “Allah Allah, doktorum nasıl böyle bir karara vardı?” diye sorunca da “O bir dakikalık kalp atışı düşüşü yüzünden” dedi ve “Şimdi seni hemen bir doğum odasına yönlendireceğiz” diye ekledi. Ben tabii hemen “Bir dakika, bu durumu anlamak istiyorum” oldum ve karara itiraz edip doktorumla konuşmak istedim, o gün nöbette olan doktorlarımdan Dr. Bendayan “Bence %1 de olsa riskiniz var, onun için beklemeyin derim ama karar sizin” dedi, ben de hiç doğuma hazır olmadığım için eve gitmek istiyorum dedim. Hemşireler yüzüme şaşkın şaşkın bakarken biz doğum ünitesini terk ettik.

Benim içime bir kurt düştü ama o kadar heyecanla doğumu bekleyen ben bu sefer korkudan mı nedir doğuma hazır olmadığımı düşünmeye başladım, daha aynı anda okuduğum doğum ve çocuk bakımı ile ilgili üç tane kitabımı bitirememiştim bile, nasıl doğum yapardım? Neyse eve geldik, bizi heyecanla bekleyen kayınvalidemlere durumu anlattık, onlar da bize “Yapmayın çocuklar, bu kadar uğraştınız bu bebek olsun diye, %1 de olsa risk risktir” dediler. Ben korka korka tekrar doktoru arayıp “Tamam, biz bu gece hastaneye gideceğiz” dedim.

Biz oturduk, güzel güzel akşam yemeği yedik, sonra ben bir duş aldım, Bora tıraş falan oldu, zaten hazır olan çantamı gözden geçirdim, derken laptop’ımı da kapıp gecenin 11’inde hastaneye giriş yaptık. Önceden oda rezerve edemiyorsunuz ama o gün eğer ellerinde varsa istediğiniz tür özel odayı ekstra para ödemek koşulu ile tutabiliyorsunuz. Bizim şansımıza kalabalık olacağımız sebebi ile istediğimiz suit oda boştu ve biz hemen onu tuttuk. Hemşire bizi odamıza götürdü, ben hemen onların verdiğinin yerine özene bezene hiç üşenmeyip internetten bulup aldığım mavi beyaz puantiyeli, sarı saten biyeli hasta önlüğümü giyebilir miyim diye sordum, hemşire de -benim gibisini daha önce görmüş olsa gerek- hiç şaşırmadan gülerek “Tabii ki” dedi. “Yaşasın buraya kadar her şey yolunda gidiyor” diye içimden geçirdim. Hemşire “Siz giyinin hazır olun ben doktorunuzun ilacınızı yazmasını bekleyip o onay verince rahim ağzınızı açacak olan ilacı size vereceğim” dedi, tabii beni neyin beklediğini bilmediğim için gayet sakin önümüzdeki dört gün boyunca evimiz olacak odaya yerleştim.

Derken hemşiremiz geldi kan aldı, benim elime serum için gerekli iğneyi taktı, sonra gece 1 gibi yine geldi ve “Tamamdır, bu tampon gibi ilacı rahim ağzınızın oraya yerleştireceğim şimdi” dedi, bu ilacın rahim ağzını yumuşatıp öne getirmesi gerekirmiş ve etki süresi yaklaşık 12 saatmiş. Bu nesnenin yerleştirilmesinin ne kadar acı verici bir olay olduğunu tabii bana hiç söylemedi ama herhalde o gece bizim koridor bir beş dakika için benim çığlıklarımla inledi, Bora’nın elini daha önce hiç bu kadar sıktığımı hatırlamıyorum. Derken 12 saatlik süreçle beraber doğumdan bir saat sonraya kadar sürecek olan açlık orucum da başladı, olası bir sezaryene karşılık yemek yemem, su içmem yasaklandı, sadece kırılmış buz parçalarına izin verdiler, ben de bardaklar dolusu buz yemeye başladım.

İlk 12 saatin sonunda hiçbir gelişme olmayınca aynı ilacı doktorum bir kez daha koydurtmaya karar vermiş, ertesi gün yine tüm koridor benim çığlıklarımla yankılandı, hemşire bu sefer de açılma olmazsa doktor sizi eve gönderebilir dedi. Bendeki hayal kırıklığı ve endişe o an tavan yaptı, nasıl yani hem bana risk var deyip bu olaya ikna ediyorsunuz sonra da beni nasıl eve gönderirsiniz diye çıkıştım, kadın da doktorunuz bilir deyip geçiştirdi.

