28 Yorum

Çocuklar(l)a kitap okuma üzerine

Çocuklara her akşam kitap okuyor olmamıza rağmen okuduğumuz kitapları fotoğraflayıp paylaşmak her nedense yenice aklıma geldi.

Son birkaç haftadır denk geldikçe o akşam okuduğumuz kitapların fotoğraflarını çekip “Bu akşam bunları okuduk” diye Facebook ve Twitter’da yayınlıyorum. Hem kendime anı olsun diye, hem de biraz olsun fikir vereyim diye.

Bunu yapmaya başladığımdan beri pek çok soru almaya başladım. Aşağıda bunlara toparlayabildiğimce yer vermeye çalıştım.

>> Ne zaman okumaya başladın? – Genelde birçok anne/baba çocuğa ne zaman kitap okumaya başlaması gerektiğini soruyor. Bu sorunun kesin bir yanıtı var mı, ben bilmiyorum. Yanı, bir pedagoga ya da bir çocuk kitabı yazarına sorsanız size “Şu yaşta çocuğa kitap okumaya başlamalısınız” derler mi, emin değilim. Bence bu çocuktan çocuğa değişen bir şey. Deniz’i kucağıma koyup Are You My Mother’ı okumaya başladığımda 3 aylıktı. Elbette ki başından sonuna dinleyip, hikâyeyi takip etmiyordu. Ama o kucağımda otururken ben bir yandan okumaya çalışıyordum, gittiği yere kadar.

Derin’de ise böyle bir rutin oturtamadım. Sebebi evde ilgi bekleyen bir çocuk daha olmasıydı sanırım. Dolayısıyla Deniz’in ikinci kelimesi “pitap” iken (ilki “karga”ydı) Derin bir buçuk yaş civarında yeni yeni kitaplara ilgi göstermeye başladı.

>> İyi de, 1,5 yaşındaki çocuğuna nasıl okuyorsun? Benimki yerinde durmuyor! Benimki de durmuyor ki… Gidiyor, geliyor. Oturuyor, kalkıyor. Gidip kendine başka bir kitap seçiyor, ya da arabalarını alıp onları sürmeye başlıyor.

Çocukların odasında (yeni evle birlikte aynı odada uyumaya başladılar) bir kitap köşemiz var. Yere yastıklar attık, köşeye bir lamba koyduk, oldu sana kitap köşesi. Orada oturuyoruz. Ben Deniz’e okurken Derin de yanımızda oturuyor. Genellikle o da gidip kendine bir kitap seçiyor kitaplıktan. Onun sayfalarını çeviriyor. Hikâye ilgisini çektiyse, ya da ben inişli çıkışlı bir ses tonuyla okuyorsam o da –mesela sesimin yükseldiği yerlerde- bakıyor kitaba, “Annem bu kadar heyecanla ne anlatıyor olabilir?” diye… Ama başından sonuna kadar yanımızda oturup da kitabı dinlemiyor. Şu anda ondan beklentim hikâyeyi takip etmesinden çok kitap okumanın günlük bir rutin olduğunu anlaması, o kadar.

>> Ne tür kitaplar okumalıyım? Bu, çocuğun yaşına göre değişiyor tabii ki. Deniz’e ilk okuduğum Are You My Mother okumaya yeni başlayan çocuklar için basılmış, gayet kâğıt sayfalı bir kitaptı. Aslında o hikâyeyi tamamen romantik bir yaklaşımla, çocuğuma okuduğum ilk kitabın anneyle ilgili olmasını düşünerek okuduğumu fark ediyorum şimdi. Kitapları seçerken tabii ki dayanıklı olmasına dikkat etmek lazım. İlk kitapların kumaş olması, hatta kenarlarının plastik diş kaşıyıcılar içermesi de tercih edilen bir özellik! 2 yaş civarında kalın sayfalı, büyük ve renkli resimli, az yazılı kitaplar daha çok ilgi çekiyor. Bu konuda Bir Dolap Kitap’ın çok güzel bir yazısı vardı: Çocuğunuza Kitap Seçmenin Püf Noktaları

