14 Yorum

Okumaya Hazırlık

Çocuk yetiştirmenin en güzel, en tatmin edici, en ayrıcalıklı yanlarından biri bir insanın büyüyüşüne tanık olmak.

Önce bebeğinizin oturmasını izliyorsunuz. Zamanla emeklemeye başlıyor. Ardından ilk adımlar geliyor. Bir bakıyorsunuz koşmaya başlamış. Kendi kendine kaydıraktan kayıyor. Tuvalete yalnız başına gidiyor. Düğmelerini iliklemeye çalışıyor. Hepsi zamana yayılıyor bunların. Yavaş yavaş oluyor, doğru zamanı geldiğinde.

Deniz şimdi okumaya hazırlanıyor. Geçenlerde “Anne, ben artık kendim okumak istiyorum” dedi.

Dedesi ona gazeteden çıkan bir Mickey Mouse kitap serisi biriktirmiş. Resimli çocuk kitapları. Çok ilgisini çekti. Her gece yatakta kendiliğinden “okuyor” bir tane.

Ben normalde çizgi karakterlerin kitaplarını okumasını istemiyorum. O zaman Ben 10, Şimşek McQueen, vesaire, çıkılmıyor işin içinden. Kitapçıya gittiğimizde o tür kitapları istediğinde “Onların çizgi filmlerini seyrettiğimizi” söylüyorum. Şimdilik işe yarıyor.

Ancak bu kitapları çok sevdi Deniz. Ve içinde resimden çok yazı olduğundan kitabın “okunan” bir şey olduğunu iyice fark etmesini sağladı. Merak uyandırdı onda bu kitaplar.

Gündüz -çok nadir de olsa!- ses kesiliyor bazen evin içinde. Bir bakıyorum Derin bir yerlerde bir şeyler karıştırırken Deniz elinde bir kitapla bir köşeye çekilmiş. Bazen de odasına.

Tırtıl Kids'in hediye ettiği bu yazı, Deniz'in odasının kapısından inmiyor.

Çocuk yetiştirmeyle ilgili en çok başvurduğum kaynak Amerika’dayken edindiğimiz, Amerikan Çocuk Doktorları Derneği’nin (American Academy of Pediatrics) Caring for Your Baby and Young Child kitabı. O kadar çok faydalandık ki o kitaptan… İşte orada şöyle diyor:

Çocuğunuz harfleri öğrenmeye meraklı mı? Kendi kendine kitaplara, dergilere bakıyor mu? Kalemle “yazı yazmayı” seviyor mu? Hikaye zamanlarında dikkat kesiliyor mu? Eğer yanıtınız “evet”se çocuğunuz okumanın temel prensiplerini öğreniyor olabilir.

4-5 yaş çocuklarının az bir kısmı okumaya ilgi göstermeye ve bazı kelimeleri fark etmeye başlasa da, çocuğunuzu okumayı sökmeye zorlamamalısınız. Ona iyi bir başlangıç verecek olsanız bile bunu okul başladığında devam ettiremeyebilir. Erken okuyan çocukların büyük bir kısmı iki ya da üçüncü sınıfta -yaşıtları aynı okuma alışkanlığını geliştirdiği zaman- bu avantajlarını yitirirler.

Bir çocuğun okulda başarılı olup olmayacağının en önemli göstergesi okumaya ne kadar erken başladığı değil, öğrenmeye ne kadar istekli olduğudur. Ve bu istek, dört yaşındaki bir çocuğa okumayı öğreterek verilemez.

Peki, erken öğrenmeyi teşvik etmenin en başarılı yolu nedir? Çocuğunuzun kendi hızında ilerlemesine ve yaptığı işten keyif almasına izin vermek. Onu harfleri, sayıları, renkleri, şekilleri, kelimeleri yazıp çizmeye zorlamayın. Onun yerine kendi kendine keşfetmesini sağlayın, merakını uyandırın. Ona istediği kitapları siz okuyun, ama kelimeleri öğrenmeye zorlamayın. Ona öğrenme fırsatı verin, ama eğlendiğinden de emin olun.

Ne güzel anlatmışlar, değil mi?

Çok önemli…

14 yorum

  1. Evet ya burnunu temizlemek için sümkürmeyi öğretmeye çalışırken hem çok zorlanmış, hem de çok şaşırmıştım.Her şeyi ve herşeyi biz öğretiyoruz….. çok büyük bir sorumluluk…

  2. :)))Kızımın kitap okuma üzerine üstünde durmasamda anaokulu öğretmenimiz sağolsun arasında çok büyük aşk olmasada kitap okumasını hergün evde taklit ediyor:)Kitapların sayfalarını çevirip çevirip hergün bebeklerine okuyor yada arkadaşı varsa arkadaşına öğretmenini görmedim nasıl okuduğu ama eminim birebir mimiklerinide taklit ediyordur:))Okuma yazılı olanlarmı hayır kendi hayal gücü:)Harflari tanıma demişsin şimdi nerede isminin baş harfi olan “D” görse işte benim ismimle başlıyor yaşasın diyor:)