Neyse kısmetim böyleymiş, ikinci 12 saatlik sürecin dolmasına 3 saat kala (ertesi gün gece yarısı 12’de) benim sancılarım başladı. Hemşire kontrol ettiğinde “2-3 santim açılmışsınız, sancınız da başladığından suni sancı ilacı pitocin’i şimdi vermeyeceğiz” dedi. Bu gelişmelerin hemen öncesinde odama anestezici geldi ve bana olası yapılabilecek anestezi seçeneklerini ve sezaryen durumunda ne tür olasılıklar olduğunu detaylı anlattı. Sonra bana epidural isteyip istemeyeceğimi sordu, ben de ağrının durumuna göre isteyebilirim dedim. Gece 12’de başlayan sancılara anca sabaha karşı 5’e kadar katlanabildim ve hemşireyi çağırıp epidural istedim. Bir saatten az bir sürede anestezi ekibi geldi, bu sefer bana epiduralin her zaman tutmayabileceği söylendi, haydaa yine yeni bir endişe deyip tutsun diye dua etmeye başladım. Nasıl durmam gerektiği söylendi sonra da iğnenin gireceği bölge steril edildi, derken bir anda o kocaman iğne belime girmişti bile ve ben çok kısa bir sürede uyuşma hissettim, gelin görün ki sağ tarafım uyuştu sol tarafım hala ağrıyı hissediyor,  o nedenle bana bir ilaç daha yaptılar, sonunda belden aşağım külçe gibi olmuştu.

Sabah 8’de kontrolüme gelen hemşire açılmaya baktığında “5 santim olmuşsunuz, tahmini ikindin 4 gibi falan doğum olur” dedi, sonra bana ilk çocukta itmenin biraz uzun sürdüğünü kendisinin tam 2 saat boyunca ıkındığını anlattı. Ben bu noktada artık bebeğim doğsun da her şeye katlanırım modundaydım. Aşağı yukarı 1,5 gündür buzdan başka ağzıma bir şey girmemişti ama saat 10 gibi ben aşırı bir şekilde büyük tuvaletim gelmiş gibi bir hisse kapıldım, hemen hemşireyi çağırdım. Malum ayaklar uyuşuk, tuvalete gidemeyeceğim. Hemşire bana şaşkın bir bakış attı yok böyle bir şey olamaz diye ama sonra yine de “Eh, bir bakalım daha çok açılmış mısın?” dedi, bir de baktı ki 8 santim olmuş. “Oooo” dedi, “doğum umduğumdan da yakın olacak, suyun gelirse bana haber ver.” Aradan bir 40 dakika falan geçmişti ki ben bacaklarımın arasından süzülen bir sıcaklık hissettim. Oh herhalde suyum geldi diye düşünüp yine hemşireyi çağırdım. Hemşire baktığında gözlerinde ilk defa endişe gördüm, “Suyun gelmemiş kan geliyor dedi ve hemen doktorunuzu aramam lazım buraya gelmesi gerekiyor sizi ani sezaryene almamız gerekebilir” dedi. Ben bebeğim sağlıklı olsun da ne olursa olsun modundayım ya onun için dert etmedim. Derken o gün nöbette olan doktorlarımdan Dr. Bitran (doğumumu yapsın diye dua ettiğim dünya tatlısı kişi) güler yüzle odaya girdi hemen durumu kontrol edip “Her şey normal, doğum başlamış korkulacak bir şey yok” dedi. O an hemşireler bir anda benim yatağın şeklini değiştirip bir koltuk haline dönüştürdüler.