>> Böyle değişik ve güzel kitapları nereden buluyorsun? Şanslıyım ki çocuk kitapçılarının olduğu bir şehirde yaşıyorum. Evimize yürüme mesafesinde Düşevi Kitabevi var. Sahibi Senem’le çok güzel bir dostluk geliştirdik; bana çok güzel tavsiyelerde bulunuyor. İstinye Park’taki Tırtıl Kids de bir başka keyifli çocuk kitapçısı. Gerek müdürü Nalan Hanım, gerekse oradaki personel kitaplar hakkında güzel yönlendirmeler yapıyor. Bunların dışında yayınevleri de Hediye Kitap konseptine destek olmak adına bana yeni çıkan ya da ilgi çekeceğini düşündükleri kitaplarını gönderiyorlar.

Bu konuda pek özlü bir anne sözüm var: “Çocuk kitabı, çocuk kitapçısından alınır.” Elbette ki büyük, zincir kitapçılar da çocuk kitaplarına yer veriyorlar, ancak oradakiler genelde çok satan, çizgi film karakterlerinin olduğu, kitapların balık istifi halinde raflara tıkıştırıldığı bir düzende (!) oluyor. Çocuk kitapçıları ise sadece bu konuya eğildikleri için hem koleksiyonları daha geniş ve özenli oluyor, hem de işlerini severek ve bilerek yaptıkları için sizi yönlendirecek donanıma sahip oluyorlar.

Aslında kütüphanelerin günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş olması gerekirdi. O zaman kitaplarımızın hepsini satın almak yerine çocuk kütüphanesinden alır, okur, geri verir, yenisini alır, okur, tekrar iade eder, kütüphane alışkanlığı geliştirmiş olurduk. Ancak maalesef kütüphane olayı ülkemizde pek yerleşmiş değil. Hal böyle olunca çocuk kitapçıları o boşluğu doldurmaya çalışıyor.

Peki, çocuk kitapçısı yoksa ne yapmalı? Nitekim benim bildiğim kadarıyla İstanbul  (ve belki birkaç büyük şehir daha) dışında pek çok şehirde çocuk kitapçısı yok… Ben o durumda sanırım internete başvururdum. Tırtıl Kids’in mağazasındaki tüm kitapları internet sayfasında da satışa sunuluyor. Aynı zamanda çocuk kitapçısı Kipitap da bu konuda önemli bir ihtiyacı gideriyor. Diğer online kitap satış sitelerinde de çocuk kitaplarına yer veriliyor.

>> İngilizce kitapları nereden alıyorsun?Ben İngilizce kitaplarımı şimdiye dek hep Amerika’dan aldım ya da getirttim. Ya oraya gittiğimizde alıyoruz, ya da sene boyunca Amazon’dan alıp bir gelen olduğunda getirtiyorum. Ancak Tırtıl Kids’in özenle seçilmiş, zengin bir İngilizce kitap koleksiyonu var. Şu anda yurt içinde İngilizce çocuk kitabı temin etmek için en gelişmiş (online) kaynak sanırım orası.

>> İngilizce kitap okurken çocuklar sıkılmıyorlar mı? Deniz İngilizce biliyor. Derin’se Deniz’e okurken duydukça kulak dolgunluğu geliştiriyor. Ancak hiç İngilizce bilmeyen bir çocuğa İngilizce hikaye kitabı okumak bana çok mantıklı gelmiyor, ben olsam dinlemezdim. Böyle bir durumda İngilizce kelime öğreten kitaplar (örneğin İlk İngilizce Kelimelerim) daha isabetli olur diye düşünüyorum.

