2 Yorum

Deniz’in Gebelik Günlüğü, 26. hafta

Deniz’in hafta hafta gebelik günlüğü devam ediyor.

Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz.

***

İyi Bayramlar Herkese!

Geçtiğimiz hafta doktor kontrolümüze gittik. Bir güzel grip aşımızı olduk. Neyse ki, sandığımın aksine, hiç acı hissetmedim, sonradan da kolumda bir sıkıntı olmadı. Doktor karnımı 26.5 santim olarak ölçtü ve bebeğin kalp atışlarını dinletti. Her zamankinin aksine, bebişimizin kalbi bu sefer oldukça hızlı atıyordu ama doktorum bunun normal sınırlarda olduğunu söyledi. Bebeğin hareketlerini bazı günler hissedemediğimi söylediğimde, bunun şimdilik normal olduğunu ama özellikle 32. haftadan sonra her gün düzenli olarak hareketlerini kaydetmem ve aksi takdirde kendisine hemen haber vermem gerektiğini belirtti.

Bu seferlik glikoz testinden kurtuldum ama portakal suyu renginde küçük bir plastik şişe içindeki şekerli suyu üç hafta sonraki kontrole giderken içmem için şimdiden verdiler. Böylece hastanede bir saat boyunca oturmak zorunda kalmayacağım. Randevu sabahı normal olarak kahvaltımı yaptıktan sonra şekerli suyu 5 dakikada kafaya dikerek içmemi ve sonraki bir saat içinde kesinlikle hiçbir şey yiyip içmememi ve tam bir saat sonra da kan örneğimin alınması gerektiğini söylediler.

Ne kadar kilo aldığım konusuna gelince: son kontrolden bu yana tam olarak 2 kilo! Doktor, bunun iyi bir şey olduğunu ve hamileliğin sonuna kadar daha 6-7 kilo alabileceğimi söyledi. E zaten ayda 2 kilo alırsam, son üç ayda da kalan 6 kilo hakkimi tamamlarım sanırım! Yalnız, şu son iki gündür bel kemiğimin sol yanından bacağıma doğru vuran bir ağrı başladı. Kilodan mı, yoksa bebeğin sinirlere baskı yapmasıyla oluşan siyatik dedikleri olay mı henüz tam çözemedim.

Bu arada, artık geceleri en az iki kez tuvalete kalkıyorum ve her seferinde de koca göbeğim dengemi bozduğundan yolumu yalpalayarak buluyorum! Bu sık gece kalkışlarının anne adaylarını yaklaşmakta olan uykusuz gecelere hazırlamak için olduğunu okumuştum kitapların birinde. Her ne kadar uykum bölünüyor diye söylensem de, eğer ileride bana kolaylık sağlayacaksa, şikayetçi değilim geceleri uyanmaktan!

Kitap demişken, bebek bakımıyla ilgili ilk olarak Tracy Hogg’un “Baby Whisperer” kitabini aldım geçen hafta ve yavaş yavaş okumaya başladım. Ama kalınlığını, diğer okumak istediğim bebek kitaplarını ve henüz hepsini bitiremediğim hamilelik kitaplarımı düşününce, bunların hepsini ne zaman okuyacağım diye kara kara düşünür oldum. Bakalım oğlum doğmadan en az bir tanesini bile bitirmiş olacak mıyım?

Doktor kontrolümüzün hemen sonrasında, eşimle birlikte hastanenin yeni başlattığı bir hizmet olan “Bebeğe hazırlık” konulu yarım saatlik kısa bir bilgilendirme seansına katıldık. Görevli kişi, bebekleri doğar doğmaz annenin çıplak tenine koyduklarını ve böylece “skin-to-skin” denilen anne ile bebeği arasındaki ilk tensel temasın o anda kurulduğunu ve bunun henüz dünyaya gözlerini açmış bebekler için çok rahatlatıcı ve sakinleştirici olduğunu söyledi. Bu tensel temas bir yandan anne ile bebeği arasındaki bağı güçlendirirken, bir yandan da emzirmede kolaylık sağlıyormuş. Ayrıca yeni doğan bebeği yıkamak için en az 6 saat beklediklerini, çünkü bebeklerin cildini kaplayan “vernix” adli doğal kremsi tabakanın bebeğe çok faydalı olduğunu anlattı.

Görevlinin ısrarla üzerinde durduğu bir diğer konu da, doğumdan hemen sonra bebeğin sürekli olarak annenin odasında kalması. Böylece hem anne bebeğini yakından tanımaya başlıyor ve gerektikçe emzirebiliyormuş, hem de bebekler kendilerini daha güvende hissediyorlarmış. Ayrıca her bebeğin açlığını (ya da tokluğunu) ifade etmek için kullandığı farklı kişisel hareketler varmış. Mesela parmağını emmek, dilini çıkartmak ya da gözlerini sağa sola oynatmak gibi. İşte, yeni anne bebeğinin huyunu-suyunu bu sayede yakından gözlemleme fırsatı bulup, onu hiç vakit kaybetmeden tanımaya ve anlamaya başlıyormuş. Aslında bunun en önemli amacı bebeğin ağlamasına fırsat vermeden acıktığını fark edip onu doyurabilmek! Malum ağlamaya başladıktan sonra sakinleşmesi daha zor oluyor. Tabii bütün bu anlatılanlar benim o kadar hoşuma gitti ki, görevli kadın konuşurken “o günler hayırlısıyla bir gelse” diye düşünüp heyecandan gözlerim doldu!

Haftaya görüşmek üzere, keyifli ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim.

Deniz

2 yorum

  1. Selam Deniz

    Bizde yapmistik o hastane turunu hemde ikinci gebeligimde.ustelik ilk dogumum da ayni hastanede oldugu halde.ustelik aslinda bilmedigimiz pek cok seyi ogrendik.
    Bebegin erkek olucakti yanilmiyorsam dimi.sana tavsiyem hemen sunnetini yaptir.simdiden dogum doktoruna soyleyebilirsin cunku o yapicak.Ben erken dogan ikizlerim yaptirdim.
    Gobekleri dusmeden iyilesiyor.bexini actiginda krem suruyorsun islem bitityor.

    Birde bebek icin doktor bul hatta esinle git burosuna.bizim ilk gebelimizde 28 haftadaylen arkadas araciliyla bullmustuk ve hemen gorusmeye gittik.bizim doktor dogum yapicagim hastaneyle zaten calisyordu ve her gun gelip kontrol edicekti.ustelik kendiyle birlikte 3 tande partneri vardi.
    Her hafta biri nobetciydi.ozelikle bekleme salonu cok guzel bir sekilde 3 bolumden olusuyordu.hasta bolumu,normal kontrol bolumu ve hasta olmayan 0-6 ay bebeklerin bolumu.

    • Selam Gonul,

      Evet, sunnet konusunda biz de ayni seyi dusunuyoruz, yani hemen yaptirmayi. Dedigin gibi cocuk doktoru da bakmaya baslamam lazim artik. Tesekkurler!