Bir önemli detay: ben bu noktada ayaklarım hala uyuşuk da olsa ağrıyı hissetmeye başlamıştım. Dr. Bitran hemen müdahale ile suyumu patlattı ve bana bacaklarımı nasıl tutmam gerektiğimi söyleyip, nefesimi tutup 10’a kadar sayarak ıkınmamı söyledi. Tabii istediğim kadar televizyonda görmüş olsam da insanın kendinin bu ıkınmayı yaşaması ve yapabilmesi bambaşkaymış. İlk denememde çok başarılı olamadım. Derken Dr. Bitran “Bora da tutsun bacağını” dedi, diğerine de kendi destek verdi, bir sonraki kasılma ile ben bir daha denedim. Nasıl bağırıyorum bu arada anlatamam, hem acıdan hem de ıkınabilmek için güç almam gerektiğinden. Kasılmalar arası sanki hiçbir şey olmamış gibi hayat normale dönüyor konuşabiliyorum ama kasılma ve ıkınma anında dünyam bir anda tepetaklak oluyor, gözüm bir şey görmüyor. Ağrım her tavan yapışında bir arkadaşımın acının çocuğuna yardım ettiğini düşün tavsiyesini uygulamaya çalışıyorum ama nafile. Dr. Bitran ve Bora sayıyorlar ben itiyorum. Bora bir ara saçımı okşamaya kalktı ben hayır diye tersledim ama o da çaresiz sonuçta daha önce böyle bir şey yaşamamışız ki hiç…

Dr. Bitran “Vamos Nilufer Vamos” diyor, ben de o telaşta “Vamos ne ki Dr. Bitran?” diyebiliyorum, o da gülüp benim bir an İspanyolca bildiğimi düşündüğünü belirtiyor, meğerse vamos “hadi” demekmiş, biz Dr. Bitran’a “hadi”yi öğretiyoruz, bu sefer hadi eşliğinde 10’a kadar sayıyoruz, bende çığlık had safhada. Sonra öğreniyorum kayınvalidem ile kayınbabam yan odada kapalı kapının arkasında benimle itmişler meğerse, ben her ıkındığımda onlar da nefeslerini tutmuş beklemişler.Bir süre sonra acıdan artık ne dediğimi bilmeyen ben “Ne olur beni sezaryene alın ben yapamayacağım” dedim, tabii Dr. Bitran beni hiç takmıyor Bora’ya dönüp “Bu son ana geldiklerinde hepsi aynı şeyi diyor” deyip gülüyor, ben o kadar konsantre haldeyim ki kızamıyorum bile. Derken Dr. Bitran diyor ki bak kafası göründü bile, karşımdaki aynadan ben de oğlumu saçlarını görebiliyorum, Dr. Bitran diyor ki “Bir ya da iki ıkınma sonra çıkar bebek”, inanmak istiyorum ama inanamıyorum. Derken Dr. Bitran bir anda bebeği yakalama önlüğünü giyiyor, bulaşık eldiveni gibi eldivenler takıyor, hakikaten bir push daha ve kafa çıkıyor, Dr. Bitran bana gel öne diyor ve bir bakıyorum oğlumun omuzları çıkmış, doktorum “Uzat ellerini” deyip bana oğlumu kollarının altından tutturuyor ve o kaygan teniyle tanışıyorum oğlumun, onu alıp göğsüme çekiyorum. Bora karın bağını kesiyor. Aman Allah’ım, anne oldum, oğlum doğdu, inanamıyorum! Ama ağlamıyorum, acayip mutluyum.

Hemşiremin 2 saat diye tahmin ettiği itme sürecini 34 dakika ile tamamlayıp hemşirenin takdirini alıyorum. Derken başka bir hemşire geliyor oğlumu kontrol için alıyor, hemen yanımdaki Bora ile fırın diye adlandırdığımız sıcak ışık altındaki yerde Emre’nin ilk kontrolleri yapılıyor. Sanki benden çok uzağa gitmiş gibi Bora’ya “git Emre’nin yanında dur” diyorum, bir yandan da hemşireye sesleniyorum bebeğimin APGAR puanı ne diye, okumuşum ya merak ediyorum. “Hemşire 9.7, çok iyi” diyor, Bora o ne diyor cevap bile veremiyorum. Emrem’in 3,5 kilo 51 cm uzunluğunda olduğunu söylüyorlar. Dr. Bitran plasentayı çıkarıyor o sırada bana gösteriyor. “Bu mosmor kanlı şey 39 hafta benim oğlumu besledi” diye düşünüyorum ve inanılmaz bir saygı duyuyorum plasentaya. Derken Dr. Bitran saklatmaya karar verdiğimiz karın bağı kanını gerekli kaba dolduruyor, sonra bana “doğal bir yırtılman oldu” deyip dikişe geçiyor.