>> Her akşam başka bir kitabı nasıl okuyorsun? Benimki aynı kitaba taktı, başka bir şeyi kesinlikle kabul etmiyor. Bu sanırım dönemsel bir şey. Deniz’in de bir ara böyle bir takıntısı olmuştu. İki üç kitaptan başka kitaba bakmıyordu. Onun dediğini yaptık, bir süre öyle oldu. Bu dönemi çocukla birlikte kitapçıya giderek, ya da bir şekilde kitabı alırken onu da dâhil ederek aşmaya çalışmak en kolayı olsa gerek. Mesela erkek çocuklarının Ben 10 ve benzeri furyalara kapıldıkları dönemde o tür kitapları almak yerine içinde canavarlar olan hikâye kitapları (Gece Gelen Konuklar) ya da cadılı kitaplar (Sakar Cadı Vini) sayesinde bu güdüleri tatmin edilmeye çalışılabilir. En azından ben öyle yaptım.

Anne-babalar olarak çocukları birçok konuda yönlendiriyoruz. Ne yiyeceklerinden, ne giymeleri gerektiğine kadar onların adına birçok kararı biz veriyoruz. Kitap konusunda da bu yönlendirmeyi minimumda tutmaya çalışıyorum. Yeni odalarına kurduğumuz kitapları onların ilgilerini çekecek şekilde, boylarının yettiği yerdeki kitaplara ulaşabilecekleri düzende yerleştirdim. Bu eve geçmeden önce de, Deniz’in odasında kitaplarını görebileceği şekilde yerleştirmeye çalışmıştım. Akşam yatmadan önce oradan iki kitap seçiyor, biz de onun seçtiği kitapları okuyoruz.

Elbette ki bu kitaplık her zaman böyle düzenli durmuyor!

>> Kitap tavsiyesinde bulunur musun? Bulunuyorum ya! Blog yazmaya ilk başladığımda Deniz’in Kitaplığı adı altında evimizdeki kitapları tanıtıyordum. Daha sonra Deniz’in Kitaplığı Hediye Kitap’a dönüştü. Şimdi yayınevlerinin de desteğiyle her hafta bir kitap hediye ediyorum. Buradaki kitaplar ya benim keşfettiğim, ya da yayınevlerinin önerdiği ve sonuç olarak bizim evde okuduğumuz kitaplardan oluşuyor. Elbette bazı kitapları diğerlerinden daha çok seviyoruz. Ya da bazılarını ben beğenmiyorum, ancak çocuklara çok hitap ediyor.

Hediye kitap olarak sunduğum kitaplar evde okuduğumuz ve tavsiye ettiğim kitaplar oluyor. Ancak kitap tavsiyelerimi herhangi bir pedagojik analiz yaparak (“Falanca kitap çocuğun gelişimine katkıda bulunur” gibi) ya da eleştirel gözle (“Yazar burada bazı betimlemeleri çok karamsar bir duyguyla kaleme almış” şeklinde…) yazmıyorum, ki zaten öyle bir donanımım yok. Çocuklarımla okumaktan keyif aldığım(ız) kitaplara anne gözüyle yer veriyorum, o kadar.

Son söz: Ben kitap eleştirmeni değilim. Sadece çocuklarına kitap okumayı seven bir anne, ve çocuk kitaplarından öğrenecek birçok şey bulan bir yetişkinim.

Çocuklarıma kitap okumaya hep çok önem verdim. Bunu da kitap kurdu olan çocuklar yetiştirmek için değil, çocuklarımla birlikte kitap okumayı sevdiğimi fark ettiğim için yaptım. Küçükken annemler bize hiç kitap okumadı, belki de o zamanlar böyle çocuk kitapları olmadığından.

Sanırım çocuklarıma kitap okuyarak ben biraz kendi ihtiyacımı tatmin ediyorum aslında. Laf aramızda, çocuk kitabı okumayı çok seviyorum. En az çocuklarıma okumayı sevdiğim kadar, belki de daha fazla.