  3. Peki, devamlı aynı 3 kitabı okumak, dinlemek isteyen veledin durumu ne olacak???
    🙂

  4. Yeğenim 5 yaşında tamamen kendi gayretleriyle öğrendi okuma yazmayı, bildiğimiz için yanlış olduğunu hiç destek olmadık öğrenmesine ama harfleri tek tek sorarak kendi kendine çözdü. “ben ten elyın fors” yazmıştı bir keresinde misal, aynen bu şekli ile. Seneye okula başlayacak bakalım bu bilgisi ona nasıl yansıyacak. Benimkine gelince hiç sevmiyor nedense, yaşına göre kitaplar alsam da iki bakıp elimden aldığı gibi fırlatıyor bir tarafa. Kapısında “rahatsız etmeyin, kitap okuyorum” kartını görücek miyim ben de bir gün aceba?

    • ben de kendim öğrendim okumayı… okula başladığımda seri okuyabiliyordum ama okulda bu durum benim için hep dezavantaj oldu maalesef. çabuk sıkıldım, dersler bana sıkıcı geldi. zaten çok iğrenç bir ilkokul öğretmenim vardı onun da etkisi vardır muhakkak…

  5. Öğrenmekten keyif almayı öğretmek.. Mühim püf nokta..
    Fazıl Say’a biri sormuş:
    – Çocuğumun piyano çalmasını istiyorum, günde kaç saat çalmalı?
    FS: – Zevk aldığı kadar.

    Aslında bu farkındalığımız bizi dezavantajlı da yapıyor zira öğrenmekten bıktırmamak öğretmekten daha özen gerektiyor. Eskilerin öğretme kaygısının olmaması bir anlamda isabet olmuış: bıktırmamışlar da:))

  6. Tuba bozacioglu

    Gercekten cok guzel ifade etmisler ve sen de tahminimce turkceye cok basarili sekilde cevirmissin:)

  7. ne güzel anlatmış bu kitap, benim kız da aynen okumaya ve yazmaya pek hevesli çok üstüne gitmiyorum kaybetmesin diye..

  8. Bence hevesli çocuğun hevesini görmezden gelirseniz, öğrenme hevesini kaçırabilirsiniz. Mesela nasıl çocuk kendi kendine yemek istediğinde ona bu fırsatı tanımazsan, sonra kendi kendine yeme isteği kayboluyor? Aynı mantık…

    Çocuğun eli kasları yazı yazmaya müsait olmayabilir. Ama yazmak ile okumak farklı beyin noktaalrını çalıştıran, farklı eylemler. YAzı yazamasa bile okumayı sökebilir.

    Benim annem bendeki isteği görünce şöyle yapmıştı bana 5 yaşlarımdayken: A4 kağıdın çeyreğine büyük harfleri yamzıştı. İki Koltuk arasına ip germişti. Harflerin olduğu kağıtların uçlarını kıvırmıştı. Bu harfleri iplere geçirip kelimeler kura kura okumayı öğrenmiştim. Elimle yazamıyordum belki ama iplere yerleştirdiğim harflerle yazı da yazabiliyordum.

    Hiçbir zorlama yok ama öğrenme hevesim de kırılmamış. Ben de kızıma uygulayacağım bu yöntemi hevesini fark eder etmez.
    Bu arada ben sanırım şanslı azınluıktanmışım ki okuma yazmayı erken öğrenmiş olmam öğretim hayatımı hep olumlu etkiledi. 33 yaşımdayım, hala okuyorum, öyle söyleyeyim 🙂

  9. Elif, yazında;
    “Ben normalde çizgi karakterlerin kitaplarını okumasını istemiyorum. O zaman Ben 10, Şimşek McQueen, vesaire, çıkılmıyor işin içinden. Kitapçıya gittiğimizde o tür kitapları istediğinde “Onların çizgi filmlerini seyrettiğimizi” söylüyorum. Şimdilik işe yarıyor.”

    demişsin. Aslında sevilen herşey okunmalıdır diye bir iddiam var benim. Abim çocukken; deli gibi çizgi roman okurdu; tabii bizimkilerde hep engellemeye çalışırdı, ders çalış vesaire bahaneleri ile. Bende aklım ermeye başladığında dadandım bu çizgi romanlara. Uzun yıllar çizgi roman ve mizah dergileri bizim vaz geçilmezimiz oldular ve hala da aynı tutkuyla onları sevmeye devam ediyoruz Ve biz bu sayede ileri ki yıllarda birer kitap tutkunu da olduk. Annem hep “evlenirken kitaplarınızı vericem çeyiz yerine” derdi. Öyle de oldu hatta.

    Demem o ki, sevilen karakterlerin çizgi film hali de, çizgi roman hali de her zaman insana zarar vermez. Bazen onu seven çocuğu bambaşka bir boyuta taşımak için vesile olabilir.

    Sevgiler…

  10. Aaa bu serinin bir kitabı var bende 😀 ben de küçükken okumuştum,çok eğlenceli bir seri.
    Çok sevindim çocuğunuz adına,umarım okuma hevesi hiç kaybolmaz.