Bir anda her şey bitiyor, Bora kundaklanan Emre’yi alıp yan odadaki annesi ve babası ile tanıştırıyor. Benim gözümü oğlumdan başka bir şey görmüyor. Sonra kayınvalidem anlatıyor Emre’yi ben çekerken büyük bir Besmele çekmişim ve kucağıma aldığımda “Allah’ım sen benim misin?” diye sormuşum, onlar da benim bu sözlerime karı koca kapalı kapılar arkasında ağlamışlar.  Çok kısa bir süre sonra bana Emremi yine getiriyorlar, bu sefer emzirmek için. Daha hiç sütüm gelmediği aklımdan bile geçmiyor, müthiş bir iç güdü ile ana oğul kenetleniyoruz, o an göğsümden küçük görünen kafası ve minicik ağzı ile atılıyor göğsüme, bum benden colostrum geliyor, yaşasın oğlumu besleyebiliyorum diye mutlu oluyorum.

Emre’nin doğumunu takiben odama giren çıkan eksik olmuyor. Kimi tansiyonumu ölçüyor, kimi emzirme eğitimi için geliyor, bir yandan da arkadaşlarımız ziyarete başlıyor. Sırtımdaki epidural borusunu çıkarmaya gelen anestezici beni oturtunca benim başım dönüyor o da uzan diyor, derken ben uzanmamla beraber bayılıyorum, bir anda rüya gördüğümü hatırlıyorum, tabii odada müthiş bir panik yaşanmış gözümü açtığımda başımda dört hemşire vardı ve hepsinin yüzleri gayet endişeli meğerse çok ciddi tansiyonum düşmüş öyle ki ayıldığımda bile alet hala bir ölçü veremiyordu. Bu ufak korkudan sonra ben toparlıyorum, ertesi gün Emre’m sünnet oluyor, hatta bir komik hatıra da Emre’den geliyor: sünnet için götürdükleri steril odada Emre tam doktor sünneti yapacakken bir güzel tüm steril aletlerin üzerine çişini yapmış. Neyse sünnet de bitiyor bir gece daha kalıp ertesi gün bizi hastaneden çıkarıyorlar. Dört gün bana kol kanat geren hastaneye ve çok ilgili olan tüm personeline hoş çakal deyip, Emre’yi içinde kaybolduğu araba koltuğuna oturtup evin yolunu tutuyoruz.

Dün gibi hatırladığım bu olağanüstü tecrübenin ardından tam 5,5 ay geçti; ben anneliğe, Emre de bana alıştı. Her günüm ayrı bir heyecan içinde geçiyor, “Acaba Emre bugün ne keşfedecek?” diye bekliyorum. Uykusuzluk artık bana dokunmuyor bile doğal bir içgüdüyle görevimi yerine getiriyorum her gece. Arada bir artıp azalsa da hala emzirebiliyorum Emre’yi, bu da beni mutlu ediyor. Her ne kadar doktorumuz ek gıdaya başlayabilirsin dediyse de ben daha başlamadım, 6. aya kadar sırf süt gidebilmek istiyorum. Bu aralar diş sıkıntıları ufak ufak başladı galiba, deli gibi ellerimize atlayıp damaklarının arasında kıstırıyor, öyle sıkıyor ki bazen canım acıyor.

Yani anlayacağınız benim Emre ile hikâyem sürekli yenileniyor. Kendi kendime niye ben bu kadar yıl beklemişim diye düşünüyorum bazen, Emre’den önce hayat nasılmış hatırlamıyorum bile. Artık hep o var aklımda, kalbimde sanki bambaşka bir boyutta yaşıyorum. Anne olmak isteyen herkese bu müthiş duyguyu en kısa sürede tatmalarını diliyorum. Hepiniz sağlıcakla ve mutlu kalın, Allah hepimizin çocuklarını korusun, bizlerden ayırmasın inşallah! Sevgilerimle.

Nilü

Nilü’nün gebelik günlüğü yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

41 yorum

  1. Okuyup da ağlamadığım bir doğum hikayesi olmuyor benim. Her anını canlandırdım gözümde. Sadece anne olanların anlayabileceği bir duygu bu doğum olayı işte. Sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum o miniğe.