28 yorum

  1. Süper olmuş yazı.. Çocuklarımla kitap okumayı çok seviyorum ve çocuk kitaplarına bayılıyorum ..Ve artık çocuğumun özellikle 3. sınıf olanın anne bunun resmini kim yapmış aa bak bu şu kitabıda bu çizer çizmiş çizimleri çok komik bunun yazarı şu bak anne okul kitabımda bu yazarın hikayesi var şu yazar hep okul kitabı yazmış çok merak ediyorum kim sorgulamalara başlaması ise ayrı keyif:))

  2. Belki çocuklarımın sevdiği top listesi gibi liste yapmak güzel olur:))))

  3. Kuzey şu dönem Defne’den edindiği bir huy yüzünden kitap, kağıt yırtmaya merak saldı. 1001 Hayvanı bulun’u kaybettik, çok üzülüyorum, geçici olmasını diliyorum.

    Onun dışında ben her gün okumuyorum, Kuzey isterse okuyorum, haftada 3-4 kez okuyoruz. Pazar günü fuarda olacağız, umarım bu yırtma huyunu baskılayacak hevesi verir bu ortam ona!

  4. Elif Hanım, ben de çocuk kitapları okumayı çok seviyorum, sanırım bu benim de çocukluğumda kitabımın olmaması, ailemin bana gece okuma gibi bir alışkanlıklarınıın hiç olmaması ve ortaokuldaki Türkçe öğretmenimin etkisiyle kitap okuma alışkanlığı kazanıp, para kazanmaya başlayarak haftada bir kitap alıp ,ayda en az 4 kitap okumaya ve kendime kocaman bir kütüphane yapmaya başladım.
    Bebeğim henüz 10 aylık, o doğmadan bile Tüyap Kitap fuarına gidip bir sürü çocuk kitabı almıştım, şuanda halen alıyroum net kitap’in kitaplarını, uçan balık yayın evinin kitaplarını, babay einstein kitaplarını, mandolon yayınlarının kitaplarını çok beğenerek edindim ancak bebeğim kitap okurken en fazla 30 saniye kitaba odaklanabiliyor ,bahsettiğiniz gibi yumuşak kitaplarımız da var onlar ağzından hiç çıkmıyor ,henüz çok erken biliyorum ama bebeğimin kitap okumayı seven bir insan olmasını çok istiyorum. Kitap kurdu olmasa da olur ama; kitap okuma alışkanlığı olan, her daim başucunda okuduğu bir kitabı olan bir birey olsun istiyorum. Umarım olur 🙂

    • Siz kitap okumayı seven bir ebeveynseniz, ve çocuğunuz sizi de kitap okurken görecekse, ve kendisi okumak istediğinde etrafında kitaplar bulabilecekse sanmıyorum ki aksi olsun. 😉

  5. Eline saglik!Yine okumaya doyamadigim bir Elif yazisi..

  6. Elif, cocuklarimizin yaslari hemen hemen ayni oldugu icin, ev ortamlarimiz da cok benziyor. Bizde de ben ogluma okurken kizim da gelip yanimiza oturuyor ve aynen ya kendine kitap seciyor ya da kafasini uzatip benim okuduguma bakiyor. Biz de her aksam okuyoruz. Benim turkce kitaplar icin malesef cocuk kitapcisina gidebilme durumumum yok ama kitaplari ya Istanbul’a geldigimde aliyorum ya da buraya gelen anne bababama siparis ediyorum. Tubitak’in kitaplarini oglum da ben de cok begeniyoruz. Dinozor’un oldugu serideki diger kitaplar da cok guzel. Fransizca kitaplar icin de ya satin aliyoruz ya da kutuphaneye gidiyoruz. Evimize yurume mesafesinde sadece cocuk kitaplarinin oldugu bir kutuphane var. Aksam kitap okuma saatinde de kitap okuyan bensem turkce kitap seciyor, babasi ise fransizca kitap seciyor.

  7. teşekkürler sana elif…tam da benim sorularıma cevap yazmışsın süper oldu bu kuzum 1 yaşına basmak üzere..bu arada bu tarz sorularımız olduğunda foruma mı yazalım yoksa sana direk nasıl yazabilirim?

  8. Merhaba,
    Kuzey 15 aylık. Doktoru 1 yaş kontrolunde söyledi bize, yanında kitap okuyun, sizi örnek alsın diye.
    Ben daha öncesinde almıştım ona. Resimlere bakarak tahminimden fazla ilgiliydi aldığım kitaplara karşı, daha çok küçük olmasına rağmen..
    Uyumadan önce okuyoruz şimdi. Dikkatini çekebildiğim sürece tabii.
    Kütüphane olayına gelince, küçük bir anım var. İlk tanışmam kütüphaneyle, ortaokuldaydı. Öğretmenimiz sınıfça götürdü bizi. Tabii nedir orası bilmiyorum, köyde okudum ilkokulu. Ordaki kitaplardan istediğimizi alabiliyormuşuz. Ben En kalınını aldım. : ))
    sevgiler..

  9. Elif hnm bende size tam soracaktım ne zaman başladınız nasıl dinliyolar vs vs diye siz yazmışsiniz elinize sağlık. Aslında bu hediye kitap olayı çok hoşuma gidiyor kitap kazanamadığımız zamanlar kitapyurdu sitesinden o kitapları satın alıyorum özelikle bugüne kdr en çok severek zewk alarak okuduğum kitap Anneler ve oğulları için bir fincan huzur, Dedem bir kiraz ağacı ve Tulum çalan boğa bayıldım rsmen bunlara

  10. Elif hanım merhaba,yorumunuza ihtiyacım var;benim oğlum 1,5 yaşında ve henüz konuşmaya başlamadı.Heceliyor sadece ve genelde anlamsız.Ancak anlıyor ne dediğimizi,anlamada bir sorun yok.Derdini anlatamıyor sadece.Bütün gün çizgi filim seyrediyor.Televizyonu kapatınca hırçınlaşıp bağırıyor.Anne baba ile iletişim güzel fakat yabancılarla göz temasından kaçınıyor.Dün nöroloğa götürdük otistik özellikler var fakat otistik diyemeyiz kesinlikle dedi.Yarın psikoloğa götüreceğim.Sanırım bir sıkıntı var ama benden mi kaynaklı yoksa televizyondan mı bilemedim.Sizin çocuklarınız ne zaman başladı konuşmaya?Her çocuk farklılık gösterebilir kimisi 3 yaşında konuşur diyorlar.Ben çocuğuma tv izletmekle hata ettim sanıırm.Yani bütün gün TV açık.Çok zararlı olduğunu biliyorum ama faydasını gören de çok fazla.Sizin çocuklar ne kadar seyrediyor gün içinde yani bir sınırlama getiriyormusunuz?Yanıtlarsanız çok sevinirim.

    • Ben size ancak bir anne olarak kendi düşüncelerimi söyleyebilirim. Deniz’e 15 aylıkken TV seyrettirmeye başladım, ki bence o bile erkendi. Dayanabilseydim en az 2 yaşına kadar beklerdim, fakat gün içinde kendime (örneğin tuvalete gitmek için) vakit ayırmam gerekiyordu ve başka türlüsünü yapamadım. Derin’e ise henüz hiç açmıyorum, abisi seyrederken bakıyor, ancak bıraksam seyredecek biliyorum; ilgisi var.

      Bütün gün TV seyretmek değil çocuk, yetişkinler için bile sakıncalı bence. Çocuğunuzun konuşmaya başlamamasının bununla ilgisi var mıdır bilemiyorum, fakat uzun saatler TV seyretmesinin ona faydadan çok zararı dokunacağından eminim. Ben sizin yerinizde olsam günde yarım saatten fazla seyrettirmezdim. Şu anda yaşadığı sorunlar TV kaynaklı olmayabilir, ancak bu kadar çok seyretmesinin hiçbir faydası olmayacağı gibi, ciddi zararları olacaktır.