  2. Hiç de uzun bir yazı olmamış. Ağzına sağlık Nilü. Bütün güzel duaların için kocaman bir AMİN. Seni okurken iki doğumumu yaşadım. Elifciğim senin de ellerine sağlık.

  3. :)) ne denir ki? çok güzel.. Allah ayırmasın, sağlıklı ve uzun bir ömür yaşayın inşaallah…

  4. Başlığı görünce sonunda bir haber aldık diye gözlerim parladı..Yazıyı yine bir solukta okudum , APGAR puanına gelince bir an kendi doğumumu yaşadım sanki yeniden .Ben de aynı senin gibi oğlumu kontrol için aldıklarında APGAR puanı kaç diye sormuştum ve dikişlerim atılırken bunu düşünebildiğim için doğumhanedeki herkes bana gülmüştü 🙂 Hatta hamilelik boyunca çok okuduğum için kendisiyle sürekli tıbbi terimlerle konuşmama alışık olan doktorum ” Ceren pes yani , bırak da onu biz düşünelim , ha gayret jinekolog olacaksın bu gidişle ” deyip gülmüştü.. Anne-oğul muhteşem görünüyorsunuz , Emre çok yakışıklı bir bebek , Allah esirgesin onu ve tüm bebekleri ..Yeni yazılarını da bekliyoruz , sevgiler..

  5. Nilü o nasıl bir güzelliktir Emre’deki bayıldım,bayıldım,çok tatlı maşallah,beni ağlatan yazının sonunda resmini görmek güzel oldu doğrusu,Allahım ayrımasın sizi…

  6. maşallah muhteşem gözüküyorsunuz ana-oğul..nilücüm senin gebelik günlüğünü hep takip etmiştim aynı dönemde hamilelik yaşadık.Benim oğlumun adı da Emre, 6.6.2011 de doğdu benim 2 numaralı kuzucuğumda..Sağlıkla mutlulukla büyüsün bebeğin..Sevgilerimle…

    • Senin de gozun aydin Nurten, evet hakikaten bebeklerimizin aralari cok yakinmis, sana da bebeginle saglik ve mutluluk dolu gunler dilerim. Sevgiler.

  7. anne degilim ama sizin hamileliginizi basindan beri buyuk bir keyifle izliyorum.
    Ne kadar tatli bir bebek ve ne kadar mutlu bir bebek. Hep boyle kalsin. hep boyle mutlu olsun, saglikli olsun. ve evet insallah dediginiz gibi isteyen herkesin bebegi dilerim saglikli ve mutlu olsun…

    bir ornek saydigim gomleklerinize de bayildim 🙂
    gule gule buyu emre!

    • Iyi dileklerin icin cok tesekkurler Gulcin. Gomleklerimiz aslinda bir ornek degil ama gercekten de cok benziyor:)

  8. Herkese selamlar… 14 haftalık bir hamile olmanın duygu yüküyle beraber sevgili Nilü ve yakışıklı oğlu Emre nin hikayesi çalıştığım banka şubesinde okurken beni gözyaşlarına boğdu . Nilü öncelikle Allah uzun ömürler versin sizlere sağlıkla sıhhatle büyüt oğlunu . Hiçbir ekstra duygu katmadan yaşadığını anlatmana rağmen böylesine duygulanmamı sağladığına hala inanamıyorum.Rabbim inşallah bana da normal doğumun güzelliklerini yaşamayı nasip eder.

    Bu arada blogcu anne süpersin senin blogunla tanıştığım için çok mutluyum. Bu dönemde çok iyi geliyorsun bana . Seviyorum senii 🙂

    • Merhaba Tulin, hamileligin hayirli olsun, insallah sen de bebegini hayirlisiyla kucagina alirsin. Insan hamileyken asiri duygusal oluyor onun icin sen mendilleri hazirla derim; bu surecte ben cok aglamistim hem de bazen insanlarin gulecegi durumlarda bile aglamayi basarmistim:) Sevgiler.