      • Çok teşekkür ederim Elif hanım.Ben de yoluma bu yorumlarınız ışığında devam edeceğim.Sevgiler…

    • Merhaba Sinem Hanım,

      Televizyonun zararları konusunda çok derin bir bilgiye sahip değilim. Oğlum doğduğunda ilk bir yıl tv izlemedi. Sonrasında büyük tv mizi kaldırdık ama mutfakta küçük bir tv mevcuttu. Her akşam işten eve gelince yemek yerken tv’de otomatik açılıyordu, ta ki bi akşam oğlum “yemek yerken tv izlenir” deyinceye kadar. O gün dönüm noktası oldu ve evdeki küçük tv’yi de kaldırdık. Sadece tv izlememekle ilgili olduğunu düşünmemekle beraber 3,5 yaşındaki oğlumun iki yaşından beri çok güzel konuştuğunu söyleyebilirim. Son bir yıldır evimizde tv yok. Başlangıçta bizi zorladı ama şimdi bizde alıştık. Anne-babalar için yorucu oluyor, ama tv olmayınca interaktif faaliyetlerin sayısı artıyor. Bizim gibi saatli tv izlemeyi beceremeyenlerdenseniz tümüyle kaldırmanızı tavsiye ederim. Farkı mutlaka göreceksiniz. Sevgiler.

      • Çok teşekkür ederim Banu hanım yorumlarınız için.Bu paylaşımlar daha güzel nesiller yetiştirmemiz için çok faydalı olacaktır.

    • soru bize değil, Elif’e sorulmuş ama yine de bir fikir olması açısından cevaplamak istedim. Uzmanlar iki yaşından önce çocuğun tv seyretmesinin hiç iyi bir şey olmadığını söylüyorlar. Benim oğlum 23 aylık oldu ve hala hiç tv izlemedi(zaten evde tv yok ama internetten de çizgi film, film, reklam türü şeyler ya da canlı yayın kanallar açıp izletmiyorum.) Ayrıca çok tv izleyen çocuklarda konuşma geriliği olduğuna dair de bir makale okumuştum. Benim yeğenim de oğlunuz gibi 1,5 yaşını geçti ama konuşamıyor. O da bütün gün tv açık bir evde hayat sürüyor. Tamamen tv etkisi diyemesek de uzmanlar konuşmayı etkilediğini söylüyor. Ama konuşma konusuna bu kadar takılmak da anlamsız geliyor bana, Einstein’ın 4 yaşında konuştuğunu düşünürsek:)

      • Yorumlarınız için çok teşekkür ederim.Bu TV konusuna kalıcı bir çözüm bulacağım inşallah.Yarın için bir psikologtan randevu aldım oğlum için.Yolun başındayken hataları görüp düzeltebilirsem başarılı olacağımı umuyorum.

  11. bence de kitap okumak zamanla oturuyor. Ben oğluma kitap okuduğumu söyleyince de şaşkın şaşkın bakıyorlar. Bu bakış daha çok ” o ne anlar kitaptan, içindeki hikayeden” ya da “sen okurken o durup dinliyor mu ki”den oluşan bakışlar. ama dediğin gibi ben de bez kitaplarla başladım, karton kitaplarla devam ettim. o Kadar çok kelime öğreniyorlar ki kitaplardan. Televizyon seyrettirmekten daha faydalı olduğu kesin. Bence bazen annelerin işine gelmiyor, kendileri sıkılıyorlar 🙂 Misal bizim babamız, oğlum kitap okuma esnasında sürekli başka kitapları da getirince ve henüz cümleleri bitirmeden sayfaları çevirince sıkılıyor: “hadi oğlum annen okusun” diyor:)

  12. kitap okumayı çok seven, hatta abartan, evinde binden fazla kitabı olan biri olarak, 22 aylık oğluma doğduğundan beri kitap okumaya çalışıyorum. Ancak her seferinde dinlemiyor, kaçıyor veya gelip okuduğum kitapları elimden alıyor, okumamı engelliyor. Evde çocuk kitabından geçilmiyor, kitaplarla ilgili sevdiği tek şey sayfaları tek tek incelemek, her sayfaya birkaç dakika bakıyor, son sayfaya da bakıp kapıyor. Örnek alır diyorlar, ben emzizirken bile okurdum, henüz bir faydasını görmedim, inşallah biraz daha büyüyünce sever, okumayı seven bir çocuk olmasını tüm kalbimle istiyorum.

  13. Merhaba,
    Ben ogluma 1 yasindan itibaren kitap okumaya basladim. Ama 1 yasindaki cocugun kitaba ilgisini daha cok resimler olusturuyor, hikayeye cok onem vermiyor. Dolayisiyla, bol resimli ve kalin kapakli kitaplar aliyordum. Genelde de direk kitabi okumak yerine “aa bak burda ne varmis?” diye sorarak onu da kitap okuma surecine dahil ediyordum. Ne zamanki biraz daha buyuyup hikayeye de onem vermeye basladi kitabi direk okumaya basladim. Ama yine de arada kesip ona da soru sorarak. Bence cocugunuza kitap okurken dikkatini toplamasinin en kolay yolu interaktif kitap okumak. Su anda 2 yasinda ve butun gun kitap okuyalim desem hayir demez saniyorum. En sevdigi sey kitap okumak. Bol kitapli gunler dilerim.

  14. Yorumlar için çok teşekkür ederim.Araştıran hergün yenilikleri takip eden ve evlatları için en iyisini isteyen ve uygulayan annelerin buluşma noktası olan Blogcuanneye de teşekkürü borç bilirim.Sevgiler…

  15. Nil daha 2,5 aylık ama ben şimdiden hazırlıklara başladım. ingilizce öğretmeni olduğum ve küçük çocuklara İngilizce öğretimi konusunda eğitimler aldığım için Nil’e max.4-5 yaşına gelene kadar İng. öğretmeyi planlıyorum ve sizin dediğiniz gibi kitap okumanın müthiş bir faydası olduğunu biliyorum. Henüz anlamıyor, ne gerek var diye düşünmesin anneler ve eğer dil gelişimi konusunda bir şeyler yapmak istiyorlarsa mutlaka anlamasa da İngilizce (ya da öğretmek istedikleri hangi dilse) kitaplar okusunlar, şarkılar söylesinler, gece uyurken İng. ninniler, oyun oynarken (TV asla değil) İngilizce şarkılar dinletsinler. Bu konuda çok güzel bir şey yaptığınızı düşünüyorum. Keşke free shipping le Amerika’dan ya da İngiltere’den kitap siparişi verebilsek, o zaman daha da güzel olacak .

    http://nils-mum.blogspot.com/

  16. Kitap okuma alışkanlığı bir çocuk için gerçekten çok önemli,kendimden biliyorum.Annem o zamanlar(’97 yılından sözediyoruz aslında eheh) çocuk kitabı pek bulamadığı için genellikle işiyle alakalı dergileri filan incelermişiz beraber,ama bunun bile bir etkisi olmuş olacak ki 2,5 yaşımda okumayı söktüm.TV’deki çizgi filmler de pek güzel ama kitap kesinlikle başka dünyalara atılan ilk adım,her çocuğun bu adımı olabilecek en erken şekilde atması dileğiyle…hiç bir anne-baba baskısı altında kalmadan tabii ki 😀

  17. Merhaba,
    5,5 yaşındaki oğlum ile yaklaşık 2 yaşından beri kitap okuyoruz. Deniz’in Kitaplığı paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Sayenizde oğlum da yeni kitaplarla tanışacak. Küçük bir ilçede yaşadığımız için siparişi internetten vermek zorunda kaldım ama eminim Kaan kitapları görünce havalara uçacak. Ben de Kaan ile çok severek okuduğumuz bir kitabı paylaşmak isterim sizinle . “Minik Yeşil Kurbağa” – Bir kare ve karenin bölünmesiyle oluşan daha küçük kare ve üçgenlerle resimlendirilmiş, kafiyeli anlatımı olan çok eğlenceli bir kitap-