  9. çok mutlu ettiniz bizi
    Allah emre ye anne ve babası ile sağlıklı mutlu bir yaşam vermesi dişleğiyle:)

  10. Sevgili Nilu, hamilelik gunlugunu basta amerikada doguma karar vermem sonucu okumaya baslamistim sonra degisen olaylar sonucu baska bir ulkede var olan yasamimiza geri donduk, 32. haftamdayim ve dogumhaneyi gordugumden beri heyecan doluyum.Yazini yine bir solukta okudum. Bu bir yetenek oyle guzel anlatir gibi yaziyorsunki bence devam etmelisin blog yazmaya. Okurken aglamadan edemedim. Basi biraz sikintili olsa da sonrasinda gecmis gitmis diyor insan sanirim bakalim benim maceram nasil baslayacak.Guzel oglunla sana huzurlu ve mutlu bir omur dilerim, resminiz zaten mutlulugu bize kadar getiriyor.Dilerim tum anneler ve anne olmak isteyenler o mutlu ani senin kadar guzelyasayabilirler.
    sevgiler, Senem

    • Merhaba Senem, ha gayret az kalmis buyuk gune, insan sona yaklastikca gercekten de heyecan artiyor. Insallah sen de hayirlisi ile bebegini kucagina alirsin. Benim hikayem her ne kadar biraz zor gibi gorunse de bebek bir sekilde oradan cikacak onun icin hic endiselenme tanri bize bir sekilde o gucu veriyor. Su an dogumu ani anina hatirliyorum ama o cektigim aciyi hatirliyormusun dersen kesinlikle hayir, bundan olsa gerek insan ikincileri hatta ucunculeri doguruyor:). Sevgiler.

  11. Merhaba Nilü,
    Aylar sonra güzel haberlerini alabilmek ne kadar güzel! Doğumunu Elif’ten naklen haber almıştık. Sağlıkla Emre’yi kucağına almana çok sevinmiştim. Şimdi hikayenizi senden dinlemek çok daha güzel oldu. Emre’yi kucağına aldığında “Allah’ım bu benim mi” değişini okuduğumda içim eridi.

    Oğluşun ne kadar tatlı maşallah! Allah analı babalı büyütsün. Emre bebek sağlıklı ve mutlu olsun, şansı açık, kısmeti bol olsun!

    Sık sık aklıma geliyordun aslında, tanışalım demiştik ama bebişin gelişine denk gelmişti. Uygun olduğun bir zaman seninle ve Emre ile tanışmayı çok isterim. E-mail ve telefon bilgilerimi Elif’e e-mail atacağım, o da sana iletirse sevinirim. Kim bilir belki senin tecrübelerinin yakında bana faydası olabilir.

    Sevgilerimle,

    • Merhaba Gokce, Elif mailini bana ulastirdi bile:), ilk firsatta ariycam. Gorusmek, tanismak uzere!!!

  12. 26. haftada dogumla ilgili korkularim hizla artarken, yazini bir cirpida tuylerim diken diken okudum, okurken de cok duygulandim…Dogum sirasinda sikinti olsa da, o dunyalar tatlisi bebegi kucagina aldiginda her sey siliniyor sanirim. Umarim oglumla ben de dogumu sag salim atlatir, birbirimize kavusuruz saglikla.

    Emre bebek cok guzel, masallah! Allah omrunu ve bahtini acik etsin! Sevgiler!

    • Merhaba Deniz, bence dogumdan hic korkma. Benim bu kadar tepki vermem buyuk bir olasilikla dogum oncesi gecirdigim induction safhasindan dolayi oldu, bu surec beni hem bedenen hem de duygusal olarak cok yordu onun icin doguma cok bilincli giremedim acikcasi. Aynen dedigin gibi bebegini gordugun an zamansiz ortama geciyorsun, etrafindaki hersey duruyor ve gercekten derlerdi inanmazdim ama o cektigin aci bir anda yok oluyor. Insallah sen de hayirlisiyla bebegini kucagina alirsin ve dogumun kolay olur. Bu arada eger sen hamile blogu yazan Deniz isen (yanilmiyorsam sen de Amerika’da yasiyorsun) herhangi bir konuda danismak istedigin bir sorun olursa Elif’den kontak bilgilerimi alabilirsin, seve seve yardimci olurum.

  13. Maşallah size. BAyildim size.

  14. maşallah size 🙂 bu arada emre annesine nekadar da çok benziyor. iki oğlunuda babasına benzeten bir anne olarak imrendim 🙂

    • Ay Pelin cok tesekkur ederim, son gunlerde ilginctir beni bebegime benzeten bir kac kisiden birisin. Insanlar ilk dogdugu gunden beri ben haric herkese benzettiler oglumu sulalede. Anne olarak insan icin icin o kadar istiyor ki evladi kendine de benzesin diye onun icin boyle yorumlar beni cok mutlu ediyor:).

  15. inanilmaz bir sekilde ben dogumda ne yasadiysam ayni sanki kendim yazmis gibi okudum. Epidural bendede olmadi sol tarafim uyustu ama sag tarafim uyusmadi. birinci dogum hapi etki etmedi ikincisini verdiler, daha sonra suni sanci verdiler serumla. dogum anindada zaten epidural hic bir ise yaramadi. zaten epidural agriyi hissettirmiyor o kadar. bebegin dogudugu sürecte cok agri cekiliyor.

  16. gözlerim doldu okurken. hani nasreddin hoca demiş ya attan düşünce, “bana doktor değil attan düşen birini getirin.” diye aynı öyle oldum. hikayemiz çok benzer. emrecik çok tatlı allah ayırmasın.

  17. Amin Nilüfer’ciğim, amin… Allah hepimizin çocuklarını korusun… Yakışıklı Emre’yi çok öpüyoruz…..

  18. Merhaba Nilü, çok tatlı bir oğlun var maşallah diyorum. Seninle aynı dönemde hamileliği yaşamıştık, blogcu anneden takip ederdim yazdıklarını, benim de oğlum 7 haziran da doğdu. Allah bir ömür boyu sağlıkla yaşamayı nasip etsin inşallah.

    • Cok tesekkurler Sibel. Senin de gozun aydin, oglun hayirli ugurlu olsun, mutluluk dolu gunler diliyorum size de. Sevgiler.

  19. Konudışı : ))
    sizden nasıl etkilendiysem, oğlumun bayramlığı kırmızı kareli gömlek, aynı şekilde benimki de öyleydi.. : ))
    ikinizede sağlıklı yarınlar diliyorum.. sevgiler..

  20. Maşallah çok tatlı bir oğlun var 🙂 Allah güle güle büyütmeyi nasip etsin…

  21. merhaba nilü;
    ben de sizden tam bir hafta sonra doğum yaptım,hamileyken günlüğünüzü çok takip ediyordum.benim de epidurelim yapildiktan sonra agriyi hissettim,ama ben malesef sezaryen oldum,gerci oyle ya da boyle oglum saglikla dogdu ya,onemli olan bu.ama normal dogumu cok istemistim.belim ve karin kismimda cok agri hissettim dogumda.demek ki boyle olabiliyor.neyse bizim oglumuz da simdi 5,5 aylik.ilk zamanlar cok zorlandim,hala cok cok sik uyaniyor geceleri,ama dunyanin en guzel duygusu gercekten.iyiki o var..iyiki 🙂

  22. Deniz_İlk_Tecrübe

    Merhabalar,
    Bugün blogunuzu keşfettim nereden nasıl ulaştım inanın hatırlamıyorum ama o kadar mutlu oldum ki.
    13. haftamı dün itibariyle bitirmiş oldum yeniyim, acemiyim, tecrübesizim ne alacağım ne yapacagım bebeğime kavuşacağım gün o kadar uzun geliyor ki sabırsızlıkla onu bekliyorum.
    Yazılardan yorumlardan çıkamadım oku oku hatim edeceğim sanırım bir çok kişinin tecrübesi fikirleri çok iyi. Normal doğum istiyorum çok hareketliyim umarım son aylara kadarda böyle devam eder 13 haftada 1-1.5kg kadar aldım bunun nedeni de yeme alışkanlığımı düzene bağladığımdan olsa gerek. Doğum hikayelerini okumaya çalışıyorum, çalışıyorum çünkü duygusala bağlıyorum. Elinize dilinize sağlık bundan sonra takipteyim iyi günler.

    Deniz

  23. Sevgili Nilu doğum hikayenizi bir kaç kere okudum her seferinde ağlamamak mümkün değil Emre çok ama çok tatlı Allah sizlere bağışlasın 🙂

  24. Masallah, bu tablo beni cok duygulandirdi.ben de sizin yazilarinizi okudum ,cook keyifliydi. Sizlere saglikli uzun ömürler diliyorum.